Dünya Kadınlar günü demekle Dünya emekçi kadınlar günü demek arasında bir fark görüyor musunuz?

  • Evet
  • Hayır
  • Bilmiyorum
  • İlgilenmiyorum, anlamsız soru
  • Diğer

84 yorum “Dünya Kadınlar günü demekle Dünya emekçi kadınlar günü demek arasında bir fark görüyor musunuz?”

  1. dünyanın bir yerlerinde kadınlar vahşice öldürülüyor ve bir yerlerinde de hediye edilen yolunmuş ölü çiçeklere seviniyor.neredeyse herkes şuurunu yitirmiş gibi.böyle bir güne ne gerek var? böylesine saçma sapan günlere öyle ya da böyle demişiz bunların ne önemi var?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  2. şöyle bir fark var emek vurgusu yapılamdığı sürece bugun sevgililer günü gibi birşey zannedilmeye devam eder ve aslında 7 marttı kadınlar süslenmekte geç kaldı 8 inde kutlanıyor tarzında espriler falan filan gerisini yazmim işte….

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  3. Rumana aynen dediğin gibi , Rusyada Çiçek sektörü yıllık cirosunun %20-25 ini 7-8 martta yapar .
    Ama burada biz daha böyle bir gün olduğundan habersiz olduğumuz zamanlardan beri böyle kutlanıyormuş .
    Siyası yönü yoktur ama erkekleri zorlayan bir gündür yine de .

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  4. “böyle bir güne ne gerek var? böylesine saçma sapan günlere öyle ya da böyle demişiz bunların ne önemi var?” (Rumana)

    “Siyası yönü yoktur ama erkekleri zorlayan bir gündür yine de.” (Stalker)

    Pes!!…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  5. Ben bu başlığın altına “çok farklıdır” yazmıştım diye hatırlıyorum, yorumum bir şekilde kaybolmuş:)

    Ama vesile oldu..

    Marksist klasiklerin almanca orjinal metinlerinde “arbeit” olarak geçen kelimeyi ilk kim “emek” diye çevirdi acaba hakikaten merak ediyorum?

    🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  6. Niye pes 🙂 Ben şu an Rusyadaki kutlama formatından bahsettim Hüseyincim Aktaş

    Edit : Evet hatalı mesaj oluşturduğumu şimdi farkettim .

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  7. önemli olan,birinin çıkıp “bir yerlerde bir kadın sevinsin(?)” diye çiçek katliamı fikrini ortaya atmış olması.ve o bir kadının da ne hikmetse şuursuz gibi “bu bir canlıydı!” fikrini aklına bir an olsun getirmeyişi.merasim gerekirken kutlama yapılışı..bu kadar doğayı katlediş lüksünde lüksü.ama ne saçmalıktır ki gene aynı kadın 3.boğaza karşı çıkıyor,hiçbir işe yaramayacağını bildiği kağıtlara göstermelik imzalar atma peşinde.daha birçok şey söylenir.benim gözümde 8 mart,dünya canlı katliamı gününün ötesine geçemiyor.diğer birçok kutlanan gün de aynı şekilde.hepsi anlamsız.sözde “değer aşılama” fikri vurgulanıyor.bu suni şeylere neden itibar edelim? ne zaman bireysel sorgulamalarımız sonucu kendi değerlerimizi yaratamayacak kadar aciz canlılar oldukta bu değerleri sessizce ve sorgulamadan kabullenişe geçtik?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  8. Rumana, dünya emekçi kadınlar gününün öyküsünü biliyor musun?

    Yazdıkların farklı bir konuda duyarlılık yaratsa da, bütünü itibariyle bakıldığında örn. kitle iletişim araçlarının herhangi bir “iktidar” elinde yalan ve kara propaganda foşurtturmak için kullanılıyor olmasından dolayı bütün bir basını, televizyonu, gazeteyi, interneti doğası gereği “yalan makinası” gibi görmeye ve benzetmeye benziyor.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  9. gamaro hiçbir açıdan önemli olmadığını düşünüyorum bu gibi günlerin.ne olduğu bile belli olmayan bambaşka bir yöne taşınmış,içindeki niyet okunamamış ve tamamıyla içi boşaltılmış olduktan sonra hepsi anlamsız.bu günden sonra emekçi denilmesi değiştirecek mi bu durumu? malesef hayır..mesela 1 mayıs “kutlamalarını” bir nebze algılayabiliyorum.siyasi halayı anlayabiliyorum.bakınca sevinç tepinişleri göremiyorum.ama 8 martın tarihine bakınca anladığım şey,anılmasındaki gereklilik oluyor.peki buna karşın kutlama? sevinç dalgaları,coşku? neyi kutluyor bu insanlar? diğer durumlar gibi bunları da anlayamıyorum.olmasada olur çünkü yozlaşmış ve tamamen niyetini aşmış bir güne bürünmüş günümüzde.tıpkı diğerleri gibi..zaten yozlaşmamış olması şaşırtıcı olurdu.günümüzde çiçek katliamından başka bir şeye hizmet etmeyen bir gün olmuş.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  10. rumana söylediğin şeyler che nin de başına geldi şimdi napalım artık che den bahsetmeyelim mi?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  11. bu arada gamaro kaybolan yazını tekrardan paylaşsan merakta bırakma:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  12. sayın toro net bir alaka kuramadım bahsettiğiniz şeyle ilgili.siz nasıl bir alaka kurduğunuzu açıklarsanız cevaplayayım.farazi bileşenler alıp uzun uzadıya cevaplamak yorucu ve gereksiz

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  13. “ne olduğu bile belli olmayan bambaşka bir yöne taşınmış,içindeki niyet okunamamış ve tamamıyla içi boşaltılmış olduktan sonra hepsi anlamsız”

    demişşin bende diyorum ki;
    che den “don” yapıldı şimdi napcaz?
    che derken ernesto che guevara dan bahsediyorum

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  14. bu gibi çıkarımların hepsini yazdığım şeye dahil etme çabasına girecekseniz işiniz var sayın toro.bir şeyden yola çıkarak mantık kurduysam bu demek değildir ki diğer her türlü şeyi bu temelin üzerine inşa ediyorum.
    konuyu abuk subuk yerlerden tutarak çekiştirmek nereden çıkıyor? gerçi ben biliyorum nereden çıkıyor.izah edeyim.che derken ernesto che guevaradan bahsediyormuş;) hadi ya bende paspas,don markası falan sanmıştım,büyük aydınlanma yaşattınız.cheyi onurlandıracaksınız zaar aklınızca.ama bu che’yi onurlandırma işini bana çullanarak yapışınızdaki absürtlüğü ne yapacaksınız peki sonra sayın toro,ben asıl onu merak ediyorum! yahu herkes anlıyor bunları anlıyor! kimse aptal değil burada.
    tüm otlar yeşildir diyorum.yeşil gömlek alıp gelmişsiniz karşıma budamı ot hee budamı diyorsunuz:)))) işte öyle bir mantık.oysaki ben tüm yeşiller ottur dediğimi hatırlamıyorum.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  15. hani çok sevdiğiniz sevgiliniz şımartmak için çiçek alır,sizde sevinçten bayılırsınız ya.işte elinizdeki o çiçek bir canlıydı ama artık öldü demek! yani birileri sevinçten bayılsın diye o çiçekler katlediliyor demek.ne kadar üzücü değil mi sayın misafir? yani bu kişi çiçekleri çok seviyor ama çiçeğin öldüğünün ayrımına varamayacak kadar şuursuz aynı zamanda

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  16. che nin onurlandırılmaya ihtiyacı yoktur ,o konuda yaptığınız yorumlar bana bir şey ifade etmiyor, konu zaten che değildir , konu yozlaşmadır ,belirttiğim “ifadelerinde” konuyla alakasız değildir,
    madem bu konuyu konuşuyoruz ve siz bu konuyla ilgili rahatça mantıksal çıkarımlarda bulunuyorsanız , bende sizin bu çıkarımlarınızı konunun başka bir modelinde aynı şekilde ifadelendirmenizi beklerim, ama siz bir alakasızlıktan bahsediyorsanız o zaman burda iki sorun vardır ya tutarsızsınızdır yada konuların eşliğini idrak edememişsinizdir.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  17. Haklısınız, saksıda topraklı çiçek alacağım artık. Sevinebilirmiyiz?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  18. evet sadece 2 seçenek var değil mi? oysaki ben demiştimki, “hiçbir açıdan önemli olmadığını düşünüyorum bu gibi günlerin.” bir edatın es geçilmesi tamamen başka bir algı ortaya koyuyor.che’nin anılması ile yüz silüetinin ikon oluşu arasındaki farkı belirtmeme gerek yok sanıyorumki.ama günümüzde dünya kadınlar günü bambaşka bir algı yaratmış durumda.sevgililer, anneler, babalar, öğretmenler…bu gibi günlerle aynı kefede artık.cheyi anmak ile ilgili bir yorum yapmış değilim yani.buna yakın bir şey bile söylemedim aslında.peki lütfen söyler misiniz sayın toro,neden che derken che guevarayı kastediyorumu söyleme ihtiyacı içindeydiniz?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  19. Rumana,
    Siz bu aralar depresyon falan mı yaşıyorsunuz?:)
    “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” ile ilgili bir gaf yaptınız ve toparlamaya çalışıyorsunuz. Ancak “konturu yedikçe renkten renge kaçan” acemi briç oyuncularına benziyorsunuz. Sizin bu günün tarihi ile ilgili hiç bir bilginiz yok görünüyor yazdıklarınızdan. Bana “pes” dedirttikten sonra sanki araştırdınız, bu sefer de sanki diğer “rant günlerine” eş tutma çabasına girdiniz. Yani yazdıklarınız bende en azından böyle bir izlenim uyandırıyor. Bırakın daha fazla uğraşmayın bence. Bu konuya bakışınız hatalı. Çünkü günümüz insanın çoğu belasının nedeni belleğini; derin belleğini yitirmiş olmasıdır. Yalnızca ön belleği ile düşünenler yüzünden insanlık bu haldedir. “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” öyle “sevgililer günü” gibi bir gün değil, insanın tarih bilincini yükselten bir gündür. Her alanda yabancılaşma vardır. Stalker’in bahsettiği bu günün sosyalist ülkelerde bayrama dönüşmesi bizim ülkemiz koşullarında bir yabancılaşma algısı doğururur. Ancak asgari düzeyde işçi kadınların yaşamının emekçi insanların kurtuluşuna doğru adım atmış ülkelerde bu günün bir bayram niteliğinde kutlanmasının hiç bir sakıncası yoktur. Bugün diz çökerek gerine gerine oynanan zeybek oyunlarının hemen hemen hepsinin çok acıklı bir öyküsü vardır. Zaman içerisinde o acıklı havalar oyun havasına dönüşmüştür. 8 Mart da bir gün tüm dünyada bayrama dönüşebilir. Ancak şu an için bizim gibi ülkelerde “mücadele günü” olarak anımsanmaya ve belleklerimizi tazelemeye gerekser durumdadır. 8 Mart “sekiz saatlik iş günü” mücadelesinin tarihidir. Önce bunu anımsamak ve anımsatmak gerekir. Bu gün işte bu mücadelenin tarihini anımsama günüdür; yendien işçilerin 12 saat 18 saat çalıştırılmaya başlandığı günümüzde bu günü tutup da “zevzeklerin günü” gibi göstermeye çalışmanız çok saygısızca bir davranıştır. Eğer bir işte çalışıyorsanız çalıştığınız saatlere saygısızlıktır en azından. Yaşamınızda haksızlığa uğradığınız her dakika için, siz 8 Mart tarihini okuyun bence… Clara Zetkin’i okuyun… Sizin de bir belleğiniz olsun. Hem de derin olsun derin, derim size…

    Briçte altın kural: “Konturu yediğiniz zaman kıpırdamayın, yoksa daha çok batarsınız”…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  20. neler yapmışım haberim yok.aslında sayın Hüseyin AKTAŞ benzer şeyler söyleyerek nasıl benimle bu kadar zıt düştünüz anlayabilmiş değilim.günümüzde 8 mart ile 14 şubat arasındaki farkı lütfen söylermisiniz? 8 mart, 14 şubat kadar yoz bir değer haline getirilmişse bunda ne yazık ki benim payım yok.bu nedenle yaptığımın saygısızlık olduğunu düşünmüyorum.bu konudan sorumlu gördüğünüz “halkların belleğinin zayıflığı” bir yana ve çok daha ötesinde kapitalist düzenin tıkır tıkır işleyişi var.yani değerler yaşatılacağı yerde yozlaştırıldı.bu konuda (bu tip işleri becerebilme konusunda) inkar edilemeyecek ölçüde başarılı bu sistem.”8 mart dünya emekçi kadınlar günü” kapitalizme ekstra hizmet ediyor günümüzde.bu düşüncemin nesi yanlış söylermisiniz? bunu reddedebilir misiniz? bende buradan yola çıkarak gereksiz buluyorum bu günü tıpkı diğerleri gibi.ya tutarsa zihniyeti bana uygun değil ne yazıkki.çünkü tutmuyor.benim asıl bilmediğim dünyanın diğer yerlerinde nasıl “kutlandığı”? geniş çaplı bir sermaye dönüyor ve kapitalist düzene hizmet ediyor bu kesin,ama ne kadar geniş? hangi bölgeleri kapsıyor? işte bunları bilemiyorum.zaten bu konuda ayrıntılı bilgimin olduğunu da iddia etmedim.ayrıca sormak isterim clara zetkin bu günün günümüze bu yansımalarla taşınacağını bir şekilde görebilseydi yine de bu durumun öncülüğünü yaparmıydı? ben pek sanmıyorum işin açığı.
    bunalımda değilim ve briçin ne olduğu hakkında da hiçbir fikrim yok.gaf yaptığımı düşünmüyorum,bu yüzden toparlamaya çalışmak gibi bir niyetim olamaz.cümleleri eğip bükme ve çekiştirmede yıllardır antrenman yapan sizlersiniz.çok gördüm bu gibi yorumlarınızı.hep aynı.dahil olmak istemiyorum bunlara.bu yüzden aslında istediğiniz gibi yorumlayıp düşünebilirsiniz farketmez.
    bu arada bir üstteki yorumumda sayın toroya sorduğum son sorumun kaynamamasını rica edeceğim.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  21. Sevgilime saksıyla çiçek alsam olurmu matmazel?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  22. nedeni oldukça basit yaptığın yorumlar neticesi bi an sadece che dedğim zaman , che nin ne olduğunu idrak edemediğin görüntüsü oluşturduğundan isminin tam halini belirtim, art niyet aramana gerek yok

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  23. Aslında ben rumanaya katılıyorum. Böyle günlerin içi boşaltılıyor malesef ve satış/pazarlama teknikleriyle başka bir hale getiriliyorlar.

    Örneğin 8 Mart anma günü olması gerekirken, kutlama günü olmuş.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  24. Emekçi kadınların yaptığı organizasyonlar var, çiçekli alışverişli beğenmiyorsanız emekçi kadınlarla dayanışmanızı göstereceğiniz organizasyonlara katılın.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  25. Çiçeklerin öldüğünün farkına varamayacak kadar şuursuz sevgili!!! ilginç bir mantık……………….

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  26. ben sizin olan oldu bişeyin mantığı kalmadı bişe yapmaya gerek yok mantığınızı anlamıyorum, bu mantık silsileniz öyle bir hale varıyor ki taa 8 Mart 1857 e ulaşıp o günü bile önemsiz kılıyor.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  27. yozlaştırılmış ve içi boşaltılmış değer diye bir şey olmaz aslında.çünkü artık ortada bir değer kalmamıştır.bambaşka bir şeye dönüşmüştür son tahlilde bu durum.bahsedilen değer geçmiş bir zamanda unutulmuş ve tahrip edilmiştir ne yazıkki.bilemediğim nokta durumun vehametidir.du durumun birçok ülkede ne derecelere vardığı ortada.ama elbetteki bu demek değilki yok sayalım.ben anılmasından yanayım ama durum bambaşka.bu nedenle anlamsız olduğunu düşünüyorum.bu sermayede para döndürmektense kutlanmaması da yeğdir bana göre.çünkü zamanındaki başlangıç niyetini günümüzde tamamen tersine döndürüyor bu örnek.kapitalizme karşı çıkılırken kapitalizme hizmet edilen bir gün haline gelmesi çok yazık.
    sayın sondan 3.misafir evet saksı fikri hoş.ama saksılar da hediye etmelisiniz belli aralıklarla:)
    sayın sondan 2.misafir dileğim o ki bir gün bunların hiçbirine gerek kalmasın..
    sayın sondan 1.misafir sizce mantığımda bir hata mı var?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  28. Birilerinin sonradan emekçi demesi birşeyi değiştirmez yazmışsınız, birileri sonradan emekçi demedi en başından beri emekçiydi. Bilmiyor olabilirsiniz ama hemen sinirlenmeyin, karşı çıktığınız şeyi anlıyorum ama bunu çiçek katliamıyla sevinen kadınlarla anlatmanız garip kaçıyor. Kadınlar makyaj yapmasın o zaman kapitalizme hizmet ediyor makyaj pazarı var, doğumgünü kutlamayın yılbaşı kutlamayın hepsi kapitalizme hizmet ediyor. Karşı çıktığınız şey tüketim kültürü aslındaa ma yeterli bilginiz olmadığı için doğru anlatamıyorsunuz garip yerlere gidiyorsunuz. Anma da olur kutlama da yapılır, anmalara şekil vermeye kalkmanız garip, çiçek öldürmek abartı etik.Bu kadar karşıysanız gidin emekçi kadınların organizasyonlarına katılın dedim ondanda haberiniz yok anlaşılan sadece bakıp olmamış diyorsunuz duygusal ders veriyorsunuz.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  29. Hem de çok fark var…

    “Dişiyim ulan, hadi kutlayın bakiiim” bana salakça geliyor da ondan.

    🙂

    Lümpen karıları naapacaksınız?

    Etrafınıza şöyle bir bakın…zirilyon tane vardır.

    Salak bir kadını salaklığı için mi kutlayacağım?

    Geçiniz!

    Nedenine gelirsek;

    KADINLAR diyerek bir cümle kurmak ve bir tespitte bulunmak salaklıktır.(ya da isterseniz ADAMLAR) deyiniz.

    Böyle bir ifade bütün kadınlar aynıdır (şöyledir ya da böyledir) demek gibi bir ifadeye tekabül eder.

    Mesela bizim zontalar vardır;

    Kadınlar çiçektir, anadır, sevgilidir vs vs gibi laflar üretirler.

    Berbat kadınlar da vardır…esaret saçarlar, nemrutluk dağıtırlar, garabetlik serk ederler, şiddet, huysuzluk, rezillikten başka bir şey vermezler çevrelerine. Tıpkı böyle adamların olduğu gibi.

    KADINLAR ya da ADAMLAR gibi sanki “hepsi aynı topun kumaşı” cinsinden laf üreten biri görürseniz ona salak muamelesi yapabilirsiniz…

    🙂

    HER BİR KADIN AYNIDIR demek nasıl bir aymazlıktır…

    Nasıl?

    Kadını salak eyleyen salak adamların vıdı vıdılarıdır bunlar…

    Günah çıkarırlar….

    Senedeee biiir güüün!

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  30. Kadın olmanın kutlanası ne gibi bir getirisi olabilir?

    …ne?

    İyi bir kadın olmanın kutlanası bir yanı olabilir.

    “İYİ” kelimesinin altını doldurunuz…

    “KADIN” olmanın değil.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  31. Think big!

    Hüseyin beeey, Jupiter yakışmış:)

    Bi de “think pink” var ama o ayrı tabi..

    🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  32. aktaş…sana mı inanacam çevremdeki zirilmilyon dallamanın ne halt ettiğine mi?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  33. aslında ben neredeyse o denilenlerin hiçbirini yapmıyorum sayın misafir.makyaj kutlamalar kıyafetler.ama bunu kapitalizme hizmet olmasın diye yapmıyor değilim.tamamen benimle ilgili bir şey.apolitik bir insanım.elimden geldiği kadar uzak durmaya çalışıyorum.benim ilgilendiğim şey kapitalizme hizmet edilişi değilki
    beni anlamadığınıza eminim.tekrar söyleyeyim:kapitalizme sonuna kadar karşı duran bir günün kapitalizme hizmet etmeye başlaması ve inanılmaz derecede sermaye döndürüyor olmasındaki absürtlüktür asıl mesele.bu hoşuma gitmiyor.ekstradan benim asıl umrumda olan şey insanlardaki bu *tuhaf zihniyet bu *şuursuzluk ve *doğaya yaptıkları…işte hazmedemediğim şey bu.
    şimdi de diyebilirsiniz ki kıyafetler için de doğa yok ediliyor.(ki sayın Hüseyin AKTAŞ’ın yorumunu okumamıştım bunu yazarken.)ama diyorum ya sadece birileri sevinsin diye bunca çiçekleri bitkileri yok etmek hayvanları katletmek lüksünde lüksüdür artık.karşı olduğum şey lüks için bunca yok ediştir.yoksa zeytin yemek değil mesele.işte oradan oraya çekişinizin bir başka örneği..
    sayın Hüseyin AKTAŞ demişsiniz ki “dünyadaki tüm çiçeklere bu bayram için kıyılması da güzeldir.” bir daha düşünmenizi rica edeceğim.lütfen bir daha düşünün.çünkü hiçbir insanın yüzünde, hiçbir siyasi düzende, sosyalist ülke olsun olmasın hiçbir bayramda bir çiçekteki masumluğu göremezsiniz.sizin bu zihniyetle söylediğiniz şey kapitalizmin dik alası olur ancak.aslında o kadar merhametsiz düşünüyorsunuzki diyecek söz bulmakta zorlanıyorum.doğanın kıyımına katliamdır demek insan kıyımlarını görmezden gelmek midir? böyle bir algı olabilir mi?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  34. Çiçek masumluğu????!!……. İyice uçtunuz! Apolitiksiniz ama çok ideolojiksiniz!

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  35. sahi…aranızda evlendirilmeksizin evlenen var mı yahu:)))

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  36. Rumana
    Siz kapitalizme karşı mısınız?
    Çiçekler parasız dağıtılırsa onaylayacak mısınız çiçek hediye etmeyi?
    Çiçek seralarından haberiniz var mı? “Kesme çiçekçilik” diye bir sektörden haberiniz var mı? Yalnızca özel günlerde değil, yılın her günü çiçeklerin kesilip dünyanın dört bir yanına sevk edildiğinden haberiniz var mı? İnsanların kendi elleriyle yetiştirdiği çiçekleri kesip koparmak nasıl oluyor da katillik oluyor?
    Pardon siz hiç cinayet işlediniz mi? Siz öldürmeden anlar mısınız? Çiçek koparma ile adam öldürme arasındaki kıyaslamayı yapacak hangi deneyiminiz var? Ya da hiç adam yaraladınız mı siz? Ya da sizi yaraladılar mı? Bir yerinize soğuk bir demir parçası girip çıktı mı? Kan kaybettiniz mi hiç siz?
    Neden bahsettiğinizin farkında mısınız? Çiçek koparmak nereeee, adam öldürmek nere? Katliam nere? Çiçek toplamak nere?

    Neymiş şu çiçekteki masumluk?
    Masum ne demektir? Suçlu ne demektir?
    Harbiden uçuyorsunuz.
    Çiçeklere katliam, buğdaylara gelince “dans”!
    Siz hayatınızda hiç orak tarlası gördünüz mü?
    Harman yeri nedir bilir misiniz?
    Harman dövdünüz mü hiç?
    Bir bilseniz ne katliamlar olur!
    Nasıl ezilir o buğday başakları lime lime olur
    Sonra değirmende nasıl işkencelere maruz kalır
    Şu insanoğlu da ne zalimdir bir bilseniz…
    Siz özel üretim misiniz nesiniz ya?
    Bu kadar absürtlük olur mu?
    Olur!!
    “Özel öğrenimle” mümkündür!…
    İşte “apolitizm”!
    İşte belleksizlik!
    İşte “Çift sürüp ekin ekmeyen”!

    “Yüksek uçan huma kuşu
    Ne bilir dalın kıymatın
    Kargayı kondurman güle
    Ne bilir gülün kıymatın

    Çift sürüp ekin ekmeyen
    Meydana sofra dökmeyen
    Arının kahrın çekmeyen
    Ne bilir balın kıymatın

    Mencilisten söz atanlar
    Gerçeğe yalan katanlar
    Sonra beyliğe yetenler
    Ne bilir elin kıymatın”

    (…)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  37. Sanırım Rumana şunu vurguluyor;

    Bir canlı olarak birşeyler yemek zorundayız, minimumunda bitki (kimi et yememeyi de seçebilir, kimi de gerekli görür yer, bu konu tartışmalı)
    Yani yemek zorunda olduğu için ekinleri biçmek ile zorunda olmadığım bir çiçek koparma farklıdır.

    Tabii ki, insanlar da birbirine zulmetmesin, bu daha önemli,
    ama Rumana’nın bahsettiği ‘mümkünse incitmeme’ prensibinin uç noktalara kadar götürülmüş hali.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  38. “çiçek vermek”, “çiçek vermek için çiçek koparmak”, yemek yemekten daha mı az zorunludur?…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  39. Sanırım daha az zorunludur.

    Yemek yemezsem ölüyorum ben genelde.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  40. yaftalara cevap vermeme gerek yok.çünkü hiçbiri beni yansıtmıyor ve öngörüleriniz boşa çıkıyor.
    adam öldürmekle çiçek öldürmek arasındaki farkı öğrenebilmem için neyseki düşünmem yetmiş.adam öldürmeme de çiçek öldürmeme de gerek kalmamış.ama sanırım kimileriniz bu şekilde deneyimleyerek ancak idrak etmişsiniz.galiba sanıyorsunuz ki başkaları da bu şekilde anlayabilir.bu zihniyetle birde yerilen taraf benim ha?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  41. Ne çiçekmiş! Uç noktalara götüren rumananın kendisi. Bir çiçek dünyada herşeyden daha masumdur, kimse bir çiçek kadar temiz olamaz, çiçek katliamı, çiçeğin öldüğünü farketmeyen şuursuz sevgili! Takmış bir çiçekçi gidiyor, etik abartı bu, apolitikmiş……………

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  42. Hiçbirşeye cevap vermiyorsunuzki buna cevap verseniz şaşırırdım. Hüseyin Aktaş gayet mantıklı şeyler yazmış çok şey var cevap vermeniz gereken kadınlar günüyle zeybeklerle ilgili ama siz çiçekten çiçekçiden başka birşey söylemiyorsunuz. İnsanlar çiçek verirler alırlar, severler sevinirler bunda katliamlık birşey yoktur.Etik abartı yapmayın artık.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  43. Burada iki ayrı konu var aslında. Çiçek konusu bir kenara.

    Ama asıl konu kendi anlamından/amacından sapmış, farklı algılanır olmuş bir gün ‘o sapmış haliyle’ de olsa kutlanmalıdır mı? Yoksa anlamı oturtulmaya mı çalışılmalı (tabii çalışılabilir de oturmazsa ne olacak?). Hiç yoktan iyidir mi denmeli? Böyle olacaksa hiç olmasın mı denmeli?

    Ben çok netleşemedim bu konuda. Aslında belki de konunun vurguladığı gibi en başından ismini tam korumak/oturtmak gerekiyordu yanlış izlenimlerin aslın yerine geçmemesi için.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  44. Reklamın iyisi kötüsü olmaz diye bir laf var. Sizce de öyle mi?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  45. Hala anlamına uygun kutlayanlar var! Apolitik olmazsanız gidip bulursunuz. Merak ederseniz bilirsiniz. Çiçeğe çiçekçiye zorlama masumluklara katliamlara saplanıp kalmazsınız. Hiçbirini yapmıyor, ama sürekli olmamış saçma sapan gereksiz diyor.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  46. böyle konuşma tarzlarını da hiç sevmem.konuşmadan çok her şeye benziyor.ne kadar ezik bir psikolojidir ki fikirleri temellendirerek eleştirmeyi beceremediğinden sataşma yoluyla yermeyi tercih ediyor.düşününki bu kadar yoz.temellendirmeye kalktığındada düşünceleri gerektiği noktalardan tutamıyor.kişi kendi psikolojik sürecini öğretmek dışında konu hakkında fikirsel hiçbir şey katamıyor.ama görüyorum ki manipülasyonu da öğrenememişsiniz.onu da beceremiyorsunuz.yani bu üslupla mı fikirlerin yönünü değiştireceksiniz.daha zekice oynayınız.sizin ideolojik olmak hakkında hiç ama hiçbir fikriniz yok neredeyse.bu sitede bu alanda en azından manipülasyon konusunda çığır açmış yorumlar var.biraz okuyunuz çok başarılı olursunuz.fazlaca yaratıcılar çünkü.ne yazıkki bana hitap etmiyor ama o alan.siyaset felsefesi daha ilgi çekici.bana sorarsanız bu alanı tavsiye ederim ama size gelmez muhtemelen.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  47. rnd asıl alanı gördüğünüz için nasıl teşekkür etsem bilemiyorum.ama eminimki tartışma o alanda ilerlemeyecek.oysaki güzel bir tartışma konusuydu bana göre.ama nasıl ki ben etik abartı yapıyormuşum,görüyorumki kimileri de ucuz manipüle seviyor.fikirsel paylaşımdan uzak.diyorum ya işte.abuk subuk zihniyet.boşuna söylemiyorum.sosyal psikoloji alanını olabildiğince basit şekilde gözler önüne sererek çok güzel belletiyorlar.buna da seviniyorum aslında ama bu gibi durumların hiç olmamasını yeğlerdim.ezici bir kantitatif çoğunluk çünkü bu.kalitedense tamamıyla yoksun

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  48. Misafir,

    Tamam da ‘anlamına uygun kutlayanlar’ için ne yapsınlar, kutlasınlar mı kutlamasınlar mı demiyoruz zaten.

    Büyük oranda ‘anlamına uygun kutlanmayan durum ve toplumlar’ için, onlar ne yapsınlar diyoruz? Gitsinler öğrensinler diyebilirsiniz. Öğrenmiyorlar. O zaman “tamam bırak kutlama” mı, yoksa “iyi sen de öyle kutla” mı demek isterdiniz onlara, soru bu.

    Belki “tamam bırak kutlama” deyince “neden” deyip anlamını öğrenmeye çalışma olasılıkları daha fazladır, “kutlamaya devam et” denmesine oranla.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  49. Rumana,

    Rica ederim. Bence böyle durumlarda iki tarafın da birbirine salt düşünce/argüman sunmanın dışında, ekstra hitap/etiket/kategorizasyonlar içeren sözlerden kaçınmaya çalışmaları lazım. Ancak o şekilde gereksiz şeyler sönümlenip, konu tekrar rayına girebilir diye düşünüyorum. Yoksa başlatan kim olursa olsun, her bir taraf sıra kendisine geldiğinde dozu biraz daha arttırır ve tartışma tümüyle başka birşeye dönüşür. Bence burada ‘yenecek veya yenilecek çatışan taraflar’ olmaktan çok, ‘birlikte doğruyu arayanlar’ olarak görmemiz gerek kendimizi, en verimli tartışma/’düşünceleri tartma’ süreci için.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  50. Cinsel sömürü ve cinsel baskılara lanet olsun!!
    Pakistan’da bir yıl içinde asit saldırılarıyla yanan kadınların sayısı 100’ü geçti. Kurbanlar çoğunlukla ölüyor, ölmeyenler ise bu korkunç görünümle yaşamaya mahkum ediliyor.
    Bir kadının yüzü, özellikle burnu bu biçimsiz durumda ise, toplum O’nun gayri ahlaki bir suç işlediğini ve cezalandırıldığını kabul ediyor ve sokaklarda yaşamı süresince ağır hakaret ve eleştiriye maruz bırakıyor..
    Tür olarak hala bazı toplumların bir noktada tıkandığının, evrimleşemediğinin kanıtı gibi bu acı olaylar…
    imza kampanyasi : link to avaaz.org

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  51. Rumana şikayet ettiğiniz şeyi en çok siz yapıyorsunuz, ilk başta karşıt fikirleri konuyu saptırmakla artniyetle itam eden sizsiniz mesajlarınız görüyoruz kör değiliz alakasız cevapveriyorsunuz alayı karşınızdakinin niyetini suçlamak siz ne diyorsunuz kuzum?rnd arkadaşım başkalarıyla uğraşmayın siz kendi tarafınız seçin önce emekçi kadın diyorsanız gidin onlarla dayanışın anlamına uygun kutlamalara katılın değilseniz çiçek alın hiçbiriyim diyorsanız susun, hiçbirşey yapmayan ders veriyor ençok konuşuyor.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  52. ama boşver baal napcan o dedğin toplumlarda bu kültürün bir parçası haline gelmiş , bir toplumun kültürüne saygı duymak gerekir, bununla ilgili bir şeyler söylersek o toplumlarda kültür katliamı yapmış oluruz………..

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  53. Misafir,

    Ben başkalarıyla uğraşmadım, kişilerle uğraşmaktan çok, bunun anlamsızlığını anlatmaya çalıştım, ortadaki fikri ayrıştırmaya çalıştım. Taraf değilim. Ders vermedim, ama ders alabilirim, öğrenmeye açığım işime yarayacak birşey söyleyenlerden, ders iyi birşeydir. Tıkanmış, tarafların birbirini suçladığı bir konuyu minimum mesajla anlama/çözme/ayrıştırma girişimi ‘bence’ hiçbirşey değildir. Birkaç suçlama mesajı daha atmak mı birşeydir? Yoksa ders vermeyip “siz tarafınızı seçin, ve uygun olanı yapın veya susun” demek mi daha iyi birşeydir? Bakın “bu kadar çok yazmayı düşünüyorsanız misafir olmayı bıraksanız nasıl olur” tavsiyesinde bile bulunmadım. Aslında ‘kişinin sürekliliğini’ nick’i sağlıyor. Şimdi bir başka misafire, bir öncekine cevap verdiğimi sanarak birşey söylemem çok da uygun düşmez sanırım.

    Kişiler geçicidir, bu tip düşünce çıkmazları kalıcıdır, kişileri bırakıp çıkmazların kalıcı çözümlerine odaklanmak bence daha iyi. Yüzyıl sonra da bu konuda benzer düşünceler ortaya atanlar olabilir. Zannederler ki, bu kendi kişisel sorunlarıdır. Değildir aslında, düşünce tıkanması (taraf olan olmayan, birşey yapan yapmayan, kişinin ne olduğundan bağımsız) ‘herhangi bir yerden’ gelen bir düşünceyle birşekilde çözüm bulursa, o çözümü anlamak veya daha iyisini düşünmeye başlamak kolaylaşabilir.

    Bunlar da gene söyleyenin ne/kim olduğunun çok önemi olmadığı ‘düşünce belirtimleri’dir. Ders olsun diye yazılmamışlardır. Ama ders olup olmamaları da pek önemli değil zaten. Ders olmaya gerek kalmaması daha uygun aslında.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  54. rnd arkadaşım sözüm size değil siz düzeyli tartışıyosunuz bazen katılmasam bile takdir ediyorum. Siz derken size demedim genel söyledim ben rumana arkadaşın anlayamadığım sataşmaları nedeniyle böyle yazmak zorunda kaldım.hüseyin aktaşı zevkle okuyorum, aynı düşünmemiz önemli değil, gayet mantıklı sebeplendirerek nedenleriyle yazıyor düşüncesini rumananın ne dediğini anlamıyorum çünkü sürekli lafı eğip büküyorsunuz manipile ediyorsunuz nedenlerini söylemiyorsunuz boş boş konuşuyorsunuz demek dışında birşey yazdığını daha okumadım! kendisi yazdıklarını nedenli sebeplimi yazmış anlayan varsa ben özür dilerim. sonradan emekçi denmesi birşey değiştirmez diyor tarihini bile bilmiyor kadınlar gününün hala zeytinyağlığı yapıyor. emekçi kadın organizasyonlarından haberi yok çiçek katliamına takmış işi gücü karşıyım ben çok saçma demekten başka bir şey yok şimdiye kadar yazdıklarından çiçek katliamı saçma birgün demek dışında birşey anlamadım zekam yetmediyse özür dilerim.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  55. baal’ın paylaştığı konu fazlaca hassas.bunun üzerinden bile laf sokmaya siyaset gütmeye çalışıyor sayın toro.böyle bir ortamdaysa ne yazık ki düşüncemi uyumlayıpta yeni şeyler söylemeyi kendime yakıştıramıyorum.ortada bunun gibi kocaman sorunsallar dururken uyumlanmakta güçlük çekiyorum.ama rnd sizi bir kez daha taktir ettim.sabrınızdan dolayı.ama merak ettim bütün bunlardaki minik minik hakaretvarilikler sizi hiç rahatsız etmiyor mu? bana göre bunca hassas bir konunun göz ardı edilip (ki toro’nun, baal’ın paylaşımından sonraki son yorumunu lütfen bir kez daha okuyunuz.göreceksiniz oradaki gözardı edişi ve konuyu kullanışını.yinede aydınlatayım:kültür katliamı ifadesi.konuya boşver baal girişi.ayrıca sondaki 11 adet nokta.laf soktular ya hani kültür katliamı ifadesiyle) bir de asıl karşıdaki taraf sanki umursamıyormuş gibi bir tavırla politikanın dibine vuran yapıda cümleler kurulması…bana fazla geliyor artık bu kadarı.gerçekten midem kaldırmıyor bütün bunları.ben bu tip durumlar karşısında yorum bile yapamazken insanların bir de laf sokmak için araç olarak bunları kullanıyor oluşu…tamamen rezalet.başka hiçbir şey değil.şaşkın ve üzgünüm.daha ne kadar şaşırabilirim bu başlık altında bunu bilemiyorum.bu konu toparlanacak gibi görünmüyor ne yazık ki.buyurun dağınıklığı toparlayın.ben her şeyi açık ve net ifade ettiğimi düşünüyorum.rnd’nin yazdığı yorumlara da tamamen katılıyorum.ama gördüğüm rezilliklere daha fazla ortak olmayacağım.tabi istediğiniz gibi yaftalayabilir ve düşünebilirsiniz.mesela “kaçtı” gibisinden.ya da “verecek cevabı yoktu” gibi.ki bunun yapılacağı ya da düşünüleceği o kadar ortadaki.yine de önyargı yıkmak iyidir,baştan peşin peşin belirtmek istedim bu yüzden.iyi sohbetler

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  56. Rumana,

    Aslında gerçekten ne düşündüğümü açıklayacak olursam, konuya olan ilk 2 mesajınız gerçekten yanlış anlaşılmaya çok müsait. ‘Anlamından sapmış’ vurgusu 3. mesajınızdan itibaren var (belki bu günün anlamını bilmiyordunuz veya biliyordunuz ise de yanlış anlaşılmaya müsait ifadeler kullanmış olabilirsiniz. Bazen forum gibi bir ortamda kendini doğru şekilde ifade edebilmek çok yazmayı gerektirebiliyor ve yorucu olabiliyor). Bu açıdan karşı itirazları da tümüyle gereksiz göremiyorum. Sonraki mesajlarda da bir miktar ‘çiçek’ konusuyla, ‘anlamından sapma’ konusu birbiriyle içiçe karışacak şekilde kullanımlar olmuş (iki taraf açısından da), ki bunlar ayrı ayrı tartışılması gereken şeyler bana göre.

    Bence laf sokma veya hakaretvari tavır, çok da birşey katmıyor/katamaz konuya. Hakaret/argo vs bence güçlülük değil, zayıflık göstergesidir. Yani o an olayı, ‘uygun argüman/fikir’ bazında ifade etmeyip/edemeyip yan yollara sapmak. Bence gerekli değil, kendi argümanlarını veya vurguyu da güçlendirmiyor, zayıflatıyor.

    Toro’nun sözü bence çok da kaçak güreşmek sayılmaz, yani bunu çok da zayıf veya kötü bir yol olarak görmüyorum ama gene de özündeki argüman zaten dile getirilmiş durumda, yeni bir argüman sunmuyor.

    Bence bu tip şeylere çok fazla takılmamak gerek. Ben esas olarak argümanlara/düşüncelere ve onların içeriğinin gücüne bakarım genelde. Ötesi üzerinde çok fazla düşünmek asıl olana verebileceğim ilgiyi/dikkati azaltır sadece.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  57. rumana senin kadar boş konuşanı görmedim, 15 tane mesaj göndermişsin içinde bizleri maniplasyonla suçlamak dışında birşey yok, rnd nazik bir insan inceden aynı şeyi söylemiş teşekkür ederim.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  58. hiçbir anlamı yok saçmasapan bir gün dedin, anlamı var anlamına uygun kutlayanlar var haberinde değil dedik, birileri kadınlara çiçek verelim sevinsinler diye gün uydurmuşlar dedin, öyle değil dedik, sonradan emekçi denilmesi hiçbirşeyi değiştirmez dedin, sonradan denilmedi en başından beri emekçiydi dedik, hiçbir şekilde doğru bulmuyorum içerik bozulmuş dedin, tarihini bilmiyorsun sokaklarda pankartlarla kutlayanlar mücadele eden kadınlar var dedik!! Bunların hepsini dedik, sen bilmiyormuşum kusura bakmayın diyemedin bir türlü! Çiçek diye tutturdun, maniplasyon demeye başladın, niyet okudun, siz ne anlarsınız dedin! sen şakamısın arkadaşım ya?! Konu yazmış birde önyargı hakkında, kendine bak yeter! rnd bile dayanamamış saçmaladığını söylemiş kibarca.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  59. Rumana,
    “böylesine saçma sapan günler” dediniz başta…
    “Sevgililer günü” ile eş tuttunuz…
    “çiçek katliamı” dediniz…
    “gereksiz” dediniz…

    Şimdi de “ben anılmasından yanayım ama durum bambaşka” diyorsunuz…

    Ben sizin ile aynı şeyleri söylediğimi anımsamıyorum.
    8 Martın bizde ellerimizde pankartlarla kutlanmasına karşın, sosyalist ülkelerde bir bayrama dönüşmesine karşı değilim. Sosyalist ülkelerde bayram olarak kutlanması da güzeldir. Oralarda dünyanın tüm çiçeklerine bu bayram için kıyılması da güzeldir. Yeter ki emekçi sınıflar ve bilakis emekçi kadınlar, 8 Martın ruhuna uygun bir mücadeleyi vererek, kendi hayatları hakkında söz ve karar yetkisine ulaşmış olsunlar. Bu insanlar artık her türlü bayramı hak eder. Bu aşamadan sonra geçmişteki acı olayları anmanın bayrama dönüşmesi tıpkı zeybeklerin dönüşümü gibi toplumsal bir dönüşüm sürecidir. Bu gün “leylimley” türküsüne de oynanıyor düğünlerde. Ama Leylimleyi inceleyin oynanacak bir türkü mü?
    “Haydi ülen de haydi ülen
    Kerimoğlu’nun sandalı da sandalı
    Vurulmuş da kanıyor Kerimoğlu’nun
    Her yanı da her yanı”

    Bu dizeler Kerimoğlu Zeybeğinin dizeleridir. Bu sözler oynanacak sözler midir?
    Zeybek oyununda yere diz vurmak, “vurulup düşme” figürüdür. Tek ayak üstünde sekmek “ayağından vurulup yaralanma” figürüdür. Siz sanıyor musunuz ki bu ağıtlar yakıldığında bu ağıtlara oynanıyordu?…
    Hayır oynanmıyordu. Ancak zaman içerisinde halk zeybekleri anmayı aynı zamanda bir oyuna da dönüştürmüştür. Bu halkın kendi kendini “sağaltma” çabasıdır aynı zamanda.
    Ne yani şimdi zeybek oynamasın mı bu halk?
    Saçma sapan bir oyun mu diyelim buna? Amma da içini boşalttılar zeybeklerin mi diyeceğiz şimdi? Ya da zeybeğin vurulduğu ilk gün gibi yas tutup dövünecek miyiz; Kerbela için sırtlarını zincirle dövenler gibi?..
    8 Mart da acı bir olayın ama haklı ve onurlu bir kavganın günüdür. Bu günün asla unutulmaması, belleğimizde canlı tutulması emekçi insanların ve kadınların bugünkü mücadelelerine de ışık tutmaktadır. Ancak bunu anmak da özellikle sosyalist ülkelerde bir bayrama dönüşebilir. Bir sevinç gününe dönüşebilir hatta emekçi kadınların alternatif “sevgililer günü” bile olabilir. Bunda hiç bir sakınca yoktur, bunu “içini boşaltma” değil, aksine içine daha bir çok şeyin sığdırılması ve onu büyütmek olarak görmek gerekir…

    Bence siz hala 8 Martın ne demek olduğunu kavramamışsınız.
    Ellerinde pankartlarla sokakları işgal eden kadınları görmezden geliyorsunuz. Nereden gördüyseniz çiçekçilere takmış gidiyorsunuz. Ben bu güne değin hiç bir 8 martta kadınlara çiçek alındığını görmedim çevremde. Benim yaşamımda ve yaşadığım yaşamda 8 Mart Emekçi Kadınların “birlik- mücadele ve dayanışma” günü olarak anılmış ve kutlamadan ziyade sokak eylemlerinde seslerini yükseltme günü olmuştur…

    Bir de şu çiçek katliamı olayı var. Misafirler dokundurdukça dokundurdu ama siz hala oralı değilsiniz.
    Çiçeklerin koparılmasına “cinayet” diyorsanız eğer, günde en az üç öğün bir cinayete ortak oluyorsunuz demektir. Çünkü yediğiniz ekmek buğday katliamı(!) sonrası elde edilir. Kahvaltıda belki zeytin katliamına ortak oluyorsunuzdur. Sucuk salam ızgara falan alır mıydınız??…

    Katliam “toplu kırım-öldürme” demektir. Katliamlara karşı olmak insan kırımlarına karşı olmak için ortaya atılan bir fikirdir. İnsanın dışındaki kırımlarda hayvan olsun, bitki olsun daima “ihtiyaç” gözetilir. İhtiyaçlar temelinde hem de emek verilerek üretilen bir çiçeğin koparılması cinayet ya da çiçeklerin koparılması katliam değildir. Misafirin dediği gibi; bu etik abartısıdır, hatta etiğin “içini boşaltmaktır”…

    Konuyu saptırmayın; ben cümleleri eğip bükmem; eğilip bükülen gerçekleri ifade ederim!

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  60. Ben yukardaki misafir değilim önce bunu netleştireyim. 1857 yılında yaşanan direniş tarihe altın harflerle geçmiş işçi kadın hareketidir. 1910 yılında sosyalist kadınların önerisiyle 8 mart günü dünya emekçi kadınların mücadelelerinde sembol bir gün oldu. Anmalarla, gösterilerle, kadın hareketi kendi tarihini yazdı, bedel ödeyerek elde ettiği kazanımlara ait gelenek nyarattı. Yukardaki misafir çok doğru birşey söylemiş, bırakın başkasının çiçeğini sevgilisini, siz neredesiniz? Emekçi kadınların mücadelelerinde tarihi günde kimin yanında duruyorsunuz, hangi saftasınız? ülkemizde, dünyanın her yerinde, 8 mart geldiğinde yüzbinlerce kadın ellerinde pankartlarla sloganlarla sokakları işgal ediyor, sesini yükseltiyor, işine, emeğine sahip çıkıyor daha iyi bir dünyaya olan özlemlerini haykırıyor, mücadelesini haykırıyor. Çiçeklerle çiçekçilerle sevgililerle uğraşılacağına siz bu kadınlara ne kadar yakınsınız ne kadar uzaksınız bize onu söyleyin? Hangi sokakta onlarlaydınız, bu günün ANLAMINA UYGUN kutlamalarına katılıyormusunuz? 8 mart gibi bir günün yozlaştırıldığını söyleyenler, öyle görünüyorki bu günü anlamıyla kutlayanlardan habersizler! Eğer haberleri varsa, oralı değiller! En kolayı çiçek alanları sevgilileri suçlamak. Bozuldu diyorsanız bozulmamışı var! Anladık çiçek katliamına karşısınız, içeriğin yozlaşmasına karşısınız! Apolitik kimliğinizle neyin yanındasınız cevaplarmısınız?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  61. “kapitalizme sonuna kadar karşı duran bir günün kapitalizme hizmet etmeye başlaması ve inanılmaz derecede sermaye döndürüyor olmasındaki absürtlüktür asıl mesele.”
    şu fikrim başlı başına akademik tez konusu olur sosyal siyaset alanında.sunumunu yapsam kıyamet kopar.akademik bakış açısında yeni bir soluk diye alnımdan öper hocalar.sizin tahayyül dahi edemeyeceğiniz kadar geniş bir alanı kapsar salt bu gibi sadece bir kıvılcımla çıkan küçücük bakış açıları sayın misafir.rnd görmesi gereken kısmı gördü.onun dışında kimse bir şey anlamayıp söylemediğim şeylerle itham etmeye devam etti.ama siz o kadar bir habersinizki bu alandan…hakaret etmekten başka bir şey bilmiyorsunuz sayın misafir.ama ne yazık ki sizinki gibi bir bakış açısını bunca şakşaklıyorlar ya,oradan alıyorsunuz bu gazı.üstelik rnd’nin yazdıklarının yarısını bile anlamamışsınız.maniplasyon nedir ya ayrıca.nedir yani.adam manipülasyon nedir onu bilmiyor gelmiş burada bana apolitik olmakla ideolojik olmak arasındaki farkı anlatacak.oldu artık..üye olunda ben size içki niyetine günde bir duble siyaset felsefesi anlatayım.başınızı döndürecek sizi çarpacak o kesin.şakşakçı tayfasıda yanında..siteden var mıydı +layan? bir ben mi görüyordum her şeyi? hakkımdaki asılsız iddiaların bini bin paraydı,haydi hiçbirini farketmediniz diyelim.ama şu son inanılmaz alt seviyedeki fikriyata, yazı üslubuna, abuk subuk çıkarsamalara lütfen tekrar bakınız.

    (yazmadan duramayacağım.daha 2.yorumumda “değer aşılama”dan bahsetmiştim.benim amacım bu konuyu başka anlamlarda tartışmaktı.yani o yorumumdan çok bariz o günün ortaya çıkışından bir haber olmadığım.benimle ilgili sorun karman çorman bir zihinle salata şeklinde olaya atlamış olmam.ama bu demek değil ki asılsız iddiaları hakediyordum.bu gibi günlerle “değer aşılamaları” yapılmasının altında yatan nedenler ve tamamıyla en başından gereksiz oluşuyla ilgili fikirler de geliştirilebilir.psikoloji de dahi bunun gibi bir şey var.bir insana o kadar çok katilsin derseniz o adam katil değilse bile ya katil olur ya da katil olduğuna bir şekilde inanmaya başlar.peki katil insanın zihniyetini tedavi etmek için günde 100 kere katilsin mi demeliyiz? bu gibi sorunların böyle atlatılmadığı üzerine daha binlerce örnek var.nietzsche şiirsel üslubuyla uçurumdan bahsetmişti.aklımda bu gibi şeyler vardı en başta.çok fazla bağlantılı ve farklı şey düşünüyordum.ama o kadar zontadan yerlerden tutulduki konu,o fikri tartışmak dahi imkansızdı.çünkü sayın Hüseyin AKTAŞ daha ne olduğunu anlamadan bağırmaya başlamıştı.)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  62. 8 mart günü ölen işçi kadınlar anısına kadınlar günü fikri ortaya atılıyor.neden emekçi kadınlar? neden emekçi insanlar değil? o fabrikada ölenler erkek olsaydı erkekler günü denilecek miydi? burada önem arzeden düşünülmüş o küçük nokta; erkek egemen toplumun şiddet gösterisinin üstelik bir de kamusal alandan çıkan engellemeyle/müdahaleyle yapılmış olmasımıydı? yoksa konferansın sosyalist kadınlar yansıması sonucu objektifin son tahlilde de “kadınlığa” çevrilmiş oluşu muydu? ve dahası bunların en tepesinde “bu değer aşılamalarına” gerek var mıydı? dediğim gibi “anma” fikrini kabullenebiliyorum.ama öyleyse neden 8 mart tıpkı diğer anımsanacak günler şeklinde bir yankı bulmamıştı?
    *düşünüyorum ki bu gibi en temelde var olan “cinsiyet” fikri üzerinden bir şeylerin savunusunu yapmak dahi belki de sadece o fikre hizmet ediyordur.bunun gibi bir şeyi kastediyordum.yani çıkış noktam temel olarak buydu.zihnimde karışık olduğu için hemen yazamadım.ama yinede bu demek değil ki bu insanlardan bahsedilmesin,bu olaylar örtbas edilsin.kesinlikle bunu söylemiyorum.ama bu bahis ikilik üzerinden gerçekleştirildiğinde (kadın/erkek) ortaya çıkan manzaranın olayı engelleyici hükmünden ziyade körükleyici olduğunu düşünüyorum bazen.bu nedenle gereksiz,en başından içi boş vs vs olduğunu düşünmüştüm.ama bunda diretmiyordum.elbetteki bakış açım tek bu konuda.başka bir yerden tutulup bir şey söylenmesini isterdim.yani o yazdığım “değer aşılama” ile ilgili düşündüklerim aslında bunlardı.bu gibi temeldeki ikilikler üzerinden gerçekleştirilen değer aşılamalarının iddialı heybetli ama tersine çalışır olduğunu düşünmemdi.”diğeri” hükmünü barındırıyor sanki içerisinde.bu “öteki” fikri cahil ve merhametsiz insanları aynı şeyleri yapmaya itiyor belkide.hani bir laf var,eşeğin aklına karpuz kabuğu düşürmek..tam olarak yansıtmasa da biraz buna benzer bir fikir.türkiyede kocası tarafından öldürülen…..şeklinde odak noktasına “koca zulmü/erkek zulmü” alındıkça ardı arkası kesilmiyor bu kıyımların.bir şey olmalı sanki bu noktada.yani eğer bu noktada tersine çalışan bir psikoloji varsa gerçekten bana göre bu günlerin bu şekillerde izahları hiç yapılmasın daha iyi.yani kadınlar günü önergesi keşke hiç sunulmasaymış.böyle bir gün de keşke hiç olmasaymış.bahsedilen ülkelerde ya da dünyanın bir yerlerinde belli sosyal yapılar tarafından yine anılırdı ama niyeti tersine çevirerek günümüzde en azından kapitalizme hizmet etmeye de başlamamış bir gün olurdu.sağlam öngörüler kurulmayarak oluşturulmuş bir gün bu.eğer sağlam öngörülerle bir şekilde karşılaşsaydı o insanlar,ya da kurabilselerdi,belki bu günler gösterilebildeydi onlara,o önergeyi sanıyorum ki sunmazlardı.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  63. Rumana
    Konuya ilk yorumunuz henüz yukarıda:

    “dünyanın bir yerlerinde kadınlar vahşice öldürülüyor ve bir yerlerinde de hediye edilen yolunmuş ölü çiçeklere seviniyor.neredeyse herkes şuurunu yitirmiş gibi.böyle bir güne ne gerek var? böylesine saçma sapan günlere öyle ya da böyle demişiz bunların ne önemi var?”

    Bu satırlar sizin konuya ilk yorumunuz öyle değil mi?
    Ben bu yorumunuza ne demişim?
    “Pes!!” demişim.
    Pes dedikten kaç yorum sonra tartışmaya girmişim?
    15 Yorum sonra tartışmaya girmişim.
    Siz 15 yorum boyunca, konuya yaptığınız ilk yorumdaki gafınız için özür dileyeceğiniz (geri adım atacağınız) yerde, cahilce bir çabayla, gafınıza insanları ikna etmeye çalıştınız.

    Hala özür dileyip kendinizi düzelteceğinize sanki sosyalistmiş gibi (“apolitik” olduğunuzu da söylemiştiniz değil mi?) “kapitalizme sonuna kadar karşı duran bir günün kapitalizme hizmet etmeye başlaması ve inanılmaz derecede sermaye döndürüyor olmasındaki absürtlüktür asıl mesele.” diyerek kendinizi (egonuzu) kurtarmaya çalışıyorsunuz… İlk yorum ile son yorumunuza bakın bakalım taban tabana bir zıtlık yok mu? Bir tartışmada kişi bu denli, 180 derece terse yatarsa, yapması gereken özür dilemektir. Bunun için size çok fırsat verdi tartışmacılar ama siz onları salak yerine koymaya devam ettiniz!
    Kusura bakmayın, bu sitenin ortalama zekası bu toplumun ortalama zekasının çok üzerindedir…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  64. son yorumumu tekrar okuyun lütfen sayın Hüseyin AKTAŞ.çünkü gaf olduğunu düşünmüyorum.bir yanlışım olsaydı bunu belirtmeyecek kadar sağduyusuz bir insan değilim çünkü.daha önce yanlışlarımla ilgili kabul edip özür dilediğim olmuştu.evet benim hatam karman çorman yazmış olmam.bu yüzden hatalıyım.ama öyle yerlerden tuttunuz ki.mesela gamaro saldırmayıp sormayı tercih etti.ama siz hiç bahsetmediğim şeylerle itham ettiniz.che bile atıldı ortaya.ama rnd asıl demek istediklerimi anlayıp yardım etmeye çalıştı.bu kadar zor değildi söylemek istediğim asıl şeyleri anlamanız.bir sürü edat kullanmışım kavram kullanmışım hiçbiri görülmemiş neredeyse.ama artık açıklayabildiğimi düşünüyorum son yorumumda.lütfen tartışılacaksa o tartışılsın.çünkü yoruldum.
    bu arada sosyalistmiş gibi demişsiniz.siyaset felsefesi diye bir şey var bildiğiniz gibi.daha kaç kere hatırlatmalıyım? fakültede bir sürü hoca siyaset felsefesi yapar ve çoğu apolitiktir.sadece yorumlar ve eleştirir.ne savunu yaparlar ne ideolojilerin içine girerler ne de o ideolojileri benimseyip kendilerine yapıştırırlar.ideolojinin içine girmiş insanın siyaset felsefesi yapabilmesi çok zordur.girerlerse hoca olamazlar.öyle ideolojilerin içine giren fikir dayatmaları yapan bir kısımda var elbette.ama bir ideolojinin benimsenmesi gerekmez siyaset felsefesi yapabilmek için.hala itham ediyorsunuz ama siz.bilmiyorsunuz ve itham ediyorsunuz.güya ötekileştirmelerden de hoşlanmıyorsunuz.peki bana bu yaptığınız nedir sayın Hüseyin AKTAŞ? 2.yorumda “değer aşılama” fikrinden bahsetmişim.180 derecelik bir durum yok.birçok açıdan anlamsız buluyordum yani hala.tek sorunum açıklayamamış olmaktı.bir şeyleri insanların yanlış anlayabilmeleri normaldir karşıdaki açıklayamamışsa.bu konuda rnd’nin de bahsettiği gibi hatam var.ama sizlerin yaptığı hiç söylemediğim şeyleri sanki savunuyormuşum ya da umrumda değilmiş gibi yansıtarak yorumlamak

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  65. “kapitalizme sonuna kadar karşı duran bir günün kapitalizme hizmet etmeye başlaması ve inanılmaz derecede sermaye döndürüyor olmasındaki absürtlüktür asıl mesele.”

    Hayır, burda ne asıl mesele var, ne absürdlük.

    Burada sadece;

    Piyasa-ların (eğer mizahi bir üslupla benzetmek gerekirse) allahının kitabının olmaması gibi bir durum/realite var.

    Satılabilir/pazarlanabilir herşey satılır ve pazarlanır.

    Bu satışa en uygun üst yapı değerleri ve garnitürler, satışa konu olacak kitlenin karakteristikleri de baz alınarak, bir yandan kendinde kendi kavramlar halinde indirgenip bütün tarihselliğinden yalıtılmak suretiyle ne idüğü belirsiz bir sevgi?, şevkat?, kadın ruhu?, masumiyet? çiçek vs.. kılığında pompalanırken, öte yandan (yukardaki misafirlerden birine özellikle katılıyorum) allahına kadar ideolojiktir.

    Liberalizm bunun için vardır.

    Ülker yerli sermayedir ve icabında şehitler için ilan verir.

    Aynı ülker gider ama, Bükreş’te oynanan Stau Bükreş- Beşiktaş maçında bilboard kiralar ve asar: “ülker stau bükreş’e başarılar diler”

    Eee, çok tanrılı bir dönemde yaşıyoruz işte.

    İbadet şart!

    Yeni tanrılar=Piyasa-lar. (çoğul annadınmı)

    O bakımdan, sosyalistlerin ve sosyalist mücadelenin “kuşatılmışlık” altında yaşadığı bir tarihsel dönemde, emekçi kadınlar gününün börtü böcek gününe dönüşmüş görünmesinde bir absürdlük olmadığı gibi, tartışılan konu özelinde “asıl” bir yanı filan da yoktur.

    Herkes işini yapıyor.

    Öte yandan, birilerinin hala düşleri ve ütopyaları var.

    Mücadeleleri ve tarihleri de var.

    Bugün çoğumuzun aklına dahi gelmeyen ve sanki hep “öyleymiş” gibi zannedilen pek çok hak ve özgürlük (örn. çalışma saatlerinin sınırlandırılması, örn. sosyal güvenlik, örn. çalışan güvenliği, örn. iş yeri güvenliği, örn. eşit işe eşit ücret, örn. emeklilik, örn. iş kazası, örn. süt izni, örn. gebelik izni ve beraberinde iş güvencesi, vs, vs..) işte bu “tarihin” kazanımlarıdır.

    Bunları ne “din” veya “din adamları” bahşetmiştir insanlara, ne patron, ne kapitalizm, ne apolitizm, ne de Buda.

    Hepsi söke söke alındı.

    Ve 8 mart 1857’de, kadınlar ordaydı, bir adım önündeydiler belki erkeklerin.

    Koca bir mücadele tarihi içinde böyle bir günü -hele ki 1910 şartlarında ve işçi kadınlar adına- taçlandırmak ve bundan ilham almak, bugün bırakın yalnızca devrimcileri/sosyalistleri, yukardaki tüm sosyal hak ve güvencelerin “hazırını” alarak çalışma hakkı elde etmiş/çalışmakta olan ve kendi halinde işine gelip giden insanlar için bile, en azından bir gönül meselesi olabilmelidir.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  66. peki gamaro rahatsız edici bir tersine işleyen mekanizma yokmu yinede? mesela o zaman niyetler okunabilse ve “kadınlar günü” denilmeyip başka bir isim konulsaydı,daha niyetinden sapmayacak bir isim seçilseydi,bu durumda ölçüt,alan tamamen belli olacaktı ve yozlaştırılamayacaktı muhtemelen.bu insanlar bu niyeti okuyamamış olamazlar gibi de geliyor bir yandan.peki bilerek bu şekilde yapılmış olma ihtimali?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  67. Sorduğun şeyler bende cevap hissi oluşturmuyor rumana.

    Ama ille de bişey söylemem gerekirse;

    Sorularla “böyle” ilgilendiğin müddetçe, ne “rahatsızlık”, ne başka birşey.

    Çiçeğe böceğe bakıp üzülürsün sadece.

    Bu başlıkta daha fazla yazmak istemiyorum.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  68. Yazdığım ilk yorumdan o kadar pişmanım ki yani ..

    Rumana , sıçtınız sıvıyorsunuz , uzatmayın bence ..

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  69. Rumana,

    Bence sorun şu (ya da şu idi). Örneğin “kutlamalarda/anmalarda çiçek koparılmasın” ayrı bir konu. Bu ayrı bir başlık olarak gayet güzel tartışılabilir. Bu tartışmaya özel değil. Ya da kadınlar gününün anlamından sapmasıyla ilgisi yok. Yani iki tartışma birbirine karışıyor, ve şöyle bir anlam doğabiliyor; “kadınlar günü anlamından sapmasaydı da, ben gene çiçekle kutlanmasına karşıyım, sırf bu yüzden hiç kutlanmasın” veya “çiçekle kutlandığı için bunu istemiyorum” gibi. Yani böyle iki ayrı konu içiçe tartışıldığında iki konunun ayrı argümanları birbirinin yerine ve içiçe geçiyor. Çiçek koparılmasına karşı olmanın hassasiyeti kendi konusunda tartışılırken güçlü bir argüman olabilir, ama kadınlar günü için sunulursa zayıf argüman durumuna düşer, çünkü o konuda daha güçlü argümanlar var.

    Sonraki ileri sürdüğün nokta da bence bu güne özel değil ve gene ayrı tartışılmalı. “Birşeyi gün haline getirmek hangi süre boyunca orijinal amacına hizmet eder, ve orijinal amacının zıttına hizmet etmeye başlaması bir kader midir” konusu gene ayrı tartışılması gereken bir konu. Eğer ayrı tartışılmazsa gene argümanlar birbiri içine girer, ve sen amacında samimi olsan bile bu tartışmadaki durumu kurtarmak adına bunu ileri sürüyor gibi gözükmekten kurtulamazsın. Ki böyle görülmen de çok haksız olmaz, çünkü argümanların doğası, yapısı ve sunum sırası tümüyle farklı olacak o durumda.

    Mesela “yasaklanan şey ilgi çeker” diye bir durum var. Bunun tersi de büyük oranda gerçekleşiyor; iyi ve doğru birşey de olsa kimse öğüt/ders istemiyor, ve ‘özendirilen durumlar aynı zamanda yıpratılan durumlara’ dönüşüyor. Olayları/durumları tersine döndüren bir mekanizma var sanki. Birçok zıt söz var “besle kargayı oysun gözünü”, “hiçbir iyilik cezasız kalmaz” vs. Bunu doğadaki herşeyin yıpranmasıyla da ilişkilendirmek mümkün (Veya Gamaro’nun vurguladığı gibi, kapitalizmin herşeyi kendi rengine boyaması veya onun taraftarlarının da, antitezinin taraftarlarının da kendi işini yapması; biri çürütecek, diğeri yüceltecek). Veya başka bir yaklaşım; tao ve birçok uzakdoğu anlayışında yin ve yang’ın sürekli birbirine dönüşen/yol açan döngüsü ile de birşeyler ileri sürülebilir. Öte yandan böyle bir durumda “herhangi bir konuda anlamlı bir yönelim/eğilim göstermek ne kadar mümkün olur, oturup hiçbirşey yapmayalım mı” tartışması sözkonusu olur. Ama dediğim gibi bunlar belli spesifik bir günden çok, kendi başlığında tartışılması gereken şeyler.

    Aslında konunun ilk birkaç iletisinden sonra talihsiz bir duruma düştün. Belki ilk mesajda gerçekten kadınlar gününün gerçek anlamını bilmiyordun. Sonra geri adım atmadın ve durum giderek daha gereksiz şekilde karmaşıklaştı belki. Ki bilmemen zayıf bir durum değil bence. “Evet bugünün anlamı pek bilinmiyor ben de bilmiyordum” demek senin argümanını zayıflatmazdı zaten. Bilinmiyorluğuna ben de ekliymişim, bu da bilinmiyorluğunu güçlendiriyor zaten. Ama sana yüklenilmedi de değil. Aslında daha ılımlı şekilde gelinse idi, senin bunu bilmediğini söyleme (tabii bilmiyorsan) olasılığın da artardı. Yani sana yüklenenler samimi bir itiraf istiyorlarsa o kadar yüklenmelerine gerek yoktu (amaç itiraf ise, fazla yüklenmek amaca tersti). Ne kadar yüklenme o kadar direnç çünkü. Öte yandan, senin itiraf etmeni isteyenlerin yüzde kaçı aynı durumda itiraf etmeyi başarabilirdi, o da meçhul. Bence bu sayı çok yüksek değildir, çünkü forumlarda benim gördüğüm, bir konu tartışılırken veya hararetli kısmı geçtikten sonra, herkes konuyu kendi içinde tarttıktan sonra “senin söylediğin doğruymuş” şeklinde geri dönüşlere çok rastladım diyemem (yani karşı tarafın haklı olduğunu anlasa bile). Genelde boş bırakılır o kısım.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  70. Bence de rumanaya haksız yere bu kadar yüklenilmiş.

    8 Mart’ın yozlaştığı açıktır ve rumananın temelde belirtmek istediği budur (her ne kadar araya bir takım gereksiz argümanlar sokup başını ağrıtmış olsa da).

    Aslında anketin açılış sebebi de bu yozlaşmaya dikkat çekmektedir.

    8 Mart Emekçi kadınlar gününden kadınlar gününe ileride belki ev hanımları gününe veya daha da zorlarsak evli veya bekar hanımlar gününe doğru bile kayabilir.

    Holanın, toronun veya rumananın dikkat çekmeye çalıştığı nokta aslında burasıdır zannımca.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  71. tartışmalarınızdan bağımsız olarak linkteki ankete destek toplamak konusunda faydası olsun diye buraya ekledim.

    toro nun yazdığına bir küçük cevap vermem gerekiyor belki ,

    suçlar kültür kapsamında değerlendirilemez.

    dünya insanlığı olarak (hepimiz elimizden geldiğince) nerede ve kimler tarafından işleniyor olursa olsun suç olduğu bariz olan eylemlerle mücadele etmeliyiz.

    en azından olan bitene razı olmadığımızı bir şekilde duyurmalıyız

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  72. Benim açımdan hiçbirşekilde hiçbirbiçimde kutlanması gereksiz saçmadır yazdı sonra kıvırdıkça kıvırdı burnunun sürtülmesi normal sonuç.İçeriğinden çıkmış ! ne büyük tespit! bu kadar yazıyı ondan yazıyoruz içeriğinden çıktı durduk duymadık demeyin.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  73. Sizin şu söylediğiniz de çok büyük bir tespit veya çok gerekli bir ileti değil sonuçta Misafir.

    En azından Rumana kendi nick’inin ardında durarak yazdı. Bence misafir olarak ileti yollama yeteneği ‘nötr, birisine dokundurmayan’ durumlar için geçerli olmalı. Yani misafir için aranan etik kurallar küfür/hakaret içermiyor olmanın ötesinde (yani normal üye için aranan gerekli şartların ötesinde) olmalı. Çünkü bence ‘misafir durumu’ siteye çok yazmıyor ama iletmek istediği bir düşüncesi de var gibi durumlar (veya gizlemek istediği birşey ama gene birine dokundurmayan bir durum) için anlamlı. Yoksa ‘misafir olayım/kalayım, ya da şimdilik misafir görüneyim ve normalde bu kadar düşünmeden söyleyemeyeceğim birşeyi daha rahat söyleyeyim’ diye olmamalı. Süreklilik taşıyan bir nickle bu kadar rahat “burnunun sürtülmesi” diyebilir miydiniz, aynı rahatlıkla? Neden ‘sadece karşımızdakinin’ hatalarına büyüteç tutmakla bu kadar ilgiliyiz ki.

    Üstelik misafir olarak bu tip yazmanın şöyle de bir sakıncası da var. Yani konu içerisinde birisiyle atıştıysa, acaba o mu böyle yazmayı tercih etti, diye bir intiba da uyandırabiliyor. O mu yazdı, yoksa şu mu yazdı, yoksa gerçek misafir mi yazdı? Belki adamın haberi yok, ilgisi yok; ama zan altında kalabilir. Her durumda, siteyle bu derece içli dışlı bir sürekliliği olan kişinin de, eğer dokunduracaksa misafir olarak kalmaması/yazmaması gerektiğini düşünüyorum.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  74. konuyu kendi nezdimde yozlaşmaya, yabancılaşmaya , absorbeye dikkat çekmek için açtım , tabi bu sonuçta bir anket benim bu konuda uzun nedenler sunmama gerek bırakmadan , belirtilen şıklarla vermek istediğim mesajı vermememi sağlayarak belirttiğim hassasiyetlerime gönderme yapıyor.burası heralde oldukça net
    sonra sizde kişiler olarak , şıklara bir takım işaretlemeler yapıyorsunuz ve bunu bazılarınızı açıklıyor. ee bir şık işaretliyorsan bunu bir mantık çerçevesinde yapıyorsundur diğer durumların beni ilgilendirmiyor. yani beni ilgelendiren neyi nasıl yaptığın.
    bu durumda bende çıkarımlarınızı inceliyorum , kıyaslıyorum yeni anlamlar üretmeye çalışıyorum. değişimde böyle başlıyor zaten. ama bu yazı için mantık kısmı benim için daha dikkat çekici bir hale geldi. buda mantıksızlıktan oluyor galiba , bunuda kendi içimde tekrar ve daha anlamlandırmak için , örüntülere farklı modellerde bakıyorum ama bazen öyle modeller çıkıyor ki bu örüntülerde yüzü mahvedilen kadına değil , yüze harcanan kezzaba acınır hale geliniyor !!!
    ben o , bu , şuyla ilgilenmiyorum bilmem anlatabildim mi

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  75. rnd arkadaşım sen ne diyorsun? fikrimizi söylemeyelim mi susalımı? senin istediğin gibi yazmak zorundamıyız nerelere getiriyorsunuz konuyu? bilmeden konuşanları bu kadar savunmayın insanın aklına başka şeyler geliyor.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  76. Aynı durumda sizin için de bu kadar savunma yapsaydım ne düşünürdünüz? Bence misafir olarak yazınca insanın aklına daha fazla başka şeyler geliyor.

    Ne söylediğim belli. Ama isterseniz şöyle de yapabiliriz. Üyeliği kaldıralım herkes misafir olarak yazsın, eşit şartlar altında.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  77. İki tane mesajımı yayınlanmadılar, Rnd arkadaşım ben anlayacağımı anladım nefesini tüketme kolay gelsin başarılar.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  78. Hüseyin Bey bu yazı dizisini takip ederken, insanlarımızın hala ne kadar boş olduklarını görmek insanın içini acıtıyor. Birşeyler yazmak istedim bu konuyla ilgili, fakat ne yazıkki (bunu her seferindede söylüyorum) bu siteyi sanki birileri tartışmak için, birilerine birşeyler yazayımda ne olursa olsun diye yazmak için giriyorlar. Anlamıyacaklarını bildiğim içinde yazma zahmetine girmemiştim.Fakat siz benim yerimede tercüme ettiniz. Anneleri, eşleri, kendileri veya bacıları varsa 18 saat çalışsınlar bakalım ne olacak ozaman anlarlar belki. Yanan 129 işçiye bile saygısı olmayan bu kişilerden fazla birşey beklemek zaten anlamsız. Onlar sadece işin gırgırındalar okadar. Ve belki birgün : susma susdukca sıra sana gelecek diye haykıran onlar olacaktır.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  79. Konu başlığına istinaden koca bir eveeeet tabiki.

    kadınlar günü diye bir gün farklı bir algı yaratabilir ucu açık bir cümle ancak sömürülerek çalıştırılan, emeğinin karşılığını alamayan kadınların durumu elbette diğerlerinden farklıdır.

    Günün çıkış noktası düşünüldüğünde çalışan kadınların emek sömürüsüne tam bağımsız bir duruş ile karşı çıkılması anlamı taşır ve bu konuda da mücadele etmelidir. Ancak maalesef günün anlam ve öneminin bir çok konuda olduğu gibi içi tek günlük kutlamalara döndürülmüştür.

    Günümüz koşulları için kadın iş yaşamının her alanına girmek zorunluluğundadır. Bu yüzden “Yakılarak yanan işçi kadınların mücadelesi ” her çalışan, emeği sömürülen işçi kadının davası olmalıdır.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  80. Her kadın değil…

    Çalışan her kadın da değil…

    Belirli kadınlar ki onlar diğer aptallar yüzünden haklarını yitiriyorlar.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.