Evde oturuyorsunuz ve birden bütün televizyon kanallarında dünyaya doğru yaklaşan dev meteorun haberini izliyorsunuz. Evet tam 2 hafta sonra bütün canlılık sona erecek, hiç bir kurtuluş yok malesef.
İşte o andan itibaren kendinizin ve yaşadığınız toplumun veya insanlığın senaryosunu yazınız. Sizce neler olur, siz neler yaparsınız bütün insanlık neler yapar nasıl bir durum yaşanır bu son iki hafta.
Bana sorarsan insanlığın yarısı 2 hafta dolmadan ölür. Çünkü bütün üretim ve hizmet sektörü bir anda iş sonu yapacaktır. Herkes kendi yaşantısına bakacak kimse çalışmayacaktır. Dolayısı ile elde olan ürünler yağmalanacaktır. Bir yerden bir yere ulaşım bir müddet devam etse de daha sonra benzin istasyonlarını kimse çalıştırmayacağından ve var olan istasyonları birileri zevk için havaya uçuracağından trafik de duracaktır.
Yanı oranda tecavüz ve cinayetlerin sayısı artacaktır. Para işlevini kaybedecek en zenginler bile ilkel şartlara dönecektir.
Ben ne yapardım, herhalde yeterli yiyecekle sakin bir göl kenarına 3-5 arkadaş gidip bütün bu olan bitenden uzak kalmaya çalışırdım sanırım.
Televizyonun fişini pirizden çeker bu tür asparagas haberleri izlememeye çalışırdım. Bence sen de konuya ilişkin dizi, filim izleme bak etkileniyorsun:))
Nasıl olsa her canlının sonu ölüm değil mi? Ha 15 gün sonra ha…
meteora gelince, çarpmazsa hatrım kalır:)
Xenixte demiş zaten, bence tecavüz, cinayet, yağma gırla giderdi valla.
Ben şahsen kendim namaza başlardım. Hem ne demişler meteor düşecek gezegende hiç ateist olmaz.
Bir de şunu düşünmek lazım. Meteor ne kadar büyüklükte olursa yok olmadan kurtulabiliriz üzerine nükleer bombaları göndererek. Yani bunun bir maksimum hesabı vardır mutlaka.
Meteorun büyüklüğü çarpmanın etkisiyle tüm dünyayı yakıp ateşe dönüştürebilir. Ne diyor bu delişey hayu:)) Biraz sağ duyu piliiz!
Hehh meteorun günah keçisi de ben ilan edildim hemii:)
len oğlum kafayı mı kırdın sen, sağ duyulu olsam da olmasam da meteor beni mi dinleyecek!!! sen sağı dinleyedur… Ben solu okuyorum:) Tüm bayiilerde var. sana da tavsiye ederim… Çok başarılı bir gazete olmuş tebrik ederim…:)
Bu arada giderimi de yaptım işime devam edeyim:))
Düşünce deneyleri sık sık kullandığım paradigmalardan biridir. Bu deneyler deneyime dönüşmeden sizi hazırlayabilir.
Ayrıca her canlı ölecek diye bir şey yok. Bu evrende sırlarını bilemediğimiz ölümsüz canlılar var.
ohoohooo turritopsis nutrikuladan bahsediyorsan (!) açtığın başlıkla alakası yok! İnsan toplumundan bahsediyorsun. Ve ölümsüz insan görmedim ben henüz.:)
Alobar ile kudradan bahsediyorum.
Senin yazdıklarının açtığım başlıkla alakası var mı peki?
Fantastik düşüncelerden oluşan bir yiyecek mikserlenip masaya konmuş diye yemek zorunda mıyım? Yersem papz eriği tabi:))
Her canlı ölecek diye bir şey yoksa, ölmeyen tek bir canlı bul getir bana madem! yazdıklarımın ilgisi yok muşş muşş:)
Fikrimizi de yazamıycaz artık. Dam üstünde saksağan canım, dam üstünde saksağan…:)
Ruh’un durumu ne?
Başlangıcı var ama sonu yok sanırsam.
🙂
Aslında kişisel ölümle toplu olarak ölüm farklı şeyler.
Herkes kişisel olarak öleceğini biliyor fakat kimse çevresine sanki kendinden sonra kimse kalmayacakmış gibi davranmıyor. Bir şekilde sorumluluk hissediyor sonraki nesiller için.
Ama toplu olarak öleceğini veya dünyanın yok olacağını bilmek beni çok daha fazla üzerdi kendi kişisel ölümümden. Bu yüzden karganın açtığı konu kişisel ölümle karşılaştırılamayacak bir farklılıkta.
“Matilda” isimli bir göktaşı Dünya’ya doğru hızla yaklaşmaktadır ve 3 hafta içerisinde Dünya’nın sonu beklenmektedir. Siz olsanız dünyanın sonu bu kadar yaklaştığında ne yapardınız?
Ölümdeki asıl çıldırtıcı yan;
Birilerinin yaşamaya devam edecek oluşu.
O nedenle;
Eğer mümkünse, kıyamet gününe denk gelmesini isterim ölümümün.
Huzur:)
Toplu olarak öleceksek, kişisel olarak öleceksek, sonunda öleceksek !!!
Nedir garip olan anlamıyorum? Toplu olarak ölünce kimse kalmıyorki. Kalmayan kimse için bu telaş niye? Bak yine geldim bu zemine..:)
Belki de tür icgüdüsü diyelim . En azindan, cocuklarinin da ölecek olmasi daha bi koyar adama , o ölene kadar gecen zamanda.
Yazdıklarınız şaka mı mizah mı anlamadım. Nasıl kimse kalmayacak o zaman sorun yok zihniyeti taşıyabiliyorsunuz?
Ben dünyaya ve yaşama sevgi doluyum. Bu benim kişisel benliğimden veya kendi hayatımdan çok daha önemli bir şey. Biz bu yaşamın birer parçalarıyız sadece, kişisel olarak sizin ya da benim ölmemin hiç bir anlamı yok. Ama bütün canlılığın yok olması korkunç bir şey.
Ne ara bu kadar duyarsızlaştınız yaşama ve dünyaya karşı?
Kargaa
çok güzel bravo!!! olmayacak bir dua ediyorsun, ben dinsizim deyince de yargılıyorsun:) aklın kirada mı ne?
Haydi sen duyarlı ol kurtar dünyayı:))
Soru fazlasıyla negatif ve şiddet içeriyor. Hani bekara karı boşamak kolay cinsinden…
Benim ailem var. Alacağım hertürlü karara şüpheyle bakacakları kesin…
Düşünsenize, “sonumuz geldi iki hafta sevişiriz n’apalım” diyen bi herife hangi gözle bakılır.
Mağaraya gidelim mi ?
Ya bırak! altımıza sıçarız en fazla… Bu da yapacağımız en iyi şey olur 🙂
Göktaşı çarpmasıyla falan yaşam sona ermez, bu iş o kadar “kolay” değil. 4 milyar yıl bu, boru değil 4 milyar yıl! Eğer endişeniz buysa bence endişelenmek yerine sevinmelisiniz çünkü halihazırda yaşamın başında daha büyük bir dert var, ve bu şey sizi temin ederim, göktaşı çarpmasına yaşamın kendisinden çok daha fazla duyarlı. Öyle düşünüyorum ki Dünya’da su varolduğu sürece yaşam da varlığını sürdürecektir, hem de tek adım geri atmadan. Bilim adamlarının tahminlerine göre aşağı yukarı bir 1milyar yıl kadar daha dünya’da sıvı halde su bulunmaya devam edecek.
Peki ya ben ne yapardım?.. böyle bir durumda sanırım insanlardan mümkün olduğunca uzak durmak lazım. Uçan spagetti canavarı tamam göktaşlarının da ama en önce bizi insanların şerrinden korusun. Ramen.
Dipnot: The Road filmini getirdiniz aklıma yemin eidyorum. Resmen psikolojimi bozmuştu yarısında çıkmıştım.
Dünyanın çekirdeğinde, yeryüzünün tamamını kaplayacak kadar magma var mı?
Sevgili Kaptan,
Yukarıda verilen “kıyamet” cinsinden bir input ile, yaşamın kendini tekrar idame etmesi zor gözüküyor. Böylesi muazzam boyutlarda bir çarpmanın sadece yerkürede yapacağı kırılış değil, yörünge sapması, güneş ve ay ile olan hayati mesafeleri kaybetmesi anlamına da gelir ki bu elbette hayatın sonudur.
Dünyaya aşık biri olarak dünyanın başına gelecekler, kendi başıma geleceklerden çok daha önemli benim için.
Elbet bu benim için…
Some facts also about this impact:
The size of this asteroid is as large as the asteroid which has hit the earth 4 billion years ago. It is speculated that such impacts 6 times in the violent past of the earth happened.
Speed of the asteroid: 720 000 km/h. It seems so slow because of the big size of the asteroid.
Impact: Pacific ocean, 1000 miles south from Japan.
At the moment of the impact the crust of the earth would be pilled away like the skin of an orange. Even the deepest part of the ocean is like a thin film.
The ring around the crater would be 7000 metres high and the size of the crature would be a distance from 4000 km.
Temperature of the surface of the earth at the moment of impact: 4000 – 6000 degrees. This is as hot as the surface of the sun. The vaporated hot material rises to the atmosphere and fall back again to the earth like a dome and spreads out in every direction. The atmosphere heats up as well, so the main killer is the heat.
After 3 h the wall of fire would reach the Himalayas, then Amazone.
After 1 day the earth is totally entired. For 1 year it would stay like this as if the sun came to the earth.
The oceans would start to bubble and bowl and every second 5 cm of the ocean would be vaporated.
After 1 month the whole earth is totally sterilized. The earth looks like a fire ball.
But within only 1 year the temperature will begin to drop and because of the size and gravity of the earth the vaporated water would not escape into space. And within only a 1000 years it will fall back as rain and oceans will start again to fill with water.
Magma yeryüzüün kaplamaya yeter de, bu videoda gösterilen lavlar erimiş yerkabuğu kildebrak. Açığa çıkan ısı Dünya’yı eritiyor.
Videodaki gibi bir cisim Dünya’ya çarpsa tamam söylediklerin doğru oikos ama Güneş Sistemi’ndeki küresel(küresel bir şekil kazanacak kadar büyük kütleli cisimler) gökcisimlerinin sayısı gezegenlerin kendisi hariç bir elin parmaklarını geçmiyor. Bikaçı gaz devlerinin uyduları ki, o gaz devlerininin çekiminden nasıl kurtulacak da Dünya’ya gelirler bilmiyorum. Buna sebep olabilecek şey zaten Güneş sistemi çapında bir afet demektir ki, Dünya’ya çarpabilecek bir göktaşının hesabını yapmayız.
Diğer küresel cisimler işte asteroit kuşağında bi Ceres var, başka var mı bilmiyorum -ki onun da yörüngesi kararlı, çevresinde onu yörüngeden çıkaracak çapta bir cisim yok. Zaten tek başına asteroit kuşağının geri kalanın kütlesinin birkaç katı kütlesi vardı yanlış aklımda kalmadıysa. Neptün ötesindeki Kuiper Kuşağında da ex-gezegen Plüton ve keşfi Plütonun gezegenliğine mal olan Eris var. Belki benim bilmediğim bir iki tanesi daha vardır, ama o kadar.
Gök cisimlerinin küresel bir şekil kazanması için en az 200-300km gibi bir yarıçapa sahip olmaları gerekiyor sanırım. Dünya’nın yarıçapının 6500km olduğunu gözününe alarak, geri kalanların çapını düşünün işte. Ve bir ikinci konu da; biliyorsunuz Güneş Sistemi komple tek bir hamurdan yoğurulma. Ve taa o ilk zamanlardaki gaz ve toz bulutunun özelliklerini taşıyor tüm cisimler. Yani bütün gök cisimlerinin açısal hızları da aynı işaretli, yani aynı yönde dönüyorlar. Aynı yönde hareket eden bir gökcisminin çarpması Dünya’nın yörüngesinde ciddi kaymalara neden olmaz pek, çarpmanın şiddeti tamam hayatı bitirir belki ama.
Şimdi hatırladım gezegen olmayan tüm küresel gökcisimleri cüce gezegen yapılmıştı zaten, sayıları ne kadar, Dünya’ya ne kadar uzaklar falan bu şekilde arayarak görülebilir yani.
Ayrıca gene şimdi hatırladım. Torino skalası mı ne buna benzer bişey vardı. Asteroitlerin çapına göre çarpma olasılıklarını veriyordu. Ona dair bir şey bulursam koyarım buraya
KaptanMosey, shoemaker kometler Jüpiter yerine dünyaya çarpsaydı yaşam devam edebilirmiydi? Konuyla direkt ilgili değil ama youtube videolarına bakarken bir yorum gördüm, çok güldüm:-)
Kaptan selam,
Gezegenlerden bi tanesi ters istikamette dönmüyor muydu ?
Ya bi de..
Sen ne kadar bilgilisin yahu, kim 500 milyar ister’e çıkarsam telefon jokerim olur musun?:)
Evet ederdi kildebrak. Şimdi Shoemaker-Levy’nin yarıçapını da arattım 2.5-3km gibi bir şeymiş.
Sanırım biraz yanlış anlaşılıyorum. İnsan merkezli bakıyorsunuz bence meseleye. İnsanlık için kuyrukluyıldız çarpması falan inanılmaz büyük felaketler, bu gibi şeylerin üstesinden gelecek teknolojimiz pek yok. Ama yaşam diyoruz.. bir bakteri de yaşam, bir deniz omurgasızı da yaşam. Dünya’daki yaşam sadece bir bölgeye toplanmış değil. Tüm gezegene yayılmış. Sahara çölünde de yaşam var Antarktika’da da, denizlerin birkaç bin metre altında da, her yerde, steril tek bir toz zerreceği bulamazsınız bu gezegende. Elbette kısa bir süreli(jeolojik zamanlar göz önüne alındığında bir an gibi kalır) bir kriz yaşanabilir, ama daha ötesi yok.
65milyon yıl önce çoğu dinozor türünün neslini tüketen göktaşının 10km çapında olduğu düşünülüyor işte siz pay biçin. Bugün burada cennetten bir köşe gibi döşenmiş Dünya(yaşam tarafından).
Söz konusu gerçekten söylediğiniz gibi insan değil de yaşamsa, felaket senaryoları aklınızı bulandırmasın :).
hahaha :)) merhaba gamaro :),
İltifat etmişsin, sağol, ama el elden üstündür. Sen yarışmaya katıl, elimden geldiğince yardım ederim :).
Venüs kendi ekseni etrafında diğer gezegenlere göre ters dönüyor. Ama yörüngedeki dönüş yönü diğer 7 gezegenle aynı. Zaten kendi ekseni etrafında da bir zamanlar diğer gezegenler gibi dönüyormuş. Ama dönüme hızı yavaşlaya yavaşlaya önce Güneş’e sürekli tek yüzünü göstermeye başlamış, sonra da ters yönde dönmeye başlamış. Ben bu şekilde biliyorum ama sağlama da yapmak lazım, çok emin değilim. Nitekim Dünya’nın kendi ekseni etrafında dönüş hızı da işte gel-git etkisi yüzünden falan filan sürekli yavaşlıyor. Arada biliyorsun yıl sonlarına birer saniye ekleniyor, sebebi bu yavaşlama olabilir.
Sevgili kaptan, teşekkürler:)
Hazır seni bulmuşken birşey daha sorayım bari.
Bi ara bizim başlıklardan birinde, spiral galaksilerin kollarının istikametiyle ilgili bi konu olmuştu. Hani uzaya baktığımızda, niye bu kolların %90 a yakını saat yönünde bir dönüş gösteriyor, bunun bir anlamı (daha doğrusu sebebi) var mı diye.
O zaman hatırladığım kadarıyla, bu görüntünün aslında bişey ifade etmediği, çünkü bakış açısına göre (örn. aynı galaksiye arkadan bakarsan) kolların istikametinin de değişik görüneceği filan söylenmişti.
Şimdi böyle bir açıklama biraz olsun mantıklı görünüyor da..
Ama L ve D aminoasitler de var bildiğin gibi.
Resimden de izlenebileceği üzre, bu moleküller de tıpkı galaksiler gibi, arkadan bakarsan (veya kolundan tutup gel bakiim şuraya diye çevirirsen:) .. aynılar.
Lakin bunların fizyolojik ve biyokimyasal süreçlerdeki fonksiyonları çok farklı.
Detaya girmeyelim ama, birinin yaptığını diğeri yapamıyor veya farklı farklı etkilere sahipler, vesaire..
E nedir yani, bi de moleküle özgü duruş mu var?
Ya da yan baktın filan?
He he:)
Şaka değil, düşünsene bir bir bardak suyun içine biraz L-gliseraldehit damlatıyorsun, ama bardağın bi tarafından bakınca L- Gliseraldehit, diğer tarafından bakınca D-Gliseraldehit gibi görünüyor.
Öte yandan, D ile L formunun etkileri hep farklı.
Ne iş?
🙂
Evet amino asitlerle ilgili meseleyi duymuştum. Galiba canlıların kullandığı amino asitlerin hepsi L değil mi. Yaşamın uzaydan geldiğine dair makalelerde geçiyorlardı. Ayrıntılı bilemiyorum şimdi. Uzayda da R’ye göre daha yaygın bulunuyorlarmış galiba.
Galaksilerle ilgili söylediklerini şimdi öğreniyorum :). Gerçekten öyle miymiş. Bakış açısı açıklaması mantıklı geldi ama, evrenin ilk zamanlardaki koşullarıyla da ilgili olabilir pektabii. Yani eğer böyle bir şey varsa.
Gene benzer bir durum biliyorsun madde ve anti-madde arasında var. Evrende kat ve kat daha fazla madde var. Antimadde miktarı önemsenmeyecek boyutlarda. Neden böyle olduğu kesin bilinmiyor sanırım. Tahminlerden biri bildiğimiz maddenin özelli bakımından simetrikleri olsalar da uydukları fizik kuralları çok farklı olabilir diyorlar. Sebebi böyle bişeyden olabilir diyorlar. Hani kararlılıklarını azaltan bazı yasalara uyuyor olabilirlermiş.
Ya galaksi meselesini duymadım ama evrendeki tüm maddenin ortak özelliği olan şeyler olabilir yani, bu umulmadık bir şey olmaz sanmıyorum. Sonuçta tüm maddenin birbirinden uzaklaştığını biliyoruz. bir saçılma hareketi sergiliyorlar bu da tee evrenin ilk anından günümüze kadar varlığını sürdürmüş bir olgu.
Ne bileyim, bilemedim yahu 🙂
Google’da biraz aradım gamaro. Okuduğum kadarıyla yokmuş böyle bir şey :). Galaksilerin dönüş yönü tamamen rastgeleymiş. Yani evrenin toplam açısal momentumu(veya açısal hızı) sıfırmış. Evren dönmüyor yani. Zaten galaksilerin dönüş yönü aynı olsaydı yani işte evrenin sıfırdan farklı bir açısal hızı olsaydı madde de evrene rastgele dağılmış olmazdı, belli bir düzlemde yoğunlaşmış olurdu. Tıpkı bir galaksi diski gibi veya bizim Güneş sistemi de tüm gezegenler bir düzlem üzerinde dönüyor gibiya işte o hesap. Dünyanın kutuplardan hafif basık olmasının nedeni de aynı etki. Zaten hubble teleskobunun gönderdiği fotoğraflardan falan da görüyoruz :); galaksiler evrenin her tarafına homojen bir şekilde dağılmış durumdalar.
Tamam, evren dönmüyor.
Ve evrenin hangi tarafına bakarsak bakalım, benzer yoğunlukta bir galaksi dağılımı görüyoruz.
Ama incelediğin herhangi bir alanda 10 spiral galaksi varsa, bunları görüntülediğimizde çoğunun kolları neden saat yönünde dönüyor pozisyonunda?
Yani bizim bulunduğumuzdan konumdan yapılan bir gözlemde böyle bir veri varsa, bunun da sebepleri olması gerekmez mi?
Bi de şey sorcam kaptan;
Büyük şişmeye inanıyor musun dostum ?
🙂
Gerçi ben şu moleküllere daha çok takılmış durumdayım aslında.
Yani ne bileyim, tüm bu moleküler grafikler/ çizimler biz az çok gözümüzde canlandırabilelim diye yapılmış şeyler mi yoksa?
L-Gliseraldehite takla attır, veya kendi ekseni etrafında dönsün… buyur sana D-Gliseraldehit.
Eee, bu mu yani?
Uzak galaksi resimleri aradım ama düzgün bir tane bulamadım. Gerçekten galaksilerin çoğu belli bir yönde dönüyormuş gibi görünüyorsa bunun bir anlamı olmalı ama bilemiyorum. Bir de okurken şöyle bir şeye denk geldim. Seyrek bazı galaksilerin dış kısmı merkeze göre daha hızlı dönüyormuş. Yani galaksi kollarının savrulma yönü yanıltıcı da olabilir.
kozmik şişme… valla çok teknik konular gamaro :). Yani kozmologlar nasıl diyorsa öyle kabul etmek durumundayım. Fizikçiler bazı şeyler ancak şişme hipoteziyle açıklanıyor diyorlarsa, ..yani heralde öyledir diyebiliyorum ancak 🙂 Neden madde ve enerji evrene eşit dağılmış meselesini açıklıyorlar galiba bu kuramla.
Soru zaten saçmaydı.
Şişmeye inanıyorum, inanmıyorum diye bişey olur mu hiç?
Evrime inanıyor musunuz der gibi aynı.
🙂
Örnek bir cevap alacağımdan emindim, teşekkür ederim, saygılar:)
İnanma inanmama meselesiyle sadece yaradılışçıları bozuyoruz gamaro :). Şişme konusunda ne düşünüyorsun diye aldım ben soruyu, fikrimi yazdım sadece. Sözlerimin meali o ne biçim soru değil yani 🙂
İkimizin de farkında olduğu şeyleri birbirimze yeniden anlatmaya gerek yok sonuçta 🙂 Ayrıca ben aslında bildiğim konularda sanki yüzeysel bilgiye sahipmiş gibi konuşmayyı da sever oldum son yıllarda. “bunun megabaytı ne kadar?”, “refleşlesene şunu”, “haydefilişın” ne bileyim yaş ilerledikçe yaşlılık hormonları old school mu davranmaya itiyor beni nedir, hafif bilgisiz takılmak hoşuma gider oldu.
Neyse laf lafı açıyor konuyu iyice rayından çıkardım.
kaptanMosey cok guzel bir (ifsaat mi diyim bilemedim) aciklama , bence bu bilginin beyinden kalbe oturmasi, bunyeye mal olmasi demektir .
kiyamet akış çizeneği 😉