Eğer barış istiyorsanız

Eğer barış istiyorsanız, savaşa hazırlanın.

Si vis pacem, para bellum.

Bu söz hakkında ne düşünüyorsunuz? Bir yandan baktığınızda militarist bir söz gibi duruyor bir yandan baktığınızda haklılık payı görüyorsunuz. Sonsuz.us da anti-militarist üye sayısı oldukça fazla. Fakat bu üyelerimize sorduğumuzda hiç biri ordunun dağıtılmasını asker diye bir şeyin kalmamasını istemez. (Belki de ister bilemiyorum)

Hem barış isteyip hem savaşa karşı olmak bu söze göre bir paradoks yaratır mı? Yoksa bu söz mü yanlıştır? Savaşa hazırlanmadan barış olabilir mi?

10 yorum “Eğer barış istiyorsanız”

  1. Bu söze katılıyorum.. Ama 2 farklı tavır alınabildiğini düşünüyorum.

    1. tavır bugün ABD’nin başını çektiği, ‘Demokrasi ve Barış götürmek’ olarak kabul edilen bir tavırdır.. Genellikle büyük devletler ‘terörü’ baş düşman yaparak dünyaya bir düzen, bir barış getirmek için bu şiarı benimserler.. Barışın gelmesi için ‘kötücül’ güçlerle savaşmak zorunluluktur.. Bugün Türkiye’ye barış getirmek için PKK’yla savaşılması da buna örnektir.
    2. tavır ise daha farklı.. Ben kendimi bu görüşe yakın görüyorum ve yukarıda yazdığın ‘orduların dağıtılması, tüm silahların bırakılması’ konusunda kesin bir duruşa sahibim.. Terör denilen olgunun ortaya çıkmasının nedenlerinin hiç de büyük devletlerin söylediği gibi olmadığını, hatta bizzat bu ülkelerin politikaları sonucunda oluştuğunu düşünüyorum.. Kendi hegemonik amaçlarını gerçekleştirmek adına ‘kötücül’ güçlerle savaşmak gibi bir amacı önlerine koyup, bürokrasinin tüm kurumsal yanlarıyla, özellikle medyayı kontrol eden burjuvaziyi de arkasına alarak bu saçmalığı diğer insanlara da benimsettiklerine inanıyorum.

    Bu yüzden eğer barış olacaksa, elbette bu savaşla olacaktır.. Demokratik muhalefete izin verildiği taktirde bu savaşın araçları meclis, üniversiteler, sokaklar vb. yerlerdir.. Bu tür bir muhalefete izin verilmediği taktirde faşizm ve oligarşiyle başka türlü mücadele edilir.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  2. Bu uluslar arası diplomatik deyimin Türkçesi Roma Barışı’dır.

    Özetle tüm düşmanın ve baş kaldıranların yok edilerek egemenlik alanının alabildiğince büyütülmesi demektir. Tarihte pek çok örneği vardır. En uzun soluklu barış Çin barışıdır ki 2000 yıla yakın sürmüştür. Keza Cengiz Hanın kurduğu barış ta Pax Mongolo diye anılır. Pax Ottomana diye anılan barış dönemi 200 yıl kadar sürmüş. Eğer Hitler kazansaydı uzun soluklu bır Pax Germanica yaşayacaktık.

    Yorum yok, yalnızca anımsattım

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  3. Tek dünya devleti olmadan ordular lağvedilemez diye düşünüyorum.Tek dünya devletinin yolu ise ancak pax americana’nın rusya ve çini çözmesiyle mümkün olabilir.Onun da yakın bir gelecekte olması zor.

    Aklı başında bir insanın askerlik yapmayı arzulaması ise bence absurd bir durumdur.O yüzden inanıyorum ki gün gelecek ve dünya bu saçmalığa bir son verecektir.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  4. İnsanın çıkarları söz konusu olduğu sürece savaş kaçınılmazdır. Haklısı-haksızı aynı yerdedir gözümde.

    Bütün bu aptallıklar ya tüm tür yok olana ya da evrilene kadar devam edecektir.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  5. ”Farklı çıkarlar olunca savaş kaçınılmazdır.” düşüncesine katılmıyorum.

    Mesela Avrupa Birliği, hem farklı milletler ve farklı dini inançlar bir aradalar, hem de bu halklar kendi içinde sosyalisti,dincisi ,muhafazakarı,liberali..vs pek çok değişik çıkar sahibi gruplar olarak ayrıca bölünmüş vaziyetteler…Öyleyken yine de insanlar bir arada ve savaşmadan yaşayabiliyorlar. Bu modelin Dünya’ya uygulanması zor olabilir ama bence imkansız değildir.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  6. Örnek verdiğin Avrupa son yüzyılda iki büyük dünya savaşının sebebi ve merkezi.

    Ayrıca Sırbistan, Yugoslavya, İrlanda, Arnavutluk vs de sayılabilir. Avrupa savaşın asıl kaynaklarından birisi. (Sömürge anlayışlarını ve sömürdükleri ülkeleri saymıyorum bile henüz)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  7. “Örnek verdiğin Avrupa son yüzyılda iki büyük dünya savaşının sebebi ve merkezi.

    Ayrıca Sırbistan, Yugoslavya, İrlanda, Arnavutluk vs de sayılabilir. Avrupa savaşın asıl kaynaklarından birisi. (Sömürge anlayışlarını ve sömürdükleri ülkeleri saymıyorum bile henüz)”

    Avrupa’nın geçmişte savaşlara sahne olmasıyla bugün yakaladığı barışı ve huzur ortamını tezat gösterme gayretinin konuyla ilgisi nedir? Geçmişte bu milletler birbirini doğramış olabilir.Fakat bugün bir aradalar ve savaşmadan geçinebiliyor.Demek ki geçmiş hatalardan ders alınmış.

    Avrupa nasıl ? asıl savaşın kaynaklarından biridir?Önceki mesajında insanların çıkarları olduğu sürecek savaş kaçınılmaz demiştin..Şimdi avrupa olmasaydı dünya güllük gülistanlık olurdu mu diyorsun?

    Avrupa’ya karşı eskiden kızarak bakardım..Ateist olduğum halde, bilim ve rasyonel düşünceye inanan biri olduğum halde avrupaya gıcık olurdum..bu bir çeşit altta kalma,daha aşağı bir kültürden gelme psikolojisinin kalıntısı bir duygusallıktır..Bu duygu dünyanın gidişatını rasyonel değerlendirmemizi engeller.Özellikle yurdum aydınında sık gördüğümüz batı karşıtı söylemi doğurur.

    Gerçekte ise hayatımıza katılmış, insanlık onurumuzu yücelten ne varsa,direk veya dolaylı olarak bir bakıma avrupaya borçluyuz.Ve gelecek zamanlarda da, insanlığı daha yukarı taşıyacak olumlu katkıların geleceği adresin Avrupa olduğunu bilmek için müneccim olmaya gerek yoktur.:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  8. “Haksız savaşa karşıyım.” diyebilirim. Ama bir savaşa karşı olmak için önce savaşın nedeni ve tanımlaması yapılmalı. Birçok savaş çeşiti var; yerel savaşlar, genel savaşlar, iç savaşlar, gerilla savaşları ve -şimdilerde baya yaygın olan- psikolojik savaşlar ilk aklıma gelenlerden.

    İki devletin aslında direkt olarak karşı karşıya gelmeden savaştığı savaşlar en tehlikelisi diye düşünüyorum. Bunun en iyi örneği, II. Dünya Savaşı’ndan sonra SSCB ve ABD arasında piyonlar aracılığıyla yapılan soğuk savaştır. Bu iki devlet doğrudan birbirlerine karşı gelmektense El Salvador, Afganistan, Angola, Küba gibi pek çok devleti kullarak güçlerini bir diğerine kabul ettirmeye çalıştılar. Hem birçok kişinin hakkını ihlal ettikleri hem de genel olarak Dünya dengelerini bozup yalnıca kendi çıkarlarını gözettikleri için, bu tip güç ve iktidara yönelik savaşlara da karşı durulmalı… Bunların haricinde konvasiyonel silahlarla birlikte yapılan savaşların dışında nükleer savaşlar da şiddetle karşı çıktıklarımdandır.

    Bu devlet savaşları bir yana… Öncül olan şey savaşmak değil, hak almaksa ezen devletin kendisine karşı açılmış savaşların içerisinde -genellikle gerilla tekniği ile yapılan savaşlarıdır- bulunabilirim. Bunun gibi hak savaşlarında genellikle iki düzenli ordudan bahsedilemez. Çünkü halktan oluşan küçük topluluklar savaşın içindedir. İç savaşlar da buna örnek verilebilir. Çoğunlukla da devrimle sonuçlanır veya halkın talep ettiği hakların alınmasıyla savaş biter, barış olur.. ETA, IRA gibi örgütler örnek olarak verilebilir. Küba ise, yine gerilla yöntemiyle savaşmaya başlamış ve devrimle nihayetlenmiş “hak savaşları”na örnektir…

    Haksızlık varsa ve demokratik yollardan barış ile bu haklar alınamıyorsa, Bask Bölgesinde ETA ile, İrlanda’da İRA ile, Filistinde molotov kokteyli atan poşulu bir gösterici olabilirim…

    Barış için kaçınılmaz bir savaş varsa, savaştan yana olurum.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  9. Okulda bir derste bir teori görmüştüm ilginç gelmişti. 2 düşman ülkenin birbirine doğrulttukları nükleer silahlar varsa aslında orada barış vardır demişti. Çünkü 2 ülke de birbirine bu silahları kullanmaya gtü yemez demişti. Bu da ilginç bak …

    Savaş olmazsa insan agresyonunun başka hedeflere yöneleceği düşüncesindeyim. Dikkat ederseniz özgürlüklerin (internet kullanımı, insan hakları vs) piyasaya daha çok çıktığı dönemler kapitalizmin daha vahşileştiği dönemlerdir. Tüketimin bir kültür haline geldiği, markanın bir güven unsuru oluşturduğu zamanlar savaşın azaldığı ama bir kesmin diğerini parasal olarak daha fazla domine ettiği zamanlara zamanlara denk düşer.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  10. Sayın baal,

    Irkçılığın (bakın milliyetçilik bile değil) en yoğun yaşandığı yer Avrupa olmuştur. Fakat ben Avrupa olmasaydı şu an her yer güllük gülistanlık olur falan gibi bir şey iddia etmedim, etmiyorum. Avrupaya kızarak bakmıyorum veya gıcık olmuyorum ayrıca.

    Bütün bilimsel ve teknolojik gelişmelerin hızı savaşlarda 4-5 katına çıkmıştır. Bunu inkar etmiyorum.

    Belki söz doğrudur. Avrupa ne kadar savaşa hazırsa barış ve huzur ortamını o derece sağlıyordur. (Bazen arada patlak veriyor işte dünya savaşları falan, onlarda gelişmek için. Olur o kadar)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.