DAVRANIŞ, TAVIR VE KALIPLARIN İKİ YÜZÜ

Ataerkillik, erkek otoritesine dayanan bir tür toplumsal örgütlenme düzenidir. Bu düzenin temelini erkeğin üstünlüğü fikri oluşturur; soy erkekler tarafından belirlenir, hakimiyet erkeklerindir. Bu toplumlarda erkeklere kadınlardan daha çok saygı gösterilir. Bu erkek üstünlüğü ilkesi etrafında, toplumun kültürü, adetleri, inancı ve mitolojisi, anaerkil düzenli toplumunkinden farklı bir biçim oluşturur…vikipedi.

Anaerkillik, toplumda kadının, özellikle “ana”nın etkin (baskın-başat) olma halidir. Matriarka veya maderşahilik olarak adlandırılan bir tür toplumsal örgütlenme düzeni. Bu düzenin temelini kadının üstünlüğü fikri oluşturur; soy kadınlar tarafından belirlenir, hakimiyet kadınlarındır. Bu toplumlarda kadınlara erkeklerden daha çok saygı gösterilir. Bu kadın üstünlüğü ilkesi etrafında, toplumun kültürü, adetleri, inancı ve mitolojisi, ataerkil düzenli toplumunkinden farklı bir biçim oluşturur….vikipedi.


Wilhelm Reich ve orgonomy hakkında paylaşımlara fırsat buldukça devam edeceğimi daha önce söylemiştim.Eskiden topladığım şeylere bakınırken bu tabloyla karşılaştım…Reich, Bronislav Malinowski’nin batı Malenezya’da Trobriand adalarının sakinleri üzerinde yaptığı araştırmaları okumuş ve değerlendirmiş.Trobriand sakinleri anaerkil topluluklar…Anaerkil ve ataerkil toplulukların kültürel yapısında tabloda görülen bu derin farklılıklar, Reich’ın haz korkusu üzerinden geliştiğini söylediği kişilik zırhlarları,ve onlarla açıkladığını düşündüğü şeylere uygun düşmektedir.

Tablo ilginç, konu sadece Reich perspektifiyle ilgili olmak zorunda değil.Başka açılardan da çok şey söylemeye müsait bir durum. Belki kendi düşüncelerini eklemek isteyecek arkadaşlar olabilir.Bu yüzden ayrı bir başlık şeklinde paylaşmayı uygun buldum.

2 yorum “DAVRANIŞ, TAVIR VE KALIPLARIN İKİ YÜZÜ”

  1. Bu konuyla ilgil olarak sitede daha önce açılan şu linkteki:
    link to sonsuz.us
    “Anaerkil ve Ataerkil” başlığı altındaki tartışmayı önemsiyorum…

    Baal’ın paylaştığı tabloya bakınca da Ataerkil dönemin anaerkil döneme göre ortaya çıkan farkların temellerinin anaerkil dönemde oluştuğunu düşünüyorum…
    Her şeyden önce -‘erkil kavramı ile adlandırılışın bile, sürece gücün (erkin) otorite kurmak durumunun, her iki dönemin de içinde var olduğunu kabul etmemi gerekiyor.

    Bu kabul ise bizi insanın evrim sürecini daha iyi inceleme ve araştırmaya sevk ediyor ve yeni soruların peşine düşülmesi gerektiğini düşünüyorum.

    Yani otorite kavramının insanın yapısal özellikleri ile doğrudan ilişkili bir durum olduğunu ve insanın doğayla mücadelesinde her şeyi kendine uydurmaya çalışması, her şeyi kendine göre geliştirmeye ve oluşturmaya çalışması sürecinde, aynı çabayı kendisine yöneltmede zayıf kaldığını düşünüyorum…

    Kısaca; ataerkil toplumun temelini atan anaerkil toplumdur. Başlangıçta annenin gücü otorite ve düzen sağlarken, bu güç daha sonra babaya geçmiş ve bu süreç içerisinde toplulukların kendi dışındaki diğer çatışmalar nedeniyle de, babanın(erkeğin) elindeki otoriter yapı kurumsallaşmaya ve giderek daha derin çelişkilerin kapısını aralamaya yönelmiştir…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  2. linki kısmen okudum..

    konu hakkında klasik görüşler dile getirilmiş…Reich anaerkilliğin veya ataerkilliğin nasıl ortaya çıktığına dair direk bir cevap verme çabasında değil..iki toplumu , iki yaşam tarzını karşılaştırara nasıl kişilikler ve davranış kodları üreteceğiyle ilgilenmiş.Bonobolar ve şempanzeler arasındaki davranış farkları gözlemek bunu cinsellik üzerinden açıklamak gibi.

    Haaa sonuçta zırhlı kişilik diyerek ataerkil toplulukların haz korkusuyla yaşayan topluluklar olduğunu belirtmiş…eee durum ataerkilliğin çıkışıyla ilgili fikir verebilir mi?Bence bu orgonomy’i çok zorlamak olur..

    O linkteki tartışmayla ilgili kşisel görüşüm, iki yapınında insanlığın her döneminde varolması gerektiği yönünde.

    Yani anaerkilliğin veya ataerkilliğin birinin diğerine önceliği yok..İkiside sürekli vardı ve var olmaya da devam edecekler.Bgün batı medeniyeti bir çeşit anaerkilliğe doru gidiyor zaten.

    Bence bir bölgeye veya bir kültüre ataerkillliğin veya anaerkilliğin yayılmasın nufüsun çokluğu ve geçim kaynakları için verilen mücadelenin şiddetiyle ilgili olabilir.

    Çünkü insan nufüsü arttıkça kendiliğinde bir iktidar altında toplanma davranışı çıkıyor…Ve iktidarın olduğu yerde erkek egemenliği ve dolayısıyla ataerkillik kaçınılmaz. Nufüs az olsa bile geçim kaynakları üzerinde şiddetli mücadele varsa yine ataerkillik lehinde sonuç veriyor.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.