Yeryüzünde 30-50 milyon hayvan türü varmis ve en çok genelde tanındı. Ama yapraklı deniz ejderha yoksa komondor köpek yoksa hag balik duydunuz mu? Bu konu dünyanın en nadir ve garip hayvanları icin. İyi paylaşımlar dilerim.

Yeryüzünde 30-50 milyon hayvan türü varmis ve en çok genelde tanındı. Ama yapraklı deniz ejderha yoksa komondor köpek yoksa hag balik duydunuz mu? Bu konu dünyanın en nadir ve garip hayvanları icin. İyi paylaşımlar dilerim.

1- O kadar büyük denizanası var mdır?
2- O çöp kutusunun üstündeki nedir? Örümcek değil di mi? Noolur değil diyin :)))
I think life has endless capacity of creating diversity and this is beyond every imagination even god’s imagination is not excluded from that.:))
şaşırtıcı 😉 such a big cornucopia, again and again one can find and see new things, I cant get tired of watching this diversity 🙂
evet bwallace büyük denizanası var ve 2- yengeç var. Yengeç kıskacılar 28 kg kaldırabilir.
gerçekten güzel
Birisini seversin bazen olduğu kişi yüzünden bazende olduğu kişiye rağmen…bazen yalnızca seversin anita….
baştan sekizinci resimdeki yaratığın adı nedir ? kurbağaya benziyor ama
Bu Jangtse kaplumbağa sadece 4 tane bütün dünyada var. Yetiştirme başarısız 🙁
Mavi koyunlar nereden? Ege adalarindan birinde olabilir mi?
Bu mavi koyunlar sadece Çin’de var (Jangtse) 300 kilometre karede sadece tahmini 200 tane henüz yasiyor.
Hazar kaplanı, Gökçe balığı ve Anadolu parsı… National Geographic Türkiye, Temmuz sayısında ülkemizde tehlike altındaki türlere dikkat çekti. Bu türleri yakından tanımak için haritaya tıklayın.
link to cm.ntvmsnbc.com
Hazar kaplanı, Gökçe balığı ve Anadolu parsı… 50 yıl öncesine kadar Anadolu’da yaşayan bu türler artık yeryüzünde yok. Bugün dünyada var olan yüzlerce tür ise onlarla aynı kaderi paylaşmak üzere. Bu türlerin nesillerini sürdürebilmesi yaşam alanlarının korunmasıyla mümkün. Ama nasıl?
869 TÜR YOK OLDU, 16 BİN 928’İ YOK OLMAK ÜZERE
National Geographic Türkiye, Temmuz sayısında küresel ölçekte tehlike altındaki türlere dikkat çekiyor. Dünya Doğayı Koruma Birliği’nin (IUCN) 2008 yılı Kırmızı Listesi’ne göre, dünyada incelenen 44 bin 838 türden 869’u tamamen yok olmuş durumda ya da artık doğada görülmüyor. Bilinen türlerin 16 bin 928’i ise yok olmak üzere, tehlike altında ya da hassas türler arasında yer alıyor.
TEHLİKE ALTINDAKİ TÜRLER
Dünya Doğayı Koruma Birliği (IUCN) 2008 Kırmızı Listesi’ne göre Türkiye’de küresel ölçekte tehlike altında 134 tür ve alttür var. Yine aynı listeye göre, Türkiye’de nesli tükenen hayvan türü sayısı 7.
Türkiye’de yok olan türler arasında 19. yüzyılın son yarısına kadar görülen aslan, 40 yıl öncesine kadar Anadolu’da yaşayan Anadolu parsı ve Hazar kaplanı da bulunuyor. Bu arada yakalı toy, İran alageyiği ve yabani eşek gibi bazı türler ise dünyanın diğer bazı bölgelerinde nesillerini sürdürmeye çalışsalar da artık Türkiye topraklarında yaşamıyorlar.
TÜRKİYE’DE İLK KEZ NG’DEN BENZERSİZ BİR HARİTA
NG Türkiye, IUCN 2008 küresel kırmızı listesine göre, Türkiye’de tehlike altındaki hayvan türlerini bir haritada topladı.
Her biri yaban hayatı konusunda uzman olan 9 doğa bilimci, Prof. Dr. İbrahim Baran (sürüngenler ve çift yaşamlılar), Prof. Dr. Sancar Barış (kuşlar), Prof. Dr. Ali Demirsoy (kınkanatlılar), Prof. Dr. Güler Ekmekçi (iç su balıkları ve kabuklular), Doç. Dr. Ali Cemal Gücü (denizel türler), Doç. Dr. Çetin Ilgaz (sürüngenler ve çift yaşamlılar), Dr. Evrim Karaçetin (kelebekler), Doç. Dr. Ahmet Karataş (memeliler) ve Yıldıray Lise (kırmızı listeler) Türkiye’de daha önce hiç yapılmamış ayrıntıda bilimsel bir çalışma yaptılar.
TÜRKİYE’DE 134 TÜR TEHLİKE ALTINDA
Dokuz doğa bilimcinin bir yıl boyunca, NG editor ve tasarımcılarıyla birlikte titiz bir çalışma sonucu ortaya çıkardığı haritada, tehlike altındaki 105 tür ve alttür yer alıyor. Türkiye’de ilk kez yapılan bu büyük araştırma ile üçü bitki, 131’i hayvan olan tehlike altındaki tür ketegorik olarak listelendirildi.
105 TÜR TEK TEK ÇİZİLDİ
Bu listeden tehlike altındaki 105 türü Prof.Dr. Sancar Barış tek tek çizdi. Bu çizimler 60×100 boyutlarındaki Türkiye haritasında henüz yaşadıkları bölgelere göre yerleştirildi. Barış’ın renkli illüstrasyonlarının ve türler hakkında detaylı bilgilerin yer adlığı harita ile NG Türkiye, ülkemizde nesli tehlike altındaki hayvan türlerinin yaşadığı alanlara dikkat çekiyor. Harita, NG Temmuz 2009 sayısıyla birlikte okurlara ulaşıyor.
‘YAŞAM ALANLARININ KAYBININ ÖNÜNE GEÇİLMELİ’
NG Türkiye’nin Temmuz 2009 sayısında yayımlanan “Çanlar Kimin İçin Çalıyor” makalesinin yazarı uzman biyolog Yıldıray Lise “Türkiye doğası ve tehlike altındaki türler için en büyük tehdit, bu türlerin yaşam alanlarını kaybetmeleri. Bu nedenle NG Türkiye’nin haritasında dikkat çekilen tehlike altındaki türlerin yaşam alanlarının kaybının bir an once önüne geçmek gerekiyor. Yoksa birkaç yıl sonra onların da sonu gelebilir” diyor.
”Elimdeki Hazar kaplanı resmini bütün sınıfın göreceği yüksekliğe kaldırıp soruyorum: Sizce bu hayvan bir zamanlar Türkiye’de yaşamış olabilir mi? Öğrencilerin hep bir ağızdan verdiği yanıt, pek çok okulda Türkiye doğası ile ilgili yaptığım sunumlarda aldığım yanıttan farklı değil: Haaayır örtmenim! Hazar kaplanını sadece belgesellerde gören öğrenciler, onun, 40 yıl gibi kısa bir süre önce Anadolu’da var olduğunu öğrendiğinde gözbebekleri büyüyor.” (Makalenin girişinden)
BİR İLK ADIM OLSUN
National Geographic Türkiye bu çalışma ile Türkiye’de tehlike altındaki türlerin durumuna dikkat çekmek istiyor: “Haritamızın, tehlike altındaki türler için koruma çalışmalarına katkı yapması ve bitki türlerinde hazırlanmış olan ancak hayvan türleri konusunda eksikliği hissedilen ulusal kırmızı listenin hazırlanması için en azından bir ilk adım olmasını diliyoruz”.
ABD’de türler yok oluyor (NG Türkiye’den…)
ABD’de Tehlike Altındaki Türler Yasası ile koruma altına alınan 1050 tür bulunuyor. Ancak ABD, bugün bu yasanın gerçekten işe yarayıp yaramadığını tartışırken, böyle bir yasanın bulunmadığı Türkiye’de yaşam alanları giderek daralan çok sayıda tür tehdit altında neslini sürdürmeye çalışıyor.
Benekli yabankedileri, Teksas hariç tüm ABD eyaletlerinde insanların doğaya müdahalesi sonucu kayboldu…
Kaliforniye Kondoru Buzul Çağı’nı atlattılar ama Homo sapiens karşısında güçlükle direniyor. 1985’te bu yaban kuşundan geriye yalnızca dokuz adet kalmıştı. Esaret altında yetiştirme ve mermi kullanımının azaltılması sonucu tür geri döndü’
Amerikan turnası esaret altında yetiştirme, göç eğitimi ve Tehlike Altındaki Türler Yasası sayesinde kurtarıldı.
Meksika gri kurdu adlı tehlike altındaki altürün sayısı, esaret altında yetiştirme sayesinde Arizona ve New Mexico’da artıyor.
Sayıları giderek azalan St. Andrew kıyı fareleri, Florida’nın kumul yaşam alanında gerek kamu gerekse özel grupların elinde yaşamını sürdürüyor.
Yasar Kemal’in romanlarindan birinde kucuk bir Ege adasinda yasayan mavi keciler (ya da mavi koyunlar) oldugunu okumustum. Yore inancina gore kutsal sayildigi icin kimse dokunmuyormus ve insanlardan kacmazlarmis.
Mavi hayvanlar büyüleyici, özellikle bunlar ile mavi deri. Mavi böcekler ve kuşlar bildim ama bu koyunlar hakkinda cok hayret ettim.
Bu mavi kücük kurbağa sadece kücük yörede Brezilya’da yasiyor. Birkaçı henüz var.
1980 sadece 20 kırmızı kurt vardi, ama bugün tekrar 100 doğada yaşayan hayvan yükselmiş.
2000’dan 2005’e kadar doğada yaşayan Iber düzenbaz 400’dan 100’e kadar tane azaldi.
30 ile 200 arası camız var.
The Northern hairy-nosed wombat is the rarest Australian marsupial, and probably the world’s rarest large mammal. In the latest population study, there are an estimated 113 (range 96 to 150) individual. A major recovery program is underway, funded by the Queensland and Commonwealth governments to the tune of $250,000 per year.
When i was watching this video i find myself just looking in some kind of mirror…humans are not alone on the earth to wonder and caring about other species.
İberya vaşağı çok güzelmiş, vahşi yaşamda sayılarının azaldığını yazmış Calimera. Üzüldüm tabii, wikipedia’da okudum biraz. Yavrular sütten kesildikten sonra birbirlerine karşı saldırganlaşıyormuş, 45-60 günlükken falan. Bu kavgalarda sıklıkla aralarından biri ölüyormuş :(. Kedigillerde ilk kez duyuyorum böyle bir şey, genellikle kardeşleriyle iyi geçinen canlılardı bunlar yahu.
Ama bir de grafik koymuşlar, İspanya ve portekiz’in çabalarıyla son yıllarda sayıları ufak ufak artıyormuş.
bu hayvanların isimleri ve yaşadığı yerleride belirtir misin?
bu arada iran leoparının ardahan ulaşabildiğini okumuştum bir ara yani türkiye sınırlarında leopar türü çok nadir olarak var diye biliyorum
bu arada geçen sene tuncelide de vaşaklar gözlemlenmişti
Kazakistan, Ozbekistan ve Kirgizistan daglarinin doruklarinda yasayan Kar Leopari olarak da bilinen bir hayvanin Iran kokenli yoresel adi Irbis tir. Ir = kar, bis = pisi sozcuklerinden olusmus bir sozcuk. Kar kedisi deniyor. Kazakistanda ise Irbis yerine Mogolca Bars (Turkcede Pars) deniyor.
Dag tepelerinde, kartallara rakip bolgelerde yasadigindan kurku Afrika Leoparlarindan daha degerli. O yuzden soylari epey azalmis ve koruma altina alinmislar.
Oteki leoparlardan farkli taraflari var. Birincisi, insanlardan kacmazlar ve insana saldirmazlar, hatta yaralasaniz bile size saldirmazlar. Eger guvenini kazanmayi basarabilirseniz sizinle oynarlar. Ikinci ozellikleri ise muthis sicrama yetenekleri. 15 metreye kadar sicrayabilirlermis. Kuyruklari beden boylarinin %70 ine yakin ve cok tuyludur. Bu da ona ayri bir guzellik verir.
Almaty nin Cimbulak kis sporlari merkezi insaati sirasinda isciler yuksek bir kaya uzerinde uyuyan bir Irbis gorurler. Ne yapacaklarina karar verirken Irbis uyanir, gerinir ve asagi atlayarak sakin bir sekilde yurur gider. Kayanin yuksekligini olcen isciler 12 metre oldugunu gorurler.
Asalet ve gurur sembolu olan Irbis hemen butun Asya ulkelerinde saygi gorur. Almaty, Kakasya, Biskek ve Semerkantin bayraklarinda Irbisi gorebilirsiniz. Astana Hokey takiminin adi Bars. Pullarda, devlet baskaninin sarayinda ve daha pek cok yerde Irbis imajini bulabilirsiniz.
Bars sozcugu isim olarak ta kullaniliyor. Bunlardan biri, Rukneddin takma isimli unlu Memluk Sultani, aslen bir Kipcak olan Baybars tir.
Turkiyede pars sozcugu isim olarak pek ragbet gormese de daha cok Ermeniler arasinda kullanilir. Ornegin aktor Kenan Pars, tarihci Pars Tuglaci gibi.
Amanın ne güzel, ne garip, ne acayip canlılar bunlar! Mavi koyunlara bittim yaw. Çin’e gidiyom ben 😉
Nijeryada evimin bahcesindeki agaclardan birinde mavi bir kus yuva yapti. Pazar gunu balkonda birami yudumlarken saatlerce seyrettim. Kus bir palmiye yapragindan bir lif koparip tipki dikis diker gibi yuvasini ordu. Yuva agaca cam kozalagi gibi asilmis duruyordu ve iceri asagidan giriliyordu.
Kongoda calisirken ise degisik bir mavi kus beni cok sasirtti. Evin bahcesine giripte arabayi park edip uzaklasir uzaklasmaz kus gelip arabanin dikiz aynasindan saatlerce kendini seyrediyordu. Onceleri ne yaptigini anlayamamistim ama sonradan emin oldum ki kus resmen kendini seyrediyordu. Benim eve donus saatlerimde araci park ettigim yere yakin bir duvara tuneyip gelmemi bekliyordu. Bir kusun narsist olabilecegi hic aklima gelmezdi.
Şu vaşak kadar güzel bi canlı olamaz ya. Valla billa.
Çin’e gidelim Nibelunga 😉 Bende mavi koyunlari görmek istiyorum 😉
sevgili toro, elbette hayvanların isimleri hakkinda anlatmak istiyorum:
1 – Bu tatli sey Çöl tilkisi (Vulpes zerda), Fennek tilkisi olarak da bilinir, köpekgiller (Canidae) familyasının en küçük mensubudur. Çöl yaşamına çok iyi uyum sağlamış, Kuzey Afrika’da ve Arap yarımadasında rastlanılabilen bir tilki türüdür.
40 cm’ye varan vücut uzunluğuna ters orantılı olarak 15 cm’ye varan kulakları çok uzundur. Bu özel durum kendisini çölde yaşamasını sağlar, çünkü vücut sıcaklığını kulakları vasıtası ile dengede tutar. Kuyruğu 25 cm uzunluğundadır, ağırlığı 1,5 kg’a kadar varır. Kürkü krem rengidir, karın kısmı ve yüzü beyazdır,uzun kulaklı çöl tilkisinin yağ depolaması ısı kaybına yarar.
Uzun kulaklı çöl tilkisi, Sahel çölünde, Sina Yarımadası’nda, Arap Yarımadası’nda ve Türkiye’nin güneyinde bulunur.
Çölün öldürücü sıcaklığından dolayı, sadece gece aktif olan bir hayvandır. 5-10 hayvandan meydana gelen gruplar oluşturup, inşa ettikleri bir mağara sisteminde yaşarlar. Tehlikeyi sezdikleri durumlarda, kendilerini derhal kumun içine saklayabilirler.
Fare, kertenkele ve çekirgeler ile beslenirler. Nadir olarak kuş da avlayabilirler. Uzun kulaklı çöl tilkisinin yaşam alanında pek bitkisel gıda bulunmaz, ama hayvanat bahçelerinde tutulanları severek meyve de yerler. Su ihtiyacının çoğunluğunu yediği hayvanlardan giderdiği tahmin edilir. Ama bir su kaynağı bulursa su içebilir.
Gebelikleri yaklaşık 50 gün sürer, ve sonunda 2-4 yavru doğururlar. Yavrular doğduktan sonra erkek hayvan çok agresif olur ve ailesini her türlü tehlikeye karşı cesurca savunur. Yavrular bir sene ailenin koruması altında kalıp, sonra ayrılır.
Çoğu başka dilde kullanılan ve Arapça kökenli olan “Fenek”, Arapça’da aynı zamanda “Tavşan” anlamına da gelir. Bu ismin Araplar’daki ortak kullanımı iki türün de uzun kulaklara sahip olmasından kaynaklanır.
Resim yapistiramadigim icin Pars resmi koyamamistim. bahsettigim Irbis iste bu.
Bir su altı kamerası tesadüf bu filmi cekti. Bilim insanlari zannediyor ki bir denizanası türü (Deepstaria Enigmatica) Ilginc form – naylon örtü gibi.
LİGER, aslan baba ve kaplan anneden dünyaya gelen bir melez hayvandır. LİGER adı, İngilizce Lion (aslan) ve Tiger (kaplan) kelimelerinin birleşmesinden oluşur. Genetik kodlamalarından dolayı (Hybrid vigour denilen, melez ırkların devleşmesi) ölene kadar büyüyüp serpilmeye devam ederler. Karada yaşayan en büyük etçillerdir. Ağırlıkları 500-600 kilodur. Ayağa kalktıklarında boyları yaklaşık 4.7 metredir. Bir liger bir Sibirya kaplanının yaklaşık 2-3 katı büyüklüğündedir. Ligerler günde 15 kilo et yerler. Bir oturuşta 45 kilo et yiyebilirler. Çeneleri inanılmaz kuvvetlidir. Dev ve korkutucu görünümlerine rağmen oldukça uysal hayvanlardır. Kolay evcilleşirler. Aslanların suyu sevmediği bilinen bir gerçektir. Ne var ki ligerler aynı anneleri kaplanlar gibi iyi birer yüzücüdürler ve suyu severler. Genelde melez ırklarda kısırlığın çok yaygın görülmesine rağmen ligerler de üreyebilme oranı yaklaşık %62’dir. Ligerler dış özelliklerini hem anneden hem babadan alırlar. Dışarıdan bakıldığında kafaları aslana benzer. Vücutlarının arka bölümlerinde kaplanın çizgilerini görebilirsiniz. Renkleri genelde aslanınki gibi turuncu-sarıdır. Beyaz kaplandan doğan ligerlerin rengi daha altınımsı sarıdır. Günümüzde yaklaşık 30-40 tane yaşayan liger vardır. İlk ligerlerin 2. Dünya savaşı sonrası doğal parklarda ve sirklerde yaşayan aslan ve kaplanlardan üredikleri söylense de gerçek hikaye bu değildir. Dublin Bilim ve Sanat Müzesi başkanı Prof. Valentine Bail’in yaptığı araştırmalara göre ilk lingerler (2 erkek,1 dişi) 1824’de Mr. Thomas Atkins ve oğlu John Atkins’in Windsor’daki özel hayvanat bahçesinde yaşayan bir Afrika aslanı ile Senegal kaplanının çiftleşmesi neticesinde doğmuştur. 1824-1833 yılları arasında aynı hayvanat bahçesinde toplam 6 batın linger doğumu gerçekleşmiştir.
TİGON (TİGLON) ise, kaplan babayla aslan anneden olan melez yavrulara verilen addır. (tiger+lion) Dişi aslanın erkek kaplanı eş olarak kabul etmesi daha ender rastlanan bir durum olduğundan tigonların sayısı ligerlerden azdır. Tigonlar hem aslana hem kaplana benzerler. Çizgileri ligerlere oranla daha belirgin ve daha yaygındır. Büyüklükleri ancak bir kaplan kadardır. Doğan yavrular ligerler gibi dev hayvanlar olmadığından insanların çok fazla ilgisini çekmezler. İlk tigon (NOELLA), 1978 senesinde Shambala’da bir doğal koruma parkında dünyaya geldi. Melez hayvanların genellikle kısır oldukları bilindiğinden Noella’nın üreyebileceğine ihtimal vermeyen park yetkilileri Noella’nın bir Sibirya kaplanı olan Anton’la çiftleşmesine müdahale etmediler. 1983 ‘de Noella ve Anton’nun ilk Tİ-TİGON’u olan yavruları NATHANİEL dünyaya gelerek herkesi şaşkınlık içinde bıraktı. Nathaniel görünüş olarak %75 kaplanı andırıyordu. Günümüzde liger, tigon, ti-tigon , ti-liger gibi birçok melez ırka rastlanmaktadır. Bu akımı özellikle Japonya ve İtalya’da rağbet gören leopar ve aslan melezi LEAPON’lar, Chicago’da bulunan Jaguar ve leopar melezi JAGULEP’ler, kaplan ve leopar melezi TİGARD’lar, aslan ve leopar melezi LİPARD’lar takip etmiştir. Almanya’nın Hamburg şehrinde puma ve leopar melezi PUMAPARD bir kez üretilebilmiş, fakat yaşatılamamıştır. Yukarıda ismi geçen melez ırkların hiç biri ayrı bir tür olarak kabul edilmemektedir. Günümüzdeki kedi ve köpek ırklarının birçoğu aynı melezleme işlemiyle elde edilmiştir. Biz, doğaseverler olarak, yine de her hayvanın kendi türünden hayvanlarla çiftleşip, kendi türlerinin devamını sağlamalarını mümkün kılmanın en doğru ve etik yol olduğunu düşünüyoruz.
2 – Hispaniolan (Sonelodon) Hispaniolan batı hint adalarında yaşayan solenodon türlerinden biri ve en ilginç hayvanlardandır. SOLENODON, uzun burunlu bir fareye benzer. Tanrekgiller sınıfından olan, bu az rastlanır hayvan, kızıl bir sincap büyüklüğündedir ve pas renginde uzun ve kaba tüylü bir kürkle kaplıdır. Hayli uzun başı, uzun ve sivri bir burunla son bulur. Uzunluğu 20 santimi geçen kuyruğu çıplak ve pulludur. Solenodon’un vatanı Orta Amerika’daki Batı Adaları’dır.
Solenodon’un, müze vitrinlerinin dışında pek ender görülmesine şaşmamak lâzımdır. Zira bu hayvan dünyada gerçekten az sayıdadır, gündüz saatlerinde hiç toprak yüzüne çıkmaz. Ormanın tabanındaki çürümüş kütüklerin ve gevşek kayaların altını kazarak, kendine böcekler, yılanlar ve ini toprağın altında olan hayvancıklar arar. Kovalanınca, devekuşu gibi başını bir deliğe soktuğu ve geri kalan vücudunu açıkta bıraktığı rivayet edilir.
Fakat âdetleri hakkında verilen bu bilgilerin doğruluğundan pek emin olamayız. Çünkü bunlar tamamen tahmine dayanan bilgilerdir.
İki etken, esasen az rastlanan bu hayvanın büsbütün azalmasına yol açmaktadır. Bir kere gayet ağır ürer. Eldeki bilgilere bakılırsa, bir defada yalnız bir yavru doğurur. İkincisi, tabiî düşmanlarının azlığına rağmen, evcil kedilerin, köpeklerin ve bu bölgeye yeni sokulan mongo’nun, neslini tüketmekte âdeta elbirliği etmeleridir.
Solenodon’un menşeinin esrarı: Solenodon’un nereden geldiği ve nasıl olup da Batı Hint Adaları’nın fakir hayvanlar topluluğunun üyesi olduğu, bir sırdır. Amerika kıtasında akrabası yoktur. Yaşadığı yerdeki akrabaları ise ona uzaktır. Belki de Küba ile Haiti adalarının veya çoktandır dalgaların altına gömülmüş bir kıtanın mevcut olduğu devirden kalma bir yaratıkta. Ama elde, bu tahminleri kuvvetlendirecek herhangi kesin bir delil bugüne kadar henüz bulunmuş değildir.
Solenodon’lar belli bir aile teşkil ederler (Bilim adı: Solenodotidae). İki çeşidi vardır: Koyu “sarı kafalı «Küba solenodonu» ile daha koyu bir kahverengi olan «Haiti solenodonu». Bu hayvanların, burunlarının ucundan kuyruklarının ucuna kadar uzunlukları ortalama olarak 60 santim kadardır.sarı kafalı küba solenodonu olarak bilinen hispaniolanlar, uzun sivri burunlu bir fareye benzerler ve tanrekgiller sınıfındandırlar.
20 santimetreden biraz daha uzun olan bu hayvan, ısırdığı kurbanına zehir enjekte edebiliyor.
3 + 4 TİBET KURDU Nepal, Çin, Hindistan sınırında 5300 metre gibi yüksek platolarda yaşayan bir kurt türüdür. Diğer kurtlardan farkı, sürekli belli bir bölgede yaşamını sürdürmez, bölge değiştirir.
5 -Yeleli kurt (Chrysocyon brachyurus), köpekgiller (Canidae) familyasından Güney Amerika’nın en büyük yaban köpeği. Avrasya (kurt, kırmızı köpek) ve Afrika’nın (Afrika yaban köpeği) büyük yaban köpekleri gibi uzun bacaklı ve ince olmasına rağmen yaşam tarzlarıyla onlardan önemli ölçüde ayrılır. Yeleli kurt sürü avcısı değildir.
Gövdesi hemen hemen 110 cm olup buna ilaveten 40 cm kuyruk gelir. Bir yeleli kurt, omzuna kadar 90 cm dir ve tartıda 20 kg gelir. Kürkü kırmızımsı kahverengidir ve aşağı kısımlarına doğru koyulaşır.
Yeleli kurt güney Brezilya’nın savanlarıyla Paraguay’ın bir kısmına dağilmıştır. Daha önceleri Arjantin ve Uruguay’ın yerel hayvanı olsa da buralarda zamanla kökü kurumuştur.
Yeleli kurtlar yaşam tarzlarıyla diğer yaban köpeklerinden önemli ölçüde ayrılırlar. Sürü oluşturmazlar. Erkekler ve dişiler aynı bölgede beraber yaşarlarsa da gün içinde kendi yollarına giderler ve ayrı avlanırlar. Doğumdan sonra beraberlik daha sıkı bir hal alır ve erkek köpek ortalama beş yavrunun bakımında yardımcı olur. Yeleli kurtlar geceleri faaldir. dişleri büyük hayvanları avlayamayacak ve parçalayamayacak şekilde geride oluşmuştur. Büyüklüğüne rağmen tavşan, kemirgen, kuş ve böcek gibi küçük hayvanlar konusunda uzmanlaşmıştır. Meyvalar gibi bitkisel besinler de beslenmesinse önemli rol oynar.
Yeleli kurtlar, koyun, sığır ve atları öldürdükleri gerekçesi ile avlanmaktadırlar. Yeleli kurt bu büyüklükte hayvanları öldüremeyeceğinden çiftçiler tarafından sürekli ortaya atılan bu iddialar aslında gerçek değildir. En fazla, tavuk kümesine girer.
Yeleli kurt bilindik asıl kurt ile akraba değildir. Uzun süre And çakalı gibi Güney Amerikalı tilkilerle akrabalığı olduğu tahmin edilmiştir. Yeni incelemelere göre yeleli kurdun kesinlikle bir yaban köpeği olmayıp daha çok yakın akraba olduğu ve tahminen Pleistosen çağa ait Güney Amerika büyük hayvan faunasından hayatta kalmış bir üyesi olduğu yönündedir.
6 – Afrika misk kedisi. Vücudu ince uzun bir Afrika etçil memeli hayvanı.
Misk kedileri orta boydadır, vücutları ince ve uzundur; bedenleri siyah denecek kadar koyu renkli ve lir telleri biçiminde beyaz çizgilerle beneklidir. Bu hayvanlar Eski Dünya’nın (Avrupa, Asya, Afrika) en sıcak bölgelerinde yaşarlar. Tek Afrika türü (GENETTA PARDİNA) birçok çeşitleriyle (V. Orientalis, V. Portmanni v.b.) sahranın bütün güney bölgelerinde pek yaygındır.
Misk kedileri hemen hemen her yerde yaşayan ve genellikle kedi maması yiyerek beslenen türlerdir. Asya kıtası ve Afrika topraklarında yaşıyan palmiye misk kedileri ağaçlar üstünde hayatlarını geçirirler ve meyva yiyerek yaşamlarını sürdürürler. Bu kedi türü dünyada yedi hayvanat bahçesinde bulunmaktadır.
7 – Çamur Zıpzıpı. Habitatı ve Anavatanı: Dünyada pekçok yere yayılmıştır. Batı ve Doğu Afrika, Japonya, Çin, Avuturalya, Hindistan, Madagaskar. Bu bölgelerin sığ mangrove bataklıklarında yaşarlar. Beslenme Biçimi: Canlı yemleri tecih etseler de kuru yemi de reddetmezler. Davranış Biçimi: Orta derecede agresif, bölgesine girmeyen canlılarla arasında sorun olmaz. Kendi Türlerine Davranışı: Agresif Yüzme Seviyesi: Taban Cinsiyet Ayrımı: Belirgin bir fark yoktur. Erkekler birbiriyle kavga eder, bunu yaparken üst yüzgeçlerini kaldırırlar. Üreme: Doğada oyuklara yumurta dökerler. Çamur zıpzıpı su yüzeyine çıkıp hava kabarcığını alıp oyuğa indirip oyukta serbest bırakarak yumurtaları havalandırır. Yavrular 5 gün içinde çıkar ve yaklaşık 50 gün içinde hem karada hem sudaki amfibi yaşama adapte olur.
8 – Nasikabatrachus Sahyadrensis
Hindistan’daki Batı Ghats sıradağlarında yedi santimetre boyunda, tombul, sivri burunlu mor bir amfibi türüdür. Yeni keşfedilen bu hayvanın henüz kesin bir adı yoktur. Tıknaz yapısıyla bilim adamlarını şaşırtan bu ilginç kurbağaya; sanskritçe nasika, (burun) batrachus (kurbağa) ve sahyadri (bulunduğu dağın adı) sözcüklerinden oluşan nasikabatrachus sahyadrensis adı verildi.
9 – NOMURA DENİZANASI Çapı 2 metreyi aşan, ağırlığı 250 kilograma ulaşan, Çin ile Japonya arasındaki derin sularda yaşıyan, dünyanın en büyük denizanası cinsidir. Bu Nomura denizanaları artık 10 yıl öncesine göre daha da büyük, ayrıca sayıları da fazlalaşmış görünüyor. 2005 yazında bu denizanaları Japonya kıyı sularını adeta istila etmişlerdi. Salgıları acı verici ama öldürücü sayılmıyor, ancak akciğerlerde sıvı birikmesine yol açıp, zamanında müdahale edilmezse, dolaylı olarak ölüme yol açabiliyor. Bilim adamları dev denizanalarının sayıca fazlalaşmasını da boyutlarının artmasını da küresel ısınmaya bağlıyor. Ancak kesin bir sonuca varmak için henüz çok erken. İşte bu yüzden dev denizanaları yakın takibe alınmış.
10 – ALTIN KAPLAN Kaplanlarda çok nadiren oluşan bir renk mutasyonudur. Aslında mutasyondan çok iki çekinik genin biraraya gelmesi ile ortaya çıkan açık sarı-beyaz bir renk sözkonusudur. Bu durum günümüzde sadece esaret altındaki kaplanlarda görülmektedir. Şu an dünyada 30 dan az sayıda altın kaplan bulunmaktadır. Çok daha nadiren kaplanlarda siyah, beyaz ve mavimsi renklere sebep olan mutasyonlar görülebiliyor.
Okyanusların dibinde yaşayan bu çirkin canlı deniz domuzu olarak bilinmekte..Şubat ve Mart aylarında Antartica da ortaya çıkan bu canlı görenleri şaşırtıyor.İlk kez 2008 yılında Antartika’da okyanusun dibinde yapılan bir araştırma sırasında bulundu.
Çin’in dev semenderi 1.82 metre uzunluğuna kadar büyüyebiliyor. Gece hayvanı olduğu için nehirlerin karanlık yerlerinde gizlenen kerevit, solucan, balık, salyangoz ve diğer semenderlerle besleniyor. Türü yok olma tehlikesinde bulunuyor ve sadece birkaç hayvanat bahçesinde yaşıyor.
kalan beş gergedan türü arasından en küçüğüdür. Sumatra gergedanının omuz yüksekliği 120 cm., ağırlığı 500 kg olur. Afrika’da yaşayan gergedanlar gibi 2 boynuzu vardır. Öndeki boynuzu 15 cm uzunluğundadır.
Sumatra gergedanı eskiden Sumatra adasının birçok yerinde yaşardı. Şimdi yayılım alanları Bukit Barisan Milli Parkı, Gunung Leuser Milli Parkı, Kerinci Seblat Milli Parkı ve Way Kambas Milli Parkı ile sınırlıdır.
Kral Yengeç’in Boyu,Bacakları Dahil Olmak Üzere 1.5 Metreye, Ağırlığı ise 8 kKiloya Kadar Ulaşabiliyor. Yani o, Dünyanın En Büyük Yenilebilir Yengeci. Hindistan cevizini kırabilme özelliğinden dolayı bazı bölgelerde hindistan cevizi yengeci de deniyor. Bu yengeçler maalesef yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Nesli tükenmek üzere olan bu tür hayatta kalma savaşı veriyor.
“Bathynomus giganteus” olarak bilinen dev isopod, tespih böceği familyasının en çok bilinen üyesidir. Bahçenizde görebileceğiniz minik tespih böceklerinin yakın akrabası olan dev isopod okyanus diplerini süpüren etobur bir kabuklu deniz canlısıdır. Okyanus dibinde yiyecek bulmak aşırı derecede zordur, bu nedenle küçük omurgasızlar da dahil olmak üzere yukarıdan dibe düşen ne varsa yerler. 40 cm’den uzun olan dev isopod, kabuklu deniz canlılarının en büyüklerinden biridir. Tehlike anında top şeklini alırlar ve güçlü kabukları ile korunma sağlarlar. Dünyanın tüm denizlerinde bulunan isopod 610 m’den fazla derinlikte yaşar.
Taşemenler, Petromyzontidae familyasını oluşturan dişli çenesiz balıkların ortak adı.
En belirgin özellikleri, huni gibi emebilen bir ağza sahip olmalarıdır. Çok farklı morfolojik ve fizyolojik özelliklerinden dolayı taşemenler, sıklıkla zoolojide gerçek bir balık olarak düşünülmezler. Diğer balıkların vücutlarında delikler açarak kanlarını emerek beslenen türler içerisinde sayılabilir.
Taşemengiller familyasının Türkiye’de bulunun tek türü Rize’de Gürcistan sınırındaki ırmak ve derelerde bulunan Karadeniz dere taşemenidir (Eudontomyzon mariae). Türkiye’de bulunmayan türler arasında ırmak taşemeni (Lampetra fluviatilis), dere taşemeni (Lampetra planeri) ve deniz taşemeni (Petromyzon marinus, bofa balığı sayılabilir.
Yavrusuyla birlikte bir anne dugong
Denizineği takımından olan bir deniz memelisi. Boyu 2.7 metre, ağırlığı 250-300 kg civarındadır. Dugonglar, Hint okyanusunda, Doğu Afrika’da, Kızıldenizde, Güneydoğu Asya kıyılarında, Avustralya’nın kuzey kıyılarında ve Hindistan’ın batı sahillerinde yaşarlar. Deniz ineğinin yanı sıra, bazen deniz domuzu veya deniz devesi de denir.
Dugong yüzyıllarca insanoğlu tarafından eti ve yağı için avlanmıştır. Tatları sığır etine benzediğinden günümüzde yasaklanmasına rağmen Aborjinler tarafından günümüzde de avlanmaktadırlar. Yavaş çoğalabilen deniz inekleri, Avustralya kıyılarında 11 bin adet civarında kalmıştır. Tüm dünyada ise 20 binin altına inmiştir.
Aynı zamanda ‘Pet Shop’ kaplumbağası olarak da bilinen bu ilginç kaplumbağa türünün anavatanı Avustralya. Nesli tükenmekte olan hayvanlar listesinde de ikinci sırada yer alıyor. Bu ilginç yaratıklar suyun altında da vücudundaki kanallar sayesinde oksijen alabilme yeteneğine sahip. Avustralya’ya özgü bu kaplumbağaların kafasındaki de saç değil alg, yani yosun.
hybrid hayvanlar genetik materyalin etkinlğinin ve işleyişinin gözlenmesi açısından çok önemlilerdir…ortak atadan gelen iki canlı türünün evrimsel süreçte kromozom sayılarının farklılaşabildiğini düşündüğümüzde çok eski atalarımızın bir zamanlar hyrid bireyler olarak yaşadığını ve buna rağmen üremeyi başaranların soyundan bizlerin geldiğimizi kabul etmek zorundayız.
hyrid hayvanlar genellikle kısırdır yavrulayamazlar…Türk insanının bu konuda en iyi bildiği örnek ‘katır’dır.Katırlar çok nadiren gözlenmiş bir kaç durum dışında(örneğin şu olay link to news.bbc.co.uk ) kısırdırlar.Ve halk arasında katırın doğurması kıyamet alameti olarak sayılır.
Liger,tiglon gibi hybridlerde üreme başarısı katırlara göre daha fazladır ve basına yanısmış pek çok örnek bulunabilir…iki farklı türün yavru yapabilmesi ve o yavruların da başkalarıyla üreyebilmesi biyolojik açıdan aslında çok enteresan bir durumdur.
Dünyanın en küçük atı sadece 43 cm uzunluğunda, yani bir kediden biraz daha büyük. Minyatür atlar üreten bir çiftlikte doğan Thumbelina, çiftliğin 86 cm boyutlarına erişebilen diğer atlarına göre de çok minik. Yani, ona kısaca “minyatürün minyatürü” diyebiliriz.
Kitti’nin domuz burunlu yarasası –diğer bir adıyla yabanarısı yarasa- bilinen en küçük memeli. Yetişkinleri ortalama 2 gram ve 30-40 milimetreler. Büyük kulakları, kırmızı-kahverengi tüyleri ve domuz burnu gibi burunları var. Tayland ve Myanmar’da yaşıyorlar.
Brookesia minima bukalemun, 2.5 cm uzunluğuyla dünyanın en küçük sürüngenlerinden biri. Madagaskar ormanlarında yaprakların arasında zorla fark edilen bu hayvan, gelişmiş bir bukalemunun tırnak boyuna gelinceye kadar çekmiş hali sanki.
Erkek arı-sinekkuşu, dünyanın en küçük kuşu. Küba’nın yerlilerinden olan bu kuşlar, ortalama 1.8 gram ağırlığa ve 5 cm uzunluğa sahipler. Kanatlarını saniyede 80 kere çırpabiliyorlar ve bunu insan gözü algılayamıyor. Hatta dikkatli bakmazsanız, onu bir böcekle bile karıştırabilirsiniz!
Madagaskar’ın fare maymunu resmi olarak en küçük gelişmiş canlı. Nadiren yaşadıkları ağaçları terkediyorlar ve geceleri hareket ediyorlar, bu yüzden sekiz Fare Maymun türünün yeni tanımlanmış olması pek şaşırtıcı değil. Kısıtlı yaşam alanlarını kaybettikleri için, neslinin tükenmesi tehlikesiyle karşı karşıyalar.
Dünyanın En Küçük Kedisi Peebles
Küçük canlılara ek olarak, genelde büyük olan bazı türlerin de küçük örnekleri var. Peebles, bunların arasında, Guiness Rekorlar Kitabı tarafından yaşayan en küçük kedi olarak ilan edildi.
Bu fotoğraf çekildiğinde, Peebles iki yaşındaydı ve bir bardağa girebilecek ölçülerdeydi. Peebles’in genetik bir kusuru var ve kilosunu koruyabilmesi için günde en az dört kez beslenmesi gerekiyor
Paedocyris Sazanı
2006’da, Sumatra bataklıklarında bulunan paedocypris sazan, dünyanın en küçük balığı. En fazla 7.9 milimetreye kadar uzayabiliyorlar. Beyinlerini korumasız bırakan gelişmemiş bir kafatasına sahipler ve planktonlarla besleniyorlar. Palmiye yağı üretimi için Endonezya bataklıklarının kurutulması nedeniyle soyları tükenmek üzere.
Filipin “Cadı Maki”si
Böcek gözlü, tüylü küçük Filipin “cadı maki”si, dünyanın en küçük maymunu farz ediliyor. Fakat bu maki, aslında bir maymun bile değil! Bilim adamları bu canlıyı koyacak bir kategori bulamıyorlar çünkü bu cadı maki benzersiz.
Günlerini ağaç gövdelerindeki küçük deliklerde uyuyarak, gecelerini de böcek avlayarak geçiriyorlar. Ortalama 10-12 cm uzunluğa ve 20 cm uzunlukta bir kuyruğa sahipler. Cadı maki hakkında ilginç bir bilgi daha: gözleri midelerinden daha büyük!
Bayan Denizatı, bir insanın serçe parmağından yani 16 milimetreden daha büyük değil. Endonezya kıyılarında içlerinde yaşadıkları mercanlarda onları farketmek çok güç.
Pembe Peri Armadillo
“Pembe Peri” adını duyduğunuzda, muhtemelen pembe zırhlı ve ürpertici uzun tırnaklı bir memeli düşünmemişşinizdir. Pembe Kokoş Armadillo, biraz değişik bir yaratık ve çok sıklıkla görülmüyor. Armadillo’nun sırtındaki kabuk neredeyse vücudundan ayrı. Arjantin’in otlaklarında ve kumlu ovalarında yaşıyor.
sevgili toro, adı burun kurbağa?- Almanca Nasenfrosch, Türkce bilmiyorum, sözlükte bulamadim.
Henüz güzel hayvanlar 😉 :
Madagaskar halkının “kötülüğün habercisi” olarak nitelendirdiği yaldızlı bambu maymunu dünyanın en ender rastlanan ve en garip görünümlü primatıdır. Halk, bu maymunun lanetli olduğuna, görüldüğü köye ölüm getirdiğine inanır, bu nedenle bu talihsiz canlılar öldürülmektedir. 40 cm boyunda, yaklaşık 2 kg ağırlığında ve 61 cm kuyruk uzuluğuna sahip maymun, dünyanın en büyük noktürnal primatıdır. Büyük, yuvarlak ve parlak gözleri, siyah tüyleri ve kaşık şeklinde kulakları vardır. Yuvarlak tırnaklı el parmaklarının ortasındaki parmak diğerlerinden üç kat uzundur.
Kanada’dan köken alan, bilinen tüysüz üç kedi ırkından birisi olan, mutasyonlar sonucunda alışılagelmişin dışında tüysüz olan ve bu özellikleri nedeniyle her zaman insanların ilgi odağı olmuş, vücudu kaslı yapıda fakat tüysüz olduğu için ince ve biçimsiz görünen, baş, sırt, kuyruk ve arka kısımlarına dokunulduğunda süet hissi uyandıran, bazı kedileri tüy genleriyle doğabilen, bıyıksız olmalarına rağmen, tüy genleriyle doğan kedilerinin ağız kenarlarında bıyığa benzer tüyleri görülebilen, hücrelerindeki renk pigmentlerinin azlığı nedeniyle renksiz gibi görünen, vizon, siyaha yakın kahve, beyaz ve siyah renklerde de olabilen, sahibine bağlı, oldukça zeki, oyuncu ve bir o kadarda ağırbaşlı, tüysüz kedi ırkı.
Dünyanın en etkileyici yıldızlarından biri yeryüzünde yaşıyor; yıldız burunlu köstebeğin 11 et paçasından oluş pembe, yıldız şeklinde bir burnu var. Bilim adamları “Condylura cristata” olarak da bilinen, neredeyse kör olan bu canlıyı incelediklerinde yıldız şeklindeki organın av yakalamada ve objeleri kullanmada işe yarayan bir anten görevini gördüğünü söylüyor. Bu iddia kanıtlara dayanmasa da burnun, köstebeğe yolunu bulmasında yardımcı olduğu kesin olarak biliniyor.
Bir bakıma bütün kaplumbağaların en garip görünüşlüsüdür. Brezilya’da rastlanan bu türün bütün kabuğu, üzerine yosunların ve başka su bitkilerinin yapıştığı çıkıntılar, yumurtalar ve siğillerle kaplıdır. Suyun dibinde hareketsiz dururken taş zannedilmesi içten değildir.
Burnu, ucunda minik burun delikleri bulunan uzun ve yumuşak bir borudur. Küçük gözleri bu burun kaidesine yakındır. Matamata’nın kafasıyle boynu kabuğundan dahi uzundur. Bu kaplumbağa bu yüzden boynunu kabuğunun içine çekemez. Çeneleri olağanüstü yumuşak ve dudağımsı bir deri ile kaplıdır. Bundan dolayı da matamata’nın ağzı avlarını ezip parçalamaya elverişli değildir. Bu yüzden, matamata avlanacağı vakit, hareketsiz durur ve sadece kafasındaki garip çıkıntıları oynatmakla yetinir.
Meraklı bir balık yeteri kadar yaklaşınca, matamata birden ağzını açar ve balığı da suyla birlikte ağzının içine emer. Âdetleri hakkında, sudan hiç çıkmadığının ve yumurtalarını kıyıların çamurlarının içine yumurtladığının dışında bir şey bilinmez.
maybe this two catfish aren’t very special or weird but sure they are very extraordinary.
I was relieved, when I noticed they rereleased these catfishes 😉
Golden monkeys, Goldmeerkatze (Türkce bulamadim…) are rare and obscure, and they’re just beginning to be studied. They are highly endangered, so it’s a race to study them before they disappear. Living in the mountains of Yunnan, Guizhou and Sichuan Provinces, Chinese golden monkeys are seeing their habitats disappear rapidly as the countryside is cleared for more pastures, villages, and roads.
The monkeys are killed for their beautiful fire-orange fur and also their bones, which are believed by Asians to hold special medicinal powers.
cok teşkkürler bu bilgiler için cok işime yaradı türkçe ödevinde 😀 😀 😀