Aslında ne sevgili, ne dost, ne şu, ne de bu…

Aslında ne sevgili, ne dost, ne şu, ne de bu…

En önemlisi bir insanın “herşeyi” olabilmek; ya da her şeyimiz olacak birini bulabilmek; yerine göre dost, yerine göre sevgili, yerine göre kardeş, yerine göre ana, yerine göre de baba…

Hatta bu kadar da değil; tüm bunlar da sınırlıyor duyguları. İcabında birinin mırnav kedisi, kelebeği, köpeği, minik kuşu ve hatta eşşeği (çift ‘ş’ ile üstelik) olabilmeli.

İşte birinin herşeyi olabilirse insan, ya da her şeyi olabilecek birini bulursa, tüm bunları kapsadığı gibi ihtiyaca göre sürekli yeni yeni tanımlara açık kalıyor, “herşey”in kapsama alanı her zaman daha da artabiliyor.

“İhtiyaca göre…”

Ruhumuzun, duygularımızın da ihtiyacı sürekli değişiyor çünkü.

Kaplumbağa

9 yorum “Aslında ne sevgili, ne dost, ne şu, ne de bu…”

  1. Ama sevgili kaplumbağa, bu saydıklarını tek kişi karşılayacaksa.. ne bileyim hayat biraz sıkıcı olur gibi geldi.Bir kedinin verdiği arkadaşlık veya hoşluğu başka bir hayvanınkiyle bile kıyaslayamıyorum ben. Mesela bir köpek bana kediden çok farklı hisler veriyor. Ben onları bile ayrı ayrı sevmek istiyorum.
    Kaldı ki her türlü hoş duyguyu tek kişide bulmak çok da tercih edilemez gibi geldi. Çok amaçlı ilişki türleri.. hmm .. kulağıma hoş gelmiyor.Ben şöyle bir işbölümü yaptım kafamda ;):

    yerine göre dost, yerine göre sevgili, yerine göre kardeş, yerine göre ana, yerine göre de baba…

    Dost ve sevgili olabilecek biri ayrı olsun;
    Kardeş , ana ,baba olabilecek biri farklı bir kişi olsun:).

    İstersek kedi, köpek, kuş falan besleyebilir; istersek kırlarda kelebek kovalayabiliriz.
    Böyle daha efektif olmaz mı?:))

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  2. Sanırım farklı dalga boylarında olduğumuz için yanlış anladın beni sevgili canu. Eğer bulunduğun noktadan daha ileri ve daha derinlere doğru gidersen, benim bulunduğum gerçekliğe ulaşabilirsin.

    Hadi elinden tutayım da bir kaç adım beraber atalım istersen:

    Zaten bir kediyi gerçekten sevemeyen, sevdiğini de bir kedi gibi sevemez. Sevdiğini kedi gibi sevmesi, kedilere olan düşkünlüğünü de azaltmaz. Burada benim söylemek istediğim, insanın doğada güzel ve iyi bulduğu her bir şeyin yansımasını sevdiğinde de bulması; bunu söylemek istiyorum.

    İşte bu şekilde, benim dalga boyumdan baktığın zaman sevdiğin insan tek bir kişi değildir hiç bir zaman. O kadar çoktur ki hatta, güzel ve iyi olan her şeyi kapsayacak kadar büyük ve evrenseldir.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  3. Sevgili kaplumbağa:). Ben dalga boyumdan hoşnutum. Çünkü bulunduğum dalga boyundan ışığı iyi soğururum 😉
    Ve bilirimki ancak ışığı iyi soğurabilenler iyi yansıtır 😉
    Ve sevgili kaplumbağa her ne dalga boyunda bulunuyorsan umarım ışığını önce soğuruyor sonra da yansıtıyorsundur.
    Yoksaaa… ne oluyor biliyor musun ? Sevgi sözcükleri sadece lafta kalıyor. Sevgi alan tarafından tanımlandığı için vermesini bilemeyenlerin dilinde kalıyor sadece.
    Eeee, ne yaparsın dostum ! Vermesini bilmeyenler almasını da beceremiyor. Veee diyor ki keşke şöyle olsaydı.. keşke böyle olsaydı…Burnu kaf dağında olanlarda asla ışığı soğuramıyor ki yansıtsın !!!

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  4. Kesinlikle katılıyorum sayın kaplumbağa. Birşeyleri herkeste görmektense, herşeyi bir kişide görmeyi tercih ederim. Bu yüzdendir ki birşeyler eksik kaldığında sanki herşey eksik kalıyormuş hissine kapılırım. Teoride güzel duruyor ama pratikte hayata geçirmek çok zor sanırım bu durumu.

    Sevgili canu, ışığı karanlık olanlar (siyah olanlar) soğurur. Aksine beyaz olanlar (soğurmayanlar) yansıtır, buna ne diyorsunuz? 🙂

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  5. Ah sevgili canu; elbette haklısın. Herkes kendi dalga boyundan memnun olabilir, buna hakkı vardır. O zaman yanlış anlamayı ve anlaşılmayı daha kolay kabul edebiliriz.

    Ama şunu da biliyor olmalısın ki, her dalga boyunun ışık boyu da farklıdır; elbette soğurması ve yansıtması da… Mevlânamız bu yüzden diyor ya; “Herkes elindeki testisi kadar pınardan su doldurur.” diye.

    Ben sadece kendi dalga boyumun ışığını anlatmak istemiştim oysa. Bu kadar masumca… Ama ne yalan söyleyeyim kadınlara azıcık alınganlık ve naz yakışıyor doğrusu.

    Kalın harflerle yazdığın burnu kaf dağında olanlarla ilgili sözlerine ise sonuna kadar katılıyorum. Çünkü sevginin ışığı, ancak masum ve mütevazı gönül iklimlerinde en güzel şekilde yansır.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  6. Öyle değil xenix. Ben yeşil bitkilerde ki yani dünyanın en önemli biyokimyasal olayını oluşturan fotosentezi baz aldım. Önemli olaydan yola çıkarsan ışığı iyi soğurduğun dalga boyun kırmızı ve mordur, yeşil ise sadece yansıtır. Yani hiç bir şey göründüğü gibi değildir.Işığı soğurabilenler iş yapar yani..Yansıtır ve işlevseldir anlamında.
    Siyaha gelince .. evet belki karanlık falan çağrıştırıyor ama olsun kime ne zararı var. Kibirden daha iyidir; asildir, kir tutar, kir tuttuğu için bas bas bağırmaz. Bence alçak gönüllü bir renktir. O kadar dalga boyunu yutuyor gıkı çıkmıyor:))
    Ben diyeceğimi dedim. Fizik dersini isteyenlere sen ver;)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  7. Seni kastedmedim .. diyeceğim ııhh sen dahil kimse inanmayacak :)) Kastettiğsem de geri alıyorum . Hayır kibirli olmadığını anlattın. Daha önemlisi ben anladım. Testimin boyuna da bi şey demezsin değil mi? ;)))

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  8. Sevgili canu, önemli olan elimizdeki testiyi kırmadan birazcık su içebilmek. Varsın içerken üstümüze başımıza dökülsün…

    Ve güzel olan işte bu! Biz burada bunu yapıyoruz. Bazen de belki biraz şımarıklık yapmak istiyoruz ki birbimize su sıçratıyoruz bu şekilde.

    Benim hoşuma gitti. :))

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.