Benim yaşadıklarımdan öğrendiğim, yaşadıklarımdan ve okuduklarımdan ibaret

Yaşadıklarımdan ders çıkarırken, okuduklarımdan da bilgiler çıkartmayı öğrendim. Ama en önemlisi ise bu dünyadan bir toz zerreciği bile götüremeyecekken yanımda götürebileceğim bir şeyi keşfettim. Eminim nasıl olur, biz bu dünyadan beraberimizde götürecek hiçbir şey göremiyoruz, bilmiyoruz dediğiniz duyar gibiyim. Ama bir şey var, ne mi? Tabii ki yaşadıklarınızdan öğrendikleriniz, ve içinize sindirdiğiniz ve sizin için önemli olan okuduklarınızda çıkardığınız notlar, dersler, kısaca edindiğiniz bilgiler.

Bu nedenle benim için ruhumu beslemek yerine göre midemi beslemekten daha önemli oldu hep. Okuduğum her kitap bana yeni dünyalar açtı. Her defasında okuduklarıma farklı açılardan bakmayı, ve sorular üretmeyi öğrendim. Ve her sorunun cevabını başka bir kitapta, ya da aynı kitabı birkaç defa okuyarak buldum. Ben bilgiyi çok aradım ve hala arıyorum. Kitaplar yalnızlığımın ve arayışlarımın en büyük yardımcısı ve destekçisi oldu. Onlar bana içime bakmayı öğretti, bir bakıma kendimi bana tanıttı. Tanıdığım her bende başka benler gördüm. Bazen benden uzak, bazen bende daha içeri. Bazen de başkalarında beni gördüm, hüzünlendim, kimi zaman neşelendim. Ama her defasında yeni bir şeyler keşfetmenin heyecanını duydum. Her bulunan cevap başka soruları getirdikçe -işte biraz daha yaklaşıyorum- diyordum.
Ama okumalarım hiçbir zaman körü körüne olmadı. Yeri geldi okuduğum satırların sözcüklerini tek tek irdeledim, irdeliyorum. Bir sözcüğün altındaki birçok anlamı keşfettim, ve bu bana büyük haz ve heyecanlar yaşamama vesile oldu. Kendimce araştırdım, kurcaladım, bilgilendikçe yeni bilgilere susadım. Hayatın anlamını bulmaya çalıştım. Ama onu çevremde değil, doğada ve kendimde aradım ve buldum. Her bir buluş başka bir keşfi de beraberinde getiriyordu. keşfediyorum. Bu öyle bir şeydi ki, bu dünyadaki kelimeler bu duygunun karşısında kifayetsiz kalıyordu.
Bu edindiğim bilgiler bana ne geçmişten, ne gelecekten geliyordu. Bu bilgiler bana yaşadığım andan geliyordu. Bu da doyumsuz hazlar yaşamama sebep oluyor, kendimi küçük bir çocuğun ilk kelimesini söylemesi gibi sonsuz bir mutluluk veriyordu.

Ve neyi öğreniyorsunuz biliyor musunuz? Her okuduğunuzun gerçek olmadığını, okuduklarınızı ayırt etmeyi öğreniyorsunuz. Bir şey daha öğreniyorsunuz bu arada; ayrıntıda yaşadığınız hayatın sonsuz resmini görmeye başlıyor, plan içindeki planı algılıyorsunuz. Ama bunu üzücü bir yanı var, o da bunları bilip de dile getirememek. Çünkü gördüğünüz(!) şeyleri kelimelere dökmeye başladıkça saçmalamaya başladığınız fark ediyorsunuz. İşte -Söyleyen bilmez, bilen söylemez- sözünün ispatı da bu olsa gerek.

Bu nedenle okumak benim için hazların en büyüğü.

7 yorum “Benim yaşadıklarımdan öğrendiğim, yaşadıklarımdan ve okuduklarımdan ibaret”

  1. Bilmek bence mutsuzluğu getiriyor. Ne kadar az şey bilirsen o kadar mutlu oluyorsun. Her kitap insana yeni bir göz yeni bir kulak veriyor, yazarın gözleri senin oluyor, onun gibi görmeye onun gibi algılamaya başlıyorsun. Bazen farklı doğruların oluyor bu nedenle.
    Kitapların mutluluk verdiği fikrine katılıyorum ama bence hayatın anlamı mutsuzluktan, sıkıntıdan, üzüntüden, çileden başka bir şey değil.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  2. Okumak bir yolculuk gibidir.
    Ve her kitap bir yol…

    Her kitaba başladığında insan, yeni bir yola çıkar gibidir. Uzun, çok uzun yolllar olduğu gibi, taşlı tozlu yollar da vardır.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  3. Sevgili rinda. Yazınızı okuyunca, önceden de duyduğum bir ikilem geldi aklıma. Mesela okuduğunuzdan bir şey öğrendiğinizde iki türlü önerme sunuldu hep. Ama bir türlü tartışma fırsatı olmadı, bu başlık altı uygun geldi şimdi.

    Bir şey öğrendiğimizde,
    1- O şeyi yeni öğrenmişizdir.
    2- Zaten içimizde olan bilgiyi hatırlamışızdır.

    1. önermede, aslında yeni bir şey öğrenmiyoruz içimizde var olanı açığa çıkarıyoruz gibi bir durum söz konusu. Ben bu konuda çok bilgili olmamakla birlikte 1. şık daha yatkın gelmekte bana. Fakat size de fikrinizi sormak istedim. Siz ne diyorsunuz bu konuda.

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  4. Rinda,
    Yazında,kendi arayışını çok güzel yansıtmışsın.
    Yaşadığımız zıtlıkları kabullenmeyi öğrendiğimiz an artık onu zıtlık olarak görmüyoruz.Ve o an anlıyoruzki her şey olması gerektiği gibi oluyor.
    Sana katılıyorum,gerçekten,ruhunda yaşadıklarının beyin’e gidip,oradan kaleme yada dile gelmesi çok zor oluyor.Belkide bir ruh dili geliştirilemediği için olabilir:)Bir çok insan bunu sanat yolu ile yapıyor olsalar dahi inanıyorumki yansıttıkları duygu hissettiklerinin çok çok altındadır.O yüzden üzülmene gerek yok.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  5. Savgili xenix,

    İnsan zaten bir unutma perdesiyle dünyaya geldiği için, bana 2. önerme daha akla yatkın geliyor. Çünkü olamayan birşey hatırlannmaz. Örneğin ben (naçizane), yeni bir şey öğrendiğimde “Evet ya. Doğru. bunu neden daha önce düşünemedim?” diye hayıflanırım.

    Ve hayattan derslerimizi aldıkça hatırlıyoruz, hatırladıkça tekamül ediyoruz diye düşünüyorum.

    Bir de genelde öğreneceğim (!) bir şey varsa, genelde ben onu önce yaşar, akabinde elime geçen bir kitap, yazı, yada görsel medya sayesinde ne yaşadığımın ne olduğunu öğrenirim.

    Saygılarımla

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  6. Dünyaları keşfetmek istiyorsan, okumakla başla… Okumak benim için de vazgeçilmez bir tutku.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  7. Belki yaşantımızla bir bağ kuramazsak öğrenmiş olmuyoruz zaten. Bu yüzden bütün öğrendiklerimiz aslında önceki bağların aktifleştirilmesidir.

    Teşekkür ederim yorumunuz için.

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.