Ama hangi Taha Akyol?

Sorup duruyor: Ama Hangi Atatürk? Mazallah biri cevap vermeye kalksa!.. Muhafazakarı mı,
liberali mi, yoksa Atatürksüz Türk milliyetçiliği yapan Taha Akyolu mu muhatap alacak?
Aslında çok takdir ediyorum; elalem ne der... meselesine hiç takılmıyor.
Hiç, Çelişki, faydacılık mevzuları derin, balıklama atlayıp boğulmak da var hesabı yapmıyor… Ben dahaAma Hangi Atatürk?diyemeden adamın biri çıkar daAma hangi Taha Akyoldiye sorar diye paniklemiyor…
Boşuna cevap vermeye kalkmayın. Hangi Atatürk değil zaten sorunu. Bir tatminsizliğin ifadesi olarak Ama hangi Atatürk?
Ebelemeye çalıştığı eser değil, eseri meydana getiren zihniyet. Dön dolaş Islak imza hangi elin ürünü meselesi işte. Ama hangi cumhuriyet?
Türkleşerek, Osmanlıda müslüman kavramına dayandığı için olmayan Kürt Meselesini yaratan Cumhuriyet mi?Orhan Pamuktan hallicesi yani…
Madem Resmi ideolojinin örtbas ettiği gerçeklerin peşindesiniz. Yolunuz açık olsun. Yolunuz açık olsun ki, devşirme saray tarihçilerinin, menfaatperest vezirlerin, siyasi iktidarların doldur boşaltlarıyla hazırlanan okul kitaplarının dayattığı ayrılıkları da sorgulayabilin…
Bir gün de Ama hangi Türk? diye sorun mesela… Ya da Ama hangi Müslüman? kurcalayın bakalım…
Olmaz mı diyorsunuz? Neden?
Hoşgörü ve diyalog ortamında mozaik içinde mutlu ve mesud yaşadılar masalı elinizde patlarsa çok mu kızar iktidarlı abiler?
Kurduğu devletin zulmünden kaçmak için kendi kendisine tehcir uygulayan, takıye ile derebeylerine sığınan mazlum insan hikayelerini mi anlatmak zorunda kalırsınız?
Başını kes, kanını dök, üzülme, Baban bile olsa Türkü katletdiyen saray dalkavuklarını anmak mı gerekir?
Kırmızı başlıklı Türkmenlerin, padişah fermanıyla
Kızılbaşlara kılıç sallayarak Allaha gaza ve cihad, devlete kulluk ederlerse ödüllendirilecekleri vaad edilen kürt beylerinin önüne nasıl atıldığını görmek irkiltici mi olur?
Devşirme vezirler saltanatlarını sürdürebilsin diye sırayla Türklerin önce dillerinin, sonra topraklarının, sonra inançlarının, sonra da yaşam haklarının ellerinden alındığı, Etrak-i bi idrak diye hor görüldükleri mi çıkar ortaya?
İslamiyetle tanıştıktan sonra Kuranı Kerimden anladığını, anlatılanı yaşamaya çalışan o naif kültürün, siyasi hesaplarla nasıl yozlaştırıldığı, nasıl Arap emperyalizminin taşeronu yapılmak istendiği mi gelir akla?
Olsun varsın! Tarihin gerçekleriyle yüzleşmek değil miydi maksadınız?
Bu tarihi gerçekleri
Türk Milliyetçisihaykırmazsa, kim haykıracak dünyaya?
Kim kıracak Türk kimliğine takılan asırlık prangaları?
Türklük gurur ve şuuru…diye başlamıyordu sizin hikayeniz?
Bu kadarını dahi söyleyemeyecekseniz ne diye hala
12 Eylül döneminde MHP İdare Kurulu Üyesi olarak ünlü MHP davasında idamla yargılanan ve 14 ay hapis yatan Taha Akyoldiye anons ettiriyorsunuz kendinizi?Eğitipsokağa saldığınız binlerce cana yazık. Yoksa onlara da böyle mi anlattınız Türk Milliyetçiliğini? Bu yüzden mi çileye talip olmalıydı ölüme koşan binlerce genç? Bir Türk devletinde, Türk olmanın neden bedel ödemeyi gerektirdiğini sorgulamamak için mi?
İdeolojiler tuzak diyorsunuz ya kimi zaman yazılarınızda, yoksa ipin ucunu bahane ederek Türk Milliyetçiliğinin içini boşaltmak, Atatürksüz, Türksüz, tarihsiz, kimliksiz bırakmak, genetiğiyle oynamak, devletiTürkleşmekleitham eden milliyetçiler yetiştirmek de tuzak mıydı?
İyi ama kimin tuzağı?
++++++
Atatürk
ü daha çok okuyacaksınız
Ünlü Amerikalı gazeteci Clarence Streitin 88 yıl önce Mustafa Kemalle yaptığı söyleşinin, o gün bugündür açıklanmayan notları…
Streit, Tarih Mustafa Kemal Paşayı yeni Türk devletinin kurucusu olarak tanıyacakdiyor ve onu şu sözlerle tanımlıyor: Kendine güvenen biri. Yakışıklı, idealist, hayallerini gerçekleştiren bir hayalperest. Kültürlü, hep iyi giyiniyor. Anadan doğma bir centilmen. Nazik. Doğuştan lider. Onunla konuştuktan sonra halkının ona neden güvendiğini anladım.
İlginç olan, bu söyleşinin daha Kurtuluş Savaşının başında yapılmış olması. Ortada henüz ne Sakarya Zaferi var ne Büyük Taarruz. Ve o gazeteci, o gün karşısında, geleceği belli olmayan herhangi bir generali değil,Yeni Türk devletinin kurucusu`nu görebiliyor. Görebiliyor, çünkü söylediklerini, planladıklarını birer birer gerçekleştirecek irade ve kararlılıkta bir liderle konuşuyor. Görebiliyor, çünkü ülkesini işgal eden düşmanı kovmak için kolları sıvayan bir askerin, aynı zamanda ülkesini ve halkını, tarihin çarkları doğrultusunda ileri götürecek düşüncelerin sahibi olduğunu da görüyor.
Böyle bir kişiyi yaşamdan silmek mümkün mü?
Gelecek günlerde daha çok Atatürk okuyacak, Atatürk duyacak, Atatürk göreceksiniz.
* Hikmet Bila/ Vatan

15 yorum “Ama hangi Taha Akyol?”

  1. Taha Akyol ve Hangi Atatürk

    Taha Akyol, bildiğiniz gibi yeni yayınladığı “Ama Hangi Atatürk” kitabıyla gündeme oturdu. Kitapla ilgili eleştirimizi geçtiğimiz sayıda İnan Kahramanoğlu’nun yazdığı yazıdan okumuştuk.

    Baştan aşağı Atatürk hakkındaki bir dolu zırvadan sonra Akyol, Atatürkçülük diye bir ideoloji olamaz sonucuna varıyordu. Üstelik referans olarak da Atatürk’ün kendi yazdığı Nutuk’u değil Kazım Karabekir’in anılarını alıyordu. Yani Atatürk hakkında hüküm verirken bile Atatürk’e söz hakkı tanımıyordu.

    Kitabın yayınlanmasının ardından belli çevreler hemen bir tartışma ortamı hazırladılar. İkinci Cumhuriyetçi malum koro, mal bulmuş mağribi gibi kitabın üstüne atlayıp, Atatürk’ü ve Atatürkçülüğü karalama kampanyasına dönüştürdüler. Medyada yer alan bazı haberlere göre Taha Akyol bu kitabı Attila İlhan’ın “Hangi Atatürk” kitabına cevaben yazmıştı. Zaten şu sıralarda da Taha Akyol kanal kanal dolaşarak Atatürkçülüğün neden bir ideoloji olamayacağını anlatıp duruyor.

    İşte tam bu noktada bizim devreye girmemiz kaçınılmaz. Atatürkçülüğü bir ideoloji olarak benimseyip o ideoloji etrafında siyasi bir hareket kurma çabasına girişen TÜRKSOLU, Atatürk’e karşı yürütülen bu saldırıyı göğüsleyip püskürtebilecek tek güç. Bu nedenle, belki değmez ama, bu hafta da Taha Akyol üzerinde biraz daha duracağız.

    Daha önce de çeşitli vesilelerle ülkücü eskilerinin belli bir dönüşüme, siz döneklik olarak da okuyabilirsiniz, uğradıktan sonra Atatürk düşmanı, Türklük düşmanı bir role büründüklerinden bahsetmiştik. Kimisi Fethullahçı olur AKP’nin kapı kulluğuna soyunur, kimisi “PKK’lılar da şehidimizdir” deyip Kürtçülüğü meşrulaştırır.

    Taha Akyol’un ise bunlar arasında farklı bir yeri var. Çünkü önümüze fikir adamı diye sürülen bu şahısta ne fikir vardır ne de diğeri. İşte bu yüzden biz de “Evet ama hangi Taha Akyol” sorusunun cevabını bulmaya çalışacağız.

    Orducu Taha

    Taha Akyol biliyorsunuz bugünlerde Ordu karşıtı fikirlerle karşımıza çıkıyor. “Aman Ordu siyasete müdahale etmesin” serzenişleriyle AKP’nin kalkanı vazifesi gören Taha Akyol geçmişte Ordu müdahalesini candan isteyenler arasındaydı. 80 öncesinde terör ortamını bahane eden Taha Akyol, Ordu’nun sıkıyönetim ilan etmesi için Hergün gazetesi aracılığıyla yoğun bir propaganda yapıyordu.

    Devir devir Taha Akyol

    Taha Akyol’un geçmişinden bugüne çıkacağımız kısa bir yolculuk sorumuzun cevabı için gerekli bazı ipuçlarına ulaşmamızda yardımcı olacaktır.

    1946 yılında Yozgat’ta doğan Akyol, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. Taha Akyol ile ilgili en çok anlatılan hikayelerden biri Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey ile ilgili olanıdır. Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey’in hikayesini bilmeyen yoktur ama kısaca hatırlatalım. Ermeni Tehciri sırasında ölen Ermenilerden dolayı sorumlu tutulan Kaymakam Kemal Bey, yabancıların baskısı sonucu Yozgat İstinaf mahkemesinde yargılanır. Neticede Kemal Bey beraat eder ama özellikle Fransa bu işin peşini bırakmaz. Bu kez İstanbul’da bir yargılama yapılır. Bu sefer suçlu bulunan Kemal Bey 10 Nisan 1919 günü Beyazıt Meydanında idam edilir. Kaymakam Kemal Bey’in idam cezası almasında en büyük pay ise işgal kuvvetlerinin isteği doğrultusunda yalancı şahitlik yapan Yozgat Müftüsü Hulusi Efendi’nindir. İşte bu Hulusi Efendi, rivayete göre Taha Akyol’un amcasıdır.

    Taha Akyol’un tutarlı olduğu tek nokta sanırım sağcılığıdır. Adalet Partisi (AP)’nde başlayan serüveni, MHP’de devam etmiştir ve 12 Eylül sonrasında MHP’deki aktif görevi sona erene kadar da uzun yıllar MHP’ye yöneticilik düzeyinde hizmet etmiştir. MHP’nin 80 öncesinde parti yayın organı olan Hergün gazetesinde günlük köşe yazıları yazan Akyol, ülkücü camianın o zamanki en büyük ideologu olarak ön plana çıkmaya çalışır.

    MHP’li Taha Akyol

    Taha Akyol bir yazısında MHP’li olmasının hikayesini anlatır. 28 Ocak 1977 tarihinde Hergün gazetesinde yazdığı “MHP ve Gençlik” başlıklı yazısında, daha önceki dönemde AP’li olduğunu, Yeni İstanbul gazetesinin liberal görüşlerini dünya görüşünün kaynağı olarak kabul eden Akyol, gazetede yer alan kapitalizmi göklere çıkaran yazılarından nasıl etkilendiğini anlatıyor.

    1964’te Alparslan Türkeş’in CKMP’ye girmesiyle o yöne doğru kaymaya başlamış. Çünkü Türkeş’in 9 Işık’ından biri toplumculukmuş. Hem liberal hem toplumcu nasıl olunabiliyorsa Akyol’unki öyle bir yolmuş işte.

    Bu arada solcuların Türkeş’i Hitler’e benzetmesine bir taraftan bozulan Akyol, bir taraftan da Hitler’i merak etmeye başlamış. Hitler’in “Kavgam” isimli kitabını edinen Akyol, kitabı okumuş ve etkilenmeye başlamış. Daha sonrası ise “Karagömlekliler İhtilali”adlı kitabı da okumaya başlayan Akyol, gittikçe faşizanlaşan bir yola girmiş.

    Taha Akyol, Türkiye’de sağ-sol kavgasının zirveye çıktığı dönemde MHP’nin günlük yayın organında yönlendirici yazılar yazarak ve MHP’nin Genel İdare Kurulu’nda (GİK) görev alarak önemli roller üstlenmiştir. Ayrıca Akyol’un partinin eğitim bürosunun başında olduğu da biliniyor.

    O günler Türkiye’nin en acı günleri olarak hafızaları kazındı. Günde ortalama 15-20 kişinin sokak ortasında öldürüldüğü günlerdi ve Taha Akyol da taraflardan biri olan MHP’nin tepesindeki isimlerinden biriydi.

    Bir röportajında “benim yazılarımdan dolayı bir ülkücü bile ölmedi” gibi laflar etmişse de buna ülkücüler de dahil kimseyi inandıramamıştır. 12 Eylül’den sonra ise “MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası” kapsamında idamla yargılandığını da hepimiz biliyoruz. Bu anlamda Taha Akyol, 80 öncesindeki terör ortamının baş sorumlularından biridir.

    Taha Akyol, MHP’li Hergün’ün başyazarıydı.

    Faşist Taha

    Taha Akyol, Türkiye’de sağ-sol kavgasının zirveye çıktığı dönemde MHP’nin günlük yayın organında yönlendirici yazılar yazarak ve MHP’nin Genel İdare Kurulu’nda (GİK) görev alarak önemli roller üstlenmiştir. Ayrıca Akyol’un partinin eğitim bürosunun başında olduğu da biliniyor. 12 Eylül’den sonra ise “MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası” kapsamında idamla yargılandığını da hepimiz biliyoruz. Bu anlamda Taha Akyol, 80 öncesindeki terör ortamının baş sorumlularından biridir.

    Antikapitalist, antiemperyalist Taha Akyol

    Yine Akyol’un 80 öncesi yazılarından öğreniyoruz ki kendisinin antikapitalist ve antiemperyalist bir geçmişi de varmış. Liberal bir antikapitalistlik ne biçim bir şeyse Taha Akyol da o dönem öyleymiş.

    29 Nisan 1977 günü Hergün’de yayınlanan “Kapitalizm Komünizm ve Biz” başlıklı yazısında “Kapitalizmle bizim milliyetçiliğimiz bağdaşır mı?” sorusunu “Komünizmle ne kadar bağdaşmazsa, kapitalizmle de o kadar bağdaşmaz” diye cevaplıyor. Ancak kapitalizmin karşısına neyi koyuyor diye soracak olursanız onu bilmiyorum. Çünkü yazmamış. Yazıdan herhangi bir ipucu da çıkmıyor. Biz kapitalizme karşıyız. Bitti. Niye karşısın? Cevap yok. Alternatifin nedir? Yine cevap yok. Ancak ilköğretim çağındaki çocuklar da bilir ki kapitalizmin karşıtı dünyanın her yerinde sosyalizmdir. Bütün hayatı sosyalizme karşı mücadeleyle geçmiş Taha Akyol için çıkar yol ne peki?

    Taha Akyol’un antiemperyalistliği de benzer bir hikaye. Hem liberal olacaksın, hem sol düşmanı olacaksın ama aynı zamanda antiemperyalist olacaksın. İşte bu da tam Taha Akyol’luk bir vaka. Hem Amerika’nın kucağında Türkiye’deki gerçek yurtseverler olan devrimcilere, antikapitalist, antiemperyalist gençlere savaş açacaksın hem de antiemperyalist ayağına yatacaksın. Yok öyle yağma, yemezler Taha Bey.

    “Ordu Göreve”ci Taha Akyol

    Taha Akyol biliyorsunuz bugünlerde Ordu karşıtı fikirlerle karşımıza çıkıyor. “Aman Ordu siyasete müdahale etmesin” serzenişleriyle AKP’nin kalkanı vazifesi gören Taha Akyol geçmişte Ordu müdahalesini candan isteyenler arasındaydı. 80 öncesinde terör ortamını bahane eden Taha Akyol, Ordu’nun sıkıyönetim ilan etmesi için Hergün gazetesi aracılığıyla yoğun bir propaganda yapıyordu. Kendisinin de üyesi bulunduğu MHP Genel İdare Kurulu, Ekim 1978’de yapılan toplantı sonrasında Ordu’nun sıkıyönetim ilan etmesi çağrısında bulunmuştu. 28 Aralık 1978 tarihli Hergün gazetesinde de Ordu’nun Türkiye’nin üçte birinde sıkıyönetim uygulamaya başlamasını sevinçle karşılıyorlardı.

    Bu bahisle Akyol’u 12 Eylül’ün müsebbiplerinden biri olarak değerlendirmek hiç de yanlış olmaz. Tabii müdahale eden Amerikancı kanat olunca Taha Akyol için sorun yoktur. Zaten onların Genel Başkanları demişti “biz içerdeyiz ama fikirlerimiz iktidarda” diye. Bugün Taha Akyol’un Atatürk Cumhuriyeti yanlısı bir müdahale olacak diye ödünün kopması da bu bakımdan bize normal geliyor.

    Atatürk düşmanı Taha Akyol

    Taha Akyol’un bugünkü çizgisi Atatürk ve milliyetçilik düşmanlığı ile tanımlanabilir. Kendince ortaya koyduğu tüm “fikri” çaba bu yönde Batılı efendilerine hizmet ediyor. Özellikle son birkaç yıldır Atatürkçülük üzerinden yürütülen dezenformasyon çalışmalarının en son halkasının Taha Akyol olmasının başlıca nedeni de budur.

    Ancak Taha Akyol’un Atatürk düşmanlığının evveliyatı da vardır. 80 öncesi dönemde de üstlendiği uğursuz rolün gereği olarak Atatürk düşmanlığı yapmaktan çekinmemiştir. Atatürk’e diktatör, Atatürk’ün iktidarda olduğu tek parti dönemime de “tek parti diktatörlüğü” diyen Akyol, 24 Ekim 1978 tarihli yazısında şöyle diyor: “…Türkiye tek partili rejimi yaşamıştır ve geride bırakmıştır. Türkiye için yeniden tek parti diktatörlüğünü savunmak bir beyin hastalığıdır…” Aynı Taha Akyol’un bugün “Atatürkçülük diye bir ideoloji yoktur” demesi de gayet doğal. Ama Taha Akyol’a hatırlatmak isteriz ki Atatürk’ün ortaya koyduğu Altı Ok, Anayasa’ya kadar girmiş, Atatürkçü ideolojinin köşe taşlarıdır.

    Sağcıdan fikir adamı olur mu?

    2006 yılında düzenlediğimiz “Yılın Faşisti” kampanyasında “aydınlar” kategorisinde kendisine de yer verip şöyle bir değerlendirmede bulunmuştuk: “Sağcıdan fikir adamı yaratmanın imkansızlığı.”

    Hem aradan geçen zaman hem de buraya kısaca almış olduğumuz hikayesi, bunun gerçekten de imkânsız olduğunu kanıtladı. Taha Akyol’un 40 yıllık tarzında değişmeyen bir şey var. O da yazılarında mutlaka bir sosyoloğun ya da filozofun, siyaset bilimcinin kendi yazdıklarıyla örtüşen alıntılar barındırmasıdır. Mesela 80 öncesindeki yazılarında hep antiemperyalistlikten dem vurur ama tezlerini güçlendirmek için yazılarında sürekli Amerikalı Eric Hoffer’dan alıntılar yapar. Yani o zamanlar da referansı Amerikalıymış. Okuyan kişi Akyol’un çok okuyan, entelektüel biri olduğu sanısına kapılır ancak bu böyle değildir. Bu alıntıların tek nedeni, Akyol’un kendi fikirlerine güvenememesidir. Bu alıntılarla yazısını güçlendirmeye çalışmaktadır.

    Bir de tabii Akyol’un üslup sorununa değinmek gerekecek. Geçmişteki yazılarında kullandığı belli başlı hakaret içerikli sözcükler, “kızıl katiller, beyinsizler, fareler, manyaklar” gibi kelimelerdi. Günümüzde de özellikle “manyaklar” kelimesini ara sıra kullandığını görmekteyiz. Bizim gazetemizde Kürt İstilası ile ilgili yazılar yayınlandıktan sonra “Türkler, Kürtler ve Manyaklar” başlıklı bir yazı yayınlayarak aklı sıra bizi eleştirmişti.

    Taha Akyol fikir adamı olarak sığ ve başarısız olabilir. Ama bu her alanda başarısız demek değildir. Çok uzun uğraşlar neticesinde Akyol’un yaşamında başarı kırıntılarına rastladık. Taha Akyol, “hayırlı” bir evlat yetiştirmede oldukça başarılı olmuş. Mustafa Akyol, 2006 yılında çıkardığı “Kürt Sorununu Yeniden Düşünmek” adlı kitabıyla fikir dünyasına hızlı bir giriş yapmıştı. Açıktan Kürtçülük yaptığı için şöhret basamaklarını hızla tırmandı. Şimdilerde ise Fethullah Cemaati ile arası bayağı iyi. En son Eylül 2007’de Londra’daki Lordlar Kamarasındaki Fethullah Gülen sempozyumuna katıldı. Ara sıra da Fethullah’ın Star gazetesinde yazar.

    Son söz olarak yine Taha Akyol’a dönelim. Alıntı yapacağımız yazı, 1 Ekim 1978 tarihinde Hergün gazetesinde yayınlanmış. “Tarihin hiçbir döneminde ve dünyanın hiçbir yerinde yarı aydınlar verimli bir fikir faaliyeti meydana koyamamışlardır.” Akyol bu sözü tahmin ettiğiniz gibi solcuları eleştirmek için kullanmış.

    Ama bu sözler Taha’nın durumunu çok güzel anlatıyor. boşuna uğraşma Taha, senden fikir adamı olmaz!

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  2. 1-“..Ünlü Amerikalı gazeteci Clarence Streitin 88 yıl önce Mustafa Kemalle yaptığı söyleşinin, o gün bugündür açıklanmayan notları…”

    -kim nicin aciklamadi?

    peki
    Streit´in karsisinda

    hangi Mustafa Kemal
    hangi Atatürk
    konustu ?

    *

    2-“..Bir gün de Ama hangi Türk? diye sorun mesela…
    Ya da Ama hangi Müslüman? kurcalayın bakalım…”

    -“ama hangi Türk? sorusunu da siz dillendirin yüreginiz yetiyorsa..

    -“ama hangi müslüman? sorusunu ben yorum ve yazilarimda sorguladim ve sorgulamaya devam ediyorum ama ilginctir gelenekcilerin yaninda kemalistlerden de tepkiler aliyorum gelenekciler islama zarar verdigimi iddia ederken,
    kemalistler beni seriatci olarak damgalamaya calisiyor!?

    IRK ve INANC noktasinda takintilarim yok hicbir tabu ve
    ideolojik saplanti benim nazarimda bir deger ifade etmiyor..

    hangi Türk
    yada
    hangi müslüman
    konusundaki paylasimlarinizi bekliyorum..

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  3. Evet hangi müslüman diye sorguluyorsunuz ama siz sadece kendi inancınızı varsayıyorsunuz. Tasavvufa tu kaka diyorsunuz. Bu dinin alevisi var sunnisi var. Tek doğru benim inandığım derseniz, diğerlerini yok sayarsınız. Siz hangi müslüman derken, kendi inancınızı en doğrusu olarak öne sürüyorsunuz, sorgulamıyorsunuz. Hıristiyanında katoliği var, protestanı var. Siz katolik doğrudur deyip protestanlığı yok sayıp ve buna hangi hıristiyan adını takmaktan farkı var mı? Hiçbirimiz bu ülkede tekkeleri istemiyoruz. Ama kalkıpta tasavvuf da ne, alevilerin ki din mi tarzı konusmalar da yapmıyoruz. Tekkeleri kapatan zaten Atatürk’tür. Açan kimlerdir?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  4. Ayrıca tarihin gerçeklerine meraklıysanız bunu Taha Akyol’dan öğrenemezsiniz. Saptırılmış, çarpıtılmış bir tarih öğrenirsiniz ancak. Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir diyen bir lideri, diktatör ve askeri yönetim arzusunda diye anlatıyorsunuz. Çok partili sisteme geçilmesini en çok arzulayan Atatürk idi. Ancak Kazım Karabekir’in kurduğu parti, iktidara gelmek için dini kullanarak işe koyuldu. Atatürk daha yeni kurmaya çalıştığı bir sistemin bu şekilde çökertilmesine izin vermesini mi beklerdiniz? Hangi devrim kolaylıkla olmuştur? Sen, önce Taha Akyol’un hangi amaca hizmet ettiğini idrak et. Askeri yönetim isteyenlere şiddetle karşı çıkan Atatürk’tür. Halkçılık ilkesini Anayasaya koyan Atatürk’tür. Bu ilkeleri görmezden gelip diktatör, askeri yönetim istiyor yakıştırmaları nasıl yapılabilir??? Yalan dolanla tarih yazılmaz ancak sizin gibi cahilleri kandırırlar.

    Atatürk, Halkçılığı, ilk defa T.B.M.M’ne verdiği tartışma neden olan önergesinde gündeme getirmiştir. Bir tür ihtilal bildirisi olan bu önergede, “Efendiler, bu esaslara müstenit olan bir hükümetin mahiyeti suhuletle anlaşılabilir. Böyle bir hükümet, hakimiyet-i milliye esasına müstenit halk hükümetidir” diyerek, siyasal anlamda halkçılığı açıkça bildirmiştir.
    0 Ocak 1921’de kabul edilen ilk Anayasamızın 1.maddesinde “Hakimiyet bila kayd-ü şart milletindir. idare usulü halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına müstenittir’denerek milli hakimiyet ilkesini Anayasa hükmü haline getirilmişti.
    Yine Atatürk, 9 Ağustos 1923’de kurduğu siyasal partiye Halk Fırkası adını vererek, halkın aktif olarak siyasal hayata katılmasını arzulamıştır. Halkçılık neymiş buyrun okuyun.

    Ekim 1927’de toplanan, Cumhuriyet Halk Fırkası ikinci büyük kongresinde Halkçılık programına yer verilmişti. Bu programda; “irade ve hakimiyet kaynağı millettir. Bu irade ve hakimiyet’in, devletin vatandaşa ve vatandaşın devlete karşı vazifeleri tamamiyle yerine getirmek için kullanılması, partinin başlıca prensipleridir. Kanunlar önünde mutlak bir eşitlik kabul eden, hiç bir ferde, aileye, hiçbir sınıfa hiçbir cemaate imtiyaz tanımayan, yurttaşları halktan ve halkçı olarak kabul ederiz” denmiştir. Böylece halkçılığın, eşitlikçi niteliği de vurgulanmıştır.
    Halkçılık daha sonra Türkiye Cumhuriyetinin temel niteliklerinden biri olarak Anayasalarımızda yer almıştır.
    Atatürk’e göre Halkçılık siyasal bir içerik taşımaktadır. Bu siyasal içerik egemenliğin kaynağı ile ilgilidir. Atatürk bu konuda; “Bizim görüşümüz -ki halkçılıktır- kuvvetin kudretin, egemenliğin, idarenin doğrudan doğruya halka verilmesidir, halkın elinde bulundurulmasıdır. Yine şüphe yok ki, bu dünyanın en kuvvetli bir esası, bir ilkesidir” demektedir. Bizim şekli hükümetimiz tam bir demokrat hükümettir diyen Atatürk, halkçılığı çağdaş demokrasi anlayışının uygulanması olarak kabul etmektedir.
    Atatürk’ün Halkçılık anlayışı sınıf kavgasına karşıdır. Bu anlayış özellikle komünist rejimlerdeki gibi halkın proleterya-burjuva gibi sınıflara bölünmesini reddeder. Atatürk bu konudaki görüşlerini şöyle belirtmektedir.
    “Bizim nokta-i nazarlarımız, bizim prensiplerimiz cümlece malumdur ki, bolşevik prensipleri değildir ve bolşevik prensiplerini milletimize kabul ettirmek için de şimdiye kadar hiç düşünmedik ve teşebbüste bulunmadık. Bizim itikadımıza göre milletimizin temin-i hayat ve tealisi kendi kabileyet-i hazmiyesiyle mütenasip olan nokta-i nazarlardır. Fakat esas itibariyle tedkik olunursa bizim nokta-i nazarlarımız- ki halkçılıktır, kuvvetin, kudretin, hakimiyetin, idarenin, doğrudan doğruya halka verilmesidir”.
    Halkçılık ilkesi, sadece komünizmin değil, halkı sürü gibi gören diktatörcü, şefçi, faşist kısacası tüm antidemokratik anlayış ve oluşumlara karşıdır.

    Çok zor değil. Git biraz tarih oku. Ne neden yapılmış görürsün. Ayrıca tavsiyem, taraf gazetesi dışındaki gazetelere de biraz göz atman. Adı üstünde Taraf.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  5. tekkeler
    tasavvuf ögretilerini,ritüellerini kabullenen ve tatbikatini yapan cemaatlerin yani sünni,sii,alevi,mevlevi (vs.)cemaatler tarafindan kullaniliyordu..

    tekkeleri
    kapatan Atatürk (yanlis yapti)
    acanlar dindar/sagci/solcu Atatürkcüler (dogru yapti)

    *

    yazmistim..

    Vahy tarafindan onay almayan her türlü söylem/yorum islami degildir..

    din´in sahibi Allah´tir ve Islam´dan baska din arayanin dini
    kabul edilmiyecegini de bildirmistir..

    “Allah katinda din ISLAM´dir..(ali-imran/19)

    “..kim ISLAM´dan gayri bir din ararsa artik o.ondan asla kabul edilmiyecektir.ve o ,ahirette hüsrana düsenlerdendir”(ali-imran/85)

    kisi istedigi seye inanir veya inkar eder
    ama
    inandigi ve uyguladigi yorum ve ritüeller Qur´an dan onay alamiyorsa onu VAHIY/ISLAM diye pazarlayamaz iste
    benim sorguladigim budur yoksa
    banane kisilerin inancindan veya inkarindan..

    ortada bir samimiyetsizlik/ikiyüzlülük söz konusu elestirmeye calistigim budur..

    Vahiy kendi inananlarina ismini de vermistir;
    “..Onlar, ayetlerimize iman edip müslüman olmuşlardı..(zühruf/69)

    sünnilik,alevilik,mevlevilik(vs.)yorumlari ve uygulamalari Qur´an/Vahiy ile celismiyor ve onay aliyorsa mesele yok
    ama ben bunun böyle olmadigini söylüyorum..

    muaviye´nin,yezid´in
    bedevi töre ve yasam tarzinin hakim oldugu din yorumlari ISLAM´in temiz kaynagini kirletmistir..

    kirletilmis bu kültür iklimi bilhassa tasavvuf ögretileri ile günümüze tasinmistir ve ülkemizde diyanet basta olmak üzere sünnilik,alevilik,mevlevilik ve degisik tarikat ekollerince gizli acik ögretilerek yayginlastirlmaktadir..

    ben inancimin dogru oldugunu kabul ediyorum dolayisiyle bir yanlislik görüyorsaniz sizin sorgulamaniz gerekmez mi?

    sorumu yeniliyorum;
    hangi Türk
    yada
    hangi müslüman
    buyrun..

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  6. Alevi olsun sunni olsun hepsi aynı kitaba inanırlar. Aradaki fark yorum farkıdır. Mezhepler her dinde var. Ona bakarsan bana göre bütün dinler kulliyen yanlıştır, doğmadır. Adı üstünde inanç. Bu insanların inançlarını sorgulamak sana mı kaldı? İster uzaylılara inanır, ister kutuba inanır, isterse peygambere. Senin belirlediğin şekilde inanmak zorunda mıdır? Sen Kuran’ın kesin doğruluğundan bahsediyor başka da referans yoktur diyorsun. Ben Kuran’ın peygamberin sözü olduğunu söylüyorum. Sen şimdi bana neyi referans göstereceksin? Kuran’ı mı? Öyle ise alevisi de sunnisi de bir. Kuranı hadislerden temizlesen ne olacak? İçinde onca çelişkili ayet olduktan sonra. Yani boşa konuşuyorsun ebubekir. Tek yol senin dediğin yol değil. Bırak insanlar kendi yolundan gitsinler ve sen kendi yolundan git. Kimse kimseyi kendi inancı doğrultusunda zorlayamaz, kendi inancını dikte edemez. Kimse de benim ki doğrudur diye iddia edemez. Kendini sanalın peygamberi mi ilan ettin? Bana kalsa dinler olmasa dünya daha güllük gülistanlık olurdu. Daha yaşanır bir yer olurdu. Savaşlarda ilk kullanılan unsur dindir. Bir ülkeyi bölmeye çalıştıklarında önce dinini kullanırlar. Şu anda ülkemizde yapıldığı gibi. Sen bunlarla uğraşacağına gözünü bir aç bak etrafına.

    sünnilik,alevilik,mevlevilik(vs.)yorumlari ve uygulamalari Qur´an/Vahiy ile celismiyor ve onay aliyorsa mesele yok
    ama ben bunun böyle olmadigini söylüyorum..

    demişsin. Senin referans gösterdiğin kitabı ben referans olarak kabul etmiyorum. Sen ne diyorsun?

    Neye göre müslümanmış. Bu soruya da cevap vereyim. Umurumda değil ne kadar müslüman olduğun yada kitabı doğru yada eksiksiz uyguladığın. Bunun tartımını sen yapıyorsun ben değil. Ben senin inancının, diğerinin inancının bu ülkeye zarar verdiğini görüyorsam bunun üzerinden konusurum. Bu alevi olsun sunni olsun farketmez. Onun dışında isterse puta tapınsın bana ne. Ayrıca da sana ne. Başkasının inancını sorgulamak, yermek sana mı kaldı? Kimin ne kadar müslüman olduğunu ölçmek senin ne haddine? İnsanların kalplerine mi indin sen? Sen kendi kitabının yazdıklarına bir bak önce. Yaptığın şeyin Allaha eş koşmak olduğunu gör. Ve savunduğun kitaba göre bunun en büyük günah olduğunun da bilincindesindir umarım. Cennetin anahtarı sende değil ebubekir efendi. Karşı tarafta kusur arayacağına kendi kusurlarını gözden geçirsen sana daha faydalı olacağını düşünüyorum.
    Farzet ki, o çok kötülediğin Atatürk Allah’ın çok sevgili kuluymuş. Vah haline o zaman :))) Nasıl emin olabilirsin böyle olmadığına? Sen Tanrı mısın? Peygamber misin? Nesin? Elini vicdanına koy. Burada yaptığın şey, birçok insanın inancına ve sevdiği, saygı duyduğu insana kara çalmaktır, iftira atmaktır. Bunlar senin kitabında övülen şeyler değil. Bir şehidin altına bile cenneti seriyorsa inancın, bir ülkeyi kurtaran birisine neler vermez? Bu bile saygı duyman için yeterli bir sebeptir. Ama tabi ben seni engelleyemem, Allah’a küfür etmek ise yolun, ondan daha iyisini bildiğini iddia ediyorsan, buyur devam et. Yolun açık olsun.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  7. 1)”..Ona bakarsan bana göre bütün dinler kulliyen yanlıştır, doğmadır. Adı üstünde inanç.”

    -sizin tercihinizdir..

    *

    2)”..Bu insanların inançlarını sorgulamak sana mı kaldı? İster uzaylılara inanır, ister kutuba inanır, isterse peygambere. Senin belirlediğin şekilde inanmak zorunda mıdır?”

    -dikkatli okursan kimsenin inancini sorgulamiyorum..
    dikkatleri cektigim nokta ise islam yorumu olarak ileri sürülen ögretilerin,görüs ve uygulamalarin Vahy ile test edilmesi gerektigidir..
    mesela,inege tapanin yada ateist olanin inanci (vs.) beni ilgilendirmez cünkü inanclarini Qur´an´a dayandirmazlar..

    *

    3)”..Sen Kuran’ın kesin doğruluğundan bahsediyor başka da referans yoktur diyorsun. Ben Kuran’ın peygamberin sözü olduğunu söylüyorum.”

    -olabilir..bu senin sahsi düsüncendir ve islam bunu reddetmektedir
    örnegin;
    “..alemlerin Rabbinden bir indirilistir o
    …eger bazi laflari bizim SÖZlerimiz diye ortaya sürseydi
    …andolsun ondan sag elini koparirdik
    …sonra ondan can damarini mutlaka keserdik
    …sizin hicbiriniz ona siper de olamazdiniz..”(hakka/43-47)
    ve diger ayetler..

    *

    4)”..Sen şimdi bana neyi referans göstereceksin? Kuran’ı mı? Öyle ise alevisi de sunnisi de bir.”

    -islam dininin yanlis ve dogma olduguna inanan biri olarak sünni ile alevinin dini inanclari seni niye geriyor/ilgilendiriyor öyleyse?

    *

    5)”..Kuranı hadislerden temizlesen ne olacak? İçinde onca çelişkili ayet olduktan sonra. Yani boşa konuşuyorsun ebubekir.”

    -hadislerden degil mevzu/uydurma hadislerden demek istedin herhalde!mevzu hadislerin ayiklanmasi meselesi cok önemli cünkü Vahy´in onaylamadigi ne kadar ögreti ve yorum varsa
    halkin nazarindaki itibarlarini bu uydurma hadis ve rivayetlere borcludurlar cünkü Qur´an dan onay almalari mümkün degildir..
    -bosa konusmadigim gelen tepkilerden belli..

    *

    6)”..Tek yol senin dediğin yol değil. Bırak insanlar kendi yolundan gitsinler ve sen kendi yolundan git. Kimse kimseyi kendi inancı doğrultusunda zorlayamaz, kendi inancını dikte edemez.”

    -tüm yollar ahirete cikar ama Allah katinda kabul edilecek olan din/ilke/yol Islam´dir..
    -islamda zorlama olmadigini oldugunu defaatle yazmistim..

    “..Dinde baskı-zorlama-tiksindirme yoktur..”(bakara/256)

    “..Ve de ki;
    …Hak, Rabbinizdendir
    …Artık dileyen inansın, dileyen inkâr etsin..”(kehf/29)

    *

    7)”..Kimse de benim ki doğrudur diye iddia edemez. Kendini sanalın peygamberi mi ilan ettin? Bana kalsa dinler olmasa dünya daha güllük gülistanlık olurdu.Daha yasanir bir yer olurdu..”

    -RedSonja,sünniler,aleviler,mevleviler söylüyor iddia ediyor..
    -O senin kuruntun..
    -aydinlanma devrinden sonra genelde ideolojiler üzerinden savaslar yapildi ve yapilmakta keske temennin dogru ciksaydi..

    *

    8)”..Savaşlarda ilk kullanılan unsur dindir. Bir ülkeyi bölmeye çalıştıklarında önce dinini kullanırlar. Şu anda ülkemizde yapıldığı gibi. Sen bunlarla uğraşacağına gözünü bir aç bak etrafına.”

    -sende gönlünü ve aklini kullan bak etrafinda ne firildaklar ceviriyorlar Atatürk arkasina saklananlar..
    -Mustafa Kemal´de farkli davranmamis..

    -“Atatürk dini, Milli Mücadele yıllarında siyaseten kullandı. “Kanun-i Esasi’miz Kur’an’dır…
    Allah’ın emirlerine uymadığımız için geri kaldık” dedi.”

    -“Meclis’i öyle bir İslâmi gösterişle açtı ki, Atatürk’e göre çok muhafazakâr olan Karabekir “bu kadarı fazla” dedi. Bunu, ahaliyi kazanmak için yaptı.”(reportaj´dan alinti)

    *

    9)”..Senin referans gösterdiğin kitabı ben referans olarak kabul etmiyorum.”

    -ne diyelim senin bilecegin is..

    *

    10)”..Ben senin inancının, diğerinin inancının bu ülkeye zarar verdiğini görüyorsam bunun üzerinden konusurum. Bu alevi olsun sunni olsun farketmez. Onun dışında isterse puta tapınsın bana ne.”

    -aynen katiliyorum bir farkla islam´a iftira ediliyor ve zarar verildigini görüyorsam bunun üzerine konusurum ve yaptigimda bundan ibaret bunun disinda kim kime taparsa tapsin
    banane..

    *

    11)”..Ayrıca da sana ne. Başkasının inancını sorgulamak, yermek sana mı kaldı? Kimin ne kadar müslüman olduğunu ölçmek senin ne haddine? İnsanların kalplerine mi indin sen? Sen kendi kitabının yazdıklarına bir bak önce.

    Yaptığın şeyin Allaha eş koşmak olduğunu gör. Ve savunduğun kitaba göre bunun en büyük günah olduğunun da bilincindesindir umarım.

    -bu sorularinin cevabini yukarda verdim..
    -“Senin referans gösterdiğin kitabı ben referans olarak kabul etmiyorum.”iddiasinda olan biri icin bayagi üst perdeden
    “din tüccarligi” yapiyorsun halbuki bu iddia ile beni forumdan attirmak icin kamuoyu/forum baskisi uygulamaya kalktin ne cabuk unuttun!?

    *

    12)”..Cennetin anahtarı sende değil ebubekir efendi.”

    -eyvallah
    -bende herseyin ve “DIN GÜNÜ”nün sahibi Allah´in kitabindan bahsediyorum zaten..

    *

    13)”..Karşı tarafta kusur arayacağına kendi kusurlarını gözden geçirsen sana daha faydalı olacağını düşünüyorum.”

    -tekrar edeyim kusur aradigim yok yaptigim sey yapilan yanlislara isaret etmek baska degil..
    -örnegin;
    sende benim vatan-milet konusunda yanlis bir tutum icinde oldugumu düsünüyorsun ve anlatiyorsun
    yani
    beni tenkit etmeye calistigin seyi sen daha bir fanatikce yapiyorsun “ya sev ya da forumu terket” gibi..

    *

    14)”..Farzet ki, o çok kötülediğin Atatürk Allah’ın çok sevgili kuluymuş.”

    -Atatürk´ün sahsiyla sorunum yoktur..
    -Allah´in sevgili kul´u kimdir,kim degildir müslümanlarin vazifeleri arasinda degildir..

    *

    15)”..Nasıl emin olabilirsin böyle olmadığına? Sen Tanrı mısın? Peygamber misin? Nesin? Elini vicdanına koy.”

    -klasik solun kompleksli demogoji üstadi gibi sordun gecelim..

    *

    16)”..Burada yaptığın şey, birçok insanın inancına ve sevdiği, saygı duyduğu insana kara çalmaktır, iftira atmaktır. Bunlar senin kitabında övülen şeyler değil.”

    -bu konuda da yeterli aciklamayi yaptigimi düsünüyorum..

    *

    17)”..Bir şehidin altına bile cenneti seriyorsa inancın, bir ülkeyi kurtaran birisine neler vermez? Bu bile saygı duyman için yeterli bir sebeptir.”

    -el hak dogrudur ve M.A.Ersoy yazdigi Milli Marsimizda bunu cok güzel ve damardan ifade etmis..
    -tenkit etmek düsman olmayi gerektirmez..

    *

    18)”..Ama tabi ben seni engelleyemem, Allah’a küfür etmek ise yolun, ondan daha iyisini bildiğini iddia ediyorsan, buyur devam et. Yolun açık olsun.”

    -Allah´a küfür etmek! bu sözünüzün bir iftira oldugunu bile bile demogoji yapiyorsunuz halbuki
    demogojinin dahi bir namusu olmali degil mi?

    *

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  8. Bana Taha Akyol’u referans gösterip durma. O iftiracının sözleri dışında nerede var Atatürk’ün bunları söylediğine dair bir belge? Tarihi Taha Akyol mu yazıyor? Eskisini beğenmemiş yeniden mi yazıyor?

    Taha Akyol senin beynini yıkamış. Bütün yazıların ondan alıntılar. Ya diğer tarihi belgeler? Nasıl ki kuranı referans kabul etmiyorsam, iftiracı Taha Akyol’un sözlerini de referans kabul etmiyorum.

    Diğer söylediklerine gelince… bla bla bla..

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  9. cevabi
    “diger söylediklerine gelince..bla bla bla..”

    referansin ?

    *

    sen yeterki referans iste ben sana baska kaynaklar gösteririm ama
    sonra mizikcilik yapmak yok ha “bla bla bla” misali..

    *

    diyorsun ki;
    “..Nasıl ki kuranı referans kabul etmiyorsam..”

    ya bu nasil referans kabul etmemek Allah askina bana karsi kullandigin argümanlarin cogu dini referans!?

    farkindamisin bilmiyorum ama üzerime atmaya calistigin camurlarin icinde debeleniyorsun iste AKIL tutulmasi budur..

    AKIL totemlere kiraya verilince olacagi bu..

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  10. Valla beyni yıkanmış insana laf anlatmak kolay değil. Ve çok sıkıcı da. Aynı şeyleri defalarca tekrarlayacaksın ama anlamayacak vs. Tarihi oku diyeceksin, tınlamayacak, gidip Taha Akyol’una sığınacak. Taha Akyol bu konuda ne demiş araştıracak. Sizin de amma çok peygamberiniz var yahu. En başta tapındığınız, peygamber ilan ettiğiniz Erdoğan. Sonra onun halifeleri bu iftiracı yazarlar. Atatürk’e tapınıyorsunuz diyorsun ama, Erdoğan’ı peygamber ilan eden kitapçıkları unuttun mu? Adına düzülen tapınma şiirilerini. Aaa pardon ilahi idi onlar. Hz. Erdoğan’a karşı çıkanlar Allah’a karşı çıkmış sayılıyordu. :))) Nasıl da apar topar kapatıldı üstü.

    Sana yanıt versem de birşey değişmeyeceğini biliyorum. Kafandaki küçücük bir tuğla bile hareket etmeyecek. Önceki açtığım “BU SİTEDE DİN TÜCCARI İSTEMİYORUM” başlıklı yazıda da belirtmiştim bunu. Ne yaparsan yap bu kafaları değiştiremezsiniz demiştim. Sizi özel olarak eğitiyorlar. Senin ki kendi kendine mi oldu? Nasıl oldu? Bir gün Taha Akyol okurken transa falan mı geçtin?

    Bla Bla Bla nın anlamı, zırvalıyorsun demek. Boş laf. Uydurma. Gereksiz. Saçma. Laf kalabalığı. Off senden sıkıldım nidası. Anladın?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  11. adam gibi sorularima cevap verecegine hala iftiralarina devam ediyorsun..

    sorumu tekrarliyorum;

    hangi Türk?
    yada
    hangi müslüman?

    madem sahaya girdin kurallara uy ve hakkini ver
    demogoji yapip
    saha disina kacmaya calisma
    varsa bildigin paylas yoksa kes..

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  12. Yazdım ya hangi müslüman diye. Hangi Türk? Sana Türk tarihini mi anlatayım istiyorsun? Üşenme git Türk tarihini oku. Ergenekon destanını bilir misin? Yoksa ergenekonu terorist grup olarak mı tanırsın? Bu operasyonlara ergenekon adının verilmesindeki kastı göremeyecek kadar kör müsün?

    Sözlerimde iftira yok, gerçekler var. Ayrıca, sana Anayasalardan bölümler yazdım. Atatürk’ün halkçılık ilkesini yazdım. Sen bir de Almanya ayarında bir ülke istediğini iddia ediyorsun. Atatürk farklı birşey mi istiyordu? Farklı bir amaca mı hizmet ediyordu? Bütün yaptığı o devrimler ne içindi sanıyorsun? Sen hem tersini isteyenlerin tarafında yer alıyorsun hem de medeniyet diyorsun. Bu nasıl çelişkidir. Medeni bir ülkede yaşayan birisi olarak hala bunu idrak edemediysen, ben mi senin idrakini harekete geçireceğim.

    Sana yolunu söyledim. Taha Akyol’un yazılarından, Taraf gazetesinden kafanı kaldır da biraz diğer gazeteleri, diğer yazarları oku. Bu uzun bir süreç. Zaman alacak ama sonunda eminim ki senin bile kafan basacak.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  13. adi üstünde destan
    uydur uydur dur..

    ha birde simdi ortalarda hallac pamugu gibi heryana savrulan
    ergenokoncular var bir zamanlar “biz kac kisiyiz”diye taraf-tar toplamaya calisiyorlardi vallahi bu destan meraklisi müridan-larin bu ülkeye bir faydasi olsaydi mantar gibi yerden cete cikmazdi..

    Uygar dünya bagirsaklarini bu akla ziyan destanlardan temizledi
    darisi Ülkemin basina..

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  14. evet biz kac kisiyiz diyorlardı, iceri tıkıldı diyen kişi. Ne demokrasi ama.

    Uygar dünya bağırsaklarını o destanlardan temizleyemedi. Hala tartışıyorlar, çözmeye çalışıyorlar. Tarihi değiştirmeleri lazım kabul edebilmeleri için. Eh bu da kolay değil. Daha piramitleri açıklayamıyorlar. Ama orada gözlerinin önünde dikilmiş duruyor dev piramitler. Mumyalar. İnkar etmeleri imkansız yani isteseler de. Destan demişler mitlere. Açıklayamadıkları şeylere bu adı takıyorlar. Tanrılar cirit atıyor dünya üzerinde. Uçuyorlar, şimşekten silahları var. İnsanoğluna hükmediyorlar, yönetiyorlar. Hatta bu Tanrılar birbirleri ile de savaşıyorlar. Bunlarla ilgili birçok yerde aynı hikayeleri anlatan bir sürü kayalara mağaralara oyulmuş resimler yazıtlar var. Ve bu yazıtlar birbirleri ile çelişmiyor nedense. Yani senin dediğin gibi uydur uydur anlat denilecek gibi basit değil bu mitler.
    Asıl kuran için uydur uydur dur diyebiliriz. Hala da uydurulmaya devam ediliyor. Hadisler ekleniyor vs. Yetmemiş kuran yani hadislere gerek duyulmuş. Sana birkaç saatte bir kutsal kitap yazabilirim. :)))
    Eski mitlere eklenen birşey var mı? Yok. Kendileri orada kanıt olarak duruyorlar ve açıklanmayı bekliyorlar. Çok daha gerçekçiler.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  15. Yazılanları okudukça hayretler içinde kaldım. Zaten yaşadığım ortamda da hayretler içindeyim. Hangi kuran, hangi atatürk, hangi ideoloji, hangi müslüman hangi Taha akyol, hangi ergenekon, hangi asker, hangi pkk, hangi vatandaş, hangi insan….hangi……..hangi…………..

    Bende Niye diye soruyorum, Niye atatürk, niye Taha Akyo, niye müslüman, niye Türkiye, niye okuyorum…

    Tam da cevap aklıma geldi işte. Niyetler anlayışın aynasıdır. Niyeleri anlamak için Niyet önemlidir. Atatürt’ü, müslümanı, yani anlamak istediğini anlamak için niyetin onunla örtüşmelidir. Anlayış içindedir yani.

    Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu yıllarda anlayış içinde iken Şu anda anlayış savaşı yaşamaktadır. Yani cumhuriyet kurulurken halkın iradesi egemenliği kayıtsız şartsız ken şu anda halk iradesi egoların elinde. Kim nereye çekerse oraya….

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.