Kehanet, Dua ve Seçim

Kehanet, Dua ve Seçim
Ölü Deniz Parşömenleri’ndeki İsaiah’ın kehanetlerinin yeni değerlendirmelerine göre, Apokalipse size ve bana bağlı. Son iki bin yıldaki dini liderlerin ve geleneklerin gözden kaçırdığı bir şey mi var? Evet, özellikle Batı geleneklerinin; 325 yılında önemli miktarda bilginin açık literatürden kaldırılıp sadece gizem okullarının ve seçkin papazların elinde kalması ile başlayan mantığın duyguyu ele geçirmiş olmasının hala acısını çekmektedir.

Batı gelenekleri, Isaiah Parşömenlerinde yer alan önemli ilkeleri unutmaya başladı, bunlar bazı Doğu ve Yerli Amerikan geleneklerinde muhafaza edilmişti. 1700 yıl önce ayrıldığımız anlayış noktasına geri dönmemiz için kuantum biliminin akli araçları kullanılıyor.

Paralel evrenler kavramı daha 1957 yılında kabul edildi, ve maddenin paralel hallerinin varlığının bilimsel kanıtı, Beryllium, sadece 1998 yılında yayınlandı. Bu, bilim adamı, öğretmen ve rehber, Gregg Braden için bulmacanın son parçası olmuş ve kehanetin fizik ve metafiziği arasındaki kavramsal köprüyü kurmasını sağlamıştı.

Gregg Braden heyecanlı bir kişilik, bu iç görülerini paylaşma ateşi ile yanıyor. İlk kitabı Sıfır Noktasına Uyanış: Toplu İnisiyasyon, gezegenin her seviyesinde -virüs mutasyonlarından, jeolojik afetlere ve insan bilincindeki sıçrayışa kadar- meydana gelmekte olan inanılmaz değişimleri açıklamaktadır. Bu da akıllara “bu tür değişikliklerin ortasında kişisel seviyede biz ne yapıyoruz” sorusunu getiriyor.

Gregg’in cevabı ikinci kitabında geliyor, Dünyalar Arasında Yürümek – Şefkatin Bilimi. Esenîlerin öğretilerini kullanarak, şefkatin herkes tarafından kabul edilebilir bir bilim olduğunu gösteriyor. Şefkat ile kişisel ve kolektif olarak yüzleşmekte olduğumuz sorunları aşabiliriz.

Bu kitap, Ölü Deniz Parşömenlerinden yakın zamanda tercüme edilen yazılara dayanmaktadır. 2000 yıllık Ölü Deniz Parşömenleri, 1946 yılında keşfedilmişti. 8 kişilik küçük bir araştırma grubu tarafından (erişebilirliği) kontrol edilen parşömenlerin sadece küçük bir kısmı tercüme edilmiş ve yayınlanmıştır. Papirüs, metal ve deri üzerine yazılmış 22,000 adet parça ve parşömen var ancak sadece biri bütün halinde / tam olarak bulunmuştur: Isaiah Parşömeni.

Gregg’in 28 Martta (2000) yayınlanacak olan üçüncü kitabı, Isaiah Etkisi: Kayıp Bilim Dua ve Kehanetin Şifresini Çözmek olarak adlandırılmıştır. Kitap, Isaiah Parşömenin yeni bilimsel bilgilere göre değerlendirmesini içermektedir. İkinci kitabın formatında olup doğal, savaş veya hastalık kaynaklı gezegensel değişimlerden kaynaklanan kişisel veya kitlesel acılara bir cevap sunmaktadır. Kolektif olarak nasıl biraraya gelebileceğimizi ve Isaiah Parşömeninin içerdiği bilim ile bu mücadelelerle nasıl başa çıkabileceğimizi açıklamakta.

ISAIAH PARŞÖMENİ
Parşömenin bu kitabın dayandığı kısmı, kehanette bulunma ile, özellikle bizim zamanımız için, ikinci binyıldan üçüncüsüne geçiş ile ilgili. Kehanet kelimesi bazılarını rahatsız ediyorsa, akademisyenler ve askeriye tarafından kullanılan şekli ile adlandırın: uzak görüş. Kitap, araştırmacıların parşömeni geleneksel değerlendirme şekillerinden radikal olarak farklı.

Isaiah, geleceğimiz ile ilgili içgörüler sunmaktadır, ve bunlar diğer Maya, Navajo, Hopi, ve Mısırlılar gibi toplumların ve Nostradamus ve Edgar Cayce gibi kahinlerin kehanetleri ile paralellik taşımaktadır. Hepsinin kehanetleri de iyi ve kötü zaman döngüsünü içermektedir, ancak hangisinin ne zaman geleceğine dair bir uyuşma yoktur.

“Isaiah Parşömenini kullanmayı tercih ettim çünkü bütün bu kehanetlerin bize söylemek istediği şeylerin bir temsilcisi olduğuna inanıyorum, ve o ilklerden biri. Bulgularımız, kehanetlerden çok, birçok afetten -salgın hastalık, kötü hava şartları ve savaşlardan- kaynaklanan ölümlerin görülmesidir ve sonra bunların ardından huzurlu ve yumuşak hava şartlarının, ve uluslar ve hükümetler arasında işbirliğinin olduğu zamanlar gelmektedir. ”
Isaiah Etkisinin geleneksel değerlendirmelerden ayrıldığı yer ise, araştırmacılar bu olayları lineer olaylar olarak görmüştür; yani iyi zamanlardan önce kötü zamanlardan geçtiğimizi görmüşlerdir.

ISAIAH ETKİSİ

1957 yılında Princeton’dan bir fizikçi, Hugh Everett, III, hayatlarımızda her an, eşzamanlı olarak bir çok an, ihtimal ve sonuç olduğunu ve bunların hayatlarımızdaki her seçim için olduklarını ileri sürmüştür. Hepsi aynı anda olmaktadır, biz onların farkında olmasak bile. Everett bunlara paralel ihtimaller adını vermiştir. Bilimkurgu bu fikre hemen alışmıştır, ve diğerleri gibi, bilimsel gerçek olarak kanıtlanamamıştır.

Braden’ın Isaiah Parşömeni değerlendirmesine göre, birçok ihtimalin içinden sadece birine odaklandığımızda, bu bizim realitemiz haline gelmektedir. Bu şu demektir: kehanetlerin geleceğimizde gördükleri her bir felaket anı, şu anda hayatlarımızda yapmakta olduğumuz seçimlerin muhtemel sonuçları olabileceği gibi mümkün olan başka sonuçlar da vardır.

Isaiah, uluslar arasında eşi görülmemiş bir işbirliği zamanına girebileceğimizin ve savaş kelimesinin kelime hazinemizde bile olmayabileceğinin mümkün olduğunu söylerken çok açıktır. Araştırmacılar arasındaki gizem ise; nasıl olur da binlerce yıl önce bu kehanetler, tarihteki aynı an için farklı ihtimalleri görebilirler.

“İnanıyorum ki eski kahinler bu paralel realiteler arasında geçiş yapma konusunda ustaydılar. 2500 yıl önce sahip oldukları kelimeler ile gördükleri ihtimalleri bizlere içgörü olarak veriyorlardı. Bir adım ötesine gidip hayatlarımızda hangi ihtimallerin rol oynadığını belirleme bilimini verdiler. Yeni ihtimallere ilerlememize neden olan seçimleri yaptığımızda Isaiah Etkisini deneyimleriz.”

KENDİ REALİTEMİZİ YARATIYOR MUYUZ, SEÇİYOR MUYUZ?

“Bu nokta, ruhsal gelenekler, dinler, kuantum fiziği ve felsefe arasındaki sınırların belirsizleştiği yer. ‘Yeni düşünce’nin yandaşları tarafından bize söylenen kendi realitemizi yarattığımızdır. Kuantum bilimi ve inanıyorum ki eskiler, bu doğruya yakındılar ama bu tam olarak doğru değildir. Onun yerine, hayatımızdaki her an için birçok sayıda eşzamanlı ihtimali yaşıyoruz. Onlar aslında hareketsiz ve uykudalar ta ki biz yaptığımız seçimler ile onları uyandırana kadar. Bütün kişisel seçimlerimiz, tarihte verilmiş bir zamana kolektif yanıtımız haline geliyor.”

Böylece, en korkutucu kehanetlerin habercilerine/öncülerine şahitlik ediyor olsak da başka sonuçlar mevcuttur. Bir ihtimalden diğerine nasıl geçeriz? İpuçları Isaiah Parşömenlerinde.

ÖLÜ DENİZ’DEN TİBET’E

Anlayışımız için bel bağladığımız kutsal yazılar, 4. Yüzyılda yok edildiğinden beri, insan ile düşüncenin, duygunun, hissetmenin ve kozmosun arasındaki ilişkiyi kaybettik. Sonuç olarak, mantığa-dayalı bir toplum haline geldik, ancak yerli gelenekler bu anlayışı sakladılar. Eseniler, zulümden kaçmak için Kumran’ı terk ettiklerinde, bütün kütüphaneleri yanlarında taşıdılar. Bazıları Bolivya ve Peru’ya gitti, ve güney Peru’da hala aktif olan manastırlar vardır. Hopi ve Navajo gelenekleri de bu yazıları onaylamaktadır. Diğerleri ise Tibet topraklarındaki manastırlara gitmişlerdir, bu yazıları sonraki jenerasyonlar için güvende olması için oraya götürmüşlerdir.

1998 yılında Braden, bu Tibet manastırlarından 12’sine ve iki rahibe manastırına ziyarette bulundu ve kendisine bu kütüphanelerden biri gösterildi. Tibetlilerin Hıristiyan ve Hıristiyanlık öncesi gelenekleri içeren bu kütüphanelere sadece ev sahipliği yapmadıklarını, bugün bu gelenekleri devam ettirdiklerini de anlamaya başladı. Bu içsel teknolojileri, günlük hayatları ile birleştirmişlerdi.

“Batı tarafından kaybedilen ve Tibetliler tarafından bizim için saklanan bilgelik parçaları batının geleneksel dualarından çok farklı şekildedir. Bu dua şekli, Isaiah’ın parşömeninde gösterdiğine inandığım dualardır. Bu dua şekli, bizi kuantum ilkelerine bağlamaktadır, ve tarihteki anımızın sonucunun seçimine dahil olmamıza izin vermektedir.

DUA HİSSETMEKTİR

Bu kitlesel dua alıştığımız duadan ne gibi farklılıklar içermektedir? “Bahsettiğimiz dua, dini, bilimi ve mistisizmi aşmaktadır. Dünya ile ilişkimizin insan hissiyatı ile tekrar birleşmesine dayanmaktadır. Şimdi, çaresiz gözlemciler olarak hissetmek yerine, meydana gelen olaylara katılma fırsatına sahibiz.”

Eseniler, bu dünyada hayatı nasıl deneyimlediğimizi açıklamak için düşünce, hissetme, ve duygu niteliklerini kullanmışlardır. Duygu, bizi her gün ileriye götüren güç sistemidir, ve bu güç sistemi, düşüncelerimiz tarafından yönlendirilmedikçe bir yöne sahip değildirler.

Düşünce ve duygunun birleşimi histir. Tibetliler, kendilerini dua için doğru hisse ulaştırmak adına kullandıkları dualar ile ilahiler ve mantralar ile mudralar arasındaki ayrımı iyi yaparlar. Ve derler ki duaların bir dış formu yoktur çünkü dua hissetmektir.
Bu çok ilginçtir çünkü kuantum bilimi insan hissiyatının bir kuantum sonucundan diğerine ilerlediğimiz yol olduğunu önermektedir. Bir şekilde insan hissiyatı kişisel ve kolektif olarak deneyimlediğimiz sonuçlar ile ilgilidir. Şu anda elimizde olan “dua teknolojisi”dir; bize bir şeyi yaparak nasıl durmadan aynı sonucu alabileceğimiz anlayışını anlatmaktadır. Bu tam olarak bedenlerimizde spesifik duygu ve düşünce niteliklerini yarattığımızda bulduğumuz şeydir. Bu bize tekrar tekrar ve önceden tahmin edilebilir şekilde Isaiah’ın söylediği bir duyguyu verir: bu zamanda, iyi ya da kötü, hangi sonucu deneyimlemeyi nasıl seçtiğimiz duygusunu.

KAYIP DUA ŞEKLİ

Bu his Batı’da kullandığımız diğer dua şekillerinden nasıl farklıdır? İlk olarak, bilinen duada bir şey istenirken, bu yeni yöntem bizi bedenimizde duamız sanki gerçekleşmiş gibi bir his yaratmaya davet ediyor. İmgelemeler, biz onlara hayat vermediğimiz sürece güçsüzdürler ve bu hayat verme ise bu imgelemler zaten gerçekleşmiş his ve duygusunun gücü ile olur. Bu dua şekli inandığımız gibi işe yararsa, felaket kehanetlerini deneyimlememiz için hiç bir neden kalmaz çünkü artık realiteyi değiştirme kolektif gücüne sahibiz. Ancak bunu yapabilmek için kitlesel dua ile bir araya gelmeliyiz, insan duygusunun gücünün ateşlediği hissi kullanarak. Bu okadar güçlü bir araç ki bazı seminerlerimizde insanlar, derin, şifa verici bir etki deneyimlediler çünkü bu insanlar kalplerinde açık olan yeni ihtimalleri hissetiler ve kendilerine değişme izni verdiler.

Bir his oluşturduğumuzda, o realiteyi etkileriz ve dış dünya, iç dünyamızın yarattıklarını yansıtmaktadır. Hayatlarımızda ne haline dönüştüysek, onunla deneyimlediklerimizi belirleriz. Kişisel hayatlarımızda ister huzuru ister korkuyu seçelim, dünya bize onu geri yansıtır, çünkü dünya yaratım ilkesini onurlandırmaktadır.

Esenilerin dediği gibi, “Huzur ol, çünkü dünyaya barışı çeken odur.”

( 2012 limitsiz )

3 yorum “Kehanet, Dua ve Seçim”

  1. Alıntılara “alıntı” diyerek kaynak gösterseniz??

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  2. Eski büyücüler, evrende ki “niyet” gücünü keşfetmişler ve bunu dile getirmişler. Hatta yazı haline. Güzel bir yazıydı, bir çok noktasına katılıyorum.

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  3. Evet ve şimdi ne yazıkki çoğunluk bunu kötülük için kullanabiliyor…ama inanıyorum her şey iyi olacak…tabi bizler iyi oldukça !

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.