Avşar Timuçin

Benim de severek izlediğim şair\felsefecilerden, burada adını görünce heyacanladım açıkçası; şiirinden bir örnek ve şiire ilişkin bakışını sizlerle paylaşmak istiyorum.

Ben alınyazımı kendim yazmak isterim
İstemediğim şey yazgım olamaz benim
O bir suysa ben onu istemişsem
Ancak onun sularıyla çoğalır denizlerim
Göklerim artık onun mavisine boyansın
Artık onun yeşiliyle yeşersin çiçeklerim
Sevinçlere bir kanat vuruşla gideceksem
Onun maviliklerinden geçebilmek isterim
İstemediğim şey yazgım olamaz benim
A.TİMUÇİN

Bir Şiir Yazanın Notları

Şiir varolabilmek için esin bekler. Esin nazlıdır, bazen aylarca gelmez. Esin gelmediği sürece elim kolum bağlı kalır, şiirle bağlarım kopmuş olur. Kafasına estiği zaman, canı istediği zaman yazanlara imrenirim. Ben yapamam. Bir iki kere denemedim değil, denedim. Olmadı. Esin yeterli mi? Değil elbet. Serüven esinden sonra başlıyor ya da esinle başlıyor. İlk biçim yeterli değildir. İlk biçim hiçbir zaman son biçim değildir. Sürekli arayacaksınız. Her şey gibi o da yavaş yavaş olgunlaşır. Yolu yok, katlanacaksınız. Sabırsızın şiiri olmaz. son biçim gerçekten en yetkin biçim midir? Bilemeyiz. Yapıtın çabaya doyduğu bir nokta vardır. Öyle bir yer gelir ki ondan sonraki arayışlarınız iyilikten çok kötülük getirebilir. O durumda yapılacak şey son noktayı koymak ve imzayı basmaktır. Olmuşsa olmuştur. Olmamışsa yırtar atarsınız. şair on şiirini korursa yüz şiirini gözden çıkarır. Şiirini yırtamayan şair gün gelir dizini döver. Zaten kaçı yarına kalacak onların?

Şair esindenden, esin yaşamdan beslenir. yaşamıyorsanız yazamazsınız. Yaşamamışların şiirleri dolgu maddeleriyle doludur, onun için itici gelir insana. Yalancı şiir ya da yalan şiir. Korkunç! Yaşamamak kadar korkunç. Şiir varolmak için yaşamı gereksinir. Şiir yaşamdır, gerçek anlamda yaşam da şiirdir. Yapılacak şey belki de tüm savların, önyargıların, bencilliklerin, kendini beğenmişliklerin ötesinde kendini yaşamın akışana bırakmaktır. Evet, şiir yaşamdır, yetkin ve tutarlı bir varlığın varlığını gerektirir, gelişmiş bir bilinçin varlığını gerektirir. Esin şiire göre ya da daha genel anlamda sanata göre gelişmiş bir yetkin bilincin kendinde bulduğu anlamlı bir heyecanın genel adıdır.
Yaşasın şiir, gerçek şiir, şairini kanıyla canıyla yazdığı şiir. Yaşasın yaşamdan gelip yaşama dönen şiir, insanı yansıtırken insanı yücelten şiir. İnsanı insana anlatan, insanı gösteren şiir…
Avşar Timuçin

6 yorum “Avşar Timuçin”

  1. Olmuşsa olmuştur. Olmamışsa yırtar atarsınız. şair on şiirini korursa yüz şiirini gözden çıkarır. Şiirini yırtamayan şair gün gelir dizini döver. Zaten kaçı yarına kalacak onların?

    Şair esindenden, esin yaşamdan beslenir. yaşamıyorsanız yazamazsınız. Yaşamamışların şiirleri dolgu maddeleriyle doludur, onun için itici gelir insana. Yalancı şiir ya da yalan şiir.

    Ne güzel bir alıntı yapmışsın sevgili Leyla. Amatörce şiir yazanlar bile hak vermişlerdir bu yazıya eminim;)
    Yalancı şiir, yalan şiir deyince aklıma “bir şey karşılığı bir iyilik örneğin şifa dileğinde bulunma veya şifa çalışması” gibi eylemler geldi nedense . Ne alaka gibi gelebilir ama bana bir çağrışım yaptı işte (abdalın zikri neyse fikri oymuş ya ;))
    “Yürekten gelenin karşılığı var mıdır? Varsa yürekten başka ne olabilir?”
    Eminim, en ünlü şairler de para almak için şiir yazmıyorlardı. Yani ısmarlama iş yapmıyorlardı. Zira yüreğin karşılığını hiç bir miktardaki para veremez. .. Vermiş görünenlere kanmamak lazım !

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  2. salt ünlü şairlere mi bakmak lazım? bilemiyorum, ama sanmıyorum…Avşar Timuçin ne kadar ünlü ki?..

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  3. ”Evet, şiir yaşamdır, yetkin ve tutarlı bir varlığın varlığını gerektirir, gelişmiş bir bilinçin varlığını gerektirir. Esin şiire göre ya da daha genel anlamda sanata göre gelişmiş bir yetkin bilincin kendinde bulduğu anlamlı bir heyecanın genel adıdır.”
    ”yaşamdan gelip yaşama dönen şiir,”
    ”İnsanı insana anlatan, insanı gösteren şiir…”

    Sevgili Leyla,
    O kadar güzel ifadeler ki, söylenecek bir şey kalmamış.

    Eğer başka şiirlerini de bulabilirseniz ve burada bizlerle paylaşabilirseniz çok sevinirim.
    Teşekkürler…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  4. şu an kağıtçığın yanıt bölümüne Matsuo BAŞO’nun haikularını geçiyorum. A.Timuçin’e ait şiirlerden bir kaç örneği -buradan devam ederim yine- söz veriyorum bir ara yazacağım.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  5. DEĞİŞİM İSTEMİ

    Geçen gemileri düşünüyorum
    Her geçen şey içimde bir tasa
    Her şey bitmiş sayılsa birden
    Her şey yeniden başlasa
    Bilsen bunu nasıl çok istiyorum

    Çok zaman kendime yeniliyorum
    Kalıyorum bir gölgenin izi gibi
    Ağır ağır sürükleniyorum
    Çok zaman açık denizler gibi
    Bir yazdan arta kalan sesler gibi
    Gönlümce uzaklara gidiyorum

    Bilinmez bir şeylere dönüşüyorum
    O zaman birini yaratıyorum bende
    Neler neler anlatıyorum ona
    Bazen susup ben onu dinliyorum

    KENDİNİ BIRAKIŞ

    Lambayı söndürdüm artık hiçbir düşünce
    Hiçbir duygu ilgilendirmiyor beni
    Lambayı söndürdüm bilinmedik uzaklara
    Beni götürecek bir gemiyi bekler gibi
    Karanlıkta öylece duruyorum

    Neyi bekliyorum yağmuru mu belli değil
    Karanlıkta camları mürekkep karasına
    Boyayan gecenin bitmesini mi neyi
    Dost mu, sevgili mi bir türlü
    Bir yerlere koyamadığım kendimi mi

    Ayışığının halıya vuran donuk rengi
    Bana bir şeyler söylemek istiyor yavaştan
    Hayır dinlemiyorum duymuyorum hiçbir şeyi
    Denizin sesi bile yok artık benim için
    Yokmuş gibi kalabilmek en iyisi

    Sonra nereden nereye kocaman bir dünya
    Sızıyor içime pencere aralarından
    Birden bire yüreğimde bir vadi genişliği
    Kavuşuyor evrenin sonsuz beyazlığına
    İlk geçen simitçiden bir simit almalıyım
    Seni bir yerlerde arayıp bulmalıyım
    Son yazdıklarımı okumalıyım sana

    AŞK

    Aşk dediğin ince iş
    Ben onun beceriksiz kuyumcusu
    Aldım elimde işledim kaç zaman
    Kaç kere kırdım dağıttım
    Neler çıktı içinden

    Sonra bir daha denedim
    Denemekle olmuyor
    Denemezsen hiç olmaz
    Onu da iyi anladım
    Aşk dediğin zorlu iş

    Aşk dediğin ince ip
    Çekmesen de kopuyor
    Belki de eğip bükmeli
    Ben yanlış yaptım okşadım
    Aşk dediğin bir garip
    Dokunmadan eriyor.

    NE OLDU BİLİYOR MUSUN

    Küçük mine çiçeklerini serdiler
    Gözlerimin önüne içime her şeyime
    Ardından sevinci bir düş gibi gerdiler
    Düşünmekten yorulmuş düşünceme

    Beni eski zamanlara götürdüler
    Sonra hiç olmayacak zamanlara
    En sonunda şarkılar söyleyerek
    Getirip bıraktılar senin yanına

    Kokunla, sıcaklığınla, renginle
    Sesinin tınısıyla bağbozumu gözlerinin
    Çağları sarsalayan ışığıyla
    Arındım, sevindim, gönendim, mutlu oldum

    Ülkene girdim yoluna koyuldum
    Her zaman senden aldım sevincimi
    Seni bir yamaç biliyorum sende akan
    Bir su gibi görüyorum kendimi


    OLDUĞU GİBİ

    Aşkı kimi açık açık yaşadı
    Kimi de düşündü sessiz sessiz
    Birileri de kitaplara yazdı
    Yazmasa daha iyiydi çünkü bir yüzü
    Canavarlar gibi korkunçtur aşkın
    Onu rahat odalarda çay içerken
    Ona buna anlatanlara bakma
    Aşk her zaman üçüncü kişilere kapalı

    Aşk her zaman yedi kat yerin altı
    Cehennemin dibinde kor çeşmesi
    Değdiği yeri yakması o yüzden
    Gücü bitti mi soğur buz keser
    Sokağa atsan kimse almaz
    Aşktan başka ne beklenir ki aşktan

    Bazı çok güzel aşklar da var
    Dersin bunu benim için biçmişler
    Benim kapım öyle şeye kapalı
    Ben kanımdan canımdan veririm
    Kimi aşkın koltuğuna kurulur
    Leblebi çekirdek yer
    Kimi de benim gibi
    Gece gündüz dolaşır sokakları

    A. Timuçin

    Not: Arınmalar adlı şiir kitabından bir seçkidir.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.