Kadınların vazgeçilmezidir ayakkabı ve çanta. Her kadının rengarenk, çeşit çeşit ayakkabısı ve bunlara uyumlu çantası vardır. Peki hiç düşündünüz mü neden mont ve çanta, kazak ve ayakkabı, etek ve çanta değil de ayakkabı ve çanta?
Gelin hep beraber beyin fırtınası yapalım ve neden bu ikilinin uyum içinde olması gerektiği hakkında fikirler üretelim.
Ayakkabı ve çanta kadının iç çamaşırı gibidir; tarzını, zevkini, duruşunu yansıtır.Mesela çok güzel giyimli bir kadın olsun eğer çanta ya da ayakkabı bakımsız,uyumsuzsa baştan aşağıya olmamıştır.
Bu yüzden adı tamamlayıcı aksesuarlar.Tamam olmazsa eksik kalır kadınlar 🙂
İkisinin de yapım malzemesi orjinalde deri olduğu için belki bir uyum olması gerekliliği fikri ortaya çıkmıştır.
Gençler bilmez bahsi geçen uyum 70lerden itibaren aile büyüklerimizin dikkat ettiği bir görgü kuralıydı. Sadece kadınlar değil, erkekler de çanta, ayakkabı ve esas kemer uyumu ile dolaşırdı.
O zamanlarda babalarda el çantası vardı, deriden olurdu bunlar. tahsildar çantası gibi. ama ayakkabı, kemer ve bu çanta aynı renk olurdu.
Ama şimdi uyum derken aynı renk olmayacak hatta aynı malzemedenl bile olmayacak; fakat şık olacak (valla gündüzleri show tv de yayınlanan bugün ne giysem’in stil ikonlarının yalancıyısım )
Neden uyumlu olmalı bilmem ama özellikle ayakkabının kadın dünyasında apayrı bir yeri var. Alışveriş merkezlerinde basit bir gözlemle bu çekiciliği fark edebiliriz.
Giydiği ayakkabıya göre ruh hali değişen hemcinslerimi görmek işten bile değil.
Ben bunun sebebini merak ediyorum esas.
Feşın tv’de mankenler yerine, giysilere bakanlar bana selam bile vermesin, hiç uğraşamam böyle ”rahatsız” tiplerle.
”Dilimin sınırları dünyamın sınırları anlamına gelir” (Wittgenstein)
Bu alıntıyla ilgili düşünürüm bu konularda.
Neden renk renk, çeşit çeşit olmak zorunda? 🙂
Ah dostum, ah. Senin bekar olduğunu yukarıdaki sorudan anladım. Evlenince bir nedeni olmadığını anlarsın bir de evde bulunan elli çift ayakkabıdan sonra senin 2-3 çift ayakkabına asla yer kalmaz dolapta.
”Dilimin sınırları dünyamın sınırları anlamına gelir” (Wittgenstein)
Daha dün Beşiktaşta adamlar tezgah açmışlar bir gölgeye. Gel abla tanesi 10 lira yok böyle kampanya şeklinde bağırıp çantaları yığmışlar yere. En az 50 kadın vardı çantaların başında. Hem de türbanlısından mini eteklisine, yaşlısından gencine.
Kadınların neden çantayı çok sevdiklerini düşündüm; aklıma ilk gelen şey, mülkiyetçi oldukları yüzündendi. Hatta bence mülkiyetçiliğin mucidi kadındır.