Ateistin Erdemli Olması

Bir Deist Arkadaş;

“Ateistin Erdemli Olma Çabası, Kendi Mantalitesi içinde Ahmaklığıdır…” Demişti…

Mesela Yolda Cüzdanını Düşürmüş Bir adamın Cüzdanını bulan Fakir 2 arkadaştan birisi Cüzdanı Sahibine Vermek isterken, Diğeri Ona “Ahmakmısın Oğlum, Bu Fırsat Birdaha Ele Geçermi” diyor…

Gençlerin İkiside Ateist. Cüzdanı Sahibine Vermek isteyen Genç, “Ahmak” Olmadığını Diğer Arkadaşına Nasıl Açıklar…?

Not: Lütfen “Ahmak” Kelimesini Salt Hakaret olarak Düşünüp Reaksiyon Göstermeyin…

43 yorum “Ateistin Erdemli Olması”

  1. Açıklaması basit. Ateist kişi başkasının cüzdanını almanın yanlış olduğunu düşünmektedir. İnandığı doğrultuda da hareket etmekte.

    İnançlı birisi de zaten o cüzdanı hak ettiğine inanıp Allah’ın lütfu diyerek cebine indirebilir. Hatta zaten hakkımı vermiyor deyip patronunu soyabilir bile.

    Ben daha aşırı bir örnek vereyim. Ateist bir çift çok inançlı bir aileye iftara davet edilir. Eşlerden biri inançlı komşusuna ben oruç tutamıyorum ama eşim tutar diye yalan söyler. Ateist eş de bunu öğrenince iftarda rol yapmamak veya yalancı konumuna düşmemek için sahura kalkar, niyet edip besmele çekerek orucunu tutar ve iftara öyle gider. Bunu nasıl açıklarsınız?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  2. Açıklanacak bir şey yok. Mutlak iyi veya kötü ahlak diye bir şey olmadığı için, sadece iki atesitin farklı karekteridir. Ne biri daha iyi ne de öteki daha kötüdür. Hatta söz konusu cüzdansa aynı ateist bile farklı maddi durumlarda farklı davranabilir. Maddi sıkıntılar içinde bi hayat geçiriyorsa cüzdanı almayı tercih ederken, rahat bir hayatı olduğunda cüzdanı sahibine vermeyi seçebilir. Bunların hepsi normal davranış özellikleri.

    Satranç’ın verdiği örneği ise münafıklık olarak değerlendiriyorum.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  3. Erdem, ahlak gibi şeyler dinlerden çok ama çok önce gelir. Sizin din dediğiniz şeyler zaten tanrı vs ile alakası olmayan erdem ve ahlakın çocuğudur. Bu yüzden yapılan davranışlarda ahlak aramak, erdem aramak eğer tüccar mantığında değilseniz (yani cenneti garantilemek için yapmıyorsanız) [[memler]]e dayanır, dine değil.

    Aslına bakarsanız dinin icat edilmesi, kendiliğinden ahlaklı veya erdemli olmanın sebebini anlayamanlara havuç göstermek içindir.

    <a href=”http://www.sonsuz.us/users/xenix>

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  4. Yukarda Sorulan Sorunun Cevabımıdır Açıkladıkların xenix..?

    Yoksa Havuçmu Gösterdin Sende..? 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  5. Xenix tam da söylenmesi gerekeni söylemiş ve gayet açıklayıcıdır.

    Bir deist arkadaşın “ateistin erdemli olma çabası, kendi mantalitesi içinde ahmaklığıdır…” diyişindeki cehalet (buradaki cehaleti de yanlış anlamayın, tıpkı ahmaklık gibi algılayın bi zahmet) bu kişinin ahlak tarihini bilmemesi ile açıklanabilir ancak.

    Ahlakın kökenleri, dinden de devletten de etikten de öncedir.

    Havuç güzel olmuş.

    Gayet taze ve organik.

    🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  6. xenix şöyleyecek bir şey bırakmamış , mantıksız olduğunu ima etmek mantıksızlık olur( bu ima ettiğim şeyinde mantıksız olduğunu söylerseniz dahada mantıksız olur)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  7. Sayın Gamora; Ortada Cehaletle söylenmiş bir söz olabilir. Sizde gördüğünüz bu cehaleti gidermek için, Deistin sözü ve Soru Minvalinde Açıklama Yaparsanız bizde istifade etmiş oluruz…

    Ayrıca Yorumlar arasında Bana En Mantıklı Gelen (Kendi Mantalitesi içinde) KaptanMoseyin açıklamalarıdır. Diğer Bazı Yorumlarda Hep Atıflar Olduğundan Kasıtlarının Ne olduğunu Tam Anlamış değilim…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  8. Hemen açıklayayım;

    Tanrıya inanan birinin erdemli olma çabası, tarihsel mantalite içinde kendi ateistliğini inkar etme ahmaklığıdır.

    Tamam mı canım?

    🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  9. Havuç esprisini bilmeyenler olabilir haklısınız. Havuç olayı içeriden olmayan motivasyonu dışarıdan yapmaya çalışmaktır.

    Şuradaki gibi.

    Yani demem o ki din gibi kurumlar, içinde ahlak, erdem gibi vasıfları olmayanlara dışarıdan havuç tutmaktır. (Cennet vaadi, Allah rızası veya duaların kabul olunacağı inancı vs için iyilik yapmak) Kaplumbağa gibi havuca doğru hep giderler ama havuç da birlikte gider. Tepedeki kişi havucun yönünü değiştirir, kaplumbağa yine onun peşinden gitmeye devam eder.

    <a href=”http://www.sonsuz.us/users/xenix>

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  10. Bunlar Ayrıca Tartışılacak Meselelerdir. Fakat Konu Minvalinden Saparak biryere Varılamaz. Ayrıca Niyet okumalarla Cevap vermek Yerine, Direk Paylaşım Odaklı Konuşursak Daha Sağlıklı iletişim Kurmuş oluruz…

    Yukarda Vermiş olduğum Örnekteki iki Geçten Ahmak olarak itham edene, Ahmaklıkla itham edilen Nasıl Cevap Verir..?

    Sizcede Cüzdanı Sahibine Vermelimiyiz..? Vermeli isek Neden..?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  11. Havuç mu kapumbağanın önünde yoksa kaplumbağa mı havucun gerisinde?
    İşte bütün mesele bu.
    Vilyam Şekspir

    Ben ateistin güzel ahlaklısını severim
    Aynştayn

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  12. diyelimki 1 ocak günü yolda giderken bir yılbaşı bileti buluyorsun.
    masal bu ya;
    birde bakıyorsun ki o bilet büyük ikramiyenin isabet ettiği bilet. tam 45 milyon TL.
    bu bileti sahibine geri verebilecek kaç tane ahmak olmayan dindar tanıyorsun?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  13. Cüzdanı sahibine vermeliyiz veya vermemeliyiz..

    Vermekle ahmaklık yapmış olacağımız durumlar kadar, vermeyip de ahmak olacağımız durumlar da vardır.

    Ama tüm bunların ateistlikle alakası nedir?

    Soru yanlış arkadaşım, onu diyoruz zaten.

    Şöyle sorulabilirdi oysa;

    Yerde bi cüzdan bulduk, ne yapmalıyız?

    E etik de işte bunun için var.

    Seç birini ver cevabı.

    Haa..

    -Len olm yanmıyces leyn hesap verme de yok naaparsak kar, e hadi iç edelim filan!

    Birileri böyle bi etik var zannediyo sanırsam.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  14. Yıl 1969 idi. Belki de 1970.
    Yolda bir arkadaşımla giderken yerde 50 TL buldum.
    Aldık bunu belediyeye götürdük.
    Belediyenin şehre anons yapan bir sistemi var.
    Sebze meyve fiyatlarını anons ederler filan…
    Amacımız kaybeden gelip alsın gibisinden bir anons yaptırmak.
    Günlük harçlığımız 50 kuruş filan o zamanlar.
    Bir simit bir gazoz 20 kuruş…
    Hani 50 TL nin nasıl bir para olduğunu anlatmaya çalışıyorum.
    Belediyenin kapısında çıkan, belediyede çalışan Besim amcayı görünce;

    -Besim amca bunu bulduk anons yaptıracaz

    …dediydim.

    -Tamam ben yaptırırım

    …dedi ve aldı cebine attı ve de belediyenin aksi istikametine gitmeye devam etti.

    O zaman anladıydım kerizlik ettiğimi.

    Demek o zamandan belliydi ateist olacağım.

    🙂

    Arkadaş ateistlik bir ünvan mıdır…rütbe midir?
    Ben kendime durduk yere ateist demiyorum ki?
    Bunu dedirten dinler ve de tanrılar diyen de dinci ya da mümin taifesi.

    Öyle değil midir?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  15. Din ve Ahlak özdeş mi?

    İnsanın dindar veya dinsiz olması ile, ahlaklı veya ahlaksız olması farklıdır,
    sorun, dinle ahlakın karıştırılmasından kaynaklanıyor,
    din ve ahlak aynı şey değildir, bunları özdeşleştiriyorlar,
    dinsiz ahlak olabilir,
    ya da
    ahlaksız din olabilir,
    bir insan dindar ama ahlaksız olabilir, nitekim böylelerini çok görüyoruz, sürüsüne bereket!
    tam tersine, birisi dinsiz ama ahlaklı olabilir, böylelerini de nadiren görüyoruz.
    din ve ahlak birbirinden ayrı kavramlardır.
    ahlak, insanın diğer insanlarla ilişkisini düzenleyen kurallardır, toplum içinde yaşamak için koyulmuş kurallardır, başkalarına zarar vermeden yaşamak ahlaktır.
    din ise, fizik ötesi bir güce inanmak ve birtakım törenler, ritüeller yapmaktır.
    ahlak kuralları ise aslında toplumun düzenini korumak için herkesin uyması gereken kurallar, yani toplumdan çıkan kurallar,
    din ise ahlakı toplumdan koparıp allaha havale etti, böylece ahlak kuralları yeryüzüne ait olmaktan, topluma, insana ait olmaktan çıkarılarak, gökyüzündeki esrarengiz, meçhul bir gücün emirleri, istekleri süsü verildi.
    ahlak böylece insana ait, topluma ait birşeyken, tanrıya ait birşey haline getirildi, böylece, büyük bir hata yapıldı,
    bunun sonuçlarını çok acı biçimde ödüyor insanlık.
    ahlakın tekrar gökyüzünden yeryüzüne indirilmesi gerekiyor,
    ahlakın tekrar insana ve topluma ait olduğunun kabul edilmesi gerekiyor.
    ahlakın yeri gökyüzü değil yeryüzüdür.
    ahlak kuralları tanrıya, dine değil insana ve topluma aittir.
    ahlaksız dinler yerine, dinsiz ahlakı tercih etmeliyiz.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  16. Soru şu; “yarınsız (yarınsız olduğuna inanan) bir varlık, neden ‘benden sonra tufan’ demesin. Bunu önleyecek olan ne?”

    Buna karşılık etik/erdem gibi şeylerin dinden önce olması savunulmul ve hatta dini de doğurması. Katılmamak için bir sebep yok. Ama etik/erdem bu kadar kökte ise, ‘orada’ (kökte bir yerlerde) ‘gerçek birşeyin’ olduğu anlamına da gelmiyor mu, bu durum. Yoksa ‘doğduğundan öncesi’ ve ‘öldüğünden sonrası’ olmayan bir varlıkta nasıl bu kadar kökte/derin birşey olabilir?

    Rasyonalite diyor ki; eğer biri (ateist veya değil) bunu yapıyorsa, kısa vadeli kazançtan daha fazlasını uzun vadeli olarak bekliyor, diyor. Teist cennet bekliyor, ateist dürüst olarak görülmek/anılmak ve bunun getirilerini.

    Esas soru şu; Kimsenin bilmeyeceği ve asla cezalandırlmayacağınız, size karşı hiçbir geri dönüşü olmayan bir fedakarlığı yapar mıydınız (veya kazancı/zevki vs’yi geri teper miydiniz)?

    Bunun en aşırı noktası tanrının (tanrı denilenin veya) etik dışı birşey yapması. Mesela salt eziyet etmek için varlıklar yaratması. Tanrıyı etikle bağlayabilir miydik? Hiçbir şekilde hesap sorulamaycağını bilen bir varlıkın herhangi bir şeyi yapmasını engelleyecek olan şey nedir? Veya bu varlık ne yaptığını hissetmiyor dahi olabilir? Yani yaptığı şey etik midir, değil midir? Biz bir şeyin acı verici olduğunu ve dolayısı ile başkalarına yapmanın uygun olmayacağını kendimizi onun yerine koyarak anlarız. Kendisini başkalarının yerine koyamayan biri için etik var mıdır? Hiç acı çek(e)meyen biri için?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  17. Bu ahmakça örneklemeyi, bakara makara deyip de dolarları hortumlayanla iş birlikcilerine sormak lazım.
    Insan i olmayı beceremeyen yaratıklar yüzünden, ahlak ve erdemle, zebanilerin bir arada içine sokuşturuldugu hayal ürününe din denir.
    Ateistlerin insani gelişimleri için hayal ürünlerine ihtiyacı yoktur.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  18. güzel konuymuş. 🙂
    bu konuda şimdi aklıma şöyle bir şey geldi.
    yetişkin bir insanın karakteri vardır ve bu karakter öyle ateist oldun diye 180 derece değişmez.
    mesela ben kendimi şu an deist olarak tanımlıyorum ve yaklaşık 10 yıl öncesine kadarda oldukça dindar bir insandım.
    kendime bakıyorum ne değişti diye; ibadet yapmanın dışında bende değişen bir şey yok.
    yani 10 yıl önce yolda bulduğum cüzdanı nasıl ki sahibine veriyorsam şimdide veririm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  19. Evet denge konu zaten bu.
    Bu örneklerin inançla ilgisi yok.
    Bu yüzden soruyu ahmakça buluyorum.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  20. Ben katılmıyorum. İnançla çok ilgisi var. İnsan yaptığı şeyin yanlış olmadığına inanırsa onu yapar. Çaldığı zaman yanlış olmadığına inanırsa çalar. Öldürdüğü zaman doğru bir şey yaptığına inanıyorsa öldürür.

    Aslına bakarsanız tamamen inançla ilgilidir.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  21. senin bu dediğin dini inanç olmuyorki xenix.
    sen şunu diyorsun
    insan kendi zihnini çalmaya-öldürmeye programlarsa, bunun yanlış olmadığını düşünürse o zaman yapar.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  22. Doğru şey yaptığına inanmak, inançla ilintili değil.
    Beyinle ilintili.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  23. “senin bu dediğin dini inanç olmuyorki xenix.”

    Nasıl olmuyor? Işid’i görmüyorsunuz galiba?

    Bakara (191) Onları nerede yakalarsanız öldürün. Sizi çıkardıkları yerden (Mekke’den) siz de onları çıkarın. Zulüm ve baskı adam öldürmekten daha ağırdır. Yalnız, Mescid-i Haram yanında, onlar sizinle savaşmadıkça, siz de onlarla savaşmayın. Sizinle savaşırlarsa (siz de onlarla savaşın) onları öldürün. Kâfirlerin cezası böyledir.

    Bakara (244) Allah yolunda savaşın ve bilin ki şüphesiz Allah hakkıyla işitendir ve hakkıyla bilendir.

    Nisa (84) (Ey Muhammed!) Artık Allah yolunda savaş! Sen ancak kendinden sorumlusun! Mü’minleri de savaşa teşvik et. Umulur ki Allah inkar edenlerin gücünü kırar. Allah’ın gücü daha üstündür, cezası daha şiddetlidir.

    Bunlar sadece hani savaşa öldürmeye teşvik eden ayetler. Hani ganimetleri falan nasıl paylaşılacaklarını getirmedim. Siz şaka mı yapıyorsunuz anlamadım?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  24. Bir ateist ”erdem” kavramının içinde olabilme durumuna, bir dini inanca sahip kişiden yakındır.

    Erdem, korkudan beslenen herhangi bir içsel kontrol mekanizmasına bağımlı olarak işlemeyen bir zihin niteliğidir.

    Dinsel düşünceye sahip büyük sayıda kültürel çoğunluğun sığlığı, tutarsızlığı, yapmacık samimiyeti ve laçkalığı, buradan kaynaklanır.

    Din bir vitrin işidir genellikle. Yansıtılır, pazarlanır, propaganda (ki propaganda tek yönlü samimiyetsiz bir yöntemdir) aracılığı ile dikte edilir.

    Biyolojik süreçlerini düşünsel yöntemlerle bastıramazsın…

    Erdem bilgi gerektirir, bilgi, sorgulama gerektirir, sorgulama nesnellik gerektirir, nesnel olabilmek ise verili olanları dışlayarak, zihin gelişimi için dışsal ve içsel veri toplayabilme cesareti gerektirir.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  25. Sen şaka yapıyor olmalısın.
    Beyin yikamanin inançla ne alakası var?
    Ha! beyine verilen enjeksiyon inanç olabilir.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  26. xenix
    doğru diyorsun. ayetlerle yaptığın açıklamadaki insanlar, yaptıkları kötülükleri inançlarının doğrultusunda yapıyorlar ama aynı inanca sahip birçok insan ise bu kötülüğü yapmıyor aksine islama zarar verdikleri için işidden nefret ediyorlar.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  27. Ne demek ne alakası var?

    Milyarlarca insanın beynini deterjanla mı yıkıyorlar??

    “Doğru şey yaptığına inanmak, inançla ilintili değil.
    Beyinle ilintili.”

    Ayrıca bu nasıl bir cümle??

    Aklıma salaklar sofrası filmi geldi. Orada bir salak zihin kontrolü yaptığını iddia ediyordu başka bir salak da ben de beyin kontrolü yapıyorum falan diyordu.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  28. Türkiye erdemli insan üretebilecek dinamikleri, geçmişten bugüne devam eden kavgalar ve bu kavgalar üzerinden yapılan kirli siyaset nedeni ile tüketmektedir. Her grup kendini koruma, haklı çıkma, ötekini aşağılama, alt etme, önüne engel çıkarma dürtüsüyle hareket ediyor. Bu karmaşanın adı din bu karmaşanın ideolojik savaşçıları da dindar oluyor.

    Erdem monte edebilir misin bu savaş bilincine?

    Çünkü erdemli olma çabası bile diğerinden daha üstün, haklı, üstte olma çabasının ürünü. Bu durum erdem niteliği için samimiyetsiz bir düşünme biçimidir.

    Yani bu ülkede işler şöyle yürüyor ve insanlar buna alıştırılmış ve bu kutsanıyor adeta; Bir taş fırlatılıyor ve taşın hangi düşünce ile fırlatıldığını, nereye fırlatıldığını gizleyebilme kurnazlığı…

    Taş mı?
    Ne taşı, kim atmış?
    Vay bilmem ne, bilmem kim niye yapmış?
    Duydun mu bir taştan söz ediliyor?
    Ya bu yapılır mı?

    Propaganda, ötekileştirme, kıskançlık, nefret, yalan, var olabilmek için her yol ve yöntem uygundur anlayışı, tüccar siyasetçiler ve kirli siyaset sayesinde kök salmış bu topluma. Bütün bu kirli döngüden kimi duygusal aidiyet durumları, taraf tutma zorunlulukları dışına çıkıp arayacak olan kişi için zor bir ülke burası. Ve % olarak sözü edilen çoğunluk da bilindiği üzere.

    Erdem, daha samimi bir insan sorgulamasıdır.
    Erdem, daha ciddi bir zihin yönelimidir.
    Erdem, evliliği ve tek eşlilik kutsallaştırma aracı da değildir.
    Erdem, kendi doğrusunu kabul görecek derece büyük söylemlerle süsleme sanatı da değildir.
    Erdem, yaşam coşkusunu söndürecek derece dürtülerine, duygularına baskı uygulama aracı da değildir.
    Erdem, hazır cevap laf sokabilme becerisi de değildir.
    Erdem kimsenin sopası değildir, kimse erdemin posası olmakla yükümlü değildir.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  29. Bu ülkede ateistler kaç kişidir bilmiyorum ama merak etmiyor değilim.

    Ben Agnostisizmi daha anlaşılır ve kabul edilir buluyorum.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  30. Doğru bir şey yaptığını, beynin dışında başka organlarlami ilintilendiriyorsun? Yoksa soyut mekanizmalarmi devreye giriyor.
    beyin dışında başka organ varda biz mi cahil kaldık?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  31. Merhaba Yabancı 🙂

    Ben Agnostisizmi daha anlaşılır ve kabul edilir buluyorum.

    Burada kavramların ne olduğu değil nasıl kabul edildiği sorgulanıyor. Fakat unutulmaması gereken şey, inancın “uçucu” ve “değişken” bir ontolojik arayış olduğudur.

    Ben oikos’a inanıyorum hep doğruyu söyler… Peki yarın ?

    Peygamberin çağdaşı olduğunuzu düşünelim. Peygamber ve yanındakiler size saldırıp çocuklarınızı köle ettiğinde ona olan saygınız ve inancınız pekişebilir mi ? Bu türden bi devinim sonrası onun tanrısına inanma olasılığınız nedir ? Veya inanıyordunuz başınıza bunlar geldi… Örnekler çoğalabilir.

    Bu nedenle ben o gün, ondan önce, ondan sonra ve bugün inanılan tek şeyin (yukarıdaki örneklerin dışında) Bereket tanrısı (Dionysos) olduğunda ısrarlıyım. Bu inanç kesinlikle hiçbir kitapla uyuşmaz üstelik öteden beri varolan anlaşılmaz bir uhreviyet de içerir. Hani müzik sizi alır götürür ya…

    Bu inanma güdüsünün bilinmezle ilişkisi aslında zayıftır. O bir yerlerde olması gereken bişeydir. Ki İnsanoğlu sağlığı, devamlılığı, yaşaması için gerekli şeyleri o muğlak mutlakdan habire isteyip dursun.

    Haliyle bu türden bilinmez, anlaşılmaz menfaat ilişkisinde ETİK’den bahsetmek olası bile değildir.

    Ancak Machiavelli sizi çok iyi anlayacaktır.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  32. İnanç dediğiniz şey beynin bir işlevidir zaten. İşleyiş şeklidir. Bu yüzden inançla ilgisi yok beyinle ilgisi var demek biraz saçma duruyor. Zihin beyin örneğini o yüzden verdim.

    Konu basit. Bir müslümana ermeni öldürmenin sevap olduğuna inandırırsanız gidip öldürür. Ya da onların malları size helal kılındı derseniz gidip almakta bir sakınca görmez. Bu paralarla hayırlı işler yapılacak derseniz başkalarının parasını çalmayı hak görür kendine.

    Çok mu karışık anlatıyorum?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  33. inanmaya müsait organ beyinmiş.
    Bende sanıyordum ki, daha müsait organlar var.
    Sağol bayağı aydinlandik.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  34. Müsaitmiymiş beyin? :))

    Senin beyin karıştı sanırım biraz. Yorumunun konuyla alakasını çözemedim. Zaten beyin inanmaya müsait bir organdır gibi saçma bir yorum da yapmadım.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  35. “Inanc dediğin şey beynin bir islevidir zaten” demişsin.
    Burdan, beyin inanmaya müsaitmiş çıkar.
    Halbuki tam tersi, dini inanışlar beyinle alakasizdir.
    Sorgulamaz, irdelemez kayıtsız şartsız kabul eder. Iste buna inanç denir. Zaten beynin bir fonksiyonu olsa kendi kendine sorgular, süzgeçten geçirir..buna da bilinç denir.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  36. Ahlak, insanlığın gözü önünde sataşmadan, sırnaşmadan, bulaşmadan ve eğilip bükülmeden durur.
    Mesele, onu ziyaret edeceklerin bütün elbiselerini çıkararak çırılçıplak ziyaret etme meselesidir!
    Üzerlerinde bulunacak bir külot dahi diğer kapıdan bir ahmaklık yüklenerek çıkmalarına neden olacaktır!

    Az ahlak diye bir şey olmaz! Kişi ya ahlaklıdır yada ahlaksız… Hata yapılabilinir, eğer hata sürdürülürse
    kişi ahlaksızdır! Ama inanç sistemlerinde görüyoruz ki az inanç diye bi şey var. İspatı da katlı cennetler.
    Bu da bize gösteriyor ki ahlaklı olmakla inançlı olmak apayrı şeyler.

    İnançlı olmak kesinlikle ahlaksızlıktır! Çünkü son tahlilde inançlarının gereği insan öldürebilirler, ispatı
    din savaşları, şu anda ışidin yediği boklar v.s… Oysa insan öldürmek kesinlikle ahlaksızlıktır.

    Toplum düzenlemek bu yüzden inançlı insanların işi olamaz! Onların iradeleri kendilerine ait değildir,
    toplum düzenlemek ahlaklı insanların işidir… Ahlaklı insanlarsa ateist lerdir. Ahlak gereği ateist olmuşlardır
    ve ahlak gereği yaşamını düzenleyen ve tanrı baskısını, görüşünü hiçleyen ancak toplumu temsil edebilir

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  37. “”Inanc dediğin şey beynin bir islevidir zaten” demişsin.
    Burdan, beyin inanmaya müsaitmiş çıkar.
    Halbuki tam tersi, dini inanışlar beyinle alakasizdir.”

    İlk cümleden ikinci yargını nasıl çıkardın bilmiyorum ama dini inanışları beyinden alakasız nerenle inanıyorsun merak ettim.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  38. Denge, çok dindar bi insan neden ibadeti bırakır? başına nasıl 1 olay gelir ya da o içsel dinamikler nelerdir, çok özel değilse anlatır mısınız? çok merak ediyorum böyle şeyleri.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  39. anlatayım rumana
    dediğim gibi yaklaşık 10 yıl öncesine kadar oldukça dindar sayılabilecek bir durumdaydım ama tabikide dindar olmamın tek sebebi dindar bir ailede dünyaya gelmem ve dindar bir toplumda yetişmiş olmam. zaten bu durum dünyaya gelen hemen hemen her insan için aynı.
    başına nasıl bir olay geldi diye sormuşsun; düşünce dünyamı bir anda değiştiren özel bir olay yaşamadım.
    çok kitap okuyan biri de değildim ama nedense zihnimi meşgul etmeye başlayan bazı sorular oluşmaya başladı bende.
    Müslüman olmayan insanlar, iyi bir insan olsalar bile neden sonsuza kadar cehennemde yanacaklardı? o konuda kendimi çok şanslı hissediyor olmama rağmen böylesine korkunç bir gerçek diğer insanlar adına beni çok rahatsız ediyordu.
    adem şeytan olayındaki ( ki bu sitede bu konuyla ilgili başlıkta var) işin içinden çıkılmaz mantıksızlıklarda benim için önemli km taşlarından biri oldu.
    islam coğrafyasının geri kalmışlığı ve tanıdığım bazı dindar insanların sahtekar olmaları. (gerçi burada kusurun dinde değil insanların kendilerinde olduğunu düşünüyordum ama yinede bazı Müslümanların sahtekar olmalarını islam ülkelerinin bilime teknolojiye önem vermemelerini hiç yakıştıramıyordum)
    bir ara kuran meali okumaya başladım, bir süre sabırla okumaya devam ettim ama ayetlerdeki belirsizlikler anlaşılmazlıklardan sıkıldım ve bıraktım okumayı. sonra şunu düşündüm; Allah tarafından gönderilen bir kitap neden herkes tarafından rahatlıkla anlaşılır değilki? ayetlerle ilgili açıklamaları neden tefsircilerden öğrenmek zorundayım? tefsirci denen kişilerde sonuçta bir insan, bu insanların hata yapma olasılığı yokmu? ya yanlış açıklıyorlarsa ayetleri?
    daha fazla uzatmayayım, şu soruyla bitireyim. belki mantıklı bir izah yapabilen çıkar. biraz zor ama, bi deneyelim.
    Allah neden, hiçbir aracıya(tefsirciye) gerek kalmayacak şekilde herkesin tek başına rahatlıkla anlayabileceği bir kitap göndermemiş? (herkesten kastım şu: ordinavyus profesörle, dağdaki çoban okuduğu zaman aynı şeyi anlayacak)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  40. Sevgili Cenk,

    Bilinç zaten bir inanç sistemidir. Şöyle ki, her muhakeme(yargı) bir inançla başlar. Kavram kargaşalarına boğulmuş ifade sistemimizde buna önyargı da diyebiliriz. Fakat öncesi MUTLAK bir inanç içerir.(“ön” kelimesi içinde varolan gizem)

    A-Mini etek giyen kadınlar aşiftedir çünkü bacaklarını erkeklere göstermek isterler.
    B-Mini etek giyen kadınlar aşifte değildir çünkü bacaklarını diğer kadınlar için açarlar.

    Burada doğru önerme hangi dini inanca sahip olduğumuzla ilgili değildir. Çoklu düşünebilme yeteneğiyle ilgilidir.
    Çünkü bir çok defa kendilerini ateist tanıtan kişilerin de A şıkkını seçtiğine şahit oldum.

    Ben burada karar verirken olayın sosyolojik boyutunun diğer kadınla ilgili olduğunu anlayabiliyorum. Zira erkek, kadının rakibi değildir. Kadının rakibi diğer kadındır ve sadece ona gösteriş yapmak için giyinir.

    Fakat kararım ne olursa olsun yaptığım muhakeme bir inançtan öteye gidemez.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  41. Sevgili oikos
    Ben dini inanışı “aşk’a ” benzetirim.
    Aşık olmakla, inanç aynı mekanizma tarafından yönetilir. Ama bu mekanizma beyin değildir. Dolayısıyla bilinç tamamen devre dışıdır.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  42. oik0s tarafından Çar, 25/02/2009

    Bilinç, çocukluktan itibaren yaşanılan deneyimler ve öğretilerin, bir iradede toplanmasıdır. İrade, onamanın(rızanın) temelidir, bu temeli aktive eden senkronize uyuşmalardır (hafıza). İki resim üstüste gelmediği halde, birey YARGIya devam ediyorsa kişi kendini aldatıyordur. Zira aynı zamanda “irade” doğrunun keşfinin temelidir. Kişi yargılarken istem dışı beyinsel çağrıların önüne geçer. Yargılama süreci, düşüncenin, bir inanç içeriğini durdurduğu eylemdir. Spinoza’ya göre inanç, bir fikrin özgerçeğinin açığa çıkmasıdır. Aksi Şüphedir.

    Fikir; kendi içinde uyuşmalı, tam ve eksiksiz olmalıdır.

    Şüphe; mantık verilerinin, bilgi, inanç ve yargı sürecinden geçirelemediği hallerde doğar. Kişinin varlığının kabulü bu uyuşmanın psikolojik etmenlerinin doğasıyla birebir uyumludur.


    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.