Eşcinsellikle dalga geçilmesine kıl kapanlardanım. Eşcinsel taklitlerinin sığlığı beni hiç güldürmüyor. Geçenlerde bir grup arkadaş, bir bara gitmişler. Orada gey ve lezbiyen çiftler görmüşler. Arkadaş olayı şu cümleyle ifade ediyor; “Arkamı döndüm ne göreyim, erkek erkeği öpüyor. Resmen yiyişiyorlardı (eliyle ağzını kapatarak gülüyor). Nasıl güldük, nasıl? Erkek arkadaşımı nasıl kesiyorlardı biliyor musun? Hatta erkek arkadaşım dedi ki, ‘İlk defa rahat ettim, sana asılan yok’.. (gülmeler)”
Anlamıyorum, aynı cins insanların öpüşmesinde komik olan nedir? Tuhaf geldi dersin de gülünecek ne var, anlamış değilim. Ayrıca eşcinsel diye yanındaki kıza, erkeğe iş olacak değil ya. Heteroseksüel birlikteliklerde de aldatma, asılma olayları yok mu? Sarkmalar, yavşamalar? Özetle gülünecek bir şey yok. Herkes aynaya baksın. (:)
“”Eşcinseller Küçük Düşürülüyor”
11833 ‘Bilinmeyen Numaralar’ rehberlik servisinin son reklamına eşcinsellerden tepki yağıyor. Kaos Gay ve Lezbiyen Kültürel Araştırmalar ve Dayanışma Derneği (Kaos GL) “Tek tip bir eşcinsellik yoktur ve tek tip bir eşcinsel imajının davranışı da yoktur. Fakat, 11833 bilinmeyen numaralar servisi reklamı eşcilselliği karikatürize ederek sunmaktadır” dedi.
Reklama tepki gösteren, Kaos Gay ve Lezbiyen Kültürel Araştırmalar ve Dayanışma Derneği (Kaos GL), reklamın eşcinselliği tektipleştirerek ‘kötü bir espiri’ yaptıklarını kaydederek reklama tepkilerini şöyle dile getirdiler:
“Türk Medyasında, tv’sinde ve sinema sektöründe erkek eşcinselliği her zaman karikatürize edilerek sunulmaktadır. Bu da eşcinselliğe ilişkin sterotipleri beslemektedir. Bizler sürekli olarak tek tip bir eşcinsel olmadığının ve tek tip bir eşcinsel imajının da davranışında olmayacağını söylüyoruz. 118 33 reklamı bu imajı besleyen bir durum. Bu reklamıyla 11833’ün reklamcıları ne kadar yaratıcılıktan yoksun olduklarını ve müşteri hedef kitlesi olarak da bu kadar ‘kötü bir espriye’ gülecek kişileri tercih ettiklerini bize söylüyor.”
Şikayetlerde öne çıkanlar ise şöyle: “Bilinmeyen numaralar servislerinin reklam filminde yer alan ve karikatür bir eşcinsel imajı ile ekranlarda olan kişinin eşcinselliği ve eşcinselleri doğru şekilde anlatmadığını görüyoruz. Eşcinsellik hala bir eğlence biçimi ve eğlence unsurunun bir parçası olarak görülüyor.Eşcinsellik, karikatüristik bir algı olarak sunulmamalı ve toplum içinde yaygın olan bu yanlış algının giderilmesi yönünde çalışmalar yapılmalı.Toplumda eş cinselleri dışlanırken, iş ilgi çekmeye çalışmaya gelince nedense eş cinseller hep kullanılmaya çalışılıyor.””
Genel olarak insanlar normalin dışında kalan herhangi bir şeyi anlamaya, algılamaya çalışmak yerine bu tarz yaklaşımlar üretiyorlar. İşin kolayına kaçıyorlar.
Normal olan eşcinsellik olsaydı ve farklı olan ya da azınlıkta olan heteroseksüeller olsaydı bu kez de onlar üzerinden bu tarz davranışlar geliştirilicekti. Bence farklı olan her şey anlşılmaya veya anlamaya çalışmaya değerdir..
Ayrıca 118 in bütün reklamları çok vasat 🙂
Stavrogin inanırsa, inandığına inanmaz
inanmazsa, inanmadığına inanmaz
Dostoyevski, Cinler
Aynı tiplemenin karikatürize edilmesi rahatsız edici gelebilir, bu yüzden tepkilerinde haklı olabilirler. Fakat olaya başka bir açıdan bakmak gerekir. Bu tür medya aracılığı ile eşcinselleri normalleştirme çabaları bence olumludur. Hele ki bu toplumun büyük bir kısmı eşcinselliği hastalık, sapıklık, gibi unsurlar içerdiğini sanırken. Toplumun eğitilmesi gerekir fakat, bu süreci hızlandırmanın en etkin yolu normalleştirmedir. Eşcinselliği normal görmeli ki insanlar önyargısız bakıp öğrenebilsin, eğitilebilsin.
Zaten eşcinseller toplumdaki kabullenilişlerine bozuklar. Öpüşen gey çifti reklamda oynatsalardı bu normalleştirme girişimi sayılabilirdi. Sonrasında şikayetler, RTÜK’ler, TV’lerde tartışmalar, gey protestoları falan. Bir itme olurdu, sonra az bükülme. Az bükülmüş olmak – bunu normalleştirmeyi anlatırken kullanıyorum okuyucu dikkat- 😉
Kardeşimiz eşcinsel olsa….. Ne düşünürüz…
Konuyu genelden bireye çekelim…….
Çünkü ateş düştüğü yeri yakıyor bu kahrolası dünyada…
reklamda görülen karakterler, marjinal sahne tipleriyle birlikte eşcinselliğe uzak toplum tarafından bir kimlik biçiliyor. dolayısıyla her feminen her ağzı bozuk her cazgır her küpeli erkek eşcinseldir imajı ciziliyor. bu tür marjinal karakterler üzerinden tanınan-bilinen eşcinselliği toplumun kendi yaşamları içerisinde kabullenebilmesi de mümkün değil. oysa ki kasap ali’nin eminönündeki işportacı ahmet’in öğretmen elif’in kaportacı mehmet’inde de eşcinsel olduğu-olabileceği asla kabul edilemez görülüyor.
sistem, eşcinselliğin marjinallliğini kullanıyor bu marjinalliğinden nemalanıp reklam yapıyor, bu yolla büyük prim sağlıyor kendisine, bunu idrak eden toplum da eşcinselliği kendi hayatının ötesinde yaşanaduran bambaşka bir yaşam stili olarak görüyor. kendi hayatı dışındaki herkesi reddedip dışlayabileceği ayrımcılığa tabi tutulabileciğini cok önceden içselleştirmiş toplum tıpkı diğer ötekiler gibi eşcinselliği de ötekileştiriyor.
Kardeşim gey ya da lezbiyen olsaydı, onu yine sevmeye devam ederdim. Hayatını kolaylaştırmaya çalışırdım. Onu yalnızlaştırmaya, itmeye çalışmazdım.
Ateşi yakan sensin zaten, kahrolası dünyadan bahsediyor bir de… Kardeşim kardeşimdir, her zaman onun yanında olurdum bütün sevgimle.
Bu tür karakterleri dizilerde,reklamlarda vs. göstererek halkın nazarında normal bir durummuş gibi olağan birşeymiş gibi gösteriliyor..
Ahlak çöküntüsü işte..
Medya işini iyi biliyor..
Yazık bu eşcinselliği normalleştirerek sonradan bu tipler yüzünden buna bulaşan gençlerimizi ne hale getirdiler..
ben reklamı çok sevdim, bu yazıyı okuyana kadar da eşcinsellikle alakasını anlamamıştım. işin o kısmından bakmak aklımın ucundan geçmemiş demekki:)) adam çok şirin söylediği melodi de ağzıma sakız oldu…
sonuç olarak reklam başarılı demkki:) hepsi bu…
“haayydi eller, 11833 yani 11833 33 33”
Ahlak çöküntünü al, cilbabının altına sok. Bu süper ahlaklı güruhun gerizekalı gibi konuşup başkalarından ne istediğini anlamak mümkün değil.
bu arada “ahlak çöküntüsü mü? ” bırakın allah aşkına bu kadar çökmeye müsait ahlak olursa toplumda, sinek vızıltısından da çöker ahlak dediğiniz şey:))
sahi ahlak nedir?
hem reklamda, dünyada ve geçmişte olmayan bir figürü zembille gökten indirmemişler sanırım. yani var olan ve olacak olan bir figür sadece “ahlak çöküntüsü “dediğiniz şey. sen gibi, ben gibi, biz gibi var.. vardı olmaya da devam edecek öyle değil mi?
“”Ateşi yakan sensin zaten,
Misafir tarafından Salı, 12/04/2011 – 13:53 tarihinde gönderildi.
Ateşi yakan sensin zaten, kahrolası dünyadan bahsediyor bir de… Kardeşim kardeşimdir, her zaman onun yanında olurdum bütün sevgimle.””
Reklamcılar karakterden rahatsız oldu NORMAL olan kardeşini getirdiler. Milletin sağduyusu misof…
Hahaha.. bence tepkiler reklamcıların işine yaradı. Ekmeklerine yağ sürdü. Şimdi başka başka duyarlı taktikler peşindeler.
Şifre, normali niye anormal yazdın ki? Okuyamıyor muyuz? Normallik görecelidir. Teknik anlamları dışında kullanıldığında hükmü de yoktur. Bence milletin yerine, kendi sağduyularımıza sahip olalım yeter. Artar da.
*Escinsellerin neden ve hangi toplumlarda asagilandiklarina veya hastalikli/sapkin gibi gorulduklerine baktigimizda aslinda cevabi cok da guzel ve net bir sekilde aliyoruz. Insanlar eslerini secebiliyorlarsa, eslerinin cinsiyetlerini de secebilirler.Bu cok normal degil mi?
*Tersten bakin olaya… Diyelim ki bayansiniz ve erkeklerden hoslaniyorsunuz.Buraya kadar her sey normal degil mi? Peki, simdi size toplumun baski yaptigini dusunun.Karsit cinsle evlenmenin/birlikte olmanin yasak oldugu bir toplumda yasiyorsunuz.Bayan oldugunuz icin de sadece bayanlarla birlikte olmaniz “normal” karsilaniyor.
*Eeeee n’olcak simdi? Siz bir bayan olarak erkeklerden hoslanirken sirf toplum dayatmasi diye gidip bir bayanla mi birlikte olacaksiniz?
G Milat
ŞİFRE arkadaşımın eline sağlık, bu ateistlerin tek derdi farklı görünmek, farklı görünmek için yapmayacakları şey yok. Eşcinselleri dünyanın en ahlaklıları yapacaklar utanmasalar, onlara göre montla defi hacet etmek bile normal. Bu nasıl felsefe, bu nasıl sanat, ibretle izliyoruz.
(ned)
abi montla sıç diyorum ben. öneridir naçizane..
(ned)
of of.. :)) ya karnım ağrıdı gülmekten..bu kadar gülmemiştim şurada..
(ŞİFRE)
Reklamcılar karakterden rahatsız oldu NORMAL olan kardeşini getirdiler. Milletin sağduyusu misof…
(Ned)
Şifre, normali niye anormal yazdın ki? Okuyamıyor muyuz? Normallik görecelidir. Teknik anlamları dışında kullanıldığında hükmü de yoktur. Bence milletin yerine, kendi sağduyularımıza sahip olalım yeter. Artar da.
Tartışmak değil niyetim, Önce kendinize bir bakınız sonra beni eleştiriniz diye yazıcam naçizane.
Çok okumak ve okuduğunu Yaşama entegre etmek pek kafi olmuyor bazen ne dersiniz…..
Önce siz kendi sağduyunuza sahip çıkınınız yeter. Hani demişsiniz ya efendim;
Kardeşim gey ya da lezbiyen olsaydı, onu yine sevmeye devam ederdim. Hayatını kolaylaştırmaya çalışırdım. Onu yalnızlaştırmaya, itmeye çalışmazdım.
Ben pek sanmıyorum bazen davulun sesi uzaktan hoş gelir ve de ayrıca dilin kemiği yok her tarafa döner efendim. Sizin bu tevazunuz sizi bağlar geneli değil sizde takdir edersenizki. Genelin sağduyusu ağır basar bu Ülkemde….
“Sakin ahlak kurallarini çignemeyin çünkü öcünü çabuk alir.”
TOLSTOY
Millete Montuyla sıç Önerisinde bulunan siz Normal,
Ben Normali “NORMAL” yazınca anormal.
Açtığınız konu başlığının özü Reklam, Ben de ;
Ali AĞAOĞLU nun reklam sloganını kullanıcam müsadenizle:
“Hep hayal ederdim Montumla sıçabilirmiyim diye, Sıçtım oldu. ”
İyi oluyormuş tavsiye ederim sizde bir deneyiniz…
Saygılar Efendim.
Aferin Şifre, iyi sıçmışsın! 🙂
Salih abi, sen de bi dene abi bırak inadı.
Teşekkürler Ned,
Saygılar efendim.
Şifre misin nesin, sıtkımız sıyrıldı be senin gibi düdüklerden. Ahlak satanlardan, bize iyiyle kötüyü anlatalardan, kardeşimizi veya bir başkasını sevgiyle kucaklamamıza bile tahammül edemeyip orasından burasından ateş çıkaranlardan, sanmıyorum edalarıyla ortada fink atan zerresizlerden. Benim eğer bir gay kardeşim olursa, o sanmadığın şeyi alnının ortasına yapıştırırım bak, şifren bozulur pin puk peşinde koşarsın sonra, geçtim normali/anormali aman ha imasını bile yapma. Şu salih midir nedir de defolsun gitsin be kardeşim, cafe-down mı burası?
Rica ederim. Mesajlarım kısa ve özdür. Yukarıda güzel izahatlar var yeterince. Ayrıcalıklı saygınızı da kabul etmiyorum efenim! Sizin olsun.
Hastalık mı ki eşcinselik? Veya sapıklık mı? Bulaşır mı? Yaygınlaşır mı? Öğrenilebilir, öğretilebilir bir şey mi?
Hepsi çok yakında bu başlık altında…
xenix: Takiplerim
Ülkene de, geneline de, sağduyuna da.. ulan söyle o zaman sen ne yapacaksın, ülken ne yapacak, sağduyun ne yapacak gay birini gördüğünüzde? Davulu yaklaştır hele, sokunduruk saygılar demek dışında nasıl bir ses çıkarıyorsunuz daha iyi duyalım? Küfür mü?
aylavyu misaaaaafir, aylavyu misaaaafir, senii sevmeyeeenler, olsunlar kafiiiirr:))
o kadar garip/anlamsız geldi ki, çok ince bir espri vardır bu yazışmalarda benim kafam basmamıştır dedim, öyle dimi :)))
Ateist küfürlü konuşmayalım diyorsa küfür etmesi yakındır, işte ateist ahlakı.
Küfür size daha çok yakışıyor. Siz devam ediniz lütfen.
Öncelikle şu 118 reklamları kadar saçma sapan bir reklam kuşağı ben hayatım boyunca izlemedim. Galiba şirketin Yıllık reklam giderleri çok fazla hesaplanmış ve de amatör reklam şirketlerine peşkeş çekiliyor paralar. Bir ürünün akılda kalması için yapılmış hiç bir şey bu reklamlarda yok.
İlk balık ayhanla başladı, Devamında 2 kişi takside, sonrasında çok afedersiniz 4 tane bayan konsomatris vari bir giyinim, sonra nikah, ve en son ned in açtığı konudaki reklam senaryosu ile tanıtılmaya çalışıldı servis numaraları.
İnanınız benim aklımda bu reklamlardan sadece ne kadar saçma ve gereksiz olduğundan başka hiç bir şey kalmadı. Sizlerin varmı çok merak ediyorum. Yada bu reklamlarda bahsedilen servisleri arama ihtiyacı duydunuzmu.
Konu dağılmasın değilmi misof kediler kek severmi sizce….
Sen hariç misof sana sokunduruk saygı yeter de artar bile…
Diğer Herkese
Saygılar Efendim…
Misofuna da kedine de başlatma ulan. Reklam iyi olmuş kötü olmuş kıvırma, sulandırma, cıvıtma. Bak yukarda sorular var, senin gibi orasından burasından ateş çıkarıp kendinden farklı olanları yakmak derdinde olanlardan mı öğreneceğiz insanı, sevgiyi, ahlakı? Adam ol da cevap ver sokunduruk saygı saçıcılığı yapmaktan vakit bulursan, oyna da boyunu görelim. Homoseksüellerle derdin ne, niye, sen mi daha ahlaklısın, neye göre? Sen önce adam gibi cevap ver bunlara, reklam sektörü ödüllerini sonra dağıtırsın.
Reklam amacına ulaşmış, bak gayet iyi aklında kalmış:))
“orasından burasından ateş çıkarıp kendinden farklı olanları yakmak derdinde olanlardan mı öğreneceğiz insanı, sevgiyi, ahlakı?”
“Homoseksüellerle derdin ne,”
İyide ben bunları çağrıştıracak bir şey yazmadım “ulan”
Reklam,
“Firmanın amacının, müşteriye en iyi şekilde anlatılmasına reklam diyebiliriz.
Misofs lar bir sakin olun ve toz çıkarmadan yavaş yavaş geliniz.
Saygılar Efendim.
Ateş düştüğü yeri yakar diyen deden miydi? Davulun sesi uzaktan hoşgelir diyen nenen miydi? Kardeşim isterse gay olsun, onun gay olması benim ona olan sevgimi etkilemez bütün gücümle yanında olurum diyenlere karşı pek sanmıyorum cevabını veren eben miydi? Homoseksüellerle ilgili bir konuda Tolstoy alıntısı yapıp ahlaksızlık cezasız kalmaz diyen yengen miydi, Tolstoy da mı reklam ödülleri jurisindeydi? Ülkenin geneli, millet, sağduyu zortileri yapan sen değil miydin? Kardeşini normaliyle değiştirmişler diyen sen değil miydin? Şimdi ne diyor: Benim yazdıklarımın homoseksüellerle ne alakası var, benim niye derdim olsun onlarla? Ulan işiniz gücünüz kıvırmak, cıvıtmak, sırnaşmak.
“Ateş düştüğü yeri yakar diyen deden miydi?”
Hayır bendim. Dedem öldü Toprağı bol olsun.
“ Davulun sesi uzaktan hoşgelir diyen nenen miydi?”
Hayır bendim. Nenemde öldü Onunda toprağı bol olsun.
“Kardeşim isterse gay olsun, onun gay olması benim ona olan sevgimi etkilemez bütün gücümle yanında olurum diyenlere karşı pek sanmıyorum cevabını veren eben miydi?”
Hayır bendim. Ebem yaşıyor ama çok yaşlanmış, Bir ayağı çukurda ölüm kapısında bekliyor sinsice…
“ Homoseksüellerle ilgili bir konuda Tolstoy alıntısı yapıp ahlaksızlık cezasız kalmaz diyen yengen miydi, “
Hayır bendim. Çok yengem var hangisinden bahsediyorsun.
“Tolstoy da mı reklam ödülleri jurisindeydi? Ülkenin geneli, millet, sağduyu zortileri yapan sen değil miydin? “
Evet bendim.
“Kardeşini normaliyle değiştirmişler diyen sen değil miydin?”
Evet bendim.
Şimdi ne diyor: Benim yazdıklarımın homoseksüellerle ne alakası var, benim niye derdim olsun onlarla? Ulan işiniz gücünüz kıvırmak, cıvıtmak, sırnaşmak.
Hayır bu ben değil sensin.
Alakası yok belki konuyla ama izledim üzüldüm.. Bağlamak istiyorum.
Bedri BAYKAM Akatlar kültür merkezinde bıçaklanıyor biri tarafından ve hiçbir kimse almıyor arabasına hastaneye götürmek için. Milletin sağduyusu nun sesini duydun mu misof.
Çığlık çığlığa idi..
Ben bu sağduyudan bahsediyorum.
Ve burası Akatlar.
Fatih Çarşamba yada Altınşehir in kırsalı değil. Misofff
Bedri BAYKAM’ a çok geçmiş olsun.
Saygılar Efendim.
Sana sokunduruk saygı saçmaya devam tabi…
Şifre bu ne biçim yazı uslübudur böyle?! Küfürleri dizmişsin, oldu olacak noktasız verseydin! Senin sorunun ne biliyor musun, genelleme yapmak.. Madem yanlış anlaşıldım diyorsun, toplum için değil, millet için değil, kendin için konuş. Kendin bir kişi kalsan da doğrunu savun. Bana burada denizyıldızının hikayesini anlattırma, uzun uzadıya yazdırtma. Öfke sorununu da çöz. Saygı derken dişlerin gıcırdıyor.
Memnuniyetle okurum efendim.
Bu öfkeyle şifrenin sizi bıçaklamadığına şükretmelisiniz sevgili ned.
xenix: Takiplerim
Ben de çözdüm şifreyi, sanırım Bedri Baykam’ı arabasına almayan sürücünün homo olduğundan şüpheleniyor.
Yok xenix, öfkeli falan ama çözdüğüm kadarıyla sağduyulu millet (!) gibi değil.
Misof sizler mitoz bölünme ile mi çoğalıyorsunuz merak ettim. Güzel seyirlik bir hal almaya başladı diyaloğumuz.
Efendiler.
Şifre bırak mayozu mitozu bilmem neyi, senin kardeşin gay olsa ne yaparsın buyur anlat senin sağduyunu görelim.
konu tacizi diye buna denir neden konuyu saptırıyorsunuz amacınız ne sizin???
amacınıza uygun bir konu açıp orda tartışın bence
Stavrogin inanırsa, inandığına inanmaz
inanmazsa, inanmadığına inanmaz
Dostoyevski, Cinler
Özür Diliyorum.
Gereksiz bir tartışma oldu ve uzattım.
Saygılar Efendim.
İyi Geceler.
Benim bir dayım var. Hetero hem de. Ben bu kadar güçlü bir adamı daha hayatımda görmedim. Biz daha 5-6 yaşlarındayken o almanyaya gitmişti, karte kung fu, kayak, judo ne kadar aksiyon iş varsa öğrendi. Ama tekniği olmasa bile, hani eli ağırdenir ya, eli harbiden ağır, tutmak yetiyor, sanki adamın bütün vücut ağırlığı elinde toplanıyor o an. 11-12 yaşındayken otobüste çıkan bir tartışmada sırayla 7-8-9 derken otobüsün yarısını sakin sakin dövdüydü. Evet böyle bir dayım var benim, hem de heteroseksüel. Ama kendimi bildim bileli, sürekli iş açar başımıza. Almanyada halı ticareti yapacağım diye bütün teyzelerimle birlikte bizden de para alır. Altı ay sonra geri gelir, bu kez kuru bakliyat işine başladığını öğreniriz, müthiş bağlantıları vardır ama nakit sıkıntısı olur. Yine alır. Halı işi ne oldu dersen, halılar lokalin deposundan çalınmıştır. Sonra yine gelir, yine alır. Ömrümüz böyle geçti. En son annaannemden kalma 20-30 senelik bir dava sonuçlandı. Dayım annaanneme ait bir tarlayı satmış, parayı almış, sonra ama tarlayı da geri almış, sonra parayı da vermemiş, adam mahkemeye gitmiş, dava filan… Annaanem vefat edeli on yıl oluyor, bize kalan ceza faiziyle birlikte 174 bin lira. Şimdi de bunu ödeyecek kardeşler, ama dayım çiftlik kurma peşinde, organik tarım.
Dayım hetero ama sevmiyorum. Keşke homo olsaydı da bunlar olmasaydı.
Şifre sarhoş musun, nesin ya! Kazayı yap, sonra özür dile. Levent Kırca’nın taklidi gibisin :))
Taklitler aslını yüceltir. Taklitimi takdir etmen hoş bir durum. ::))
Levnet KIRCA iyi bir oyuncu.
Hatta parodilerinde o da seninde yukarda bahsettiğin şekilde erkek eşcinselliğini karikatürize ederdi. Ama Bu reklam cıngılında olduğu gibi tepki almazdı. Ne ilginç değilmi Ned.
Saygılar Efendim.
Bendeniz ilk iletide sisifos un ilk cümlesi ile hemfikirim.
Mesela birisi için sordunuz;
“Homoseksüel mi?”
“Hayır normal.”
Demek homoseksüelite bir nevi anormal.
Anormal olarak gören çok…
Anormal de ilgi çekecek sanılmakta…o reklamın oluşmasının altında yatan düşünce bu.
Homoseksüel olmayan bir insan reklamda oynasaydı ses çıkmayacaktı ise…homoseksüel olan bir insanın da oynamasına ses çıkarmamak gerekir…
…buna ses çıkarılıyor ise homoseksüel derneği de bunu kabul ediyor demektir.
Reklamlar toplumsal marifetlerin aynı zamanda aynalarıdır.
Zekanın, yaratıcılığın, duyarlılığın, kalitenin…
Şu yüz on sekiz reklamlarının tamamı 9/8 lik, 5/8 lik müziklerle sunuluyor.
Yani Roman ya da oyun havası…
…göbek atanlar, kıvırtanlar, çalkalayanlar. Sözleşmişcesine, başka başka firmalar olmasına karşın, tamamı göbek havası ile servis edilmekte.
Bilinmeyen numaralar hizmeti;
-Kalkın bre hele iki dönün…endamınızı görelim.
Bu millet homoseksüelleri bulduğu yerde döven bir millettir…
…ama güçlü, zengin, olduklarında…
…yalar, yavşar, sırnaşır.
Sanat güneşimiz gibi.
Apartmana bir homo taşındığında…
…”namus elden gidiyor” der ama…
…homo sahnesi olan yerde sabahlara kadar eğlenir, kafasına mikrofon tık tıkları almaya bayılır.
Gece başka sallar, gündüz başka kıvırır.
Yüz on sekiz numaralarının tamamı aksak ritimli çalkalama ritmleri ile servis edilir…
…çalkalatan, kıvırtan gerdan kırdıran müziklerle.
Reklamlar toplumsal hal ve gidişatı yansıtan aynalardan sadece biridir.
Yukarıda yazılanlar bir diğeridir.
Sadede gel, soru yukarda, ne diyorsan şifresiz söyle. Kardeşin gay olsa ne yapacaksın, karşına geçip Levent Kırca taklidi mi yapacaksın?
Ha Saadet ha Melahat…
Bir sürü homoseksüel arkadaşım var…kardeşten öte.
Homoseksüelite utanılası bir hal değildir…
…bir alay beynamaz olmasa, konusu da, lafı da olmazdı.
Ancak herkes Frankel’la hemfikir değil. Bunlardan biri Amerikalı yazar ve eleştirmen Brooke Allen. Allen, kitap satış mağazaları zinciri Barnes and Noble’ın internet sitesindeki yazısında, kitabın sansürsüz halinin 1891’de yayınlandığı halinden iyi olup olmayacağının tartışmalı olduğunu söylüyor.
»
LGBTT lere yapılan ayrımcılığa karşı…
xenix: Takiplerim
toplumun eşcinselliğe tepkisi g milatın “30 küsurlu yaşlardasınız ve hala evli değil misiniz” konu başlığı altında yazmış olduğu gibi bireylerin toplum tarafından doğum, çocukluk, gençlik, evlilik, üreme ve ölüm piramitine zorlanmasından. En nihayetinde var olan sevgidir, ister aynı cinse ister diğer cinse ister başka bir türe yönelmiş olsun.
Deniz Gezmiş’in dava arkadaşından transfobik yaklaşıma özür…
Cinsiyetini değiştiren ünlü şarkıcı Bülent Ersoy, geçtiğimiz günlerde yayımlanan bir söyleşisinde 68’lerin ekol ismi Deniz Gezmiş’in kendisine üç gazoz ısmarladığını, kendisinin de bunun üzerine şarkı söylediğini ifade etmişti. Bu sözlere en büyük tepkiyi Deniz Gezmiş’in dava arkadaşı avukat Bozkurt Nuhoğlu vermişti.
Nuhoğlu, ““Deniz 68 kuşağının kahramanıdır. Karakteri düşük insanlarla hiçbir surette ve hiçbir mekânda beraber olmamıştır. Bu insanlardan nefret ederdi. Bu kadın kılığındaki erkeğe, erkek kılığındaki kadına lanet olsun. Yalan söylemesin, Deniz’in arkadaşları onu cezalandırır!” şeklinde transfobik bir açıklama yapmıştı.
Ancak Nuhoğlu açıklamalarının basiretsizliğini farketmiş olmalı ki, bir mektup yazarak bu tavrı için özür diledi.
Hani Başbakan’ın özrü falan diye tartıştığımız bir konu vardı ya, bazı arkadaşlarımız ise özürün samimiyetine vurgu yapmışlardı. Ben de buraya Nuhoğlu’nun özrünü koyacağım ki, samimiyet nedir, bir özrün nasıl dilenebileceğinin güzel bir örneği olsun.
İşte Nuhoğlu’nun özrü:
“Benim en sevdiğim filmlerden biri ‘Örümcek Kadının Öpücüğü’dür. Bilenler bilir, filmin kahramanlarından biri olan devrimci karakter, bir eşcinselle aynı hücreyi paylaşır. Ve filmin yarısında yılların ezberiyle hücre arkadaşına bir devrimciye yakışmayacak şekilde davranır. Ama sonra hatasını anlar. Ben de o devrimcinin durumundayım. Filmin ilk yarısında yılların alışkanlığı ile koşullanmışlığıyla, ezberiyle hatalı davrandım. Başta Bülent Ersoy olmak üzere, verdiğim beyanlarla hırpaladığım, kırdığım, incittiğim, üzdüğüm herkesten özür diliyorum. Saygılarımla, Bozkurt Nuhoğlu.”
Dumei, (yeni gordum iletinizi, gozumden kacmis)
Ben ne yazmisim o baslikta hatirlamiyorum ama siz iyi bisiler yazmissiniz.
Bir bakayim en iyisi ne yazdigima 😉
”Örümcek Kadının Öpücüğü” benim açımdan müthiş bir filmdir. Yanılmıyorsam Willam Hurt apolitik bir gay rolünde idi. Koğuşuna konulan işkenceden geçmiş bir devrimciye, doktorluk, hemşirelik, hastabakıcılık yaptı. Zehirlendiği için altına sıçan o devrimciyi bir anne şefkati ile temizledi. Hapishane yönetimi ve faşist yönetim onu devrimciden bilgi sızdırmak için kullanıyordu. Filmdeki görüntü buydu.
Ama filmin sonuna doğru anlaşıldı ki o aşağılanan gay, birçok erkekten çok daha yiğit çıktı ve çok önemli işler yaptı. Hem de hayatı pahasına, hiç korkmadan, inanarak cesurca.
Yani insanın cinsel tercihleri ile; iyi, dürüst, özgürlükçü, zulme boyun eğmeyen bir insan olması arasında hiç bir bağ olmadığını bu film çok çarpıcı bir şekilde gösterir.
Ülkemizdeki insan profilleri çok değişiktir. Ben de emekli olduktan sonra ve Kılıçdaroğlu CHP’nin başına geldiğinde ” Mal varlığım bu, zengin olmak için siyaset yapmıyacağım, havuzlu villada oturmak için bu işe soyunmadım” dediğinde çok etkilendim, eskiden sitem ederek, kızarak, söylenerek oy verdiğim bu partiye gidip üye oldum. Hem referandum hem 12 Haziran seçimlerinde sahada çalıştım. Kapı kapı ev, işyeri, gecekondu, apartman dairelerini dolaştım, onbinlerce broşür dağıttım, partimin projelerini anlattım.
Fakat karşıma öyle ilginç insanlar çıktı ki, örneğin ben ne dersem diyeyim o sokak hayvanlarından bahsediyordu. Sokak köpekleri veya kediler için ne gibi projeleriniz var diyorlardı? Yani ne Ergenekon, ne Kürt sorunu, ne yozlaşmışlık hiç birşey bunları sokak hayvanları kadar ilgilendirmiyordu. ” Bizim bu ilçede yaklaşık bin kişilik oy potansiyelimiz var, siz bu konuda birşeyler yaparsanız oyumuz size ” diyorlardı. Ben ve arkadaşlarım bulunduğumuz ilçede 9-10 tane Kedi Evi yaptırttık inanır mısın. Kötü hava koşullarında yaklaşık 50-60 kedinin sığabileceği, ve o hayvanseverlerin onları orada besleyip, kulübelerini de temizleyebileceği bir organizasyon oldu. Onlarda seçimlerde bizi desteklediler, sağolsunlar.
Şimdi; ülkemizdeki tüm eşcinseller de politik bir güç olarak, siyasi partilerden kendileri için insanca, eşit taleplerde bulunmalı. Yani denmeli ki biz şu dernek veya bu platform olarak beş bin veya yüz bin kişiyiz. Şunları talep ediyoruz. Oyumuzu da bunları seçim projesi olarak sahiplenecek partiye vereceğiz. Olay budur bence. Bu şekilde örgütlenilmeli. İşte o zaman insanları ”ötekileştiren” reklamlardan kurtulur bu ülke.
Avrupa ve ABD’de hiçbir politikacı oy kaybetmemek için eşcinselleri kolay kolay karşısına alamıyor. Ülkemizde de böyle olması uygundur.
Özgürlük ve Dayanışma Partisi, farklı kimlikleri barındıran bir partiydi. Onun hali ortada. Türkiye’de eşcinsel kesim hala aşağılanıyor ve hor görülüyor. İktidar partisinin ve muhalefetin eşcinsellere kucak açması için daha çook bekleyeceğiz. Bu da ayan beyan ortada.
Düzeltme* Eşcinsellik tercih değildir.
xenix: Takiplerim
Geçenlerde sonsuz da aynı şeyi dedi, ”tercih” değil ”yönelim” dedi.
Bence genetik, çünkü hayvanlarda da var eşcinsellik.
ABD’li bilim insanları bence bunun genini buldular ve bu gen insan da varsa o eşcinsel oluyor. Peki, niye açıklamıyorlar bunu? Çok basit, eşcinsel genler, hetero genlerden daha üstün, belki de mükemmel genler. Heterolar ortalığı ayağa kaldırır diye korkudan açıklayamıyorlar ;-)) İşte bu da benim hayal gücüm veya suikast kuramım.
Bence erkek eşcinselliğinde hem erkeğin gücü hem de kadının direnci ve acıya katlanması katsayısı var. Bu da onları üstün kılıyor, diğere heterolara karşı. Lezbiyenler için şimdilik bir kuram bulamadım.
Sağlıcakla, sevgiyle kalın.
Escinsel, kadin, azinlik vs gibi haklari savunan parti olarak Yesiller var. Avrupa’da “Greens” olarak biliniyorlar. Tuzukleri alisilmisin disinda ve ulusalcilik izlerini tasimiyor.
Edit; Yesiller Partisi gecenlerde EDP ile birlesme karari almisti fakat resmiyete henuz gecmedi..
Turkiye’de boyle bir olusuma destek verilmeli. Hala “escinsellik”in tirnak icinde normal olmadigini dusunenler varken biraz zor gibi gorunuyor ama…
Bu ön yargıyı kırmamız gerekiyor. Eşcinselliği tercih olarak gösterilmeye çalışılmasının altında yatan temel sebep bunun bir seçim olup bundan dolayı cezalandırma isteğidir. İnsan tercih ettikleri şeyler için suçlanabilir, ama doğalarında olan şeyler için suçlanamazlar. Bu yüzden dikkat etmek gerekir. Evet cinsel tercih değil cinsel yönelim. Genlerin etkisi olsa da tamamen genetik değildir.
xenix: Takiplerim
Velev ki tercih olsun ,kim hangi hakla neden karışır,nasıl kendi vicdanında eşcinsel olan bir insanı yargılama yetkisini kendinde görür? Aslında topluma özgür birey olmanın ne anlama geldiği iyice kavratılmalı, sınırlarımız nerede başlar, bir başkasına ne kadar karışabiliriz.?
Başkası bizim ne düşünmemiz gerektiği konusunda ne kadar belirleyici olmalıdır? vesaire gibi…Bence burası esas can alıcı noktadır.Sadece eşcinsellerin sorunlarında değil başka toplumsal sorunlar içinde çözümsüzlük getiren düğümlenmeyi bu mevzuda yaşıyoruz.
Sevişme anınızın fotoğrafları çekilse, bu fotoğrafları başkalarına gösterme zorunda bırakılıyor olsanız, hatta bu gösterdiğiniz kişiler bu fotoğraflara bakıp mahremiyetiniz hakkında akla gelebilecek her türden soruyu çekinmeden sorsalar ve siz de bunları cevaplamak zorunda kalsanız… Ne hissederdiniz?
Şimdilerde vizyonda olan “Zenne” filminde böyle bir sahne bulunuyor. Eşcinsellerin askere gitmemeleri için şart olan Pembe raporu almanın yolu bu! Rapor, yukarıda bahsettiğim şekilde -detaylarını bilmemekle birlikte- sanırım asker sağlıkçılardan oluşan bir kurul tarafından veriliyormuş.
“Zenne”; 2008’de eşcinsel olduğu için babası tarafından öldürülen Ahmet Yıldız’ın hayat hikayesinden aktarılmış.
Artık Pembe rapor yerine psikolojik testler uygulanıyormuş. Her neyse “Zenne” filmi sayesinde, 4-5 sene öncesine kadar Pembe rapor olayının uygulandığını öğrenmiş bulundum. İğrendim. Bu duyarlı film toplumun eşcinsele bakış açısını anlatıyor. Günümüzde sesleri biraz daha gürleşse de hala aşağılanıyorlar. Kimsenin fıtratından ötürü aşağılanmaması, öldürülmemesi dileğiyle.
Türkiye’de bırak eşcinsel, ermeni, kürt, rum, gayri müslim, alevi, ateist olmayı; insan olmak bile zor.
xenix: Takiplerim