Fethullah Gülen Radyo Sohbetleri

Bu başlık altında daha önce farklı konulara gamaro tarafından yazılmış Fethullah Gülen’in radyo sohbetlerinin bir derlemesi bulunmaktadır.

Dinleme sabrını gösterip bizlere aktaranlardan Allah razı olsun. . . . İki mekanda tuttuğunu altın eylesin.

81 yorum “Fethullah Gülen Radyo Sohbetleri”

  1. Fettoş bugün…

    Tek kelimeyle muhteşemdi.

    Dedi ki;

    Cinlere inanmıyorum diyenleri görünce..

    Evet hocam?

    Cinnet getiresim geliyo valla.

    🙂

    Sonra?

    Nerden biliyorsun be adam..

    Belki elektron “akımı” gibi bişeydir onlar!

    Belki röntgenle görülebilecek varlıklar?

    Baktın mı heryere, nasıl da eminsin kendinden bu kadar?

    Ayrıca;

    İzahı mümkün olmayan örnekler var!

    Mesela?

    Transa girenler, transtan çıkanlar..

    Diyorlar ki epilepsi..

    Epilepsi nedir?

    Beyin fakültelerinin ademi merkeziyetidir..

    ?

    Bunlara ilaç verilir..

    Süreklidir..

    Gider gelir..

    Bir Mahmut Hoca vardı ama, yolladım adamı ona..

    Bi okudu sonra (buraya dikkat): Zınk diye doğruldu ve hay-kır-dııı: Kaçarsınız tabiiii… Bedir’in aslanlarını görünce çil yavrusu gibi dağılırsınız böyle, hadiee, hadeeaaeaaa!!!

    Buyrunuz izah edin!

    Dedi..

    Yok ama, daha bitmedi:)

    Bigün de yüz felci geçiren biri geldi..

    Hatırlamıyorum bile ne okudum, ya fatiha ya ayet-el kürs-i, ikisi de allah’ın sözüdür nihayetinde..

    Ve sordum bi ara, o kadına ne oldu?

    Dediler ki iyidir hocam, bir hafta sonra geçti yüz felci, iyileşti..

    Hatta hacca bile gitti..

    -Allaaaaeeeaaaahhh! (fonda:)

    Açıklayın, izah edin?

    Filan..

    İnanmayanlar için radyo cihan.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  2. Daha bugün Fettullah Hoca Efendi’den dinledik radyoda;

    Ölüm anında ruhun beyindeki fakülteleri ile bedenin algaçları arasındaki bağlaç koparkene, ufku dolduracak genişlikte bir mekanda melekler birikip çalışırmış vakti gelenin etrafında..

    Can çıkıyo ya, encıls işbaşında.

    Hadi bu neyse, metofizik inanış toptriği filan diyoduk kii…

    Asıl bomba sonra geldi;

    Meğer aynı melekler aynı işi müslüman olmayanlarla yaparken, döve döve çıkarıyorlarmış ruhu..

    Dövüyolar dedi..

    Valla.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  3. 🙂

    Gelelim Fettoş’un bugünkü incilerine.

    Konu: İktisadi Teoriler ve İslam

    Tarih: 1978 felan.

    İnci 1:

    Marks’ın önerdiği gömlek bizlere bir beden büyük geldi, çünkü biz kendimizi çok küçük gördük.

    Halbuse işçinin ücretini teri kurumadan verin diyen kaynak göz ardı edilmeseydi, biz Marks’a ders verirdik.

    İktisadi teori dediği bu:)

    İnci 2:

    Bergson diyorlar, Kant diyorlar, Paskal diyorlar. İslam hakikatinin altına imzasını atmayan bu insanları sırf tanrıdan bahsediyorlar diye övmek, örnek vermek, muteber göstermek nasıl bir aşağılık kompleksidir ey cemaati müminin?

    -Alllaaaeeaaahhh!

    (fonda:)

    İnsan işte…

    Nerden nereye…

    Kant’ı beğenmeyen gelmiş şimdi la ilahe illalah yeterlidir diyor, ikinci kısmı olmasa da idare edilebilir mi fan fin fon..

    🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  4. Dini eğitim ve çocuktu konu değil mi?

    Bak aklıma bişey daha geldi..

    Kaynak: Radyo Mercan.

    Tarih: Bugün.

    Konu: Homoseksüel evlilikler.

    Efenim Avrupa’da homoseksüel evlilikler varmış.

    Çünkü orda kişinin bedeni kendine aittir prensibi revaçtaymış.

    Halbuse kişi bedenini kendisi mi yaratmış ki, bedeni kendisine ait olsun?

    O beden onun değil efem, yok öyle istediğim gibi kullanırım demek.

    Bunun sonucunda gençlikte seks patlaması olmuş.

    Bekaret kaybetme yaşı çok düşmüş.

    Ve nihayetinde;

    Küçük yaşta uygun eğitim alınsa hiç bunlar yaşanır mıymış?

    Medeni olcez diye amı götü dağıtmışız.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  5. Gelelim bugünkü vaaza;

    Radyo Cihan.

    Peygamber efendimiz öyle sevilirmiş, öyle sevilirmiş ki…

    Abdes almaya geldiğinde ifrazatını tükürürken sahabi o tükürüğü havada yakalayıp yüzüne gözüne sürebilmek için birbiriyle yarışırmış.

    Ya da bazen traş olmak istediğinde, düşen sakallarını böyle dilenci gibi dizinin dibinden kapmaya çalışırlarmış.

    Hatta biri varmış..

    Bir gün peygamberin mintanının üzerinde bir kıl görmüş ve onu almış.

    Abdül Guddül bilmem ne..

    Ve bu kılı ağzına katıp aylar boyunca dilinin altında saklamış.

    Peygamberin diyormuş… tek bir kılı da olsa hep değsin etime ondan bir parça.

    Peygamber sevgisi işte böyle birşeymiş.

    Ağızda kıl, yüzde sümük vesaire.

    Alternatifine sokayım diyeceğim ama.. diyecek ki yine, alternatifin ne sen onu söyle.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  6. Radyo programlarından devam edelim;

    Dün ve bugün.

    Önce dün.

    Diyanet açıklama yapmış kürtaj hakkında, başkan konuştu; “İslami anlayışa göre çocuk anne karnına düştüğü andan itibaren, annesinden babasından öte allah’ın malıdır. Allah’ın asıl sahibi olduğu bir canlı üzerinde, tıbbi gereklilik olmadığı müddetçe anne veya babanın yaşam veya ölüm hakkı takdir etmesi kabul edilemez.”

    Buraya kadar bir itirazım yok.

    Dini öğretinin konuya yaklaşımı budur.

    Ama “yaşam veya ölüm hakkı” denilen şey dini öğretiden ibaret değildir.

    Tek söz sahibi de zat-ı alileri değildir.

    İşte bu nedenledir ki;

    İslami hüküm veya bir başka dinin hükmü temel alınarak bir yasal düzenleme yapılamaz.

    Bu dünyada sadece müslümanlar mı yaşıyor?

    Ama islam böyle diyor..

    E mümin kadın da ona göre davranıp aldırmasın o zaman karnındakini, kürtaj serbest olsa ne olacak, yok ille aldırcan diye masaya mı yatırılacak?

    Ayrıca kimilerinin “ilahi” adlettiği buyruklarla yeryüzü yasalarını uzlaştırmanın amacı ne?

    Allah’ın buyruğunu yeryüzüne hakim kılmak mı?

    Hoşgeldin teolojik etik.

    Nam-ı diğer: Yeryüzündeki yasa yapıcıya, yeryüzü yasalarını ilahi yasaya yaklaştırma görevi bahşeden etik..

    Sahi eşcinsellere ne olacak?

    Peki ya zina eden?

    Orası burası açık gezen?

    Parantez içinde zinaya davet eden:)

    Kısasa kısas, filan?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  7. Gelelim bugüne..

    Sabah anlattı bi amcam daha..

    Ne dedi biliyor musunuz?

    Aynen şöyle dedi;

    “Sağda solda görüyoruz, kadın kollektifi miymiş neymiş.. orasını burasını açıp ortalıkta geziyorlar… hatta çok özür dilerim, çok müstesna yerlerini göstermekten bile çekinmiyorlar.. bir de üstlerine yazı yazıyorlar.. Bedenimden elini çek diyorlar.. Şöyle bir düşünün, acaba bu kadın tipi mi bizim toplumumuzu ve kadınımızı yansıtıyor, yoksa karnımdakinin asıl sahibi allah’tır diyen mi?.. Anlamak mümkün değil… Hemen de hak diyorlar… Özgürlük diyorlar.. Ne kolaymış böyle hak istemek, inanılır gibi değil.. Bedenin senin mi ki, hakkım diyorsun mübarek? Oranı buranı açıp geziyorsun sağda solda?.. O beden sana göre senin olabilir, ama herşeyin sahibi olduğu gibi, senin bedeninin gerçek sahibi de allah’tır.. Senin olmayan birşey üzerinde bu ne hakkıymış böyle?”

    Ummandan inciler..

    Pırlanta okumaları..

    Hak ve özgürlük uzmanı..

    Etikaltı azmanı.

    Bakın yine imamlar biliyor.

    Demokraaasi canım, demokraaassii.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  8. Bugünkü Radyomuz, Radyo Cihan..

    🙂

    Mevzu: Dünya öküzün boynuzu ve balığın üzerinde durur hadis-i şerifinin analizi.

    Hoca Efendi: Fettoş.

    Önce embesil hatırlatması; Herşeyi birebir kelime anlamıyla düşünmemek lazım.

    Mesela, devlet dediğin kılıcın ve kalemin üzerinde durur denildiğinde…

    Eee?

    Kılıç orduyu, komutanları temsil eder, kalem de devlet adamlarını, memurları, kanunu, bürokrasiyi.

    Ama bunu böyle anlamayan zanneder ki (buraya dikkat): Basbayağı bi kılıç var bi de ucu açık kurşun kalem, devlet onların üzerinde duruyor…

    Şimdi bu lafı böyle anlayacak bi embesil tanıyosanız ben de striptiz yapcem imanıma..

    Diyeceğim de..

    Neyse:)

    Ibn Kesir de eserlerin de uzun uzadıya anlatmış dedi sonra..

    Taş, öküz boynuzu, balık, onların üzerinde dünya..

    Açıklaması ne?

    Şu;

    Meğersem öküz, toprağı temsil ediyormuş..

    Adem aleyhissamdan beri, davar, inek , manda sınıfı varmış. Ve bunlar toprağın sürülüp tarım yapılmasıyla, etiyle sütüyle insanın hayatta kalabilmesi için olmazsa olmazmış.

    İşte peygamber efendimiz öküzün boynuzu derken bu hususu tespit etmiş.

    Balıksa kıyı bölgelerinde yaşayanlar için vazgeçilmez diğer bir geçim ve beslenme kaynağıymış. Onlar da bu sayede hayatta kalmış..

    Balığın üzerinde derken de bunu kastetmiş.

    Tarım ve hayvancılığa işaret etmiş..

    Ama biz doğrudan kelimelere takılıp kalmışız..

    Valla:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  9. 10 üzerinden 6,5 verdiğim bir fettoş vaazı.

    Daha iyileri de var, şimdilik açılış baabında diyelim:)

    not 1: Seyirci muhteşem.

    not 2: Sizi çok seviyorum, çığlıklarınıza kurban olayım..

    not 3: Fettoşokullarında bu ders yok sanırsam.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  10. Gelelim Fettullah gülenoğlana..

    Daha bugün misal, melekut aleminin varlığına dair kanıtlar konulu sohbetini dinledik..

    Ve otuz yedi dakika boyunca melekut alemi vardır demenin seksenaltı farklı yolunu izledik.

    Neymiş?

    Demek ki varmış..

    Bu kadar var dendiğine göre..

    Daha fazla dense daha fazla olacak hatta.

    Kanıt dediği de bu.

    Sonra kes bi DNA..

    Protonla proteini birleştirip protoin filan yap.

    Veyahut helada hac parası öykücüğü.

    Ve arada bi kendinden geçip hıçkırıklara boğulmasını takiben cemaatten kopup gelen bi allaaeeaaah!.. nidası da cabası.

    Praksis uzmanlığı yetmedi şimdi de boşluk uzmanı.

    Sanatçın ölüyor..

    Armutu pişirememiştir kesin.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  11. Fettoş dün dedi ki;

    Peygamber efendimiz buyuruyor: Sabahları kalkınca, sakın ha uzanmayın yiyeceğe, elinizi yıkamadan.

    Neden ya resulallah diye sorulunca da bilahare yanıtlamış;

    O elin var ya o elin, gece kimbilir nerelerde gezindi, bilebiliyor musun bakiim?

    Neymiş?

    Elin demiş..

    Gece demiş..

    Kimbilir nerelerde gezindi, biliyor musun demiş..

    Aynısından Ebubekir’e tavsiye ediyorum.

    Mesaj yazmadan öncesi için.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  12. Radyo Mercan, son dakika:)

    Allah evreni niye yarattı sorusuna cevaben, şu cevabı verdi Fettoş;

    Öncelikle.. (sessizlik) sormak istiyorum sizlere, sabah uyandığında kainat neden var diye rahatsız olan var mı aranızda?

    🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  13. Ve bugün de Radyo Cihan:)

    Buyurdu ki Fettoş; Eli kesilir hırsızın!

    Sor bi ama, kaç kere kesilmiştir?

    300 yılda (peygamberden sonraki) dokuz kez sadece.

    Kayıt tutmuş.

    Ve 300 yılda dokuz olmasının sebebi de.. kesilmeymiş zati elin.

    Kesince kesilmiş.

    Anlaşılması zor konularmış.

    Bi de yollarda hergün, sinek ölüsü gibi insan ölüleri toplanmaya başlanmış.

    12 eylülden bir kaç önceydi vaaz, anarşi durumlarını işaret etti muhtemelen.

    Alametlerdir dedi ama bunlar.

    Alametmiş..

    Ver korkuyu yaklaşan saat..

    Çek ayarı.

    Sanrı manyağı.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  14. Bu sefer radyo mehtap.

    Buyurdu ki Fettoş; allah aramayana vermezmiş, aranmayan şeyi hiç vermezmiş.

    Bi hikaye anlattı sonra..

    Hırsızın teki, gecenin kör karanlığında çok muteber bir şahsın evine girmiş.

    Ama o zamanlar, geceleri geç saatte uyanık kalanlar ilim irfan takva sahibi insanlar olduğu için, ev sahibi ayaktaymış hala (muteber ya) ve onu uykuda bulunacağını düşünen hırsız afallamış bi anda.. ulen demiş, ne diye yatmamış bu adam, en iyisi ben bi odaya saklanayım.

    Ve saklanmış sessizce, evin kuytu bir köşesine.

    Sonra kapı çalmış aniden..

    Muteber ev sahibi açmış..

    Meğer gelen Hızır’mış.

    Hayırdır diye sorunca, “Kırklardan biri öldü bu gece..” demiş Hızır, “..yerine kimi alsak hele, sen bize bir isim söyle..”

    İsme lüzum yok demiş ev sahibi, bu saatte kimi uyanık bulursan onu al..

    (gece uyanık olanın ilimde takva’da yol aldığı tespitine atıfla)

    Hızır’da şöyle bi dolanmış içerde..

    Bakmış hırsız duruyor kuytu bi köşede..

    Almış onu gitmiş.

    Uyanık ya..

    🙂

    Görüldüğü üzre dedi Fettoş; adam hırsızlığa girmişti ama, kırklara katıldı hiç ummadığı bi anda.

    Çünkü neydi?

    Allah aramayana vermezdi.

    Hele ki aranmayan şeyi hiç vermezdi.

    Hadisler de böyledir.

    Nabza göre şerbet en süper hakikattir.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  15. Son 24 saatte..

    Fettoş, hıristiyan veya yahudinin kestiği hayvanın eti yenmez dedi mesela.

    Hatta bir doktor arkadaşı varmış.. uzak ecnebi bir ülkede.

    Sırf bu yüzden 15 yıldır boğazından et geçmemiş.

    Ve dedi ki sonra; Bakın işte tam bir sahabi duyarlılığıdır bu..

    İnanmayanlar için müracaat: radyo mercan:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  16. Ve daha da ilginci..

    Ecnebinin kestiği et yenmiyor ama, suladığı maydanoz yeniyor maşallah.

    Ya da ektiği domates, doğradığı soğan, kopardığı patlıcan..

    Onlar helal..

    Ete takık bir tanrı sanırsam.

    (Sonra da diyor ki xenix, din ve kahkaha… Ben bişey yapmıyorum dostum, ruh eşimi arıyorum yalnızca:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  17. Başlık: googleda çıkacak cinsten
    Yorumlar: Mueahteaşamm

    Sonuç: Bu konu popüler ilk yüze girer.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  18. Daha fazla yorumu vardı gamaro’nun, buldukça eklemek iiyi olur güzel konu.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  19. Allah razı olsun, hayırlara vesile olur inşallah:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  20. Bugün İstanbul’un zengin muhafazakarlarının yaşadığı bir yerde metrobüse giderken sarıklı, sakallı bir adam elime birkaç kağıt parçası iliştirdi, “Al bacım” diyerekten. Baktım. Birisinde dualar vardı. Diğerinde “Namaz niye kılınmalı”, ötekisinde ise “Tesettür” anlatılıyordu.
    Tesettür kısmında, örtünmenin Arap adeti, sıcaktan korunma yöntemi olduğuna dair söylemin uydurma olduğu, bunun bir adet değil, hüküm olduğu söyleniyordu. Soru-cevaplı olarak hazırlanmış metinde, örtünme yaşı olarak 8-9 gösteriliyor, o yaştaki kızların çekici oldukları için kadın oldukları ve örtünmeleri gerektiği ifade ediliyordu.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  21. Fettoş’un 2Temmuz 1993 Madımak katliamı icin yorumu oldumu hic ?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  22. Daha o konuya denk gelmedim Stalker, ama bu adam mütemadiyen konuşuyor, gelir elbet.

    Gelelim bugünkü sohbete;

    Fettoş’un bi arkadaşı varmış..

    Ha bu arada mevzu; mümin ve tatil..

    Mümin nası yürümeli, nası koşmalı, yumurtayı nası kırmalı, uçurtmayı nası uçurmalı, ekmeği nası kesmeli, maydonozu nası sulamalı, kapı kolunu nası tutmalı vesaire vesaireden sonra… (dedim ya, adam mütemadiyen konuşuyo… hani öyle böyle değil, aslında böyle bir konuşma tutkusunun tam da simge hanımlık olduğunu düşünüyorum ya.. fettoş’a konuşmaycan desen verem olur ölür yani, o denli.. neyse biz konuya dönelim.)

    Yeni bir sohbet dizisi: Kalbin Zümrüt Tepeleri..

    🙂

    Soruyo orda asistanlardan biri: Sayın Hocam, malumunuz yaz da geldi, her yerde bir tatil havası.. bu vesileyle mümin ve tatil hususu, birlikteliği vesairesi hakkında görüşlerinizi alabilir miyiz lütfen?

    Anlattı tabi..

    Mesela: Tatil’in en güzeli öte taraftadır dedi..

    Ve ekledi: Bu dünyadaki yalancı mesire yerleri yanında… diğer tarafın imkanları hesaplanamaz bile.. E şimdi mümin bunu bilmez mi, ne diye heves eder ille de bu dünyada tatil vesaire..

    🙂

    Neyse çok uzatmıyayım, aslında bu tatil hususunda daha çok ayrıntı vardı ama..

    Asıl bomba daha başka..

    Gönül gözü açık bir arkadaşı varmış Fettoş’un..

    Bi gün Türkiye’deki ortamdan sıkılıp Arabistan’a gitmiş..

    Kabe’yi ziyaret etmiş..

    Dedi ki (dedi) bana; Yau Hocam, ben Kabe’nin karşısında duruyordum… Böyle mest içinde, nasıl da huzurluydum..

    ..seyrediyordum.. yüzüm Kabe’ye dönüktü, ve sırtım Selam kapısına..

    Sonra hocam, Selam kapısından birinin girdiğini gördüm.. Ama nası desem.. dev gibiydi mübarek, öyle ki; nerdeyse kapıya değecekti başı..

    (Buraya dikkat)

    Lakin hocam.. benim yüzüm Kabe’ye, sırtım kapıya dönük olduğuna göre..

    Şimdi ben bu adamı neremle gördüm??!!

    🙂

    Fettoş da dedi ki; Yav ben ne bileyim nerenle nası gördün?

    Gönül gözü işte..

    He he:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  23. Aslında bi Kemal Sunal Filmi vardı, onu hatırladım..

    Adını unuttum, kiralık katil tutuyodu kendini öldürtmek için.. Sonra ama başka biri mi çıkıyordu ne.. İşi ben aldım başkasına öldürtmem gibisinden, kim öldürmek isterse orda peydahlanıp hacamat ediyodu adamı..

    Kemal Sunal bi seferinde surlardaydı..

    Birisi sessizce arkasından yaklaşıp, tam itecekti ki onu..

    Orda bitti bizim adam, saldırganın ensesine iki yumruk, iki tekme kıça, yallah yuvarladı aşağı..

    Bi sonraki sahnedeyse, ava giderken avlanan bu sevimli şişko vardı.

    Böyle yüz göz patlak, üst baş yırtık, toz toprak..

    -Ne oldu lan, bu sefer niye başaramadın anlat?!

    -Abieeaa.. Gizliden takip ettim, surlara çıktığını görünce ben de çıktım, sessizce yanaştım, bi adım arkasındaydım!

    -Eee, sonra?!

    -Sonra Abii, tam da arkasındaydım, tam arkasındaydım! Ama kendisini arkadan itmek için hamle yaptığım anda, Şaban ani bir hareketle beni arkamdan itip aşağı yuvarladı Abi!.. Gerçi ben onun arkasında dururken, o beni nasıl arkamdan itti hala anlayamıyorum, bu adam manyak abieeaa!!

    :))

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  24. Devamında şöyle diyordu.

    • Anlasan zaten, adın “gerzek hamdi” olmazdı.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  25. Çok naziksiniz, teşekkür ederim sayın sonsuz:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  26. Bi tane daha buldum, 22 Mayıs’ta yazmışım:)

    Evrim demişken..

    Bugün de Radyo Tulu’dan alıntı yapalım.

    Konu: mutasyon.

    Şimdi domatesi alıyomuşsun.. Güneş alan bir araziye ekiyomuşsun.

    Veriyormuşsun suyu, atıyormuşsun gübreyi..

    Sonuç: mis gibi dipdiri domates.

    Güzel..

    Sonra alıyormuşsun aynı domatesi, güneş almayan bi araziye ekiyormuşsun bu kez.

    Su aynı su, gübre aynı gübre, lakin güneş yok.

    Sonuç: muşmula gibi soluk sinik domates.

    Ondan sonra da diyolar ki mutasyon da mutasyon..

    Mutasyon budur efem.

    Aynen böyle dedi amcam.

    (Şebeklik demişken, bugüne kadar daha iyisini gördüğümü söyleyemem.)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  27. Ve bi tane de 25 nisan 2012’den:

    Mesela geçenlerde bir DNA anlattı Fettoş..

    Tadından yenmez:)

    Yalnız protein için protoin diyodu hep, onu anlamadım.

    Ha bi de olay vardı; İskenderun’da olmuş..

    Adamın teki tuvalete girecekmiş, kendi arkasında bekliyene demiş ki; Amcacığım şu ceketin cebinde bi kaç bozuk lira var.. Hac parası diye biriktirdim, şimdi bunlarla helaya girmek olmaz, iki dakka tutsan…

    Amca tutmuş ceketi, ama etkilenmiş de tabi..

    Hela, hac parası, bu hassaslık, bu imani incelik vesaire..

    İmrenmiş içten içe..

    Sonra içerdeki çıkınca dayanamamış, yavrum demiş, sen de benimkini tut hele..

    Tutuş o tutuş..

    Ekipmiş meğer, gülmekten kendimden geçtim valla:))

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  28. Gelelim bugüne..

    Gelelim, gelelim:)

    Dedi ki Fettoş; Bu sözümü eyi dinleyin müminler! Şu kainatın statiği (evet, statiği) rahmet üzerine kurulmuştur!

    Ve devam etti: Öyle olmasaydı eğer, ikisi de son derece öldürücü olan hidrojenle oksijen nasıl biraraya gelirdi de… can verirdi bedenine?

    Öhm..

    Bakın burda tasavvur edilen şeyle gerçekte olan arasında kurulmaya çalışılan ilişkinin yanlışlığı o kadar açık ki, Thomas Aquinus duysa, o bile itiraz ederdi kanaatimce.

    Gerçi kim anlayacak da..

    Neyse 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  29. insanın tuzu kuruyken, “efendim kainat rahmet üzerine kurulmuş, şöyle olmuş böyle olmuş” derken iyide; gel de aynı rahmeti buradaki insanlara anlat bakalım.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  30. This content is not available in your country due to a government removal request.

    Bu cümle nedir biliyor musunuz?

    Cidden soruyorum, hiç farkeden oldu mu youtube’da?

    Fettullah Gülen’in gerçek yüzü, veya Fettulah Gülen’in belini kıran video vs gibi bir takım videoları tıkladığınızda çıkıyor karşınıza.

    Government removel request..

    İyiymiş valla..

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  31. Göz altı torbalarını gördünüz mü ? Kaliteli cin-tonik işi gibi…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  32. İlk video’da söylediğim uyarı çıkıyor.

    Diğerleri açılıyor.

    Ama benim tıkladıklarımdan 4-5 tane oldu sanırım, benzer uyarı notuyla açılmayan.

    Hepsi de Fettullahın gerçek yüzü, olay yaratan vaazı vs. gibi, pek de yüz akı sayılamayacak cinstendi.

    Üstelik goverment yau..

    Hükümet talebiyle yani.

    🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  33. stand up yapsa şu an kazandığından daha fazla kazanır ha…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  34. gamaro nakletmiş;

    Bugünkü Radyomuz, Radyo Cihan..

    🙂

    Mevzu: Dünya öküzün boynuzu ve balığın üzerinde durur hadis-i şerifinin analizi.

    Hoca Efendi: Fettoş.

    Önce embesil hatırlatması; Herşeyi birebir kelime anlamıyla düşünmemek lazım.

    Mesela, devlet dediğin kılıcın ve kalemin üzerinde durur denildiğinde…

    Eee?

    Kılıç orduyu, komutanları temsil eder, kalem de devlet adamlarını, memurları, kanunu, bürokrasiyi.

    Ama bunu böyle anlamayan zanneder ki (buraya dikkat): Basbayağı bi kılıç var bi de ucu açık kurşun kalem, devlet onların üzerinde duruyor…

    Şimdi bu lafı böyle anlayacak bi embesil tanıyosanız ben de striptiz yapcem imanıma..

    Diyeceğim de..

    Neyse:)

    Ibn Kesir de eserlerin de uzun uzadıya anlatmış dedi sonra..

    Taş, öküz boynuzu, balık, onların üzerinde dünya..

    Açıklaması ne?

    Şu;

    Meğersem öküz, toprağı temsil ediyormuş..

    Adem aleyhissamdan beri, davar, inek , manda sınıfı varmış. Ve bunlar toprağın sürülüp tarım yapılmasıyla, etiyle sütüyle insanın hayatta kalabilmesi için olmazsa olmazmış.

    İşte peygamber efendimiz öküzün boynuzu derken bu hususu tespit etmiş.

    Balıksa kıyı bölgelerinde yaşayanlar için vazgeçilmez diğer bir geçim ve beslenme kaynağıymış. Onlar da bu sayede hayatta kalmış..

    Balığın üzerinde derken de bunu kastetmiş.

    Tarım ve hayvancılığa işaret etmiş..

    Ama biz doğrudan kelimelere takılıp kalmışız..

    Valla:)

    on dakikadır gülüyorum

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  35. Dün tarihli Hürriyet gazetesinin internet sayfasında; tanrı parçacığıyla ilgili habere gelen yorumlardan bazıları şöyle:

    “blue blue (Tüm Yorumları) 04.07.2012 19:25:17
    Bunların hepsi kuranı kerimde yazıyor zaten,bunlar daha neyi açıklamaya çalışıyorlar.iki kere iki dört eder,iki ile ikiyi tekrar çarpmaya ne gerek var.Allah herşeyin yaratıcısıdır.”

    bende varım (Tüm Yorumları) 04.07.2012 16:23:31
    Bizler şu anda Kuranı kerimin mucizelerinden sadece %3 ünü kullanıyoruz Aynı insan Beyni gibi. Bunların hepsi zaten kuranda yazılan ve zamanı geldiğinde insanların hizmetine verilecek olan mucizeler. ne zaman adam oluruz. Okuduğumuzu anladığımız zaman.

    mehmet yağız kara (Tüm Yorumları) 04.07.2012 16:28:44
    CERN de bulunanlar yaratıcının eseridir. Yüce kitabımız Kuranı Kerim de evrenin sırları Allah’ın izin verdiği ölçüde anlaşılmakta.Şuan bazı olaylar çözüldükten sonra Kuran-ı Kerim’ de var olduğu farkedildi. Bu tamamen Kuran-ı tam olarak anlayabilecek kapasitede olmamamızdan kaynaklanıyor.

    ali turka (Tüm Yorumları) 04.07.2012 15:54:41
    Bu yabancilarin, bu kadar zaman harcamalarini anlamak mumkun degil. Acsinlar kitabi, mutlaka orada yaziyordur.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  36. Bir başka başlık altında yazdığım radyo sohbetini buraya da eklemek isterim;

    Gerçi bu Fettoş değildi ama olsun.

    Din kardeşiler nihayetinde, hepsi hak yolu için:)

    Dedi ki amcam;

    “Ateist dermiş ki, görmediğime neden inanayım..

    Ama televizyondan duysa ve dense; bilim adamlarının açıkladığına göre alev topu halinde kocaman bir meteor geliyor.. üstümüze…

    İnanırmış.

    E be mübarek, hani görmediğine inanmazdın?

    Görmediğin meteorun alevler saçarak geldiğine inanıyorsun da.. ateşten cehennem var diyene neden inanmıyorsun?”

    .

    …dedi.

    Ben de böyle angut angut bakıyorum vallahi.

    Hani neresinden tutsam.. nası başlasam.. bilemedim inan.

    Dumur durumları.

    La bi manyak mısnız nesiniz beaaa:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  37. Fettoş söyledi bugün, 1988 vaazıydı sanırsam;

    Almanyalara gidenler iki grupmuş..

    Birincisi Mark için gidenler.

    İkincisi rabbimizin ve peygamberimizin bayrağını kafir ellerde yükseltmek için gidenler.

    Hatta tamamını anlatayım:)

    Vakti zamanında, müslüman bi akıncı varmış Anadolu’da..

    Zaptediyormuş da zaptediyormuş..

    Benim diyormuş, başka ne işim olur.. kafir toprağına peygamber efendimizin sancağını dikmek için yaşamaktan başka? Derinlemesine, derine… enine, boyuna.. Korku salıyormuş küffara.

    Köy köy, kasaba kasaba, kıyı kıyı, şehir şehir. Bizans kaçıyormuş önünden..

    Tabi sormak lazım (ya da unutulan soru) : bizans ne yapmış sana?

    Aman boşverin canım, küffar işte. Bugün yapmadıysa da yarın yapar, saldırın tıkıma banayım:)

    Neyse..

    Buralara hiç değinilmez zaten, geçelim.

    Malum oluyor sonra..

    Delikanlıya..

    Ertesi gün öleceği bilgisi ilahi yolla.

    Toparlıyor herkesi etrafına.

    Ben diyor, yarın öleceğim…

    Sakın ha pes etmeyin, vaz geçmeyin.

    Derine, hep derine devam edin.

    Kafirin böğrüne saplanın ok gibi, peygamberimizin sancağı dalgalansın her yerde..

    Allaaaeeaaahhh! (fonda:)

    Ve ertesi gün..

    Ölmüş hakkaten, atının ayağı bir köstebek çukuruna girince.

    Kafa üstü düşmüş, boynu kırılmış.

    Ama yiğitler verdikleri sözü tutmuşlar.

    Küffarı tozu dumana katıp kovalamışlar.

    Her bi taraf zaptolunmuş.

    Ve yaralı bir bizans askeri bulmuşlar sonra..

    Demiş ki; hele o en önde atıyla koşturan kimdi bi söyleyin?

    Kılıç işlemiyordu, ok delmiyordu.

    Hele atının sesi…

    O nası bir kükreyişti öyle?

    Tarif ettirmişler ama o da ne?

    Bir gün önce öleceğini bilen delikanlı çıkmaz mı?

    Allaaaeeaaahhhhh!!! (bi daha:)

    İşte bu delikanlı..

    Almanya’ya Mark için gidenlerden değilmiş teşbih misali.

    Öbür gruptanmış..

    Şimdi gidenler de böyle olmalıymış.

    🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  38. 16 mayıs’ta yazmışım bi tane daha buldum:)

    ..Sevgili Ebubekir;

    Bir günlük aranın ardından Fettoş’umu bugün yeniden dinledim çok şükür.

    Ahlak-i islamiye mi neydi.. ona benzer bişeydi konu.

    Ve yıl 1974.

    İncelikle irdelenen meseleye gelinceeee..

    Kahkaha ve mizah.

    Meğer peygamber efendimis yanlız 3 kez gülmüş ömrü hayatında..

    Zeynel bilmem kim ise.. hiç gülmemiş.

    Bi sürü isim saydı sonra..

    Zübeyr bin Nas, Abd-ül kutibik, Camr bin Hudeybi, vesaire..

    Ki bunlar ki.. herbiri namazı arşa çıkmaya çevirmeyi başarmış zat-ı alilermiş felan..

    Onların da tek bir adet kahkahaları dahi duyulmamış şu koskaca kainat-ül atomik alemde..

    Duydum diyen yalan dermiş..

    Peki bu niye böyleymiş, biliyo musunuz değerli arkadaşlarım?

    Çünkü kahkaha ve mizah, şeytanın ruhumuza ekmeye çalıştığı ayrık otu gibi bişeymiş..

    Dere kenarlarında bitip de asalak solucana bile faidesi olmayan kimi otlar gibi hemi de..

    Yüreği kaplasın ki dermiş şeytan…

    Zehirli sarmaşık misali.. boğulup ölsün filan.

    Şiddetle sakının.. şiddetle sakının..

    Böyle böyle anlatıp durdu Fettoş.

    …Bir psikolog öneriyorum naçizane.

    O da saygımdan valla.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  39. Haaa..

    Güzel bi öykü daha anlattı bu arada.

    Konu: Mümin ve mal teorisi.

    🙂

    Buyurulur ya; az ile yetininiz, çok’a heves etmeyiniz.

    Filme bak şimdi:)

    Birisi varmış..

    Abdul Bin Kays mı ne..

    Çok mütevaziymiş ama, aynı zamanda zenginmiş de..

    Ve zenginmiş ama mütevaziymiş de..

    Perfekto yani..

    Ve en hayırlı sahabilerden biri olarak nam salmış..

    Bin devesi varmış!

    Lakin bir gün bir söz dolanmaya başlamış..

    Abdul Bin Kays peygamber efendimizin rüyasında.. ah ne büyük onur ama, sürünüp emekleyerek.. cennete girmeye çalışıyormuş..

    Kays bunu duyunca müthiş bir kedere gark olmuş..

    Ya rab, ne yanlışım oldu ki ,sürünerek girmeye çalışıyorum cennete?

    Panikle koşmuş, sormuş soruşturmuş.

    Peygamber efendimizi bulamayınca, Ayşe anamıza yalvarmış; Ya Ayşe, doğru mudur duyduklarım, gerçekten böyle mi görmüş beni peygamber efendimiz?

    Ayşe, doğrudur demiş..

    Kays daha bi panik yapmış..

    Sordun mu peki demiş, neden sürünüyormuşum, neden böyle zor ve sıkıntılı bir biçimde girmeye çalışıyormuşum cennete?

    Sordum demiş Ayşe..

    Eee?

    Bu dünyadaki malların ağırlık yapıyormuş üzerine !

    🙂

    Kays mesajı almış.

    O gün bin devesini getirip, islam yolunda kullansın diye peygambere bağışlamış.

    Öhm..

    Ne kadar müthiş, değil mi? 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  40. Eveeeet, gelelim bugünkü sohbete..

    Yıl 1979.

    Ve anladım ki, bu Fettoş hakket.. tam da nabza göre şerbet.

    🙂

    Bir kaç ay önceki bir sohbetinde demişti ki; Peygamber’den sonraki üçyüz yıl içinde sadece dokuz el kesilmiştir, hırsızlık sebebiyle..

    Bugünse sayısız el deyiverdi birdenbire.

    Sayısız..

    Sayılmayacak kadar çok yani..

    Eee, bu işler böyle:)

    Hatta bi kadın varmış, biraz da yoksulmuş..

    Hırsızlık yapmış.

    Yakalanmış.

    Kadının halini görenler, biraz da pişmanlığını öne sürüp, peygamberden affını dilemişler.

    Sen misin buna diyen, Muhammed çok sinirlenmiş..

    Siz kimsiniz ki demiş, allah’ın açıkça buyurduğunu pazarlık konusu yapıyorsunuz benimle.

    Kesin.

    Kesmişler.

    Sayısız el işte..

    Gitmiş böyle.

    Sayılmayacak kadar çok yani..

    Ben diyeyim sekiz, sen de dokuz:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  41. Bu Ayşe çok fena biri. Sırf Ayşe için bir yazı yazmayı düşünüyorum. Veri toplamak lazım biraz daha.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  42. yahu gamaro sen bizi güldürüyorsun ya, Allah ta seni güldürsün.
    adam zınk diye 1000 deveyi bağışlamış ha!
    :))))

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  43. Hee, bağışlamış valla.

    Bağışlayınca tabi.. ağırlık kalkmış.

    Ağırlık kalkınca kapıdan geçiş kolaylaşmış.

    Herkes rahatlamış..

    🙂

    Ben ne duyuyosam onu aktarıyom sevgili denge, kendimden bişey katıyosam ellerim kurusun:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  44. Dün gece şöyle bir düşündüm..

    Daha doğrusu, bir ihtimal olarak gördüm ve neden olmasın dedim.

    Hamza’nın öldürülmesinin ardında..

    Muhammed’in parmağı olamaz mı?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  45. Neden öldürtsün ki? Hamza 1 numaralı adamlardan.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  46. Ama sık sık içip sapıtıyo ve bariz hakaretleri var Muhammed’e.

    (Nedense Fettoş bunları hiç anlatmıyo)

    Hatta bir seferinde yine sarhoş, şarkıcı kadınlarla fingirdeşirken, üç-beş deveyi boğazlıyo, Muhammed gelince de Hadi leynn! diyo.. Babamın köleleriydiniz hepiniz!

    Bu çok ağır bi söz, ne zaman adam oldunuz filan diyo yani..

    Ayrıca biliyosun, O ölene kadar şarabı bile yasaklayamıyo Muhammed.

    🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  47. Fettoş’um bi kaç gündür kayıptı.

    Şükür ki kavuşturana, bugün yine geldi.

    Özlüyoruz valla:)

    Bu arada, yni proğramın adı: İkindi yağmuru sohbetleri..

    Her gün ikindi namazını takiben, kurduğu gönül meclisleri.. manasında yani..

    🙂

    Ve dedi ki;

    Her seviyede farklıdır, kulluğun manasına varışdaki espiri..

    Çooookk, yüksek mertebeler vardır ey ahali!

    Mesela Amr bin Hudeybi, ya da ismi buna benzer biri..

    Gecenin kör karanlığı yetmezmiş gibi.. bi de üstüne karanlık bir odada yıkanırmış da… ama yine de bi yerim görünür de.. mahçup olurum diye rabbime.. yerin dibine girermiş kaygısı ve kederiyle..

    Vay be!

    Ali k’nın adam olma teorisi de böyle bişey sanırsam.

    Hani demiştik ya; seviye seviye..

    🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  48. Tam anlamadım. Rabbine mi görünmek istemiyor bu adam?

    Yoksa başkaları mı görmesin diye karanlıklarda yıkanıyor.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  49. Bendeniz, bütün iyi niyetimle;

    Simge hanım’ı göreve çağırıyorum naçizane.

    Hani libido mibido tamam da..

    ..biraz da şu* psikolojiye el atsa, çok iyi olacak valla.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  50. Rabbine, rabbine..

    Rabbime cıbıl görünürüm, hele bi de orası açıkta kalırsa filan diyo.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  51. Allah ta tavuk karasi var tabii karanlikta goremiyo , Yahu Ateistin Rabbe saygisi dinciden fazla , Edep meselesi olsa gerek.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  52. Rabbe görünmeme diye bir ihtimal olmadığına göre, bence birisine görünmeme durumudur o xenix.
    sanki biz duvarları şeffaf banyolarda yıkanıyoruz anasını satiyim. 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  53. Hayır, başkalarına görünmeme durumu değil, tanrısına görünmeme durumu.

    Bütün sohbet bunun üzerineydi.

    Yaratan herşeyi görse bile, kul yine de saklaması gerekeni saklamalı manasında yani.

    Ayrıca en üst seviye:)

    Hem ona kaldıysak..

    Allah için ön arka diye bişey mi var ki, namaz kılarken başımız değil de kıçımız dönük olursa kabeye.. pek bi ayıp oluyo hani?

    Ne yani, biz yüzümüzü ona çevirdik diye kıçımızı göremiyo mu şimdi?

    Haşaaa.. ama dedik ya, mevzu başka.

    🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  54. Hatta şimdi hatırladım..

    Tuvalet ortamında taharetimizle meşgulken bile.. dedi Fettoş.. tam bir açılma ve saçılma halini tasvip etmeyen alimler var!

    İşte bu da onlardan biriymiş.

    🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  55. Şu halde;

    Ortası delik poşet kullanıp gıdım göstermeden yapmak, en mükemmeli oluyo sanırsam.

    Hatta daha mükemmeli: hiç yapmamak!

    İlgili organik bileşimi ters ıkınma hareketi vasıtasıyla içe yönlendirip tam bir emilime tabi tutulmasını takiben ve mütamadiyen.. gramı bile kalmayacak.

    Vücut her zerresini kullanacak.

    Ayrıca taharet ortamında açılıp saçılma durumları da bi son bulacak.

    Analitik düşünce = bilim = iki çizgi üst üste eşittir.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  56. süper fikir gamaro.
    ayrıca hemeroid derdine de kökten çözüm.
    :))

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  57. herif cam masanın altına burnunun bokunu siliyor…
    cemaat “aaalleeaahh” çekiyor…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  58. Fettoş dün..

    Evrende bizden başka canlı var mı… sorusunun cevabını aradı valla.

    Drake denklemine kadar girdi hatta.

    Küre-i arz’daki şartlar o kadar müstesna o kadar müstesnadır ki..

    Al sana; eksen eğikliği..

    Veee..

    Tesadüfün bu kadarına da pes yani!

    Dedi..

    🙂

    Sonra ışık hızına girdi.

    Zaten varsa bile, 30 yılda gidersin bi 30 da dönüş.. boş bi hayal dedi.

    Aslında her zamanki gibi..

    Hiçbişey demedi.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  59. Gamaro dinlediğine inanamıyorum :):):):)

    boş Geçen Her saniyenin Ta ……………… mamla 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  60. Tek başıma araba kullanıyom ya.. ondan.

    Halbuse tek olmasam, camlar siyah filtreli, bi de ileri viteste doya doya filan.

    Hey allaam yaa..

    Yau maydanoz, neyine inanamıyon?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  61. tek başına araba kullanmasan ,

    temel içgüdü 1 temel içgüdü 2 filmlerini anımsadım birden :))

    Öyle şeyler çok tehlikelidir.
    Valla.
    Arabanın sonu denizin dibi .

    hızlı giden atın Moku seyrek düşer. 🙂
    An be An Yaşa :))

    inanmadığım şeyi biliyorsun .
    ben 2 dakkadan fazla katlanamıyorum . .)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  62. “Teyzem âbide, zâhide bir kadındı. Alvar İmamı’na da yürekten bağlıydı. Başından iki defa delirme hadisesi geçti. Birini ben hatırlamıyorum. Söylenen şu: Teyzem gece kalkmış tesbihini çekiyor. Bir ara, spiritualistlerin ‘Mekandan uzaklaşma’ dedikleri hal oluyor ve teyzem seccadesinin üzerinde bir metre kadar havaya yükseliyor. Kocası bu durumu görünce endişe ediyor ve ayaklarından tutup onu yere çekiyor, teyzem de deliriyor, hatta mütecaviz bir hal alıyor. Öyle ki ancak zincirle zaptedebiliyorlar. Hattâ bir keresinde, düğün evinde ne kadar ayakkabı varsa hepsini toparlayıp tandıra atıyor ve elinde sopayla tandırın kapısı önünde nöbet tutuyor. Hiç kimse cesaret edip yanaşamıyor ve bütün ayakkabılar tandırda cayır cayır yanıyor… Nasılsa dedem arkasından yakalayıp onu oradan uzaklaştırıyor.. Daha sonra teyzeme birisi bir muska yazıyor. Hadisenin bundan sonrasını dayım şöyle anlatırdı:

    ‘Misafir odasında oturuyorduk. O yine zincirle bağlıydı. Yazılan muska yerine konulduktan kısa bir müddet sonraydı ki, ağlamalı bir sesle: ‘Dadaş beni niye bağladınız ki?’ dedi… Hemen çözdük. İyileşmiş ve tamamen eski haline dönmüştü.. “

    link to tr.fgulen.com

    Dikkat edilmesi gereken nokta Teyzenin kocasındaki sakinlik ve sanki hep böyle uçan kişileri tutup çekmesindeki dinginlik.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  63. benimde anlamadığım, niye bu uçanlar kaçanlar bize hiç denk gelmez ya?
    niye niye?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  64. sanıyorum insan ya sevdiğini yada nefret ettiğini takip ediyor ? 🙂

    ben gamaro yu sevdiğimden fetto yu acayip gördüğümden 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  65. Teşekkür ederim Hasan.

    Yalnız bu tarzda kıyaslamalı hükümler, sevdiğin ya da nefret ettiğin için takip etmek, ya da zıtlar birbirini çeker (ilişkilerde) veyahut kişisel algıladın/ algılamadın meseleleri biraz üfürük geliyor bana açıkçası.

    Emin olduğum tek şeyse, eğlenceli bir saygıdan sempatiye veya irritasyona, sonra ilgili ara yollara ve duraklara, ve buna eşlik eden türlü psikolojik-psiko estetik komponentlere kadar.. takip’in doğası karmaşıktır:)

    Bi süredir farkettim.

    Fettullah pek görünmüyordu radyolarda.

    Buna karşın, Fettulah’ın vaazlarını metin haline getirmişler ve ses rengi ve diksiyonu güzel bir başka adama vermişler. O okuyomuş ne zamandır, bööle bi poroje yapmışlar anadınmı.

    Sonuç dersen..

    Öncekilerin aksine, ne dinlemek geliyo insanın içinden, ne de farkedebiliyosun.

    Mesela daha bu sabah, denk geldim böyle bir cover’a.

    O an farkeder gibi oldum ki; Fettoş’un sunduğu içeriğin melodram ya da asimetrik cennet mahallesi karakteri kadar, sunum dilinde ve ses’indeki ritm de önemliymiş sanırsam.

    Hani nası desem…

    Dıgıdık-dıgıdık.. (at ile zemin arasında oluşan ritm) veya takatuka-tuluk-tak..takatuka-tuluk-tak… (tren ve ray arasında oluşan ritm) gibi… ve bazen arada yükselen ve alçalan, dıgıdık-dıgıdık-dıgıtgıdık-dıgıdık-hhrrşşşş..lar.. veyahut takatuka-tuluk-takırt-tak.. larla değişebilen ama sırıtmayan bi çeşitlilik yani..

    Ve sürekli tekrar.

    Anlayacağın: Makara.

    Sanırım zihin bu ritme sarıyor.

    Sonuçta 25 dakika dinliyorsun, ama ne anlattı bu adam desen aklında 2-3 dakikası anca kalıyor.. (Yani tarifi zor bi durum.) Dinlerken bile bazen dikkatini toplayıp yav ne anlatıyor bu adam diye soruyorsun kendine ve takip etmeye çalışıyorsun ama, nafile.. (Bizzat deneyimledim, hatta bir seferinde babama da aynı deneyi yaptırdım) ..ve ilginçtir, çoğu zaman iki buçuk dakikalık istemli bir takibe bile yakalanmadı bişey, ha işte bak şundan bahsediyor diyebeleceğin.. Hep bi yarım kalmışlık hissi.. Şimdi söyleyecek, ahan da şimdi söyleyecek, yok valla şimdi söyleyecek.. ne söyleyecekse artık.. hiç gelmeyen bi fiil beklentisi.

    Ama ritm, yukardaki karakterde ve hep var.

    Daha doğrusu, uzayan ve sürekli uzayan bir ses faaliyeti, ritmik bir zaafiyetle sardırıyor kendini zihne.

    Yokluğunu farketmense şöyle oluyor;

    Takatuka-tuluk-tak.. takatuka-tuluk-tak.. takatuka-tuluk-tak….

    Sonra kesiliyo birden.

    (boşluk)

    Aaaa, niye gelmedi yeni bi tuluk-tak?

    Yoksa durduk mu filan..

    Durduk durduk..

    Lakin arada nereleri geçtik.. %95’ini hatırlamazsın billah.

    🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  66. “Sonuçta 25 dakika dinliyorsun, ama ne anlattı bu adam desen aklında 2-3 dakikası anca kalıyor.. (Yani tarifi zor bi durum.)”

    Gamaro, üstad ben de burada araya küçük bir tanımlama ile girsem kızmazsın umarım. Yani, bunun da ismini koymuşlar.

    Verbalizm: Türkçe tabirle “boşsöz” diyebileceğimiz verbalizm, bir fikir varmış kanaatini uyandırmak için söylenen veya yazılan kelimeler yığını manasını taşımaktadır.

    Verbalizme kelimelerin hipnotizması demek de mümkün. Bazı yazar ve sosyal bilimcilerin zaman zaman verbalizme başvurduklarını ve hiçbir fikir ihtiva etmeyen görüşlerini, büyük fikirler ihtiva ediyormuş hissi verebilmek için, tantanalı veya anlaşılmaz kelimelerle ifade etmeye kalktıkları görülmektedir.

    Bir de acıklı melodiler var tabi, peygamberin hayatı anlatılırken. 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  67. Estağfurullah parçuket.

    Yalnız, benim anlatmaya çalıştığım asıl şey, -arasıra ekletik ve saçma konuşuyor olmakla birlikte- o’ndaki baskın karakteristik’in bu olmadığı.

    Dedim ya: Fiil gelmiyor bir türlü..

    Hep bi yarım kalmışlık/tamamlanacak hissi.. Sıraadel-mustagiim mesela.. Yani her bi cümlenin kendi yüklemi vesairesi filan var da.. Ama nedir ne değildir derken, şimdi söyleyecek, ahan da şimdi söyleyecek, yok valla asıl şimdi söyleyecek.. ne söyleyecekse artık.. hiç gelmeyen bi fiil beklentisi.

    Ve bir yandan ne zaman gelecek diye beklerken, öte yandan ses paketinin ritmi baskın bir karakter kazanıyor ve makara.

    Hatırlamıyosun yani.

    Parçanın sözlerini anlamazken, parmaklarının ister istemez ritme ayak uydurup tıpırdaması gibi.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  68. çok doğru tespit gamaro. eskiden bu arkadaşlara takılırken dinletirlerdi, hiçbir şey anlamazdım tabi birşey anlamadığını ifade de edemezsin. devamlı söylenenleri onaylama ritmine girersin. ama hep merak ederdim niye ağlayıp duruyor bu herifler diye.
    buraya kadar geldik madem iki gözyaşı da biz dökelim.
    nerdeeeee. senin göz pınarların kurumuş anam, sağdan devam et. 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  69. Asıl söylemem gerekeni unutmuşum.

    Şimdi şu yukarda bahsettiğim ve metne alınmış Fettoş vaazlarına yeni bir ses ve renk getirmesi maksadıyla konuşan bu arkadaş var ya..

    Hiç dinlenmiyor -veya arada kaynayıp gidiyor- billah.

    Halbuse noktası virgülüne, aynı söz aynı text.

    Neden derseniz..

    Ritm.

    Ritmden kaybediyor maalesef:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  70. Buyrun ritm.

    3 dk. 23 saniyelik bu vidyonun ardından, bu adamın tam olarak neyden bahsettiğini , neye işaret ettiğini, veyahut neyi açıkladığını* bir kaç cümleyle özetleyebilecek misiniz bakalım..

    Ya da aklınızda ne kalacak?

    Sözünü ettiğim ritm duygusunun kendini kendine takip ettirmesinden başka..

    Deneyin.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  71. Bu da 13 dakika 6 saniyelik bir vidyo.

    Lakin lütfen yanlış anlaşılmasın, arada ağlayıp sızlamasını, hıçkırıklara boğulmasını filan kastetmiyorum. (Bunun üzerine oynamıyorum)

    Hitabetteki ritmik faaliyetin zihne dolanmasından, eklemlenmesinden bahsediyorum.

    Bunu da deneyebilirsiniz yani..

    Vidyoyu dinleyin ve ardından, bu adamın 13 dakika boyunca neyden bahsettiğini bi anlatmaya çalışın..

    Ya da aklınızda ne kaldığını.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  72. “Takatuka-tuluk-tak.. takatuka-tuluk-tak.. takatuka-tuluk-tak….

    Sonra kesiliyo birden.

    (boşluk)

    Aaaa, niye gelmedi yeni bi tuluk-tak?

    Yoksa durduk mu filan..

    Durduk durduk..

    Lakin arada nereleri geçtik.. %95’ini hatırlamazsın billah.”

    onu bunu bilmem;
    bu ritim tesbiti baya başarılı moral verici geldı bana :))

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  73. Geçen cumartesi, araba kullanırken gülme krizine girdiğimiz bir söyleşiyi paylaşmadan edemeyeceğim:)

    Meğer Bayraktar Bayraklı hocamız da başlamış biryerlerde konuşmaya, şu an için radyoyu tam hatırlamıyorum.

    Ama nası desem..

    Televizyonda göründüğü sakin ve kontrollü halinden öte.. uygun ortam, ambians, sinerji vs. biraraya gelince, nasıl da kendinden geçtiğine.. bi güzel şahit olduk imanıma.

    Neyse efenim, mevzu: cennet ahalisi durumları.

    İş bitmiş yani, defterler dağıtılmış, sancak altında toplanılmış, sırat geçilmiş ve nihayetinde hurraaaa: cennet:)

    Sonra?

    Sonrası şöyle;

    Huriler, gılmanlar an be an hizmette.

    Herşey mükemmel ve ötesi, değmeyin kimsenin keyfine yani.

    Lakin Allah soruyor yine de; ey mümin kullarım, var mı benden bir isteğiniz?

    Bayraktar Hoca hemen bi parantez açıyo burda;

    Şimdi bu soru dünyada sorulsa..

    Eee?

    Deriz ki yav ben şunu da istiyom, bu da olsun, e o da gelsin, yok tırt, yok pırt vesaire..

    Çünkü neden?

    İnsanın gözü doymaz da ondan.

    Halbuse cennet kulları böyle davranmaz ey ahali, cennet diyoruz yahu, orda bambaşka.. bambaşka bir hal var!

    Rabbinin kulları diyecek ki o yüzden;

    Ey rabbimiz, biz seni çok seviyoruz, senin cennetinde bulunmaktan daha güzel ne olabilir ki?

    Ama rabbimiz soracak;

    Peki ya, daha da güzel birşey vereyim mi size, ister misiniz?

    Ancak bu sözü takiben ki, isteriz diyecek müslümanlar.

    Veee..

    Hz. Davut çıkacak ve kendi sesinden Zebuur okuyacak!

    Allaaeaaahhhh!!!!!

    🙂

    Ama o nası bi ses, o nası bi okuma!

    Müminler böyle kendinden geçecek, ruhlar bu sesin peşinde kaybolacak, kuşlar havada yolunu şaşıracak, ve bütün kullaaar!

    Evet??

    Tarifi imkansız bir huşu içinde yani, cennetin katlarından düşenler filan olacak!

    (Bunu dedi, düşenler olacak dedi aşağı:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  74. Ve hal böyle olunca, birileri de diyecekmiş ki (kim ama belirsiz) ya rabbim, biz şaşırdık, kendimizi kaybettik, uçan kuşlar bile yolunu şaşırdı, kulların sağa sola atlıyor sen ne büyüksün!

    🙂

    O zaman diyecekmiş ki allah: Peki ya size, bundan da güzelini vereyim mi, istermisiniz?

    (Tabi anlatım bu kadar güzel ve eğlenceli olunca, babam da sevimli ve tok bir ses tonuyla cevap verdi arka koltuktan: İsteriz 🙂

    Ve muhammed çıkıyo sonra sahneye!

    Kendi sesiyle kur’an okuyo o da!

    -Alllaaaeeaaahh! (cemaat transta:)

    -Peki ya kullarım, daha da güzel birşey vereyim mi size, ister misiniz?

    -isteriz 🙂 (babam)

    -Sesimi duyacaksınız! (allah)

    (o ana kadar nesini duydularsa artık, onu bilemiyorum)

    -Aaaaeeaalllaaahhh! (cemaat)

    -Yalnız aman haaa!! Mekandan münezzeh olarak duyulacaktır bu ses, ey müslümanlar! (Bayraktar hoca)

    Nassı yani?

    -Atomsa atom, ondan küçük ne var çekirdek, ondan da küçük elektronun mu neyse artık her zerresiyle duyacak müminler bu sesi, mezonu titreşecek prodonuna kadar hissesedecek!

    He ya..

    Pro-donuna kadar dedi valla:)

    -Peki ya daha da güzel birşey vereyim mi size, ister misiniz?

    -isteriz.. (tekrar babam:)

    -Alın size cemalimi göstereyim o zaman!

    !

    İşte orda…

    Hem Bayraktar Hoca, hem cemaat.. koptu valla.

    Çıkan sesleri buraya yazamıyorum.

    Rihter sorunu var:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  75. Valla sonunda bu da oldu..

    🙂

    Aradılar aşağıdan, efendim iki beyefendi var, sizinle görüşmek istiyorlar..

    Kimdir?

    Bi selam vermek istemişler..

    E gelsinler..

    Geldiler.

    İki tane sevimli, gül yüzlü amca, nası da mutlular böyle nası da dost canlısı..

    🙂

    Nerden anlatsam ki..

    Bazen şoforlar, bazen güvenlik, bazen o bu derken..Kim benim arabayı kısa süreliğine bile alsa ve kullansa, şak diye çıkıyo ya radyoda, fettoşum ve kanalları..

    Len var ya..

    Allahın selamıyla geldiler, allahıma kitabıma:))

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.