14 yorum “Epey iri bir adamın küçük çocuğunu döverken gördünüz…”
Büyük bir çocuk kendinden yaşça çok küçük bir çocuğu dövüyordu. Nasıl oldu bilemedim, kendimi bile şaşırtır bir tepkiyle büyük çocuğa var gücümle bağırıp üzerine yürümüştüm. Güvendiğim bir özelliğim yoktu, bir abim falan da. Hiç düşünmeksizin gösterdiğim bir tepkiydi. Bu yine benzer tavrı gösterebilirmişimi işaret etse de bilemem, insanlık işte.
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
kayıtsız kalmam mümkün değil. En samimi ve sevecen tavrımla (adam iri ya !) diplomatik bir girişimle başlayıp, çocuğa siper olurdum. Bazen tatlı dil yılanı ya da bir öküzü bile yola getirebilir… Etrafımızda gittikçe azalan bir grup da olsa; ne kadar duyarlı insan varsa, yardıma koştuğumuz o an anlayabiliriz. Eminim, ilk adımı attıktan sonra, peşimizden araya girecek başkaları da olacaktır… Bu gibi durumlarda ilk adımı atmakta zorlanırız hep..
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
İri olması diri olması farketmez et ve kemik dışında bir canlı formu değilse kararlı olduğum bir tepkiden vazgeçirmez bu durum ama o an ne kadar duyarlı olunduğuyla, soğukkanlılıkla, kontrollü olabilmekle ilgili neticede. Benzer bir durum karşısında balkondan bağırarak tepki vermiştim. Kadın sokakta vuruyordu çucuğa yani onu eziyordu, aşağılıyordu, nevrozunu pekiştiriyordu sayısız açıdan. Böyle durumlarda travmalarıma geriliyorum sanırım ve kontrolsüz olabiliyorum.
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
İri yarı olmayan birisi ufak bir çocuğu dövüyordu.
Adamı tanıdım, sokağın başındaki restoranın sahibiydi, çocuğun da yanındaki çıraklardan birisi olduğunu düşünerek çok sinirlendim.
Yakasından tutarak, sinirli bir şekilde, şimdi tam olarak anımsamadığım “ne yaptığını sanıyorsun, ne hakla çocuğu dövüyorsun?” türünden bir soruma çekingen bir şekilde “benim oğlum” cevabı alınca birden afalladım.
Çocuğa da doğrulatmak için “Bu senin baban mı?” diye sorup, “Evet” cevabını alınca, adamın yakasını bıraktım, söyleyecek bir şey bulamayıp, uzaklaşırken, oradan geçen bir yaşlı teyzenin, “Babası da olsan, çocuğunu sokağın ortasında dövemezsin!” sözlerini duyduğumu anımsıyorum.
Ben sanki, baba çocuğunu istediği gibi dövebilir mantığını kabullenmiş gibi davranıp, oğlu olduğunu öğrenince uzaklaştım, teyze de dövebilirsin ama sokakta değil mantığını kabullenmiş gibi davrandı.
Sanırım ben, üç kuruş paraya çalıştırdığı yamağı dövüyor düşüncesi ile çok sinirlenip, sonra kendi çocuğu olduğu cevabına şaşırıp, yamağını dövmeye nazaran daha hafifletici bir durummuş gibi algılayıp, afallayıp oradan uzaklaştım.
Ha, şimdiki aklınla, düşünüp taşınıp ne yapardın diye sorsanız, belki başkalarına göre daha saçma gelebilecek olan bir şey yapardım: Çocuğa dönerdim ve “Bak evladım, baban, sen güçsüzsün, karşılık veremiyorsun diye, hoşuna gitmeyen bir şey yaptın diye seni dövüyor. Bekle, sabret, sen 30’una baban 60’ına geldiğinde, baban senin hoşuna gitmeyen bir şey yaptığında, bu günleri anımsayıp, bu sefer sen döversin babanı.” derdim.
Ama bunu söyleme amacım, kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla diyerekten, adamın bir çıkarımlar yapmasını ummak olurdu.
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
şiddet, şiddeti doğuruyor her ne kadar şiddete karşıyım bulaşmam, aman benden uzak olsun filan diye düşünsemde…
minnacık bir kediyi kuyruğundan tutup sallayan bir çocuğu uyarmıştım bi gün. çocuk yani ufak daha 7-8 yaşlarında var yada yok.. dinlemedi beni elinden aldığım kediyi az ilerde bıraktım peşimden gelip yeniden aynı hareketi yapınca, küçük sayılacak ellerimle çocuğun bacağını tuttuğum gibi yerlere fırlatmıştım. bu nasıl bir öfkedir!!!!!
sonra da oturup ağladım dakikalarca… ailesinden girdim, sülalesinden çıktım, soy ağacı çevresi v.s düşündüm durdum… neydi bu çocuğu ve beni bu hale getiren???
ve bir çocuğu döven kim olursa olsun, ailesi yada başka biri sanırım dalarım hiç düşünmem kimdir nedir… bu yüzdendir ki; televizyonda haber v.s izlemiyorum… içim içimi kemiriyor zira haberleri izlerken:(( gerçekten içimde bir kuduz köpek peydah oluyor lakin kimseyi ısıramıyorum…
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
Atılan bir tokat, etrafında büyüyen halkalar meydana getiren, göle atılmış bir taş gibidir.
Tokat yiyen, genelde tokat atar. Ve genelde yediğinin fazlasını atar. O nedenle, bir tokat atarak, aslında belki de, biz öldükten yüzyıllar sonra dünyaya gelecek bir çocuğa bile tokat atmış oluyoruz…
Ökfe, kin, nefret, intikam, şiddet, içimizde olan duygular ama zaten insanı hayvandan ayıran özelliklerden birisi de, iç güdülerini akıl süzgeçinden geçirebiliyor olması.
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
Yani simdi dayak ölçüsüne göre tepki verirdim. Çocuğun fiziksel ve psikolojik yapısını bozacak ölçüde olduğunu görürsem, kendimi tutabilirsem polise haber verirdim. Aksi halde bir iki ufak tokattan hoşnutsuz olsam da olay çıkarmazdım.
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
Daha önce başıma geleni anlatmıştım, yine başıma benzer bir durum geldi. Daha öncekinde en azından müdahale etmiştim ama bu sefer bir kadın çocuğun kafasına 2 tokat attı, çok sinirlendim, moralim bozuldu ama nutkum mu tutuldu, bir şey diyemedim, yapamadım 🙁 Bir şey yapmadığım, en azından o çocuğun bunun yanlış bir şey olduğunu anlaması için bir şey dememiş olduğum için en çok kendime kızdım. Ufacık bir şey bile orada çocuğun bunun yanlış olduğunu, annesinin kendisini dövme hakkı olmadığını, yanlış bir şey yaptığını anlamasını sağlardı oysa…
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
Çocuk , kedi ,köpek, yaşayan her canlının bilerek fiziksel ya da ruhsal şiddete maruz kalmasına seyirci kalmam kendim şiddet görmeyi göze alırım yine de duramam, illaki karışırım yardım etmeye çalışırım olmadı enerjimi kullanırım 🙂
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
Büyük bir çocuk kendinden yaşça çok küçük bir çocuğu dövüyordu. Nasıl oldu bilemedim, kendimi bile şaşırtır bir tepkiyle büyük çocuğa var gücümle bağırıp üzerine yürümüştüm. Güvendiğim bir özelliğim yoktu, bir abim falan da. Hiç düşünmeksizin gösterdiğim bir tepkiydi. Bu yine benzer tavrı gösterebilirmişimi işaret etse de bilemem, insanlık işte.
Üç arkadaş bir yaz günü yaya olarak yolculuk yapmak zorunda kalıyorlar.
Biri Türk, biri Kürt, diğeri de Ermeni.
Ama Ermeni olan aynı zamanda papaz.
Sıcak, bir süre sonra yolda susuyorlar.
…
Etrafta su yok.
Bağların olgun zamanı.
“İki salkım üzüm yiyelim de ağzımız ıslansın,” diye
Bir bağa giriyorlar.
Bağın sahibi bir Türk ama onu görememişler.
“Kaç paraysa veririz,” diyerek yemeye başlamışlar.
Bu sırada bağın sahibi gelmiş.
Bakmış üç kişi üzümünü yiyorlar.
Fena bozulmuş ama üç kişiyle de başa çıkamayacağını düşünmüş.
Birine bakmış, kıyafetinden Ermeni ve papaz olduğu belli.
Diğerine bakmış, konuşmasından Kürt olduğunu anlamış.
Üçüncüsü de Türk.
Dönmüş Ermeni’ye,
“Bak bu adam Türk, yesin malımı.
Benim kanımdandır.
Helali hoş olsun.
Bu da Kürt’tür ama din kardeşimdir.
Sen niye yiyorsun benim üzümü mü?” demiş.
Bu laf, üzerlerine sorumluluk yüklenmeyen
Türk ve Kürt’ün hoşuna gitmiş.
Adam, papazı bir güzel dövmüş.
Kıpırdayacak hal bırakmamış, yere uzatmış.
Bağ sahibi biraz sonra Kürt’e dönmüş.
“Müslümansın da niye sahipsiz bağa giriyorsun.
Bu adam benim kanımdan yediyse afiyet olsun,
Çünkü o Türk’tür.
Kardeşimdir,” diyerek bir güzel onu da dövmüş
ve yere uzatmış.
Bu durum Türk’ün hoşuna gitmiş.
Biraz sonra Türk’e dönmüş ve “Tamam anladık Türk’sün,
Aynı kandanız, aynı dindeniz ama sahibi olmadan başkasının
bağına girilir mi?” diyerek Türk’e de vurmaya başlamış.
Türk yumrukla yere yuvarlanınca Kürt’e dönmüş ve
“Biz,” demiş
“papazı dövdürmeyecektik.”
kayıtsız kalmam mümkün değil. En samimi ve sevecen tavrımla (adam iri ya !) diplomatik bir girişimle başlayıp, çocuğa siper olurdum. Bazen tatlı dil yılanı ya da bir öküzü bile yola getirebilir… Etrafımızda gittikçe azalan bir grup da olsa; ne kadar duyarlı insan varsa, yardıma koştuğumuz o an anlayabiliriz. Eminim, ilk adımı attıktan sonra, peşimizden araya girecek başkaları da olacaktır… Bu gibi durumlarda ilk adımı atmakta zorlanırız hep..
Birisine vurmak suçtur.
Misafir harikaydı.. 🙂
İri olması diri olması farketmez et ve kemik dışında bir canlı formu değilse kararlı olduğum bir tepkiden vazgeçirmez bu durum ama o an ne kadar duyarlı olunduğuyla, soğukkanlılıkla, kontrollü olabilmekle ilgili neticede. Benzer bir durum karşısında balkondan bağırarak tepki vermiştim. Kadın sokakta vuruyordu çucuğa yani onu eziyordu, aşağılıyordu, nevrozunu pekiştiriyordu sayısız açıdan. Böyle durumlarda travmalarıma geriliyorum sanırım ve kontrolsüz olabiliyorum.
İri yarı olmayan birisi ufak bir çocuğu dövüyordu.
Adamı tanıdım, sokağın başındaki restoranın sahibiydi, çocuğun da yanındaki çıraklardan birisi olduğunu düşünerek çok sinirlendim.
Yakasından tutarak, sinirli bir şekilde, şimdi tam olarak anımsamadığım “ne yaptığını sanıyorsun, ne hakla çocuğu dövüyorsun?” türünden bir soruma çekingen bir şekilde “benim oğlum” cevabı alınca birden afalladım.
Çocuğa da doğrulatmak için “Bu senin baban mı?” diye sorup, “Evet” cevabını alınca, adamın yakasını bıraktım, söyleyecek bir şey bulamayıp, uzaklaşırken, oradan geçen bir yaşlı teyzenin, “Babası da olsan, çocuğunu sokağın ortasında dövemezsin!” sözlerini duyduğumu anımsıyorum.
Ben sanki, baba çocuğunu istediği gibi dövebilir mantığını kabullenmiş gibi davranıp, oğlu olduğunu öğrenince uzaklaştım, teyze de dövebilirsin ama sokakta değil mantığını kabullenmiş gibi davrandı.
Sanırım ben, üç kuruş paraya çalıştırdığı yamağı dövüyor düşüncesi ile çok sinirlenip, sonra kendi çocuğu olduğu cevabına şaşırıp, yamağını dövmeye nazaran daha hafifletici bir durummuş gibi algılayıp, afallayıp oradan uzaklaştım.
Ha, şimdiki aklınla, düşünüp taşınıp ne yapardın diye sorsanız, belki başkalarına göre daha saçma gelebilecek olan bir şey yapardım: Çocuğa dönerdim ve “Bak evladım, baban, sen güçsüzsün, karşılık veremiyorsun diye, hoşuna gitmeyen bir şey yaptın diye seni dövüyor. Bekle, sabret, sen 30’una baban 60’ına geldiğinde, baban senin hoşuna gitmeyen bir şey yaptığında, bu günleri anımsayıp, bu sefer sen döversin babanı.” derdim.
Ama bunu söyleme amacım, kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla diyerekten, adamın bir çıkarımlar yapmasını ummak olurdu.
şiddet, şiddeti doğuruyor her ne kadar şiddete karşıyım bulaşmam, aman benden uzak olsun filan diye düşünsemde…
minnacık bir kediyi kuyruğundan tutup sallayan bir çocuğu uyarmıştım bi gün. çocuk yani ufak daha 7-8 yaşlarında var yada yok.. dinlemedi beni elinden aldığım kediyi az ilerde bıraktım peşimden gelip yeniden aynı hareketi yapınca, küçük sayılacak ellerimle çocuğun bacağını tuttuğum gibi yerlere fırlatmıştım. bu nasıl bir öfkedir!!!!!
sonra da oturup ağladım dakikalarca… ailesinden girdim, sülalesinden çıktım, soy ağacı çevresi v.s düşündüm durdum… neydi bu çocuğu ve beni bu hale getiren???
ve bir çocuğu döven kim olursa olsun, ailesi yada başka biri sanırım dalarım hiç düşünmem kimdir nedir… bu yüzdendir ki; televizyonda haber v.s izlemiyorum… içim içimi kemiriyor zira haberleri izlerken:(( gerçekten içimde bir kuduz köpek peydah oluyor lakin kimseyi ısıramıyorum…
Atılan bir tokat, etrafında büyüyen halkalar meydana getiren, göle atılmış bir taş gibidir.
Tokat yiyen, genelde tokat atar. Ve genelde yediğinin fazlasını atar. O nedenle, bir tokat atarak, aslında belki de, biz öldükten yüzyıllar sonra dünyaya gelecek bir çocuğa bile tokat atmış oluyoruz…
Ökfe, kin, nefret, intikam, şiddet, içimizde olan duygular ama zaten insanı hayvandan ayıran özelliklerden birisi de, iç güdülerini akıl süzgeçinden geçirebiliyor olması.
Yani simdi dayak ölçüsüne göre tepki verirdim. Çocuğun fiziksel ve psikolojik yapısını bozacak ölçüde olduğunu görürsem, kendimi tutabilirsem polise haber verirdim. Aksi halde bir iki ufak tokattan hoşnutsuz olsam da olay çıkarmazdım.
Çok güzel anılarınız. Teşekkür ederim paylaştığınız için.
Daha önce başıma geleni anlatmıştım, yine başıma benzer bir durum geldi. Daha öncekinde en azından müdahale etmiştim ama bu sefer bir kadın çocuğun kafasına 2 tokat attı, çok sinirlendim, moralim bozuldu ama nutkum mu tutuldu, bir şey diyemedim, yapamadım 🙁 Bir şey yapmadığım, en azından o çocuğun bunun yanlış bir şey olduğunu anlaması için bir şey dememiş olduğum için en çok kendime kızdım. Ufacık bir şey bile orada çocuğun bunun yanlış olduğunu, annesinin kendisini dövme hakkı olmadığını, yanlış bir şey yaptığını anlamasını sağlardı oysa…
Çocuk , kedi ,köpek, yaşayan her canlının bilerek fiziksel ya da ruhsal şiddete maruz kalmasına seyirci kalmam kendim şiddet görmeyi göze alırım yine de duramam, illaki karışırım yardım etmeye çalışırım olmadı enerjimi kullanırım 🙂
Hamlet was here da pek beğenmiş ayakkabıyı 😀