Hıdırellez benim çocukluğumun en güzel anılarından biridir.Günler öncesinden sokakta yakacağımız ateşin malzemelerini toplamaya başlardık o gece yağmur yağmasın diye dua ederdik ve olur da bir aksilik olmasın ve annem gece yarısına kadar izin versin sokakta kalmama diye…
Hıdırellez kaynağı kesin olarak bilinmeyen ama islamiyet öncesi Orta Asya Türk kültürüne ait olduğu sanılan sonralarda bir çok kültürde de kutlanan bir doğanın canlanması bayramıdır.
Her yıl 5 Mayısı 6 Mayısa bağlayan gece Hızır ile İlyas’ın buluştuğu ve dolaşarak insanların dileklerini gerçekleştirip bolluk ve bereket dağıttıklarına inanılır.Hızır ile İlyas ölümsüzdürler.Hızır toprak ve yeşili,İlyas ise denizleri suları temsil eder.
O gece herkes niyetini bir kağıda yazarak ya da çizerek bir gül fidesinin altına bırakır.Sabah güneş doğarken gülün altından alınan dilek denize atılır.Bazı yerlerde o gece yakılan ateşin üstünden dilek dileyerek atlanır ki bu çocuklar için bir şenlik bir bayramdır.Hıdırellezin; UNESCO’nun ‘İnsanlığın Somut Olmayan Kültür Mirası Listesi’ne alınması için çalışmalar yapılmaktadır.
Doğanın yeniden canlanmasının kutlandığı bu gecede; herkesin hem kendisi hem de dünya için dilekleri zamanın önüne geçmiş Hızır ve İlyas tarafından toplanır mı bilemem ama kalabalıkların aynı anda aynı şeye inandıkları ve istedikleri bu anlar sihirlidir bence…
5 Mayıs gecesi temiz kalplerinizle dilek dilemeyi unutmayın 🙂
Benim çocukluğum köyde geçti..Hıdırellez bizim tarafın köylerinde gayrı resmi şenlik tadından kutlanılırdı..Köyün mesire amaçlı kullanılabilecek yerlerine konu komşu kalabalık bir grup halinde gidilirdi.Yenilir içilir(alkolsüz :P) ve oyunlar oynanırdı..O zamanları teyzelerin amcaların çocuk oyunlarını oynaması çok garibime giderdi..Ulan bune saçmalaık iyice cozuttunuz diye düşünürdüm.:))
Çocukluğumuzda boyumuzca ateşin üstünden atlar sabaha karşı eve geldiğimizde kaşlarımız, kirpiklerimizin ütülendiğini uçlarının yandığını görürdük. Yüzümü yıkarken o gelen yanık kokusu hala burnumda.
Bi zamanlar Izmir Karsiyakada karnaval gibi kutlanirdi ,Butun halk sokaga dokulurdu, hala oylemidir bilmem.
stalker karsıyakada eski hıdırellezler yok artık 🙂
Benim çocukluğumun da en kötü anılarından biridir:)
Çocuğum..
Mahallede ki arkadaşlar ve komşularla birlikte çalı çırpı topladık. Sokağın ortasına kocaman bir ateş yaktık.
Ortalık şenlendi, tezahüratlar eşliğinde herkes ateşin üstenden atlamaya başladı. Eğlence, kahkaha gırla gidiyor.
Heyecanla sıramı bekliyorum.
Ateş o kadar yüksek ki, bir yandan da nasıl atlayacağım diye düşünüyorum tabi:)
(buraya kadar her şey keyifli)
Efendim neyse ki sıra bana geldi. Hızla ateşe doğru koşmaya başladım ,ateşin arkasını göremiyordum. Tam havalandım atlarken, havada mahallemizin şişko Gülten ablası ile çarpışı verdik.
Artık o çarpışmanın şiddetini varın siz hesaplayın. Everest tepesine çarpan planör gibi..
Gülten abla öbür tarafa, ben sırt üstü alevlerin içine yuvarlanıverdim. peeey!
Gerisi dehşet!
Etraftan çığlıklar, haykırışlar! Korkudan bayılmışım.
Gözlerimi hastanede açtım. Neyse ki; ufak tefek yanıklarla kurtulmuştum.
Her bahar o dehşetli gün gözlerimde canlanır:))
Bir de ne acidir ki o gece Deniz,Yusuf ve Huseyinin katledildigi gecedir .
dilekler ne zaman yazılacak ne zaman denize atılacak