Başkası olmak

Uzun zamandır bu siteye girmiyordum. Uzun zaman sonra girdiğimde aklımda uzun zamandır olan bir soruyu sormak geldi. Basit bişey aslında, belki çok basit.

Ben başka birisi olmanın nasıl hissettirdiğini merak ediyorum. Biz kendi benliklerimiz içine hapsedilmiş zavallılarız. Başka birisi gibi olmanın nasıl bişey olduğunu tam olarak anlasaydık herşey bizim için daha farklı olurdu. Çünkü başka birisinin gözlerinden dünyaya bakabilseydik bizi biz yapan şeyin ne olduğunu merak etmeye başlardık.

Hayır!

Ben kimim diye sormuyorum. Beni ben yapan nedir diye soruyorum. Benliğim nasıl var oldu? Başka bir sperm yumurtayı dölleyen olsaydı ben, ben olmaz mıydım? Kafamı o gün ağaca çarpsaydım ben, ben olmaz mıydım? Bunları yazmak yerine başka bir yerde başka bir şey yapıyor olsaydım ben, ben olmaz mıydım?

Seni sen yapan ne ve biz neden ayrıyız?

Neden hepimiz bir bütün ve sonsuz olamıyoruz?

Bütün bunların anlamı ne?

6 yorum “Başkası olmak”

  1. “Neden hepimiz bir bütün ve sonsuz olamıyoruz?”
    Bir bütün olmadığımız ne malum? Sonsuz olmadığımız ne malum? Benliğin bir donanım olduğunu düşünüyorsan, onu yenisiyle değiştirebilirsin. Donanım nedir? Donanımı nasıl yıkarız? Morpheuse anlatsın, Neo yıksın. Trinity savaşsın.

    “Bütün bunların anlamı ne?”
    Bilimadamları araştırıyor, Tanrı söylemiş zaten. Ben de sormuyorum artık.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  2. Başka birisi gibi olmanın nasıl bir şey olduğunu tam olarak anlarsan aslında o başkasının sen olduğunu da anlamış olursun.

    Özetle, hem kendin olup hem başka birisi olamazsın.

    Seni sen yapan bir çok şey var. İnançların, deneyimlerin, zihnin, duyguların, bedenin…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  3. İlle bi zavallılık vurgusu neden acaba?

    Ben en çok onu anlamıyorum.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  4. “Bilgelik bize azar azar ve acı vererek ulaşır” Don Juan Matus

    Zavalılık vurgusu bu acıdan kaynaklanıyor olabilir. Sorgulayan insan, bilgelik arzulayan insan aynı zamanda karşısına çıkacak bin bir türlü zorlukları ve acıları çağırmış oluyor. Bir gizemi çözmeye çalışan insanın gizemi çözemedikçe soruları artar ve umutsuzluğa kapılmaya başlar.

    Bir başkası olmak için empati kurmak falan yetmez. Bizzat o kişinin yerine geçip o rolü bütün gerçekçiliğiyle oynamak gerekli. Klavye başına geçip fake profillerle ortalıkta dolanmakla da olmaz. Bu ancak insanı acımasızlık noktasından zalimliğe taşır.

    Parfume isimli bir film var. Gerçek bir hikaye midir, kurgu mudur? bilmiyorum. Kahramanımız balık tezgahı işleten bir kadının 5. çocuğu olarak dünyaya geliyor. Kadın ilk dört doğumunu balık tezgahının altında kendi kendisine yapıyor. Doğan bebekleri de artık ve çöplerle birlikte atıp öldürüyor. Beşinci çocuk doğduktan bir müddet sonra tezgahın altında ağlamaya başlıyor. O esnada tezgah başında olan bir müşterinin dikkatini çekiyor ve ölümden kurtuluyor. Aynı şekilde yetimhanede de diğer çocuklar tarafından boğulmak üzereyken ağlaması sayesinde bakıcının dikkatini çekip yine ölümden kurtuluyor. Var olup olmaması iki kez basit bir ağlamaya bağlıydı ve o bunun farkında bile değildi. Bir bebeğin iradesi dışında gerçekleşen olayları ancak yazgıyla veya tesadüfle açıklayabiliriz. Hangisine inanacağımız bize kalmış.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  5. Aslında başkası olmayı bilemiyorum. Ancak kendimin ne olabileceğini biliyorum. Ben’i ben yapan şey, BEN ‘im.
    Ve o gözlemlenemeyecek ve ölmeyecek olan şeydir.

    İnanmıyorsanız kendinizi gözlemleyin, ve algılayanın kim olduğunu bulmaya çalışın.
    Algılananları çıkardığınızda geriye kalan şey SİZ sinizdir.

    Algılayan – algılanan arasında basit bir ilişki vardır.
    Algılayan, algılanan olamaz. Aksi taktirde algılayabilmesi mümkün olmaz.

    Dışarıda olmak, algılamanın ilk şartıdır.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  6. Bilmiyorum, ne başkasını ne kendim dediğimi… Fakat başkalarının zaaflarını ve kendi zaaflarımı, özetle sıradanlıklarımızı biliyorum. Belki de “ben” dendiği için ben ve diğeri diye 2 ayrı kümeye sokuluyor.

    Fakat ben demeyen kişi görmenden mümkün olmuyor, sen ben demeyi bıraktığın esnada. Bırakmamış olmaktasın ki, bir başkası olma isteği gütmektesin. Anladım pek tabii, kendim demiyorum, bir başkası olmak nasıl onu soruyorum demişsin… Fakat bu günün en klişe söylevidir, ve hiçbir halta yaramayan böyle master, büyücü falam gibi üfürükçüler söylerler. 🙂 Kendini tanı bak bagh bagh:)

    İnan sorduğun sorunun yanıtını biliyor olmak isterdim, o zaman dötüm kalkar, kendimi sana sevdirirdim. Kendime acıdığım zamanlar başkalarına kendimi sevdirmeye çalışma huyuna sahibimde:D

    Bence şöylee güzel birr abla bul, ya da abi, cinsiyet seçimin neyse… Bal döküp keyfini sür, sonra git bir tane küçük rakını aç, otur mutfağına, kendin yaptığın ama yamuk yumuk köftelerini kızartı ver… peynirinide koy dilersen. dene yaniii:)

    niye olduğunun bence hiçbir önemi yok:) bence önemde yok. değer ve sevgide yok. sadece var yanii öyle…:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.