hasret

hasret..

sevdiğiniz insanlardan bir süreliğine ayrılmadan önce kim bilir en son kimi bu kadar özlemiştinz. insan kendisine soruyor bazen böyle gereksiz soruları. özlemek çok acayip bişey aslında. ölüm özlemlerin en beterini yaşatır insana hem de bir daha görmeyeceği, sevemeyeceği, birlikte uyuyamayacağı insanı özletir. modern insanın en büyük sorunu falan diyorlar ya hani. bence moderninden tutun da en postmodern insanın dahi en büyük sorunu budur.. ölüm ve ölümün getirdikleriyle başa çıkabilme.

zeki müren’den “şimdi uzaklardasın” dinlenir. ibrahim tatlıses’ten “hasret kaldım” dinlenir. öyle çok özlenir ki bazen giden, biri gelse de yerine doldurmaz o yırtığınızın yerini. yırtılmıştır bir kere.. belkide hayattan soğutur insanı. kim bilir, belkide hayata bağlar. ama ikincisi çok düşük bir ihtimal.. insan öyle güzel bir canlı ki, kokusu var. sesi var. sevgisi var. kelimeleri var. düşünceleri var. daha bir sürü güzel tarafı var insanın. bunlar insandan insana değişen şeyler. insan, insanın bu özelliklerinin hepsini özlüyor işte. kolay değil bir bedenin bir bedenden ayrılması, en az birleşmesi kadar zor.

şimdi gelmişler modern dünya, modern ekonomi, para, pul falan zımbırtılarıyla dünyayı yönetiyorlar. ben bu tarz duygusuzlaşmış insanların ölüm gibi değişmeyen acılarını küçümsemek için böyle işlerle uğraştıklarını düşünüyorum. tüm sağlıklı insanlar zengin olmak ister ya hani, işte onlar da bu zenginliği elinde tutarak özlemlere, ölümlere, hasretlere bir perde çekiyorlar. onları duymuyor, görmüyor ve huzurlu bir şekilde yaşıyorlar işte.. aslında içlerindeki boşluğu öyle dolduruyoarlar da diyebilirz. ne hikmetse bazı insanlara da öyle yaşamak yavan geliyor işte. bu hayatı bir kere yaşadığımızı düşünecek olursak, insani değerlerimizin kıymetini bilmeliyiz. kim bilir belkide bir de zenginin gözünden baksak farklı şeyler görürüz ama buradan durum böyle gözüküyor..

11 yorum “hasret”

  1. Birinci ve ikinci paragrafınızı “eh, hadi öyle olsun” diyerek anlayalım ama son paragrafınızı anlamak olası değil. Hele de son paragrafın son tümcesi tam bir hilkat garibesi gibi duruyor…
    Yani “buradan durum böyle gözüküyor..”

    Zenginin gözü ile yoksulun gözü arasındaki fark nedir?
    “Tüm sağlıklı insanların zengin olmak istediğini” nereden çıkardınız?
    “Kral da dilenci de aynı acıkır” sözü size neyi düşündürür?
    “İnsanlar yaşadıkları gibi düşünür”… Ancak, zenginlik dünyayı daha iyi yorumlamanın garantisi midir?
    Örneğin, Eintein size göre zengin miydi?
    Dr. Grigory Perelman (Grigori Yakovlevich Perelman) ismini duydunuz mu hiç?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  2. “buradan durum böyle gözüküyor” derken, kendi penceremden baktığımı ve bu düşünceleri kimse kabul etmese de bana ait olduklarını yani yazdıklarımı kimse benimsemek zorunda olmadığını anlaması için öyle bir söze gerek duydum..

    zenginlik konusuna gelecek olursak; insanoğlu sağlığını dünya için bazen para kazanmak için bazen para harcamak için mecburen harcıyor ya hani, işte insanoğlunun daha çok harcamak isteğiyle yaşadığını ve kazanmanın en azından birilerinin bize patronluk yapmasını istemeyecek oluşumuzu düşünerek “tüm sağlıklı insanların zengin olmak ister..” yazdım.

    kral da dilenci de aynı acıkır ama birisi acıkmadan doyar, diğerinin ne zaman ve nasıl doyacağını kimse bilmez..

    zenginin dünyayı daha iyi yorumladığını iddaa etmiyorum..

    grigory perelman ismini ilk defa duydum..

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  3. Evet.. hasret zor dayanilir bi sey , geceleri nefesi kesilir adamin ,burnunun diregi sizlar .
    kaptirmamak lazim , bu borc degil vefa degil , bir yuk . Artik zamanimiz yok.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  4. Huseyin anlam degil, yazim hatasina dikkat çekmiş. Dogrusu görünüyor olacak. ben de arada cep telefonundan giriyorum. Ingilizce klavye yuzunden sesli harflerde sorun oluyor.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  5. Her yerden bir farklı “görülüyor” demekki:))
    Hiç öyle düşünmemiştim Toruk.
    Bana göre “görülüyor” ile “gözüküyor” arasında çok fazla bir anlam farkı yok. Biri nesneden özneye doğru, diğeri özneden nesneye doğru bakışı anlatsa da, her ikisinde de “görenin” algısı durumu belirler. “Gözükmek” nesnenin aktivasyonunu da devreye sokan, görülenden görene doğru bir edim içerir bir miktar, “görülmek” ise nesnenin pasif olduğu, görenin aktif olduğu bir durumu içerir… Sonuçta mutlaka bir bakan, gören koşulu var ve “görenin” algısı anlamı belirler…

    Yazım değil, düşünsel çarpıklık idi vurgum…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  6. Bence zenginin gözünden baksanız da aynı şeyleri görürdünüz. Materyalist bir durum sözkonusu. Kendi açını daima doğru bulursun. Zaten bakış açının oluşması olduğun şeyle ilgilidir.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  7. bazı insan çalışırken unutur ya acılarını, bazıları uyuyarak kaçar acılarından, bazıları ise zengin olarak toplum sorunları üzerinde bir yer edinmeye yani onları basite indirgemeye ve bu şekilde en önemli şeyin parasal zenginlik(aslında en büyük fakirlik) olduğuna inandırmaya çalışır kendini. kast ettiğim zenginlik o tarz zenginlik. tabii bunu böyle anlamak zorunda değil hiç kimse.. sonuçta aklıma geleni karşı taraf nasıl anlar diye pek düşünmeden yazdım. yani anlaşılmaktan ziyade, anlatmaktı hevesim..

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  8. “bazıları ise zengin olarak toplum sorunları üzerinde bir yer edinmeye yani onları basite indirgemeye ve bu şekilde en önemli şeyin parasal zenginlik(aslında en büyük fakirlik) olduğuna inandırmaya çalışır kendini. kast ettiğim zenginlik o tarz zenginlik.”

    Bazıları böyle olabilir (gerçi bu bazılarına bile çok az olasılık veriyorum) ama geneli böyle değildir. Kimse kendini buna inandırmaya çalışmaz yani. Bu ancak bir fakirin zengine bakış açısı olabilir.

    Konuyla ilgili bir fıkra.

    Üniversitede bir profesöre, bir peri, seç birini demiş;
    “10 milyon dolar mı? Bilgelik mi? Güzellik mi?”
    Profesör tereddüt etmeden, “Bilgelik” demiş. Bir ışık huzmesi, bir şeyler olmuş bitmiş.
    Herkes merakla profesörün ağzından çıkacak kelimeleri beklerken profesör derin düşünceler içinde:
    “10 milyon doları almalıydım” demiş.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  9. hasret çok acıtıyorsa kesersin olur biter.Tıpkı size zarar veren bir hastalık gibidir bazı duygular eğer verdiği zarar hazzın ötesine geçiyorsa çıkmak lazım o duygunun içinden.
    Bu kolay mı? elbette değil ama zaman, deneyim ya da büyümek diyor bazıları buna…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  10. genel şeylerden bahsedecek olsaydım böyle bir yazı yazmazdım, daha önce genelleştirilerek yazılmış yazıyı bularak bkz. verirdim.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  11. insanın zengin olup olmadığı sahibi olduğu şeylerle değilde ,ihtiyaç duyduğu şeylerle ölçülmeli diye düşünüyorum…ihtiyaç duyulan şeylerin ise bakış açısını etkilememesi mümkün değildir…dolayısıyla zengin ile fakir aynı şeye baksa bile farklı şeyler görmelerini beklemek bence yanlış olmaz…

    fıkradaki profesörün hali gibidir insanın özeti… gerçek bilgelik neye ihtiyaç duyduğunu anlamayı da getirir. :))

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.