Andımız kaldırılmalı mı?

  • Evet tamamen kaldırılmalı
  • İçeriği değiştirilmeli
  • Hayır kaldırılmamalı
  • Başka bir olasılık var. (Belirtiniz)

73 yorum “Andımız kaldırılmalı mı?”

  1. Siyasetin gündeminde olan ve anket yapılan bir konu.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  2. İçeriği değiştirilebilir. Zaten örgün eğitimin amacı çocukların beynini yıkamak olduğuna göre kaldırılması yerine daha alternatif şeyler yapılabilir.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  3. Tamamen kaldırılmalı. Amerikalı çocukların her sabah toplanıp; ne mutlu amerikanım diyene, demesi saçma gelmiyor mu size?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  4. Kaldırılmamalı. Ama içeriğine “çalmayacağıma, ilaheye fesat karıştırmayacağıma, rant kapısı açmayacağıma, yandaşlarıma torpil geçmeyeceğime, memleketi satmayacağıma, suçsuz insanları içeriye atmayacağıma” gibi maddeler eklenmeli.

    )kapa parantez

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  5. Askerde bağıra bağıra söylediğimiz “Her Türk asker doğar”‘ın sivil hali. Oradan ilham almış olmalılar ki ilkokulda bile asker gibiydik. Andımızdan önce rahat, hazırol ritüelleri vardı. Beden eğitimi dersinde yanaşık düzen eğitimi alıyorduk. Onun sayesinde askerde fazla zorlanmadık. Hiç olmazsa bir işe yaramıştı.

    Güzel noktaya temas etmişsin Baal. Türk’ün bile rahatsız olması muhtemel bir şeye azınlıkların tepkisinin ne olacağı malum.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  6. mesela bir Türk, çocuğunun kafasına şu fikrin sokulmasından rahatsz olmuyorsa boşuna tartışıyoruz.

    ”…yurdumu milletimi özümden çok sevmektir.

    …varlığım Türk varlığına armağan olsun.”

    özbe öz türk olan biri çocuğuna bu düşüncenin öğretilmesinden rahatsız olmalı..

    şahsen çocuğuma hiçbir millet,etnik kimlik,ideoloji,din,vatan ülküsü uğruna valığını bu şekilde adamasının öğretilmesine razı gelemezdim..

    çünkü bu cümleleri yazan kafaya göre, kim olursanız olun sizin bir öneminiz yoktur.

    siz ,yeri geldiğinde kullanılacak bir malzemeden ibaretsiniz demektir.

    malzeme değerinizin ötesinde, insan olarak bir anlamınız yok demektir.

    üstelik Türk olsanız bile.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  7. İnsanlara olan güvensizliğimiz bizi bencilliğe itiyor gibi.

    Bugün çocuğunuza vatanın ondan daha önemsiz olduğu fikrini empoze ederseniz, dolaylı olarak ülkede yaşayanların da önemsiz olduğunu söylemiş olacaksınız. Bu durumda, bu çocuğun büyüdüğü zaman tüm insanların, hatta ailesinin de önemsiz olduğu ve onlar için kılını kıpırdatmaması fikrini kabulleneceğini, dahası dışlayacağını da gözönüne almanız gerekiyor.

    Bir çiçeği sevmekle başlar herşey deniyor. Ama o çiçeği dikmek için siz ellerinizi kirletmeyin sakın, bırakın, nasıl olsa çiçeği dikmeyi ve toprakla haşır neşir olmayı sevenler var, onlar diksin, onlar kirlensin ben gene severim, öyle mi?

    Ya da sevmem, ben daha önemliyim, çiçek beni sevsin.

    Vergilerimiz ülke için, tüm vatandaşların ortak çıkarı için kullanılıyor, ama biz ülkeden de, vatandaşlardan da daha önemliyiz, o halde vergi de vermeyelim, kaçıralım.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  8. Ya hepsi de önemsizse ne olacak!?

    Senin için önemliyse, çocuğun yataktan kalkar kalkmaz içtimaya çekersin, yüksek sesle söyletirsin andını ya da neyi önemsiyorsan asıl onu.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  9. “Özel mülkiyeti” dibine kadar savunup da bir de burada “yurt ve millet sevgisine” karşı enternasyonal(!) tavır takınmak … Anladım ki tartışmaya değmez…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  10. Birşeylere değer vermesini sağlamak için aklına içtima mı geliyor yalnızca? Sevgi ve saygı yalnızca içtima ile mi aşılanır diyorsun, anlamadım ki? Kısa künye de isteyelim mi?

    Daha olmadı, disko ile tehdit ederiz.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  11. Vatan, millet ideolojisini benimseyince ,İstanbul’un tapusu mesela benim veya çocuğumun üzerine mi olmuş oluyor.?Esas sizin vatanı savunmanız tam bir çelişki..siz aslında bal gibide faşizmi içinize sindirmişsiniz…ama farkında değilsiniz..

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  12. Kaldırılmamalı lakin içeriği değiştirilmeli.

    Açparantez’e katılıyorum. Tayyip ve takımı gibi yağmacı, bozguncu, sahtekârların türememesi için genişletilmeli.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  13. Ben bu başlık altında mümkünse bunu tartışmaya çalışıyorum. Vatan sevgisi nasıl aşılanırı değil. Andımız’ın okullarda okunuş formatı sana başka neyi anımsatıyor?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  14. Vatan, millet ideolojisini benimseyince ,İstanbul’un tapusu mesela benim veya çocuğumun üzerine mi olmuş oluyor.?Esas sizin vatanı savunmanız tam bir çelişki..siz aslında bal gibide faşizmi içinize sindirmişsiniz…ama farkında değilsiniz..

    Sayın Baal, her vatanını sevenin faşist olmadığını bildiğinize eminim.

    Ben bu başlık altında mümkünse bunu tartışmaya çalışıyorum. Vatan sevgisi nasıl aşılanırı değil. Andımız’ın okullarda okunuş formatı sana başka neyi anımsatıyor

    Burada sorun bana neyi anımsattığı değil, seni neden rahatsız ettiği.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  15. Seni neden rahatsız etmediğini de konuşalım o halde.

    Beni neden mi rahatsız eder? Çünkü İlkokul birinci sınıftan beri içtimaya çekiliyorum. Ortaokul, lise, yüksekokul, askerlik… Devlet eliyle içtimaya çekilip boyun bükmeye, beynimize akıtılan zehirleri yutmamak için damarlarımızı sıkmaya alıştık biz. Artık bize koymuyor. Tekrar çekebilir, en baba zehri boca edebilirler. Tek damlası işlemez. Fakat çocuklarıma ya da sizin çocuklarınıza aynı şeyin yapılmasını istemem. Artık bir şeyler aşılanmasın kimseye. İlla ki aşılanacaksa da çağdaş bir yolla aşılansın. Böyle muz cumhuriyeti marşlarıyla, antlarıyla değil…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  16. İlköğretim çağında okullarda çalınan düdükler, öğrencilerin hazır olda bekletilmesi, ulusal törenlerde nizami yürüyüşler vs. dönemin faşist ülkelerinden ithal edilmiştir.. Günümüzde halen uygulanıyor olması ise ülke için utanç verici bir manzaradır bence.. Buna tek tip kıyafet uygulaması da dahil.

    Andımız -Yeminimiz- uygulaması da buna benzer bir uygulama.. Daha ilköğretim çağındaki çocuklara ant içtiriyorlar, yemin ettiriyorlar.. Avrupada milliyetçiliğin baskın olduğu dönemde, aynı şekilde dini okullarda da farklı bir uygulaması mevcuttur bu yemin olayının.. Günümüzde ise kırıntısı dahi kalmamıştır.

    Şahsi kanaatimce yeminin içeriğinin değiştirilmesi, çok olumlu ifadelerin olması da anlamsız.. ‘Erdemli olacağım, yalan söylemeyeceğim’ ifadelerinin yer aldığı bir yemini çocuklara her gün okutmanın, ezberletmenin bir mantığı yok.. Zaten öğretmenin görevi çocukları eğitmek, ahlaki yükümlülük sahibi yapmaktır.. Çocuklara bu metni her gün okutmak, o çocuklara ahlaki yükümlülük konusunda her hangi bir katkı sağlamaz.

    İstiklal Marşı ise ırk anlamında değil ama bazı dinsel olumsuz ifadeler içermesine rağmen tarihi, kültürel bir anlam ifade etmesi açısından değiştirilmeden kalabilir.. Çünkü değiştirilir veya kaldırılırsa, anlamını yitirir.. Zaten Andımız gibi öyle çok garipsenecek ifadeler de pek bulunmuyor.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  17. “and” ve diger “kemalist mesaj”lar devlet polikatikasi olmaktan cikarilarak topluma dayatilmasi önlenmeli fakat yasaklanmamali..

    “evrensel ilke”ler geregi ( gerci onlar bu hosgörüyü gösterEmediler.) 0lsun insanlik bizde kalsin) isteyen (anne/baba) cocuklarina atatürk´ün kutsal mesajlarini özgür bir ortamda ögretebilmeli,herhangi bir baski görmeden teblig edebilmeli ve örgütlenebilmeli..

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  18. “Sayın Baal, her vatanını sevenin faşist olmadığını bildiğinize eminim.”

    vatan sevgisi denilince andımızdaki gibi birşey anlaşılacaksa bu faşizmdir..konumuz bu.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  19. “Özel mülkiyeti” savunanların, “faşizme karşı olması” ikiyüzlülüktür!

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  20. Konumuz andımız kaldırılmalı mı, kaldırılmamalı mı idi. Ancak yazılanları okudukça andımıza karşı ne kadar büyük nefret ve kin beslendiğini görünce inanamadım. Bu nefretle bunca yıl sabrettiniz mi, yoksa başbakan andımızı tartışmaya açtığında mı başladı bu nefretiniz, anlamadım doğrusu.

    Andımız faşizanmış, andımız bizi zehirliyormuş!

    İyi, siz uzak durun o zaman.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  21. Bu başlık altında yazılan onca şeyden neyi anladın?

    Ben tahmin edeyim.
    “Allah allah yaaa kutsal andımızdan rahatsız olanlar da varmış. Ben de sadece Akpliler ve diğer gericiler rahatsız oluyor sanmıştım. Meğer ne çok gizli gerici ve vatan haini varmış ülkemizde. Şu hale bakın. Memleket elden gidiyor…”

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  22. evet Toruk haini bol bir ülkeyiz her yerden hain kaynıyor.

    “”Özel mülkiyeti” savunanların, “faşizme karşı olması” ikiyüzlülüktür!”

    Neden? slogan atmak kolay önemli olan mantığını doğru şekilde koyabilmek.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  23. basbakanin acilimlari sayesinde DOGMA karsiti oldugunu iddia eden aydin,modern,cagdas´in SIKI birer DOGMA sövalyesi oldugu ortaya cikiyor iste:) yani kral ciplak durumlari..

    sayin Tuzla,T.C. basbakan´i EZBER bozuyor anlasilan bu da agriniza gidiyor hele imam hatip kökenli olmasi sinir uclarinizi ZIP ZIP ziplatiyor (ezber bozmayi baykal becerebilseydi adamin heykelini dikerdiniz imanima) gerisi hikaye laf olsun torba dolsun kabilinden..

    bu durum “yanilmaz ATA” izi sürenlerin ortak halidir damarina bas benzer SES-leri isit..

    soru; and ve diger kemalist kabuller bir kutsal metin MI ki elestirilmesinden veya kaldirilmasindan rahatsiz oluyorsunuz ?

    aydin !
    modern !
    cagdas !
    olmak böyle biseySE eger gerici ! daha ilerici duruyo valla..:))

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  24. Hüseyin, hayatta düz mantığın geçerli olmadığını öğrenecek elbet. Sabırlı olamız lazım. Ben de bir zamanlar, onun hem sosyalist, hem de Atatürkçü oluşuna akıl sır erdiremiyordum. Oluyor işte. Yapacak bir şey yok. Hem öyledir, hem böyledir. İnsan bunu nereye koyacağını bilemeyince aşina olduğu negatif sıfatları yakıştırıveriyor. (ikiyüzlülük, riyakarlık vs.)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  25. Çocuklukta her sabah karda yağmurda çamurda her tür hava şartında okunuyor peki andımızı okuyan gençlerden yüzde kaçı bunu bir manası olduğunu düşünür andımız okuyan her 20 gençten en fazla 1 (gerçekten sordum ilkokulda sınıf kırk kişilikti sadece biri kalkıp savunmaya çalıştı)
    için bir anlam ifade ediyor o da söylene söylene anlamını kaybediyor…Yani her çarptığına pardon diyeceğine çarpma…. Ne yani insanlar Türküm doğruyum deyince her şey tamam sanki daha başta ayrımcılık ya ben rus’sam yani… Altın türk alfabesi kadar saçma….

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  26. Kaldırılsın yerine de 4+4+4 sistemli (tam faşist) arapça bi marş konsun.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  27. 4+4+4 sistemini uygar dünya pratikleriyle mukayese etmek,karsilastirmak ve elestirmek gerekirken,atatürk ilke ve inkilaplarina gönül vermis oikos niye arap dünyasini öneriyor ?

    gösterilen hedef muasir medeniyet seviyesine cikmakdi oysa 🙂

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  28. “Neden? slogan atmak kolay önemli olan mantığını doğru şekilde koyabilmek.”
    Hiç merak etme Baal, sen daha yenisin, beni tanımıyorsun, tanıyanlara sor sen, ben mantığını her zaman en doğru şekilde koyarım…

    Toruk, benim bir tane “Atatürkçülüğü savunan” bir satırımı bulsana…

    “Sezar’ın hakkını bile Sezar’a verip” de, söz konusu Atatürk olunca, ona saldıran çapulculara karşı, Atatürk’ü savunmuş olmam beni Atatürkçü yapmaz. Değilim de. Ama deki Atatürkçü oldum bir an, senin Atatürk ile alıp veremediğin nedir?

    Kaldıki sana sordum; 1919’un hemen ertesinde Atatürk’ün yerinde sen olsan ne yapardın?
    Yanıt “Venüs Projesi” oldu. Neymiş o?
    Atatürk’ün devlet kapitalizmi kadar bile değilmiş:)

    Ya bi gidin de kumda oynayın be. Sizi bozar bu işler…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  29. Çarpıtma Hüseyin. Orada uzun uzun anlattım. Yeniden anlatacak halim yok.

    Bir Atatürkçü’den daha fazla Atatürk’ü savunan birinin Atatürkçü olmadığını düşünmek çok zor. Yeri gelince Kemalist’ten daha fazla kemalist olacaksın, Atatürkçü’den daha fazla Atatürk’çü olacaksın. Oldu olacak ben Atatürk karşıtıyım aslında de! Bence bu daha iyi. Seni çok yönlü yapar. 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  30. Atatürk’ün yerinde olsam, siyasal anlamda tek ilkem olurdu. Halkın istemeyeceği hiç bir devrimi yapmamak. Masal kahramanı gibi ülkeyi tek başıma dahi kurtarmış olsam yapacağım şey bu olurdu. Bu kadar kanı akmış milleti bir de demir yumruğumun altında ben ezmezdim.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  31. Neyi çarpıtmışım?
    Ne kadar uzun anlattığını bi göstersene? Ver linkini de seyirci de görsün.
    Anlatacak bir şeyin yok ki tekrar anlatabilesin.

    Dur sana yardım edeyim de linki buraya koyalım okuyucu da istediği yere koyar sonra: link to sonsuz.us

    Arkadaş bu linkte Cumhuriyete ve kapitalizme karşı önerilerini “Venüs Projesi” adı altında “sosyal kapitalizm” olarak sözüm ona anlatıyor. Sosyal Kapitalizm nedir deyince de şunları söylüyor: “Devletin halkın yararını gözeterek ekonomiye müdahil olduğu bir ekonomik sistem sosyal kapitalizm. Uygulaması da çok zor değil. Milyoner yaratmaya odaklanmaktan daha kolay. Yine özgür, fakat vahşi değil, uysal kapitalizm. Dünyadan soyutlanmak mümkün olmuyorsa da rötuş yapmak mümkün olabilir. Ekonomik anlamda batı vahşi diye bizim de vahşi olmamız gerekmezdi. “

    “Uzun uzun” anlattığı bu kadar işte: “Devletin halkın yararını gözeterek ekonomiye müdahil olduğu bir ekonomik sistem sosyal kapitalizm….” Bunun Atatürk’ün yapmaya çalıştığı “devlet kapitalizminden” farkı nedir deyince de ben çarpıtıyormuşum…

    Ya ben sana ne dedim? Git kumda oyna kumda!…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  32. Burayı neden alıntılamıyorsun?

    “Feodalizme karşı önerim, gerçek ve işleyen bir Cumhuriyettir. Kitabına uydurulmuş dikta rejimleri, sadece adı olan Cumhuriyetçikler değil. Kapitalizme karşı ütopik önerim Venüs projesidir. Uygulanabiliri ise sosyal kapitalizmdir.” demiştim.

    Ütopik diye kendim belirtiyorum zaten. Uygulanabilirini değerlendirmen lazım. Venüs projesini diline dolaman çarpıtmanın babası oluyor.

    Daha da babası şu;

    “Arkadaş bu linkte Cumhuriyete ve kapitalizme karşı önerilerini “Venüs Projesi” adı altında “sosyal kapitalizm” olarak sözüm ona anlatıyor. Sosyal Kapitalizm nedir deyince de şunları söylüyor”

    Birini ütopik, diğerini uygulanabilir olarak vermişken, yani ikisini ayrı şeyler olarak sunmuşken, ikisini birleştirip önümüze sunmanın esvab-ı mucizesi nedir acaba?

    Atatürk de benzer bir şeyden bahsetmiyor değil, ama çocuk kandırır gibi bahsediyor.
    İzmir İktisat Kongresi açılışında söylediklerinden bir kesit alıntılamıştım. Şimdi ondan da kısa bir alıntı yapayım.

    “Bugün mevcut olan fabrikalarımızda ve daha çok olmasını temenni ettiğimiz fabrikalarımızda kendi işçilerimiz çalışmalıdır. Müreffeh ve memnun olarak çalışmalıdır. Ve bütün bu saydığımız sınıflar aynı zamanda zengin olmalıdır. Ve hayatın lezzet-i hakikisini tadabilmelidir ki, çalışmak için kudret ve kuvvet bulabilsin. ”

    Niyet okuyor falan da değilim. Bunları dedikten sonra ne yaptığı bellidir. Hayatın lezzet-i hakikisini tatmalarını sağlamayı bırak, halkın boğazına tıkadığı otun tadını almasına bile fırsat vermedi. Kimilerinin de yaşamasına. “Ainesi iştir kişinin, lafa bakılmaz.”

    Bir şey dikkatimi çekti.
    Sen artık tribünlere oynuyorsun be Hüseyin. Eskiden böyle değildin. Kendi adına yazışırdın. Şimdi hep bir onaylanma çabası içindesin. Oradaki tartışmayı buraya almalar, yeni başlık açıp gol atmaya çalışmalar falan. Nereden çıktı bunlar? Çok mu üzdüler seni buralarda yoksa!?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  33. “Atatürk de benzer bir şeyden bahsetmiyor değil, ama çocuk kandırır gibi bahsediyor.”
    Allah allah:)
    Atatürk bahsettiği tüm konularda dünyayı ikna etmiştir! Ama sen bahsettiğin konularla kendini bile kandıramıyorsun.:)
    Bu yüzden tartışmayı başka yere çekmeye çalışıyorsun. Yok tribünlere oynuyormuşum yok eskiden böyle değilmişim. Cart curt.
    tarih: sıfır
    ekonomi: sıfır
    sosyoloji: sıfır
    Dikkat et, bu eksiklikler kişilik bozar:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  34. Ha bu arada Tarihe bakınca, feodalizme karşı bizim dışımızda tüm Cumhuriyetler çifte telli oynayarak kurulmuşlar zaten… Kurulur kurulmaz şıkır şıkır işlemeye başlamışlar. Ağacıklar, senyörler ellerinde çiçeklerle karşılamışlar devrimleri. “Gözlerimiz yollarda kaldı nerdesiniz siz” diyerekten… Peh…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  35. Gerçek cumhuriyetmiş falan, bişeyin önüne “gerçek” yazınca hemen oluveriyor. Fetuş ve tarikatlar gerçeğinin önünü kapatmak için kumda oyun oynayanların kıvırtması alıştığımız sıradan olaylardan… Din ve cahillik kolkola…

    Aman Hüseyin dikkat!

    Eğer dinci ve cahil değilsen, hemen yapıştırırlar : FAŞİST

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  36. Cahiller faşist olduğunun farkında değil. Farkında olup da devam etmekten daha iyi midir? kötümüdür? Bilemedim şimdi. Cahilliğime ver oik0s. 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  37. Faşizm’in yükseldiği, ulus-devletçi, -milli- burjuva sınıfının devlet eliyle yaratıldığı/teşvik edildiği, sınıf farklılıklarının yok sayılarak tüm insanların ‘kaynaşmış bir kitle’ olarak görüldüğü Almanya, İtalya, Japonya tarzı bir ‘korporatist’, ‘solidarist’ sistemin, geçmişte Almanya günümüzde İsveç, Norveç, Danimarka tarzı bir sosyal demokrasi sistemiyle aynı şey olduğunu savunmak, bu konuda hiçbir şey bilmemek demektir.

    Burada ‘korporatist’ iktisat yapısının ne olduğunu anlatacak değilim.. Ama hem ‘devlet kapitalizminde’, hem de ‘sosyal demokrasilerde’ bir tür ‘devlet müdahalesi’ var diye, bu ikisini aynı şey sanmak hangi kafayı yaşamaktır bilmiyorum doğrusu.. Benzer tarz bir müdahale ABD’nin mainstream kanatlarından birini oluşturan Keynesçilerde de vardır.. Utanmayıp sıkılmasak Atatürk’ün Türkiye’de uygulamaya çalıştığı sistemin önce Keynes’e, daha sonra Keynesçilere ilham verdiğini felan iddia edeceğiz.

    Bunun dışında Toruk kelimeleri biraz farklı kullanıyor.. Mesela literatürde ‘sosyal kapitalizm’ diye bir şey yok.. Sosyal demokrasi, -Avrupa tarzı- Demokratik Sosyalizm, Sosyal liberalizm, 3. yol, Yeni Sol gibi kavramlar mevcut.. Sosyal Kapitalizm dersen buna ABD’nin ‘sol’ tarafı da girer, Küba’daki sosyalist olmayan sistem de girer.. Türkiye de girer, Çin’deki ucube komünist sistem de girer.. Dünya’daki tüm ülkeler ‘karma ekonomi’dir zaten.. Yani hepsinin asgari de olsa bir ‘sosyal’ tarafı vardır.

    Ama kavramları literatürdeki gibi tam yerinde kullanırsak, bu tip sorunlarla karşılaşmayız.

    Venüs Projesine hiç değinmeyeyim.. 0nun başlı başına bir sahtekarlık olduğunu düşünüyorum.

    Bu arada konumuz ‘Andımız’dı değil mi?.. Neden konudan bu kadar uzaklaşıldı ki.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  38. Herkesin -istisnalar hariç- Atatürkçüyüm, Kemalistim dediği bir ülkede, dönemin ekonomi yapısı olan ‘solidarist korporatizm’ üzerine yeterli sayıda kaynak olmaması da bir ayıptır bence.. Ne kitap olarak, ne de googleda kaynak makale olarak bu konuya dair ayrıntılı bir çalışma bulmak namümkün.

    Şahsi fikrime göre Kemalist dönemin en etkili fikir adamı Ziya Gökalp’tir.. Onun, dönemin Almanya’sını da etkileyen Friedrich List’ten aldığı ‘korumacı/himayeci milli iktisat’ tezi dönemin iktisadi yapısını oluşturmuştur. (List’in ‘bebek endüstriler tezi’ne dair çok sayıda kaynak bulmak mümkün)

    Aynı şekilde Emile Durkheim’den etkilenerek oluşturduğu eğitim politikası da Kemalist dönemin altyapısını oluşturmuştur (Konuyu Andımız’a bağlayalım).. Dönemin eğitim tartışmalarında 2 farklı akım/taraf vardır.. Bir tarafın başını Ziya Gökalp çekerken, diğer tarafta Satı Bey vardır.. Gökalp’in sosyoloji bilimini önplana çıkararak modernist/kolektivist/ilerlemeci bir çizgide oluşturduğu -milli- eğitim politikası, Satı Bey’in psikolojiyi önplana çıkaran bireyci politikasına baskın gelmiştir.

    Tam da bu yüzden bu tartışmaları yapıyoruz.. Ziya Gökalp’in, Avrupa’nın çoktan terk ettiği ‘milli birlik ve beraberlik’ anlayışına dayanan eğitim politikasının yeniden tartışılması gerekiyor.. Çünkü uzun zaman önce geçerliliğini yitirmiş bir eğitim politikasından bahsediyoruz.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  39. yaaa görün bakın, okumuş çocuk nasıl oluyor. Adam kapitalizmin, iktisatın kitabını yazmış. O da mı cahil? 🙂 Cahildir muhtemelen çünkü o da Atatürk’ü anlayamamıştır! size göre.

    Ben de işletme mezunuyum ama iktasat derslerinde çok parlak bir öğrenci olduğum söylenemez. Yine de, hatırlamak için baktığımız kopyalık sayesinde de olsa 70+ not almışlığımız vardır. 🙂

    Anlaşabilmek için genel kabul görmüş bir literatürü takip etmenin faydalı olacağı şüphesiz.
    Bu ism tamlamasını kullanırken var olan kapitalist ülkelerin kullandığı sistemlerden bahsetmediğimi düşünmen zor olmamış gördüğüm kadarıyla. Pek yakında, (normal insan ömrünü sürebilecek olursak ölmeden) aha şu ülkede var diyebileceğimizi düşünüyorum.

    Teorik olarak bütün ekonomilerin sosyal yanı olduğunu söylemek mümkün ama ne kadar sosyal olduğuna da bakmak lazım.
    Amerikadaki zenci kölelerin barınma ve yeme içme ihtiyaçlarının iyi/kötü karşılandığını düşünürsek, bugünkü bazı asgari sosyal yanı olan sistemlerin hakim olduğu yerlerde alınan ücretlerin bunları dahi karşılamadığını görürüz. Bu sistemlerin kavramsal olarak sosyal yan barındırıyor olması gerçekte hiç bir anlam ifade etmez. Kavramları anlaşmak için kullanabiliriz ama yaşamak için fazla kullanışlı değiller.

    Vallahi Hüseyin konuları oradan oraya taşıyıp durunca ben bile hangi başlıkta olduğumuzu ve ne konuştuğumuzu karıştırabiliyorum bazen. 🙂 Andımızı konuşurken “bilişim zenginleri” isimli bir başlığa paralel evren misali geçiş yaptık. Orada da bilişim zenginlerini konuşuyor olmamız gerekiyordu aslında.

    Bir ara değinelim şu venüs projesine. Hatta elimiz değerse uzun uzadıya değinelim. Olur/olmaz önemli dğil. Aynı şeyleri tartışmaktan evladır. 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  40. Sangre,
    Benim arkadaşlara sorduğum soru net olarak şudur:
    – 1919’un hemen sonrasında siz olsanız ne yapardınız?

    Ebubekir’in yanıtını alamadık daha.
    Toruk ise feodalizme karşı kendince, mevcut cumhuriyet yerine “gerçek cumhuriyeti” önerdi.:))

    Daha sonraki aşamada da, kapitalizme karşı “venüs projesi” dedi, bunun ne olduğunu sorunca da “bir tür sosyal kapitalizm” dedi. Sosyal kapitalizmin ne olduğunu sorunca da “Devletin halkın yararını gözeterek ekonomiye müdahil olduğu bir ekonomik sistem sosyal kapitalizm….” dedi.
    Bunun, “Atatürk’ün uygulamaya çalıştığı devlet kapitalizminden farkını” sorunca da “Atatürk de benzer bir şeyden bahsetmiyor değil, ama çocuk kandırır gibi bahsediyor.” dedi.

    Siz Atatürk döneminin “devlet kapitalizmi” olmayacağını söyleyerek başka bir tartışmanın kapısını aralıyorsunuz. Bu başka bir konu, tartışılır. Ama o daha kendi durumunu anlamadan sizin arkanıza geçip taş atma telaşında…

    Toruk,
    Hepimiz buradayız. Ayrı konularda ayrı kişiler olamayacağımıza göre fark etmez. Ama her başlık altında kimlik değiştirmek zor iştir. Einstein’ın sabunu gibi her daim tek olmak en iyisidir. O zaman ne dediğini karıştırmazsın…

    Sana kopye çekmek yasak demedik. Düşüncelerini kendin açıkla. İster sangre’den kopye çekersin, ister kitap okursun. Sana okuma da demedik, okumadan konuşma demiş olabiliriz ancak. Yarım yamalak bilginle birilerine çamur atmadan önce onları tamamlasan, kendin için iyi olur. Tarih yazmak ile forumda yazı yazmak aynı şey değil…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  41. Kimsenin arkasına geçtiğim yok. Sizin karşıt görüşleri cahillikle nitelemenizle dalga geçmekteyim. 🙂 Ne yapabilirim, üzülme diyorsun ben de gülüyorum artık. İnş, sonun hayır olur.

    “Tarih yazmak ile forumda yazı yazmak aynı şey değil…”

    Aynen öyle. Sen de tarih yazamadığın için forumda yazılanların tarihini yazıyorsun. Kimin ne tarihte ne dediğinin çetelesini tutmaktasın. Lazım olunca doğru yol milletvekili gibi çantadan çıkarıp masaya yatırıyorsun kartını. Oysa ki o kartın miadı dolmuş oluyor.
    Belki o adamın deresinin altından çok sular geçmiş oluyor. Senin göldeki gibi her şey tek düze, durağan ve değişmez değil.
    Kimilk değiştir denilmiyor ki sana, her konuyu kendi ekseninde değerlendirmeye çalış deniliyor. Beceremem diyorsan zorlamayalım Hüseyinciğim. Yapacak bir şey yok.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  42. Hüseyin Aktaş’ı bende seviyorum…onu okurken nedense Orhan Pamuk’un Yeraltından Notlar kitabına yazmış olduğu önsözdeki Dostoyevski tahlili aklıma geliyor..Pamuk orada Dostoyevski’nin o kitabı yazarken ki amacından giriyor ve Dostoyevski’nin yaşamının o dönemindeki ruh halinden çıkıyor..Batılı bir eğitim almış ,batılı bir hayat süren Dostoyevski ,o dönem rus entellektüelleri arasında batılı liberal fikirlerin rağbet görmesine kızar ve Yer Altından Notları, onlara cevap olsun diye yazar diyor O.Pamuk…Halbuki Dostoyevski Rus kültürüne en az eleştirdiği batıcı entellektüeller kadar uzaktır ama yinede karşı çıkar.

    Sevgili Hüseyin Aktaş ta sanki bu tavrı görüyorum..bilemiyorum belki yanılıyorumdur.Şimdilik düşüncem bu 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  43. Hüseyin yazdi;”…- 1919’un hemen sonrasında siz olsanız ne yapardınız? Ebubekir’in yanıtını alamadık daha….”

    *bire bir kopyaci moderlesmeye izin vermezdim..
    *toplumun özeli, kiyafet (sapka),müzik (tango),dil (latin harf) karismazdim..
    *halkin maddi,manevi degerlerini dikkate alirdim..

    (vs.)

    osmanli´nin baslatmis oldugu modernlesme daha ileriye götürelebilirdi halbuki mustafa kemal ve kadrosu tepeden inme ve militarist mantikla gerceklestirdigi gereksiz inkilaplar sadece toplumsal travmalara sebebiyet vermistir..

    buyurgan kemalist yöntem,askeri vesayet,mutad darbeler,mechul cinayetler,devlet terörü,devlet ici cetelesme(ergenokon/pkk ) halka cikardigi/dayattigi fatura agirdir öyle agir ki 21.ci asir bitmek üzre ama öde öde bitmiyor..

    kisaca,zor/zorba defolu birey üretir/üretmistir..

    ancak

    marksist/ateist/sosyalist modernlerin “zorba düsünce”ye sahip cikani görünce/okuyunca ister istemez akla;

    “zorla dogurtulan cocuk ya ölü cikar yada sakat” sözü geliyor:)

    YORUMSUZ..

    Toruk Makto yazdi;”…Atatürk’ün yerinde olsam, siyasal anlamda tek ilkem olurdu. Halkın istemeyeceği hiç bir devrimi yapmamak. Masal kahramanı gibi ülkeyi tek başıma dahi kurtarmış olsam yapacağım şey bu olurdu. Bu kadar kanı akmış milleti bir de demir yumruğumun altında ben ezmezdim…”

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  44. Teşekkür ederim Baal.:)

    Ben de seni okurken gözümün önünde gözlüklü ve huysuz bir ihtiyar beliriyor. Kırık dökük bir daktilosu var bu ihtiyarın. Yazı yazıyor ha bire. Torunlarına bir şeyler anlatıyor söylene söylene. Torunları onu dinlemiyor ama arada bir dedeyi galeyena getirmek, konuşturmak ve kızdırmak torunların hoşuna gidiyor. “Ya dede bırak şu daktiloyu bak bilgisayar çıktı” diyorlar, ama dede kendinden emin. Muhtemelen “vilayet önünde” arzuhalcilik yaparak ve sigortasını isteğe bağlı yatırarak emekli olmuş. “Ben bu daktilo ile” diyerek başlıyor anlatmaya.

    Bu arada bir arkadaşım vardı ben ondan kara kalem resim çizmeyi öğrenmiştim içerde iken. Hiç kimse ile ilgilenmez sabahtan akşama kadar ha bire kara kalem resim çizer ara sıra da kitap okurdu. Çok az zamanlarda da göstermelik bir spor yapar, nadiren yemek zamanı bir iki espiri patlattığı olurdu. Onun siliüeti de geldi tarif ettiğim ihtiyarın yüzüne oturdu. Valla seni okudukça bu görüntüyü silemiyorum gözümün önünden.:))

    Şimdi Türkiye’de bir sosyalistin önünde uğraşması gereken “dünya” kadar çelişki var. Bunlardan biri de “dini kökenli gericilik”. Türkiye ölçeği öyle geniş bir spekturum ki, bu spektrumun bir ucunda silah silaha çarpışmak gerekirken, diğer bir ucunda “okuma yazma seferberliği” yapmak devrimci savaşımın “baş çelişkisi” olabiliyor. Ben sosyalizmin sorunlarını düşünürken bir de karşıma kara bücürler çıkıyor. Benim de sinirlerim çığırından çıkıyor o zaman. Adam “insan haklarına” dayanarak, demokratik haklara dayanarak “şeriatı” dayatıyor. Sanki demokrasi için kılını kıpırdatmış gibi… Bizzat devrimcilerin kanlarıyla kazanılmış haklara dayanarak devrimlere düşmanlık ediliyor.

    Ben siyasal anlamda hiç bir zaman “kemalizmi” savunmadım. Ama bu sitenin az çok okur yazarlarından Toruk Makto bile beni “kemalistlik” ile eleştirebiliyor. Okumuyor ne dediğimi. Sonra benim, “Atatürkçülüğü savunan bir satırımı bulsana” dediğimde Atatürk’ü savunduğumu gerekçe gösterip aklınca dalga geçiyormuş. Atatürk ile Atatürkçülüğün hiç bir alakası yoktur oysa.

    “Kemalistler” ya da “Kemalciler” deyimi ilk olarak emperyalist ağızlarca dilendirilmiş bir deyimdir. Anadolu’da ulusal kurtuluş savaşının sürdüğü dönemlerde Mustafa Kemal’in koyduğu siyasi duruşu destekleyenleri ifade etmek için kullanmışlardır. Sonradan da Atatürk’ü ad ederek, onu sömürmeye çalışanların düşünceleridir “kemalizm” dedikleri. Kendi hesabıma siyasal yaşamımda en çok çatıştığım düşünce akımıdır. Bu konuda kaç kere yazdım. Beni ille de benimsemediğim bir siyasal duruşun savunmasına itmeye çalışıyor bir kısım arkadaşlar. Oysa Ben “Kemal” ile “Kemalizmi” birbirinden ayırıyorum ve Mustafa Kemal’e yapılan saldırıların çoğunun emperyalistlerce “savunmanın dağıtılması” amaçlı olduğunu söylüyorum. Hatta bu amaçlı bu halkın dinine de saldırıların yapıldığını söyledim! Oysa ben ne kemalistim ne de dindarım. Ama oynanan oyunu görüyorum. Birkaç mesleğim arasından biri de satranç antrenörlüğüdür ve “strateji ve taktik” konusu bu mesleğimin dersleri arasında olup, bu dersleri siyasal yaşama genelleme bilgisine, becerisine, birikimine sahibim. Günümüz siyasal gerçeği içerisinde, Mustafa Kemal’i ve İslam dinini bu ulustan çekip aldığınız zaman, bu ulus ruhsal olarak travma yaşar ve çöker. Uluslararası sermaye istediği gibi at oynatmak için bu iki noktaya saldırıyor…

    Bu iki nokta sosyalistlerin de aşması gereken bir eşiktir. Ancak sosyalistler bu eşiği aşarken bilimsel düşünceler ve ikna yoluyla aşmayı önerirler. Bunların yerine ise asla dine, kapitalizme, sömürüye dayalı çözümler önermezler. “Temel çelişkileri” emek sermaye çelişkisidir. Oysa emperyalizm bu iki “kaleyi” yıkarken yerine ikame etmek istediği tek şey, yalnızca tüketen ve ucuz işgücü üreten, kendine yabancılaşmış, uşak ruhlu bir toplumdur! İşte ben emperyalistlerin hizmetinde olan anlayışların Mustafa Kemal’e olan gelişigüzel saldırılarına karşı çıkıyorum! Yeri gelince mahallemdeki imam ile de bu konuda ittifak yapabilirim. 1979’da, Nikaragua’da, Sandinistlerin Somoza’ya karşı papazlarla ittifak yaptığı gibi…

    Yani süreç, baş çelişkileri zaman zaman değiştirebiliyor. Ama sorsan şimdi kaç kişi “baş çelişki, temel çelişki, tali çelişki” kavramlarını anlatabilir ki? Kaç kişi “strateji ve taktik” konusunda açıp bir kitap okumuştur ki? İnternetin parfüm kokulu kirli sularında geviş getirmek varken…

    Sonuç olarak, bazen savunuyor göründüğüm konulardaki tavrım, “aslanı kediye boğdurmamak” tavrından ibarettir…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  45. “osmanli´nin baslatmis oldugu modernlesme daha ileriye götürelebilirdi halbuki mustafa kemal ve kadrosu tepeden inme ve militarist mantikla gerceklestirdigi gereksiz inkilaplar sadece toplumsal travmalara sebebiyet vermistir..”

    “osmanli´nin baslatmis oldugu modernlesme daha ileriye götürelebilirdi” diyorsun, Cumhuriyet de budur zaten. Senin oranı buranı acıtsa da, “işin başında olunca ben de acıtırdım” demektesin yani…

    Ebubekir,
    Bu satırlarındaki hüsnü kuruntularını bir kenara koyduktan sonra, söylediklerinin “Ben Mustafa Kemal olsaydım, onun yaptıklarının aynısını tekrarlardım” anlamına geldiğini bilmeyecek kadar cahilsin!

    Cumhuriyet tepeden inme de, “osmanlıdaki gelişmeler” fabrikalardan, tarlalardan siyasi iktidara doğru muydu?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  46. Sevgili Aktaş bende sadece bana ait paralel bir evrende yaşıyorum aslında … hayalinde canlandığını söylediğin kişiyle şeklen olmasada mana olarak benzeştiğim çok şey var..:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  47. senin “demogoji”den medet umuyor olman girdigin polemiklerde nasil ters köseye yatirildiginin kaniti:) öyle ki,sosyalist Hüseyin yoldas “ters köse”den kurtulmak icin inandigi,savundugu degerleri bile cigner hale geldi..nasil mi? baksaniza fasist uygulamalari savunuyor hicde rahatsiz olmuyor..

    Hüseyin,fanatik dindar/dinci gibi sarildigin “cakma ilkeler”in miadi doldu,dünya da esamesi okunmuyor,türkiye de kanunla korunmasa kimse takmayacak (takanlar da rantini yiyen azinlik) unutulup gidecek..nerden mi biliyom? partisinin aldigi oylardan:)

    biliyorum zoruna gidiyor ancak can simiti gibi sigindigin marksist demogoji yasanmislari örtemeyecek kadar silik ve yavan..

    biliyorum”dedigim dedik öttürdügüm düdük” modundan kurtulana degin sende ki bu marksist tutku,bagnazlik ve cehalet devam edecektir yapacak bir sey yok..zaman en iyi ilac derler umarim,dilerim öyledir..

    neyse..

    osmanlinin yanlisini mustafa kemal´in despotluguna MAZERET olarak kullanip mesruiyet kazandirmaya kalkismak ancak fanatiklerin düstügü bir zafiyettir..hem,”kötü emsal olmaz” sözünü de bilirsin..

    ha

    mustafa kemal icin”benim kutsal”im diyen de sen,”Toruk, benim bir tane “Atatürkçülüğü savunan” bir satırımı bulsana…”diyende..
    Hüseyin, bu ne YAMAN celiski böyle he:)

    “alemi kör insanlari aptal” sanmak acizlerin,kendine güveni tükenmis “demogog”larin isi yoldaas..

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  48. Hüseyin,fanatik dindar/dinci gibi sarildigin “cakma ilkeler”in miadi doldu,dünya da esamesi okunmuyor,türkiye de kanunla korunmasa kimse takmayacak (takanlar da rantini yiyen azinlik) unutulup gidecek..nerden mi biliyom? partisinin aldigi oylardan:)

    Eee madem kimse takmıyor, madem çakma! O halde derdin ne ? Niye ikide bir sövüp duruyorsun ? Arızalı falan mısın ?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  49. “mustafa kemal icin”benim kutsal”im diyen de sen,”Toruk, benim bir tane “Atatürkçülüğü savunan” bir satırımı bulsana…”diyende..
    Hüseyin, bu ne YAMAN celiski böyle he:)”
    (Ebubekir)

    Demogoji sizden bize düşmez ki!
    Yukardaki satırların da demogojinin ta kendisidir!
    Ben bulamadım ama sen benim Mustafa Kemal için nerde “benim kutsalım” dediğimi bir buluversene!
    Bu sözün geçtiği yerde, benim Mustafa Kemal’e dini anlamda bir kutsallık atfettiğimi kanıtlar isen senden özür dileyeceğim.
    Siyasal anlamda kutsallık atfetmeyeceğimi de cümle alem bilir.
    Cümle alem bir marksistin hiç bir türlü kutsalı olmayacağını da bilir.

    O yazıyı bulamadım ama ben orada sana şu içerikte bir söz söyledim; “Muhammet senin kutsalın ise Atatürk de benim kutsalım, ben senin kutsalına küfür etmiyor isem, sen de benimkine etmeyeceksin”…
    Sen küfürü yedikçe, senin yediğin küfürlerden rahatsız olduğum için, biraz da sitenin editörü olarak ben sana böyle bir uyarıda bulundum. Bu cümlenin içinde geçen “ben” bile ben değilim aslında. Bir başkası adına kendimi oraya koydum. Kaldıki buradaki “kutsal” sofistike anlamda bir kutsal olmayıp, “değer” anlamında bir sözcüktür. Kaldıki bir kişi Mustafa Kemal’i kendisi için “kutsal” ilan etse bile, bu yaklaşım, “Kemalizm” ve “Atatürkçülük” dediğin siyasal yaklaşımla birebir yine örtüşmez.

    Sen bunları anlamayacak kadar cahilsin ve bu cehaletin yüzünden düştüğün acizlik içinde bunları çarpıtmaya kalkacak kadar demogogsun işte!
    Marksistlerin demogojiye ihtiyacı yoktur! Onların işi demogojileri ortaya çıkarmaktır!
    Kendi elindeki yüzündeki karayı bizlere çalmaya kalkma bir daha!

    Bir diğer not da şudur: Bir insanın bir sözünü bir paragraftan çıkardığınızda, paragrafta ifade ettiği düşünceden bağımsız yeni bir anlam kazanıyorsa, o sözü tek başına alıntılayamazsınız! Bu yazın etiğidir! Koskaca paragraftan “benim kutsalım” şeklinde bir alıntı, bir kez daha senin acizliğini gösterir.

    Son not: Biraz da Türkçe çalış, yazım çalış. Yazdıklarını yazım (imla) ve Türkçe (metin bilgisi) konusunda itin önüne atsan yemez. Yine de seni adam yerine koyup yanıt veriyorsak, bu daha çok ortalığa saçtığın pisliği temizleme gereğinden doğuyor. Yoksa sen hiç bir matah değilsin!

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  50. Ebubekir,

    “osmanli´nin baslatmis oldugu modernlesme daha ileriye götürelebilirdi” diyen sendin.

    “osmanlinin yanlisini mustafa kemal´in despotluguna MAZERET olarak kullanip mesruiyet kazandirmaya kalkismak ancak fanatiklerin düstügü bir zafiyettir..hem,”kötü emsal olmaz” sözünü de bilirsin.” diyen de sen isen izninle soralım:

    Bu kadar hızlı kıvırmanın nedeni nedir?

    Sen önce adam gibi bir cevap versene:

    1- 29 Ekim 1923’de sen olsan bu ülkede hangi siyasal rejimi ilan ederdin?
    2- 17 Şubat-4 Mart 1923’de sen olsan hangi ekonomik modele yönelirdin?

    Hadi bunlara adam gibi, tüm siyaset bilimcilerinden onay alacak bir dile ait terimler ile omuzların üstünden bir yanıt ver de okuyalım, öğrenelim. Omuzların üstünden diyorum; akıl ile yani. Mantık ile. Hüsn-ü kuruntu ile değil! Dilek ve temenniler ile değil! Bunlara yanıt ver, ondan sonra papucunu eline vereceğim senin! Hadi, sıkıyor mu?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  51. Bu tartışmada da tekrar görüyoruz ki Türkiye’de sosyalist aydının akvaryumda yaşayan balıktan farkı yoktur..Sosyalist aydının kendi düşünceleriyle var olmak için ,kendi denizi ,gölü, akarsuyu yoktur.

    Kendisini göstermek adına yapabildiği tek şey başka ideolojilere yamanmak,onlardan rol çalmaya çalışmaktır.Türkiye’de sosyalizmin ‘s’ si bile yoktur dersek abartmış olmayız.Sosyalistlerimizin kimlik hanesine tek birşey yazabilirsiniz…Batının yapmaya çalıştıklarına muhalefet etmek.

    Libya’da batıya inat kaddafiyi desteklemek,Suriye’de batıya inat esadı desteklemek,hatta zamanında ırakta saddamı desteklemek,Türkiye solun ne kadar fikri bir perişanlık içerisinde olduğunu,yürek burkucu şekilde gösterir.

    Aynı mentalite, batı desteğiyle Türkiyede yapılmaya çalışılan tüm değişim girişimleri karşısında Kemalist ideolojinin doğrularının savunuculuğu olarak tecelli etmektedir….

    Sosyalizm batıya karşı olmak mıdır? Sosyalistin amacı amerikayı yenmek midir?Siz sadece bu musunuz?

    Kendi felsefenizin temellerine dayanan düşünceler üreterek, kendinize onlarla kimlik kazandırırsanız belki bu toplumda kök salıp yaşama ihtimaliniz olabilir.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  52. “Sen küfürü yedikçe, senin yediğin küfürlerden rahatsız olduğum için” halbuki rahatsiz olsaydin bir basta kendin etmezdin iki madem editördün engel olurdun..

    kac kez yazdim,”editör küfürbaz bekcisimi”dir diye ama küfürbazlara birak engel olmayi adeta tesvik primi verilmis gibi küfürler artarak devam etti..

    hele senin bir forumdas´a”seni kitir kitir keserim” ifaden (ki lestirdim) senin nasil bir fanatik oldugunu tescilledi bu sözüne dahi bir engel,yaptirim cikmadi bos laflar seninkisi karnimiz tok..

    bak

    dozaji düsmüs olsa da satir aralarinda,ironi ayaklarina yine de satasma /hakaret devam ediyor umarim yeni editörler daha dikkatli olur..

    ahan da taze örnek; oikos yazdi”Arızalı falan mısın ?..”

    rahatsiz oluyormus-MUS (hristiyan ülkede basörtülü okuyabilirken,kemalist cagdas ülkede okumyamiyor rahatsiz olmuyor da) külahima anlat onu sen..

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  53. “dozaji düsmüs olsa da satir aralarinda,ironi ayaklarina yine de satasma /hakaret devam ediyor umarim yeni editörler daha dikkatli olur..”

    Sataşma ve hakaret mi…

    Çok ilginç ama senin yazında ebubekir en az 10 tane sataşma ve hakaret gösterebilirim. :)) Ama önce söylenip şikayet eden kazanıyor sanıyorsan (yani buna güveniyorsan) yanılıyorsun.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  54. Hızlı kıvırmanın en üst sınırlarında dolaşıyorlar.

    Kendilerine kürt diyen bir ulus varsa, kendilerine türk diyen bir ulus da vardır. Kürt ulusu kendi vatanını istiyorsa parasını ödeyerek (evet para) kendi yurdunu kurabilir. Ben bunda bir sakınca görmüyorum. Kendi yurdunda istediği kadar kürtçe, zazaca ve ne eğitim vermek istiyorsa kendi sorun ve çözümlerini oluşturur. Türk yurdunda kalmak isteyen diğer her ulus ise bu yurdun kuralları çerçevesinde kendine bir yön çizer. Bu yurtta anadil Türkçedir gerisi havagazıdır. Kürtçesini geliştirmek isteyen bir kursa gider ve istediği kadar kürtçe öğrenir, tıpkı dinini öğrenmek isteyenin istediği kursa gidip öğreneceği gibi, devlet kendi eliyle imam hatip vs.. açıp din ağırlıklı eğitim veremez. Aksi faşizmdir. O halde asıl çarpıklık bu noktada başlamaktadır. Özgürlük yanlıları ilkin bu konuda samimi olup bir kürt devletinin olup olamayacağını tartışmaya açıp bu konuda fikir beyan etmelilerdir. Türklerin, türklüklerinden vazgeçip “yalaka” bir yaranma içinde hoşgörü göstermeleri istenmesi bırakın absürdü doğallıktan uzak bir ütopyadır. Ya gerçekçi olun ya da saçmalamayın.

    Tüm bu saçmalamanın altında yatanın TÜRBAN olduğunu düşünüyorum. Türbanlı annelerinin intikamını almak isteyen çocukların misketlerimi geri istiyorum diye yarım ağız bağırmalarını duyuyor ve hissediyorum.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  55. Kaldırılsın. Ezbere söylenmiş laflar bu ister dua, ister and olsun manasızdır. Dayatılmış söz ve eylem, insanı tahakküm altına almak için bir araçtır. Bireyin hür iradesi, süslü cümlelerle .ikilemesin.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  56. xenix,anlasilan sen beni taniYAmamisin ima etmeye calistigin ucuzluklara tenezzül edecek biri olmadigim gibi kimseye de eyvallahim yoktur..on degil bir HAKARET söz konusuysa etik kurula kendimi sikayet ediyorum arastirsin ve geregini yapsin..

    egip bükmeden..

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  57. Yanıt Yok!
    Hep kaçtı, hep!
    Ne zaman gerçek kimliğini ortaya koyacak bir soru ile karşılaştıysa, hep kaçtı. Ya konuyu başka yöne çevirmeye çalıştı, ya da sustu. Daha sonra bir başka yerden çıkıp, aynı tartışmaları yapamayacağımızı düşünerek devam etti.

    İşte diyemiyor:

    • Ben cumhuriyetin ilanını her şeye rağmen haklı buluyorum, diyemiyor.
    • Elbette kapitalizme yönelirdim, diyemiyor.

    Çünkü asıl diyemediği şudur:
    – Ben saltanatı sürdürürdüm!
    – Ekonomi de nedir ki herkes zekatını verdikten sonra misler gibi yaşardık.

    İşte burası herkesin “dinden imandan çıkıp küfre sarıldığı” yerdir!

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  58. “Türk yurdunda kalmak isteyen diğer her ulus ise bu yurdun kuralları çerçevesinde kendine bir yön çizer.”

    Yurdun kuralları diye gökten inmiş bir kurallar manzumesi mi var?Peygamberi kim peki bu kuralların? Bu Türkçü söylemler esas bu ülkede kavganın baş sorumlusudur…bu topraklarda Türklerde yaşar ama buranın Türk yurdu olmakla ilgisi yoktur…zamanında anadoluda başlamış milli mücadeleyi ,darbeyle gaspetmiş birilerinin, hayallerindeki ‘Türk yurdu’ da hayalde kalmaya mahkumdur…hayal kurmakta serbestsiniz kendinizi avutmanıza kimse karışamaz fakat eninde sonunda gerçeği kabul etmek zorunda kalacaksınız…bunun altını çiziyorum..bu sizin çok sıkarsanız değiştirebileceğiniz birşey değil….binlerce yıldır onlarca kavmin yerleşip yaşadığı bir bölge, ”bizim yurdumuz” demeyle sizin yurdunuz olmaz.

    Saltanatın ve hilafetin kaldırılmasının ilerici bir hamle yapmakla bence ilgisi yoktur.Zira onları kaldıranların halk ne düşünüyor, ne istiyor diye bir kaygısı ,ne o zaman ne de daha sonra olmamıştır.. Hatta bu iki kurumun belli ölçülerde korunmasında ,kendi dinamikleriyle işleyen daha demokrat bir ülke yaratılması için fayda bulunabilirdi…Eğer öncelikli amaç ülke insanın iyiliği ve huzuru idiyse saltanatın ve hilafetin bu ülke insanına hizmeti olabilirdi..Kaldırılmaları ise sadece basit bir iktidarı pekiştirme hamlesidir…

    Bir ‘devlet’ okullarında kendi yurttaşlarına anadillerinde eğitim imkanı vermeye mecburdur…siz o insanın devleti olacaksanız…böyle bir gayeniz varsa… onun dilinide tanıyacaksınız demektir…buna itiraz edenlerin emperyalizmden şikayet etmesi ise esas ikiyüzlülüktür.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  59. ebubekir şikayet ettiğim için değil ama kendini görmen için yazıyorum. Senin kendini görmen bana yeter.

    senin “demogoji”den medet umuyor olman girdigin polemiklerde nasil ters köseye yatirildiginin kaniti:) öyle ki,sosyalist Hüseyin yoldas “ters köse”den kurtulmak icin inandigi,savundugu degerleri bile cigner hale geldi..nasil mi? baksaniza fasist uygulamalari savunuyor hicde rahatsiz olmuyor..

    Hüseyin,fanatik dindar/dinci gibi sarildigin “cakma ilkeler”in miadi doldu,dünya da esamesi okunmuyor,türkiye de kanunla korunmasa kimse takmayacak (takanlar da rantini yiyen azinlik) unutulup gidecek..nerden mi biliyom? partisinin aldigi oylardan:)

    biliyorum zoruna gidiyor ancak can simiti gibi sigindigin marksist demogoji yasanmislari örtemeyecek kadar silik ve yavan..

    biliyorum”dedigim dedik öttürdügüm düdük” modundan kurtulana degin sende ki bu marksist tutku,bagnazlik ve cehalet devam edecektir yapacak bir sey yok..zaman en iyi ilac derler umarim,dilerim öyledir..

    neyse..

    osmanlinin yanlisini mustafa kemal´in despotluguna MAZERET olarak kullanip mesruiyet kazandirmaya kalkismak ancak fanatiklerin düstügü bir zafiyettir..hem,”kötü emsal olmaz” sözünü de bilirsin..

    ha

    mustafa kemal icin”benim kutsal”im diyen de sen,”Toruk, benim bir tane “Atatürkçülüğü savunan” bir satırımı bulsana…”diyende..
    Hüseyin, bu ne YAMAN celiski böyle he:)

    “alemi kör insanlari aptal” sanmak acizlerin,kendine güveni tükenmis “demogog”larin isi yoldaas..

    slm.


    Fakat insanın bütün bunları görmeyip “arızalı mısın” sözünü ağlaya ağlaya, hakaret ediliyor diye yazması bana mizahi geliyor sadece.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  60. Hüseyin,yazilanlari anlamak istemiyorsun,niyet okuyuculugunu tercih ediyorsun,dedigim dedik öttürdügüm düdük modundan kendini azad edemiyorsun ben tartismayi belli bir noktadan sonra rolanteye aldim diye bunu “kacmak” olarak degerlendiriyorsan bu senin sorunun beni baglamaz..

    ayrica,en adi küfür ve hakaretlerin yapildigi tartismalardan kacmadim ki sizin,laf olsun torba dolsun” sorularinizdan kacayim:)

    gercek kimligim mi ?

    arkadas,sen yazdiklarimi ya okumuyorsun yada anlamak istemiyorsun..

    yahu

    osmanli saltanatini en agir sekilde elestiren ben degilmiyim ?

    sünni yorum´un mustafa kemal tarafindan reforme edilmegini,bu “salatanat dini”ni noktasina,virgülüne dokunmadan birebir devraldigini,seyhulislamlik makami yerine din isleri teskilatini kurarak aynen devam ettirdigini ben yazmadim mi ?

    gelenekci (saltanatci din inaniri) ile reddiyeci (diktatör ulu önder inaniri) arasinda bir fark olmadigini defalarca gündeme getirmedim
    mi ?

    “cözüm önerileri”konu basligi altinda almanya demokratik cumhuriyet´i (Deutsche Demokratische Republik) uygulamalarini tercih ettigimi söylemedim mi ?

    kapitalizmle ilgili yazdiklarim(kapitalizm ve mülkiyetcilik) konu basligindan okuyabilirsin..

    gercek “kimlik” daha acik nasil yazilir ?

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  61. xenix,abartma..ne aglamasi ne zirlanmasi ayrica senin sikayet etmene gerek kalmadi ben kendimi sikayet ettim di..

    unuttun:)

    “etik kurul” acilen sikayetimi isleme koysun ve geregini yapsin..

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  62. “Saltanatın ve hilafetin kaldırılmasının ilerici bir hamle yapmakla bence ilgisi yoktur.Zira onları kaldıranların halk ne düşünüyor, ne istiyor diye bir kaygısı ,ne o zaman ne de daha sonra olmamıştır.. Hatta bu iki kurumun belli ölçülerde korunmasında ,kendi dinamikleriyle işleyen daha demokrat bir ülke yaratılması için fayda bulunabilirdi…Eğer öncelikli amaç ülke insanın iyiliği ve huzuru idiyse saltanatın ve hilafetin bu ülke insanına hizmeti olabilirdi..Kaldırılmaları ise sadece basit bir iktidarı pekiştirme hamlesidir…”

    Sevgili Baal,
    Bu sözlerin tartışılabilir. Buradan bazıları saltanatı hilafeti savunduğunu da çıkarabilir ama benim öyle değerlendirmediğimi söylemeliyim.

    Ne var ki bir diğer tartışmamızda, bireye atfettiğin “sıçrama” etrafında söylediğin tüm sözleri bu satırlarınla çöpe atmış olursun. Birey ve bireylerden oluşan “irade”nin yapabileceği sıçramayı reddetmiş olursun.

    Birkaç yerde Kurtuluş Savaşı’nın ve Cumhuriyetin, bir “azınlık hücumu” olduğunu söylemiştim. Cumhuriyetin yeterli kitlesel desteği olmadığını, yukardan aşağıya doğru bir devrim olduğunu söylemiştim. Ancak bu “azınlık hücumu”nun, cumhuriyet bünyesinde yaşayan insanlara sağladığı gelişme reddedilemez. Bunun en basit kanıtı, sana soracağımız bir soruya vereceğin yanıttır:

    • Sen bugün saltanat ve hilafetin geri getirilmesini ister misin?

    “İsterim” dersen tartışacağım bir şey yok.

    Ama “istemem” dersen diyeceğim odur ki; “Devrimlerin toplumsal yaşamdaki rolü de budur!”

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  63. Bizim Türkiye’de sorunlarımızın altında gücün birleşerek halkı ezen bir yapıya dönmesi yatıyor..Saltanat varken ,Atatürk varken veya günümüz akp iktidarında olsun her zaman, devletin gücü karşısında bireyin çaresiz kalıp boyun eğmesinin nedeni ,gücün paylaştırılmaması tek kişilerin elinde kalmasıdır.

    Siyasetin gücünün bir kısmı,saltanata paylaştırılsaydı bundan ne geçmişte ne de günümüzde halkın bir zarar göreceğini kimse iddia edemez.Zira halk zaten devlet veya siyaset nezdinde hiçbir zaman adam yerine konmamıştır.Halen konmamaktadır.

    Çoğunluk diktatörlüğünün her istediğini yapamayacağı bir meşrutiyet bana kalırsa bugünkünden iyi bir düzen olabilirdi.Tabi durumlara bağlı birşey…şimdi biz ne dersek diyelim sadece ”yayladaki yoğurda salatalık doğramak” olur..Ama gücün paylaşılmasında halkın çıkarı vardır. Ben dağınık bir siyasi gücü bugünküne tercih ederdim.

    Türkiye sonuçta saltanatı kaldırmakla, tiranların ülkeyi yönetmesine engel olamamıştır.

    Ayrıca sorduğun soruya şöyle bir soruyla karşılık vemek isterim.Mesela sen günümüzde Atatürk’ün Ankarada oturup ülkeyi 1923′ deki gibi yönetmesini ister misin? buna vereceğin cevapta seni daha kolay anlamamızı sağlayacaktır.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  64. Kesinlikle Hayır!

    Böyle bir duruma Atatürkçüler çok sıcak bakabilir. Hatta halk arasında günümüzün olumsuzlukları yüzünden, “Atatürk gibi bir adam gelmedikten sonra bu iş rayına girmez” söylemleri de yaygınlaşmaktadır. Ancak ben bu görüşte değilim.

    Ben günümüzde, Ankara’da, Atatürk’ün 1923’teki gibi ülkeyi yönetmesine kesinlikle karşı çıkardım…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  65. Bu arada, tilkiye sormuşlar:
    “Pişmiş tavuk sever misin?”
    Gülmekten yanıt verememiş.:))
    Eğer bir kemalist olsaydım, Baal’ın bu sorusuna, gülmekten yanıt veremezdim herhalde.:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  66. Önümüzdeki dönemden itibaren ortaokula başlayacak öğrenciler andımızı okumayacak. Resmi Gazete’de yayımlanan değişikliğe göre, 8 yıllık eğitim döneminde andımızı okuma zorunluluğu sadece ilkokullarla sınırlı tutuldu.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  67. Atatürk, Türk, Ata sözcüklerini de sözlükten çıkarmak lazım, ülkemizin adını da Abuzettinistan İleri Demokrasi Cumhuriyeti yapalım. Laik, demokratik, uniter cumhuriyet, hukuk devleti neyimize gerek. Kimliksiz kişiliksiz olalım, ha Türk olmak ha SS Nazilerinden olmak aynı şey değil mi? Yüce dinimiz İslam bize yeter, ümmet olalım, Allah’ın kulu olalım hatta her sabah Allahü ekber diyerek and içelim, Kürtler Biji Apo desin, diğer yüzlerce etnik köken de kendi istedikleri gibi bir and bulsun. Sevr’i daha da fazla bölerek uygulayalım. Bizden sonraki nesillere de şu deyişi miras bırakalım. ”RAHAT BATTI”

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  68. Nibelunga tarafından Cts, 24/03/2012 – 01:34 tarihinde gönderildi.

    Kaldırılsın. Ezbere söylenmiş laflar bu ister dua, ister and olsun manasızdır. Dayatılmış söz ve eylem, insanı tahakküm altına almak için bir araçtır. Bireyin hür iradesi, süslü cümlelerle .ikilemesin.

    Nibelungaya katılmamak mümkün değil.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  69. cakma “muasir medeniyet” magdurlari beyaz türk le esitlenmek isteyince atatürkcülerin RAHAT-I kacti tabi doksan yiilik confor´u paylasmak isine gelmiyor..

    isin özü budur gerisi lafugüzaf..

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.