Irkçılık ve Milliyetçilik

ırkçılık: İnsanların toplumsal özelliklerini dirimbilimsel, ırksal özelliklerine indirgeyerek bir ırkın başka ırklara üstün olduğunu öne süren öğreti.

milliyetçilik: Maddi ve manevi açılardan millet ve ülkesinin çıkarlarını her şeyin üstünde tutma anlayışı, ulusçuluk, ulusalcılık, nasyonalizm.

1899’da Birleşik Devletler senatosunda şunlar söylenmişti; “Tanrı, İngilizce konuşan ve Cermen halkları binlerce yıldır boş ve değersiz bir kendini beğenmişlik için hazırlamıyor… O bizi, vahşi ve zayıf halklar üzerinde egemenlik kurabilelim diye, hükmetmekte ustalaştırdı.” Transistörü icat edenlerden biri olan B. Shockley, siyahların genetik olarak beyazlardan daha az zeki olmasından ötürü onlara eşit fırsatlar verilmemesi gerektiğini ileri sürmüştü, ki bu fikir meşhur psikolog Hans J. Eysenck tarafından da savunulmuştu. İnsan doğası, diğer hayvanların yaşam tarzlarıyla çarpıtılmış paralellikler kurulmak suretiyle, tüm toplumsal bozuklukların kaynağı ve izahı olarak görülmektedir. Sosyobiyolojinin daha kapsamlı bir iddiası, ırkçılık ve milliyetçiliğin, “akraba seçimi”nin bir ürünü olan kabileciliğin doğal uzantıları olduğudur. “Milliyetçilik ve ırkçılık” der E. O. Wilson, “basit kabileciliğin kültürel olarak doğal sonucudurlar.” Bu fikir Richard Dawkins tarafından bile ileri sürülür: “Belki de ırksal önyargılar, yakın akrabaları seçebilmek için fiziksel olarak kendine benzeyen bireyleri belirleme ve görünüşü farklı bireylere kötü davranma eğiliminin akılsızca bir genellemesidir.”

Çoğumuz ırkçılığa katılmadığı halde, hepimizin içinde ırkımızın üstün olduğuna dair tuhaf bir öğretilmişlik vardır. Bu bazen futbol maçlarında, bazen de uluslar arası bir alanda başarı sağladığımızda içimizde duyduğumuz gurur ve sevinç olarak yansır. Aslında bu sevinç ve coşku veya bazen de başarızlıkla gelen üzüntü -tam olarak olmasa bile- ırkçılığın birer görünümüdür.

Aslında merak ettiğim bu ayrımın nerede başladığı üzerine. Yani bir insanın ırkını ifade etmesi, kendi ırkının özellikleri ile övünmesi, ırkının dilini önemsemesi, ırkının kültürünü önemsemesi, ırkının geleneklerini önemsemesi ve daha bir çoğu ırkçılık mıdır?

Ayrıca milliyetçilik, ırkçılık sayılır mı veya ırkçılığın neresindedir? Bu ikisinin ayrımı nasıl bir çizgiyle belirlenmiştir. Irkçılığa giden yolda temel basamaklardan birisi midir milliyetçilik.

38 yorum “Irkçılık ve Milliyetçilik”

  1. steril ırk ve steril kültür olmayınca soruların çoğu anlamsızlaşıyor…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  2. “ırkçılık: İnsanların toplumsal özelliklerini dirimbilimsel, ırksal özelliklerine indirgeyerek bir ırkın başka ırklara üstün olduğunu öne süren öğreti.”

    aram’ın dediği gibi, Saf ırk varmı ki? üstün olsun.

    Ancak;
    Her ne kadar saf olmasa da, genetik olarak, biyolojik özellikleri bakımından “ırk’lar” olduğunu kabul etmeliyiz.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  3. sosyal darwinizmi rehber edinip avustralya aborjinlerine pek üstün beyaz ırkın seçkinlerinin safari düzenlediğini okuyunca… neyse…
    konu biraz da milliyetçilik içindeki ırkçılığı irdelemek; Halil Berktay uzun bir süredir bu konuda iştigal, öneririm. Alıntı izni olursa yapılabilir…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  4. Milliyetçiliğin yalnızca kana, kan bağlarına dayalı olmadığını gözardı etmemek gerekir. Ortak bir geçmişi olan insan topluluklarının, ki bu kan dışında kültürel bağlara da dayanır, belli bir coğrafyada; toprak parçasında kendini var etme çabasının yanısıra, kendi içerisindeki sınıfsal ayrışmanın, farklılaşmanın bir ürünü olarak da, burjuva sınıfının siyasi ideolojisidir milliyetçilik. Feodaliteye ve aynı zamanda kendi bütünlüğü dışındaki tehditlere karşı, kendini örgütsel; siyasi yapılanma olarak var etme savaşımıdır. Bu savaşım savunmada kaldığı sürece milliyetçilik olarak masumdur tarihte. Ancak kendini devam ettirmek için, bir başkasını yok etmeye yöneldiğinde ırkçılıkla buluşur. “üstünlük” savları ise bir diğerini yok etmenin ideolojik kılıfıdır.

    Üretim ilişkileri açısından milliyetçilik kapitalizmin gelişmesiyle ortaya çıkar. Daha önceki kana, kültüre dayalı ilişkilerin ve siyasi yapılanmaların ırkçılığa denk düştüğünü düşünüyorum. Irkçılık ilişkileri içerisinde milliyetçiliğin geliştiğini ama feodaliteye göre önerdiği daha özgürlükçü ve eşitlikçi söylemleriyle ırkçılığı budadığını düşünüyorum.

    Kendini beğenmeyen çatlar ölür diye bir söz vardır. Tekil olarak bir bireyin, kendini ait olarak duyumsadığı “grubun” özelliklerini beğenmesi, onu seçmesi, övmesi onun varlık ve mutluluk nedenleri arasındadır. Ancak kendi benimsediği değerleri bir başkasına/ve başka milliyete dayatması, hele de onlar doğrultusunda başkalarını yok etmeye çalışması ırkçılık ya da ırkçılığa dönüş olur… Yani tarihsel olarak önce ırkçılık vardır, milliyetçilik başkaca etmenler ile ırkçılıktan sonra gelir ve ırkçılığı kısıtlar. Irkçılığın içinden doğmakla beraber, milliyetçilik ırkçılık değildir artık. Doğuşunda ve sonrasında evrensele ilişkin yeni değerler yüklenmiştir.

    Ben ise xenix’in meraklarının biraz ötesinde, marksizmin önerdiği “proleteryanın vatanı yoktur” sözü doğrultusunda, milliyetçiliğin nereye evrileceği ve evrilmesi gerektiği konusunu 1976’dan beri düşünüyor ve gözlüyorum… Belki bu soruya yanıt bulmak için geçmişin analizi bu anlamda iyi olur. Ama şimdiyi ve geleceği üretmek çok zor. Bu yüzden atom altı parçacıkları inceleyen fiziğin, biyoloji eliyle hücreyi ve hücre altını inceleyerek, insanı oluşturan hücre kolonilerinin dürtü ve istekleri en temelde nedir, nihayetinde tüm hücreleriyle insan nedir, özlemleri, istekleri, arzuları ile insanın tanımlanması gerekiyor. Bu tanımlamadan sonra, insanların diğer insanlarla en uygun ilişkilerinin ne olması gerektiği üzerine yorumlar getirebilmek için, bilimsel gelişmelerin felsefeye aktarılmasını sağlayacak bilim “konseyleri” gerekiyor. Belki de ortaya konacak; çıkacak yeni insan tanımlanması üzerinden milliyetçiliğin saçma bir “dürtü” olduğunu görme olanağı olur… Biliyorum konu aslında çok dallı budaklı ama ben bu kadar toplayabildim…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  5. Evet Avatar filmini seyrettim. Orada ki Navi ırkı, tarihte ki Kızılderililer çok benzerlik gösterir.

    Fakat o filmde dikkatimi çeken şey, normalde kabile kabile yaşayan Naviler, Toruk Makto sayesinde birleşirler ve millet olurlar. Topraklarını ve gezegenlerini kurtarmak için hep birlikte savaşırlar. Eğer Toruk’un birleştirici gücü olmasaydı hep birlitke savaşırlar mıydı o da ayrı konu.

    Çünkü benzer olay kızılderili kabilelerinin başına gelmiş ve bazen kabileler arası kavgalar bazen de başka etkenler birleşip millet olmalarının önüne geçmiştir. Parça parça olan kabilelerde yok olup gitmişlerdir.

    Bütün insanlık milliyetçilik ve ırkçılığı bırakırsa çok güzel olur, fakat insanların bir şekilde çıkar veya kan bağıyla birleşmesi diğerleri açısından bir üstünlük sağlıyor. Bunun için ne yapılabilir.

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  6. Milliyetçilikle, ırkçılık arasında olsa olsa bir adım vardır diye düşünüyorum.

    Konuya farklı olarak şöyle bakmaya çalıştım.Avatar filmini izlemişsinizdir.
    Gerçekten,bir uygarlığın başka uygarlık üzerinde bir tahakküm oluşturma izni var mıdır? Bunu dürüstçe cevaplamak gerçekten zor.Yani biz insanlar örneğin,bizden uygarlık olarak geri ve biyolojik olarak farklı bir uygarlıkla karşılaştığımızda,durum ne olur.
    Ya da dünyaya bizden çok ileri bir uygarlık gelse,bizim hakkımızda istedikleri kararı verme yetkisine sahip midirler? ve biz insanlar Dünya üzerinde biyolojik olarak bizden farklı tüm canlılar hakkında , karar vermiyormuyuz?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  7. “Basit bir deney önereceğim, bu konuda. Bir fotoğraf galerisi kuralım. 100 kadar portre çekelim, Uygur, Kırgız, Kazak, Türkmen ve Özbekler gibi soydaşlarımızdan. Bir 100 kadar portre de modern Türkiye Türklerinden seçip koyalım; karşılarına geçip bakalım: gerçekten benziyor muyuz, benzemiyor muyuz? Aradaki farkın, Uygur Türkçesi ile bugünkü Türkiye Türkçesi arasındaki farktan az olmayacağına sizi temin ederim. (Peki, onlara benzemiyorsak kime benziyor olabiliriz? İkinci aşamada, o Türk fotoğraflarını bir de 100 kadar Yunanlı (Rum) ve Ermeni, dilerseniz biraz da Kürt portresiyle karşılaştırın. Çıkacak sonuçlardan ben sorumlu değilim.) ”

    Bu anomalinin Cumhuriyeti kuranlar da farkındaydı ki, Orta Asyalılık efsanesini değişik bir yöne bükmeyi denediler. İÖ. 800 – İS. 1400 arasının gerçek, tarihî Orta Asya’sının yerine, en geç İÖ. 7000’e kadar geldiği belirtilen hayalî bir Orta Asya’yı geçirmeye kalkıştılar. Güya bu Orta Asya’da, brakisefal (ve tabii beyaz derili, hattâ sarışın ve mavi gözlü, zamanın Türk Tarih Kongrelerinde kullanılan terminolojiyle düpedüz Alpin-Nordik). Eski Türkler yaşıyordu. Siz bırakın İÖ. 3000 dolaylarının eski Mısır ve Mezopotamyalılarını; en az 4000 yıl daha erken bir noktada, yeryüzündeki ilk uygarlığın kurucusu asıl bu üstün “Türk ırkı”ydı. Göçlerle Avrupa ve Asya’ya yayılmış; her yere (hayır, “barbarlığı” yani göçebe kabile savaşçılığı ve yağmacılığını değil) kendi ileri uygarlıklarını taşımışlardı. Avrupa da bugün ileriyse, “bizim” sayemizde ileriydi. Dahası, bütün insanlık gibi Avrupalıların da babası bizlerdik -dolayısıyla, nasıl olup da “muasır medeniyet” ailesinden dışlanabilirdik? Türklüğe bundan büyük haksızlık olur muydu?

    1930’ların bu resmî “Türk Tarih Tezi,” hasbelkader, Türkiye Türkleri ile Orta Asya’nın Türkî kavimleri arasındaki benzemezliğe de bir “açıklama” getiriyordu, ama önceliği bu değildi kuşkusuz. Asıl amaç, yeni ulus-devlet için bir “altın çağ” yaratmaktı. Öyle bir “altın çağ” ki, (a) Abdülhamit’ten İttihatçılara kadar hayli benimsenmiş gözüken Orta Asya motifini bir şekilde muhafaza etsin; fakat (b) bu Orta Asyalılığı İslâmiyet ve Osmanlı saltanatı gibi istenmeyen “eski düzen” (ancien régime) boyutlarından tamamen arındırsın; üstelik (c) küçümsenen sarı ırka değil gıpta edilen beyaz efendi ırkına mensubiyet etrafında, bu tuhaf Orta Asya ile Avrupa’yı bağdaştırıp, aynı anda hem Orta Asyalılık hem Avrupalılık iddiasında bulunmayı mümkün kılsın. Gerisi, bu temel iddiaların yan ürünü niteliğini taşıyordu.

    Bu fantezinin her türlü bilimsel temelden yoksunluğunun komple bir eleştirisini başka bir zaman ve zemine bırakıp, şimdilik sadece, “Türklerin tarihinin devamlılığı”nı salt etnik ve ırkî ölçütler üzerinden düşünüp kurguladığına dikkat çekelim. “Türk Tarih Tezi”nin bütün sözde-kanıtları, gelip kafatası ölçümlerine; Türkiye’deki “antropometrik” (!) etütlerden hareketle bir “Türk kafatası tipi”nin saptanıp saptanamayacağına, sonra başka herhangi bir kafatasına bakıp, o insanın (dilini bilmeksizin) “Türk”lüğünü çıkartabilme iddiasına dayanır. (Daha fazla bilgi için, bkz. Nazan Maksudyan, Türklüğü Ölçmek, Metis 2005, 2007; Ceren Arkman, The Launching of the Turkish Thesis of History : A Close Textual Analysis, yüksek lisans tezi, Sabancı Üniversitesi, 2006; en son Ayşe Hür, “‘Türk Kanı’ Taşımayanlar”, Taraf, 11 Temmuz 2010.)

    Türk Tarih Tezi Atatürk ölür ölmez İnönü tarafından kızağa çekildi. Promosyonu derhal sona erdi. Etrafında kongreler düzenlenmez, tantanası yapılmaz oldu. MEB’in tutuculuğu, ilk ve orta öğrenimdeki etkisinin daha uzun sürmesine yol açtıysa da, 1990’larda o da sessizce tedavülden kalktı. Çağdaş bilimde böyle bir hilkat garibesi mevcut değil. Yoklukla malûl. Nadir savunucuları ya tek tük taşra amatörleri, ya da herhangi bir bilimsel kişiliği olmadığı halde her türlü ipe sapa gelmezliği “tarihin televolesi” show’larında dile getirerek kendini maskara eden bir takım eksantrik meczuplardan ibaret.

    Ama işte görüyorsunuz, yapacağını yapmış Türk Tarih Tezi. 50-60 yıllık bir endoktrinasyon sonucu geriye, her alanda zehirli bir ırkçılık tortusu bırakmış.

    Halil Berktay- Türk Tarih Tezi başlıklı makalesi’nden

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  8. üstteki alıntı biraz uzun görünse de okumakta yarar var. ( xenix bu arada sorduğun soru kaynamasın)

    imparatorluktan kalan yeni bir cumhuriyet, yeni bir ulus, yeni bir kültür, yeni bir tarih, yeni şu, bu; bir millet doğuyor’daki yaratılması gereken coşkunun, milliyetin oluşumu için ırk temelinde bir düzenleme izleniyor.

    günümüzün milliyetçiliği içindeki ırkçılığın kısa tarihi gibi sanki…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  9. Her kim “benim ırkım şu, bu yüzden üstünüm” demesi bir ırkçılıksa, başka birinin başka birine “senin ırkın şu değil” demesi de bir ırkçılıktır.

    Bir aralar kutadgubilig diye bir üyemiz vardı ve ünlülerden tutun da peygamberlere kadar herkesin Türk olduğunu ispatlamaya çalışıyordu. Mesela Elvis Presley, sözümona türkmüş. Peki Elvis bunu kabul ediyor mu? Elbette etmemiş bir çoğu. İnsanlar kendilerini hangi ırktan hissediyorlarsa o ırktan olsunlar sorun değil. Fakat onlara “siz aslında bu ırktan değil, şu ırktansınız” demek ne derece doğrudur?

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  10. Kendini x ırktan kabul eden bir insanın z ırkından olduğu neyi değiştirir? Tam bu noktada ırkın da milliyetin de günümüzde, kültürel olgular üstüne oturduğu noktası gündeme gelir…

    Ya da insanın herhangi bir ırktan olup olmadığı/ olup olamama gerekliliği ne anlam taşır?…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  11. Çok faydalı bir konu olmuş.

    aram’ın sözlerinin altına imzamı atıyorum.

    “imparatorluktan kalan yeni bir cumhuriyet, yeni bir ulus, yeni bir kültür, yeni bir tarih, yeni şu, bu; bir millet doğuyor’daki yaratılması gereken coşkunun, milliyetin oluşumu için ırk temelinde bir düzenleme izleniyor.

    günümüzün milliyetçiliği içindeki ırkçılığın kısa tarihi gibi sanki…”

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  12. Sadece ülke genelinde değil de dünya genelinde bakarsak daha iyi sonuçlar elde edebiliriz tartışmadan. Mesela bekir, gamaro, calimera bize Alman milliyetçiliğinden bahsetsin, Bilgisev Japon milliyetçiliğinden, ben İngiliz milliyetçiliğinden bahsedebilirim az. Oikos Fransız milliyetçiliğinden bahsedebilir.

    Ya peki Amerika da bir çok ırktan oluşmasına rağmen en milliyetçi ülkelerin başında geliyor. Onlar ırkçılıkla, milliyetçilik ayrımını nasıl yapıyorlar?

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  13. Bugün tartışılan bir konu bana bu konuyu hatırlattı.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  14. Aynı şeyi binlerce defa örneklendirmişler. Kalemler, ampuller, yumurtalar, kaşıklar v.s.

    Milliyetçiliğin, artık kontrol edilemez boyutlara ulaşmış aşağılık kompleksinin yıkıcı dışavurumu olduğunu düşünüyorum. Birde ”nerelisin” muhabbeti vardır ki aman aman..

    Irkçılık mı? O bir milliyetçinin, kendisini ansızın içinde bulabileceği bir durum olma ihtimalini barındırır.

    Yahu ne tuhaf bu kavram açılımları. Dinler de son derece masumdur sorguladıkça ama bu işlerin insan psikolojisinde nasıl bir işleyişe sahip olduğuna, dinamiklerinde, kültürle ilişkilerine ve etkileşimine ve sonuçlarına baktığımızda, içine edilmiş bir dünya seriliveriyor ortaya yere hemde üryan mı üryan, sere serpe.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  15. Belirli bir etnik kökene, dine, yöreye sahip birinin bir suç işlediğini duyduğunuzda-şahit olduğunuzda bu durumu onun etnik kökenine ya da memleketine bağlar mısınız?
    Belirli bir yörede işlenen suçları (töre cinay…eti, çocuk evliliği) o yörenin gerçeklerinden ziyade o kişilerin huyuna-genlerine-ahlaksızlılarına bağlar mısınız?
    Kendi ırkınız söz konusu olduğunda sürekli övücü sözler söyler, gurur duyar ve tarihi çarpıtır mısınız? Sizin başkasının topraklarına tecavüzünüze ” fetih”, başkalarınkine” işgal” der misiniz?
    Damarlarınızda dolaşan kanın “asil” olduğuna inanıyor musunuz?

    Bunlara cevabınız evetse ırkçılık hastalığınıza baktırmanız lazım.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  16. Bu durumda Osmanlı İmparatorluğu ırkçı mıydı?

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  17. Yavuz Sultan Selim’in alevileri katledişi var, yeter mi?

    (Ayrıca bol miktarda da sömürgecilik var)

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  18. Irkçılık Milliyetçilik Değil,Sömürgeciliktir..

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  19. Nasıl bir şey bekliyorsunuz, bilelim de ona göre getirelim.

    Osmanlının sömürgeleri mi demiştik.

    Karamanoğulları, Karesibeyliği, Mısır, Tunus, Irak, Suriye, Bulgaristan, Hırvatistan, Yunanistan …. yeter mi?

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  20. Diyorum evet. Siz demiyor musunuz? Osmanlı bulgaristanı, yunanistanı, mısırı, tunusu, suriyeyi sömürmedi mi?

    Bizansı sömürmedi mi?

    Bak ne demiş sonsuz.

    “3. Kendi ırkınız söz konusu olduğunda sürekli övücü sözler söyler, gurur duyar ve tarihi çarpıtır mısınız? Sizin başkasının topraklarına tecavüzünüze ” fetih”, başkalarınkine” işgal” der misiniz?”

    Sen yapınca fetih, başkası yapınca işgal diyorsan ırkçısın işte.

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  21. Senin nasıl düşündüğünü merak ettim. (Yani düşünce sistemini)

    Mesela Amerika, sömürgeci midir?

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  22. Sömürgeci dedin. Haklısın.

    Peki ırkçı mı?

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  23. Irkçı değil.

    Milliyetçi veya ulusalcı olabilir mi?

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  24. “xenix tarafından Paz, 30/01/2011 – 01:47 tarihinde gönderildi.

    Bu durumda Osmanlı İmparatorluğu ırkçı mıydı?”

    Osmanlinin yaptigi bir irkcilik örnegi varmi elinizde?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  25. Amerika, Osmanlı, Roma imparatorluğu, vs olunca oluyor işte…

    (En iyisi ilk yazdığın yorumu boş verip daha objektif düşünmeye çalışmak.)

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  26. Bende sonsuz.us’ ta katledildiydim… Yanlış bi kelime kullanarak. Belkide…
    eğlence konusunda Taksim’ e de gitsin. Sonradan mı oluşur?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  27. “xenix tarafından Paz, 30/01/2011 – 01:58 tarihinde gönderildi.

    Yavuz Sultan Selim’in alevileri katledişi var, yeter mi?

    (Ayrıca bol miktarda da sömürgecilik var)”

    Aleviler konusuna Rivayetlerle degil tarihle gelin isterseniz..
    Osmanlinin sömürgeleri nereler? Afganistan ? Irak ?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  28. “xenix tarafından Paz, 30/01/2011 – 02:18 tarihinde gönderildi.

    Nasıl bir şey bekliyorsunuz, bilelim de ona göre getirelim.

    Osmanlının sömürgeleri mi demiştik.

    Karamanoğulları, Karesibeyliği, Mısır, Tunus, Irak, Suriye, Bulgaristan, Hırvatistan, Yunanistan …. yeter mi?”

    Buna sömürgecilik diyorsaniz, ingiltere ve fransanin sömürgeciliklerini bir inceleyin derim..Sömürge ne demekmis daha net görürsünüz..

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  29. Ingiltere ve Fransayla ayni kefeye koyamayiz Osmanliyi..Diyemezsiniz Osmanlida Aynen Ingiltere ve Fransa gibi sömürgeci bir devletti diye..Arada cok ama cok fark var..Ben fetihten falan bahsetmedim, kendi kendinize konusuyorsaniz ben rahatsiz etmeyim 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  30. “xenix tarafından Paz, 30/01/2011 – 03:07 tarihinde gönderildi.

    Senin nasıl düşündüğünü merak ettim. (Yani düşünce sistemini)

    Mesela Amerika, sömürgeci midir?”

    Sence ne yapiyor Irak’ta, Afganistan’da? Demokrasimi dagitiyor millete Sam Amca..

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  31. Hollywood filmlerinde Amerikan bayraginin olmadigi sahne yoktur..Bir saniyede olsa Amerikan bayragini gösterirler..
    “Ben Amerikan vatandasiyim bana dokunamazsiniz” sözleri hic yabanci gelmiyor sanirim..
    Irkci olmasalar coluk cocuk yasli sivil demeden kendi vatandaslarinin refahi icin katletmezlerdi…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  32. Bir cok irkin kaynasmasi sonucu olusan toplumsal bir yapisi vardir..Amerikan irki diye bir kavram yoktur..

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  33. Milliyetcilik veya Ulusalcilikta sömürgecilik olmaz..

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  34. Ulusculuk, bir ulke icinde farkli kimlige sahip etnik kokenli insanlarin bir cati altinda toplanmasi ve devletin devamliligi icin kitlelerin ortak hareket noktasinda birlestikleri psikolojik bir durumdur. Bir insan toplulugunun uluscu olabilmesi icin, ayni toprakta yasayip ayni kulture, tarihe ve siyasi kurumlara sahip olmasi gerekir..

    Bu konuda John Stuart Miller, Temsili Hukumet adli kitabinda cok iyi bir aciklama yapmisti ; “Ulusculuk, bir ulusu olustran bireyler arasinda onlari ortak hareket etmeye iten ortak bir sempati duygusuyla bu halkin digerlerinden ayrildigi en onemli ozelliktir. “

    Her devlet, halkinin uluscu bir yapiya sahip olmasi icin gerekli kitle psikolojisini kullanir hatta bazen bazi yaptirimlara girisir. Pragmatik yaklasirsak bu bir devletin devamliligi icin gerekli gibi gorunur.

    Buraya kadar zararsizmis gibi gorunen bu dusuncenin tehlikeli hale geldigi noktalar vardir.

    Mesela; farkli gruplarin devlet tarafindan ayni kefeye konulmamasi ve bir irkin diger etnik gruplardan daha ustun gorulmesi dahilinde ulusculuk amacindan sapar ve bir nevi irkcliga donusur… Farkli siyasal kultur ve backgrounda sahip olmayan kitlelerin, mevcut siyasal yapi icerisindeki sosyalizasyonlarinin tamamlanmamasi durumunda bu bahsettigim irkcilik(ulusculuktan irkciliga kaymis olan irkcilik) toplum icinde kargasaya sebep olabilir…

    Bir ulkede sık sık askeri darbe veya devrimin olmasi etnik gruplar arasinda ulusculuk sosyalizasyonunun gelismesini geciktirir ve bu da ulkeyi her seferinde ekonomik ve siyasal boyutta en az 30yil geri atar.

    Fransiz Devrimiyle, daha da onem kazanmis olan ulusculuk, simdilerde -bana gore- cok tehlikeli bir boyuta geldi. Insanlar ulusculuk kavramini “irkcilikla” esdeger gormeye basladi… Kitleler, bir devletin devamliligini saglamak icin uluscu olmayi birakip baska bir etnik grubu ezmek icin bu ulusculugu irkciliga donusturdugu muddetce o devlet icerisinde sosyal tabakalar olusur ve kaos ortami hic bitmez…

    Bu tip uluscuymus gibi gorunup irkcilik yapan insanlarin/gruplarin/siyasal orgutlerin oyununa gelmemek icin, devlet erkaninin karakter sahibi olmasi ve misyonlarini ulke icinde esitlik uzerine kurmasi gerekir.

    G Milat

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  35. milliyetçilik ırkçılığın çoçuğudur, ulusalcılıkta milliyetçiliğin çoçuğudur…..

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  36. Sayin Toro :),

    Milliyetcilik ve ulusalcilik ayni seylerdir :)) esanlamli yani..

    Ulusalcilik sinirini ve haddini bilirse devlet butunlugu devam ettirilmek istendigi muddetce zararli degildir. Butunlestirici bir dusuncedir. Ama su anda gunumuzde kullanildigi durumlar anlam kaymasi yaratmistir ve yukarida da dedigim gibi “ulusalcilik/milliyetcilik = irkciliktir” denmeye baslanmistir. Bu yanlisi anlatmaya calismistim 🙂

    G Milat

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.