Kurban bayramı aslen vahşettir. Bakmayın öyle bayram falan denildiği vakit, güzel bir şeyler çağırıştırıyor olduğuna. Ufacık çocukların gözü önünde, sokaklarda boğazlanan hayvanların ve yerlerin kan içinde kaldığı bir ortamda sırıtarak dolaşan insanların olması; bayram olduğu anlamına gelmekten çok, çok fazla idiotleştiğimiz anlamına gelir.
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
Televizyon yada şöyle toparlamaya çalışayım;
Yazılı ve görsel basın dan Türkiye ve Dünya’nın hali süt liman mı görünüyor size ordan.?
Ufacık çocuklar ufaklıklarından çıkalı çok oldu. Ya da siz hangi sırça köşklerde yaşamaktasınız merak ettim.
Kurban iyidir ve devam etmelidir.
Öz Can.
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
Hayvanların kesilmesine karşı olanlar, insanlığın pişmiş et yemeye başladıktan sonra beyinlerinin gelişmeye başladığını biliyorlar mı acaba?
Yılda bir kez mangal partisi ya da et yeme şöleni olarak görüyorum kurbanı ve bayramların ister inananlar isterse inanmayanlar açısından toplumsal bir dayanışmaya, hal hatır sormaya vesile olduğunu düşünüyorum. Sürdürülmesine karşı olanların yerine bir şey önermesi gerekir. Yani toplumsal açıdan bir halkın bayramları olmalıdır…
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
Boğaları statlarda işkence ede ede öldürebilirsiniz, sırtna onlarca meşaleli kılıç saplayarak hem eğlenip hem de “Oleey!.. Oleeey!..”diye bağırarak seyircileri eğlendirebilirsiniz. Sorun yok !
Canınız et istediği zaman istediğiniz hayvanı kesip veya kesilmiş hayvan eti alıp yiyebilirsiniz. Sorun yok !
Pikniklerde mangal yapar, rakı içersiniz. Sorun yok!
Milyonlarcasını laboratuarlara tıkıp, deney adına her türlü vahşeti yapabilirsiniz. Sorun yok!
Laborentleriniz hayvanlar üzerinde deney yaparak bilmediğiniz mikropları elde edip, canlarının istediği ülkelerde hem deney, hem de ceza olarak olarak kullanıp, ardından da milyarlarca dolar tutarında aşı satabilirler. Onda da sorun yok!
Eğlence için kuş avlarsınız, dostlarınıza ne kadar nişancı olduğunuzu anlatmak için vurduğunuz yumruk kadar kuşların etini bile yemeden ballandıra ballandıra hikayeler uydurursunuz. Yine sorun yok!
Öldüre öldüre bir çoklarının neslini yeryüzünden yok edersiniz. Ne gam!
Amaaa… İş kubana geldi mi işte kıyamet burada kopar mazallah.
Yerli ve yabancı hayvanseverlerin (???) çığlıkları depremler oluşturur müslüman ülkelerinde.
Haklı oldukları bir yön bizlerce de itiraf edilir her zaman.
TV lerde zaman zaman görüyoruz bazılarını. Hayvanları keserken vahşet sergileyen hayvanları..
İŞTE O DA BİZİM İÇLER ACISI BİR AYIBIMIZ..
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
Herkes aynı düşünüp, aynı mı hissetmek zorunda? Anket masumca, “Kurban sizin için nedir?” sorusunu içeriyor, “Kurbanın başkaları için ne olduğu beni çok kızdırıyor” olsaydı eğer, öyle açardım. Bu anketten sonra onu da açarım. “Başkalarının benim inancıma ters gitmesine acaip gıcık olur muyum?” anketi.
xenix
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
Kurban benim için öğrenilmiş çaresizlik ve yine öğrenilmiş çaresizliğimin zorunlu olarak kabul ettirdiği inanç…
Sanırım kutsanmadan gelen anlayışın uzantılarında şekillenmiş kutsal kanı temsil ediyor olmalı. Yoksa niye islamın şartında kurban kesmek var?
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
Valla bence süper bir gelenek, insanları bir araya getiriyor, afiyetle de etinizi yiyiyorsunuz. Fakir fukaraya da dağıtılıyor. Daha ne olsun. Kurban bayramında ters bişey yok ama uygularken problemler var: Çocuğun önce ‘ay cici’ deyip sevdiği hayvanın cart diye gözü önünde kesilmesi cocukları olumsuz etkiliyebilir. Ya da körpe bıçakla kesilen hayvanların vaziyeti… Belki uyutulup kesilmesi, ya da bu işin ehli kişilerce kesilmesi daha uygun olabilirdi.
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
Kurbanın dini gereklilik olarak kesilmesi burada tartışmalı.Yoksa bir hayvanın kesilmesi olarak bakılırsa o kadar önemli olmayabilir ve hatta diyebilirim ki bir insanın bu kanlı olaya tanık olması belkide gerçeği yaşamak adına yararlı olabilir.Belki.
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
Kurban benim için öğrenilmiş çaresizlik ve yine öğrenilmiş çaresizliğimin zorunlu olarak kabul ettirdiği inanç…
Sanırım kutsanmadan gelen anlayışın uzantılarında şekillenmiş kutsal kanı temsil ediyor olmalı. Yoksa niye islamın şartında kurban kesmek var?
Hepimiz bir kurbanız… Dünyaya geldik ve öleceğiz…Belki de neden böyle olduğunu bilmeden bilmiş gibi yaparak…
Ben bu iki cümledende bir şey anlamadım.Beni aşıyor olmalı.
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
“..onların
-etleri de kanları da Allah’a asla ulaşmaz
-fakat
-sizin takvanız
-O’na
ulaşır..”(hac/37)
aslında
kurban sadece “hac” ibadeti bağlantılı bir ibadettir fakat sonraları hacca gitmeyen yada gidemeyen müslümanlar bulundukları yerlerde kurban kesmeye başlamış ve böylece “kurban bayramı” uygulaması gelenek hale gelmiştir..
yani
bayram yada bayram uygulaması Qur’an da yoktur günümüzdeki uygulamalar ise sadece kültürel ve geleneksel kabullerdir..
elbette
kurban /kesme/ bayramı etkinliği toplumsal/sosyal faydaları (kaynaşma/yakınlaşma) beraberinde getirdiği inkar edilemez bir gerçektir nitekim Qur’an’ın yasaklamadığı her eylem/uygulama inanan/ınsan/ların serbest alanlarıdır..
ancak
bu toplumsal/sosyolojik uygulamalar müslümanların genelini bağlayıcı bir farz değildir..
nitekim
ramazan bayramı,cuma namazı,kutsal geceler,mevlid ayinlerı vs. de aynı bu şekilde ortaya çıkmış bir toplumsal/sosyolojik hadisedir zararlı yada faydalı yönleri vardır ayıklamak/sorgulamak gerekmektedir..
“..Benim
-salatım /sosyal desteğim/
-ibadetim
-hayatım
-ve
-ölümüm
-sadece
-kendisinin ortağı olmayan âlemlerin Rabbi Allah içindir..”(enam/162)
slm.
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
Oysa dinin konusu teoloji (Allah-bilim) değil, sosyolojidir (toplum-bilim). Zira din, tabiatı, eşyayı, insanı, tarihi ve toplumu esas alır. Bu bağlamda Kur’an’da ve diğer kutsal metinlerde yer alan tüm kavramlar yeryüzüyle ilgili kavramlardır. Esmau’l-Husna dahi yarattıklarından ayrı tasavvur edilen Allah’ın zatını değil, varlık kanunlarını, sosyal yasaları, insan fiillerini, bir başka ifadeyle kâinatta ve yeryüzünde olup biteni açıklar. Bu bakımdan peygamberlerin getirmiş oldukları din, görünmez, bilinmez ve anlaşılmaz kılınan, kavranması imkânsız hale getirilen tüm olguları insan idrakine açmış, görünür kılmıştır.
Nitekim vahyin nazil oluşu (inişi), mensubu olduğumuz bütünün, yaşanan sürecin, varlık kanunlarının, sosyal yasaların ve sebep-sonuç ilişkilerinin peygamberler tarafından özümsenerek okunuşunu, açık, anlaşılır bir dille insanlığa aktarılışını ifade eder. Dolayısıyla Kur’an ve diğer kutsal kitaplar, vahyin özümsenmiş hali, bir başka ifadeyle harfler, kelimeler ve cümleler vasıtasıyla iki kapak arasında muhafaza altına alınmış birer özetidirler. Bu açıdan vahiy sona ermemiştir; zira vahiy, tabiatın (bitkilerin, hayvanların vs.) eşyanın ve insanın özünde, daha genel bir ifadeyle tüm kâinatta yasa olarak yerleşmiş bulunmaktadır. Ali Şeriati’nin ifadesiyle “İnsanın kendiliğinden ev yapma çabasına girmesi dahi vahiydir.” (Ali Şeriati; Kur’an’a Bakış)
Bu noktada Kur’an, devrim niteliğinde bir hamle yapıyor ve peygamberlik kapısını kapatıyor: “Muhammed Allah’ın resulü ve nebilerin sonuncusudur” (33/40). Önce Allah’ı yeryüzüne indiriyor, her şeyi görünür kılıyor, ardından da “gökyüzü seviciliği”nin önüne ebediyen set çekiyor: “Artık peygamber gelmeyecek, bundan böyle hiç kimse Allah adına konuşmayacak; kendi işinizi kendiniz göreceksiniz.” İşte peygamberin yaptığı en büyük devrim budur. O, insanlık tarihinde yeni bir dönemin başlangıcını ilan etmiş, böylece din bezirgânlarının, Allah’ı ihtiraslarına alet edenlerin, dini sömürü aracı haline getirerek yeryüzünde malı götürenlerin “kutsal” silahlarını ellerinden almıştır.
Ancak ne var ki, klasik din(i)dar zihin, “hazırcı” bir yaklaşımla artık her şeyin bittiğini, “hazır paket program”ın elinin altında bulunduğunu, bundan sonra hiçbir şeye ihtiyacı kalmadığını vehmeder. Oysa elinin altındaki “hazır paket program(!)” ona “Oku” demektedir. Burada “okumak”tan kasıt, mushafın okunması değil, varlık kanunlarının, tabiatın, insanın, toplumun, sosyal yasaların, tarihi tecrübelerin ve sebep-sonuç ilişkilerinin okunması, tahlil edilmesi ve açıklanmasıdır. Nitekim ilk beş ayet insan idrakine indirgendiğinde ortada okunacak herhangi bir şey yoktu. Bununla birlikte “okumak”, peygamberin zihninde kelimelere ve cümlelere dönüşen ayetlerin dile getirilmesi, bir başka ifadeyle topluma deklare edilmesi de değildir. Zira bu kitabın sahibi ilk hitabında açık bir dille “Kul/De ki” veya “Kâle/Dedi ki” demekten aciz düşmemiştir.
Bu bakımdan “Oku” ile başlayan bir hitap “son söz” olamaz, olsa olsa “önsöz” olabilir. Bize belli bir perspektif vermekte, bu minvalde afakî ve enfüsî ayetleri okumamızı, böylece tarih içerisindeki yürüyüşümüzü sürdürmemizi istemektedir
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
Bu bakımdan “Oku” ile başlayan bir hitap “son söz” olamaz, olsa olsa “önsöz” olabilir. Bize belli bir perspektif vermekte, bu minvalde afakî ve enfüsî ayetleri okumamızı, böylece tarih içerisindeki yürüyüşümüzü sürdürmemizi istemektedir
Evet…
Oku…Allah’ın adı ile oku……………………………………………………………………………………………………………….sonsuza kadar okusan yine okuma sürer. Çünkü ölüm ve doğum var…Ben okudum sınırlarım kadar, okuduk sınırlar kadar. Sırda sınır yok sınırsız insan yok…Sınırsız olan birtek Allah.
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
Bugün; anneleri sohbet ederken sohbet eden iki kız çocuğuna tam yanlarından geçerken kulak misafiri oluyorum(annelerinin ne konuştuğunu işin doğrusu hiç merak etmiyorum) hayli küçükler, hayli kısa boylu ve de tanrım çok küçükler işte 4-5 yaşlarıındalar, birisi diğerine sormuş olmalı diğer küçük kız cevap veriyor “hani kuzuları, hayvanları kesecekler ya” diğeri “aiiiiyyyy” diyor sadece müthiş canı yanıyor bunu duyunca…geçip gidiyorum….kocaman bir düğümle boğazımda…neye, hangisine daha çok üzülüyorum ya da soru neye , hangisine çengelli….
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
Dünyanın doğusunda yaşayan 3 milyar insan diyor ki:
Bizim kuzudan haberimiz yok. Biz zaten hiç birbirimizi kesmedik. Eğer ortadoğuda 3-5 kendini bilmez önceleri kendi çocuklarını kesiyorduysa bu onların kendi tanrılarıyla ilgili bir sorunudur. Bizi bağlamaz… Hiç bir zaman da bağlamadı.
Evrensel mi demiştiniz?
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
Sevgili Koç, senin hikayeni ilk duyduğum günden beri seni seviyorum. Bir peygamber tanrısına oğlunu kurban etmek üzereyken imdadına yetişmiştin. Bir insan evladı için kendini feda etmiştin.
Biliyor musun? O zamandan beri ne zaman bir insan,birilerinin ilahlarına kurban edilse aklıma sen geldin,gözlerim seni aradı.
Hrant Dink ensesinden vurulurken gelmediğine hep hayıflandım. Sivas’ta aydınlar yakılırken de engel olabileceğini ümit ettim.
Sen de haklısın,hangi birine yetişebilirsin ki? Bizde o kadar çok ilah ve bu ilahlara kurban edilecek o kadar çok can var ki.
Bayramın kutlu olsun…
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
Kurban bayramı vahşettir demek bana abartı geliyor. Çünkü burdaki vahşet, sistemin vaşeti karşısında çok küçük bir detay olarak kalıyor. Vahşet, şiddet… Bunlardan kurtulmak için belirli bir geleneksel anlayışı ortadan kaldırmak yeterli mi? Elbette değil, değil mi? Bu saatler alacak bir konu, üstelik hayli çetrefilli. Kadına şiddet, çocuğa şiddet, inançsıza şiddet. Bunların psikolojik düzeyde uygulananları kurbanda açıktan verilen mesaj karşısında dudak ısırtıyor billahi.
Ben şuraya takılıyorum bu konuda; peygamber gibi yüksek bir algı neden yaratıcıya bir çocuk kurban etmeyi düşünmüş? Çocuğun yerine kendini kurban etmesi daha erdemli/aşkın bir davranış değil midir? Ayrıca kurban inmese bugün hala çocukları kesiyor olacağımız da bu inanışı doğrulamıyor.
Geleneksel anlayışın algılayışı da belirlediği aşikâr elbette…
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
“…………………….bu yazı için ne dersiniz sn. ebubekir
zira vahiy, tabiatın (bitkilerin, hayvanların vs.) eşyanın ve insanın özünde, daha genel bir ifadeyle tüm kâinatta yasa olarak yerleşmiş bulunmaktadır. Ali Şeriati’nin ifadesiyle “İnsanın kendiliğinden ev yapma çabasına girmesi dahi vahiydir……….”
evet
Sn. ali k
“fizik kuralları yeryüzüne konmuş “VAHY”dir” diye sürekli yazdığıma göre
(gözünüzden kaçmış anlaşılan) sorunuzun muhatabı ben olmamalıydım dimi ?
nitekim
bu
ölçü (vahy) leri deşifre edenler bu uğraşın bereketiyle üst ligalarda arzı endam ederken yazılı kitab’a ( hoş onu da tersinden okuyorlar ) takılıp kalanlar alt ligalarda ve her alanda perişanlığı oynamaktadırlar..
“..Her şeyi yaratan
-ve
-bir ölçüye
-göre
-düzenleyen
-Allah’tır..” (furkan/2)
**
“..O’
-ayetlerini
-düşünen
-bir toplum için
-ayrıntılı olarak açıklıyor..” (yunus/5)
slm.
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
*** kurbanlığınızdan bayramlık yumuşak kutlama mesajıdır, en yumuşak dileklerimle ***
dişleri sökülmüş, yeleli saçları dökülmüş, kamburu çıkmış, sarsak, titrek ve iğdiş ihtiyardan kurban olmaz derler ey Sewgili ama; piyangodan Sizin kaderinize isabet eden Qurbanlık Qoyun Qu galiba işte bu bir ayağı cehennem çukurunda sarsaklanan egoist kurbanınızdır ve cezasını çekecek; çünkü takdiri ilahidir ..
bıçağınızı boynuma vurmadan önce, gözlerimi bağlamanıza da gerek yok Sewgilim, zaten gözlerim Senin hayalinden başka birşeyi artık göremez olduğundan, yüz-üçgeni ‘nin ağlama duwarını ancak titrek elimle tanıyabilirsem ne alâ ..
ruhumu Rabbime teslim edeceğim son çırpınışlardan önce, en son bir dilekte bulunmama izin werirseniz şayet; kanımın ve küllerimin Wenüs kraterine açılan, manyetik mağma deliğine serpiştirilmesi işte son dileğimdir ..
buluşma noktamız; kadir enerji ogağı ile esas enerji odağının kaynaştığı 13 ‘tür ki, korkarım benim kırık bastonun sapına ve göwdesine benzeyen 3 ve 1 de bu yoğun enerji bombardımanında tutuşup bazı nükleer sızıntılarla Afrodit çatlağının sol boyutunda taşmalara sebebiyet werebilecektir ..
buna dair yol-haritası ey Sewgili: fasikül 14 / sayfa 173 ‘tedir ..
Masal’a helal olsun. Ah o zavallı kurbanlıklar! Ben asıl yakalanmak isterken eziyet gören hayvanların etinin nasıl yendiğini merak ediyorum. Murdar olmaz mı be o!
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
Senin yüzünden bu forumda kurban olurken ben aradımı gözlerin koçu
Toprakları bol Canabı hakkın Rahmeti üzerlerinde sonsuz olsun,
Hrant DİNK ve
Sivas taki aydınlar’ da
Yobaz ve cahil Birileri için boş lakırdı olmuş ve motorları su kaynatmamışmıydı
Senin yüzünden sanal dünyada (-) alırken ben gerçek dünyada …. ise farklı bir tepki olmadımı..
Ondan sonra sen çık demogoji yap vay vay vay
Dilin kemiği yok misali klavyeninde imanı yok tık tık tık yaz,
yaz
Masal yaz .
Masal yazma gafletinde bulundu:
Biliyor musun? O zamandan beri ne zaman bir insan,birilerinin ilahlarına kurban edilse aklıma sen geldin,gözlerim seni aradı.
Hrant Dink ensesinden vurulurken gelmediğine hep hayıflandım. Sivas’ta aydınlar yakılırken de engel olabileceğini ümit ettim.
Sen de haklısın,hangi birine yetişebilirsin ki? Bizde o kadar çok ilah ve bu ilahlara kurban edilecek o kadar çok can var ki.
Bayramın kutlu olsun…
Seninde bayramın kutlu olsun Masal…..
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
Birde bayram bittikten sonra herkesin aynı rollere tekrar dönmesi gerçeği vardır ki bu da işin ayrı bir esprisi olsa gerek. :))
Geçmişte güzel yaşanmış olabilir hala bunu yaşayan yerler de olabilir fakat bayram olmadığında kaynaşmanın, sosyalleşmenin, sevginin ve saygının ortadan kalkacağını söylemek bayramın vahşet olduğunu söylemek kadar gereksizdir. Daha farklı alt nedenler vardır saygı ile sevgi ile ilgili. Tuhaf yani burada da ille geleneksel bir baskı uygulanacak. Yahu ne karın ağrısı bir coğrafyadır bu insan gezegeni. Her alanda baskı, her konuda dayatma.
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
Kurban kesmek yani hayvanla günah örtmek geleneği eski bir gelenek olup bence ilkelliktir Müslümanlığın da Farz ettiği bir kural değildir.Eski kavimlerde Peygamber Zamanında her yıl mekke ve medineyi tavaf den zenginler darda kalmış sıska ve zayıf fakir insanlar için hayvan keserek dağıtmışlar o günden bu güne gelenek olmuş birde meşhur ibrahim peygaber mit i var oğlu olmuyor ve gökten kurbanlık koyun geliyor.hangisi sizin için önemli ise ona göre kurban kesin.o ysa bugün kü algılama biçimi insanların kan ve şiddet tutkularını gidermeye yönelik bir eylem anlayışı.Kendisi kesim yapamadığı halde kurbanı başkası kesse bile bıçak ve satırla kurban kestirmeye gelen yüzlerce insan var bana göre hayvanlar ile insan, içindeki şiddet ve öldürme duygusunu bastırmaya yönelik bir terapi yöntemi ilkel insanlar için tabii
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
Masal yazdı;
“..Sevgili Koç,Bir peygamber tanrısına oğlunu kurban etmek üzereyken imdadına yetişmiştin.
!?
kirli kültürün
bataklığından aşırılan rivayetlere göre koçu gönderen ısrailiyatın veya arabın vs. tanrısıydı..
anlaşılan
türk’ün ideolojisine/kemalizm kurban edilen “Hrant Dink ensesinden vurulurken yada Sivas’ta aydınlar yakılırken” türkün tanrısı daha önemli işlerle meşgul idi ki bahsi gecen ve halen mechul kurbanların imdadına yetişecek bir koç bulup gönderemedi..
ya da ? herneyse..
slm.
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
Sevgili Dec Cal , ama sen Tanrı’nın sevgili kulu olmadığın için gökten kuş pisliği dışında bir şey gelmedi.
Bende seni kurban etmek zorunda kaldım. Ama emin ol, göğe bakıp bekledim:)
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
Sanki Sivas’ta katliamı gerçekleştirenler Ebubekir isimli kişiliğin çevresinde görmek istediği DİNDARLAR değiller. Olmak istediği örnek gösterdiği o böyyük ahlaklı vahiy toplumu o katiller değilmiş gibi…Ve yine onlardan değilmiş gibi davranması gerçekten psikolojik bir vaka. Ya da sinsice geliştirilmiş bir planın parçası…
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
xenix yazdi;;
“..Şu temiz kültürü bir türlü göremedik sevgili bekir. 🙂
dostum cok sakacisin…:)))
xenix,
sen istanbul bulusmamizin sonuna yetistin Öz Can dost´a anlattiklarimin
satir arasinda mealen söyle demistim ,
1-“..osmanli,muaviye´nin din yorumunu selefleri gibi (emevi/abbasi/selcuklu vs.) günümüze tasimistir..
2-osmanliyi diskalifiye eden mustafa kemal dogru yanlis herseye dokunurken osmanlinin kirli mirasini bire bir devralip müslüman türk halkini muaviyenin islam yorumuna teslim etmistir 5N1K…
3-“cumhuriyetin teminati olarak görülen yada böylece gaza getirilen alevi´lere inanclarini özgürce yasama imkani tanimayip cem evlerini vs.yasaklamistir..
tüm bunlarin sorgulanmasi gerekir
ki
kim kimi kullandi anlasilsin..
buyur
genc alevi´ler sitesinden bir kac örnek..
“…1923’te kurulan Cumhuriyet döneminde ilk çıkarılan yasalardan biri 3 Mart 1924 tarih ve 429 sayılı “Şer’iye ve Evkaf Ve Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Vekaletlerinin İlgasına Dair Kanun’’dur.
Bu yasa ile
Osmanlı’nın Erkan-ı Harbiye’si kaldırılarak yerine Genelkurmay Başkanlığı,
Şer’iye ve Evkaf Vekaleti kaldırılarak yerine Diyanet İşleri Başkanlığı kurulmuştur.
Burada
özellikle dikkat etmemiz gereken husus, din ve askeriyenin aynı yasada ve öncelikli olarak düzenlenerek, yeni devletin temeline konulmasıdır.
Cumhuriyetin en stratejik iki kurumundan biri olan Diyanet’in uhdesinde bir Hanefi İslam modeli açık ya da gizli biçimde resmi din kabul edildi.
Özü
değişmese de bunun dış görünüşü modern bir İslam modeli olması istendi.
İmamın sarığı çıkarılarak boynuna kravat takıldı.
Alevilik
ise
1925 yılında çıkarılan tekke ve zaviyelerle türbelerin kapatılmasına ve türbedarlıklarla birtakım unvanların men ve ilgasına dair kanun ile fundamentalist İslami tarikatlarla aynı sepete konularak yasaklandı.
Kurtuluş savaşına
en güçlü ve gönülden desteği veren Alevilerin yolları, kurumları, bu yasa ile daha başlangıçta illegal hale geldi.
Cem evleri,
dergahlar,
“tekke-zaviye” sayılarak yasaklandı, cami tek ve legal dinsel birim haline geldi.
Aleviliğin yol büyükleri olan
dedeler,
babalar,
çelebiler
bir anda tüm bu sıfatlarını yitirdiği gibi bu sıfatları taşımaktan dolayı suçlu duruma düştüler.
Aleviler, zaten gizli yaptıkları bu ritüellerini,
baskılar,
horlamalar,
iftiralar,
kovuşturmalar ve demografi çözülme yüzünden bir süre sonra tümden bırakmak zorunda kaldılar.
Kemalizm’le birlikte hareket eden Aleviler ise bu kesimden hiç itibar görmedi, mağdur oldu, olmaya devam ediyor.
Aleviler,
sadakatle yanlarında yer aldıkları Kemalistlerce
hep
öteki
ve
“iç tehdit” kabul edildi…”(alinti)
demek ki
“kirli kültür” deyince pek uzaklara 1500 yil öteye gitmenize gerek yok
herkese
pek yakin
aha
suracikta
yani
basinizda
daha üzerinden ancak 87 yil gecti..
slm.
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
“3-“cumhuriyetin teminati olarak görülen yada böylece gaza getirilen alevi´lere inanclarini özgürce yasama imkani tanimayip cem evlerini vs.yasaklamistir..”
Benim bildiğim vicdan şunu da söyler; Türban ve tesettür anlayışı Diyaney destekli emevi programının bir uzantısıdır. Bu sistemin çarkları içine Fetullah gülen, Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah gül ve Akp de yer alan sayısız isim de dahildir. Vicdan mı? Evet söylendiği gibi, senin söylemediğin herşey vicdana dahildir, söylediklerinin tersi olarak.
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
xenix,
sen istanbul bulusmamizin sonuna yetistin Öz Can dost´a anlattiklarimin
satir arasinda mealen söyle demistim ,”
Sevgili bekir, o kadar şey yazmışsın hala o kültür kirli, bu kültür kaka, şu kültür şöyle falan diye hep başka kültürleri kötülemeye devam ediyorsun. Ben hala ortaya temiz bir kültür koyabildiğini göremedim. Başka kültürleri bataklık göstermek, temiz kültür oluşturmuyor. Ben önerilerini ve temiz kültür anlayışını halen merak ediyorum. İslam mı? Sadede gelelim derim. Ortaya ütopyasını kurduğun kültürü koy ve inceleyelim gerçekten temiz mi? Tabi varsa…
xenix: Bunlar şaka değil sevgili bekir.
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
kurban kesilmesi bir gelenek değil HAC BAYRAMIyla bağlantılı bir şey…
HAC KURBANI(“Bismilâhi Allahû Ekber” diyebilmek)->{Tabiatını kontrol altına alman(bedenin aşırı istek ve hırslarını frenlemen)-Daha da önemlisi, Bâkî olan Allah’tan ayrı saydığın, ayrı bir varlık olarak düşündüğün “ben” kavramını(“Fâni”- Elinle beynine taktığın “Ben!” tasması- “Nefs”-“Ego”-“Ene”) Allah yolunda feda etmen}
· Hedy(Kurban)
· KalaidBoynu bağlı kurbanlıklar)
· “En’âm”(İnsanlara ibret olacak kurbanlar)
· İnsanların kıyamı için (imanının ayakta kalması ve devam etmesi için) kurbanın hükmolunması
· Allah’ın hükmetmediği kurbanlıklar(Bahire, Saibe, Vasıyle ve Ham isimleriyle tanımlanan bir kısım kurbanlıklar)
· “Kurban kesmek”(Gerçekte varolmayan “BEN”ini (eneni) yok etmek-Bâki’ye Fâniyi kurban etmek)
·“Kurban”ın üç derecesi vardır
· 1-Zâhirde kesilen kurban
· 2-Tabiatını (Bedenin istek ve arzularını) kurban etmek
· 3-Mânevi kurban{“Nefs”ini (“Ego”yu-“Ene”yi)Allah yolunda kurban etmek- Allah’tan ayrı saydığın, ayrı bir varlık olarak düşündüğün “ben” kavramını kurban etmek-“Bâkî”ye “Fâni”yi kurban etmek}
· Elinle, beyninle taktığın tasmanın adı->”Ben”!
· “Bismillâhi Allahû Ekber” diyen, nefsini kurban eder!
· Esma’dan oluşan hakikatının farkındalığına er{“Salât”ı(Namazı) yaşa)}… (Böylece de BEN’liğini-EGONU) kurban et!
· “Kendilerini rızıklandırdığımız kurbanlıkları kurban ederek, bilinen günlerde Allâh’ın ismini zikretsinler”…
· Kim ihramda iken kasten avı öldürürse, öldürdüğünün misli, Kâbe’ye ulaşacak bir kurban gerekir.
· Kurbanınız kesilene kadar başınızı tıraş etmeyin.
· Kabul olunan ve kabul olunmayan kurbanlar
· Hz.Âdem aleyhisselâmın oğulları Habil ve Kabil’in takdim ettiği kurbanı(Habil’in kurbanı kabul olundu… Kâbil’in kurbanı kabul olunmadı)
· Hz.İbrahim aleyhisselâmın oğlu İsmail’i kurban etmesi(Kalbinden evlâd sevgisini kesip atması)
· Onların etleri de kanları da Allâh’a asla erişmez; fakat sizden O’na takva (itaatle elde edilecek yararlar) ulaşır…
· Kurban olabilecek hayvanlarda(“En’âm”da) sizin için bir ibret vardır.
· Üç kurbanı kesebilen, Sırat’ı geçmiş; cehennemden kurtulmuş; Cennet hayatına ermiş olur.
· Kurban, arınmak içindir… Diyet, kurtulmak için!
· Beytullah’a hediye olunan kurbanlıklara hürmetsizlik yapmayın…
· Hac ibadetinizi bitirince atalarınızı anma (âdetinizdeki) zikrinizden çok daha şiddetli şekilde Allah’ı zikredin.
“ahmed huluside kavramlar hac bayramı”
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
Birçok medeniyette Allah’a yakın olma manasında kesilen kurbanın islamiyetteki anlamlarından biri de budur. Bunun haricinde de kesilen kurbanın etinden yararlanmaktır. Kurban kesmenin Allah için olan bölümü bende pek bir şey ifade etmediği için bu konuyu geçiyorum. Diğer konu ise günümüzde et (protein) alamayan insanlara yardım anlamında daha medeni çözümler üretilebilir.
Kurban geleneği düşüncesi de güncellenmeli derim… Acilen!
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
Fakir fukarayi doyurma edebiyati yapilsin , o bi derece , hayvanlar kesilecek elbet biz et yemek istedigimiz surece , ama “kurban” kavrami cook eski ve ilkel , tanrinin gazini almak icin kurban sunmak olayi falan cok lkel , bi nevi rusvet , sonucta ” al sen sunu bizi idare et artik ” deniyor .
edit: delisey senin yorumu okumadan bunu yazdim ,bir miktar tekrara dustum.
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
mor ispanya türkiye karsilastirmasi yaparken dokuz asirlik ispanyol boga güresi (vahsi) gelenegini ES gecmis memecan´in cizgisiyle hatirlatayim dedim:)
slm.
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
Ne zaman burda yazilanari okuyup kendim bir sey yazmak istesem kendimi zor bir duruma soktugumu hissediyorum.
Sizlerle kaynak paylasiminda bulunmayi daha dogru buluyorum.Bir ozet su;
Nasıl Bir İnsan Olmayı Seçiyorsunuz?
Albert Einstein ve Leo Tolstoy ahlâkın temel özünün gücümüzü masum ve zayıflara karşı nasıl kullandığımızla alâkalı olduğunu söylemişti. Tolstoy, durumu “vejetaryenizm insancıllığın köküdür” diyerek özetliyordu. Einstein bizi diğer türlerden daha üstün gören insanın kendini beğenmişliğinden dem vurarak diğer canlıları sömürmemize yönelik rasyonalizasyonlara ”bilince yönelik optik bir yanılsama” adını veriyordu. Einstein, görevimizin, merhamet çemberimizi büyüterek kendimizi bu hapisten kurtarmak olduğunu biliyordu. Gerçekten özgür olmak için toplumumuzun şu anda geçerli olan etik normlarının ötesine geçmek zorundayız. Kendini savunamayan bir kurbanın cesedini yemeye devam ederken iyi bir insan olduğumuzu nasıl iddia edebiliriz ki?
Sonunda bütün mesele ne türden bir insan olmayı seçtiğiniz sorusuna geliyor. Zulme karşı mı çıkıyoruz, yoksa katliamı destekliyor muyuz? Kendi kararlarımızı mı veriyoruz yoksa yapmaya alışık olduğumuz şeyleri rasyonalize mi ediyoruz? Sadece vejetaryenizm her öğündeki zulme karşı katıksız bir duruş sergiliyor. Tutarlı ve etik bir yaşamla uyum sağlayan tek seçenek bu. Zulüm yerine inceliği savunduğunuzu, ölümü yaratmak yerine yaşamı onayladığınızı ve yaşam alan değil yaşam bağışlayan bir toplumun oluşmasına yardım ettiğinizi bilmek insana son derece tatmin hissi veren bir şey.
Matt Ball, Bruce Friedrich
The Animal Activist’s Handbook
Çeviri:CemC
nonhumanslavery.com
Karnizm ve kurban bayrami ??? Kurban bayrami mi ya da karnizim mi?
Lutfen kaynaga bakamayi ihmal etmeyin.
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
aurora,umarim günlük et ihtiyacini karsilarken de “allahın verdiği canı allah alır” cümlesi aklina geliyordur malum sofrasinda et eksik olmayan onca insanin sadece bayramdan bayrama hatirladigi timsah göz yaslari akittigi hassasiyettir genelde..
günlük et ihtiyacini karsilamak icin bogazlanan hayvanlar icin kilini kipirdatmayanlar kurban bayrami öncesi hayvan dostu numaralarini yutan varmi bilmiyorum ama bunca yaygara nicin sadece kurban bayraminda yapilir düsünmek gerekir..
hem,et fiyatinin yüksek oldugu türküye´de eve gelen kurban hissesini geri ceviren varmidir ? sanmam (istisna kaideyi bozmaz) afiyetle yerler herhalde:)
neyse..
HaberTürk.Com: Et tüketiminde 121’inci sırada yer aldık araştırmada en çok ve en az et tüketilen ülkeler de sıralandı.
Listenin zirvesinde yıllık kişi başına et tüketimi;
136.5 kilo Lüksenburg
125.4 kilo ile ABD
121.2 kilo ile Avustralya
115.7 kilo ile Yeni Zelanda
110.2 kilo ile İspanya takip ediyor..
Yıllık 25.4 kiloluk et tüketimiyle Türkiye 177 ülkeli listede ancak 121’inci sırada yer aldı.
Kişi başına 58.8 kilo et tüketimi olan Afrika ülkesi Gabon ve 51.1 kilo ile Güney Amerika ülkesi olan Suninam Türkiye’yi geride bıraktı.
**
*İlla da et yememiz gerekiyor mu peki?
Et mutlaka yemeliyiz.
Ama niçin?
Demir için yemeliyiz.
Çünkü demir özellikle zihinsel performans için çok gereklidir.
Türkiye’de gençlerin yüzde 50’sinde demir eksikliğine bağlı kansızlık var.
Bu tehlikeli bir boyut.
*Peki demiri et dışında başka hiçbir şeyden alamıyor muyuz?
Maalesef kaliteli demiri et dışında başka bir yerden doğru dürüst alamıyoruz.
*Ispanaktaki demir yetmiyor mu?
Elbette bitkisel kökenli demir de vücuda alınabilmektedir ama ne yazık ki bitkisel kökenli demirin hem emilimi hem de kalitesi hiçbir zaman et kökenli demire yaklaşamamaktadır.
Öyleyse çocuklar ne kadar et yemeli? Haftada iki-üç gün üçer köfte ya da iki kalem pirzola yeterli midir?
Bunu ezbere söylemek doğru değil.
Dediğim gibi, bununla ilgili Sağlık Bakanlığı geniş toplumsal araştırmalar yaptırmalı ve kendi ulusal beslenme politikalarımızı başka ülkelerin araştırmalarına göre değil, kendi ihtiyaçlarımıza göre belirlemelidir….(Prof. Dr. Kenan Demirkol)
slm.
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
dini bir ibadet söz konusu olduğunda tartışma ortamları çokta sağlıklı olmaz çünkü bir din mesubu o dini kabul ederken o dinin gerekliliklerini de kabul etmiştir yani ha vaftiz,yahudilerin erkekliğe giriş töreni yada kurban insanlar… ben hristiyan olayım ama peygamberi isa değil hasan olsa diyebilir mi ?
Birisini seversin bazen olduğu kişi yüzünden bazende olduğu kişiye rağmen…bazen yalnızca seversin anita….
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
özellikle kurban da bir kesim “etobur”un gözden kacmayan cifte standarti tavan yapiyor gündeme getirilincede insanin nutku tutuluyor dimi sayin aurora:)
slm.
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
oikos;”..Şimdi soru şu : BU YALAKALIK gerekli midir ? Tanrı bu ikramlardan hoşnut mudur ? Hoşnutsa durum vahim…”
bakalim alevilere göre de yalakalik mi..
Genç Aleviler.com :
“…..kurban adak yapmanın kuralları vardır her can istediği anda kurban adayamaz.
Özellikle
kurban kesecek canlar ev içerisinde dargın küskün olmayacak ,
kurban adak yaparken aileyi bir araya toplayıp herkeş rızalık vermesi gerekmektedir.
çünkü
bizlerde rızasız lokma yenmez nasılki cemlerde rızalık verilmeden cemler yapılamıyorsa dedeler rızalık almadan cemi yapamıyorsa kurbandada aynı rızalık alınması gerek mektedir.
Alevilerde özellikle adak kurbanları
herhangi bir canın bir dilek dilediğinde ,
bir kazadan kurtulduğunda,
dilediği bütün dileklerinin kabul olmasından sonra kurban keserler
bu kurbanıda kapı komşuya ve özelikle fakirlere dağıtmaları gerekiyor.
İkrar kurbanları vardır bu kurbanlar da yapılacak bir cem esnasında gelen bütün canlara cemde lokma olarak sunulur.
Kurban bayramında
ismail aşkına adamış oldukları kurbanını kesmeden önce ailesiyle birlikte bir dergahta bayram ibadeti yaparlar
cem seklinde
cemal camale
dedenin karşısında kurban düvazları söylenir ve secde yapılır.
Dergahların olmadığı yerde dedesini eve çağirır ve dede kurbanın duasını verir ve kurban tığlanır……”
**
Tığlamak: Alevi- Bektaşilikte kurban kesilmesini ifade eder.
KURBAN TIĞLAMA (KESME) DUASI :
Alevi-Bektaşiler,
Kurban Bayramı başta olmak üzere,
yılın belli mevsimlerinde çeşitli nedenlerle kurban keserler.
Adak kurbanı,
ziyaret yerlerine giderken kestikleri ziyaret kurbanı,
muharrem ayında kesilen şükür kurbanı,
Hakk’a yürüyen (ölen) kişinin affı için kestikleri dâr kurbanı,
yol kardeşliği (müsâhiplik) sözü verilirken kesilen müsâhiplik kurbanı bunlardan bazılarıdır.
Kurbanlarının etini,
ihtiyaç sahiplerine,
akraba ve komşulara dağıtırlar.
Cemlerde kesilen kurbanların etleri dualandıktan sonra “rıza lokması” olarak dağıtılır.
Kurban kesilirken
aşağıda yer alan Kurban Tığlama (kesme) duası yapılır:
“Bismillâhi Allahü Ekber,
tekbir Allahü Ekber,
tekbir Allahü Ekber,
kurban-ı Halîl (Bu kurbanı Halil İbrahim Peygamberin kestiği kurban niyetiyle kesiyorum.fermân-ı Celîl (Allah’ın emri olduğu için kesiyorum.
tığ-ı Cebrâil (Cebrail’in İbrahim Peygambere getirdiği kurban niyetiyle kesiyorum.
itaat-ı İsmail (İsmail’in, babası İbrahim’e ettiği itaati hatırlamak ve ona uymak için kesiyorum.
bismillâhi Allahü Ekber,
Allahü Ekber,
lâ ilâhe illallâhu vallahu Ekber, Allahü Ekber ve lillâhi’l-hamd.Kendisinden başka ilah olmayan, hamt kendisine mahsus olan Allah’a ibadet etmek niyetiyle kesiyorum.
Gelenek tarafi tamam , et yeme tarafi tamam . Bu konu da biraz turban gibi oldu , yillar once 60 larda 70 lerde ne Kurban dan ne Turban dan dolayi tartisma olmazdi bu toplumda .
Ozal donemiyle baslayan ahlaki cokuntu ve dinci govde gosterilerinin azitmasi ile bu iki konu da inada bindi , inadi baslatan , dincinin dini vicdani boyutlari ile degil , toplumu ele
gecirecek sekilde siyasal olarak yasamak istemesidir . Laik kesimin inadi ise bence taktik hata olmusdur . Sekilci konularda taviz verilip prensip olarak laik cekirdek saglam tutulmali idi .
60-70 lerde kurban kesenler ortaligi kan golune cevirmeden adabi ile hallederdi bu isi , annem de hep keserdi , o zamanlar 3/4 u dagitilacak diye bir prensip vardi ,oyle uygulanirdi .
80 lerle birlikte azalan bos arsa sayisi ve toplumdaki etik/estetik gerileme nedenleri ile ortaligi pisletip birakma donemi basladi.
Arabistan dan gelen haberler ise icler acisi idi Arap seyhleri yuzlerce koyunu kesip dagitmaya imkan olmadigi icin kuma gomuyorlar . Ne savap ama!!! , simdi duzelmistir umarim.
Su anda duydugum tevaturler Istanbulda da 3/4 gelenegi kalkmis , kasaplar paso sucuk cekiyorlarmis .Dogru yanlis bilemem kuslar soyledi..
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
Kurban bayramlarindan birinde (sanirim 1977) evde kedimiz vardi , cok oyuncu enerjik svecen bir kedi idi ,balkondan bahceye rahtaca atlar sonra kapidan gelirdi ,butun gun istedigi gibi sokakta gezer idi, mutlu ve ozgur bir ev kedisi yani . Cok ta istahli idi , et, balik ,ciger ,patates ne bulsa bol keseden gotururdu.
O gun butun gun gormedigimi farkedince aramaya karar verdim ,ortalikta o kadar et sergisi varken nereye giderdi ki .. sonunda bi baktim ,evde bir divanin altina saklanmis gozler depresif ooole oturuyor .
benden bile cekindi , iyice kucaklayip zor teselli ettim.
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
tanrı diye birine inanmak, ardından ona hayvan keserek yalanmak,
hoş değil.
adam demez mi ki “ey kulum kimin malını kime veriyon!” :))
öyle ya…
et ihtiyacını normal zamanda da karşılayabilir insan, aynı gün saatte milyonlarca hayvanı kesmek,
bana da vahşet gibi geldi…
iyilik seviyorsan, yardımseversen,
kurban-hayvan kesmeden de yapabilirsin,
örneğin benım ıhtıyacım varsa ve komşum yardım edecekse;
hayvan boğazlamasın burnumun dıbınde kokutmasın 🙂
alternatif yardımda bulunsun bana, çünkü vejeteryanım et yemıyorum :))
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
kurbanlık koyunu anlamsız bulan ben,
yılbaşı hindisini de onaylamıyorum.
yok tanrı ya kurban kesilmeliymiş…
hadi ya nerden icab etsin ki?
bir de işin özünde insan kurban var o da baya komiğime gider :))
tanrı ya insan kurban etmek 🙂
neyse ki vakti zamanında biri bu işe dur dedi de koyun kesmeye başladılar,
ne belli beni de keserdiniz kurban diye…
inanmadığım tanrınıza! :))
hayal ürünü yaww uyan artık ebubekir ne tanrısı ne kurbanı…
adam zeus heykelinin dibinde kurban kesse ne komiğine giderdi senin…
:))
ama senınkı mantıklı. . .
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
Stalker,eskiden etobur rejim bekcileri (laikci kesim) kurbani gasp eder halk da kurbanini kaptirmamak icin gizlice kesmek zorunda kalirdi..
sizin dikkatinizi cekmemis olabilir ama tartisma hep vardi cünkü rejim bekcileri olaya evrensel ilke perspektifiyle degil dedigin gibi ideolojik mantikla bakiyordu halbuse laik otorite milletin inanciyla ugrasacagina hijyenik bir ortam,uygar dünya pratiklerine benzer kanuni mevzuat hazirlayabilseydi bugün bunlari konusmaya gerek kalmazdi..
bir hinduya inegi kurban ettirmeniz nasil mümkün degilse asirlardir kurban gelenegiyle yetismis insanlara kurban kesmeyi yasaklayamazsiniz ters teper..
tepdi de..
vatandaslarin ihtiyacini karsilamak devletin görevi beceremiyorsa halk bi yolunu bulur geregini yerine getirir bu bos tarlada,
ovada,bodrumda olur gördügünüz gibi oluyorda..
valla halkin sucu yok sikayetinizi “alo fetva” yada “alo devlet” makamina iletiniz:)
slm.
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
inançlara saygı lütfen
-kurban benim dini inancım.
söz konusu “benim” dini inancımsa saygılı olun,
nede olsa dini inanca saygılı olmak insan hakları sözleşmesinin maddelerinden biridir,
başkalarına da ne istiyorsanız onu yapın-
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
Stalker,bayram tebrigin icin tesekkür ederim senin bayramin kutlu olsun..
biz ailecek bayram gelenegini devam ettiriyoruz ancak kurban kesmiyor bedelini tespit ettigimiz muhtaclara veriyor yada gönderiyoruz..
cocuklar kurban gelenegine yabanci kalmasin diye de kasaptan kavurmalik et alip o gün icin ikram (misafirlere) ediyoruz..
sadece yasli anama izah etmek mümkün olmadigindan gönül koymasin diye onun adina kesilmek üzre bedelini gönderiyorum yada kurbanda türkiyede olursam kendim seciyor ve kesiyorum..
slm.
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
Kurban gasp olayini ilk duyuyorum , nerde olmus ? var mi bir haber kaynagi , yazi , roportaj falan .
Yalnizca adet oldugu uzere Turk hava kurumu son gun dolasir kurban derilerini toplardi , zaten kimse de bir sekilde degerlendiremeyecegi icin gonullu verirdi (kilim yapcam diyen vermezdi) gasp dedigin o mudur ? sonradan duruma uyanan baska organizasyonlar da deri toplamaya basladilar.
Ilave ediim “Laik kesim” gasp ediyor demissin ya ; benim Annem babam dedem, tum sulalem amacalarim hepsi Laik kesimdendi (ve dindar idiler, iclerinde haci,muezzin olanlar da var).Bunlarin ve cevredeki tum Laik dindarlarin hic gidip kimsenin kurbanini gasp ettigini falan duymadim .
Laikligin din ile celismesi iddiasi RTE ye ait , seriat taraftari yobazlari memnun etmek amacli , hem de planin bir parcasi .
“Laikci” diye de bir kelime yok , laiklik din ile celismez , hatta toplumda her inanci garanti ve himaye altina alir laiklik . Ama iste amac siyasal iktidar olunca , yalan, riya ,sahtekarlik ,firildaklik caiz oluyor .
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
Stalker,laik degil laikci kesim dedim di hani siz sürekli dindar yerine dinci deyup duruyorsunuzya o misal hem laikci diye bir kelime yoksa dinci diye bir kelime de olmamali:)
ayrica söyle devam ettimdi;”..halbuse laik otorite milletin inanciyla ugrasacagina hijyenik bir ortam,uygar dünya pratiklerine benzer kanuni mevzuat hazirlayabilseydi bugün bunlari konusmaya gerek kalmazdi…..”
elbette laiklik din ile celismez..
kurban gaspina gelince habersiz olmana sasirdim herhalde ömrün yurtdisinda gecti öyle olsa bile google diye bir dünya kütüphanesi var örnegin “zorla almanin adini bagis koymuslar” yaz merakini gider merak ediyorsan tabi..
yine de ben ilk ipucu vereyim..
örnek 1:
“Post” modern kavga” (18 Nisan 1998 / MURAT AYDIN)
“….Her yıl yaşanan post kavgasına iyice alışmıştık. Ama bu bayram tam bir deri curcunası yaşandı.
Öyle ki
vatandaşın dini bir vecibe olarak kestiği kurbanın derisi neredeyse Türkiye’nin en önemli meselesi haline geldi.
Adalet Bakanlığı,
İçişleri Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı ayrı ayrı genelgeler yayınladılar bayram öncesi.
THK yetkilileri kırsal kesimlerde yanına jandarmayı, merkezlerde polisi alıp deri avına çıktı.Bayram boyunca deri baskınlarının ardı arkası gelmedi.
Deri topladığı iddia edilen ya da vatandaşın kendi isteğiyle getirip bağışladığı derileri kabul eden bir çok vakıf ve dernek görevlisi bayramı nezarette geçirdi.
Ama bu yıl farklı olan bir şey daha vardı.
Vatandaş derisine sahip çıkıyordu.
Kendi istediği yere vermek istiyor, bağışladığı yerden THK tarafından alınınca peşini bırakmayıp geri istiyordu.
Bir çok kişi
“bu şekilde dayatmasalar kendi isteğimle götürüp THK”ya vereceğim ama benim Allah rızası için kestiğim derinin nereye verileceğine devlet karar vermemeli” diye tepki gösteriyor.
Bu hengamede birçok trajikomik olay da meydana geldi.
Bazı vatandaşlar
kendi kurban derilerini götürürken yakalanıp kaçak toplayıcı muamelesi gördüler.
Vatandaşların
derilerini ellerinden zorla almak isteyen yetkililer bile çıktı.
Duyarlı olanlar
bağış yaptıkları camilerden zorla alınan derileri mülkiyet haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle ısrarla geri istediler.
Kimileri aldı,
kimileri de adli mercilere başvurdu.
Bir vakfa
derilere el koymak için baskın yapan THK görevlileri halkın teker teker kendi derilerini alıp gitmesiyle elleri boş döndüler.
Öyle çelişik bir durum ki
insanlar derileri diledikleri yere bağışlayabilirler deniyor ancak aynı derneğe birden fazla, ikiüç deri bağışlanınca bu derneğin sorumlularına deri topluyor muamelesi yapılıyor.
THK görevlileri
hızlarını alamamış olmalılar ki bazı yerlerde cami derneklerine ve vakıflara bağışlanan canlı kurbanların derilerine de el koydular….”
**
örnek 2:
Türk’ün İyilikle İmtihanı.. (01 Temmuz 2010 / Ersin Tokgöz)
Deniz Feneri Derneği,
Türk Hava Kurumu,
Mehmetçik Vakfı,
LÖSEV…
Hepsinin misyonu, dünya görüşü farklı…
Kimi kendini muhafazakâr olarak sunuyor, kimi laik değerlerin savunucusu…
Kimi
vatan sevgisi uğruna yapılanmış,
kimi
bizzat yapılandırılmış.
Uzlaşmazlıkları var mutlaka.Ama bir konuda net bir şekilde aynılar:
Dincisi de laiklik sevdalısı da çok fena kurbanetisever. Hepsi deri fetişisti.Tabii yalnızca “iyilik olsun diye.”
Yasalar açıkça “Reklamlarda toplumun acıma duygularını istismar edecek şekilde, hasta, bebek, çocuk, yaşlı ve özürlülerle ilgili ifadeler ya da görüntüler kullanılamaz.” diye sınırları çizmişken, özellikle kurban bayramı öncesi en yürek paralayıcı reklâmları olanca ihtişamıyla döndürüveriyor. Döndürebiliyor.
Eh, yasalar böylesi adanmış iyiler için çiğnense ne olur? Göz göre göre izin veriliyor LÖSEV sömürüsüne. Yıllardır.
Söz konusu yardım olunca akan sular duruyorduysa, kişisel özgürlüklere de pekâlâ tecavüz edilebilirdi.
O yüzden yıllarca hiçbir dini konuyu duymak istemeyen, hele toplumsallaşan dini ritüelleri en resmisinden silikleştirmeye çalışan zinde güçler dini bir eylem olan kurbana sıra geldi mi bir anda tüm seküler nutuklarını unutup adresi nakşediyordu beyinlere en zorbasından:
“Kurban derileri THK’ya verile. Yoksa…”
Bu arada;
kahraman Mehmetçikler vatan için canları pahasına çarpışırken onlar için kurulan bir vakfın geçmiş yıllarda da gündeme gelen kurban vurgununu şişirecek değildik ya!……”
slm.
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
Yalniz duzeltmem gereken bir sey var dindar yerine dinci demuyoruz , kac kere aciklandi bu , dinci diye “allah ile aldatani” dini herhengi bir sekilde sahsi veya grup cikari icin kullanani , satani ,vicdandan kopmus olarak pazarlayanlari kastediyoruz . her seferindede bunun dindar lari baglamadiginin altini ciziyorum .
Niye bu anlamazdan gelme , ha ? cok mu zor aradaki farki gormek ?
Laiklik kavrami icin boyle bir terim anlamsiz olur , cunku laikligin kotuye kullanimi ,satilmasi ,cikar icin kullanilmasi diye birsey olamaz (mantik onermesi olarak boyle bu siyasi veya ahlaki bir boyut yok , mantik .. hani su and.. if esit buyuk kucuk gibi kavramlar , dusunme disiplini) Laikci ne satiyor olabilir ?
Dinci dini satiyor , laiklik satilmaz ki .
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
laiklik devletin bütün dinlere esit mesafede olmasiysa bu ilkeyi bozanlar “laik”likle kandiriyor senin ifadenle laikligi “herhangi bir sekilde sahsi veya grup cikari icin” kullaniyor demektir..
din,dincilige
laik,laikcilige
dönüstügünde din de laiklik de satilir yakin tarihimizde örnekleri coktur..
slm.
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
zaten konu basligiyla ilgisi olmayan sulara yelken acildi sadece bir ilave yobaz,fanatik,fundamantalist neyi cagristiriyorsa laikci de odur kraldan kralci:)
slm.
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
Hayir Ebubekir , ben de diyorum ki bu kelime den baska kelime turemez cunku kavram on-off . Sirf karsi yaftalama yapabilmek icin uydurulmus cahilligi kendinden menkul bir sozcuk bu .
Haa bak Mozoleci ,1930 cu falan bu kadar cahil tinlamiyor , cunku dil, matematik , mantik olarak karsilik bulunabilir.
edit; kestim , haklisin cok uzadi..
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
“genelde din özelde islam elestirmeni gamaro fettos,nur iki vs´den firsat bulup sosyalist ihsan hoca´nin yazdiklarina göz gezdirip bi serh yazarsa hora gecer..”
İhsan Eliaçık’ın bu Kuran tefsirleri gamaronun tüm eleştirilerini doğruluyor.
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
genelde din özelde islam elestirmeni gamaro fettos,nur iki vs´den firsat bulup sosyalist ihsan hoca´nin yazdiklarina göz gezdirip bi serh yazarsa hora gecer..
YANLIŞ: “O hâlde, Rabbin için namaz kıl, kurban kes.” (Kevser; 5)
DOĞRU: “O halde Rabbine yönel/destek iste ve güçlüklere göğüs ger/diren” (Kevser;5).
Tefsiri: Sana “Böyle giderse her şeyden mahrum kalacak. Kendi kendini mahvediyor. Kendine yazık ediyor. Putları tanımamakla, Kureyş geleneklerine ve kurulu düzenine karşı çıkmakla toplumda bir yere gelemeyecek, sönüp gidecek.” diyorlar. Oysa yakında görecekler kimin sönüp gideceğini/ebter olacağını. Bunun için sen Allah’a yönel/destek iste (salât et) ve saldırılara göğsünü siper et/diren (nahr yap). O zaman göreceksin sönüp gitmek bir yana, destek ve nimet (kevser) asıl sana yağacak…
Görüldüğü gibi ayet namaz kılmak ve kurban kesmekle ilgili değil.
YANLIŞ: “Biz, (İbrahim’e) büyük bir kurbanlık vererek onu (İsmail’i) kurtardık.” (Saffat; 107)
DOĞRU: “Biz onu büyük bir kazaya uğramaktan kurtardık” (Saffat; 107).
Tefsiri:
Hz. İbrahim bir rüyasında oğlunu boğazlıyor görmüştü. Durumu oğluna açınca o da ‘sana söyleneni yap’ dedi. Oğlunu kendi çağında çokça yapılanlar gibi ‘kurban’ etmek istedi fakat Allah ona seslenerek onu bu işten vazgeçirdi. Böylece kendisi büyük bir kaza yapmaktan, oğlu da büyük bir kazaya uğramaktan kurtarıldı. Veya ona büyük baş bir kurbanlık fidyesi verilerek kurtarıldı. Böylece insanlık tarihinde çok büyük bir adım atılmış oldu. İnsan kurbanları çağı kapandı.
Ayette geçen “zibh” kelimesi Arapça’da kaze zede, kazaya uğramak (zebîha) anlamına da geliyor. Böyle bir tefsir de mümkündür. Bu durumda fidye kelimesi de kurtarmalık bedeli manasına geliyor. Burada fidye, İbrahim’in oğlunun canı oluyor.
YANLIŞ: “Gelsinler ki, kendilerine ait birtakım menfaatlere şahit olsunlar ve Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği (kurbanlık) hayvanlar üzerine belli günlerde (onları kurban ederken) Allah’ın adını ansınlar. Artık onlardan siz de yiyin, yoksula fakire de yedirin.” (Hac: 28)
DOĞRU: “Gelsinler ki, kendilerine ait birtakım yararlara tanık olsunlar ve Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine belli günlerde Allah’ın ismini ansınlar. Onlardan siz de yiyin, yoksula fakire de yedirin.” (Hacc; 28)
Tefsiri:
Eski çağlarda tapınak kamu alanı demekti. Tâ Sümerlerde bile vardır. İnsanlar ihtiyaç fazlası ne varsa (hayvan, buğday, un, elbise, altın, gümüş) tapınağa getirirdi. Hayvanların üzerine “Tanrı malı” diye isim yazılırdı. Mesela un torbası ise onun da üzerine bu isim yazılırdı ve o artık kamu malı olurdu. Hatta matematikteki rakamlar tapınağa getirilen ve kamu malı (tanrı malı) olduğu seçilsin diye hayvanların ve torbaların üzerine atılan çizik ve çeltiklerden doğmuştu.
İşte bunlar kamuya (Tanrı’ya) adanmış mallardı. Orada ihtiyaç sahiplerine dağıtmak için toplanmaktaydı. Oraya gelen ihtiyaç sahiplerine (yoksullar, garibanlar, kimsesizlere) eşit bir şekilde dağıtılırdı. Bu arada uzaktan gelenler olduğu için onlara ikram maksadıyla bazıları da kesilirdi. “Yiyin” denmesi de bundandır.
Görülüyor ki Kur’an eski çağlardan beri gelen ve tapınağı “kamu alanı” olarak gören anlayışı sürdürmekte ve Kabe civarını bir toplanma, kaynaşma, yakınlaşma ve paylaşma merkezi olarak değerlendirmektir.
Yukarıdaki ilk meallendirmede parantez içinde yazılan ‘kurbanlık’, ‘onları kurban ederken’ ifadeleri Kur’an’ın Arapça orijinalinde yok.
YANLIŞ: “Bu böyle. Her kim de Allah’ın nişanelerini (kurbanlıklarını) yüceltirse, şüphesiz ki bu kalplerin takvasından (Allah’a karşı gelmekten sakınmasından)dır. “ (Hac; 32)
DOĞRU: “Bu böyledir. Her kim Allah’ın sembollerine saygı gösterirse, kalbinde sakınma duygusu/Allah bilinci var demektir.” (Hac; 32).
Tefsiri:
Burada da ilk meallendirmede geçen parantez içindeki ‘kurbanlıklarını’ ifadesi orijinal Arapça metinde yine yok. “Allah’ın şiarları” kavramı kurbanlıklar diye yorumlanarak metne dahil edilmiş. Oysa “şiar”ın ne olduğu tefsirde açıklanmalıydı. Biz açıklamışız: Şiar Sözlükte “fark etmek, hissetmek, duyumsamak” demektir. Fark etmek, hissetmek, duymak (şu’ûr), duyuru (iş’âr), bilinç altı (tahte’ş-şuûr), slogan, amblem, sembol, simge (şi’âr), şiarlar, semboller, simgeler (şeâir), mani, halk ezgisi (şi’run şa’biyyu), saç, kıl, tüy (ş’ar), duygu, şuur, bilinç, sansasyon (şuûr), duygu, his (meş’ar), şiir okumak (şi’ran) kelimeleri bu köktendir… Demek ki şiarlar, şuûrun (bilincin) yansımalarıdır. Bunlar bir yapıya, binaya, yeryüzüne dikilmiş bir anıta nispet edilince bir şuurun, bir bilincin, bir fark ediş, hissediş ve duyuşun sembollerine dönüşürler. Bu anlamda örneğin Kâbe, Allah’ın bir şiarı, sembolüdür. İman edenlerin kalbinde bu yapının çok farklı bir anlamı ve önemi vardır. Aynı şekilde Safa, Merve, Say, Tavaf, Meş’ari Haram, Mina, Müzdelife vs. bütün bunlar Allah’ın şiarlarıdır ve sembolik derin anlamları vardır. Her kim bunlara gereken saygıyı gösterir, bunların mana ve önemini kavrarsa kalbinde bir bilinç, bir şuur, bir duygu ve hissiyat taşıyor demektir. İşin şuurunda, bilincinde demektir. Başkaları için bunlar sıradan binalar, taşlar ve hareketler olarak görünebilir. Ama iman edenlerin kalplerinin derinliklerinde bir şuurun veya bilincin ifadesi olarak yaşarlar. Ayette kastedilen de budur.
YANLIŞ: “Sizin için onlarda belli bir zamana kadar birtakım yararlar vardır. Sonra da kurbanlık olarak varacakları yer Beyt-i Atik (Kâbe)’dir.” (Hacc; 33)
DOĞRU: “Sizin için onlarda belli bir süreye kadar faydalar vardır. Dahası onlar yeryüzünün en eski anıtının anlamını açıklarlar.” (Hacc; 33).
Tefsiri:
Görüldüğü gibi bu seferde ayette geçen “mahill” ifadesi “kurbanlık” olarak çevirilmiş. Parantez içinde kurbanlık kelimesini sokuşturmak yetmiyormuş gibi “şiar”, “mahill”, ileride gelecek “nüsuk”, “hedy”, “behimetu’l-en’am” hepsi de dümdüz edilerek “kurbanlık” olmuş (!).
Bu ayette geçen “mahill” sözlükte “çözmek, açmak, indirmek” kökünden gelir. Ayette harfi harfine; “Sonra onun ‘mahilli’ ‘Beyt-i Atik’edir.” şeklinde geçmektedir. Çözmek, açmak, analiz etmek, tahlil etmek (tahlîl), yer tutmak, bir yere indirme yapmak, bir yeri istila etmek, işgal etmek (ihtilâl), meşru saymak, kendisine helal etmesini istemek (istihlâl), çöküntü, çözülme, dejenerasyon (inhilâl), formül, çözüm, çare (hall), çözülmüş, serbest kılınmış, meşru (helâl) işgal edilmiş, işgal altında (muhtell), yer, mekan (muhill), semt, bölge (mahalle), bölgesel, yöresel (mahallî) kelimeleri bu köktendir… Yukarıdaki ayette şeâirillah (Allah’ın şiarları) denmesi haccın tüm imge, simge ve sembolleri manasında kullanıldığını göstermektedir. Nitekim bazı müfessirler bu manada yorumlamışlardır (Razi). Bu durumda ayette geçen mahill kelimesi “Kurban kesme yeri” değil, “Açıklama, açıklığa kavuşturma yeri” anlamına gelir. Bu durumda mana; “İman edenlerin kalplerinde apayrı bir anlam ve önemi olan Allah’ın şiarları yani Kabe, Tavaf, Arafat, Safa, Merve, Müzdelife vb. haccın sembolik eylem ve nüsukları (ritüelleri), yeryüzündeki en eski beytin (beyt-i atik) ne anlama geldiğini, mana ve önemini açıklar” şeklinde olur.
YANLIŞ: “Her ümmet için, Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine ismini ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldık. İşte sizin ilâhınız bir tek ilâhtır. Şu hâlde yalnız O’na teslim olun. Alçak gönüllüleri müjdele!” (Hacc: 34)
DOĞRU: “Biz her ümmet için imge/simge/ritüel belirledik (mensek). Ki rızık olarak verdiğimiz hayvanlar üzerine Allah’ın adını ansınlar. Hepinizin ilahı bir tek ilahtır. O’na teslimiyet gösterin. Kalbi temiz olanları müjdele” (Hacc: 34).
Tefsiri:
Görüldüğü gibi bu ayette de “mensek” kelimesi ‘kurban kesmek’ olmuş. Halbuki menseknusuk kökünden gelir ve menâsik olarak tüm hacc ritüel ve sembollerini ifade eder. Şu ayet daha açıklayıcıdır: “Biz her ümmet için sembolik hareketlerden oluşan ritüeller belirledik.”(menseken hum nâsikuhu). Buna diğer bazı mealler “ibadet tarzı”, “ibadet yolu” da demiş ki nispeten doğrudur. Bu durumda “Her ümmet için” diyerek genellendiği için sadece hacc menâsiki (tavaf, sa’y, arafatta vakfe, Safa, Merve, müzdelife) değil; dinin içindeki tüm tekrarlanan imgeleri/simgeleri/sembolik hareketleri kapsar: Kıyam, ruku, secde, oruç vb.
Rızık olarak verilen “hayvanların üzerine Allah’ın ismini anmak” ise yukarıda geçtiği gibidir. Bu tabir haccda geçtiğinde infak edilmek üzerine kamu alanına (Kabe’ye) getirilen canlı hayvanlar manasında, diğer yerlerde ise “Allah’ın etinin yenmesine izin verdiği hayvanlar” demek oluyor.
Kabe’ye ihtiyacı olanların alması için getirilen hayvanlar üzerlerine Allah’ın ismi anılmakla (yazılmakla, mühür vurulmakla) “Allah’ın malı” (kamu/herkese ait) oluyorlar ve illa kesilmeleri de gerekmiyor. Canlı canlı da infak edilebiliyor. Ve hatta bunun illa hayvan olması da gerekmiyor. Tarım ve hayvancılık toplumu; bir yoksul bir deveye sahip olmakla, iki çift öküz almakla icabında yoksulluktan bile kurtulabiliyor.
YANLIŞ: “Kurbanlık büyük baş hayvanları da sizin için Allah’ın dininin nişanelerinden kıldık. Sizin için onlarda hayır vardır. Onlar saf saf sıralanmış dururken (kurban edeceğinizde)üzerlerine Allah’ın adını anın. Yanları üzerlerine düşüp canları çıkınca onlardan siz de yiyin, istemeyen fakire de istemek zorunda kalan fakire de yedirin. Şükredesiniz diye onları böylece sizin hizmetinize verdik.” (Hacc: 36)
DOĞRU: “Cüsseli hayvanları da sizin için Allah’ın şiarlarından kıldık. Sizin için onlarda hayır vardır. Onlar saf halinde yan yana dizildiklerinde üzerlerine Allah’ın adını anın. Nihayet onlardan yiyin, istemeyen yoksulu da istemek zorunda kalan yoksulu da doyurun. Böylece onları sizin hizmetinize verdik. Umulur ki şükredesiniz.” (Hacc: 36).
Tefsiri:
Bu ayetler Kabe etrafında müşrikler tarafından kurulan, cüsseli (büyükbaş) hayvan, deve, koyun ve her tür ekin ürünlerinin “iç edilmesi” üzerine kurulu düzene karşı söyleniyor. Çünkü onlar Kabe’ye getirilen hediye (hedy) hayvanlarına ve ekin ürünlerine el koyuyor, yoksullara gitmesine engel oluyor ve ihtiyaç sahipleri arasında eşitçe dağıtılmasına yasaklar getiriyorlardı. Kur’an’daki tabirle “yerli yabancı herkesin eşit hakka sahip olduğu” Mescid-i haramdan insanları alıkoyuyorlardı. (Hacc: 25).
En’am suresinde bu menfaat çarkının nasıl döndüğü uzun uzun anlatılır.
Mesela bir yerde şöyle denir:
“Tutup Allah’ın yarattığı ekin ve hayvanlardan ona bir pay ayırdılar ve kendi akıllarınca “Bu Allah için, bu da ortaklarımız için” dediler. Ortakların payı Allah’ın payına geçmez, ama Allah payı ortaklarına geçer; ne berbat bir iş bu!” (En’am; 136)
Görüldüğü gibi en’am “nimet olarak gelen sığırlar” manasında kullanılıyor. Çünkü rivayete göre cahiliye Arapları ekin ve sığırlardan el koydukları ürünleri putlar ve Allah arasında bölüştürürlerdi. “Şu Allah’ın payı şu da tanrılarımızın payı” derlerdi. Allah için ayırdıkları payı başkaları için harcarlar, putları için ayırdıkları payı zimmetlerine geçirirlerdi. Putların payından Allah’ın payına bir şey geçerse hemen geri alırlar, Allah’ın payından putlarının payına geçen bir şey olursa, sonuçta bu kendi ceplerine gireceğinden hiç ses etmezler “Allah zengindir putlar fakir, O’ndan bunlara bir şey geçmesinden bir şey olmaz” derlerdi (İbn Abbas). Demek ki cüsseli hayvanlar (el-budne) Kâbe etrafındaki ni’met (en’am) istismarına dayalı bu “hayvan döngüsünü” ifade ediyor.
En’am suresi 135-140 arasında bu döngünün nasıl işlediğini okuyabilirsiniz. Burada esas amaç kurban kesmek değildir. Kabe’ye getirilen hayvanların “çete” tarafından iç edilmesi ve aralarında üleşilmesine karşı onların kamunun/yoksulların hakkı olduğunun vurgulanmasıdır. Bu arada kesilenler varsa -ki bu örfen müstahaptı- onların da sadece etlerinden yenilebileceği (kendine ayırıp biriktirmek yok) gerisinin yine yoksullara dağıtılması gerektiğinin ısrarla vurgulanmasıdır.
Tabi bütün bunlar hacca gidenler için geçerli. Oradaki durum anlatılıyor. Hacca gitmeyenlerin kurban keseceğine dair Kur’an’da en küçük bir ima bile yok.Kur’an’da sadece mazereti sebebiyle hacca gitmeye niyetlenip de gidemeyenlerin Kabe’ye bir hedy (adanmış hayvan) göndermesi istenir. (Bakara 196).
Çünkü ihtiyaçtan fazla olanın oraya gönderilmesi ve orada ihtiyaç sahiplerinin eline ulaşması istenmektedir. Gönderilecek hayvanın illa kurban olarak kesilmesi gerekmiyor. Hedy hediye kökünden gelir ve canlı bir hayvanın veya bedelinin yoksula bağışlanması manasına gelir. Kabe’ye getirilen “kurbanlık hayvan” demek,“adanmış hayvan” demektir; Allah’a, Kabe’ye, yani kamuya, ihtiyaç sahiplerine adanmış, onlara verilmek üzere getirilmiş canlı hayvan, ekin ürünü vs. demektir. Bu dahi “hacca niyetlenip de gidemeyenler” için geçerlidir.
Sonra yukarıdaki ayetin devamında şöyle denilir: “Onların etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. Fakat O’na sizin takvanız ulaşır. Böylece onları sizin hizmetinize verdi ki, size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah’ı büyük tanıyasınız. Güzel ahlak sahiplerini müjdele.” (Hacc; 37)
“Asla” denilerek ulaşmayacağı söylenen et ve kan zaten Araplarca da kesilmekte olan kurbanlardı. Klasik zihin burada kurban kesen kişinin, kurbana bıçağı çalarken içinde taşıdığı takva duygusunun kastedildiği şeklinde anlıyor. Burada kurbana teşvik değil; sakındırma, yapmayın bunu artık, bir anlamı yok vurgusu var.
Ayetin sonundaki cümleden de anlaşılacağı gibi aslolan hayatın içinde güzel ahlak sahibi (muhsinin) olmaktır. Allah sizin kurbanlarına bakmaz, ete, kana, deriye, bağırsağa bakmaz. Bunlar için günahlarınızı affedecek de değildir. İçinizde Allah bilincinden kaynaklanan sakınma duygusu (takva) ile yaşayıp yaşamadığınıza ve ahlakınıza bakar. Açıkça diyor işte: “Asla ulaşmaz” Şu halde neden kesip duruyorsunuz, ulaşmayacak işte. Duymayacak o hayvanların sesini, kan kırmızısı boğazın görüntüsünü, duymayacak!
Üç yerde daha kurban ile ilgili ayet var. Onları da aktarıp bitiriyorum;
Bakara suresinde İsrailoğullarına “inek kesmeleri” istenir. Bundan maksat Mısır Firavun İmparatorluğu’nun sembolü İnek/Boğa (Bakara) dır. Onunla ilişkinizi tümüyle kesin denmek istenir. (Bakara 67).
Maide suresinde Adem’in iki oğlu kıssası (Kabil-Habil) anlatılır. Kabil haksız yere toprağa çit çevirip özel mülkiyetine geçirir. Onu başkasından saklar. Ondan gelen ürünü Allah kabul etmez. Ama Habil Allah’ın mülkü olarak olarak gördüğü ve kendi emeği ile ekip biçtiği topraktan ürün getirir. Onunki kabul edilir. Buradan Allah’ın mülkünü sahiplenmeyin, kendi emeğinizle geçinin, başkasının (kamunun) hakkını gasbetmeyin, kul hakkı yemekten sakının, Allah sakınanlarınkini (muttaki) kabul eder mesajı verilir. (Maide; 27)
Al-i İmran suresinde Yahudilerin, Hz. Peygamber’i “Kurbanı inkar etmekle” suçladıkları anlatılır.“Allah bize ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamızı emretti”(Ali-İmran; 183) demektedirler.
Onlara göre peygamber kendi bildikleri ve anladıkları tarzda ateşte yanarak kesilen bir kurban (yakmalık sunu) getirmelidir. Muhammed bunu getirmediğine göre kurbanı inkar ediyor demektir. Üstelik bunu onlara Allah böyle söylemiştir. Yakmalık sunu kurbanı apaçık Allah’ın emridir!
Kur’an onlara şöyle cevap verir: “De ki: “Benden önce size nice peygamberler, açık belgeleri ve sizin dediğiniz şeyi getirdi. Eğer doğru söyleyenler iseniz, niçin onları öldürdünüz?” (Ali-İmran; 183).
Cevap çok manidardır.
İşte Kur’an’da “kurban” ile ilgili geçen ayetler bunlardır.Acaba Kur’an’ın ‘kurban haritası’ görünen uygulamalara uyuyor mu?
Ölçün biçin, düşünün.Benden gözler önüne sermesi……”
slm.
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
Geçenlerde çok komik bir şey oldu, komik diyorum aslında ama traji-komik desem daha iyi olur 🙂
Baştan anlatayım en iyisi.. Facebook’ta Düşüncenin Miladı diye bir sayfamız var. Siyaset, ekonomi, evrim, dinler, bilim falan filan hakkında bazı yazı ve resimler paylaşıyoruz. Kendi halimizde. Hükümet ve din açısından muhalif olduğumuz bir hayli şey olunca paylaşımlar da haliyle onlara karşı oluyor.
Dün sayfada şöyle bir resim paylaştım:
Paylaşım üzerine üylerden birisinin tepkisi çok komik oldu 🙂 Meğerse ki bu resimle bütün dini ritüellere hakaret ediyormuşum falan filan… “Rezalet! Bu özgür düşünce değil hakaret” diye de eklemiş.
Düşündüm, gerçekten de kurban bayramına karşı olmak “hakaret” midir?
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
“Adem ile Havva cennetten kovuldular. Onlardan doğan her çocuk asri günahkardır. ” Dünya üzerindeki tüm günahların en büyük kurbanı ise İsa Mesihtir. Ve tüm insanlık içindir…:(
Kutsal anlam taşıyan kurban ritüelinin insandan hayvana dönüşümü büyük bir devrimdir esasen, çağlar boyu devam eden insanın kurban edilmesi geleneğine ibrahim peygamber ve oğlu iyi bir efsanedir ve insanlığın medenileşmesinin miladıdır.
Kesim esnasında oluşan çirkin görüntülere de karşı olmakla birlikte, hemen hemen her öğünde et yiyen ve sonra hayvan katledilmesini doğru bulmayan zihniyetin iki yüzlü olduğunu düşünüyorum. Çocuklara gelince; sofrada önlerine gelen severek yedikleri etin kasapta durduğu gibi olmadığı gerçeğini uygun bir dille anlatabiliriz.
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
elbette bayramlara karsi olmak hakaret sayilmaz ancak özel günler (kurban) haricinde kesilen milyonlarca hayvani görmezden gelip kurbanla sinirli tutmak samimiyet göstergesi degil..
sen kesmiyor olabilirsin ama insanlarin günlük et ihtiyacini karsilamak icin milyonlarca hayvan bogazlaniyor biftekli piknik partileri düzenlensin diye:)
afiyet olsun..
slm.
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
haklısınız.inanlara soruyorum o halde komşusu eve kapanmış çocukları görmesin diye camı perdeyi sıkıca kapatmış.balkona çıkmasına izin vermeden ve dışarıdan gelen kokuları engellemeye çalışan bi anne düşünün hangi dinde yer var bayram mı şimdi bu……..
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
Neyi nasil yaptiginin ve dusundugunun bile bir hali vardir,burdan rahatsiz olmamin ilk nedeni cogunlukla bir bilen halinin kabalasmis bicimleriyle karsilasmam.
Sonsuz Us hayal kirikligi yasadim 🙁
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
İhsan Eliaçık,
“..kurban kesme geleneği ile İslam arasındaki ilişkinin Türkiye’de yanlış biçimlendiğini söyledi.
Eliaçık,
hacca gitmeyenlerin kurban kesmesinin gerekmediğini söyledi:“Diyanet’imizin ‘Hacca gitmeyenlerin kurban kesmesine gerek yok’ demesi lazım. Ama bunu diyemiyorlar.
Hacca gitmeyenlerin kurban kesmesi gibi bir vecibesi yok.
Kurban kesmesi gerekenler ki bunun için hacca gitmesi gerekir ama illa ki ben de onlara katılmak istiyorum diyorsa kurbanın parasını fakire, garibana bizzat kendi eliyle vermelidir.
Asıl farz olan budur” dedi……”
salak kim annadin..
slm.
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
acparantez,osmanlidan degil ibrahim peygamberden (belki daha evvel) bugüne devam eden bir ritüel söz konusu ve diyanet bu yanlis uygulanan gelenegin devam ettiricisi olarak sorumludur/sucludur..
osmanli yanlis yaptiysa diyanet bunu devam ettirmemeliydi cünkü diyanetin kurucusu her alanda reform yapan ve yandaslarinin övündügü atatürktür..
gerci kimin yazdigini hatirlamiyorum ama forumda atatürk´ün “gelenekci sünni” oldugu iddia edilmisti bu durumda osmanli gelenegini devam ettiren diyanet ata´sinin izinde:)
osmanli niye suclu olsun ?
salak ca numaralar bunlar kimse yutmaz..
slm.
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
“düne kadar “kurban”i hayvan katliami olarak degerlendirenler is kurban derisine gelince herkesten müslüman oluyor (rant) yer yer
dindar´in kurban derisi cebren gasp ediliyordu..”
Ama devletçi ebubekirin unuttuğu bir şey var; kurbanı hayvan katliamı olarak görenlerin devletçi olmadığı gerçeği. Bugüne kadar devlet ve tüm kurumları zaten sünnilik çöplüğünden beslenirler. Aslında bu başlıkta ebubekirin kurbanı nasıl savunduğuna bakarsanız kendisinin de aynı çöplükten nemalandığını görebilirsiniz.
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
sofraniza gelen et ürünü cesitleri icin hergün milyonlarca hayvan kesiliyor/kesiyorsunuz bunu “ilkel, gereksiz ve berbat” hatta bir vahset oldugunu düsünüyorMUsunuz ?
bu zihniyetten “din yalan,tanri yok” sloganina lojistik destek cikmaz..
slm
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
Kurbanı nasılda savunuyorsun. 🙂 Ee diyoruz işte aynı sünni çöplüğünden besleniyorsun diye ama kabul etmiyorsun. THK da Hükümet de kurban hakkında aynı senin gibi düşünüyor merak etme.
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
kurban kesimi vs. ile ilgili yanlislari dile getirdim burdan sen “kurban”a karsi oldugumu mu cikardin ?
thk ve hükümet´in kurban hakkinda benim gibi düsündüklerini (yorumlarim ortada) hic sanmiyorum ama sen makam/mevki/sorumlu oldugunda onlardan farkli davranmayacagini düsünüyorum..
slm.
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
Kurban bayramı aslen vahşettir. Bakmayın öyle bayram falan denildiği vakit, güzel bir şeyler çağırıştırıyor olduğuna. Ufacık çocukların gözü önünde, sokaklarda boğazlanan hayvanların ve yerlerin kan içinde kaldığı bir ortamda sırıtarak dolaşan insanların olması; bayram olduğu anlamına gelmekten çok, çok fazla idiotleştiğimiz anlamına gelir.
Televizyon yada şöyle toparlamaya çalışayım;
Yazılı ve görsel basın dan Türkiye ve Dünya’nın hali süt liman mı görünüyor size ordan.?
Ufacık çocuklar ufaklıklarından çıkalı çok oldu. Ya da siz hangi sırça köşklerde yaşamaktasınız merak ettim.
Kurban iyidir ve devam etmelidir.
Öz Can.
Hayvanların kesilmesine karşı olanlar, insanlığın pişmiş et yemeye başladıktan sonra beyinlerinin gelişmeye başladığını biliyorlar mı acaba?
Yılda bir kez mangal partisi ya da et yeme şöleni olarak görüyorum kurbanı ve bayramların ister inananlar isterse inanmayanlar açısından toplumsal bir dayanışmaya, hal hatır sormaya vesile olduğunu düşünüyorum. Sürdürülmesine karşı olanların yerine bir şey önermesi gerekir. Yani toplumsal açıdan bir halkın bayramları olmalıdır…
KISACA KURBAN
Boğaları statlarda işkence ede ede öldürebilirsiniz, sırtna onlarca meşaleli kılıç saplayarak hem eğlenip hem de “Oleey!.. Oleeey!..”diye bağırarak seyircileri eğlendirebilirsiniz. Sorun yok !
Canınız et istediği zaman istediğiniz hayvanı kesip veya kesilmiş hayvan eti alıp yiyebilirsiniz. Sorun yok !
Pikniklerde mangal yapar, rakı içersiniz. Sorun yok!
Milyonlarcasını laboratuarlara tıkıp, deney adına her türlü vahşeti yapabilirsiniz. Sorun yok!
Laborentleriniz hayvanlar üzerinde deney yaparak bilmediğiniz mikropları elde edip, canlarının istediği ülkelerde hem deney, hem de ceza olarak olarak kullanıp, ardından da milyarlarca dolar tutarında aşı satabilirler. Onda da sorun yok!
Eğlence için kuş avlarsınız, dostlarınıza ne kadar nişancı olduğunuzu anlatmak için vurduğunuz yumruk kadar kuşların etini bile yemeden ballandıra ballandıra hikayeler uydurursunuz. Yine sorun yok!
Öldüre öldüre bir çoklarının neslini yeryüzünden yok edersiniz. Ne gam!
Amaaa… İş kubana geldi mi işte kıyamet burada kopar mazallah.
Yerli ve yabancı hayvanseverlerin (???) çığlıkları depremler oluşturur müslüman ülkelerinde.
Haklı oldukları bir yön bizlerce de itiraf edilir her zaman.
TV lerde zaman zaman görüyoruz bazılarını. Hayvanları keserken vahşet sergileyen hayvanları..
İŞTE O DA BİZİM İÇLER ACISI BİR AYIBIMIZ..
Herkes aynı düşünüp, aynı mı hissetmek zorunda? Anket masumca, “Kurban sizin için nedir?” sorusunu içeriyor, “Kurbanın başkaları için ne olduğu beni çok kızdırıyor” olsaydı eğer, öyle açardım. Bu anketten sonra onu da açarım. “Başkalarının benim inancıma ters gitmesine acaip gıcık olur muyum?” anketi.
xenix
sizin bu anketi yapmış olmanız bile medeniyet dediğiniz tek dişinizi gösteriyor.
Kurban benim için öğrenilmiş çaresizlik ve yine öğrenilmiş çaresizliğimin zorunlu olarak kabul ettirdiği inanç…
Sanırım kutsanmadan gelen anlayışın uzantılarında şekillenmiş kutsal kanı temsil ediyor olmalı. Yoksa niye islamın şartında kurban kesmek var?
sayın xenix, sizin bu anşeti yamfış olfanış bileyk… (pardon protezim düştü)
Valla bence süper bir gelenek, insanları bir araya getiriyor, afiyetle de etinizi yiyiyorsunuz. Fakir fukaraya da dağıtılıyor. Daha ne olsun. Kurban bayramında ters bişey yok ama uygularken problemler var: Çocuğun önce ‘ay cici’ deyip sevdiği hayvanın cart diye gözü önünde kesilmesi cocukları olumsuz etkiliyebilir. Ya da körpe bıçakla kesilen hayvanların vaziyeti… Belki uyutulup kesilmesi, ya da bu işin ehli kişilerce kesilmesi daha uygun olabilirdi.
Kurbanın dini gereklilik olarak kesilmesi burada tartışmalı.Yoksa bir hayvanın kesilmesi olarak bakılırsa o kadar önemli olmayabilir ve hatta diyebilirim ki bir insanın bu kanlı olaya tanık olması belkide gerçeği yaşamak adına yararlı olabilir.Belki.
Hepimiz bir kurbanız… Dünyaya geldik ve öleceğiz…Belki de neden böyle olduğunu bilmeden bilmiş gibi yaparak…
Kurban benim için öğrenilmiş çaresizlik ve yine öğrenilmiş çaresizliğimin zorunlu olarak kabul ettirdiği inanç…
Sanırım kutsanmadan gelen anlayışın uzantılarında şekillenmiş kutsal kanı temsil ediyor olmalı. Yoksa niye islamın şartında kurban kesmek var?
Hepimiz bir kurbanız… Dünyaya geldik ve öleceğiz…Belki de neden böyle olduğunu bilmeden bilmiş gibi yaparak…
Ben bu iki cümledende bir şey anlamadım.Beni aşıyor olmalı.
“..onların
-etleri de kanları da Allah’a asla ulaşmaz
-fakat
-sizin takvanız
-O’na
ulaşır..”(hac/37)
aslında
kurban sadece “hac” ibadeti bağlantılı bir ibadettir fakat sonraları hacca gitmeyen yada gidemeyen müslümanlar bulundukları yerlerde kurban kesmeye başlamış ve böylece “kurban bayramı” uygulaması gelenek hale gelmiştir..
yani
bayram yada bayram uygulaması Qur’an da yoktur günümüzdeki uygulamalar ise sadece kültürel ve geleneksel kabullerdir..
elbette
kurban /kesme/ bayramı etkinliği toplumsal/sosyal faydaları (kaynaşma/yakınlaşma) beraberinde getirdiği inkar edilemez bir gerçektir nitekim Qur’an’ın yasaklamadığı her eylem/uygulama inanan/ınsan/ların serbest alanlarıdır..
ancak
bu toplumsal/sosyolojik uygulamalar müslümanların genelini bağlayıcı bir farz değildir..
nitekim
ramazan bayramı,cuma namazı,kutsal geceler,mevlid ayinlerı vs. de aynı bu şekilde ortaya çıkmış bir toplumsal/sosyolojik hadisedir zararlı yada faydalı yönleri vardır ayıklamak/sorgulamak gerekmektedir..
“..Benim
-salatım /sosyal desteğim/
-ibadetim
-hayatım
-ve
-ölümüm
-sadece
-kendisinin ortağı olmayan âlemlerin Rabbi Allah içindir..”(enam/162)
slm.
Oysa dinin konusu teoloji (Allah-bilim) değil, sosyolojidir (toplum-bilim). Zira din, tabiatı, eşyayı, insanı, tarihi ve toplumu esas alır. Bu bağlamda Kur’an’da ve diğer kutsal metinlerde yer alan tüm kavramlar yeryüzüyle ilgili kavramlardır. Esmau’l-Husna dahi yarattıklarından ayrı tasavvur edilen Allah’ın zatını değil, varlık kanunlarını, sosyal yasaları, insan fiillerini, bir başka ifadeyle kâinatta ve yeryüzünde olup biteni açıklar. Bu bakımdan peygamberlerin getirmiş oldukları din, görünmez, bilinmez ve anlaşılmaz kılınan, kavranması imkânsız hale getirilen tüm olguları insan idrakine açmış, görünür kılmıştır.
Nitekim vahyin nazil oluşu (inişi), mensubu olduğumuz bütünün, yaşanan sürecin, varlık kanunlarının, sosyal yasaların ve sebep-sonuç ilişkilerinin peygamberler tarafından özümsenerek okunuşunu, açık, anlaşılır bir dille insanlığa aktarılışını ifade eder. Dolayısıyla Kur’an ve diğer kutsal kitaplar, vahyin özümsenmiş hali, bir başka ifadeyle harfler, kelimeler ve cümleler vasıtasıyla iki kapak arasında muhafaza altına alınmış birer özetidirler. Bu açıdan vahiy sona ermemiştir; zira vahiy, tabiatın (bitkilerin, hayvanların vs.) eşyanın ve insanın özünde, daha genel bir ifadeyle tüm kâinatta yasa olarak yerleşmiş bulunmaktadır. Ali Şeriati’nin ifadesiyle “İnsanın kendiliğinden ev yapma çabasına girmesi dahi vahiydir.” (Ali Şeriati; Kur’an’a Bakış)
Bu noktada Kur’an, devrim niteliğinde bir hamle yapıyor ve peygamberlik kapısını kapatıyor: “Muhammed Allah’ın resulü ve nebilerin sonuncusudur” (33/40). Önce Allah’ı yeryüzüne indiriyor, her şeyi görünür kılıyor, ardından da “gökyüzü seviciliği”nin önüne ebediyen set çekiyor: “Artık peygamber gelmeyecek, bundan böyle hiç kimse Allah adına konuşmayacak; kendi işinizi kendiniz göreceksiniz.” İşte peygamberin yaptığı en büyük devrim budur. O, insanlık tarihinde yeni bir dönemin başlangıcını ilan etmiş, böylece din bezirgânlarının, Allah’ı ihtiraslarına alet edenlerin, dini sömürü aracı haline getirerek yeryüzünde malı götürenlerin “kutsal” silahlarını ellerinden almıştır.
Ancak ne var ki, klasik din(i)dar zihin, “hazırcı” bir yaklaşımla artık her şeyin bittiğini, “hazır paket program”ın elinin altında bulunduğunu, bundan sonra hiçbir şeye ihtiyacı kalmadığını vehmeder. Oysa elinin altındaki “hazır paket program(!)” ona “Oku” demektedir. Burada “okumak”tan kasıt, mushafın okunması değil, varlık kanunlarının, tabiatın, insanın, toplumun, sosyal yasaların, tarihi tecrübelerin ve sebep-sonuç ilişkilerinin okunması, tahlil edilmesi ve açıklanmasıdır. Nitekim ilk beş ayet insan idrakine indirgendiğinde ortada okunacak herhangi bir şey yoktu. Bununla birlikte “okumak”, peygamberin zihninde kelimelere ve cümlelere dönüşen ayetlerin dile getirilmesi, bir başka ifadeyle topluma deklare edilmesi de değildir. Zira bu kitabın sahibi ilk hitabında açık bir dille “Kul/De ki” veya “Kâle/Dedi ki” demekten aciz düşmemiştir.
Bu bakımdan “Oku” ile başlayan bir hitap “son söz” olamaz, olsa olsa “önsöz” olabilir. Bize belli bir perspektif vermekte, bu minvalde afakî ve enfüsî ayetleri okumamızı, böylece tarih içerisindeki yürüyüşümüzü sürdürmemizi istemektedir
Bu bakımdan “Oku” ile başlayan bir hitap “son söz” olamaz, olsa olsa “önsöz” olabilir. Bize belli bir perspektif vermekte, bu minvalde afakî ve enfüsî ayetleri okumamızı, böylece tarih içerisindeki yürüyüşümüzü sürdürmemizi istemektedir
Evet…
Oku…Allah’ın adı ile oku……………………………………………………………………………………………………………….sonsuza kadar okusan yine okuma sürer. Çünkü ölüm ve doğum var…Ben okudum sınırlarım kadar, okuduk sınırlar kadar. Sırda sınır yok sınırsız insan yok…Sınırsız olan birtek Allah.
Bugün; anneleri sohbet ederken sohbet eden iki kız çocuğuna tam yanlarından geçerken kulak misafiri oluyorum(annelerinin ne konuştuğunu işin doğrusu hiç merak etmiyorum) hayli küçükler, hayli kısa boylu ve de tanrım çok küçükler işte 4-5 yaşlarıındalar, birisi diğerine sormuş olmalı diğer küçük kız cevap veriyor “hani kuzuları, hayvanları kesecekler ya” diğeri “aiiiiyyyy” diyor sadece müthiş canı yanıyor bunu duyunca…geçip gidiyorum….kocaman bir düğümle boğazımda…neye, hangisine daha çok üzülüyorum ya da soru neye , hangisine çengelli….
O koyun hz.ibrahim’e indirilmeseydi, şimdikiler çocuklarını keseceklerdi allah bilir.. direkten dönmüşüz..
Dünyanın doğusunda yaşayan 3 milyar insan diyor ki:
Bizim kuzudan haberimiz yok. Biz zaten hiç birbirimizi kesmedik. Eğer ortadoğuda 3-5 kendini bilmez önceleri kendi çocuklarını kesiyorduysa bu onların kendi tanrılarıyla ilgili bir sorunudur. Bizi bağlamaz… Hiç bir zaman da bağlamadı.
Evrensel mi demiştiniz?
Kadınları taşlayan zihniyet çocuklarını da keserdi, doğrudur.
Sevgili Koç, senin hikayeni ilk duyduğum günden beri seni seviyorum. Bir peygamber tanrısına oğlunu kurban etmek üzereyken imdadına yetişmiştin. Bir insan evladı için kendini feda etmiştin.
Biliyor musun? O zamandan beri ne zaman bir insan,birilerinin ilahlarına kurban edilse aklıma sen geldin,gözlerim seni aradı.
Hrant Dink ensesinden vurulurken gelmediğine hep hayıflandım. Sivas’ta aydınlar yakılırken de engel olabileceğini ümit ettim.
Sen de haklısın,hangi birine yetişebilirsin ki? Bizde o kadar çok ilah ve bu ilahlara kurban edilecek o kadar çok can var ki.
Bayramın kutlu olsun…
Kurban bayramı vahşettir demek bana abartı geliyor. Çünkü burdaki vahşet, sistemin vaşeti karşısında çok küçük bir detay olarak kalıyor. Vahşet, şiddet… Bunlardan kurtulmak için belirli bir geleneksel anlayışı ortadan kaldırmak yeterli mi? Elbette değil, değil mi? Bu saatler alacak bir konu, üstelik hayli çetrefilli. Kadına şiddet, çocuğa şiddet, inançsıza şiddet. Bunların psikolojik düzeyde uygulananları kurbanda açıktan verilen mesaj karşısında dudak ısırtıyor billahi.
Ben şuraya takılıyorum bu konuda; peygamber gibi yüksek bir algı neden yaratıcıya bir çocuk kurban etmeyi düşünmüş? Çocuğun yerine kendini kurban etmesi daha erdemli/aşkın bir davranış değil midir? Ayrıca kurban inmese bugün hala çocukları kesiyor olacağımız da bu inanışı doğrulamıyor.
Geleneksel anlayışın algılayışı da belirlediği aşikâr elbette…
ali k yazdı;
“…………………….bu yazı için ne dersiniz sn. ebubekir
zira vahiy, tabiatın (bitkilerin, hayvanların vs.) eşyanın ve insanın özünde, daha genel bir ifadeyle tüm kâinatta yasa olarak yerleşmiş bulunmaktadır. Ali Şeriati’nin ifadesiyle “İnsanın kendiliğinden ev yapma çabasına girmesi dahi vahiydir……….”
evet
Sn. ali k
“fizik kuralları yeryüzüne konmuş “VAHY”dir” diye sürekli yazdığıma göre
(gözünüzden kaçmış anlaşılan) sorunuzun muhatabı ben olmamalıydım dimi ?
nitekim
bu
ölçü (vahy) leri deşifre edenler bu uğraşın bereketiyle üst ligalarda arzı endam ederken yazılı kitab’a ( hoş onu da tersinden okuyorlar ) takılıp kalanlar alt ligalarda ve her alanda perişanlığı oynamaktadırlar..
“..Her şeyi yaratan
-ve
-bir ölçüye
-göre
-düzenleyen
-Allah’tır..” (furkan/2)
**
“..O’
-ayetlerini
-düşünen
-bir toplum için
-ayrıntılı olarak açıklıyor..” (yunus/5)
slm.
-Çok önceleri yazılmış mişon’un kitabı da tersten okunuyor. Ne tesadüf…
-Ölçü nedir ? Ölçüt cetveliniz kaç model ? Hangi tartıyı kullanıyor ?
-Oy oy, Ayrıntılı açıklamaların! herbiri herkesçe farklı değil mi?
-Recmedin… Yokedin… Başaracaksınız…
*** kurbanlığınızdan bayramlık yumuşak kutlama mesajıdır, en yumuşak dileklerimle ***
dişleri sökülmüş, yeleli saçları dökülmüş, kamburu çıkmış, sarsak, titrek ve iğdiş ihtiyardan kurban olmaz derler ey Sewgili ama; piyangodan Sizin kaderinize isabet eden Qurbanlık Qoyun Qu galiba işte bu bir ayağı cehennem çukurunda sarsaklanan egoist kurbanınızdır ve cezasını çekecek; çünkü takdiri ilahidir ..
bıçağınızı boynuma vurmadan önce, gözlerimi bağlamanıza da gerek yok Sewgilim, zaten gözlerim Senin hayalinden başka birşeyi artık göremez olduğundan, yüz-üçgeni ‘nin ağlama duwarını ancak titrek elimle tanıyabilirsem ne alâ ..
ruhumu Rabbime teslim edeceğim son çırpınışlardan önce, en son bir dilekte bulunmama izin werirseniz şayet; kanımın ve küllerimin Wenüs kraterine açılan, manyetik mağma deliğine serpiştirilmesi işte son dileğimdir ..
buluşma noktamız; kadir enerji ogağı ile esas enerji odağının kaynaştığı 13 ‘tür ki, korkarım benim kırık bastonun sapına ve göwdesine benzeyen 3 ve 1 de bu yoğun enerji bombardımanında tutuşup bazı nükleer sızıntılarla Afrodit çatlağının sol boyutunda taşmalara sebebiyet werebilecektir ..
buna dair yol-haritası ey Sewgili: fasikül 14 / sayfa 173 ‘tedir ..
yüksek bilgilerinize sunulur (Ğ – Q)
Masal’a helal olsun. Ah o zavallı kurbanlıklar! Ben asıl yakalanmak isterken eziyet gören hayvanların etinin nasıl yendiğini merak ediyorum. Murdar olmaz mı be o!
Senin yüzünden bu forumda kurban olurken ben aradımı gözlerin koçu
Toprakları bol Canabı hakkın Rahmeti üzerlerinde sonsuz olsun,
Hrant DİNK ve
Sivas taki aydınlar’ da
Yobaz ve cahil Birileri için boş lakırdı olmuş ve motorları su kaynatmamışmıydı
Senin yüzünden sanal dünyada (-) alırken ben gerçek dünyada …. ise farklı bir tepki olmadımı..
Ondan sonra sen çık demogoji yap vay vay vay
Dilin kemiği yok misali klavyeninde imanı yok tık tık tık yaz,
yaz
Masal yaz .
Masal yazma gafletinde bulundu:
Biliyor musun? O zamandan beri ne zaman bir insan,birilerinin ilahlarına kurban edilse aklıma sen geldin,gözlerim seni aradı.
Hrant Dink ensesinden vurulurken gelmediğine hep hayıflandım. Sivas’ta aydınlar yakılırken de engel olabileceğini ümit ettim.
Sen de haklısın,hangi birine yetişebilirsin ki? Bizde o kadar çok ilah ve bu ilahlara kurban edilecek o kadar çok can var ki.
Bayramın kutlu olsun…
Seninde bayramın kutlu olsun Masal…..
Birde bayram bittikten sonra herkesin aynı rollere tekrar dönmesi gerçeği vardır ki bu da işin ayrı bir esprisi olsa gerek. :))
Geçmişte güzel yaşanmış olabilir hala bunu yaşayan yerler de olabilir fakat bayram olmadığında kaynaşmanın, sosyalleşmenin, sevginin ve saygının ortadan kalkacağını söylemek bayramın vahşet olduğunu söylemek kadar gereksizdir. Daha farklı alt nedenler vardır saygı ile sevgi ile ilgili. Tuhaf yani burada da ille geleneksel bir baskı uygulanacak. Yahu ne karın ağrısı bir coğrafyadır bu insan gezegeni. Her alanda baskı, her konuda dayatma.
Kurban kesmek yani hayvanla günah örtmek geleneği eski bir gelenek olup bence ilkelliktir Müslümanlığın da Farz ettiği bir kural değildir.Eski kavimlerde Peygamber Zamanında her yıl mekke ve medineyi tavaf den zenginler darda kalmış sıska ve zayıf fakir insanlar için hayvan keserek dağıtmışlar o günden bu güne gelenek olmuş birde meşhur ibrahim peygaber mit i var oğlu olmuyor ve gökten kurbanlık koyun geliyor.hangisi sizin için önemli ise ona göre kurban kesin.o ysa bugün kü algılama biçimi insanların kan ve şiddet tutkularını gidermeye yönelik bir eylem anlayışı.Kendisi kesim yapamadığı halde kurbanı başkası kesse bile bıçak ve satırla kurban kestirmeye gelen yüzlerce insan var bana göre hayvanlar ile insan, içindeki şiddet ve öldürme duygusunu bastırmaya yönelik bir terapi yöntemi ilkel insanlar için tabii
Masal yazdı;
“..Sevgili Koç,Bir peygamber tanrısına oğlunu kurban etmek üzereyken imdadına yetişmiştin.
!?
kirli kültürün
bataklığından aşırılan rivayetlere göre koçu gönderen ısrailiyatın veya arabın vs. tanrısıydı..
anlaşılan
türk’ün ideolojisine/kemalizm kurban edilen “Hrant Dink ensesinden vurulurken yada Sivas’ta aydınlar yakılırken” türkün tanrısı daha önemli işlerle meşgul idi ki bahsi gecen ve halen mechul kurbanların imdadına yetişecek bir koç bulup gönderemedi..
ya da ? herneyse..
slm.
Şu temiz kültürü bir türlü göremedik sevgili bekir. 🙂
Örnek olsan da göstersen bizlere temiz kültürü.
xenix
Sevgili Dec Cal , ama sen Tanrı’nın sevgili kulu olmadığın için gökten kuş pisliği dışında bir şey gelmedi.
Bende seni kurban etmek zorunda kaldım. Ama emin ol, göğe bakıp bekledim:)
Gözlerim yaşardı Masal senden Sevgili kelimesini duymak beni duygulandırdı.
Biraz tadını çıkartayım bu büyülü kelimenin.
Sevgili Masal…..
Sanki Sivas’ta katliamı gerçekleştirenler Ebubekir isimli kişiliğin çevresinde görmek istediği DİNDARLAR değiller. Olmak istediği örnek gösterdiği o böyyük ahlaklı vahiy toplumu o katiller değilmiş gibi…Ve yine onlardan değilmiş gibi davranması gerçekten psikolojik bir vaka. Ya da sinsice geliştirilmiş bir planın parçası…
İstediğini söyleyen istemediğini işitir,
Sen göğe bakıp bekledin ama ben kuş değilimki,
Senin üzerine pisleyen başka kuşlar galiba.
Demekki çekiyorsun pislikleri.
Seni de kuş pisliği bulmuş.
Senin adına Üzgünüm.
Bu arada,
Kuş pisliği kolay kolay çıkmaz asit yüklüdür.
Sonax ya da ziebart a git de temizlet.
Kaportan daha fazla zarar görmesin…….
xenix yazdi;;
“..Şu temiz kültürü bir türlü göremedik sevgili bekir. 🙂
dostum cok sakacisin…:)))
xenix,
sen istanbul bulusmamizin sonuna yetistin Öz Can dost´a anlattiklarimin
satir arasinda mealen söyle demistim ,
1-“..osmanli,muaviye´nin din yorumunu selefleri gibi (emevi/abbasi/selcuklu vs.) günümüze tasimistir..
2-osmanliyi diskalifiye eden mustafa kemal dogru yanlis herseye dokunurken osmanlinin kirli mirasini bire bir devralip müslüman türk halkini muaviyenin islam yorumuna teslim etmistir 5N1K…
3-“cumhuriyetin teminati olarak görülen yada böylece gaza getirilen alevi´lere inanclarini özgürce yasama imkani tanimayip cem evlerini vs.yasaklamistir..
tüm bunlarin sorgulanmasi gerekir
ki
kim kimi kullandi anlasilsin..
buyur
genc alevi´ler sitesinden bir kac örnek..
“…1923’te kurulan Cumhuriyet döneminde ilk çıkarılan yasalardan biri 3 Mart 1924 tarih ve 429 sayılı “Şer’iye ve Evkaf Ve Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Vekaletlerinin İlgasına Dair Kanun’’dur.
Bu yasa ile
Osmanlı’nın Erkan-ı Harbiye’si kaldırılarak yerine Genelkurmay Başkanlığı,
Şer’iye ve Evkaf Vekaleti kaldırılarak yerine Diyanet İşleri Başkanlığı kurulmuştur.
Burada
özellikle dikkat etmemiz gereken husus, din ve askeriyenin aynı yasada ve öncelikli olarak düzenlenerek, yeni devletin temeline konulmasıdır.
Cumhuriyetin en stratejik iki kurumundan biri olan Diyanet’in uhdesinde bir Hanefi İslam modeli açık ya da gizli biçimde resmi din kabul edildi.
Özü
değişmese de bunun dış görünüşü modern bir İslam modeli olması istendi.
İmamın sarığı çıkarılarak boynuna kravat takıldı.
Alevilik
ise
1925 yılında çıkarılan tekke ve zaviyelerle türbelerin kapatılmasına ve türbedarlıklarla birtakım unvanların men ve ilgasına dair kanun ile fundamentalist İslami tarikatlarla aynı sepete konularak yasaklandı.
Kurtuluş savaşına
en güçlü ve gönülden desteği veren Alevilerin yolları, kurumları, bu yasa ile daha başlangıçta illegal hale geldi.
Cem evleri,
dergahlar,
“tekke-zaviye” sayılarak yasaklandı, cami tek ve legal dinsel birim haline geldi.
Aleviliğin yol büyükleri olan
dedeler,
babalar,
çelebiler
bir anda tüm bu sıfatlarını yitirdiği gibi bu sıfatları taşımaktan dolayı suçlu duruma düştüler.
Cemler basıldı,
dedeler sakallarından çekilerek sürüklendi,
aşağılandı.
Aleviler, zaten gizli yaptıkları bu ritüellerini,
baskılar,
horlamalar,
iftiralar,
kovuşturmalar ve demografi çözülme yüzünden bir süre sonra tümden bırakmak zorunda kaldılar.
Kemalizm’le birlikte hareket eden Aleviler ise bu kesimden hiç itibar görmedi, mağdur oldu, olmaya devam ediyor.
Aleviler,
sadakatle yanlarında yer aldıkları Kemalistlerce
hep
öteki
ve
“iç tehdit” kabul edildi…”(alinti)
demek ki
“kirli kültür” deyince pek uzaklara 1500 yil öteye gitmenize gerek yok
herkese
pek yakin
aha
suracikta
yani
basinizda
daha üzerinden ancak 87 yil gecti..
slm.
Benim bildiğim vicdan şunu da söyler; Türban ve tesettür anlayışı Diyaney destekli emevi programının bir uzantısıdır. Bu sistemin çarkları içine Fetullah gülen, Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah gül ve Akp de yer alan sayısız isim de dahildir. Vicdan mı? Evet söylendiği gibi, senin söylemediğin herşey vicdana dahildir, söylediklerinin tersi olarak.
Sevgili bekir, o kadar şey yazmışsın hala o kültür kirli, bu kültür kaka, şu kültür şöyle falan diye hep başka kültürleri kötülemeye devam ediyorsun. Ben hala ortaya temiz bir kültür koyabildiğini göremedim. Başka kültürleri bataklık göstermek, temiz kültür oluşturmuyor. Ben önerilerini ve temiz kültür anlayışını halen merak ediyorum. İslam mı? Sadede gelelim derim. Ortaya ütopyasını kurduğun kültürü koy ve inceleyelim gerçekten temiz mi? Tabi varsa…
xenix: Bunlar şaka değil sevgili bekir.
kurban kesilmesi bir gelenek değil HAC BAYRAMIyla bağlantılı bir şey…
HAC KURBANI(“Bismilâhi Allahû Ekber” diyebilmek)->{Tabiatını kontrol altına alman(bedenin aşırı istek ve hırslarını frenlemen)-Daha da önemlisi, Bâkî olan Allah’tan ayrı saydığın, ayrı bir varlık olarak düşündüğün “ben” kavramını(“Fâni”- Elinle beynine taktığın “Ben!” tasması- “Nefs”-“Ego”-“Ene”) Allah yolunda feda etmen}
· Hedy(Kurban)
· KalaidBoynu bağlı kurbanlıklar)
· “En’âm”(İnsanlara ibret olacak kurbanlar)
· İnsanların kıyamı için (imanının ayakta kalması ve devam etmesi için) kurbanın hükmolunması
· Allah’ın hükmetmediği kurbanlıklar(Bahire, Saibe, Vasıyle ve Ham isimleriyle tanımlanan bir kısım kurbanlıklar)
· “Kurban kesmek”(Gerçekte varolmayan “BEN”ini (eneni) yok etmek-Bâki’ye Fâniyi kurban etmek)
·“Kurban”ın üç derecesi vardır
· 1-Zâhirde kesilen kurban
· 2-Tabiatını (Bedenin istek ve arzularını) kurban etmek
· 3-Mânevi kurban{“Nefs”ini (“Ego”yu-“Ene”yi)Allah yolunda kurban etmek- Allah’tan ayrı saydığın, ayrı bir varlık olarak düşündüğün “ben” kavramını kurban etmek-“Bâkî”ye “Fâni”yi kurban etmek}
· Elinle, beyninle taktığın tasmanın adı->”Ben”!
· “Bismillâhi Allahû Ekber” diyen, nefsini kurban eder!
· Esma’dan oluşan hakikatının farkındalığına er{“Salât”ı(Namazı) yaşa)}… (Böylece de BEN’liğini-EGONU) kurban et!
· “Kendilerini rızıklandırdığımız kurbanlıkları kurban ederek, bilinen günlerde Allâh’ın ismini zikretsinler”…
· Kim ihramda iken kasten avı öldürürse, öldürdüğünün misli, Kâbe’ye ulaşacak bir kurban gerekir.
· Kurbanınız kesilene kadar başınızı tıraş etmeyin.
· Kabul olunan ve kabul olunmayan kurbanlar
· Hz.Âdem aleyhisselâmın oğulları Habil ve Kabil’in takdim ettiği kurbanı(Habil’in kurbanı kabul olundu… Kâbil’in kurbanı kabul olunmadı)
· Hz.İbrahim aleyhisselâmın oğlu İsmail’i kurban etmesi(Kalbinden evlâd sevgisini kesip atması)
· Onların etleri de kanları da Allâh’a asla erişmez; fakat sizden O’na takva (itaatle elde edilecek yararlar) ulaşır…
· Kurban olabilecek hayvanlarda(“En’âm”da) sizin için bir ibret vardır.
· Üç kurbanı kesebilen, Sırat’ı geçmiş; cehennemden kurtulmuş; Cennet hayatına ermiş olur.
· Kurban, arınmak içindir… Diyet, kurtulmak için!
· Beytullah’a hediye olunan kurbanlıklara hürmetsizlik yapmayın…
· Haccı da Umre”yi de Allah için tamamlayın.
· “HAC BAYRAMI”
·“Kurban Bayramı” değil… “Kavurma Bayramı” hiç değil… “Hac Bayramı”! Hacc’a gidenlerin bayramı!
· Hac ibadetinizi bitirince atalarınızı anma (âdetinizdeki) zikrinizden çok daha şiddetli şekilde Allah’ı zikredin.
“ahmed huluside kavramlar hac bayramı”
kurban çok eyi bişi.diyorum ki bu iş 6 ay da bir yılda iki kere olsun.
Yaklaşan kurban sebebiyle güncelleme.
Birçok medeniyette Allah’a yakın olma manasında kesilen kurbanın islamiyetteki anlamlarından biri de budur. Bunun haricinde de kesilen kurbanın etinden yararlanmaktır. Kurban kesmenin Allah için olan bölümü bende pek bir şey ifade etmediği için bu konuyu geçiyorum. Diğer konu ise günümüzde et (protein) alamayan insanlara yardım anlamında daha medeni çözümler üretilebilir.
Kurban geleneği düşüncesi de güncellenmeli derim… Acilen!
Fakir fukarayi doyurma edebiyati yapilsin , o bi derece , hayvanlar kesilecek elbet biz et yemek istedigimiz surece , ama “kurban” kavrami cook eski ve ilkel , tanrinin gazini almak icin kurban sunmak olayi falan cok lkel , bi nevi rusvet , sonucta ” al sen sunu bizi idare et artik ” deniyor .
edit: delisey senin yorumu okumadan bunu yazdim ,bir miktar tekrara dustum.
slm.
mor ispanya türkiye karsilastirmasi yaparken dokuz asirlik ispanyol boga güresi (vahsi) gelenegini ES gecmis memecan´in cizgisiyle hatirlatayim dedim:)
slm.
Ne zaman burda yazilanari okuyup kendim bir sey yazmak istesem kendimi zor bir duruma soktugumu hissediyorum.
Sizlerle kaynak paylasiminda bulunmayi daha dogru buluyorum.Bir ozet su;
Nasıl Bir İnsan Olmayı Seçiyorsunuz?
Albert Einstein ve Leo Tolstoy ahlâkın temel özünün gücümüzü masum ve zayıflara karşı nasıl kullandığımızla alâkalı olduğunu söylemişti. Tolstoy, durumu “vejetaryenizm insancıllığın köküdür” diyerek özetliyordu. Einstein bizi diğer türlerden daha üstün gören insanın kendini beğenmişliğinden dem vurarak diğer canlıları sömürmemize yönelik rasyonalizasyonlara ”bilince yönelik optik bir yanılsama” adını veriyordu. Einstein, görevimizin, merhamet çemberimizi büyüterek kendimizi bu hapisten kurtarmak olduğunu biliyordu. Gerçekten özgür olmak için toplumumuzun şu anda geçerli olan etik normlarının ötesine geçmek zorundayız. Kendini savunamayan bir kurbanın cesedini yemeye devam ederken iyi bir insan olduğumuzu nasıl iddia edebiliriz ki?
Sonunda bütün mesele ne türden bir insan olmayı seçtiğiniz sorusuna geliyor. Zulme karşı mı çıkıyoruz, yoksa katliamı destekliyor muyuz? Kendi kararlarımızı mı veriyoruz yoksa yapmaya alışık olduğumuz şeyleri rasyonalize mi ediyoruz? Sadece vejetaryenizm her öğündeki zulme karşı katıksız bir duruş sergiliyor. Tutarlı ve etik bir yaşamla uyum sağlayan tek seçenek bu. Zulüm yerine inceliği savunduğunuzu, ölümü yaratmak yerine yaşamı onayladığınızı ve yaşam alan değil yaşam bağışlayan bir toplumun oluşmasına yardım ettiğinizi bilmek insana son derece tatmin hissi veren bir şey.
Matt Ball, Bruce Friedrich
The Animal Activist’s Handbook
Çeviri:CemC
nonhumanslavery.com
Karnizm ve kurban bayrami ??? Kurban bayrami mi ya da karnizim mi?
Lutfen kaynaga bakamayi ihmal etmeyin.
link to hayvanozgurluguhareketi.com
bu bayram da “allahın verdiği canı allah alır” cümlesindeki kolpayı da inceden ayıkırsınız herhalde.
Herkese Mutlu Bayramlar.
aurora,umarim günlük et ihtiyacini karsilarken de “allahın verdiği canı allah alır” cümlesi aklina geliyordur malum sofrasinda et eksik olmayan onca insanin sadece bayramdan bayrama hatirladigi timsah göz yaslari akittigi hassasiyettir genelde..
günlük et ihtiyacini karsilamak icin bogazlanan hayvanlar icin kilini kipirdatmayanlar kurban bayrami öncesi hayvan dostu numaralarini yutan varmi bilmiyorum ama bunca yaygara nicin sadece kurban bayraminda yapilir düsünmek gerekir..
hem,et fiyatinin yüksek oldugu türküye´de eve gelen kurban hissesini geri ceviren varmidir ? sanmam (istisna kaideyi bozmaz) afiyetle yerler herhalde:)
neyse..
HaberTürk.Com: Et tüketiminde 121’inci sırada yer aldık araştırmada en çok ve en az et tüketilen ülkeler de sıralandı.
Listenin zirvesinde yıllık kişi başına et tüketimi;
136.5 kilo Lüksenburg
125.4 kilo ile ABD
121.2 kilo ile Avustralya
115.7 kilo ile Yeni Zelanda
110.2 kilo ile İspanya takip ediyor..
Yıllık 25.4 kiloluk et tüketimiyle Türkiye 177 ülkeli listede ancak 121’inci sırada yer aldı.
Kişi başına 58.8 kilo et tüketimi olan Afrika ülkesi Gabon ve 51.1 kilo ile Güney Amerika ülkesi olan Suninam Türkiye’yi geride bıraktı.
**
*İlla da et yememiz gerekiyor mu peki?
Et mutlaka yemeliyiz.
Ama niçin?
Demir için yemeliyiz.
Çünkü demir özellikle zihinsel performans için çok gereklidir.
Türkiye’de gençlerin yüzde 50’sinde demir eksikliğine bağlı kansızlık var.
Bu tehlikeli bir boyut.
*Peki demiri et dışında başka hiçbir şeyden alamıyor muyuz?
Maalesef kaliteli demiri et dışında başka bir yerden doğru dürüst alamıyoruz.
*Ispanaktaki demir yetmiyor mu?
Elbette bitkisel kökenli demir de vücuda alınabilmektedir ama ne yazık ki bitkisel kökenli demirin hem emilimi hem de kalitesi hiçbir zaman et kökenli demire yaklaşamamaktadır.
Bunu ezbere söylemek doğru değil.
Dediğim gibi, bununla ilgili Sağlık Bakanlığı geniş toplumsal araştırmalar yaptırmalı ve kendi ulusal beslenme politikalarımızı başka ülkelerin araştırmalarına göre değil, kendi ihtiyaçlarımıza göre belirlemelidir….(Prof. Dr. Kenan Demirkol)
slm.
He canım he.
Kurban,
Töresel anlamda, tanrıya can ikram etmedir. Bu sunu geleneği ortadoğuda epey eskidir, ayrıca Maya Aztek gibi ortadoğudan uzak toplumlarda da vardır.
Şimdi soru şu : BU YALAKALIK gerekli midir ? Tanrı bu ikramlardan hoşnut mudur ?
Hoşnutsa durum vahim 🙂
ya da gerekliyse neden gereklidir? Ebubekir açıklayabilir misiniz?
bunun fakirlerin de et yemesi hörörösünden daha ileri bir açıklaması olmalı.
dini bir ibadet söz konusu olduğunda tartışma ortamları çokta sağlıklı olmaz çünkü bir din mesubu o dini kabul ederken o dinin gerekliliklerini de kabul etmiştir yani ha vaftiz,yahudilerin erkekliğe giriş töreni yada kurban insanlar… ben hristiyan olayım ama peygamberi isa değil hasan olsa diyebilir mi ?
Birisini seversin bazen olduğu kişi yüzünden bazende olduğu kişiye rağmen…bazen yalnızca seversin anita….
özellikle kurban da bir kesim “etobur”un gözden kacmayan cifte standarti tavan yapiyor gündeme getirilincede insanin nutku tutuluyor dimi sayin aurora:)
slm.
link to kenthaber.com
Haber burada var , kuşlar ayri mevzu , Turkcede oyle bir tabir vardir sen unutmussun herhalde , yazdiklarimi kuşa mi bagladin ? ne kuşmuş ha 🙂
Bu arada bak az daha es geciyodum :
Bayramin kutlu olsun !
oikos;”..Şimdi soru şu : BU YALAKALIK gerekli midir ? Tanrı bu ikramlardan hoşnut mudur ? Hoşnutsa durum vahim…”
bakalim alevilere göre de yalakalik mi..
Genç Aleviler.com :
“…..kurban adak yapmanın kuralları vardır her can istediği anda kurban adayamaz.
Özellikle
kurban kesecek canlar ev içerisinde dargın küskün olmayacak ,
kurban adak yaparken aileyi bir araya toplayıp herkeş rızalık vermesi gerekmektedir.
çünkü
bizlerde rızasız lokma yenmez nasılki cemlerde rızalık verilmeden cemler yapılamıyorsa dedeler rızalık almadan cemi yapamıyorsa kurbandada aynı rızalık alınması gerek mektedir.
Alevilerde özellikle adak kurbanları
herhangi bir canın bir dilek dilediğinde ,
bir kazadan kurtulduğunda,
dilediği bütün dileklerinin kabul olmasından sonra kurban keserler
bu kurbanıda kapı komşuya ve özelikle fakirlere dağıtmaları gerekiyor.
İkrar kurbanları vardır bu kurbanlar da yapılacak bir cem esnasında gelen bütün canlara cemde lokma olarak sunulur.
Kurban bayramında
ismail aşkına adamış oldukları kurbanını kesmeden önce ailesiyle birlikte bir dergahta bayram ibadeti yaparlar
cem seklinde
cemal camale
dedenin karşısında kurban düvazları söylenir ve secde yapılır.
Dergahların olmadığı yerde dedesini eve çağirır ve dede kurbanın duasını verir ve kurban tığlanır……”
**
Tığlamak: Alevi- Bektaşilikte kurban kesilmesini ifade eder.
KURBAN TIĞLAMA (KESME) DUASI :
Alevi-Bektaşiler,
Kurban Bayramı başta olmak üzere,
yılın belli mevsimlerinde çeşitli nedenlerle kurban keserler.
Adak kurbanı,
ziyaret yerlerine giderken kestikleri ziyaret kurbanı,
muharrem ayında kesilen şükür kurbanı,
Hakk’a yürüyen (ölen) kişinin affı için kestikleri dâr kurbanı,
yol kardeşliği (müsâhiplik) sözü verilirken kesilen müsâhiplik kurbanı bunlardan bazılarıdır.
Kurbanlarının etini,
ihtiyaç sahiplerine,
akraba ve komşulara dağıtırlar.
Cemlerde kesilen kurbanların etleri dualandıktan sonra “rıza lokması” olarak dağıtılır.
Kurban kesilirken
aşağıda yer alan Kurban Tığlama (kesme) duası yapılır:
“Bismillâhi Allahü Ekber,
tekbir Allahü Ekber,
tekbir Allahü Ekber,
kurban-ı Halîl (Bu kurbanı Halil İbrahim Peygamberin kestiği kurban niyetiyle kesiyorum.fermân-ı Celîl (Allah’ın emri olduğu için kesiyorum.
tığ-ı Cebrâil (Cebrail’in İbrahim Peygambere getirdiği kurban niyetiyle kesiyorum.
itaat-ı İsmail (İsmail’in, babası İbrahim’e ettiği itaati hatırlamak ve ona uymak için kesiyorum.
bismillâhi Allahü Ekber,
Allahü Ekber,
lâ ilâhe illallâhu vallahu Ekber, Allahü Ekber ve lillâhi’l-hamd.Kendisinden başka ilah olmayan, hamt kendisine mahsus olan Allah’a ibadet etmek niyetiyle kesiyorum.
Kurban kesildikten sonra şöyle dua edilir:
Kurbanlarımız kabul, muratlarınız hâsıl ola.
Dergâh-ı izzetine yazılmış ola. Dildeki dileklerinize, gönüldeki muratlarınıza vasıl ola.
Kurbanlarınız kazaya kalkan, belaya bekçi ola. Duası bizden, kabulü de Allah’tan ola.
Gerçeğe Hu…………..”
slm.
Gelenek tarafi tamam , et yeme tarafi tamam . Bu konu da biraz turban gibi oldu , yillar once 60 larda 70 lerde ne Kurban dan ne Turban dan dolayi tartisma olmazdi bu toplumda .
Ozal donemiyle baslayan ahlaki cokuntu ve dinci govde gosterilerinin azitmasi ile bu iki konu da inada bindi , inadi baslatan , dincinin dini vicdani boyutlari ile degil , toplumu ele
gecirecek sekilde siyasal olarak yasamak istemesidir . Laik kesimin inadi ise bence taktik hata olmusdur . Sekilci konularda taviz verilip prensip olarak laik cekirdek saglam tutulmali idi .
60-70 lerde kurban kesenler ortaligi kan golune cevirmeden adabi ile hallederdi bu isi , annem de hep keserdi , o zamanlar 3/4 u dagitilacak diye bir prensip vardi ,oyle uygulanirdi .
80 lerle birlikte azalan bos arsa sayisi ve toplumdaki etik/estetik gerileme nedenleri ile ortaligi pisletip birakma donemi basladi.
Arabistan dan gelen haberler ise icler acisi idi Arap seyhleri yuzlerce koyunu kesip dagitmaya imkan olmadigi icin kuma gomuyorlar . Ne savap ama!!! , simdi duzelmistir umarim.
Su anda duydugum tevaturler Istanbulda da 3/4 gelenegi kalkmis , kasaplar paso sucuk cekiyorlarmis .Dogru yanlis bilemem kuslar soyledi..
Kurban bayramlarindan birinde (sanirim 1977) evde kedimiz vardi , cok oyuncu enerjik svecen bir kedi idi ,balkondan bahceye rahtaca atlar sonra kapidan gelirdi ,butun gun istedigi gibi sokakta gezer idi, mutlu ve ozgur bir ev kedisi yani . Cok ta istahli idi , et, balik ,ciger ,patates ne bulsa bol keseden gotururdu.
O gun butun gun gormedigimi farkedince aramaya karar verdim ,ortalikta o kadar et sergisi varken nereye giderdi ki .. sonunda bi baktim ,evde bir divanin altina saklanmis gozler depresif ooole oturuyor .
benden bile cekindi , iyice kucaklayip zor teselli ettim.
tanrı diye birine inanmak, ardından ona hayvan keserek yalanmak,
hoş değil.
adam demez mi ki “ey kulum kimin malını kime veriyon!” :))
öyle ya…
et ihtiyacını normal zamanda da karşılayabilir insan, aynı gün saatte milyonlarca hayvanı kesmek,
bana da vahşet gibi geldi…
iyilik seviyorsan, yardımseversen,
kurban-hayvan kesmeden de yapabilirsin,
örneğin benım ıhtıyacım varsa ve komşum yardım edecekse;
hayvan boğazlamasın burnumun dıbınde kokutmasın 🙂
alternatif yardımda bulunsun bana, çünkü vejeteryanım et yemıyorum :))
klavuzu kus olanin….:)
slm.
hasan,farkli gün ve saat de milyonlarca hayvan kesiliyor vahset olmuyor adina kurban denince mi vahset oluyor ?
mantiga bak mantiga:))
slm.
kurbanlık koyunu anlamsız bulan ben,
yılbaşı hindisini de onaylamıyorum.
yok tanrı ya kurban kesilmeliymiş…
hadi ya nerden icab etsin ki?
bir de işin özünde insan kurban var o da baya komiğime gider :))
tanrı ya insan kurban etmek 🙂
neyse ki vakti zamanında biri bu işe dur dedi de koyun kesmeye başladılar,
ne belli beni de keserdiniz kurban diye…
inanmadığım tanrınıza! :))
hayal ürünü yaww uyan artık ebubekir ne tanrısı ne kurbanı…
adam zeus heykelinin dibinde kurban kesse ne komiğine giderdi senin…
:))
ama senınkı mantıklı. . .
Stalker,eskiden etobur rejim bekcileri (laikci kesim) kurbani gasp eder halk da kurbanini kaptirmamak icin gizlice kesmek zorunda kalirdi..
sizin dikkatinizi cekmemis olabilir ama tartisma hep vardi cünkü rejim bekcileri olaya evrensel ilke perspektifiyle degil dedigin gibi ideolojik mantikla bakiyordu halbuse laik otorite milletin inanciyla ugrasacagina hijyenik bir ortam,uygar dünya pratiklerine benzer kanuni mevzuat hazirlayabilseydi bugün bunlari konusmaya gerek kalmazdi..
bir hinduya inegi kurban ettirmeniz nasil mümkün degilse asirlardir kurban gelenegiyle yetismis insanlara kurban kesmeyi yasaklayamazsiniz ters teper..
tepdi de..
vatandaslarin ihtiyacini karsilamak devletin görevi beceremiyorsa halk bi yolunu bulur geregini yerine getirir bu bos tarlada,
ovada,bodrumda olur gördügünüz gibi oluyorda..
valla halkin sucu yok sikayetinizi “alo fetva” yada “alo devlet” makamina iletiniz:)
slm.
inançlara saygı lütfen
-kurban benim dini inancım.
söz konusu “benim” dini inancımsa saygılı olun,
nede olsa dini inanca saygılı olmak insan hakları sözleşmesinin maddelerinden biridir,
başkalarına da ne istiyorsanız onu yapın-
Stalker,bayram tebrigin icin tesekkür ederim senin bayramin kutlu olsun..
biz ailecek bayram gelenegini devam ettiriyoruz ancak kurban kesmiyor bedelini tespit ettigimiz muhtaclara veriyor yada gönderiyoruz..
cocuklar kurban gelenegine yabanci kalmasin diye de kasaptan kavurmalik et alip o gün icin ikram (misafirlere) ediyoruz..
sadece yasli anama izah etmek mümkün olmadigindan gönül koymasin diye onun adina kesilmek üzre bedelini gönderiyorum yada kurbanda türkiyede olursam kendim seciyor ve kesiyorum..
slm.
Ben de vejeteryanım, bu yüzden kurban bayramında karpuz kesiyorum.
Kurban gasp olayini ilk duyuyorum , nerde olmus ? var mi bir haber kaynagi , yazi , roportaj falan .
Yalnizca adet oldugu uzere Turk hava kurumu son gun dolasir kurban derilerini toplardi , zaten kimse de bir sekilde degerlendiremeyecegi icin gonullu verirdi (kilim yapcam diyen vermezdi) gasp dedigin o mudur ? sonradan duruma uyanan baska organizasyonlar da deri toplamaya basladilar.
Ilave ediim “Laik kesim” gasp ediyor demissin ya ; benim Annem babam dedem, tum sulalem amacalarim hepsi Laik kesimdendi (ve dindar idiler, iclerinde haci,muezzin olanlar da var).Bunlarin ve cevredeki tum Laik dindarlarin hic gidip kimsenin kurbanini gasp ettigini falan duymadim .
Laikligin din ile celismesi iddiasi RTE ye ait , seriat taraftari yobazlari memnun etmek amacli , hem de planin bir parcasi .
“Laikci” diye de bir kelime yok , laiklik din ile celismez , hatta toplumda her inanci garanti ve himaye altina alir laiklik . Ama iste amac siyasal iktidar olunca , yalan, riya ,sahtekarlik ,firildaklik caiz oluyor .
Stalker,laik degil laikci kesim dedim di hani siz sürekli dindar yerine dinci deyup duruyorsunuzya o misal hem laikci diye bir kelime yoksa dinci diye bir kelime de olmamali:)
ayrica söyle devam ettimdi;”..halbuse laik otorite milletin inanciyla ugrasacagina hijyenik bir ortam,uygar dünya pratiklerine benzer kanuni mevzuat hazirlayabilseydi bugün bunlari konusmaya gerek kalmazdi…..”
elbette laiklik din ile celismez..
kurban gaspina gelince habersiz olmana sasirdim herhalde ömrün yurtdisinda gecti öyle olsa bile google diye bir dünya kütüphanesi var örnegin “zorla almanin adini bagis koymuslar” yaz merakini gider merak ediyorsan tabi..
yine de ben ilk ipucu vereyim..
örnek 1:
“Post” modern kavga” (18 Nisan 1998 / MURAT AYDIN)
“….Her yıl yaşanan post kavgasına iyice alışmıştık. Ama bu bayram tam bir deri curcunası yaşandı.
Öyle ki
vatandaşın dini bir vecibe olarak kestiği kurbanın derisi neredeyse Türkiye’nin en önemli meselesi haline geldi.
Adalet Bakanlığı,
İçişleri Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı ayrı ayrı genelgeler yayınladılar bayram öncesi.
THK yetkilileri kırsal kesimlerde yanına jandarmayı, merkezlerde polisi alıp deri avına çıktı.Bayram boyunca deri baskınlarının ardı arkası gelmedi.
Deri topladığı iddia edilen ya da vatandaşın kendi isteğiyle getirip bağışladığı derileri kabul eden bir çok vakıf ve dernek görevlisi bayramı nezarette geçirdi.
Ama bu yıl farklı olan bir şey daha vardı.
Vatandaş derisine sahip çıkıyordu.
Kendi istediği yere vermek istiyor, bağışladığı yerden THK tarafından alınınca peşini bırakmayıp geri istiyordu.
Bir çok kişi
“bu şekilde dayatmasalar kendi isteğimle götürüp THK”ya vereceğim ama benim Allah rızası için kestiğim derinin nereye verileceğine devlet karar vermemeli” diye tepki gösteriyor.
Bu hengamede birçok trajikomik olay da meydana geldi.
Bazı vatandaşlar
kendi kurban derilerini götürürken yakalanıp kaçak toplayıcı muamelesi gördüler.
Vatandaşların
derilerini ellerinden zorla almak isteyen yetkililer bile çıktı.
Duyarlı olanlar
bağış yaptıkları camilerden zorla alınan derileri mülkiyet haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle ısrarla geri istediler.
Kimileri aldı,
kimileri de adli mercilere başvurdu.
Bir vakfa
derilere el koymak için baskın yapan THK görevlileri halkın teker teker kendi derilerini alıp gitmesiyle elleri boş döndüler.
Öyle çelişik bir durum ki
insanlar derileri diledikleri yere bağışlayabilirler deniyor ancak aynı derneğe birden fazla, ikiüç deri bağışlanınca bu derneğin sorumlularına deri topluyor muamelesi yapılıyor.
THK görevlileri
hızlarını alamamış olmalılar ki bazı yerlerde cami derneklerine ve vakıflara bağışlanan canlı kurbanların derilerine de el koydular….”
**
örnek 2:
Türk’ün İyilikle İmtihanı.. (01 Temmuz 2010 / Ersin Tokgöz)
Deniz Feneri Derneği,
Türk Hava Kurumu,
Mehmetçik Vakfı,
LÖSEV…
Hepsinin misyonu, dünya görüşü farklı…
Kimi kendini muhafazakâr olarak sunuyor, kimi laik değerlerin savunucusu…
Kimi
vatan sevgisi uğruna yapılanmış,
kimi
bizzat yapılandırılmış.
Uzlaşmazlıkları var mutlaka.Ama bir konuda net bir şekilde aynılar:
Dincisi de laiklik sevdalısı da çok fena kurbanetisever. Hepsi deri fetişisti.Tabii yalnızca “iyilik olsun diye.”
Yasalar açıkça “Reklamlarda toplumun acıma duygularını istismar edecek şekilde, hasta, bebek, çocuk, yaşlı ve özürlülerle ilgili ifadeler ya da görüntüler kullanılamaz.” diye sınırları çizmişken, özellikle kurban bayramı öncesi en yürek paralayıcı reklâmları olanca ihtişamıyla döndürüveriyor. Döndürebiliyor.
Eh, yasalar böylesi adanmış iyiler için çiğnense ne olur? Göz göre göre izin veriliyor LÖSEV sömürüsüne. Yıllardır.
Söz konusu yardım olunca akan sular duruyorduysa, kişisel özgürlüklere de pekâlâ tecavüz edilebilirdi.
O yüzden yıllarca hiçbir dini konuyu duymak istemeyen, hele toplumsallaşan dini ritüelleri en resmisinden silikleştirmeye çalışan zinde güçler dini bir eylem olan kurbana sıra geldi mi bir anda tüm seküler nutuklarını unutup adresi nakşediyordu beyinlere en zorbasından:
“Kurban derileri THK’ya verile. Yoksa…”
Bu arada;
kahraman Mehmetçikler vatan için canları pahasına çarpışırken onlar için kurulan bir vakfın geçmiş yıllarda da gündeme gelen kurban vurgununu şişirecek değildik ya!……”
slm.
tamam sustum ,
Yigidi oldur hakkini yeme demisler iyi calistin 😉
Yalniz duzeltmem gereken bir sey var dindar yerine dinci demuyoruz , kac kere aciklandi bu , dinci diye “allah ile aldatani” dini herhengi bir sekilde sahsi veya grup cikari icin kullanani , satani ,vicdandan kopmus olarak pazarlayanlari kastediyoruz . her seferindede bunun dindar lari baglamadiginin altini ciziyorum .
Niye bu anlamazdan gelme , ha ? cok mu zor aradaki farki gormek ?
Laiklik kavrami icin boyle bir terim anlamsiz olur , cunku laikligin kotuye kullanimi ,satilmasi ,cikar icin kullanilmasi diye birsey olamaz (mantik onermesi olarak boyle bu siyasi veya ahlaki bir boyut yok , mantik .. hani su and.. if esit buyuk kucuk gibi kavramlar , dusunme disiplini) Laikci ne satiyor olabilir ?
Dinci dini satiyor , laiklik satilmaz ki .
insan bu dini de satar laikligi de:)
laiklik devletin bütün dinlere esit mesafede olmasiysa bu ilkeyi bozanlar “laik”likle kandiriyor senin ifadenle laikligi “herhangi bir sekilde sahsi veya grup cikari icin” kullaniyor demektir..
din,dincilige
laik,laikcilige
dönüstügünde din de laiklik de satilir yakin tarihimizde örnekleri coktur..
slm.
sezarin hakki sezara, bak kurban derisi konusunda hakkini verdim , ama simdi kelimelerinin alti bos , zorlama ..
tamam..
zaten konu basligiyla ilgisi olmayan sulara yelken acildi sadece bir ilave yobaz,fanatik,fundamantalist neyi cagristiriyorsa laikci de odur kraldan kralci:)
slm.
Hayir Ebubekir , ben de diyorum ki bu kelime den baska kelime turemez cunku kavram on-off . Sirf karsi yaftalama yapabilmek icin uydurulmus cahilligi kendinden menkul bir sozcuk bu .
Haa bak Mozoleci ,1930 cu falan bu kadar cahil tinlamiyor , cunku dil, matematik , mantik olarak karsilik bulunabilir.
edit; kestim , haklisin cok uzadi..
İhsan Eliaçık’ın bu Kuran tefsirleri gamaronun tüm eleştirilerini doğruluyor.
Stalker,okkali cevap hakettin ama neyse son söz senin olsun bi yerin siser miser sonra neme lazim:)
hakkaten uzattin..
slm.
genelde din özelde islam elestirmeni gamaro fettos,nur iki vs´den firsat bulup sosyalist ihsan hoca´nin yazdiklarina göz gezdirip bi serh yazarsa hora gecer..
acelesi yok..
KUR’AN’DA ‘KURBAN’ AYETLERİ HARİTASI (ihsan eliacik)
YANLIŞ: “O hâlde, Rabbin için namaz kıl, kurban kes.” (Kevser; 5)
DOĞRU: “O halde Rabbine yönel/destek iste ve güçlüklere göğüs ger/diren” (Kevser;5).
Tefsiri: Sana “Böyle giderse her şeyden mahrum kalacak. Kendi kendini mahvediyor. Kendine yazık ediyor. Putları tanımamakla, Kureyş geleneklerine ve kurulu düzenine karşı çıkmakla toplumda bir yere gelemeyecek, sönüp gidecek.” diyorlar. Oysa yakında görecekler kimin sönüp gideceğini/ebter olacağını. Bunun için sen Allah’a yönel/destek iste (salât et) ve saldırılara göğsünü siper et/diren (nahr yap). O zaman göreceksin sönüp gitmek bir yana, destek ve nimet (kevser) asıl sana yağacak…
Görüldüğü gibi ayet namaz kılmak ve kurban kesmekle ilgili değil.
YANLIŞ: “Biz, (İbrahim’e) büyük bir kurbanlık vererek onu (İsmail’i) kurtardık.” (Saffat; 107)
DOĞRU: “Biz onu büyük bir kazaya uğramaktan kurtardık” (Saffat; 107).
Tefsiri:
Hz. İbrahim bir rüyasında oğlunu boğazlıyor görmüştü. Durumu oğluna açınca o da ‘sana söyleneni yap’ dedi. Oğlunu kendi çağında çokça yapılanlar gibi ‘kurban’ etmek istedi fakat Allah ona seslenerek onu bu işten vazgeçirdi. Böylece kendisi büyük bir kaza yapmaktan, oğlu da büyük bir kazaya uğramaktan kurtarıldı. Veya ona büyük baş bir kurbanlık fidyesi verilerek kurtarıldı. Böylece insanlık tarihinde çok büyük bir adım atılmış oldu. İnsan kurbanları çağı kapandı.
Ayette geçen “zibh” kelimesi Arapça’da kaze zede, kazaya uğramak (zebîha) anlamına da geliyor. Böyle bir tefsir de mümkündür. Bu durumda fidye kelimesi de kurtarmalık bedeli manasına geliyor. Burada fidye, İbrahim’in oğlunun canı oluyor.
YANLIŞ: “Gelsinler ki, kendilerine ait birtakım menfaatlere şahit olsunlar ve Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği (kurbanlık) hayvanlar üzerine belli günlerde (onları kurban ederken) Allah’ın adını ansınlar. Artık onlardan siz de yiyin, yoksula fakire de yedirin.” (Hac: 28)
DOĞRU: “Gelsinler ki, kendilerine ait birtakım yararlara tanık olsunlar ve Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine belli günlerde Allah’ın ismini ansınlar. Onlardan siz de yiyin, yoksula fakire de yedirin.” (Hacc; 28)
Tefsiri:
Eski çağlarda tapınak kamu alanı demekti. Tâ Sümerlerde bile vardır. İnsanlar ihtiyaç fazlası ne varsa (hayvan, buğday, un, elbise, altın, gümüş) tapınağa getirirdi. Hayvanların üzerine “Tanrı malı” diye isim yazılırdı. Mesela un torbası ise onun da üzerine bu isim yazılırdı ve o artık kamu malı olurdu. Hatta matematikteki rakamlar tapınağa getirilen ve kamu malı (tanrı malı) olduğu seçilsin diye hayvanların ve torbaların üzerine atılan çizik ve çeltiklerden doğmuştu.
İşte bunlar kamuya (Tanrı’ya) adanmış mallardı. Orada ihtiyaç sahiplerine dağıtmak için toplanmaktaydı. Oraya gelen ihtiyaç sahiplerine (yoksullar, garibanlar, kimsesizlere) eşit bir şekilde dağıtılırdı. Bu arada uzaktan gelenler olduğu için onlara ikram maksadıyla bazıları da kesilirdi. “Yiyin” denmesi de bundandır.
Görülüyor ki Kur’an eski çağlardan beri gelen ve tapınağı “kamu alanı” olarak gören anlayışı sürdürmekte ve Kabe civarını bir toplanma, kaynaşma, yakınlaşma ve paylaşma merkezi olarak değerlendirmektir.
Yukarıdaki ilk meallendirmede parantez içinde yazılan ‘kurbanlık’, ‘onları kurban ederken’ ifadeleri Kur’an’ın Arapça orijinalinde yok.
YANLIŞ: “Bu böyle. Her kim de Allah’ın nişanelerini (kurbanlıklarını) yüceltirse, şüphesiz ki bu kalplerin takvasından (Allah’a karşı gelmekten sakınmasından)dır. “ (Hac; 32)
DOĞRU: “Bu böyledir. Her kim Allah’ın sembollerine saygı gösterirse, kalbinde sakınma duygusu/Allah bilinci var demektir.” (Hac; 32).
Tefsiri:
Burada da ilk meallendirmede geçen parantez içindeki ‘kurbanlıklarını’ ifadesi orijinal Arapça metinde yine yok. “Allah’ın şiarları” kavramı kurbanlıklar diye yorumlanarak metne dahil edilmiş. Oysa “şiar”ın ne olduğu tefsirde açıklanmalıydı. Biz açıklamışız: Şiar Sözlükte “fark etmek, hissetmek, duyumsamak” demektir. Fark etmek, hissetmek, duymak (şu’ûr), duyuru (iş’âr), bilinç altı (tahte’ş-şuûr), slogan, amblem, sembol, simge (şi’âr), şiarlar, semboller, simgeler (şeâir), mani, halk ezgisi (şi’run şa’biyyu), saç, kıl, tüy (ş’ar), duygu, şuur, bilinç, sansasyon (şuûr), duygu, his (meş’ar), şiir okumak (şi’ran) kelimeleri bu köktendir… Demek ki şiarlar, şuûrun (bilincin) yansımalarıdır. Bunlar bir yapıya, binaya, yeryüzüne dikilmiş bir anıta nispet edilince bir şuurun, bir bilincin, bir fark ediş, hissediş ve duyuşun sembollerine dönüşürler. Bu anlamda örneğin Kâbe, Allah’ın bir şiarı, sembolüdür. İman edenlerin kalbinde bu yapının çok farklı bir anlamı ve önemi vardır. Aynı şekilde Safa, Merve, Say, Tavaf, Meş’ari Haram, Mina, Müzdelife vs. bütün bunlar Allah’ın şiarlarıdır ve sembolik derin anlamları vardır. Her kim bunlara gereken saygıyı gösterir, bunların mana ve önemini kavrarsa kalbinde bir bilinç, bir şuur, bir duygu ve hissiyat taşıyor demektir. İşin şuurunda, bilincinde demektir. Başkaları için bunlar sıradan binalar, taşlar ve hareketler olarak görünebilir. Ama iman edenlerin kalplerinin derinliklerinde bir şuurun veya bilincin ifadesi olarak yaşarlar. Ayette kastedilen de budur.
YANLIŞ: “Sizin için onlarda belli bir zamana kadar birtakım yararlar vardır. Sonra da kurbanlık olarak varacakları yer Beyt-i Atik (Kâbe)’dir.” (Hacc; 33)
DOĞRU: “Sizin için onlarda belli bir süreye kadar faydalar vardır. Dahası onlar yeryüzünün en eski anıtının anlamını açıklarlar.” (Hacc; 33).
Tefsiri:
Görüldüğü gibi bu seferde ayette geçen “mahill” ifadesi “kurbanlık” olarak çevirilmiş. Parantez içinde kurbanlık kelimesini sokuşturmak yetmiyormuş gibi “şiar”, “mahill”, ileride gelecek “nüsuk”, “hedy”, “behimetu’l-en’am” hepsi de dümdüz edilerek “kurbanlık” olmuş (!).
Bu ayette geçen “mahill” sözlükte “çözmek, açmak, indirmek” kökünden gelir. Ayette harfi harfine; “Sonra onun ‘mahilli’ ‘Beyt-i Atik’edir.” şeklinde geçmektedir. Çözmek, açmak, analiz etmek, tahlil etmek (tahlîl), yer tutmak, bir yere indirme yapmak, bir yeri istila etmek, işgal etmek (ihtilâl), meşru saymak, kendisine helal etmesini istemek (istihlâl), çöküntü, çözülme, dejenerasyon (inhilâl), formül, çözüm, çare (hall), çözülmüş, serbest kılınmış, meşru (helâl) işgal edilmiş, işgal altında (muhtell), yer, mekan (muhill), semt, bölge (mahalle), bölgesel, yöresel (mahallî) kelimeleri bu köktendir… Yukarıdaki ayette şeâirillah (Allah’ın şiarları) denmesi haccın tüm imge, simge ve sembolleri manasında kullanıldığını göstermektedir. Nitekim bazı müfessirler bu manada yorumlamışlardır (Razi). Bu durumda ayette geçen mahill kelimesi “Kurban kesme yeri” değil, “Açıklama, açıklığa kavuşturma yeri” anlamına gelir. Bu durumda mana; “İman edenlerin kalplerinde apayrı bir anlam ve önemi olan Allah’ın şiarları yani Kabe, Tavaf, Arafat, Safa, Merve, Müzdelife vb. haccın sembolik eylem ve nüsukları (ritüelleri), yeryüzündeki en eski beytin (beyt-i atik) ne anlama geldiğini, mana ve önemini açıklar” şeklinde olur.
YANLIŞ: “Her ümmet için, Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine ismini ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldık. İşte sizin ilâhınız bir tek ilâhtır. Şu hâlde yalnız O’na teslim olun. Alçak gönüllüleri müjdele!” (Hacc: 34)
DOĞRU: “Biz her ümmet için imge/simge/ritüel belirledik (mensek). Ki rızık olarak verdiğimiz hayvanlar üzerine Allah’ın adını ansınlar. Hepinizin ilahı bir tek ilahtır. O’na teslimiyet gösterin. Kalbi temiz olanları müjdele” (Hacc: 34).
Tefsiri:
Görüldüğü gibi bu ayette de “mensek” kelimesi ‘kurban kesmek’ olmuş. Halbuki menseknusuk kökünden gelir ve menâsik olarak tüm hacc ritüel ve sembollerini ifade eder. Şu ayet daha açıklayıcıdır: “Biz her ümmet için sembolik hareketlerden oluşan ritüeller belirledik.”(menseken hum nâsikuhu). Buna diğer bazı mealler “ibadet tarzı”, “ibadet yolu” da demiş ki nispeten doğrudur. Bu durumda “Her ümmet için” diyerek genellendiği için sadece hacc menâsiki (tavaf, sa’y, arafatta vakfe, Safa, Merve, müzdelife) değil; dinin içindeki tüm tekrarlanan imgeleri/simgeleri/sembolik hareketleri kapsar: Kıyam, ruku, secde, oruç vb.
Rızık olarak verilen “hayvanların üzerine Allah’ın ismini anmak” ise yukarıda geçtiği gibidir. Bu tabir haccda geçtiğinde infak edilmek üzerine kamu alanına (Kabe’ye) getirilen canlı hayvanlar manasında, diğer yerlerde ise “Allah’ın etinin yenmesine izin verdiği hayvanlar” demek oluyor.
Kabe’ye ihtiyacı olanların alması için getirilen hayvanlar üzerlerine Allah’ın ismi anılmakla (yazılmakla, mühür vurulmakla) “Allah’ın malı” (kamu/herkese ait) oluyorlar ve illa kesilmeleri de gerekmiyor. Canlı canlı da infak edilebiliyor. Ve hatta bunun illa hayvan olması da gerekmiyor. Tarım ve hayvancılık toplumu; bir yoksul bir deveye sahip olmakla, iki çift öküz almakla icabında yoksulluktan bile kurtulabiliyor.
YANLIŞ: “Kurbanlık büyük baş hayvanları da sizin için Allah’ın dininin nişanelerinden kıldık. Sizin için onlarda hayır vardır. Onlar saf saf sıralanmış dururken (kurban edeceğinizde)üzerlerine Allah’ın adını anın. Yanları üzerlerine düşüp canları çıkınca onlardan siz de yiyin, istemeyen fakire de istemek zorunda kalan fakire de yedirin. Şükredesiniz diye onları böylece sizin hizmetinize verdik.” (Hacc: 36)
DOĞRU: “Cüsseli hayvanları da sizin için Allah’ın şiarlarından kıldık. Sizin için onlarda hayır vardır. Onlar saf halinde yan yana dizildiklerinde üzerlerine Allah’ın adını anın. Nihayet onlardan yiyin, istemeyen yoksulu da istemek zorunda kalan yoksulu da doyurun. Böylece onları sizin hizmetinize verdik. Umulur ki şükredesiniz.” (Hacc: 36).
Tefsiri:
Bu ayetler Kabe etrafında müşrikler tarafından kurulan, cüsseli (büyükbaş) hayvan, deve, koyun ve her tür ekin ürünlerinin “iç edilmesi” üzerine kurulu düzene karşı söyleniyor. Çünkü onlar Kabe’ye getirilen hediye (hedy) hayvanlarına ve ekin ürünlerine el koyuyor, yoksullara gitmesine engel oluyor ve ihtiyaç sahipleri arasında eşitçe dağıtılmasına yasaklar getiriyorlardı. Kur’an’daki tabirle “yerli yabancı herkesin eşit hakka sahip olduğu” Mescid-i haramdan insanları alıkoyuyorlardı. (Hacc: 25).
En’am suresinde bu menfaat çarkının nasıl döndüğü uzun uzun anlatılır.
Mesela bir yerde şöyle denir:
“Tutup Allah’ın yarattığı ekin ve hayvanlardan ona bir pay ayırdılar ve kendi akıllarınca “Bu Allah için, bu da ortaklarımız için” dediler. Ortakların payı Allah’ın payına geçmez, ama Allah payı ortaklarına geçer; ne berbat bir iş bu!” (En’am; 136)
Görüldüğü gibi en’am “nimet olarak gelen sığırlar” manasında kullanılıyor. Çünkü rivayete göre cahiliye Arapları ekin ve sığırlardan el koydukları ürünleri putlar ve Allah arasında bölüştürürlerdi. “Şu Allah’ın payı şu da tanrılarımızın payı” derlerdi. Allah için ayırdıkları payı başkaları için harcarlar, putları için ayırdıkları payı zimmetlerine geçirirlerdi. Putların payından Allah’ın payına bir şey geçerse hemen geri alırlar, Allah’ın payından putlarının payına geçen bir şey olursa, sonuçta bu kendi ceplerine gireceğinden hiç ses etmezler “Allah zengindir putlar fakir, O’ndan bunlara bir şey geçmesinden bir şey olmaz” derlerdi (İbn Abbas). Demek ki cüsseli hayvanlar (el-budne) Kâbe etrafındaki ni’met (en’am) istismarına dayalı bu “hayvan döngüsünü” ifade ediyor.
En’am suresi 135-140 arasında bu döngünün nasıl işlediğini okuyabilirsiniz. Burada esas amaç kurban kesmek değildir. Kabe’ye getirilen hayvanların “çete” tarafından iç edilmesi ve aralarında üleşilmesine karşı onların kamunun/yoksulların hakkı olduğunun vurgulanmasıdır. Bu arada kesilenler varsa -ki bu örfen müstahaptı- onların da sadece etlerinden yenilebileceği (kendine ayırıp biriktirmek yok) gerisinin yine yoksullara dağıtılması gerektiğinin ısrarla vurgulanmasıdır.
Tabi bütün bunlar hacca gidenler için geçerli. Oradaki durum anlatılıyor. Hacca gitmeyenlerin kurban keseceğine dair Kur’an’da en küçük bir ima bile yok.Kur’an’da sadece mazereti sebebiyle hacca gitmeye niyetlenip de gidemeyenlerin Kabe’ye bir hedy (adanmış hayvan) göndermesi istenir. (Bakara 196).
Çünkü ihtiyaçtan fazla olanın oraya gönderilmesi ve orada ihtiyaç sahiplerinin eline ulaşması istenmektedir. Gönderilecek hayvanın illa kurban olarak kesilmesi gerekmiyor. Hedy hediye kökünden gelir ve canlı bir hayvanın veya bedelinin yoksula bağışlanması manasına gelir. Kabe’ye getirilen “kurbanlık hayvan” demek,“adanmış hayvan” demektir; Allah’a, Kabe’ye, yani kamuya, ihtiyaç sahiplerine adanmış, onlara verilmek üzere getirilmiş canlı hayvan, ekin ürünü vs. demektir. Bu dahi “hacca niyetlenip de gidemeyenler” için geçerlidir.
Sonra yukarıdaki ayetin devamında şöyle denilir: “Onların etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. Fakat O’na sizin takvanız ulaşır. Böylece onları sizin hizmetinize verdi ki, size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah’ı büyük tanıyasınız. Güzel ahlak sahiplerini müjdele.” (Hacc; 37)
“Asla” denilerek ulaşmayacağı söylenen et ve kan zaten Araplarca da kesilmekte olan kurbanlardı. Klasik zihin burada kurban kesen kişinin, kurbana bıçağı çalarken içinde taşıdığı takva duygusunun kastedildiği şeklinde anlıyor. Burada kurbana teşvik değil; sakındırma, yapmayın bunu artık, bir anlamı yok vurgusu var.
Ayetin sonundaki cümleden de anlaşılacağı gibi aslolan hayatın içinde güzel ahlak sahibi (muhsinin) olmaktır. Allah sizin kurbanlarına bakmaz, ete, kana, deriye, bağırsağa bakmaz. Bunlar için günahlarınızı affedecek de değildir. İçinizde Allah bilincinden kaynaklanan sakınma duygusu (takva) ile yaşayıp yaşamadığınıza ve ahlakınıza bakar. Açıkça diyor işte: “Asla ulaşmaz” Şu halde neden kesip duruyorsunuz, ulaşmayacak işte. Duymayacak o hayvanların sesini, kan kırmızısı boğazın görüntüsünü, duymayacak!
Üç yerde daha kurban ile ilgili ayet var. Onları da aktarıp bitiriyorum;
Bakara suresinde İsrailoğullarına “inek kesmeleri” istenir. Bundan maksat Mısır Firavun İmparatorluğu’nun sembolü İnek/Boğa (Bakara) dır. Onunla ilişkinizi tümüyle kesin denmek istenir. (Bakara 67).
Maide suresinde Adem’in iki oğlu kıssası (Kabil-Habil) anlatılır. Kabil haksız yere toprağa çit çevirip özel mülkiyetine geçirir. Onu başkasından saklar. Ondan gelen ürünü Allah kabul etmez. Ama Habil Allah’ın mülkü olarak olarak gördüğü ve kendi emeği ile ekip biçtiği topraktan ürün getirir. Onunki kabul edilir. Buradan Allah’ın mülkünü sahiplenmeyin, kendi emeğinizle geçinin, başkasının (kamunun) hakkını gasbetmeyin, kul hakkı yemekten sakının, Allah sakınanlarınkini (muttaki) kabul eder mesajı verilir. (Maide; 27)
Al-i İmran suresinde Yahudilerin, Hz. Peygamber’i “Kurbanı inkar etmekle” suçladıkları anlatılır.“Allah bize ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamızı emretti”(Ali-İmran; 183) demektedirler.
Onlara göre peygamber kendi bildikleri ve anladıkları tarzda ateşte yanarak kesilen bir kurban (yakmalık sunu) getirmelidir. Muhammed bunu getirmediğine göre kurbanı inkar ediyor demektir. Üstelik bunu onlara Allah böyle söylemiştir. Yakmalık sunu kurbanı apaçık Allah’ın emridir!
Kur’an onlara şöyle cevap verir: “De ki: “Benden önce size nice peygamberler, açık belgeleri ve sizin dediğiniz şeyi getirdi. Eğer doğru söyleyenler iseniz, niçin onları öldürdünüz?” (Ali-İmran; 183).
Cevap çok manidardır.
İşte Kur’an’da “kurban” ile ilgili geçen ayetler bunlardır.Acaba Kur’an’ın ‘kurban haritası’ görünen uygulamalara uyuyor mu?
Ölçün biçin, düşünün.Benden gözler önüne sermesi……”
slm.
Kurban hakkında düşüncelerimiz… Hummm…
Geçenlerde çok komik bir şey oldu, komik diyorum aslında ama traji-komik desem daha iyi olur 🙂
Baştan anlatayım en iyisi.. Facebook’ta Düşüncenin Miladı diye bir sayfamız var. Siyaset, ekonomi, evrim, dinler, bilim falan filan hakkında bazı yazı ve resimler paylaşıyoruz. Kendi halimizde. Hükümet ve din açısından muhalif olduğumuz bir hayli şey olunca paylaşımlar da haliyle onlara karşı oluyor.
Dün sayfada şöyle bir resim paylaştım:
Paylaşım üzerine üylerden birisinin tepkisi çok komik oldu 🙂 Meğerse ki bu resimle bütün dini ritüellere hakaret ediyormuşum falan filan… “Rezalet! Bu özgür düşünce değil hakaret” diye de eklemiş.
Düşündüm, gerçekten de kurban bayramına karşı olmak “hakaret” midir?
“Adem ile Havva cennetten kovuldular. Onlardan doğan her çocuk asri günahkardır. ” Dünya üzerindeki tüm günahların en büyük kurbanı ise İsa Mesihtir. Ve tüm insanlık içindir…:(
Kutsal anlam taşıyan kurban ritüelinin insandan hayvana dönüşümü büyük bir devrimdir esasen, çağlar boyu devam eden insanın kurban edilmesi geleneğine ibrahim peygamber ve oğlu iyi bir efsanedir ve insanlığın medenileşmesinin miladıdır.
Kesim esnasında oluşan çirkin görüntülere de karşı olmakla birlikte, hemen hemen her öğünde et yiyen ve sonra hayvan katledilmesini doğru bulmayan zihniyetin iki yüzlü olduğunu düşünüyorum. Çocuklara gelince; sofrada önlerine gelen severek yedikleri etin kasapta durduğu gibi olmadığı gerçeğini uygun bir dille anlatabiliriz.
slm.
elbette bayramlara karsi olmak hakaret sayilmaz ancak özel günler (kurban) haricinde kesilen milyonlarca hayvani görmezden gelip kurbanla sinirli tutmak samimiyet göstergesi degil..
sen kesmiyor olabilirsin ama insanlarin günlük et ihtiyacini karsilamak icin milyonlarca hayvan bogazlaniyor biftekli piknik partileri düzenlensin diye:)
afiyet olsun..
slm.
haklısınız.inanlara soruyorum o halde komşusu eve kapanmış çocukları görmesin diye camı perdeyi sıkıca kapatmış.balkona çıkmasına izin vermeden ve dışarıdan gelen kokuları engellemeye çalışan bi anne düşünün hangi dinde yer var bayram mı şimdi bu……..
Ee kuranda yokmuş madem bunca yıldır müslümanlar salak mı kurban kesiyor?
)kapa parantez
Kestim ve kesmeye devam ediyorum.
Mutluyum ve huzurluyum.
Alnımdaki kan hala sıcak ve kızıl, tavsiye ederim.
“Lafla peynir gemisi yürümüyor.”
Neyi nasil yaptiginin ve dusundugunun bile bir hali vardir,burdan rahatsiz olmamin ilk nedeni cogunlukla bir bilen halinin kabalasmis bicimleriyle karsilasmam.
Sonsuz Us hayal kirikligi yasadim 🙁
kuran da kurban yoktur diyen yok (öyle olsaydi aleviler kurban kesmezdi) söylenen hacca gitmeyen kurban kesmez..
haa kesmeyen kesmez,kesen keser kime ne hem modasi gecmis su laikci dayatmalardan vazgecin artik kimse yemiyor:)
bakalim ihsan hoca nasi demis acparantez nasi anlamis..
İhsan Eliaçık,
“..kurban kesme geleneği ile İslam arasındaki ilişkinin Türkiye’de yanlış biçimlendiğini söyledi.
Eliaçık,
hacca gitmeyenlerin kurban kesmesinin gerekmediğini söyledi:“Diyanet’imizin ‘Hacca gitmeyenlerin kurban kesmesine gerek yok’ demesi lazım. Ama bunu diyemiyorlar.
Hacca gitmeyenlerin kurban kesmesi gibi bir vecibesi yok.
Kurban kesmesi gerekenler ki bunun için hacca gitmesi gerekir ama illa ki ben de onlara katılmak istiyorum diyorsa kurbanın parasını fakire, garibana bizzat kendi eliyle vermelidir.
Asıl farz olan budur” dedi……”
salak kim annadin..
slm.
Hani Osmanlıda da asırlardır devam eden bir gelenekti bu? Asırlardır devam eden bu geleneğin suçlusu 80 yıllık diyanet mi oldu şimdi?
Salağın kim olduğunu çoktan anladık. Ama şimdi gerçekten salak mı yoksa salak numarası mı yapıyor onu anlamaya çalışıyoruz. 🙂
Yine annamadin sen 🙂
)kapa parantez
acparantez,osmanlidan degil ibrahim peygamberden (belki daha evvel) bugüne devam eden bir ritüel söz konusu ve diyanet bu yanlis uygulanan gelenegin devam ettiricisi olarak sorumludur/sucludur..
osmanli yanlis yaptiysa diyanet bunu devam ettirmemeliydi cünkü diyanetin kurucusu her alanda reform yapan ve yandaslarinin övündügü atatürktür..
gerci kimin yazdigini hatirlamiyorum ama forumda atatürk´ün “gelenekci sünni” oldugu iddia edilmisti bu durumda osmanli gelenegini devam ettiren diyanet ata´sinin izinde:)
osmanli niye suclu olsun ?
salak ca numaralar bunlar kimse yutmaz..
slm.
ebubekir yazmış:
Ama devletçi ebubekirin unuttuğu bir şey var; kurbanı hayvan katliamı olarak görenlerin devletçi olmadığı gerçeği. Bugüne kadar devlet ve tüm kurumları zaten sünnilik çöplüğünden beslenirler. Aslında bu başlıkta ebubekirin kurbanı nasıl savunduğuna bakarsanız kendisinin de aynı çöplükten nemalandığını görebilirsiniz.
ilkel, gereksiz ve berbat. başka bişi yazmaya değmez.
türk hava kurumu = beyaz türk devletci degildir diyene kargalar dahi güler yahu..
🙂
slm.
Devletçidir tabi. Ben de öyle diyorum zaten. Yine anlamamışsın. Hem sünnidir hem de devletçidir. O yüzden kurbanı aynı senin gibi savunurlar.
sofraniza gelen et ürünü cesitleri icin hergün milyonlarca hayvan kesiliyor/kesiyorsunuz bunu “ilkel, gereksiz ve berbat” hatta bir vahset oldugunu düsünüyorMUsunuz ?
bu zihniyetten “din yalan,tanri yok” sloganina lojistik destek cikmaz..
slm
Kurbanı nasılda savunuyorsun. 🙂 Ee diyoruz işte aynı sünni çöplüğünden besleniyorsun diye ama kabul etmiyorsun. THK da Hükümet de kurban hakkında aynı senin gibi düşünüyor merak etme.
xenix,
kurban kesimi vs. ile ilgili yanlislari dile getirdim burdan sen “kurban”a karsi oldugumu mu cikardin ?
thk ve hükümet´in kurban hakkinda benim gibi düsündüklerini (yorumlarim ortada) hic sanmiyorum ama sen makam/mevki/sorumlu oldugunda onlardan farkli davranmayacagini düsünüyorum..
slm.
Eee vakti zamanında kurbanlık koyun yerine beyin verilseydi… :))
sana verdi ya..
sükret..
kiymetini bil..
alabilir de..
🙂
slm.
Alırsa, yandaş medyadan yalan haber taşırım ben de. 🙂
Hülooğğ
tırtıl yaprak yer…
kedi de kuş…
böcek yiyen bitki var…
geyik de ot, yaprak tüketir…
karides lavra yer…
levrek de karidesi yer…
serçe böcek yer…
böcek de karıncayı…
karınca yiyen karınca yer (bunu ebubekir de anlasın diye yazdım)
tilki de karıncayiyeni yer…
alayını da sonunda toprak yer…
oradan fışkıranı da keçi yer…
keçiyi de dağ aslanı ile insan yer…
insanı da kaplan…
zeki geçinen salak dinci oradan ötüyor:
“eehee, et yiyen biri nasıl kurban kesilmesine karşı olur”
böyle bir soru tek bir kelime ile açıklanabilir:
eşşoğlueşşeklik
sokak ortasında hayvan boğazlayıp parçalayacaksın
çoluğa çocuğa da seyrettireceksin…
adına da BAYRAM diyeceksin.
sonra da çıkıp “neden küfür yiyoruz ayol” diye delleneceksin.
:)))))))))
sevsinler sizi!