Anlamak ve Anlamlandırmak

İnsan zihni çok tuhaftır. Her şeyi anlayabileceğini sanır. Mesela hepimiz vücudumuzun bir takım yerlerinden memnun değilken ve bunu değiştirmek isterken, hatta bir başkasının bedenini alabileceğimizi bile düşünürken, hepimiz zihnimizden memnunuzdur. Ve onu hiç bir zihinle değişmek istemeyiz. Bunun sebebi basit aslında, kendimizi zihin zannediyor oluşumuz. Aslında bu bir sanı değildir. “Benlik” zihinseldir.

Gelelim konumuza, anlamak ve anlamlandırmak. Zihnimizin birde herşeyi anlayabileceğini sanısı vardır. Bir konu üstünde yeterince çalışırsa veya anlamaya uğraşırsa mutlaka anlayacaktır. Anlayamadığı konuları ya ilgilenmediği ya da sevmediği için uğraşmak istemediğinden anlamıyordur. Yoksa istese, onları da anlayacağını düşünür.

Bu kısımda en azından anlamadığının kabulündedir. Ama bundan daha endişe verici olan kısım anlamlandırmaktır. Yani zihin, anlamadığı bir şeyi, önceki verilerine dayanarak anlamlandırma yapar. Üstelik hiç bir zamanda anlamadığının farkında değildir. Anlamlandırmak, temelinde inançlar, şartlanmışlıklar hatta yanlış öncüller olan bir durumdur. Tıpkı sorunlu bir zihnin kendinin sorunlu olduğunu kabul etmemesi gibi, anlamlandırma yapan kişi de anladığını düşünür fakat yaptığı sadece anlamlandırmaktır.

Konuya açıklık getirmek için bir kaç basit örnek vermek istiyorum. Mesela yıldırım. Yıldırımın nasıl oluştuğunu anlayan kişi ile anlamlandıran kişi arasında ki en temel fark, anlamlandıran kişinin kendi inancının devreye girmesidir. Zeus kızdı bize ceza gönderdi şeklinde. Hatta yeniçağ felsefelerinin (spiritüalizm) çoğu anlamaktan uzak anlamlandırmaya bire bir örneklerdir.

Sorulacak sorular çoktur. İnsan her şeyi anlayabilir mi? Anlamak zorunda mı? Anlayamadığımız şeyi anlamlandırmadan durabilir miyiz? Anladığımızla, anlamlandırdığımızı nasıl ayırt edebiliriz?

Bu sorulara el attığımızda umarım bu ayrımı daha iyi yapabiliriz.

17 yorum “Anlamak ve Anlamlandırmak”

  1. “hepimiz zihnimizden memnunuzdur”
    ben pek memnun olmadığımı söyleyebilirim.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  2. Anlamak ve Anlamlandırmak.
    Derin konular bunlar. Herkes senin gibi zeki değildirki. Nasıl anlamdırsın anlamayı.. yada anlamı anlamlandırsın.
    Akıl hastanesinde çalışan hemşire arkadaşım bu yukarda yazdığın konu ve vermiş olduğun örnek gibi onlarcasını bir sohbet esnasında anlatmıştı. Ve beden sağlığından çok akıl sağlığının önemli olduğunu söylemişti.
    İstersen xenix akıl hastanesinde hastalarla 2 saat kalmanı sağlayabilirim. Konuyla ilgili daha detaylı bilgilere ulaşabilirisn.
    Ben bu yukardaki konunu bu şekilde anlamlandırıp anladım..
    Beynim az çalışıyor galiba….. Yada bana gerektiği kadar çalışıyor.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  3. Biz sonsuzda önceki başlıklardan hislerimizi taşımıyoruz bir başka başlığa. (Taşıyanlara da şu linki öneriyoruz. Tıklayın) Bu yüzden kişilerle değilde konularla ilgili konuşuruz genelde. Beyninizin ne kadar çalıştığı ya da zekanızla ilgilenmiyorum açıkcası. Elbet halinizden memnunsunuzdur zaten yazıda da bunu belirtmiştim. Akıl hastanesinde bulunduğum dönemler oldu siz rahat olun o konuda.

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  4. Önerdiğin link çok güzel… Bir başka başlıktan da hissiyatımı taşımadım. Sen herkimsen bireysel olarak beni de enterese edip, seninle bilmem ne yarışına da girmem iddiam da yoktur sana karşı da olamazda. sadece ben yukardaki konunla ilgili samimi olup doğal yaklaşıp fikrimi söyleme gafletinde bulundum. Anlattığın konuyu ben bu şekilde anlamlandırmıştırm. İnan xenix samimi bir şekilde düşüncemi paylaşıp yardımcı olmak istemiştim.
    Sağlıkla kal…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  5. Yukarıdaki yorumunuzda tek fikir, “akıl sağlığının önemli olduğu”. Başka varsa da fikriniz ben anlamadım. Demek ki sandığınız kadar zeki değilmişim.

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  6. akıl sağlığı gerçekten önemlidir. Sen de bunun farkındasın. Çevremizdeki insanların çoğunda bu eksiklik vardır.
    Ve sen zeki bir insansın.
    ..

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  7. Aslında konu, akıl sağlığımızın yerinde olup olmadığını nasıl anlayacağımız üzerine. İnsan kendi akıl sağlığından şüphe eder mi? Veya sağlıklı düşündüğümüzden nasıl emin olabiliriz?

    Bir söz vardır. “Paranoyak olmam, izlenmediğim anlamına gelmez.” diye.

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  8. Hepimiz kafamızın içindekine çok güveniyoruz, onun her şeyi bildiğini ve dolaylı olarakta anladığını sanıyoruz.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  9. “Bir çok şeyi yarım yamalak bilmektense, hiç bilmemek daha iyidir! Başkalarının düşünceleriyle bilgelik etmektense, kendi hesabına delilik etmek daha iyidir. ”
    ~ Nietzsche ~

    Sonsuz senden izinsiz aldım özür ama sevdim…. Bu sözü

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  10. xenix e yardımcı olmaya çalışan arkadaşım…sen anladığını sandıklarını,başkalarının düşünceleriyle anlamlandırırken,xenix e yardımcı olamazsın …bence onun sıkıntısı da bu değil zaten:)senin anlamlandırman ona yardımcı olma girişimde bulunmanı sağlamış olmalı!

    örnek:benim şu an yaptığım gibi,yazılanları kendime göre anlamlandırıp tek kaş a çıkış yapmam gibi…

    somut olaylar dışında anladığımız bişey olduğunu düşünmüyorum…onlar bile havada asılı kalır derine inersek !

    gözlerim kapalı bu aydınlık niye,kalbim dönüyor dünya gibi yine,bildiğim bilmediklerimin içinde…..

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  11. anlamlandırmak, anlamak ve anlamamanın ortasında bişi sanıyorum. ne tam anlıyorsun ne tam anlamıyorsun kendi kişisel fikrinle anlamlandırıyorsun…

    konuları anlamayınca araştırıp anlamaya çalışmalı diye düşünüyorum, anlamlandırmadan önce bilgi sahibi olmalı ki; yalnış anlaşılmasın değil mi ama???

    bu da benim anlayışım hehee.

    birde aklıma takıldı, zihni yok etsek edebilsek yaşam daha mı kolay olur ya da daha mı zorlaşırdı acaba???

    deli işte sabahın leylisinde aklına takılana bak :)))

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  12. Aklına güzel şeyler takılmış delişey. Evet zihin. Bizim başlıca problemlerimizden birisi.

    Anlamlandırmak, anlamamaktan daha kötüdür. Çünkü anlamadığını bilen birisi, anlamaya çalışır, oysa anlamlandıran kişi anladığını sanır. Bu yüzden anlamaya çalışmaz. Hep o şekilde gider, ta ki birisi bir gün anlamadığını ona ikna edene kadar.

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  13. xenix ben konuyu anladım :))))

    ve şu zihin konusunu birz daha irdeleyelim belki buluruz bişiler olar mı:) ???

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  14. Yalnız fazla irdelemeye gelmiyor, hemen irdelemeyi kesmek için zihinden emirler almaya başlıyorsunuz. Çünkü kendi kontrolünün kaybolmasından son derece rahatsız olur kendileri.

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  15. Konu güzel xenix. Ancak “anlamak ve anlamlandırmak” üzerine konuşacaksak, bence bir adım geriden (yani “adlandırma” dan) başlamak gerekiyor. İzninle ben de bu “anlamda” 🙂 katkıda bulunmak istiyorum.

    Biz bir şeyin “anlamı” derken aslında neyi kastederiz?

    Bu soruya verilebilecek cevap sanırım şöyle özetlenebilir; “Birşeyin anlamı, o şeyin insan için ifade ettiği şeydir.” Peki insanlar bu anlamı nasıl kullanırlar? Burda da “dil” devreye girer ve anlam denilen şey bir takım dil işaretleriyle insanlar arasındaki iletişimin bir parçası haline gelir. Yani kelimeler..yani aslında anlam da bir adlandırmadır ve bu adlandırmalar şeylerin pratik anlamları olarak dil içerisinde kaydedilir ve saklanırlar.

    Gündelik dilde kullanıldığı haliyle “anlam” ise, – o da özünde bir adlandırma olmakla birlikte- deyim yerindeyse ilk adlandırmanın re-loaded formdur ve bir veya bir kaç öncül adlandırma üzerinden ve bir duruma izafeten yapılmış ilave bir adlandırmanın spesifik bir şeklidir. Adlandırmanın bu şekilde ilave anlamlar kazanmasına yol açan şey, anlaşılabileceği gibi adlandırmalar arasındaki karşılıklı ilişki ve bağlantılardır ve bu ilişki ve bağlantı süreci iki ana alt başlık altında belirlenebilir;

    1) Nesnel Faktörler ( Sizin yazınız aslında bunu sorguluyor sayın xenix ve “yıldırım” örneğiniz de bu başlık altında irdelenebilir)
    2) Öznel Faktörler (Mesela kişisel istek, dilek, sosyal amaç ve niyetler vs, vs)

    Forum metninizde bahsettiğiniz sorunsal aslında ikinci maddedeki öznel faktörlerin gerçeklikle uygunluğu meselesidir. Daha doğrusu öznel faktörler her zaman olumsuzlanacak faktörler değildir, bir dilek, bir temenni, sosyal nezaket, gereklilik ve her türlü sistemin iç bünyesinde doğal olarak ortaya çıkabilecek ve çıkmış olan daha pek çok ilave öznel faktör vardır ki, sosyal pratik içerisinde kendisine düşen gerçeklikle uyumlu bir duruş sergilerler ve sorun teşkil etmezler. Ama bir kısım faktörler de vardır ki, öznellikle nesnellik arasındaki sınır çizgilerini muğlaklaştırıp öznel olandan nesnel birşey üretme iddaasıyla son derece yanıltıcı ve aynı zamanda tehlikeli olabilirler.

    Aslında tam da bu noktada konu anlamak, anlamlandırmak, anlam ve adlandırma gibi süreçlerden çıkıp “bilgi teorisinin” bir parçası haline geliyor..Soyutlama, soyutlamanın somutlanması, vesaire..belki başka bir yazıda ayrıca irdelenebilir.Şimdilik benden bu kadar:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  16. Yanlis anlamak veya yanlis anlatmak…

    herhes her seyi kendi zihinsel suzgecinden gecirip anlamlandirir. Fakat anlamlandigi sey her daim anlatilmak istenen midir, bilinmez.

    Ozellikle kadinlar… 🙂

    Erkekler ne soyler kadinlar ne anlar:) En ufak oylesine solenen bir kelimeyi “kesin bana asik” diye yorumlarlar, en normal bir kelimeyi “aa kavga sebebi bu” diye savas cikarirlar…

    her seyi acikca soylemek her daim yegdir:)

    G Milat

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  17. “Dilin öğretilmiş olması onu keşfetmekten çok farklıdır. Çocuğun büyümesi; ve önce özne/nesne ayırımdan fiil emirlere ve bütünlenmiş cümlelere, sonra da büyük bir hızla gramer kalıplarını öğrenmeye,sözdağarcığını genişletmeye geçişle süren büyüme çağı kavrayış yetisindeki büyük sıçramaların Ademi döneminde dilin öğrenilmesiyle karşılaştırılması buna bir “misal” oluşturabilir. Kavrama yetisidir asıl kavranması gereken!Dil, daha önceden verilmiş olarak, organizmanın genetik gücünde “var”dır. Bu sadece zeka değil, ses organı da içinde olmak üzere organizmanın tüm beceri gücüdür…”

    Indıcations form sings kitabından alıntıdır.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.