18 Mart Çanakkale Zaferi

Bugün 18 Mart Çanakkale Zaferinin yıl dönümü. Kısaca;

“Çanakkale Savaşı, I. Dünya Savaşı sırasında 1915-1916 yılları arasında Gelibolu Yarımadası’nda Osmanlı İmparatorluğu ile İtilaf Devletleri arasında yapılan deniz ve kara muharebeleridir.[2] İtilaf Devletleri; Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti konumundaki İstanbul’u alarak boğazların kontrolünü ele geçirmek, Rusya’yla güvenli bir tarımsal ve askeri ticaret yolu açmak, Alman müttefiklerinden birini savaş dışı bırakarak İttifak Devletlerini zayıflatmak amaçları ile ilk hedef olarak Çanakkale Boğazı’na girmişlerdir. Ancak saldırıları başarısız olmuş ve İtilaf Devletleri geri çekilmek zorunda kalmışlardır. Savaş sonucundan iki taraf da çok ağır kayıplar vermiştir.”

Yıllar önce birisi “Çanakkale Savaşı boşu boşuna yapıldı, ne istenilen amaca ulaşıldı ne de doğru bir politikaydı” demişti. Gerçekten Osmanlı’nın bu tutumu yanlış mıydı? Çanakkale’de o kadar ağır kayıplar verilmesine gerek yok muydu?

26 yorum “18 Mart Çanakkale Zaferi”

  1. 1850 li yillarda Paris Anlasmasiyla Osmanli bir Avrupa devleti kabuledilmisti. Avrupa Osmanliya yapilacak saldiriyi kendine yapilmis sayacak ve Osanlinin sinir butunlugunu koruyacakti.
    Netekim bunun geregi olarak Rusyaya karsi birlikte savastik, Yesilkoye kadar gelmis olan Ruslari diplomasi yoluyla Ingiltere geri gondermisti. Isgal amaci olsaydi o zaman cok uygun bir durum vardi.
    Avrupanin Osanliya saldirisinin bir cok nedeni olabilir, ama Paris Anlasmasi gerekce olarak kullanildi. Cunku Osmanli yabanci bir devletin, Almanyanin isgali altindaydi ve hukumet askeri bir dikta ile dusurulmustu. Askeri dikta yonetimi mesru degildi ve Osmanlinin askeri diktadan kurtulma sansi yoktu.
    Canakkale Savasi Istanbulun isgalini onlemek icin yapildi ama savasin sonunda Istanbul isgal edildi. Zaferden bahsedilemez. Fakat yuzbinlerce sehidin kaniyla yailmuìis muhtesen fakat anlamsiz bir destandir, bir zafer degil. Vatan savunmasi mi on plandaydi yoksa Ittihat ve Terakki Partisinin iktidarini mi savunmak on plandaydi? tarisilir. Zira Istanbul isgal edilince askeri dikta da sona erdi.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  2. Yani yıllar önce duyduğum şey kısmen doğru. Belki bu savaşı kazanmamızın psikolojik etkileri olabilir mi daha sonrası için? Kurtuluş savaşı için yani.

    )kapa parantez

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  3. Bir kac konuya degineyim:
    1. Bizim Kurtulus Savasi diye bir savasimiz yoktur. Istiklal harbi Bagimsizlik Savasi anlamina gelir. Ataturkun yaptigi bu tanimlama bilerek degistirilmistir.
    2. Osmanli devleti neredeyse 200 yildir hic savas kazanamamisti. Canakkale Destani, Almanlarin on ayak olmasiyla da olsa oz guvenimizi artirdi.
    3. Askeri dikta ulkeyi ve insanlari sonu belirsiz bir maceraya suruklemis milyonlarca insanin olumune ve ulkenin fakilesmesine yol acmistir.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  4. Savaş politikanın en üst biçimidir… Bu anlamda Çanakkale Savaşının politik nedenleri ve sonuçları tartışılabilir. Ancak Çanakkale 1915’de geçilememiştir. Buradaki yurtseverliği ve askeri dehayı kimsenin tartışmaya gücü yetmeyecektir!…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  5. Kimsenin askeri dehayi ve yurtseverligi tartistigi da yok zaten. Canakkaledeki destan butun ihtisamiyla ortadayken, kim, neden ve hangi cesaretle tartissin? Tartislan sey bosuna akitilmis kanlar, gereksiz tahribat ve ulkenin fakirlesmesi, olumun sinirina varmasidir. Sirf Almanlar istedi diye, Anadolu kadininin dogurdugu cocuklara guvenip, 200 yildir hic bir savasi kazanamamis bir orduyla dunyaya meydan okuma beyinsizligini gosteren bir Enver Pasa sarlatanini tartisiyoruz burada. Yoksa Anadolunun fedakarligini, yurtseverligini ve destanini degil. Keske bu gucu verimli bir alana kaydirabilselerdi.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  6. Bazı kimselerin farkına varılması için birtakım eveliyatın olması gerekiyor. Dolayısıylada bize M.Kemal’i
    kazandıran Çanakkale destanı değilmi ?..
    Hadi sizin deyiminizle istiklal harbinden sonra O güç verimli alana kaydırıldı da noldu ?
    Gazi, “yurtta sulh, cihanda sulh” diyerek ekonomiye yönelmedi mi?
    Ne kadar süre geçti karşı devrimin başlaması için…
    Günümüzde İnönü’yle başlayan eleştiriler adım adım M.Kemal’e uzamıyor mu?…
    Demek ki burda Enver paşa’nın politikalarından ziyade kafaların bize mi ait olduğunu konuşmak gerek
    kafa kiralıksa eğer, ne yapsan nafile…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  7. “Kimsenin askeri dehayi ve yurtseverligi tartistigi da yok zaten. Canakkaledeki destan butun ihtisamiyla ortadayken, kim, neden ve hangi cesaretle tartissin?”

    Peki bakalım… Ancak böyle başlıyor kimi yıpratma çabaları… Sorun eğer o dönemki devlet politikaları ise, bu konuya Çanakkale ile mi başlamak gerekiyor? Yoksa Osmanlı tarihinin doğuş, yükseliş, çöküşü gibi nedenlerle mi başlamak gerekiyor?…

    “Gelinim sana söylüyorum, kızım sen anla” misali, “Ben Enver Paşa’yı, askeri cuntayı eleştiriyorum, olur mu hiç” derken, Çanakkale’nin ve Mustafa Kemal’in yaralanması sanki amaç… “Psikolojik Harp” tekniklerini çağrıştırıyor bu tartışma bende… Biraz üstüne gidince “Yok onu demek istemedim” diye tornistan ederler…

    Tamam, görelim o zaman, buyrun Osmanlı hükümetini eleştirin… Unutmayın onu en sert eleştiren Mustafa Kemal idi; eleştirmekle kalmadı; YAPTI!… Sizin yapmak istediğinizi görelim; buyrun!…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  8. “”Peki bakalım… Ancak böyle başlıyor kimi yıpratma çabaları… Sorun eğer o dönemki devlet politikaları ise, bu konuya Çanakkale ile mi başlamak gerekiyor? Yoksa Osmanlı tarihinin doğuş, yükseliş, çöküşü gibi nedenlerle mi başlamak gerekiyor?”

    “”

    “

    tarihte yaşanmış bir olguya karşı yapılacak eleştiriler neden yıpratma çabası olsun? doğrularınıza karşıt tüm fikirler bir başka habis amaca mı hizmet ededurur hep? taktığınız at gözlüklerinin sonucu olarak o döneme ait yapılacak tüm eleştiriler “asparagas -iftira -yalan” olmak zorundadır değil mi!?. .. nedir o zaman sizin tartışmalara iştirak sebebiniz?

    niyet okumak,insanların yazdıkları içerisinde gizil amaçlar aramaya kilitlenmek nasıl bir psikolojik ruh halidir böyle! siz şu yukarıda yazdıklarınızla tarihe-olgulara bakış açınızın ne denli yanlı-provakatif-militanca olduğunu gösteriyorsunuz..

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  9. “Sizin yapmak istediğinizi görelim..”

    !?

    “o adam”in yaptiklari cöktü

    artik

    atatürk ilke ve inkilaplarina ters düsen fakat uygar toplumlarda uygulanan ne varsa hayatimizi RENKlendirecek..

    ve

    tüsiad´in beyanati “cumhuriyet haric…” okudun sanirim..

    dünya degisti
    türkiye degisiyor
    ya siz ?

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  10. Atatürk ilke ve inkilaplarına ters düşüp uygar toplumlarda uygulanacak şey, karıyı, kızı türbanlamaksa daha çok beklersiniz.

    )kapa parantez

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  11. Marmaramus,

    Bir Azeri ata sözüdür; “Sesin güzel geliyor ama okuduğun kuran olsa bari”

    Ben 50 yaşındayım ve 35 yıldır siyasal bir yaşam yaşadım, bunun hiç değilse 30 yılı evet, tam anlamıyla militanca geçti ve de geçecek. Bu nedenle hangi sözcüğün, vücudun hangi bölgesinden geldiğini çok iyi bilirim. Yine yaşadığım bu militanca süreç nedeniyle de, zaman zaman ağzına aldığın şu provakatifmiş, oportünistmiş bu tür sözlerden dolayı da epey bir eşek eğitmişimdir!
    Yani sesin güzel geliyor ama okuduğunun ne olduğu belli değil senin! Konuşacaksanız omuz üstünden konuşun! Açık olun! Dürüst olun! E mi?!….

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  12. şu her yazıda kendinizi tasvir etmeyi bir köşeye bırakıp mevzuya dair yazdıklarınıza odaklanın derim, zira kim olduğunuz yaşantınız beni ilgilendirmiyor.taraf olduğunuzu belirtmeniz bir sorun teşkil etmiyor fakat unutmayın ki taraf olmanız objektif olmanıza engel olmamalı.

    …kardan adam nickli kullanıcı savaşın gereksizliğini vurgularken eğer bir itiraz geliştiriyorsanız siz, savaşın yani 1. dünya savaşında ittihatçıların taraf olmasının gerekliliğini savunuyor olmalısınız. aynı şekilde canakkale savaşını bir övünç unsuru olarak sunacaksınız sizin anti emperyalist/sosyalist olmanız da tümüyle palavradan ibaret kalıyor ki canakkale savaşı alman emperyalizmin bir sonucu olarak ve tümüyle almanların komutasında gerçekleşmiş bir savaştır.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  13. Siz de her yazınızda kendinizi bir tasvir edebilseydiniz ah… Ah bir kendiniz olabilseydiniz…
    Yine bildik davranışlarınızı sergiliyorsunuz.
    Magazinle felsefe yapılmaz marmaramus…
    Bu tartışmada, Çanakkale’nin etrafının boşaltılması gayreti vardır, buradan gördüğüm budur. Bu halkın moral değerlerine saldırmayı bırakın. Beni de sürekli olmadığım bir kimliği üslenmeye zorlamayın. Kendinizle karıştırmayın beni. Çarpık çurpuk yorumlarınızı kendinize saklayın.

    Sana kim olduğumu ve ne tarafta olduğumu hatırlatmışsam, senin ağzından çıkan “provakatif, oportünist, at gözlüklü” gibi hakaretlerin içindir. Sen bana bunları söyleyecek yaşta, birikimde, deneyimde ve yerde değilsin. Bu yollu bir hakaretine daha önce yanıt vermedim. Sonra sakalı yol bellemeye kalktın… Sürekli hale gelmesin diye uyardığımı söylemeliyim… İnsanları “yalancılık, palavracılık, masalcılık, at gözlüğü takmak, oportünist, provakatör” gibi nitelemeler içine sokan dil sana ait… Elbette bunları da kullanabileceğin yerler vardır. Ancak sen bunları çok kolay kullanıyorsun! Çok Kolay!…

    Bilimsel duruş, düşünüş ve tartışmada kullanılacak bir dilin ne olduğunu da çalışın biraz…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  14. ima yoluyla tarafıma yapılan hakaretler için sadece bir üstteki yazınıza ve de tarzınıza bakmanız yeterli;

    “zaman ağzına aldığın şu provakatifmiş, oportünistmiş bu tür sözlerden dolayı da epey bir eşek eğitmişimdir!

    “

    daha önceki yazılarınızda da beni fetullahçı bile yaptınız. tüm bunlar bir yana yaşınız-birikiminiz bu tür sanal ortamlarda tümüyle ilgisiz anlamsız ayrıntılardır. burada yazan hiç kimsenin ne yaşından ne birikiminden haberdarsınız. bu yüzden burası büyüklük taslanacak yaşından dolayı saygı beklenecek en son yerdir. bu tür sanal ortamlarda kişilere saygı değil, düşüncelere saygı en önemli unsurdur,burada kişi kimliğiyle yoktur nickler vardır,ki sanalın bir avantajı olarak görülmelidir, beni değil düşüncelerimi açılan konu başlığına paralel yazdıklarımı eleştirin ,ancak siz burada kişiyi önce bir yaftalamaya bir kalıba sokmaya çalışıyor ( kim olduğumu merak etmenizin ahllayıp vahhlanamanızın nedeni de budur) sonrasında her ne yazarsa yazsın kalıba soktuklarınız üzerinden eleştiri de bulunuyorsunuz, tüm bunlar açılan konunun kendi içindeki özgüllüğünü yok ediyor. düşünceler değil kişiler çatışır hale geliyor..

    ve siz yaşınız 50 de olsa 20 yaşındaki bir gençten öğreneceklerinizin olduğunu hiçbir zaman unutmayın,bu yüzden şu her seferinde ders veren uslubunuzdan vazgeçin. birikiminiz silahınız değil sizin gelişiminizin sonsuz düzeyde artacak bir parçanız o olarak görün… ve yaşınız gereği değil, düşünceleriniz gereği saygı duyulması gereken biri olmayı bekleyin, anlamlı olan tavır sanaldan beklenecek tutum da budur.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  15. Ne bicim tartisma yontemi bu boyle. Sn. Aktas, ne alaka sizin gecmisiniz? Neden karistiriyorsunuz konuyla alakasi olmayan seyleri? Kimsenin Ataturku yiprattigi da yok. Salla gitsin. Amma demagoji yapiyorsunuz, cok ayip. Lutfen biraz daha ciddiyet.

    Canakkale savasi Ittihatcilarin memleketi ve memleketimizin milyonlarca insan varligini emperyalist Almanyaya peskes cekmesi yuzunden yapilmistir. Soyleyeceginiz varsa buna soyleyin. Kimse sizin ne kisiliginizi ne de gecmisinizi merak etmiyor.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  16. Düşüncelere saygı gerekmez.

    DENİZ GEZMİŞ, YUSUF ASLAN VE HÜSEYİN İNAN’IN ÖLÜM CEZALARININ YERİNE GETİRİLMESİNE DAİR KANUN TASARISINA VERİLEN OYLARIN SONUCU:

    Üye sayısı: 450
    Oy verenler: 323
    Kabul edenler: 273
    Reddedenler: 48
    Çekinserler: 2
    Oya katılmayanlar: 118
    Açık üyelikler: 9

    CHP tam kadro reddetmiştir. İktidar partisi AP ve diğer faşist dinci tüm kesim EVET oyu vermiştir.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  17. Agnostik yazdi;”..CHP tam kadro reddetmiştir…”

    kuyruklu yalan,bosuna ugras mizrak cuvala sigmiyor..

    buyrun: “Simurg Zine”den

    TBMM’de gerçekleşen idam görüşmeleri ve oylamalar, BDS yayınlarının 1988 Mayıs baskısında “Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, İdam Görüşmeleri” adlı kitapta yayınlandı.

    İdamlara evet diyenler arasında 28 tane CHP’li de vardı.

    BİA Haber Merkezi-İstanbul, 08 Mayıs 2001, Salı günü bu listeyi geniş bir çevreye ulaştırdı..

    Bianet’te yayınlanan listede milletvekillerin partileri belirtilmiyordu; Simurg tarafından onlar da eklendi.

    Böylece hangi partiden kaç kişi idamlar lehine,
    kaç kişi aleyhine oy verdi, kaç kişi çekinser kaldı, kaç kişi de oylamaya katılmadı ortaya çıkmış oldu.

    Üye sayısı: 450
    Oy verenler: 323
    Kabul edenler: 273
    Reddedenler: 48
    Çekinserler: 2
    Oya katılmayanlar: 118
    Açık üyelikler: 9

    kabul eden CHP´li : 28 (ben 24 saydim) red eden CHP´li:48

    1-Fazıl Güleç (CHP),
    2-Küçüktepepınar (CHP),
    3-Emir Halil Postacı (CHP),
    4-Kemal Satır (CHP),
    5-İbrahim Sıtkı Hatipoğlu (CHP),
    6-Hasan Ali Gülcan (CHP).
    7-Nurettin Sandıkçıoğlu (CHP),
    8-Hayrettin Hanağası (CHP).
    9-Şevket Asbuzoğlu (CHP),
    10-Ali İhsan Göğüş (CHP),
    11-Mustafa Kemal Çilesiz (CHP),
    12-İbrahim Kayhan Naiboğlu (CHP),
    13-Necati Alp (CHP),
    14-Nurettin Özdemir (CHP),
    15-Hüsnü Özkan (CHP),
    16-Turhan Özgüner (CHP).
    17-İsmail Arar (CHP),
    18-Şevket Adalan (CHP),
    19-Burhanettin Asutay (CHP),
    20-Osman Yeltekin (CHP).
    21-İrfan Baran (CHP),
    22-Ali Erbek (CHP),
    23-Mehmet Nuri Kodamanoğlu (CHP),
    24-Mustafa Boyar (CHP),

    **

    buyrun; “AlevilerBirligi-Bagimsiz Alevi Halk Hareketi”den

    Deniz Gezmiş ve iki arkadaşı
    idam edildiğinde Başbakan, CHP’li Nihat Erim’di.

    Hükümet üyelerinin önemli kısmı sol eğilimli idi.

    İdam kararı veren askeri mahkemeydi.
    18 idam kararı Askeri Yargıtay’a gitti. 15 idam cezası bozuldu.

    Üç idam
    cezasının infazıyla ilgili kanun maddesi ise TBMM ve Cumhuriyet Senatosu’nda sadece AP’lilerin değil, CHP’lilerin de oylarıyla kabul edildi.

    CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’nün idamları engellemek için büyük çaba gösterdiği iddiası bazı sol çevrelerce bile kabul edilmez.

    Buna göre
    kendilerini 27 Mayısçı olarak niteleyen bazı çevreler idamların vebalini sadece Adalet Partisi’ne yüklemeleri ve 27 Mayıs’ın bir intikamı olarak sunmaları bir yalan kılıfı, hatta bir örtbas orkestrasıdır…”

    İsmet Paşa,
    idam kararları Meclis’e geldiğinde bağlayıcı grup kararı almadı.

    Paşa’nın
    tek yaptığı, Meclis kararını Anayasa Mahkemesi’ne götürmek oldu.

    Mahkeme,
    kararı usül yönünden bozdu. Karar, Meclis ve Senato’da ikinci kez onaylandı.

    Davacı konumdaki
    İsmet Paşa’nın ikinci kez Anayasa Mahkemesi’ne başvurması bekleniyordu.

    Ama Paşa başvurmadı, davayı yarıda bıraktı.
    Meclis’teki oylamada 144 CHP’liden idamlara hayır diyenlerin sayısı 47 idi.

    Senato’da 34 üyesi bulunan CHP’den idamlara hayır diyenlerin sayısı ise 18 idi.

    Mart 1972’deki oylamada, İsmet Paşa sinirlenerek oylamaya katılmamıştı…”

    DENİZ GEZMİŞ:

    “…Yoksula gülmedim,
    zenginliğe özenmedim,
    faşistleri sevmedim,
    ezilenleri dövmedim,
    ben Devrimci doğdum,
    Devrimci öleceğim…”

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  18. Ne saçmalıyorsun kardeşim ?

    İsmet İnönü, Bülent Ecevit RED OYU vermiştir.
    İsmet İnönü, TBMM’de ve idamlar hakkında konuştu: “… Siyasi suçlar için idam olmaması fikrindeyim, bunu kaldıralım. Dünyada memleketler var ki idam cezasını büsbütün kaldırmışlardır.” 22 Ocak 1972 (oylamadan önce)

    Kabul edenler 278 (toplam chp’li milletvekili kaç ?) Hangi uzayda yaşıyorsun?

    12 Ekim 1969 Milletvekilliği Genel Seçimlerinde, İktidardaki AP %46,5 oy alarak 256 milletvekilliği kazandı ve tek başına iktidarını sürdürdü. Buna karşın CHP %27.3’le 143 milletvekili kazanabilmişti. 12 mart 1971 de askerler kabine kurma görevini eski chp li Nihat Erim’e verirler. Ecevit kabineye katılmaya karşıdır. Buna karşın İnönü destek vereceğini söyler. sadece 5 bakanlık verilir. (Muhafazakarlar herzamanki gibi parsayı toplamıştır.) Ecevit’in bu çıkışı sonucu CHP 73 seçimlerini kazanır. Kazanmasına kazanır da %33 yeterli değildir. MSP isimli faşolarla işbirliği yapmak zorunda kalır. Muhafazakarlar kilit noktaları gene ele geçirmiştir.

    HERŞEYİNİZ YALAN DOLAN…

    Faşistleriniz hep görevdeydi …

    Mesela : Beşir Atalay : 1972 yılında burslu olarak okuduğu İçişleri Bakanlığında bir süre görev yaptı.
    1985-1992 yılları arasında, Başbakanlık, Devlet Planlama Teşkilatı, Sosyal Planlama Daire Başkanı olarak görev yaptı.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  19. Agnostik sen “..CHP tam kadro reddetmiştir…” demissin

    ben aksini savunuyorum ve asagida ismi yazili CHP´liler kabul oyu vermistir diyorum bi itirazin var mi yok mu ? lafi eveleyip geveleme..

    ha

    bi de
    hasan cemal´in yazdigi”kimse kizmasin kendimi yazdim” kitabini okumani tavsiye ederim deniz gezmis ve arkadaslarini nasil kullandiklarini anlatiyor ve daha neler..

    slm.

    **

    deniz gezmis ve arkadaslarin idam edilmesi icin mecliste evet oyu veren CHP´liler;

    1-Fazıl Güleç (CHP),
    2-Küçüktepepınar (CHP),
    3-Emir Halil Postacı (CHP),
    4-Kemal Satır (CHP),
    5-İbrahim Sıtkı Hatipoğlu (CHP),
    6-Hasan Ali Gülcan (CHP).
    7-Nurettin Sandıkçıoğlu (CHP),
    8-Hayrettin Hanağası (CHP).
    9-Şevket Asbuzoğlu (CHP),
    10-Ali İhsan Göğüş (CHP),
    11-Mustafa Kemal Çilesiz (CHP),
    12-İbrahim Kayhan Naiboğlu (CHP),
    13-Necati Alp (CHP),
    14-Nurettin Özdemir (CHP),
    15-Hüsnü Özkan (CHP),
    16-Turhan Özgüner (CHP).
    17-İsmail Arar (CHP),
    18-Şevket Adalan (CHP),
    19-Burhanettin Asutay (CHP),
    20-Osman Yeltekin (CHP).
    21-İrfan Baran (CHP),
    22-Ali Erbek (CHP),
    23-Mehmet Nuri Kodamanoğlu (CHP),
    24-Mustafa Boyar (CHP),

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  20. Yani ?

    278 kişide 24 kişi midir herşey ?

    Ne diyorsun ya ?
    Anlı şanlı muhafazakar faşolarınız görevde değil miydi yani ?

    Ne diyorsun allahın faşosu ?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  21. Marmaramus,
    Verdiğin örnek, senin hakaretlerinin (ki ilk defa orada yanıt verdim)aramızdaki tartışamayı getirdiği yerdir. Ok yaydan çıktıktan sonra kıymeti yok. Hala tahrik edici konuşuyorsun. “Ahladığım vahladığım” falan yok benim. Oradaki “ah” sözcüğü sizin yapamadıklarınızı anlatan bir vurgudur. Bir diğer nokta ben hala bırak 20 yaşını, ana sınıfındaki çocuklardan da bir şey öğrenebileceğimi biliyorum ve öğreniyorum da… Orada kimseyi küçümseme yok. Ancak senin sözlerindeki hakaretlerin muhatabı olmayacak kadar yaşadım ben bu yaşamı. Hakkını vererek. Sen yaşını başını açıklama, buna gerek yok, ben anlıyorum senin kaç yaşında olduğunu. Sen anlamadığın için belki yaşımı söylemem gerekti. Sen “nick” olabilirsin ben bir kimlik taşıyorum ve taşıdığım kimlik ile buradayım. Sen bu kimliğe bunları söyleyemezsin. Hem bu kimliğin yaşadığı hayat nedeniyle söyleyemezsin hem de bana oportünist, provakatör diyebileceğin bir davranışım olmadı sana karşı. Bu yüzden bu sözlerine bu kez sert yanıt verdim. Daha sert de konuşabilirdim. Geçmişte bu tür davranışlara olan tavrımı söylemekle yetindim.

    Kardan Adam,
    Ben nerde demogoji yapmışım? Tartışmanın tek muhatabı ve katılanı siz misiniz? Siz üstüne alındığınız kadarını yanıtladınız ve ben de sizin igilendiğiniz bölüme “peki”dedim. Ancak daha ikinci temasta “demogoji” ile beni suçluyorsunuz. Nerde benim demogojim? Yavaş olun. Bu hızınız ürkütücü…

    Ben sanal alemi sanal olarak görmüyorum. Gerçek yaşamda nasıl isem burada da öyle davranıyorum. Kimse kendi rahatsızlığını benim üzerimden haracamaya kalkmasın.

    Yine burada da “düşünceler önemli, nicklerin bir anlamı yok” falan gibi bir anlayışın anlayışsızlığı sızlanmaktadır. İnsansız düşüncelerin de düşünce olmadığını söylüyorum. Bir düşünceyi dile getiren şahsın yaşamı da düşünceyi değerlendirirken göz önüne alınması gereken bir kriterdir. Bu kriterin bazı “geyiklerde” önemi yoksa da, bazı “düşüncelerde” önemi vardır. Bazıları bu destekten mahrumdur. Kendi sorunudur.

    Daha önce bir çok tartışmada altını çizdim; Emperyalizmin uzun zamandan beri bu ülkede, bu halkı bir arada tutan, ulusal, dini, ahlaki, tarihi, geleneksel olan bir çok değere saldırısı var. Bu saldırılar her koldan yapılmakta. İşgalcilere, sömürüye karşı “resistans” oluşturabilecek her türlü unsur yok edilmeye çalışılmaktadır. “18 Mart Çanakkale Zaferi” başlıklı bu tartışmada bir takım söylemlerin bana bu sinyalleri vermesi üzerine bir yorum yazdım ve konu buraya kadar geldi…

    Herkes neyi nasıl anlarsa anlasın. Biz dün ve bugün bu halkı kimlerin sırtından vurduğunu ve bunların ağzındaki balın ardında hangi iğnenin olduğunu gördük. Yarın da kimlerin bunu yapacağını az çok kestirme gücüne sahip olduk.
    Yaşımızın tek avantajı budur belki.
    Yoksa kimseyi küçümsemedik.
    Yanıldık mı?
    Yanılmış olalım… Ben bazen yanılmayı da severim… Bunu zamana bırakalım. Ancak sözcüklere dikkat edelim..
    Şeyh Bedrettin: Söz ağızdan çıkana değin, insan söze hakimdir. Ağızdan çıktıktan sonra ise, söz insana hakim olmaya başlar…

    Hoşcakalın…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  22. Salla gitsin Hüseyin…

    Faşolara, kapitalin uşaklarına dert mi anlatacan ?

    Dert onlara ve çocuklarına kalsın….

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  23. “278 kişide 24 kişi midir herşey ?…..”

    24 fasist desteklemek ile 278 fasist desteklemek arasinda fark yok..

    Agnostik sen “..CHP tam kadro reddetmiştir…” dedin di
    bende bunun bir düzmece oldugunu yazdim E “24 kişi midir herşey” dedigine göre chp´nin tam kadro hayir oyu vermedigini itiraf etmis oldun böylece..:)

    ayrica
    tüh gözümden kacmis pardon”diyecegine kalkmis yalanina bahane ariyorsun sasirmadim tabi sagci/solcu fasist kemalist´in huyudur..

    “Ne diyorsun allahın faşosu ?……..”

    heh heh

    benim ne dedigim ortada ama senin ne dedigini UZMANa sormak gerek..:))

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  24. Düzmece olan her türlü MUHAFAZAKAR eylemi kemalizme maletmen… Artık öylesine saçmalıyorsun ki dayanacak yerin kalmadı. Bak arkadaşın çalışıyor; gider ayak laik ilahiyatçılara da düğüm attı… Yakında tüm muhalifleri içeri tıkarsınız demokratsınız ya…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  25. Kassandra Hristiyan inancına göre tek bayan peygamber olarak tanımlanır. Hristiyan inancına göre bayan peygamber kimseyi inandıramadığı için gelen peygamberler hep erkek cinsinden olmuş.

    Kassandra aslında Truva kralı Priamos’un kızlarından biridir. Ağabeyleri Hektor, Troilos ve Paris, kızkardeşi Poliksene idi. Tanrı Apollon Kassandra’yı geleceği görebilme yeteneği ile donattı. Buna karşılık ona hiç kimse inanmayacaktı. Bu da onun kaderiydi. Kassandra Truva’nın acı geleceğini adım adım görüyordu, ama yaptığı bütün önerileri reddiliyordu.

    Atina’lı Agamemnon Truva’yı ne bahasına olursa olsun almaya and içmişti. Bu amaçla kızlarının en güzelini, İfijeni’yi tanrılara kurban etmişti. On yıl süren kuşatmaya rağmen bir türlü Truva direnişini kıramıyordu.

    Paris, yaptığı ticari seyahatlerinden birinde Isparta kralı Menelaos’un dillere destan güzel karısı Helen’i kaçırmış, böylece Truva’nın intikamını almıştı. Çünkü yıllar önce Isparta’lı Telamon, Truva kralı Priamos’un kızkardeşi Hesione’yi kaçırmıştı. Ne var ki Paris Güzel Helen’i Truva’ya getireceğine, yolda rastladığı firavunun adamlarına çok yüksek bir fiata satmış, çok karlı bir alış veriş yapmıştı.

    Truva yöneticileri bu olayı uzun uzun tartıştılar. İki ucu boyalı deynek, Helen’i sattık deseler kimse inanmayacak. Hazır herkes Helen’i Paris’in kaçırdığına inanmışken oyunu devam ettirmeye karar verdiler. Böylece “Helen elimizde” imajı yıkılmamış, intikam alınmış ve Truva’nın alnına sürülen kara leke de temizlenmiş olacaktı.

    Bu karar Truva’nın sonu oldu. Atina’nın yanı sıra, Atina’nın can düşmanı Isparta’lı Menelaus da, aradaki düşmanlığı unuttu ve Truva kuşatmasına katıldı. Bu olay antik Helen kent devletleri arasındaki ilk ve son ittifak sayılabilir. İnsan azmanı Aşil kuşatmayı kaldırmaya karşı Kassandra’nın kız kardeşi Poliksene ile evlenmek istiyordu. Truva’lılar Aşil’e Hayvan Aşil lakabını takmışlardı. Tapınaktaki evlenme töreninde, Paris Aşil’i pusu kurarak öldürdü.

    Truva’lılar Aşil’in ölümüyle işgalden kurtulacaklarını sanıyorlardı, ama yanıldılar. Kassandra tahta atı içeri almamaları için çok yalvardı, ama kimseyi ikna edemedi, çünkü kimse ona inanmıyordu. Zavallı Kassandra olacak herşeyi bile bile bu kötü sonuca katlandı. Çektiği acıyı tahmin etmek güç olmasa gerek. Kassandra’nın son sözleri şöyle oldu:

    “Kahramanlara ihtiyacı olan bir çağın karşısına çıkarabileceğiniz hiç bir şey yoktur”

    Keşke kahramanlara hiç bir zaman gerek duymasak

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.