DR. KİLDE – GRİP AŞISI MİLYONLARI ÖLDÜRECEK

ALINTI…

GRİP AŞISI MİLYONLARI ÖLDÜRECEK
Finlandiya eski Sağlık Bakanı
Dr. Rauni Kilde’den
Domuz gribi hakkında çok cesur açıklama.

Domuz gribi aşısının bir aldatmaca olduğunu itirafa eden Dr. Kilde,

“Bu aşı ile mümkün olduğunca dünya nüfusunun çoğu öldürülmek isteniyor” dedi.

Bu düşüncenin eski ABD Başkanlarından Henry Kissinger’e ait olduğunu söyleyen Dr. Kilde, 14-15 Mayıs 2009 tarihinde yapılan Bilderberg toplantısında bu kararın alındığını belirtti.Dr. Kilde, bir televizyona yaptığı açıklamasında, “ABD, hiçbir maddi kayıp yaşamadan hatta milyarlarca dolar kazanarak dünya nüfusunu üçte iki oranında azaltmayı hedeflemektedir” diye konuştu.

Dünya Sağlık Örgütü’ne domuz gribinin ölümcül bir salgın olduğu yönünde beyanda bulunması için baskı yaptıklarını belirten Rauni Kilde,

“Böylece aşıyı tercihli değil zorunlu yapmak istiyorlardı. Özellikle hamile kadınların ve çocukların ilk önce aşı ile zorunlu tutulması gelecek nesilleri hedeflediğini göstermektedir”

açıklamasında bulundu.Finlandiya hükümetinin sınıflandırmayı kabul etmediğini ve hastalığın derecesini normal hastalık olarak gösterdiğini ifade eden Kilde sözlerini şöyle sürdürdü;

“Hiç kimse aşının bir yıl, beş yıl ya da 20 yıl sonra ne gibi etkilerinin olacağını bilmiyor: Mutlak kısırlık mı? Kanser mi? Ya da ölümcül herhangi bir hastalık mı?”

Dr. Rauni Kilde, “Amerikan yönetimi ileride bundan dolayı doğacak herhangi bir sıkıntıdan dolayı ilaç şirketlerine bir sorumluluk yüklenmemesi için şimdiden önlemini aldı ve onları tüm sorumluluklardan muaf tuttu.

Bu bile işin ciddiyetini göstermeye yeter” dedi.

18 yorum “DR. KİLDE – GRİP AŞISI MİLYONLARI ÖLDÜRECEK”

  1. İngiltere, Fransa, Almanya, İsviçre, bilmem nere ülkelerinde hiç tıp laboratuarı yok mu? Bu aşının içeriği incelenemiyor da, bu aşının içini incelemek finlandiya eski sağlık bakanına mı kalıyor?

    Domuz gribi abartı, bu haber daha da abartı.

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  2. 28 Aralık 2006

    Henry Kissinger: “Katiller Kapitalizmi”nin teorisyeni

    Henry Kissinger 1924 yılında Almanya’da Yahudi bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Gençliğinde bir Nazi olduğu belirtiliyor. 1938 yılında ABD’ye göç eden Kissinger, 2. Dünya Savaşı boyunca ABD ordusunda hizmet etti (1939–1945) ve 1943 yılında ABD’de vatandaşlık hakkı kazandı. Hem soğuk savaşın, hem de CIA’nın öncülü olan OSS’nin fikir babası olduğu biliniyor.

    Harvard Üniversitesi’nden eğitim bursu kazanan Kissinger, uluslararası ilişkiler bölümünde öğrenim gördü ve siyasal bilimler alanında doktora yaptı. Bu yıllardaki önemli eserini “Davit Galula” olarak imzaladı. Galula’yı “Kontrgerilla El Kitabı”ndan hatırlayacaksınız.

    1969–1973 yılları arasında başkanın Ulusal Güvenlik Danışmanlığı görevini yapan Kissinger, Vietnam işgalinde de önemli roller üstlendi. “Bu müthiş başarısından ötürü” 1973 yılında Nobel Barış Ödülünü kazandı. Başlangıçta Vietnam’da sertlik politikasını savunmuş ve ABD’nin Kamboçya’yı bombalamasını desteklemişti. Yenilgiyi de önceden koklayabilen bir zekâ olduğu tartışılmaz.

    1973–1977 yılları arasında Richard Nixon ve Gerald Ford döneminde dışişleri bakanlığı yaptı. Bir söylentiye göre perde gerisindeki asıl başkan oydu. Hatta bu dönem Nixonger dönemi diye de anılıyor. ABD’de doğmadığı için başkan olamadı ama birçok dönem boyunca başkanlardan daha etkili bir adam olmayı başardı.

    1983 yılında Başkan Ronald Regan tarafından ABD’nin orta Amerika’ya yönelik politikasını geliştirmek için oluşturulan federasyon heyetinin başına getirildi. Kissenger’ın ABD başkanı Nixson’un Çin’i ziyaret etmesinde, Sovyetler Birliğiyle ABD arasında imzalanan SALT silahsızlanma anlaşmasında ve ABD’nin Vietnam’dan çekilmesinde etkin rol oynadığı biliniyor.

    ABD’nin Soğuk Savaş dönemi politikalarının mimarı Henry Kissinger, ABD Başkanı George W. Bush’a da danışmanlık yapıyor. Yani Bush politikalarında onun da parmağı var. Ayrıca 11 Eylül saldırısının sebeplerini araştırmakla görevlendirilen kurulun başında da aynı isme rastlıyoruz.
    .
    60 yılı aşkın bir zamandır emperyalizmin fikir babası. Başkan Nixon döneminde patlak veren Watergate skandalındaki “Derin gırtlak”ın da o olduğu söyleniyor.

    Türkiye ile de çok yakından ilgilendiği biliniyor. Geçtiğimiz günlerde Ertegün’ün bahçesine gömüldüğü Özbekler Tekkesi’nin açılışını da o yapmıştı.

    Türkiye’deki yetiştirmesi, geçtiğimiz aylarda ölen Bülent Ecevit. Rockefeller bursuyla ABD’ye giden Ecevit Harvard Üniversitesi’nde Kissinger’den siyaset dersleri almıştı. İlişkileri o tarihten sonra da sürdü.

    Kissinger belki de dünyanın en “karanlık” adamı. Pek çok Latin Amerika ve Avrupa ülkesi, Nixon ve Ford dönemlerinde ABD Ulusal Güvenlik Danışmanlığı ve Dışişleri Bakanlığı yapmış olan Kissinger’in o zamanki eylemlerinden ötürü sorgulanması için sırada bekliyor. Kissinger’ın ifadesinin alınmasına yönelik en son talep, İngiliz insan hakları savunucusu Peter Tatchell’den geldi. Tatchell, Kissinger’ın 60’ların sonu ile 70’lerin başında Vietnam, Laos ve Kamboçya ve Endonezya’da on binlerce insanın ölümünden sorumlu olduğunu belirtiyor. Nixon yönetiminin Vietnam, Laos ve Kamboçya’ya yaklaşık 4,5 milyon ton bomba attığını; bunun tüm İkinci Dünya Savaşı’ndakinin iki katı bir miktara denk geldiğini belirtiyor.

    Kissinger ayrıca, kasıtlı olarak ‘Agent Orange’ gibi kimyasal zehirler kullanarak çevrenin toptan tahrip edilmesinden de sorumlu. “Bunlar, 1957 Cenevre Konvansiyonu’na göre savaş suçlarıdır” diyen Tatchell, Vietnamlı gerillaların saklandığı sanılan köylere yönelik hava saldırılarının, “sivillerin koruması noktasında Cenevre Konvansiyonu’nun alenen ihlali” anlamına geldiğini söyleyen, Nuremberg davalarında savcılık yapmış ABD’li General Telford Taylor’un yorumlarına da değiniyor. Tatchell ayrıca, 70’lerin ilk yarısında Kamboçya’yı bombalayan ABD’li pilotları gizlice banda kaydeden, yazar ve müfettiş Fred Branfman’ın tanıklığına işaret ediyor.

    Şili’deki hükümet darbesinin arkasındaki adam da o. Pinochet, Kissinger’ın bilgisi dâhilinde ve CIA yardımıyla iktidara gelmiş, demokratik yollardan seçilmiş Salvador Allende’yi devirmişti. Allende cumhurbaşkanı olmadan birkaç ay önce, Kissinger, demokrasi üstüne şu ünlü demecini vermişti: “Kendi halkının sorumsuzluğu nedeniyle bir ülkenin komünizme gidişine seyirci kalmak için bir neden göremiyorum.”

    Kissinger, bugün ABD’yi yöneten Neo-Con’lar ile de içli dışlı. Üçüncü dünya ülkelerinde, Türkiye dâhil, yapılmış birçok askeri darbede onun parmak izi olduğu iddia ediliyor.

    Ve son olarak… Kissinger’in şu aralar Papa 16’ncı Benedikt’e danışmanlık yaptığı söyleniyor.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  3. Sn.xenix’in bazı tesbit ve önermeleri gerçekten sıradışı sayılacak kadar güzel.
    Yukardaki alıntı aylardır frw olarak nette dolaşır durur. Vakti zamnında çeşitli marifetleriyle ünlü olan Kissınger’ın adının kullanılması hikayeyi inanılır kılmamış.
    Sn. xenix’e önerim bu alıntının “sahte hikayelerine” taşınması.
    Siteye giriş yapmadan önce ilk okuduğum yazı serisi sahte hikayeler olmuştu 😉

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  4. “İlginç
    xenix tarafından Pzt, 14/12/2009 – 10:20 tarihinde gönderildi.
    İngiltere, Fransa, Almanya, İsviçre, bilmem nere ülkelerinde hiç tıp laboratuarı yok mu? Bu aşının içeriği incelenemiyor da, bu aşının içini incelemek finlandiya eski sağlık bakanına mı kalıyor?

    Domuz gribi abartı, bu haber daha da abartı.

    “

    xenix bütün o saydığı ülkelerin yöneticilerinin ABD’nin kuklası olduğunu bilmiyor sanırım. Finlandiya sağlık bakanı cesaretli çıkmış, kral çıplak demiş. İyiki de demiş. Domuz gribi aşısının riskleri hep söyleniyordu. Kimse aşı olmak istemedi, Özellikle Baş-bakan RTE’nin aşı olmayı reddetmesinden sonra. Aşının çok riskli yan etkileri konusunda kendisi uyarılmış olabilir. Yada Yalçın Küçük’ün iddia ettiği gibi RTE epilepsi olduğu için aşı olmak istemedi.

    Sonuçta Dünya hegemonlarının Dünyadaki insanları çeşitli şeytani yollarla öldürme planlarının her zaman olduğu ve son zamanlarda çok daha arttığı, GDO’lu gıdalar konusu ve daha önce Oktar Babuna’nın ilik hastalığı için Türkiyeden kan, yani Türk insanının DNA’larının toplanması örneklerini, Deli dana hastalığı, kuş gribi vb. konularını hatırlamak yeterlidir. Ayrıca elektro-manyetik savaş silahlarının devreye sokularak insanların beyin güçlerinin, düşüncelerinin kontrol altına alınması ve yönlendirilmesi gerçeği vardır. Tesla silahları konusunda bunu ele aldım ve devam edeceğim. Bu arada mektuplarla gönderilen şarbon’ları da unutmayın.

    Sonuçta Finlandiya sağlık bakanı bir hakikatı cesaretle dile getirmiştir. Ben şahsen domuz gribi aşısı olmayı hiç düşünmüyorum ve kimseye de salık vermiyorum. Çünkü yakın zamanda ve uzun dönemde ortaya çıkacak ölümcül yan etkileri olabileceğini tahmin ediyorum.

    Domuz gribinin, Kuş gribinde olduğu gibi, KÜRESEL ISINMA!da olduğu gibi, aşırı bir abartı olduğunu düşünüyorum ve bütün bunların Dünya hegemonları tarafından bir siyasi amaçla ortaya atıldıklarını düşünüyorum.

    Sonuçta dünyamız hızla bir Despotik ve ultra-faşist bir çağa doğru gidiyor bence. Herkes uyanık olsun. Sırada Türkiye’nin bölünmesi var. Arkasından ABD bölünecek.

    link to geocities.com

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  5. Daha da önemlisi hergün yediğimiz bisküvi, çukolata, cips vb. gibi birçok hazır gıdalarda bulunan ve içeriği tam açıklanmadan, E370 gibi, numarayla belirtilen, gıdaların dayanma süresini uzattığı söylenen, fakat diğer taraftan insanlarda kanser, kısırlık, cinsel isteksizlik vb., hastalıklara yol açtığı söylenen, EMÜLGATÖRLER’in gerçek içeriğinden kimin haberi var acaba?

    Ne yediğimizi bile bilmiyoruz!

    link to geocities.com

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  6. Bilim, teknoloji, ferahlık vs düzeyinde amerika ile eşdeğer ülkeler. Hiç biri de kukla falan değil. Kendi insanlarına zarar verecek şeyi yapacaklar ve bilim adamları da bunu görmezden mi gelecek sanıyorsunuz? 3. dünya ülkeleri ile karıştırmayın lütfen. Bırakın böyle büyük şeyleri, en ufak şeylerde bile istifa ettirirler adamı.

    Amerikayı da gözünüzde çok büyütmeyin. Asıl amerika kimlerin kuklası onu düşünün.

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  7. kutadgubilig yazdi;

    “Ne yediğimizi bile bilmiyoruz!”

    bilen ile bilmeyen bir olur mu ?

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  8. Sevgili xenix, kuklası diyerek biraz abarttım sanırım ama yine de bu ülkelerin yöneticilerinin çoğunluğu Dünya hegemonlarının emrindedirler. Almanya’nın halen ABD işgali altında olduğunu unutmayın! ABD askerleri vardır orada ve tam bağımsız bir ülke değildir fiilen.

    Ve bu ülke yöneticileri çoğu zaman küresel şirketlerin çıkarlarını düşünerek kendi halklarının ölmelerine ses çıkaramıyorlar!

    Almanya veya İngilterede domuz gribinin durumu nedir? Orada da Türkiyede olduğu gibi hararetli bir aşı kampanyası var mı acaba?

    ABD konusunda haklısınız, bu ülke de hegemonların kontrolü altında. Bunda bir şüphe yok.

    ABD’nin bu ülkelere nasıl etki yaptığını, yani küresel şirketlerin çıkarı için ABD Başkanı ile İngiltere başbakanının nasıl kendi halklarının aleyhine çalıştığı konusunda bir video asacağım bulabilirsem.

    link to geocities.com

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  9. Almanyanın durumunu ebubekire sormak lazım. Bu konu hakkında bilgidir.

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  10. xenix yazdi 14/12/2009 –

    “İngiltere, Fransa, Almanya, İsviçre, bilmem nere ülkelerinde hiç tıp laboratuarı yok mu? Bu aşının içeriği incelenemiyor da, bu aşının içini incelemek finlandiya eski sağlık bakanına mı kalıyor?

    Domuz gribi abartı, bu haber daha da abartı.”


    sayin xenix´in “abarti”tespitine katiliyorum abarti geri kalmis(beyin fukarasi)ülkelerin ortak vasfidir..

    en genc! prof´da bilgi fukaraligini abarti ve komplo teorileriyle örtmeye calisiyor Almanya´daki nasyonal(nazi)
    ideoloji taraftari prof´lar gibi konusuyor masaallah..

    sayin xenix,
    Almanya´da toplumsal ZEKA/kurallar hakim panik ve abarti yok özetle isler yolunda TIKIR TIKIR yani..

    USA´da 9820 kisi domuz gribinden ölmüs genc prof´un sacmaladigini bu istatistikten de anlayabilirsiniz..

    slm.

    *

    Doktorlarin internet gazetesinden alinti
    (Ärzte Zeitung)16.12.2009- 11:00

    domuzgribi ile ilgili yeni bilgiler;

    Domuzgribinden ölenler
    EU und EFTA: 1393
    dünyada: 18.924

    EU und EFTA: ölüm vakasi

    Belgien: 14
    Bulgarien: 5
    Dänemark: 16
    Deutschland: 94
    Estland: 5
    Finnland: 36
    Frankreich: 177**
    Griechenland: 36
    Großbritannien: 284
    Irland: 20
    Island: 2
    Italien: 149
    Lettland: 17
    Litauen: 12
    Luxemburg: 2
    Malta: 3
    Niederlande: 50
    Norwegen: 27
    Österreich: 3
    Polen: 67
    Portugal: 44
    Rumänien: 25
    Schweden: 19
    Schweiz: 8
    Slowakei: 3
    Slowenien: 8
    Spanien: 208
    Tschechische Republik: 34
    Ungarn: 23
    Zypern: 2

    EU und EFTA disinda: ölüm vakasi

    Afghanistan: 17
    Ägypten: 61
    Albanien: 3
    Algerien: 19
    Argentinien: 616
    Armenien: 2
    Aserbaidschan: 2
    Australien: 191
    Bahamas: 4
    Bahrein: 7
    Bangladesch: 6
    Barbados: 3
    Bolivien: 58
    Bosnien und Herzegowina: 7
    Brasilien: 1632
    Brunei: 1
    Chile: 150
    China: 326
    China (Hong Kong): 45
    China (Macao): 2
    Cookinseln: 1
    Costa Rica: 41
    Dom. Republik: 23
    Ecuador: 96
    El Salvador: 31
    Gaza/Westjordanland: 17
    Georgien: 3
    Ghana: 1
    Guatemala: 18
    Honduras: 16
    Indien: 725
    Indonesien: 10
    Irak: 34
    Iran: 147
    Israel: 67
    Jamaica: 6
    Japan: 73
    Jemen: 22
    Jordanien: 14
    Kaimaninseln: 1
    Kambodscha: 5
    Kanada: 373
    Katar: 8
    Kolumbien: 183
    Kosovo: 10
    Kroatien: 22
    Kuba: 32
    Kuwait: 27
    Laos: 1
    Libanon: 3
    Libyen: 1
    Madagaskar: 3
    Malaysia: 77
    Malediven: 1
    Marokko: 23
    Marshall-Inseln: 1
    Mauritius: 8
    Mazedonien: 14
    Mexiko: 732
    Moldawien: 15
    Mongolei: 26
    Montenegro: 2
    Mosambik: 2
    Namibia: 1
    Neuseeland: 20
    Nicaragua: 11
    Oman: 30
    Panama: 11
    Pakistan: 1
    Paraguay: 52
    Peru: 200
    Philippinen: 30
    Russland: 19
    Saint-Kitts und Nevis: 2
    Saint Lucia: 1
    Salomoninseln: 1
    Samoa: 2
    Sao Tome und Principe: 2
    Saudi-Arabien: 97
    Serbien: 34
    Singapur: 19
    Sri Lanka: 23
    Südafrika: 92
    Südkorea: 132
    Sudan: 1
    Surinam: 2
    Syrien: 103
    Taiwan: 35
    Tansania: 1
    Thailand: 189
    Tonga: 1
    Trinidad-Tobago: 5
    Türkei: 415
    Tunesien: 6
    Ukraine: 41
    Uruguay: 33
    USA: 9820
    Venezuela: 116
    Ver. Arab. Emirate: 6
    Vietnam: 47
    Weißrussland: 20

    kaynak: RKI, ECDC, CDC, dpa

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  11. Sırf size muhalefet olsun diye şöyle bir şey söyleyebilirim; her yazılı kaynak gerçekleri söyleseydi Andersen Masalları da gerçek olurdu.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  12. Anlaşılan Oktay Hoca’nın söyledikleri gerçekler ebubekirin hoşuna gitmemiş pek.

    Dünyaca ünlü, dünyanın en genç profesörü olmuş(27 yaşında), Nobeli elinin tersi ile itmiş, aynı anda kimya, matematik, fizik ve moleküler biyoloji alanlarında uzman olan, moleküler biyolojinin kurucusu!, Aynştandan(Einstein)daha üstün olduğu kabul edilen, gelmiş geçmiş en büyük dahi bilim adamlarından biri olan çok değerli bir bilim adamımız bilgi fukarası imiş! Ebubekir hazretleri böyle buyurmuşlar.

    Neler saçmaladığının farkında mısın sen?

    Hangi söylediği doğru değil ve abartı? söyler misin? Demogoji yapacağına net konuş. Tabiiki ebubekir gibi şahıslar böyle bir Türk bilim adamı olmasından rahatsızlık duyarlar. Çünkü onlar her zaman Batının üstün olduğuna inanmışlardır.

    Bir de burada islamcılık yapmaya kalkıyorsun. Geçen bir yazında raslamıştım İslam tarihinin en büyük hadis rivayetçisi ve Peygamberin en yakın bir eshabı olan Ebu Hureyre’yi bile diline dolayabiliyorsun. Ebu Hureyre’ye iftira atan biri bence müslüman bile olamaz! Buna münafıklık denir sahte vahiyci.

    Oktay Hoca’nın GDO’lu gidalar, ölüm tohumları konusundaki konuşmasını dinle de onadan sonra konuşalım seninle.

    Sonra konuyu neden saptırıyorsun? Oktay Hoca’nın anlattıkları ile Domuz gribi’nin ne alakası var? Oktay Hoca Domuz Gribini mi anlatıyor konuşmasında? verdiğin ölüm sayılarının ne alakası var konuyla?

    link to geocities.com

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  13. “Domuz gribi aşısı da GDO’lu”

    Ankara Üniversitesi Biyoteknoloji Anabilim Dalı Başkanı’ndan ilginç iddia.

    20.12.2009 16:35

    Ankara Üniversitesi Biyoteknoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Akçelik, domuz gribi aşısının genetiği değiştirilmiş organizma olduğunu belirterek, “Düşük risk grubuna giren bu tür GDO’lu ürünlerin kullanımı sonucunda ortaya çıkacak sonuçların da ne olacağı bilinmiyor” dedi.

    KÜLTURÇEV tarafından “GDO’muz” başlığı altında düzenlenen panelde konuşan Ankara Üniversitesi Biyoteknoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Akçelik, GDO’lu ürünlerin yüksek risk içeren ve düşük risk içeren adı altında iki gruba ayrıldığını, gıda ve tarımsal ürünlerin yüksek risk içeren grupta bulunduğunu belirtti. Ağırlıklı olarak da bu grubun kamuoyunun gündeminde tutulduğunu fakat düşük risk adı altında toplanan ve risk olduğu kabul edilmeyen grupta ise alkoller, renklendiriciler, aromalar, antibiyotikler, insilin birçok ilaç, peynir ve yoğurt mayalarının genetik olarak düzenlenmiş organizmaları olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Akçelik, “Üretilen ilaçların yüzde 80’i genetiği düzenlenmiş organizmalardan üretilmekte. Ayrıca domuz gribi aşısı da genetiği düzenlenmiş organizma. Düşük risk taşıyan grupta bulunanların kullanımı sonucunda ortaya çıkacak sonuçların ne olacağı da bilinmiyor” dedi.

    Dünyayı doyuracak kadar gıdanın fazlasıyla mevcut olduğunu ancak adil olmayan dağıtım yüzünden açlık sorunun yaşandığını belirten Prof. Dr. Akçelik şöyle devam etti: “Evrimin ana teorisi, aynı zamanda, aynı mekanda canlıların birlikte verimleşmesidir. Oysa genetiği değiştirilmiş organizmalar bir milyon yılda yapacakları evrimi birkaç ayda yapmaktadır, bu da evrim üzerimde olumsuz sonuçlar doğuracaktır. İnsanını genetik yapısı da kök hücre çalışmalarıyla bozulmaktadır. Tüm canlıların birlikte evrim geçirmesi zaruridir.”

    ANKA

    link to geocities.com

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  14. Ebubekire göre tıkır tıkır işleyen Alman sistemi bakalım kimin eseri? Almanların mı Türklerin mi? Bilinmeyen ünlü Türkler başlığı altına yazacağım.

    link to geocities.com

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  15. HALKLARIN EN GÜZEL GÜNLERİNDE SOYULMASI
    Dünyada 2000 kişi domuz gribine yakalandı tüm dünya maske takma yarışında. 25 milyon insan AIDS e yakalandı kimse prezervatif kullanmak istemiyor…

    ÇIKAR SALGINI
    Domuz giribinin arkasındaki ekonomik çıkarlar nelerdir ?
    Dünyada her sene milyonlarca insan malaryadan ölüyor halbuki basit bir tül sineklik onları koruyabilir. Gazeteler bundan bahsetmiyor!
    Dunyada her sene 2 milyon çocuk ishalden ölüyor halbuki 23 cm lik bir sorum onları kurtarabilir. Gazeteler bundan bahsetmiyor!
    Kızamık ve zature ve diğer hastalıklardan her sene 10 milyon insan ölüyor. TÜm bu insanlar daha ucuz ilaçlarla kurtulabilir. Gazeteler bunlarda da bahsetmiyor. !
    Bundan yaklaşık 10 yıl önce kuş gribi çıktığında… bütün gazeteler bizi bilgiye boğdu…
    Bütün diğer salgınlardan daha tehlikeli… Dünyayı tehdit eden salgın! Gazeteler sadece bu tavukların korkunç hastalığından bahsediyordu. Buna rağmen toplam insan kaybı 10 sene de 250. Yani senede 25!

    Normal grip senede yarım milyon can alıyor. 25e karşı YARIM MİLYON!
    Sadece bir saniye: Niçin kuş gribinden bu kadar bahsedildi?
    Çünkü bu tavukların arkasında bir “horoz” vardı, büyük ibikli bir horoz. Uluslararası Roche ilaç grubu Asya ülkelerine milyonlarca doz Tamiflu sattı, Ingiltere hükümeti halkını korumak için 14 milyon doz satın aldı. Kuş gribi sayesinde Roche ve Relenza, iki büyük ilaç grubu milyonlarca dolar kar ettiler.
    -Dün tavuklarla, bugün domuzlarla
    -Evet bugün domuz gribi psikozu başlatıldı. Tüm dünya medyası sadece bundan bahsediyor.
    -Ekonomik global krizden bahseden, Guantanamodaki işkencelerden bahseden yok!
    -Sadece domuz gribinden ve domuzlardan bahsediliyor. ..
    -Kendi kendime soruyorum: Eğer tavukların arkasında bir “horoz” varsa… domuz gribinin arkasında büyük bir domuz olmasın?

    Kuzey Amerikan Gilead Sciences Tamiflunun brevet sahibi. Bu işletmenin en büyük hissedarıysa tam bir kişilik, Donald Rumsfeld George Bush dönemi savunma bakanı., Irak savaşının stratejisti. ..
    Roche ve Relenza hissedarları milyonlarca dolarlık Tamiflu satışı nedeniyle ellerini oğuşturuyorlardır. Gerçek “Pandemie” (dünyayı etkileyen büyük salgın) çıkar salgınıdır, sağlık paralı askerlerinin çıkarları.
    Çeşitli ülkelerin aldığı önlemleri inkar etmiyorum.

    İşte burası bam teli (tecüme edenin düşüncesi) Eğer domuz gribi söylendiği gibi gerçekten dünyayı tehdit eden büyük bir salgınsa (pandemiyse) dünya sağlık örgütünün başındaki o kadar bu hastalıktan tedirgin oluyorsa(Margaret Chan adında bir çinli) neden o zaman bu hastalığı dünya sağlığını tehdit eden bir hastalık olarak ilan edip, hastalığa karşı savaşmak için jenerik türevlerinin üretilmesini önermiyor?
    Rocheve Relenzanın brövelerinin iptalini isteyip yerine her ülkenin kendi üreteceği jenerik türevlerini üretmiyorlar?
    Bu mesajı mümkün olduğu kadar çok insana iletiniz aynı hayat kurtaran bir aşının iletimi gibi…herkes bu büyük salgının arkasındaki gerçeği görsün. Çünkü medya sadece kendi sponsorlarının haberlerini veriyor.

    Dr. Carlos Alberto Morales Paitán, Pérou

    link to yasambilim.net

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  16. Hollanda medyasında yer alan iddialara göre, grip konusunda akla gelen ilk uzmanlardan olan Profesör Albert Osterhaus hem Dünya Sağlık Örgütü, hem de ilaç şirketlerine danışmanlık yaparak büyük kazanç sağladı.
    Dünyayı ayağa kaldıran domuz gribi salgınıyla ilgili korkunç bir şüphe ortaya atıldı. Hollanda medyasında yer alan iddialara göre, grip konusunda akla gelen ilk uzmanlardan olan Profesör Albert Osterhaus hem Dünya Sağlık Örgütü, hem de ilaç şirketlerine danışmanlık yaparak büyük kazanç sağladı.

    Profesör Osterhaus ile beraber 3 kişinin daha ilaç şirketlerine para kazandırmak için panik havası oluşturduğu iddia edildi. İddiaları ilk kez İngiliz bilim dergisi Science 16 Ekim 2009 sayısında gündeme getirdi, ardından başta De Telegraaf gazetesi olmak üzere Hollanda basını da bu iddiaları gündeme taşıdı.

    KÜRESEL PANDEMİ KARARI ONUN BAŞKANLIĞINDA ALINDI
    Hollanda’nın Rotterdam Üniversitesi’nde görev yapan Profesör Albert Osterhaus, SARS ve kuş gribi paniklerinde de Dünya Sağlık Örgütü’nün krizi önlemek için başvurduğu ilk isim olmuştu. Profesör Osterhaus Avrupa İnfluenza Bilimsel Araştırma Grubu’nun Başkanı. Aynı zamanda Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) danışma kurulu olan SAGE’nin de üyesi. Hatta DSÖ, domuz gribiyle ilgili olarak “küresel pandemi” kararı aldığında Osterhaus SAGE’ye başkanlık ediyordu.

    Ancak Hollanda basınında yer alan haberlere göre, Prof. Osterhaus’un DSÖ’de böyle etkili bir konumda olmasına rağmen, hem aşı geliştirip üreten bir şirkete sahip, hem de Roche, Novartis, Baxter, Mediimmune, Glaxo, Sanofi Pasteur gibi ilaç şirketlerine maaşlı danışmanlık yapıyor.

    TÜM DÜNYAYA PANİK YAYDILAR
    Danimarka’nın Information ve İsveç’in SVG gazetelerinde çıkan iddialar ise, SAGE’de yer alan 3 kişinin daha “danışmanlık yaptıkları ilaç şirketlerinin baskısıyla DSÖ’yü yönlendirerek aslında var olmayan bir paniği tüm dünyada yaydığı” yönünde. SAGE’de yer alan Profesör Frederick Hayden, Roche ve Glaxo’nun maaşlı danışmanı. Profesör Arnold Monto, burundan verilen domuz gribi ilacını üreten Medimmune, Glaxo ve Viro Pharma şirketlerine danışmanlık yapıyor. Yine aynı heyette yer alan David Salisbury ise, İngiltere’deki imunizasyon programının başkanı ve ilaç şirketleriyle danışmanlık ilişkisi içinde. Böylelikle 8 kişilik SAGE heyetinin yarısının ilaç şirketleriyle organik bağ içinde olduğu ortaya çıkmış oluyor.

    Bu uzmanların desteğiyle hazırlanan raporlarda WHO domuz gribine karşı aşılamayı 24 kez, ilaçlı tedaviyi de 18 kez önerirken, sık el yıkamanın önemine ise sadece 2 kez değinildi. Domuz gribi salgını ardından JP Morgan’ın tahminlerine göre ilaç şirketleri 7.5-10 milyar Euro kazandı.

    ‘SALGIN’ TANIMI DEĞİŞTİRİLDİ
    Der Spiegel dergisine konuşan ve grip konusundaki araştırmaları değerlendiren Cochrane Teşkilatı’nın başkanı Epidemolog Tom Jefferson ise, DSÖ’nün, Nisan 2009’da yine bu bilim adamlarının tavsiyesiyle tüm dünyada hükümetlerin referans aldığı “pandemi” (salgın) tanımını değiştirdiğini söyledi.

    Eski tanımda DSÖ’nün bir hastalığı pandemi olarak ilan edebilmesi için yeni bir virüsün ortaya çıkması, hızla yayılması, insanların bu hastalığa bağışıklığının bulunmaması, yüksek ölüm oranına sahip olması ve bulaşma oranının yüksek olması gerekiyordu. Ancak Nisan ayında alınan kararla WHO, bu son iki şarttan vazgeçti ve ölüm oranı yüksek olmayan domuz gribi hastalığı bir anda pandemi tanımının içinde yer almış oldu.

    Ardından 11 Haziran’da WHO “küresel salgın” kararı aldı. Tüm dünyada hükümetler milyonlarca doz aşı siparişi verdi, ilaçlar stok edilmeye başlandı. Yani ilaç sektörüne milyarlarca dolarlık bir gelirin kapısı aralandı. İddiaya göre WHO’nun bu kritik kararları aldığı toplantılara profesörlerin taşvikiyle Glaxo, Novartis ve Baxter’in temsilcileri de gözlemci sıfatıyla ilk kez katıldı.

    DSÖ: İDDİALAR KESİNLİKLE ASILSIZ
    İddialar üzerine DSÖ sözcüsü Gregory Hartl, bir açıklama yaptı. DSÖ toplantılarına ilaç sektöründen temsilcilerin bulunmasının doğal olduğunu söyleyen sözcü, toplantıda bulunan temsilcilerin hiç söz hakkı olmadığını ve toplantının gidişatını etkilemediğini sözlerine ekledi ve “Aşı yapıyoruz ve bu yüzden aşının içinde olanları bilmemiz gerek” dedi. DSÖ’de çalışan herkesin geçmişlerinin çok sıkı bir biçimde incelendiğini açıklayan Hartl, adı skandala karışan Frederick Hayden’in Dünya’daki en iyi virolog olduğunu ve grip hakkında birşey sorulması halinde cevap verecek ilk kişinin Hayden olması gerektiğini belirtti. DSÖ’nün çalışanlarının finansal geçmişlerini kamuoyuyla paylaşmalarının şimdilik mümkün olmadığını söyleyen Hartl DSÖ’nün özgür bir kurum olduğunu açıkladı. ntvmsnbc

    link to ebmhaber.com.tr

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.