Kadınlar

Yıllardır erkeğin gösterdiği doğruyu kendine doğru bellemiş insan cinsidir kadınlar. en önemli ve onları yücelten şey doğurmaları ve erkeğe o babalık hissiyatını yaşatmalarıdır. küçük hesaplar peşinde ömür tüketen kadın cinsi, o küçük hesapların peşinde giderken hayata veda eder. Duygularıyla hareket eden kadın cinsi tamamen duyguları nereyi gösterirse oraya doğru tıpkı rüzgarın alıp götürdüğü sandallara benzer. fırtınalı erkekler kendisine duygusal iniş çıkışlar yaşattığından ötürü kadına zevkli gelir ki bu kadının en zayıf noktasıdır. duyguları.. onun duygularıyla iyi veya kötü arada bir oynadığınızda sizi sever. hatta aşık bile olur.
kısaca kadınlar erkeğin ömür törpüsüdür. aynı platformda anlaşmaları iki cinsi yaratan doğa, tanrı tarafından imkansız kılınmıştır. yani genel manada anlamanız, kadın hatlarını belirlemeniz mümkün fakat özel anlamda anlaşmanız ve aynı şeye bakıp gülmeniz gerçekten çok zordur. eğer gülebiliyorsanız da birilerinin sizi kandırdığı konusunda belkide buna kendini de inandırarak ama içinden gelmeden yaptığı konusunda sizi temin ederim.

kısaca ne onlarla, ne de onlar olmadan yaşanıyor bu hayat…

40 yorum “Kadınlar”

  1. Duygular nereyi gösterirse oraya gidebilen bir insan , özgür bir insandır.
    Duygularını , zihninin esiri olmaktan kurtarmayı başarabilenler yani kadınlar , yaşamı anlamlı kılan varlıklardır.Onlar bu açıdan biz erkeklerden çok daha üstündürler.
    Ayrıca -erkeğin gösterdiği doğruyu doğru bellemiş- filan değiller. Erkek zorbalıkla kadına baskı uygulayarak kendi doğrularını ona dayatsa da , o neyin doğru olduğunu daha iyi bilir…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  2. duyguların yüce şeyler olduğuna inanmıyorum açıkçası.. çünkü o kadar havai şeyler ki belirli bir akıl filtresinden geçirilmediğinde iki erkeği birbirine düşürebiliyor o tıynetsiz duygular.. sonra “ben duygusalım” diyerek işin içinden çıkmak bu dünyadaki en sığ tutumlardan biri oluyor. iki cinsten birini üste çıkarmak da bana anlamsız geliyor. sonuçta her iki cinsin de gerizekalısını gördüm. erkek -zorbalıkla kadına baskı- uygulamasa da malesef kadının bildiği doğrular tamamen içgüdüleridir. erkek dayatsa da dayatmasa da..

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  3. gregor; size dişinin “iyi”si denk gelmemiş 🙂

    Bu paylaştıklarınız ise bizim hiç bilmediğimiz ve tanımadığımız “kendi” dünyanızın sınırlarından dışarı çıkamayacak tespitlerdir.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  4. duygular , akıl filitresinden geçirilmemeli zaten. Eğer geçirilirse bütün çoşkularını ışıklarını güçlerini kaybederler…
    Gelelim içgüdüye ; bizi milyonlarca yıldır ayakta tutan tek şey içgüdü dür.
    Bütün hayatımızı varlığımızı yaşamımızı borçlu olduğumuz tek şey içgüdü dür..
    Açmak gerekirse açacağız ama şu an vaktim çok dar…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  5. duyguların ışığını ve gücünü gerçekten merak ediyorum.. kim bilir belkide görmek bana nasip olmamıştır bugüne kadar.. zehirli duyguları hatırlatmak isterim, kıskançlık gibi, haset gibi böyle duygulara da kapılmak mümkündür.. duygusuz yaşamaktan bahsetmiyorum. akıl gibi duyguların özgürlüğü de bir yere kadar olmalı.. bir yerde akıl devreye girmeli.. misal silah üretmek de bir akıl işidir, uçağı icat etmek de. yani akıl ile duygunun birbirini tamamlaması en makul olanıdır. bunu bir pasta olarak düşünürsek kadın duygu kısmını oluşturur, erkek akıl kısmını.. bu yüzden erkek veya kadın birbirinden üstün olamaz, mukayese edilemez. siz karpuzu kavunla mukayese ederseniz, yanlış sonuçlar elde etmeniz kaçınılmaz olur. yazı biraz erkekçe oldu ama ben erkeğin de şevkat, merhamet gibi duyguları olmadan yaşayamayacağını düşünüyorum. ama bir kadını bir kadın, bir erkeği de bir erkek sanki daha iyi anlıyor.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  6. zehirli duygu diye bir şey yoktur. kıskançlık , hırs , nefret , haset vs bütün bunlar yapaydır ve ego nun hizmetçileridir.
    Ego, zihnin efendisi olduğu müddetçe bu negatif yapay duygular , hayatımızı cehenneme çevirmeye devam edecek.
    Ben farklı bir kaynaktan bahsediyorum. Terimler kirlendiği için , bu kaynağı tarif edecek bir kelime bulmak zor. Bu kaynağın tarifine en yakın kelime KALP olabilir.
    Kalpten gelen bütün duygular , zihine uğramazlarsa , Temiz saf coşku dolu ve hesapsız olurlar. Ama siz bunları zihin filitresinden geçirirseniz Ego devreye girer. Ego nun karıştığı her duygu zehirlidir çünkü zihin hesaplarla sever. zihin beklenti içinde kalır. Zihin en saf duygu olan sevginin bile getirilerini götürülerini hesaplayarak sevdiği için bu sevgi sönüktür , cılızdır her an bitebilir.
    basitçe ; “sen beni seversen , ben de seni severim!” cümlesi hesaplı ve çirkin yapay bir sevgidir.
    ” sen beni sev veya sevme , ben karşılık beklemeden her zaman seni seveceğim!” cümlesinin kaynağı kalptir. Gerçek sevgi budur…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  7. Kadınların duygularının etkisiyle hareket etme konusunda erkeklerden çok daha ileri olduklarını kabul etmek uzun yıllarımı aldı. Bir erkek olarak aynı şeyi yapıyor olmamdan dolayı, bunu nasıl olup da kadınların tekeline verdiklerini bir türlü tam olarak anlayamıyordum. Üstüne üstlük, kalbi kırık ilişkilerim yüzünden tam aksini düşünmekteydim. Daha da ilerisinde, duygusallıktan nasibini alamamış hayvani yaratıklar olarak tanımladığım dönemlerim de oldu. Sonra birden bir ışık gördüm. 🙂 Tabi ki öyle olmadı. Durumun öyle olmadığının ayırdına varacak deneyimler yaşama şansım oldu.

    Mor’un “Bu paylaştıklarınız ise bizim hiç bilmediğimiz ve tanımadığımız “kendi” dünyanızın sınırlarından dışarı çıkamayacak tespitlerdir.” demesine tamamen katılıyorum. Belki de tespitlerinizde haklısınızdır. yaşadığınız deneyimler size bu verileri verdi. Burada bir yanlışlık yok. Yanlışlık dahasının olabileceğinden ümidi kesmek.

    Duygulara gelince. Duygularda bir sorun yok. Duygularımızın bizi incitmesine izin verecek kadar güçsüz olmamız asıl sorun. Halbu ki onlardan zarar görmeden de onları yaşayabiliyoruz. Akıl süzgecinden geçme meselesinden öte bir konu bu. O süzgeç hiç bir işe yaramıyor. 🙂 Belki başka bir başlık altında değiniriz…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  8. “en önemli ve onları yücelten şey doğurmaları ve erkeğe o babalık hissiyatını yaşatmalarıdır”

    Doğurganlığın kadınlara verilmesinin tesadüf olduğunu sanmıyorum ya da kadınlara doğurganlık verildiği için kadınlar daha “yücelen” ve erkekten daha farklı varlıklar olmuşlardır diyebiliriz.

    Sadece 9 ayda içinden 3-4 kg ağırlığında bir canlı çıkarabildiği için ve canlılar arasında annesine en uzun süre ihtiyaç duyan, en zahmet verilen yavruya bakıp sorumluluğunu aldığı için kadınlar hoş görülesi, tapılası , hayranlık uyandırıcı, sevilesi varlıklardır 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  9. Yarın 8 Mart, Dünya Kadınlar Günü. Bu vesile ile kadın olma ayrıcalığına sahip olan herkesi kutlarım.

    Kadın olmasaydı dünya yaşanmaz olurdu
    Güzelliği kadınlarda keşfettik
    Sevgiyi onlardan öğrendik
    Barışı onlar sundu bize
    İnceliği ve zerafeti onlardan aldık
    Kaliteyi onlar bağışladı bize
    Yüreğimizde onlar fırtınalar kopardı
    Ve onlar dinginliği sağladı
    Tutkuyu onlardan aldık

    Sizi okşarken kah sarhoş olup yuvarlandık
    Kah bulutların üzerinde dolaştık
    Kah zangır zangır titredik
    Kah yanardağ olup fışkırdık
    Kah içimizde tatlı bir rüzgar esti

    İyi ki varsınız

    Gerçi bazı kara suratlı, kara sakallı, karanlık bakışlı, ilkel ve çağdışı kültürlerde
    kadınlara ikinci sınıf yaratıklar gözüyle bakılır ama, aldırmayın onlara. Bu karanlık kişiler aşağılık duygularını tatmin ediyorlar yalnızca.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  10. Anayasa der ki;

    MADDE 10- Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
    (Ek fıkra: 7/5/2004-5170/1 md.) Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. (Ek cümle: 12/9/2010-5982/1 md.) Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz.

    burada dikkatinizi çekmek istediğim husus ek fıkra’da geçen şu cümle “devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.”

    toplumda böyle ayrıcalıklara ihtiyaç duyan cins hangisi peki? kadınlar günü kutlayarak, hadi göklere çıkaralım kadınları.. böyle tatmin edelim kendimizi. kadınlar yücedir, kutsaldır, aslandır, kaplandır, merhametlidir. ya bize öğrettikleri? ahh, ya bize hissettirdikleri?? evet, ben hepinizden çok seviyorum kadınları kavgasını da yaptım.. gerçekleri ancak böyle saklayabilirdim. yaptım.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  11. Gregor sanıyorum siz bir kadın yüzünden biriyle kavga ettiniz ve şu an sıcak olan yaralarınız , hayal kırgınlığınız; genelleme yapmaya yetmez.

    Yukarıdaki yazıda cinstir, törpüdür, kemdir, kümdür diye tarif ettiğiniz kişinin özellikleri bireyseldir bu yazının başlığı “son sevdiğim kadın” olabilirdi ya da başka birşey; ama “kadınlar” olmamalıydı….

    Size ne öğrettiler ne hissettirdilerse “size özel”.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  12. hadi demiyeyim diyordum kaç seferdir ama bana özel duygular olmasıyla ne alakası var bu yazının.. bakın bir önceki cevabımda şunu söylüyorum; kadına verilmesi gereken hakların kaç tanesini kadınlar almış? o hakların hepsini erkekler kadına vermiştir. hadi onu bir kenara bırakalım, kadınlar günü diye çığıracağınıza dul kalmış veya geliri olmayan kadının hayatını kolaylaştıracak bir önlem alın. iki günde bir kadınların gözü patlayacağına bir yasa çıkarın da kadınlar korunsun. buna benzer bazı yasalar henüz çıkmamışken, kadınlar günü çığırtkanlığı yapmaya hiç gerek yok.
    şimdi bunun nesi bana özel MOR. evet, bir kadın yüzünden kavga ettim, üniversitede erkek hakları bölümü okumayı düşünüyorum. ama beni çözmeye çalışacağınıza anlatmak istediğime bakın lütfen..

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  13. Bu kadınlar günü değil. “Emekçi Kadınlar Günü”

    Yani bir ayrımcılık söz konusu. Hadi ev kadınlarını da emekçi sınıfına alalım. Onlar da bayağı emek harcıyorlar sonuçta. Peki, patron kadınlara ne olacak? Küçük işletmecisinden büyüğüne bir çok kadın var dünyada.

    Pozitif ayrımcılığın içinde de ayrımcılık olmaz ki. 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  14. Sevgili gregor, zor günler yaşıyorsunuz.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  15. Kardan Adam yazdi; “..Gerçi bazı kara suratlı, kara sakallı, karanlık bakışlı, ilkel ve çağdışı kültürlerde kadınlara ikinci sınıf yaratıklar gözüyle bakılır ama, aldırmayın onlara. Bu karanlık kişiler aşağılık duygularını tatmin ediyorlar yalnızca….”

    kadina (cumhuriyet kadini dahil) karsi siddet uygulayanlar,

    dinlisi
    dinsizi
    egitimlisi
    cahili
    zengini
    fakiri
    her (cagdas) KESIMden
    her (cagdas) ZÜMREden

    ve

    her (uygar) ÜLKEden

    insanlardir..

    gözünüzden kacmis:)

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  16. Gregor genelleme yapiyor.
    Lakin genelleme yapmak icin bir olaya veya nesneye etki eden yan faktorlerden soyutlamak gerekir.. Bir fahise gorup, kadinlar fahisedir diyemezsiniz. Ya da ne bileyim, bir satici kiz gorup, kadinlar satici olur diyemezsiniz. Onu sarmalayan sosyal, kulturel, vs. etkilerden arindirip soyut olarak ele almalisiniz. Ama kendi deneyimlerinizi anlatabilirsiniz elbette. Bunu da yalnizca genelleme yapmadan anlatabilirsiniz.

    Ebubekir,

    Kadina siddetten bahsetmedim, ikinci sinif yaratiklar olarak tescil edilmesinden bahsettim. Pek cok ulkede veya kulturde kadin asagilanmistir. Ama bunu resmen tescil eden yalnizca …

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  17. Yazıyı tarafsız bir gözle okuduğumda neredeyse kadına karşı bir nefret suçu var gibi hissediyorum. Bir çok cümle aralarında gizli işlenen, yazarın dahi farkına varamadığı bir nefret üstelik.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  18. KADIN

    Kimi der ki kadın
    uzun kış gecelerinde yatmak içindir.
    Kimi der ki kadın
    yeşil bir harman yerinde
    dokuz zilli köçek gibi oynatmak içindir.
    Kimi der ki ayâlimdir,
    boynumda taşıdığım vebâlimdir.
    Kimi der ki hamur yoğuran.
    Kimi der ki çocuk doğuran.
    Ne o, ne bu, ne döşek , ne köçek, ne ayâl ne vebâl.
    O benim kollarım, bacaklarım, başımdır.
    Yavrum, annem, karım, kızkardeşim, hayat arkadaşımdır.

    NAZIM HİKMET RAN

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  19. insan,SÖZ ile de siddete maruz kalir (sözle dövülür) dolayisiyla “kadini (insan) asagilamak,ikinci sinif yaratiklar olarak tescil etmek” de bir siddettir..

    sözü de var; “..Kılıç yarası onar, dil yarası onmaz….”

    “….Dedim dilber niçin sararıp soldun / Dedi çektiklerim dil yarasıdır…..” (Âşık Ömer)

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  20. türkiye´nin müslüman bir ülke oldugunu unuttu N mu Stalker ?

    🙂

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  21. Tescil edilmedi diye yapılanları görmezden mi gelelim? Sadece müslüman ülkelerin yediği haltları mı görelim daha doğrusu? Galiba eğilim bu yönde. Bunlar kör noktalar herhalde. Bir daha kadın aşağılamaya yönelik bir hissiyat duyarsam Fransa’ya bir uçak bileti satın alayım en iyisi. Ne de olsa orada mübah, tescilsiz. 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  22. Siddet toplumun her kesiminde var, yalnizca kadina yonelik degil, cocuklar da nasibini aliyor, ezilen bir suru insan da. Konumuz kadin. Siddet baska bir alanin tartisma konusu, buraya yansitmak dogru degil. Bana hedef saptirma gibi geldi.

    Ayrica Turkiye Musluman ise de laikligin getirdigi nimetlerden de faydalanip oteki Islam ulkelerine fark atiyor. Tarafsiz gozle bakarsaniz bu bir gercek.

    Gerek Kuanda gerekse seriatta kadinlarin ikinci sinif sayilmadigini kim inkar edebilir?

    Bir zamanlar (yakin bir gecmiste) Japonyada da kadin ikinci sinifti. Evde erkek cocuk bir suc islerse onun yerine kiz kardesi cezalandirilirdi. Galiba savasi kaybetmelerinin toplumsal faydasi bu gelenegin ortadan kalkmasi oldu.

    Neden hemen her elestiriyi saldiri sayip vaziyet aliyorsunuz anlamadim. Her toplumda olan seyler, onemli olan ileriye yonelmek ve kotu gelenekleri ortadan kaldirmak olmali.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  23. Kardan adam’ın birinci yorumu

    “Gerçi bazı kara suratlı, kara sakallı, karanlık bakışlı, ilkel ve çağdışı kültürlerde
    kadınlara ikinci sınıf yaratıklar gözüyle bakılır ama, aldırmayın onlara. Bu karanlık kişiler aşağılık duygularını tatmin ediyorlar yalnızca.”

    İkinci yorumu

    “Kadina siddetten bahsetmedim, ikinci sinif yaratiklar olarak tescil edilmesinden bahsettim. Pek cok ulkede veya kulturde kadin asagilanmistir. Ama bunu resmen tescil eden yalnizca …”

    İlk yorumda pek tescille alakalı bir şey göremiyorum ben nedense.

    Ben kültürden bahsetmiştim. Genellikle müslüman ülkelerin kültürlerinde ve geleneklerinde böyle izlere rastlıyoruz diyebilirdiniz.
    Bu sayede, sadece müslümanlardan bahsetmedim ki, diğer kültürlerde de vardır elbet ama genellikle dedim diyerek çamura yatıp sıyırabilirdiniz. Böyle olmamış. Siteyi izleme döneminiz hala devam ediyor anlaşılan. Bence de yeterince iyi yapmaya başlamadan üye olmayın. Yerler burada adamı. 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  24. Halen herseye ragmen Turkiye Laik bir ulkedir , musluman olan kisilerdir .hepsi de degil.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  25. tarafsiz bakabilmek önemli peki tarafsizmisiniz ? sanmiyorum..

    malum,
    T.C.´nin referansi “batili ilke”ler o nedenle “laik ! türkiye” pratiklerini “laik” OL- A -MAyan islam cografyasiyla degil,”laikligin kaymagi”ni yiyen toplumlarin yasadigi rejim pratikleriyle karsilastirirmaniz gerekir tarafsizlik geregi:)

    *Dünya’daki arazilerin sadece %1’i kadınlara ait..

    *Dünyada her 3 kadından 1’i hayatının bir döneminde şiddete maruz kalıyor..

    *ABD’de her 90 saniyede 1 kadın tecavüze uğruyor..

    *Kadınlara yönelik fiziki şiddet ve psikolojik baskının en çağdaş ülkelerde bile tam anlamıyla kırılamamış.. (vikipedi)

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  26. Seriatla yonetilen ulke deyince ilk aklima gelen Saudi Arabistan.
    – Kadin banka hesabi acabilir ama yalnizca kocasi yanindayken hesabindan para cekebilir
    – Kadin araba kullanamaz
    – Kadin yuzunu acamaz
    – Kadin postaya mektup atamaz
    – Kocasi izin vermezse muzik dinleyemez
    – Kocasi izin vermezse kitap, gazete okuyamaz
    – Kadin kocasinin yaninda veya onunde yuruyemez, gerisinde yurur
    – Kaza yapmis bir arac gorup yarali kadina ilk yardim yaparsaniz hapsi boylar, idam istegiyle yargilanirsiniz. Gerekce kadina kocasindan baskasi dokunamaz. Yaralandiysa olmek en dogal hakki. Sansiniz varsa devlet baskanligi nezdinde temasa gecilerek 5 yila kadar hapisten cikarsiniz (Canli sahidi oldugum bir olay)
    – Bir okulda yangin cikmisti, cocuklar bagira cagira kendilerini sokaga atarken polis kapiyi kilitledi ve yuzlerce ogrenci yanarak oldu. Gerekce, ortunmeden disari cikacaklarina olmeleri daha hayirlidir (Gazetelerde okumusunuzdur eminim). Polisler hakli bulundu ve ceza almadi.

    Baska ulkelerde de siddete egilimli erkekler vardir mutlaka, ama yasalara siginamazlar. Kadin yeterince cesaret sahibiyse kendini ezdirmez. Oysa Suudi Arabistanda yasal olarak ikinci sinif.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  27. Ortada kurulu bir düzen vardır ve bu düzene olabildiğince geniş bir perspektiften

    bakmak gerek. Böyle bakıldığında kadın ve erkek arasında pek fark kalmaz. Kadına

    ve erkeğe yüklenenler farklılaşabilir ama bunlar iş görmesi aynı mantıktır. Kadınların

    daha duygusal olduğu sanısı da kadınlara yüklenenlerden biridir. Kadınlar daha

    duygusal falan değildir. Yani duygusallık sanıldığı gibi bir şey değildir. İnsan,

    kendine yabancılaşmış, sahteleşmiş durumdadır böyle olunca kurduğu kavramlar

    da aynen böyledir. Kadının anne olabiliyor olması boş bir şekilde yüceltilmiş yukar-

    daki yazılarda. Öyle ki dünyaya kadın gelmek özel bir şeymiş gibi. Dünyaya gelen

    bebeğin cinsiyeti mi var? Yok. Demeye çalıştığım tüm bunlar öğrenilmiş şeylerdir;

    rolledir. Sahteleşmiş , kendiliğimize uzaklaşmış durumdayız. Bu mesafe- yarık ile

    yüklediğimiz anlamların hepsi de sahte, mesafeli kavramlar. Önce bunun hesabını

    verebilmek gerek.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  28. dönüşüm;

    dediklerine katılıyorum.. yüceltmiş veya yerin dibine sokmuş dahi olabilirim.. söylediklerin değişik bir bakış açısıdır, haklı olabilirsin.. çok doğru bulduğum şeyler yazmışsın, ama seçip burada tek tek irdelemek istemedim.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  29. arap kültürüyle yönetilen ülke demek istediniz herhalde:) konuyu buralara tasiyacaginizi tahmin ettigimden tarafsiz bir kiyas yapabilmeniz beklentisiyle söyle yazdim;

    “..malum,T.C.´nin referansi “batili ilke”ler o nedenle “laik ! türkiye” pratiklerini “laik” OL- A -MAyan islam cografyasiyla degil,”laikligin kaymagi”ni yiyen toplumlarin yasadigi rejim pratikleriyle karsilastirirmaniz gerekir tarafsizlik geregi….”

    olmadi:)

    T.C.´nin doksan yillik laiklik karsiti uygulamalariyla örnek aldigi “laik” bati pratikleri arasinda bir karsilastirma yapmaktan niye cekiniyorsunuz ?

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  30. O tartismalari baska bir platformda yapariz artik. Konumuz kadin

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  31. “Kipa ya gidelim” dedi şahane eşim…
    “Gidelim tabii” dedim…kadınlar gününde yok denir mi? Sormadan edemedim;
    “Neden özellikle Kipa?”
    “Orada saç boyası markaları daha çeşitli olabiliyor”

    Hayatta nefret ettiğin üç şey deseler “Eşimle alışverişe çıkmak” o üç arasında üçüncü sırada yer almaz…

    Ne alınacak? Diyelim ki manto; mevcut bütün çarşılar…dükkanlar değil, çarşılar… dolaşılır, bütün mantolar görülür, hepsine dokunulur…beeeelki bir tanesi beğenilir ve alınır.

    Kadınlar günü… bir de kolay tüketim mallarından olmasından dolayı;

    “Tamam gidelim” dedim…

    “Kipa dan daha zengin çeşit olabilecek bir yer gördüm geçenlerde, gel istersen oraya bakalım” diye de ekledim…

    …zira başıma geleceği biliyorum. Kipa daki 50 reyonu da dolaşacak ve ben yine yarı iki ayaklı tuzluk yarı tüysüz kaniş misali arkasında dolanacağım…

    “Sen ne anlarısn boyadan, sana çok çeşit getirmiyorlar diyorum, göreceksin bak eninde sonunda Kipa ya gideceğiz, başında saç yok ama saç boyası hakkında bile konuşuyorsun, bu ne biçim iştir” gibisinden bir şeyler söylene söylene yola çıktık ve dediğim yere vasıl olduk…

    “Bak işte orada var” diye hevesle gösterdim; gösterdiğim de yan yana yaklaşık 25 tane olmak kaydı ile üç raf dolusu…en az 75 renk/çeşit var.

    “Dedim sana burada çeşit yok”
    “Bu az mı?”
    “Tek marka bu…bilmediğin halde konuşuyorsun…al işte buraya boşuna geldik…bir kere bıyığını boyattın diye boya hakkında bile ahkam kesiyorsun”

    …bana saydırırken az ilerideki benzer mamulleri barındıran raf imdadıma yetişti;

    “Bak orada da var, farklı kutular”

    …yan yana dizilmiş 40 kadar kutu ve 4 katlı raf bu kez…neresinden baksan 150 çeşit var.

    Şöyle böyle 30 tanesine baktı, okudu…aynı kutuyu iki kez aldıklarını saymıyorum…bir heves pırıltısı çaktı göz bebeğimde…çünkü bir tanesi sürekli elinde;

    “Tamam bu güzel hadi gidelim.”

    “Burada sadece üç marka var…hani çeşit?”

    …demez mi;

    “Haydaaa” diyerek başımı çevirdim ki…ulan şanslı günümde miyim artık;

    …dibimizde bir reyon;

    Bu kez yan yana dizilmiş yaklaşık 75 kutu, 6 kat…yaklaşık 450 çeşit;

    Ayşen Gruda nın eller belde gerdan kırma edası ile harmanlanmış bir zafer narası;

    “Bakalım bunları ne yapacaksın?”

    …istemsizce yansıyıverdi bedenimden.

    Ondan çıkan ise şu meşhur diş emme sesi;

    “Cık”

    Hani “baştan burayı göstersene be adam” cıkı…

    Bu arada çocuklu bir hanım geldi…üç yaşındaki orada yaklaşık elli kutuyu devirdi…yardım ettim, topladım…onlar gitti, en az yedi sekiz hanım aynı reyondan ihtiyaçlarını giderdiler…

    Biz kutulara 40 dakika baktık…

    …bir tane seçti…ama hala bakıyoruz.

    “Bundan bir tane daha lazım” dedi elindekini göstererek.

    Reyon sorumlusu bulundu;

    “Elimizde yok galiba, depoya baktırayım”

    …dedi…

    …yaklaşık 700 çeşitten seçtiğinin bir ikincisi yok.

    Ayak üstü şans alıyor şans satıyorum…kar marjı sıfır, sinir katsayısından ise zarar.

    Eşimle alışverişe çıktım kadınlar günü hediyesi olarak…

    …siz ne yaptınız?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  32. Ben acaip yırttım bu sefer, esim annesinde(baska sehirde), ilk defa 8 martda dinleniyorum .

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  33. Bende bugün ailesinin yanına yolladım. 🙂 çok özleyeceğim..

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  34. Haklısın Stalker:)
    Zaten inceliyorum da, tarihin derinliklerinde “özel mülkiyet” kavramını sanki kadınlara borçluyuz gibime geliyor:)
    “Yavrum” diye severken, “oğlum” diye severken, günün birinde “erkeğim benim” diyorlar. Ondan sonra dananın kuyruğu kopuyor, ayıkla pirincin taşını:))

    İlk etapta durum güzel görünüyor. Ama kadının “erkeğim benim” diyerek “kafeslediği” erkek, o kafesten pırtıp da, “sen burada kafeste bekleyedur, ben sana bir geyik vurup geleyim” diye bir gidiyor ki, gidiş o gidiş. Tutabilene aşkolsun:))

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  35. Hepsi kendi kulvarında tam bir Femma Fatale.

    O sürükleyenlerin, çekenlerin elleri kırılsın…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.