Hadi Biraz Sohbet Edelim

İki soru ;

1- Tanrı var çünkü ?

2- Tanrı yok çünkü?

47 yorum “Hadi Biraz Sohbet Edelim”

  1. Mantıki önermeler veya matematik formulasyonlar tanrının varlığı veya yokluğu hakkında bize bişey söylemezler.

    Helikopter böceğinin kanadı da söylemez.

    Kimi hayvanların bokundaki mucizevi protein vesaire de.

    Tanrı hakkında (ki allah c.c’yi kastediyorsun sanırsam) bir varlık yokluk hükmü vermek istiyorsan, önce ve genelde dinler tarihine, ve sonra ona delil olabilecek belki de tek kaynağa (yani indirdiği kitaba) bakmak gerekir.

    Lafın kısası: Tarihle kitabı karşılaştırmaca.

    Tarih dersen hemen soralım;

    Diller nasıl oluştu?

    Adem babamız ilk insan olduğuna göre, hazır bir dille inmiş olması gerekir yeryüzüne.

    Di mi ama?

    Tarım devrimi ve hayvancılık nasıl başladı?

    Adem babamız ve ilk çocukları yine hazır bir botanik ve zooloji bilgisiyle inmiş görünüyorlar mesela.

    Vesaire..

    Gelelim kitaba;

    Homoseksüellere ölüm.

    Zinaya kırbaç.

    Kısasa kısas.

    Karılara gitme gününü ayarlamaca..

    Cennette tomurcuk memeli yaşıt kızlar..

    İdare edilen cariye.. (seks yani seks)

    .

    Yani sen bunların hepsini anladın da..

    Bi “kaderi” anlayamadın demek.

    Neyse..

    Ama şu cümle var ya şu cümle;

    Bir güç olmalı!

    İlaç gibi valla..

    Vay bea..

    🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  2. Kitap demişsiniz

    Homoseksüellere ölüm.
    Zinaya kırbaç.
    Kısasa kısas.
    Karılara gitme gününü ayarlamaca..
    Cennette tomurcuk memeli yaşıt kızlar..
    İdare edilen cariye.. (seks yani seks)

    Ben bilgi sahibi olmadığım hiçbir konuda asla konuşmam aksine o konu hakkında öne sürülenleri mantık süzgeçimden geçirir ve en mantıklı olanını doğru varsayarım yalnış olsa bile :S neyse brakıyorum kendimden bahsetmeyide kitapta. Bildiğim bir konuyu açıklamak isterim kadınlara gitme gününü ayarlamaca diyorsunuz… Sanırım bakara süresinde geçen kadınların adet dönemlerinde onlardan uzak durunuz temizlendiklerinde hak olan yoldan onlara varınız dediği ayetten bahsediyorsunuz. Eğer bu ise ben size siz sadece inkar etmek için elinizden gelen her bahaneyi bulup çıkarıp uyduruyorsuz derim… Kadınların o dönemleri çok hassas oldukları bir dönemdir ki o dönemde kadınla bir birliktelik yaşamak kadın açısından sakıncalıdır… Allah bir ayetle bunu sana açıkladı die mi sen Allah’ın kitabıyla dalga geçiyorsun… He belkide eğer Allah varsa bile bu kitap onun gönderdiği bir kitap ise eğer bunu açıklamasına ne gerek var diyeceksiniz elbette… UNUTMAYIN HALA BAŞÖRTÜSÜNÜ TARTIŞAN BİR TOPLUMUZ OJELİ TIRNAKLA ABDEST KABUL OLURMU OLMAZMIYI TARTIŞAN BİR TOPLUMUZ SİZCE DETAYLARA İNMESİ GEREKMİYORMUYDU Kİ O HERŞEYİ (AN)DA GÖRÜYOR DEĞİLMİ ?

    (Cennette tomurcuk memeli yaşıt kızlar..)

    Bu ayetide böyle çirkince yorumlamanızı şiddetle kınıyorum… Cennetteki temiz eşlerden bahsediyorsunuz sanırım… Bugün bir anne baba olarak çocuğumuz yemek yemediğinde vebenzeri ona faydalı olacak şeyleri biz istediğimiz halde yapmadığında önce “hadi ye kızın/oğlum eğer dediğimi yaparsan seni parka götüreceğim, dondurma alacağım vs vs” gibi onun hoşuna giden şeyler söyleriz baktık ikna olmuyor ceza veririz… Lütfen biraz perspektif bakalım rica ediyorum…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  3. Hey gazogen..

    Sen salak mısın, yoksa platonik mi takılıyorsun?

    Daha kendi inandığın kitabı bile okumamışsın.

    Teşuba sor anlatır:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  4. Merak etme senin beynini yormam (nasıl çalıştığı hala merak konum olsa bile) Teşupla güzel sohbetler ediyorum ve senin fikrinede ihtiyacım yok… Ayrıca Kuran okuyorum fakat bitirmedim henüz aklıma takılanlarıda form sitelerinde araştırmaya çaışıyorum. Ayrıca benm böyle bir iddam olmadıda bu bağlamda plotonik takılan ben salak olan sen oluyorsun sanırım… Unutma plotonik aşklar bazen karşılıklı aşka dönüşür çekim yasası 😉

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  5. 🙂

    polemik polemik polemik polemik kalem kavgası dalaşmak

    polemik polemik polemik polemik kalem kavgası dalaşmak kalem kavgası

    Bir gün
    sadece bir gün ,
    hiç kimse kavga etmesin lütfen yau 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  6. Seni ikna etmekten kolay ne var.

    Şu ateist halimle, ben bile ederim.

    Çok basit..

    Çünkü sizin gibilere analiz, mantık, sentez, genelleme, felsefe, vesaire gerekmez.

    “Benzetme” yeter.

    Hani kader demiştik..

    Farzet ki bi DVD player var.

    E sen de disk’sin işte.

    Haaa… tabi bea, şimdi anladım filan..

    (Dedim ya; bi benzetmelik işiniz var.)

    Ha hahahaha:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  7. Nefes çalışmasına gidiliyor mu ki ?
    İlk defa senden duydum bunu . Hay bin yaşa Emi !

    Nefes çalışmasını ben 8 yıldır yapıyorum 🙂
    Bu sayede çok ilerlemeler kaydettim 🙂
    göbeğin 5 cm altında, ruhun terk edileceği düşünülen noktaya kadar oksijen pompalıyorum ya ya yaa 🙂
    Çakra çakra..

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  8. Önce okuma yazma öğren
    sonra senin dediğini yaparız . Ehuehueheuh uhu

    Oldu olacak Davaroz deseydin 🙂
    harfleri karıştırdın, yanlışlıkla yanındakine bastın diyemiyorum çünkü “y” harfiye “n ” harfi q tipi klavyelerde
    epey uzak .
    E devlet kurumundan da yazmadığına göre , saat çok geç, F klavye kullanmıyorsun zaten :))
    F klavyede bu harfler yanyana mı ona da bakmak lazım 🙂

    büyük ihtimal , Q klavye kullanıyorsun dimi Sokaktaki 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  9. BayanA

    İşim okuma yazma ile değil malesef.
    Ayrıca ne demek istediğimi anlıyorsun ya zekisin işte bırak cahil kalayım ben. Çok zekiler var ben cahil kalayım ya..

    Nekadardaüstümegelsendebaştacısın.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  10. BayanA

    +Anne ben ateist oldum.
    -Vallaha mı oğlum.
    + Valla anne …
    + Aferin oğlum..
    – Ne kadar kazanıyorsun


    + Kazanmıyorum anne..
    – Eh oğlum bi günde işe yarar birşey ol…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  11. BayanA

    Tanrı ya ve kitabına inanıyorum. Kuranı anlamayı bıraktım. Kuran öyle yazıyorsa öyledir demiyorum Acaba ne demek istiyor diyorum…

    Kuranı sıradan bir kitap gibi okursan malesef ateist olursun.

    Kuran sıradan bir kitap gibi okuyup yorumlayanlara kızıyorum. Anlaşılmayan tek bir şey var. Kuranı anlamak mümkün değil ki ona yorum yapılabilsin. Bir ayet okunuyor ve onun üzerine yorum yapıyor.

    Oysa tevsirde ise tek kelimenin bile 100 anlamı olabiliyor.

    Ya neyin tartışması yapılıyor herkes kendi doğrusunda yaşar. Ben bu güne kadar birinin diğerinin düşüncesi değiştirdiğine şahit olmadım.

    Mandanoz çok haklısın katılıyorum.. Din tartışmaları kalksın istiyorum.. Bunu anket yapalım.. Ne dersin..

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  12. Çok merak ediyorum sen veya senin gibi dediğin kişiler senin gözünde ne ?

    İnandığı şeylerin peşinde koşan insanlar sizin gözünüzde sürüngenmi yapmayın ALLAH aşkına. Gerçi bu kelime bile size göre şaçma ama neyseee daha seninle tartışmaya girmeyeceğim gamora sen sadece bu sitede sinir bozucu birşeysin hepsi bu…. Sen zaten Kuranında dediği gibi kalbine mühür vurulmuş bir zavallısın sana artık kimse yardım edemez….

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  13. kadınlara gitme sırası denilen olay adet günü ile ilgili değil.
    gamaro nun demek istediği şu:

    Muhammed, çok karısı olduğu için; karıları arasında kıskançlık olmaması için onlarla cinsel ilişkilerini sıraya koymuştu. Fakat bu durumdan da pek memnun değildi. Çünkü karıları içinde yaşlı olanlar olduğu gibi, bazı eşleriyle de, daha fazla birlikte olmak istiyordu. Muhammed’in her isteği olduğunda geldiği gibi, bu durumda da bir vahiy geldi ve Muhammed’in cinsel ilişki sırasını Muhammed’in istediği şekilde düzenledi.

    “Ey Muhammed! Karılarından dilediğini geri bırakabilir, dilediğini öne alabilirsin…” (Ahzab Suresi,51.ayet)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  14. Neden tartışma fikri sizi rahatsız ediyor ki? Burası bir tartışma platformu; biat forumu değil ki!
    İster ağaca, ister Allah’a, ister ayakkabıya tapın, isterseniz tapmayın. Ama ortaya bir soru döküldüğünde veya bir paylaşımda bulunulduğunda karşıt fikirler olması ve elbette tartışılması kadar normal bir şey yok. Birinin diğerini değiştirmesi, buradaki tartışmayla olacaksa bir yerlerde zaten bir yanlışlık var demektir; o zaman değişmekten kaçmak niye?!

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  15. Tanrı var, çünkü..

    Tanrı yok, çünkü..

    Başlığı açan nenemdi sanki.

    Ne bekliyodun?

    Tanrı yok, çünkü benim şeyim mühürlü dememi filan mı?

    Sohbet ediyoruz şurda kurbağa.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  16. Aman be Peyoteee..

    Benzetme yapman lazım, böyle anlamaz:)

    Mesela zaman?

    Bi film bandı düşünün önce, içinde film var ama dışardan bakınca oynamıyor filan..

    Leyn..

    Muhahahaha:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  17. Valla salak ettin kurbağa ettin teşekkür ederim… Elhamdülliah ama bak ALLAH C.C seni ve senin gibileri neler edeceğini anlatıyor :):):):)

    HAYVAN
    BAKARA (171) : İnkar edenleri imana çağıran (peygamber) ile inkar edenlerin durumu, bağırıp çağırmadan başka bir şey duymayan hayvanlara seslenen (çoban) ile hayvanların durumu gibidir. Onlar sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Bundan dolayı anlamazlar.
    A’RÂF (179) : Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.
    FURKÂN (44) : Yoksa sen onların çoğunun (söz) dinleyeceklerini yahut akıllarını kullanacaklarını mı sanıyorsun? Onlar hayvanlar gibidirler, belki yolca onlardan daha da şaşkındırlar.
    MUHAMMED (12) : Şüphesiz Allah, inanıp salih ameller işleyenleri, içinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. İnkâr edenler ise (dünya zevklerinden) yararlanırlar ve hayvanların yediği gibi yerler. Onların kalacakları yer ateştir.
    MÜDDESSİR (51) : Onlar sanki arslandan kaçan yaban eşekleridirler.
    MÂİDE (60) : De ki: “Allah katında cezası bundan daha kötü olanları size haber vereyim mi? Onlar, Allah’ın lanetlediği ve gazabına uğrattığı, içlerinden maymunlar ve domuzlar çıkardığı kimseler ile şeytanlara tapan kimselerdir. İşte bunların yeri daha kötüdür ve onlar doğru yoldan daha çok sapmışlardır.”
    MERYEM (86) : Allah’a karşı gelmekten sakınanları Rahmân’ın huzurunda bir elçiler heyeti gibi toplayacağımız, suçluları da suya koşan susuz develer gibi cehenneme sevkedeceğimiz günü düşün!
    YALANCI
    EN’ÂM (28): Hayır, (bu yakınmaları) daha önce gizlemekte oldukları şeyler onlara göründü (de ondan). Eğer çevrilselerdi elbette kendilerine yasaklanan şeylere yine döneceklerdi. Şüphesiz onlar yalancıdırlar.
    TEVBE (107) : Bir de zararlı faaliyetlerde bulunmak, küfre yardım etmek, mü’minler arasına ayrılık sokmak için ve öteden beri Allah ve Resûlüne karşı savaşanlara üs olsun diye bir mescit yapanlar vardır. Bunlar, “Bizim iyilikten başka hiçbir kasdımız yok” diye de mutlaka yemin ederler. Ama Allah şâhitlik eder ki bunlar mutlaka yalancıdırlar.
    NAHL (39) : (Diriltecek ki) ayrılığa düştükleri şeyi onlara anlatsın ve kâfir olanlar da kendilerinin yalancı olduklarını bilsinler!
    NAHL (105) : Yalanı, ancak Allah’ın âyetlerine inanmayanlar uydurur. İşte onlar, yalancıların ta kendileridir.
    MÜ’MİNÛN (90) : Hayır, biz onlara gerçeği getirdik, fakat onlar kesinlikle yalancıdırlar.
    ŞU’ARÂ (222) : Onlar, her günahkâr yalancıya inerler. (223) Bunlar da şeytanlara kulak verirler. Onların çoğu ise yalancıdır.
    ZÂRİYÂT (11) : Cehalet içinde gaflete dalmış olan (ve “Muhammed şairdir, delidir” diyen) yalancılar kahrolsun!
    MÜCÂDELE (18) : Allah’ın onları hep birden dirilteceği, onların da (kendilerini kurtaracak) bir iş üzerinde olduklarını sanarak size yemin ettikleri gibi Allah’a da yemin edecekleri günü düşün! İyi bilin ki, onlar yalancıların ta kendileridir.
    AZGIN
    BAKARA (15) : Gerçekte Allah onlarla alay eder (alaylarından dolayı onları cezalandırır); azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara mühlet verir.
    A’RÂF (186) : Allah kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek kimse yoktur. Allah onları azgınlıkları içinde bırakır, bocalayıp dururlar.
    YÛNUS (11) : Eğer Allah insanlara, onların hemen hayra kavuşmayı istedikleri gibi, şerri de acele verseydi, elbette onların ecellerine hükmolunurdu. İşte biz, bize kavuşmayı ummayanları, kendi azgınlıkları içinde bocalar halde bırakırız.
    MÜLK (21) : Peki, Allah rızkını keserse, kimdir size rızık verecek olan? Hayır, onlar azgınlık ve nefretle direnip durdular.
    KALEM (31) : Şöyle dediler: “Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz azgın kişilermişiz!”
    MUTAFFİFÎN (12) : Onu, ancak her azgın, günahkâr kimse inkar eder.
    ve daha yüzlerce…
    SAPIK
    FÂTİHA (7) : Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.
    BAKARA (16) : İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kâr getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu bulamamışlardır. (175) İşte bunlar hidayeti verip sapıklığı, bağışlanmayı verip azabı satın alanlardır. Onlar ateşe karşı ne kadar da dayanıklıdırlar(!) (256) Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. O halde kim tâğûtu tanımayıp Allah’a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
    ÂL-İ İMRÂN (90) : Şüphesiz iman ettikten sonra inkar eden, sonra da inkarda ileri gidenlerin tövbeleri asla kabul edilmeyecektir. İşte onlar sapıkların ta kendileridir. (164) Andolsun, Allah, mü’minlere kendi içlerinden; onlara âyetlerini okuyan, onları arıtıp tertemiz yapan, onlara kitab ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur. Oysa onlar, daha önce apaçık bir sapıklık içinde idiler.
    NİSÂ (116) : Şüphesiz Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışındaki günahları, dilediği kimseler için bağışlar. Allah’a ortak koşan, kuşkusuz, derin bir sapıklığa düşmüştür. (136) Ey iman edenler! Allah’a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman edin. Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkar ederse derin bir sapıklığa düşmüş olur.
    A’RÂF (146) : Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları âyetlerimden uzaklaştıracağım. (Onlar) her âyeti görseler de ona iman etmezler. Doğru yolu görseler onu yol edinmezler. Ama sapıklık yolunu görseler onu (hemen)yol edinirler. Bu, onların, âyetlerimizi yalanlamaları ve onlardan hep gafil olmaları sebebiyledir.
    İBRÂHİM (3) : Dünya hayatını ahirete tercih edenler, (insanları) Allah yolundan çevirip onu eğri ve çelişkili göstermek isteyenler var ya, işte onlar derin bir sapıklık içindedirler. (18) Rablerini inkar edenlerin durumu şudur: Onların işleri, fırtınalı bir günde rüzgarın şiddetle savurduğu küle benzer. (Dünyada) kazandıkları hiçbir şeyin (ahirette) yararını görmezler. İşte bu derin sapıklıktır.
    NAHL (36) : Andolsun biz, her ümmete, “Allah’a kulluk edin, tâğûttan kaçının” diye peygamber gönderdik. Allah onlardan kimini doğru yola iletti, onlardan kimine de (kendi iradeleri sebebiyle) sapıklık hak oldu. Şimdi yeryüzünde dolaşın da peygamberleri yalanlayanların sonunun ne olduğunu görün.
    HAC (12) : O, Allah’ı bırakır da kendine ne zarar, ne de fayda veren şeylere tapar. Bu da derin sapıklığın ta kendisidir.
    NEML (81) : Körleri sapıklıklarından vazgeçirip doğru yola getiremezsin. Ancak âyetlerimize inanıp da müslüman olmuş olanlara duyurabilirsin.
    ŞU’ARÂ (97) : “Allah’a andolsun! Biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz.”
    SEBE’ (8) : “Allah’a karşı yalan mı uydurdu, yoksa onda delilik mi var?” Hayır öyle değil! Ahirete inanmayanlar azap ve derin sapıklık içindedirler.
    ZÜMER (22) : Allah’ın, göğsünü İslâm’a açtığı, böylece Rabbinden bir nur üzere bulunan kimse, kalbi imana kapalı kimse gibi midir? Allah’ın zikrine karşı kalpleri katı olanların vay haline! İşte onlar açık bir sapıklık içindedirler.
    FUSSİLET (52) : De ki: “Ne dersiniz? Eğer o (Kur’an) Allah katından olup da siz de onu inkâr etmişseniz, o zaman derin bir ayrılık içinde bulunan kimseden daha sapık kim olabilir?”
    ŞÛRÂ (18) : Kıyamete inanmayanlar, onun çabuk kopmasını isterler. İnananlar ise, ondan korkarlar ve onun gerçek olduğunu bilirler. İyi bilin ki, Kıyamet günü hakkında tartışanlar derin bir sapıklık içindedirler.
    ZUHRUF (40) : Sağırlara sen mi duyuracaksın; yahut körleri ve apaçık bir sapıklık içinde olanları sen mi doğru yola ileteceksin?
    AHKÂF (32) : Kim Allah’ın davetçisine uymazsa, yeryüzünde Allah’ı âciz bırakacak değildir. Kendisi için Allah’tan başka dostlar da bulunmaz. İşte onlar apaçık bir sapıklık içindedirler.
    KÂF (27) : Arkadaşı (olan şeytan) der ki: “Ey Rabbimiz! Onu ben azdırmadım, fakat kendisi derin bir sapıklık içinde idi.”
    ODUN
    ENBİYÂ (98) : Hiç şüphesiz siz ve Allah’tan başka kulluk ettikleriniz cehennem odunusunuz. Siz oraya varacaksınız.
    CİN (15) : “Hak yoldan sapanlara gelince, onlar cehenneme odun olmuşlardır.”
    AKILSIZ
    BAKARA (13) : Onlara, “İnsanların inandıkları gibi siz de inanın” denildiğinde ise, “Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?” derler. İyi bilin ki, asıl akılsızlar kendileridir, fakat bilmezler.
    MÂİDE (58) : Siz namaza çağırdığınız vakit onu alaya alıp eğlence yerine koyuyorlar. Bu şüphesiz onların akılları ermeyen bir toplum olmalarındandır.
    KAFİR
    Bu aşağılama sözünü tek tek aramaya gerek yok sanırım, Kuran’ın her yeri inanmayanlar kastedilerek sarfedilmiş bu sözle doludur. Kafir, kelime anlamıyla “küfür eden” demektir. Kullanım anlamı, “Allah’a inanmayan, reddeden”dir. Çünkü Allah’a inanmamak, ona küfür etmektir. Bu da Kuran’ın yaratıcısının mantığı ve yaklaşımıdır.
    BAŞKA İNANÇLARA SAYGI
    EN’ÂM (74) : Hani İbrahim babası Âzer’e, “Sen putları ilah mı ediniyorsun? Şüphesiz, ben seni de, kavmini de apaçık bir sapıklık içinde görüyorum” demişti.
    HAC (30) : Bu böyle. Kim Allah’ın hükümlerine saygı gösterirse bu Rabbi katında kendisi için bir hayırdır. Haramlığı size okunanların (bildirilenlerin) dışında bütün hayvanlar size helal kılındı. Artık putlara tapma pisliğinden kaçının, yalan sözden kaçının.
    MÂİDE (41) : Ey Peygamber! Kalpten inanmadıkları halde ağızlarıyla “İnandık” diyenler (münafıklar) ile yahudilerden küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar, (Yahudiler) yalan uydurmak için (seni) dinlerler, sana gelmeyen bir topluluk hesabına dinlerler…
    MÂİDE (51) : Ey inananlar! yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah zalimler topluluğunu doğruya iletmez.
    MÂİDE (64) : Bir de yahudiler, “Allah’ın eli bağlıdır” dediler. Söylediklerinden ötürü kendi elleri bağlansın ve lanete uğrasınlar!..
    MÂİDE (82) : (Ey Muhammed!) İman edenlere düşmanlık etmede insanların en şiddetlisinin kesinlikle yahudiler ile Allah’a ortak koşanlar olduğunu görürsün…
    TEVBE (30) : yahudiler, “Üzeyr Allah’ın oğludur” dediler. Hırıstiyanlar ise, “İsa Mesih Allah’ın oğludur” dediler. Bu onların ağızlarıyla söyledikleri (gerçeği yansıtmayan) sözleridir. Onların bu sözleri daha önce inkar etmiş kimselerin söylediklerine benziyor. Allah onları kahretsin. Nasıl da haktan çevriliyorlar!
    AHKÂF (5) : Kim, Allah’ı bırakıp da, kıyamet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek şeylere tapandan daha sapıktır? Oysa onlar, bunların tapınmalarından habersizdirler.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  18. Boşver sevgili denge, boşver:)

    Önündeki kitaptan bi haber bu daha.

    Memesi yeni tomurcuklanmış yaşıt kızlar diyorum.. diyor ki yok öyle bişey cennetteki kadınlara ifitira atma!

    Ama aşkın gözü kördür, yapcek bişey yok.

    Kayıp, yitik bir zihin..

    Ne kadar anlatsan, ne kadar izah etsen boş.

    Çünkü perdeli bunlar, analitik bi eksiklik, kavrayamazlar.

    (Len iyi oluyomuş ha böyle seslenmesi, sevdim valla, hahahaha:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  19. Ahha..

    Aşmış hemencecik tonla ayeti!

    En sevdiğim de bu zaten;

    Möminin pörtlediği an:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  20. Yalnız işin komik tarafı astığı şeyi iyi bir şey olduğunu düşünerek asıyor olması. Halbuse o ayetler site de her şeyin yaratıcısı bir tanrının egosuna nasıl yenik düştüğünü gösteren ayetler olarak bulunuyor.

    Tanrının belki meditasyona ihtiyacı vardır. Kim bilir.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  21. Gezegen61 biraz da seni tanımaya çalışalım.

    Denge’nin, dünyanın düz olduğu konusunda koyduğu videoyu görmüş olmalısın.

    Deniyor ki;

    “Kim dünyanın yuvarlak olduğunu iddia ederse küfür ve delalete düşmüş olur. Çünkü bu iddia hem Allah’ın, hem Kuran’ın, hem Peygamber’in reddidir. Bunu iddia eden kişi tövbeye davet edilir. Ederse ne ala! Aksi takdirde kafir ve dinden dönmüş bir kişi olarak öldürülür ve malı da Müslümanlar’ın hazinesine katılır…”

    Bunu söyleyen de Medine İslam Üniversitesi’nden görme engelli olan ve 1990 yılında vefat etmiş olan Şeyh Abdülaziz bin Baz imiş. Kendisi Başmüftü ve Ulema Kurulu Direktörü hem de Bilimsel Araştırmalar Kurulu Başkanlığı yapmış. Yani dinî ağırlığı olan bir kişi.

    Sorum şu, bunu söyleyenin dinî bütün bir şahıs olması sebebiyle “adam şeyh, ne söylüyorsa doğrudur, bize tartışmak düşmez” diye kabul edenlerden misin, yoksa “Şeyh meyh, ama adam iyice zırvalamış, olur mu öyle şey” diyebilenlerden misin?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  22. Teoriden sonra iş bi de yasaya geldi. Hatta yasa da değil bizzat gerçekliğin kendisine.

    Bunların Darwin’i kabul etme olasılığını Trilyonda bir’den, katrilyon’da bire düşürüyorum. Walla :)))

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  23. pardon ama tanri var, tanri yok – bu konu süphesiz 1000 kez sonsuzda iyice cignedi ve son bulmuyor… eger bir kimse ikna oluyor ki tanri var veya tanri yok, niye bunu bazı sırları saklamiyor ve bununla mutlu oluyor mu? Sürece yasiyoruz, gerçeklik bir tanri hakkinda inanç meselesi kalacak. Cok avare oluyor tartisma bir inanç meselesi hakkinda – dipsiz kuyu veya tabansız bir fıçı.

    Nerede baska cok enteresan konulari? Gercekten iyi entersan ve kalifiye yazilari su anda özledim.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  24. İnanç meselesi olarak kalacak mı? Tanrısal düşünce eleştirel düşüncenin karşısında durur.

    Karşı tarafın inanç meselesi benim ellerime bağlanan zincir meselesidir.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  25. Şimdi de bu mu çıktı?

    Tanrıyı tartışmayalım…

    Niyekine?

    Kanınıza filan mı dokunuyor yoksa?

    O halde burda işiniz ne?

    Neyse:)

    Demiş ki arkadaşımız;

    “Cennette tomurcuk memeli yaşıt kızlar.. Bu ayetide böyle çirkince yorumlamanızı şiddetle kınıyorum… Cennetteki temiz eşlerden bahsediyorsunuz sanırım… “

    Kınadığı kim?

    Nebe suresi 31-34. ayetleri:)

    Buyrunuz: “Şüphesiz takva sahipleri için umulanı buldukları yer, bahçeler, üzüm bağları, göğüsleri tomurcuk gibi kabarmış yaşıt kızlar, içki dolu kaseler vardır.”

    🙂

    Peki ya izahati?

    Yani işte.. Nası ikna olcek diyorum..şimdi mömin?

    Aman bae, benzetme yapcen dedik ya!

    Haa..Tamam.

    Oğlum getirin ordan bi benzetme!

    Buyur abi, en güzel benzetme burda;

    “Bugün bir anne baba olarak çocuğumuz yemek yemediğinde vebenzeri ona faydalı olacak şeyleri biz istediğimiz halde yapmadığında önce “hadi ye kızın/oğlum eğer dediğimi yaparsan seni parka götüreceğim, dondurma alacağım vs vs” gibi onun hoşuna giden şeyler söyleriz baktık ikna olmuyor ceza veririz…”

    Tabi yaaa!..Şimdi aydınlandı muamma..

    Lütfen biraz perspektif bakalım rica ediyorum!

    Muhahahahaha:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  26. ATEİSTLERİN DİNİLE UĞRAŞMALARIN SEBEBİ DİNİ ÇIKAR AMACI KULLANAN YOBAZLARDIR. BU YOBAZLARI REFERANS GÖSTERIP DİNİ KÜÇÜMSEMEK DİNE KÜFRETMEK YANLIŞTIR

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  27. Bu insanlar aklen hastalarmı ciddi şüphe içindeyim. Gamaro ayeti getirmiş, gezegen61 hala dini yobazlar yüzünden böyle oluyor diyor.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  28. Bakalım imanınız ne kadar sağlam. Belki kendiniz bile emin değilsinizdir. Kendinizi daha iyi tanımak istiyorsaniz bu testi cevaplandırın. Cevaplarınızı kimseye göstermeyin, yalnız kendi vicdanınız ile hesaplaşın.

    Soru 1. İş arıyorsunuz. Size güvenilir uluslar arası bir şirketten altı teklif geldi. Altısının da ödeyeceği ücretler bulundukları ülke koşullarına göre ortalamanın biraz üstü. Geçim sıkıntısı çekmeden yaşayabilir ve birikim yapabilirsiniz. Altısı da garantili, tüm meslek yaşantınızı geçirebilirsiniz. Aşağıdaki ülkelerden hangisinde çalışmak istersiniz?

    a. İngiltere 00 puan
    b. Çek Cumhuriyeti 02 puan
    c. Pakistan 04 puan
    d. Mısır 06 puan
    e. İran 08 puan
    f. Sudan 12 puan

    Soru 2. İs arıyorsunuz. Size güvenilir altı şirketten altı teklif geldi. İş yeriniz Türkiye. Altısının da koşulları Türkiye’deki ücret ortalamasının biraz üstü. Geçim sıkıntısı çekmeden yaşayabilir ve birikim yapabilirsiniz. Altısı da garantili, tüm meslek yaşantınızı geçirebilirsiniz. Aşağıdaki şirketlerden hangisi ile çalışmak istersiniz?

    a. İngiliz Şirketi 00 puan
    b. Çek Şirketi 02 puan
    c. Pakistan Şirketi 04 puan
    d. Mısır Şirketi 06 puan
    e. İran Şirketi 08 puan
    f. Sudan Şirketi 12 puan

    Soru 3. İşverensiniz. Uzmanlık isteyen bir alanda elemana ihtiyacınız var. Verdiğiniz ilana gelen adayların altısı tam aradığınız adam ve verdiğiniz ücreti kabul ediyorlar. Bu elemanlar aşağıdaki ülkelerden. Hangisine iş verirsiniz?

    a. İngiliz 00 puan
    b. Çek 02 puan
    c. Pakistan’lı 04 puan
    d. Mısır’lı 06 puan
    e. İran’lı 08 puan
    f. Sudan’lı 12 puan

    Soru 4. İşyeri sahibisiniz. Uzun mücadelelerden sonra kendi işinizi kurabildiniz. Ama işinizi genişletmek istiyorsunuz. Ortak aramak için verdiğiniz ilana gelen şirketlerden altısı tam aradığınız özelliklerde. Bu şirketler aşağıdaki ülkelerden. Hangisi ile çalışırsınız?

    a. İngiliz 00 puan
    b. Çek 02 puan
    c. Pakistan 04 puan
    g. Mısır 06 puan
    h. İran 08 puan
    i. Sudan 12 puan

    Soru 5. Herhangi bir nedenle ülkenizi terketmek zorunda kaldınız. Sığınma isteğinize aşağıdaki altı ülkeden yanıt geldi. Size istediğiniz sürece oturma izni verecekler, iş bulmanıza da yardımcı olacaklar. Hangisini seçersiniz?

    a. İngiltere 00 puan
    b. Çek Cumhuriyeti 02 puan
    c. Pakistan 04 puan
    d. Mısır 06 puan
    e. İran 08 puan
    f. Sudan 12 puan

    Soru 6. Kızınız, eşiniz veya kız kardeşiniz iki yıl süreyle Amerika’da eğitim görecek. Kalabileceği bir pansiyon aradınız ve altı aile buldunuz. Kızınızı bu ailelerin yanına vereceksiniz. Bu aileler aşağıdaki uluslardan. Hangisini seçersiniz?

    a. Amerikalı aile 00 puan
    b. İtalyan aile 02 puan
    c. Pakistan’lı aile 04 puan
    d. Mısırlı aile 20 puan
    e. Sudan’lı aile 30 puan
    f. Suudi aile 40 puan

    Soru 7. Evlenmek istiyorsunuz. Önünüzde Altı aday var. Altısını da çok seviyorsunuz, kafaca iyi anlaşıyorsunuz. Altısının da eğitim ve sosyal durumları aynı. Hangisini seçersiniz?

    a. Rus eş 00 puan
    b. İsveçli eş 00 puan
    c. Pakistanlı eş 02 puan
    d. Mısırlı eş 10 puan
    e. Sudan’lı eş 20 puan
    f. Suudi eş 30 puan

    Sonuçlar:

    Puanlar
    0 – 5 Kardeşim sizde din iman yok.
    6 – 10 Bize de mi lolo? Testi baştan bir daha yapın veya doğru sayın.
    11 – 20 Hadi beni kandırdınız, bakalım vicdanınıza yedirebilecek misiniz?
    21 – 30 Siz bayağı dindar ve imandar birisiniz.
    31 – 40 Tebrikler, siz gerçekten ender bulunan, dini bütün bir insansınız.
    41 ve üstü İmdaaat, kaçılın yolumdan.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  29. Aaaah Ah , nerde kardesim o eski tanrilar , Odin , Zeus , sevgili Apollon ve nice yuzlercesi ..
    dejenere oldu kardsim dejenere oldu insanlik , vefasiz insanlar hepsini atti cope , gitti arabin tanrisini bas taci etti , ne gunlere kaldik bre !!

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  30. fakat C.C. iyi ki var olmus , saygilar sevgiler C.C. eline saglik , kalemine ( 😛 ), yuregine saglik 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  31. ” Aslında, on üç yaşında bir çocukken, kötünün kaynağının ne olduğu konusunda uzun uzun düşündüm zaten. Bir insanın yarı yarıya çocukça oyunlarla dolu, yarı yarıya yüreğinde Tanrı olduğu olduğu bu çağda, ilk edebi çocukça oyunumu, ilk felsefi denememi bu konuya adamıştım; ve o zaman bulduğum çözüme gelince, bu şerefi, uygun olduğu üzere, Tanrı’ya bahşettim ve kötünün babasının o olduğuna karar verdim.” (NietzsCHE)- Ahlaki Değerlerin Soyağacı

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  32. Tanrı var çünkü; sorumluluk almam gereken zamanlarda zihnimin sığınması gereken bir inanç sistemi gerekiyor. Benden bağımsız, fakat düşünceme hizmetli ve benden kuvvetli.

    Tanrı yok çünkü; ben varım:D

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  33. Yukarıdaki yorum ilginç zira;

    Sorumsuzluğunu tanrıya yüklüyor.
    Tanrıyı kendine hizmet edecek (mutlak edimli) bir varlık olarak görüyor.

    Daha ilginci, “Benden kuvvetli” diyor; “Kuvvet” yani “Güç” istencini betimliyor. Belli ki, ölmek istemiyor. Halbuki ölecek ne garip 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  34. Tanrı da ilginç değil mi zaten? 😀 Zaten din de yatırımlarınız sonucu “ölümsüzlük” değil midir?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  35. :)) Zahmete değer bir sürecin ardından gelinen nokta… Enteresan bir yapı insan. Pek klişe mi durdu? Yok hayır, Şöyle de irdelersek; “Siz yapılması gerekenin ne olduğunu söyleyin, “nasıl” kısmını düşünmeyin:)

    İnsan olmanın yegane karakteristiği! 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  36. nie insanlar tanrıya bu kadar takarlarki ?
    çünkü varlığını varlıkla tanımlayamazlar ispat edemezler…

    eğer tanrı var diyelim varlığını size kendisi direkt olarak ispat eyledi sizin tavrınız ne olurdu,
    eğer tanrı yok diyelim açıklamak için yine bi varlıkla ifade edilicekti olmadığı omayan şeyleri nasıl olan bi varlıkla ifade edebilirsin ki ?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  37. Önce acizliğini farkedip tanrı tanımı oluştur. Sonra acizliğini ona kanıt göster… ???
    Anlayamadığım birkaç noktadan biri(ki en merak ettiğim) , tanrının(yüce varlık, herneyse.. ) var olması kanaatine varsa bile bir insan, nasıl olur da yüzyıllar önce bir insanın ortaya attığı şeyi koşulsuz kabul eder? Hayır bir de öyle birşey ki tanrının varlığına aha kitabı işte, tanrı var diye kanıt gösteriyorlar, o noktada kutsal! kitapları yazanları tebrik edesim geliyor. Çok zekice düşünülmüş. Dünya tarihine isimlerini kazımanın yolunu bulmuşlar…
    sonsuzluk, muazzam var oluş, yok oluş düşünceleri altından kalkamayan, “düşünen hayvanlar” yalnızca hayvan olarak kalmışlar… zorlandıkları yerlerde işte tanrının kanıtı deyip içlerini rahatlatmışlar, rahatlatmaya devam edecekler.

    Tanrı varsa bile tek işi kahkaha atmaktır…

    Şu anki hak din midir nedir, onların ifade ettiği tanrı yoktur. Bu konuda kendi görüşümü oluşturmayı seçiyorum.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  38. edelim – i sohbet; hadi gelinde edelim;

    “

    “İki soru ;

    1- Tanrı var çünkü ?”

    “

    “var” tanrıdır; tanrı “var”dır ve “tanrı ne ise odur” ve “ne ne ise odur” ve ” var tanrı ise tanrıdır” (“var “ne” ise odur” da aynı zaman da)
    ve “tanrı tanrı ise tanrıdır” -tanrı cinsinden
    “var” = “tanrı” dır yani kısaca bu durumda bu açıklama da;?;

    “

    “2- Tanrı yok çünkü?”

    “

    tanrı ne ise odur;
    yok ne ise odur;
    yok tanrı ise tanrıdır
    “yok”=”tanrı”dır evet- bi şeyi açıklamaz evet- (kelimeler zaten (işe yaramazdır-) bi şeyi açıklamaz-aydınlatmaz ki!) aydınlatmaz bu; kelime safsatası-boyamacası evet te

    bi şey paylaşayım ben alta (da) olur mu?

    -tanrı yok çünkü bilmiyorum bu sorunun cevabını ya da anlamsız-yada başkalarına öyle -başkaları için ya da subjeftif ama

    -var çünkü var yani başkaları için var
    -olanları için -onlar için var;
    realite olarak -kavrayış olarak- onsuz düşünememe ve gereklilik olarak var
    -düşünme gerekliliği bu ya da algı ve persektif gerekliliği/zorunluluğu-direği (gibi) var yani kısaca;

    başka türlü (varlık) temellendirememe/algılayamama ve kavrayamama (varlık yolu bulamama- açıklama bulamama-edinememe olarak ta vardır)
    (-varlık boşlukları tanrıdır ve kavrayış boşlukları -eşit; bu tümce için bu!)
    eksik bilgi tanrıdır-sınırlı bilgi de cabası? -eksik bilgi tanrı doğruru önermesinde düşünün lütfen -bir!)

    =bentanrı ya da bu!

    —
    -açıklamasızlık -bi daha- açıklamasızlığa;
    gebedir- çünkü açıklamalar açıklama için sadece;

    –
    ya da yollayamama (yolsuzluk-yol bulamama-) olarak ya da algılayamama ve algı üretememe varlık üzerine
    ve bensiz düşünememe olarak var- uçak bu (uçsuz bucaksız) uzun bu! -hikayesi

    -kişi kavrayış üretmezse ne olur? -kavrayışlarına güvenmez -ve yeterli de kavrayışı da yoksa; -boşlukları ne doldurur canım?=
    -bir bilgisizlik üremtekten -bir boşluk- bir tanrı üretmek ve tanımsızlamak -ta iyi midir- bir düşünün ve düşünelim he birlikte
    !tanrı bir kaya bu örnekte- bir bilinmez ve bir belirsiz; tanımlı tanımsızlar ve boşlukları üzerine bu!
    yalan üretmektense gerçeği bilmiyorum kayası tanrısı bu!

    -gereklilik/gerçeklik türeten mutlak ya da varlık düşünün ; şimdi algılarınız?
    sorularınmız ya da?
    -bu sorgu/düşünce üzerine yürüyün-yürüyelim -sıradaki algı- soru ne?
    -ne belirtir? bize -ne sorarız ve düşünürüz bu durumda uzantı olarak biz?
    -işletme kanunları mı mesela? onlar nerede duruyor mu? bi yerde yazılı mı? -dışardan kendini yönetiyor mu? tüm bunlar içiçe mi? -nasıl gibi sorular ya da
    -bir gerçeklik nerde kurulur? içinde mi? içi nedir? nasıl? gibi sorular ve kendi içinde mi hem içinde nasıl hem

    —

    bunu düşünün-burdaki “bir” kavrayışı-bir benzetme -bizim için bu!
    (kendi varlığını sökememe ve dizememe/dikemme üzerine bu!) -(bu da çağraş benzeri -sözcük için bu!)

    “bir “bir midir?” “sıfır” mıdır?

    ” Herşeyden önce bir başlangıç sayısıdır.
    Neyin başlangıcı, sayı dizisinin mi?
    Tam değil!
    Bir, başlangıcın temsilcisidir.
    Başlangıcın ve ilk baştan itibaren hep var olan birliğin (vahdet, unity), bölünmeyen tamlığın temsilcisi.

    Yeni Platonculuğun önemli temsilcilerinden olan Platinos’un kısaca “en”, “bir”, “ilk” dediği, bütün var olanlardan önce (pro panton) olması gereken varlık yalınçtır, kendi kendinedir, kendi kendine yeter, kendinden sonrakilerden başkadır, kendinden türemişlerle karışmış değildir; ama yine de her şeyde bulunur, kendisinden varlıkların türemesiyle ondan bir şey eksilmez. O kendi kendisiyle hep özdeştir.

    Nasıl?
    Aklıma hemen ‘maya’ geldi bunu duyduğumda.
    İlahi öz!
    Maya, maja, maia, maria, ma…
    Yüce ana, kutsal ana, büyük ana…
    Çok mu karışık?

    Platinos bu bir, bu ilk için bundan ötesinin artık söylenemeyeceğini kabul eder ki, bence de iyi eder. Ona göre artık her söylenecek olan onun ancak ne olmadığını söyler, ne olduğunu değil. O (bir), ne algı ile ne de düşünce ile kavranabilir. Bir için olsa olsa şu söylenebilir: Her şeyin kendisinden türemiş olduğu yaratıcı ilkedir O;

    Pisagor ve ardıllarına göre de, bir gerçek bir sayı değildir. Onlara göre bir Yücelerin Yücesini temsil eder (monad), Tanrıdır, tüm sayılar ve varlıklar ondan çıkmıştır.
    Çıkan sayıların dizisinde birinci olan, iki ile, üç ile, çokla sınırlandırılmış olan bir ise (şu bizim bildiğimiz 1) başkadır, o artık yaratılmış bir monad’dır.
    Pisagorcular bir’i çoğu kez bir noktayla sembolize ederler.

    Pisagorculardan ve Yeni Platonculardan fazlasıyla etkilenmiş olan İhvan-ı Safa’cılara göre de mutlak bir ne çift, ne tektir veya aynı zamanda çift ve tek, tekil ve çoğul, Tanrı ve alemdir. Dolayısıyla onlar da Pisagorcular gibi bir’i sayı olarak görmezler, onlara göre ilk sayı iki’dir. Bu durumda üç de doğal olarak ilk tek sayıdır. Bu aklımıza Zohar’daki öyküyü getirir.

    İhvan’a göre gerçeklik olarak bir bölünmeyen ve kısımları olmayan ‘nesnedir’, bölünemeyen her şey bir’dir; bölünememesinin nedeni de birliğidir. Diğer yandan da sembolik olarak bir, bir olarak adlandırılan her türlü kümedir. Biri çıkıp 10’un bir olduğunu ya da 100’ün bir olduğunu söyleyebilir. Bir, birliğinden ötürü bir’dir. Siyahın siyahlığından ötürü siyah olması gibi. Çokluğa gelince o birlerin bir araya gelmesidir. İki çokluk ikidir, üç çokluk üç gibi…

    Ancak, konu ezoterik gelenek içinde bu kadar basit değildir. Gelenekde Tanrının tamlığı denildiğinde akla gelen, doğadaki her şeyin Tanrının belirtisi olduğudur. Yani her biri bizatihi Tanrıdır (Vahdet-i Vücut). Tanrı doğada her nesnede belirir. Bu bir parçalanma hali değildir, tersine bir birlik halidir. Hallacı Mansur “Enelhak”, İbni Arabî “Tanrıyı görmek isteyenler eşyaya baksınlar” derlerken, Tanrının evrensel birliğini/tamlığını dile getirmişlerdir.

    Tanrıyı mutlak Birlik, mükemmel, bütün kutpsallığın ötesindeki mutlak olarak gören düşünce, kadim Çin düşüncesinde de vardır. Hindistan’da farklı mı? Değil tabii.

    Yeniden başa dönecek olursak, Pisagorcuların ve onların etkisi altında kalanların bir’i gerçek sayı olarak kabul etmediklerini belirtmiştik. Euclid’in kabulüne göre bir sayı birimlerin oluşturduğu bir toplamdır. Kobel 1537’de şöyle der “Euclid’in bu dediğinden bir’in bir sayı değil, bir yapıcı (ya da anne), diğer bütün sayıların ilk başlangıcı ve temeli olduğu anlaşılır”. Bir’in başlatıcı olması nedeniyle tek sayı bile olsa, eril ilkeye biraz daha yakın dursa da, hem eril, hem dişil olarak görülür. Eril bir sayıya eklendiğinde sonuç dişil, dişil bir sayıya eklendiğinde de sonuç erildir: 3+1=4, 4+1=5 gibi

    Evrensel Birliği simgeleyen bir, aynı zamanda insanın evrimiyle birlikte oluşmuş olan Gök-Tanrı birlikteliğinin de sembolü olmuştur. Yani Tanrıyı sembolize eden bir, aynı zamanda evreni/göğü de simgeler. Bu nedenle de semboller dünyasının en mükemmel şekli kabul edilen kürenin bir yansıması olan daire veya çember de bir’e karşılık gelir. Daire noktanın eşitlik içinde yayılmış halidir ki bu da bize Pisagorcuların nokta ile bir’i sembolize ettiklerini anımsatır. Başlangıcı ve sonu olmayan daire neredeyse tüm kadim uygarlıklarda tekliği, bütünlüğü, tamlığı ifade eden en mükemmel şekil olarak kabul edilir.

    Daire veya küre hareketlidir, aktiftir. Hava, su ve ateş gibi. Özet olarak Gökyüzü en mükemmel dairedir, aktiftir, erildir (yang) ve bir’dir (bir’in eril olup olmadığı tartışma konusudur).

    link to felsefetasi.org“

    aslında bu şeyi şunun için paylaştım ve bunu muhtemelen ben de anlatamayacağım ancak
    – hem gerçeğin gerçeği hemde sahtenin sahtesi olmak!
    -bi şey hem özünde hem salt olup hem sahtesini yansısını ve gerçeğini ve içini üretmesi
    -bu şeyin bu şeyin içinde olması ve kendisi olması fikri gibi bu
    -bi mutlaklık/kuruculuk ve bozulmayan daire fikri
    ve sarsılmayan
    -yitim fikirleri
    -bi şey sahtenin içindeyse nasıl gerçektedir? -nasıl cereyan etmektedir bunlar ve nerdedir? -içinde yıkılıp bozulabilir mi? nasıl,?
    kendisiyse ve uzantısıysa nasıl zarar görmez ve mutlaktır (mutlaklığı nedir? -algıya yönelik sorular ya da)

    —

    -aslında anlatmak istediğim paylaştığım şey “bir” kavramı üzerine (yukarıyı) okurken ya da düşünürken oluşabilecek -anlık -anlaşılmayan bi (his baloncuğu) şey ya da ve his ve olgu -sorgu ya da
    -insan doğayı korktu-doğadan korktudan çok -başka bir açıklama bu ve -boşluğun boşluğu olmakla ilgili bu- düşünmekle ilgili de ve başka bir boşlukla ilgili bir gereklilik-ti bu
    -kavrama ihtiyacı

    -kavrama ihtiyacı kavramı zorunlar ya da doğruru olmalıdır;

    -sayı ihtiyacı sayıyı doğrurur gibi düşünün -düşünelim; şimdi sayı gerçek mi ve var mı da?
    -tanrı bir sayıdır -gibi düşünün ve düşünelim bir an da;
    -hayır matematik yapmak için sayı geerklidir canım ve onu kullanırsın ve düşünce yapmak için de -araçlar yani
    -tanrı bir düşünce aracıdır evet ama nasıl bir düşünme-ce aracı ama

    —

    -insanın bozulmayan bir mutlak ihtiyacı var çünkü (….) boşlukları dolduralım ya da boşluklara anlamlı bi şeyler yerleştirelim -şimdi
    var mı? yok mu?
    -yitmekten neden korkar insan -çekinir? neden?
    soru bu ama
    -yitmek ister misin? kendi özgür iradenle?
    aksi mümkün olsa?
    ister misin? di?
    -neden hayatını tarihini ve kendini yitirmez-yitirtmez o zamanda? soru bu olur?

    -ben bu yazdıklarımızı hiç beğenmedik -ben

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  39. “kendine şey”-numen ya da “kendinde” şey

    sadece kelime kavramı e kelime çağrışımı okuma duyma çağrışımı (il anlık) vert-üzerine odak-lanıyorum şimdi
    anlık bakı/oku-yu çağrışımı;
    bir görme/görüş-birden görme düşünün;
    bi şeyi biren görme; (birden okuam sonrası algı üzerien bu!)
    kelimenin ilk an çağrışımı ve okuyumun düşünün -düşüenlim- bu nedir?
    içini okumak değil! içidne yok;
    bir ışığı birden gördün-patlamanın ardası bu! ardından şimşek gedi- bir havi fişekti ve sesi geldi gibi

    —
    kendine şey demek in kendine şey demek’i
    ve kendine şey demek’ine bakış!
    kendine şey demekine kendine şey demekine ışıklı bakış
    kenine şey demek’ine anlık bakış bakışı
    okuyuş türetmecesi- ışık etkisi
    görü etkisinin etkisinden ışık dönüştürme; bakı etkisi dönüştürme- oku etkisi türetme üzerine bakış

    -şu!
    bir renge baktığında bir renk canlanması gibi kendine şey demektinde bir renk canlanması =(eşit)
    1-bir
    -sadece kendine şey dendiğinde olan şeyin hafızası üzerine bakış anı –
    hafızada oluşturduğu şley -bu sadece bu!
    kendine şey üzerine durup düşünmek değil meditaszonki -renk üzerien düşünülerek renk oluşturulamaz ya da çeliştirliemez ya da ya da ya da

    anlattığımın anlatmadığı ve anlatmadığımın anlattığı üzerine bakış-his üzerine bu!

    Önerme şu olsun!
    keliemlerin okuma/dokunma tepkisi vardır ya da etkisi
    okumanın direkt anlatması gibi bu!-anlat çakma ya da anlık etki; “anlat çakma etkisi” diyelim biz buna ve “anlat çakışı” ya da anlam çakması-anlam çakma olsun bu
    anlam çakması anlıktır ve kayıp vardır yani yukarıdaki patlama örneğin de sona anda bakılmayan noktada görülen bir şimşek ya da havai fişek oluşturulmaz- sezilir ya da (gör-ü anlığı bu!)
    -anlam tepkimesi olamaz mı? ya da
    -anlık tepki

    -(bu yazı gözlemci çifte yarık üzerine ben hi
    link to sonsuz.us
    bunun üzerine ben bi şey anlatmaya girişememe bilememesi -şimşeğin ucunun körelmesi-sönümü)

    -ne güzel anlatmıyorum hislerimi-
    düşünüyorum şimdi burgalıkta-hiç bi şey bilmeden ve olmadan da anlamadan da bu dünya da yapayalnız hislerim ve kimcem
    ‘kimce’ adına bu!

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  40. bi kelimenin ya da metnin okuyup/okunup üzerine anlam çekmesi -anlam anlatması ve anlam oluşturması üzerine yazdık bunu ve aynı anda paralelleme bu!
    (zihinsel işleme olmadan gibi-otomatik biliş)
    yani görüş birden oluşur ve his onu algılar bulatır; göz aynı anda oluşturur
    -anlam aynı anda oluşturur- otomatik anlam oluşturma düşünün;
    -göz oluşturmak için zahmete ihtiyaç duyuyor mu? -şimdi kendine şeydeki anlamı bütünleyin-soyutlayın -(resim-anlam çekimi) anlam çakmasındaki bir görü/ş;

    bir manzaraya bakıp onu derince yorumlayabilirsin şimdi manzarayı gördüğünde olanlar
    görmüşsündür ama
    -kendine çakışın resmi-ifade bu! ifade iyidir! ifadeler ! bazen anlatır

    -bir tür deligardi

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.