1- Kapitalist toplumların sömürdüğü sınıflar gerçek çıkarlarına açıkca aykırı bir biçimde neden hakim ideolojinin dümen suyuna giderler?
2- Neden sosyalist devrimler gelişmiş kapitalist toplumlarda ortaya çıkamıyor?
1- Kapitalist toplumların sömürdüğü sınıflar gerçek çıkarlarına açıkca aykırı bir biçimde neden hakim ideolojinin dümen suyuna giderler?
2- Neden sosyalist devrimler gelişmiş kapitalist toplumlarda ortaya çıkamıyor?
1 – Bu konuda eski bir fıkra vardır: Apartmanda oturan solcu genç kapıcılarının bir göz odada 5 kişi yerine daha insanca yaşaması için solculuğu seçmiştir, kapıcı ise üst kattaki solcunun yerinde oturabilmek için kapitalizmi seçmiştir. Arada kapıcının yukarıya geçtiği de oluyor tabi ama bu bir sürüdeki albino gibidir, koca sürüde tek albino’yo görürsün ama sürüdeki diğer fertler gözükmez.
2 – Devrim kaybedecek şeyi olmayan insanlarla olur, insanlara az bir şeyler verirsin onu kaybetmemek için ona (dolayesi ile statüko’ya) sıkı sıkıya sarılırlar.
Şöyle sorulabilir:
– Kapitalist toplumlarda egemen sınıfların sömürdüğü sınıflar, neden egemenlerin kendilerine aykırı politikalarının destekçisi olurlar?
Bunun bir çok nedeni olabilir.
Sınıfsal bilincin gelişmemiş olması.
Kendilerinin sahip oldukları, üretimden gelen güçlerinin farkına varamayışları.
Örgütlenemeyişleri.
Eğitimsizliğin sonucu olarak “yetinme” duygusu. (Sarayda uşağa sormuşlar; “tavuğun en tatlı yeri neresidir?”, “kanadıdır” efendim” demiş. Çünkü yaşamı boyunca kanadından başka yerini tanımamış, yememiş.)
Kendilerinin farkına varabilecekleri bilinç sıçramasına neden olacak entellektüel faaliyetlere zamanlarının kalmayışı. Son yıllarda emekçiler yaşayabilmek için 16 saate varan sürelerde çalışmak zorunda kalmaktadırlar. Memurlar ek işler yapmaktadırlar. Günde 16 saat çalışan insanların okumayı yazmayı unutmadığına şaşırmak gerekir. Geçenlerde bir televizyon proğramında Kıbrıs’ın nerede olduğunu bilmeyen, bildiğini sanıp dünyanın başka yerlerinde tarif edenler vardı… İnsanlar başlarını kaldırabilecek durumda omayınca “başkaldırı “da olmuyor işte….
İkinci sorunun yanıtı geçmişte şöyle veriliyordu: Gelişmiş kapitalist toplumlarda hakim sınıflar, sömürgelerden elde ettiği gelir sayesinde, kendi ülkesindeki sınıflara biraz daha cömert davranabilmekte, bu da onlarda muhalif düşüncelerin oluşmasını engellemektedir…
Ancak yalnızca bunlar değildir. Hem 1. soru hem de 2. soru bağlamında, egemenlerin emekçi sınıflar üzerinde her alanda manipülasyon uyguladığını görebiliriz.
Basın-yayın, sanat, folklor, din, milliyetçilik, ırkçılık, aklınıza gelebilecek ne denli argüman varsa ideolojik bir potada eritilip eritilip, halkın üstüne empoze edilmektedir.
Örneğin dün “Türban nedir” başlığı altında yazdığım bir yorumda şunları söyledim:
Epeydir gözden kaçan bir şey var;
Ne türban, ne ibadet özgürlüğü, ne inanç özgürlüğü… Bunların hiç biri bunları ortaya atanların asıl derdi değil.
Her ülkede faşizim kendine göre ideolojik argümanlar bulur. Hitler için “saf ırk” safsatası bir argümandı. Yanısıra sosyalizm, anti-semitizm ve popülizm argümanları vardı…
Mevcut zihniyet ne yapıyor? İslami söylemlerin yanısıra “darbelerle hesaplaşacağım” dedi, “vesayeti kaldıracağım” dedi. Sağdan gelip halkın soluna da vuruşlar yaptı… Hepsi kılıf! Hepsi oyalama! Demogoji! Aldatma!
Oysa arka plana bakın; memleket soyulup soğana çevrildi. HES projeleri, yeraltı yer üstü sularımızın özelleştirilmesi, KİT’lerin zarar ediliyor diyerek yandaşlarına ve yabancılara peşkeş çekilmesi, Tarım ve hayvancılığın yok edilişi, tüm bu talanların arasında ceplerini doldurmaya çalışmaları. Saklanan bu!
Ağızlarından çıkan ile yaptıkları arasındaki farkı görmek gerekiyor!
Sermaye hareketlerine bakmak gerekiyor’ Gerçeği ozaman göreceksiniz!
Daha büyük soygunların eşiğindeyiz ve bu büyük soygunlara karşı çıkabilecek ne kadar muhalif yapılanma ve aydın insan varsa teker teker yok ediliyor. Bunun için devleti yeni baştan örgütlemeye çalışıyorlar.
Yaptıklarını gizlemek için de yok türban, yok ergenekon, yok çarşaf, yok don halkı oyalıyorlar.
Böylece oy alıyorlar!
Emperyalizmin çanağını yalıyorlar!
Erbakan bile ne dedi; “Türkiye Cumhuriyeti 80 yılda 80 milyar dolar borçlandı, son sekiz yılda ise 580 MİLYAR DOLAR BORÇLANDI!”
Yani 12 Trilyonı iç edeni bile gücendirdiler!
Bu denli hırsızlıktır saklanan!
Gerisi yalan dolan!
Bizlerin de yok kuran meali, yok başörtüsü ile uğraşacak zamanı yok.
İçinizde ekonomist varsa, son sekiz yıldaki sermaye hareketlerinin dökümünü çıkarsın da, ayan olsun her şey!
Kısacası toplumun bilincini bulandırmak için her koldan çalışılmaktadır. Bu konuda meşru yollar yetmediğinde, kan dökmektedirler. Bu da az bir baskı unsuru değildir.
Kan dökmek ile ilgili olarak şu bağdaki “FİLİS-TİN FİLİS-DİN YA DA KANLA BOYAMAK” başlıklı yazım burası için de geçerlidir: link to sonsuz.us
Şimdilik bunları diyebilrim…
Çünkü kapitalist toplumlarda işci ve orta sınıf kendini üst sınıf zanneder. Ve tüketmeye endekslenmişlerdir. Bu yüzden baş kaldıramazlar. Onlara tükettikleri kadar olduklarına dair bir inanç yerleştirir kapitalizm. Kişiyi benliğinden yakalar.
Aslında ilginç olan bir nokta vardır. Kapitalist sistemlerde, örneğin amerika, istese hiç fakir, hiç evsiz, hiç geçim sıkıntısı olan insan bırakmaz. Ama sistem orta sınıfı ve işcileri elinde tutmak için bu sınıfları kasten yaratıyor. İnsanlar da sokakta kalma, aç kalma korkusu yaratamazsanız sisteme dahil edemezsiniz.
Bir ülkenin kapitalist olması için %10 unun kapitalist olması yeterlidir.
Ama bir ülkenin sosyalist olabilmesi için %91 inin sosyalist olması gerekir.
Bu da ülkelerin kapitalist olmaya daha eğilimli olduğunu gösterir.
(Rakamlar yaklaşık oranlardır)
kapitalizme hizmet etmek , kapitalist olmak değil midir.
Yani diyorsun ki sonsuz, doğal olan kapitalist sistem, zorlama olan sosyalist veya komunist sistem. Pek katılamıyorum bu yorumuna.
)kapa parantez
Kapitalistler, güc ve iktidarlarini her türlü baski ve ince yöntemlerle gelismesi mümkün muhalefetleri bastirip, korku ve gelecek endisesi ortami yaratilarak, insanlara baska bir dünyanin mümkün olmadigini, bilinclere, her türlü medya ve muhafazakarlik sarlatanliklariyla isliyorlar. Bu calismalar icin de dünya capinda ideolojik deformasyon, burjuva yalan dolanlari ile insanlari düsünemez hale getiriyorlar. Cok yönlü ince islenmis yöntemler dünyanin her yerinde duruma göre sistemin devamini kollayan sekillerde uygulaniyor. Güzel bir soru , yasamin her yanini ilgilendiren, sorgulayan bir soru ve cevabini da ona , sömürüye karsi mücadelenin icinde ve verildigi yerler özelinde ama mutlaka birlesik olarak da dünya genelinde verilecek mücadelede bulmak mümkün. Örnegin, insanlarin ,emegine, kendisine, insanlara, topluma yabancilastilastirilmasiyla baglarinin koparilmasi sistemi sömürünün olmadigi yöne degistirecek mekanizmalarla donanmasinin önündeki en büyük engel. ikincisi insanlari issizlik, yari ac yari tok birakip özgürlük alanlarini sifirlamalari, üstüne bir de yoksul halklara acilan savaslar, yasam tarzi olarak bencil, egoist ve gemisini kurtaran kaptan ya da bana dokunmayan zilan bin yasasin benzeri özalvari yasam tarzinin geleceksizlestirilmis insanlara hergün pompalanmasi, en önemlisi de herseyin ama herseyin satliga cikarildigi bir sistemde, insani duygularin. vicdanin ve insan olmanin erdemi olan baskaldiri ve isyanin binbir yöntemle insanlarin elinden calinmasi ve sistemi asamayacak duvarlara hapsedilmesi.. bunlari gören bir yerden mücadele de sorularin cevaplari bizlerin bulmasini bekliyor…
baskiya,sömürüye vs. karsi verilen mücadelelerin temelinde daha fazla özgürlük arzusu vardir nitekim insan,insan olmanin farkini/tadini özgür oldugunda,kendini
özgürce ifade edebildiginde anlar..
kendini ifade edemeyen,konusturulmayan insanin durumu birkenau nazi toplama kampindan kurtulan bir yahudi´nin dedidigi gibidir;”..”..Bir esirin asıl tutsaklığı sessizliğidir, konuşma hakkı elinden alınmış bir insanın tek sahip olduğu şey acıkmış bir cesettir..”
sosyalist,kapitalist vs. fark etmez insana dogal/fitri özgürlük ALAN´ini olabildigince genis tutan,devlet (hukuk) garantisi altina alan bir sistem ile yönetilen toplumlarda devrim ortaya cikmaz cünkü gerek kalmaz..
izm,
toplumda akil,can,nesil,inanc,mal emniyetini temin edemiyorsa eger insanlar sömürülüyor demektir bu durumda kim ve hangi izm adina yapildiginin bi farki yoktur AT cöpe gitsin..
aslinda
sorulmasi gereken TEK sey
önce
ideoloji mi
yoksa
önce
insan mi ? olmali..
slm.
Zerre birşey anladığın yok.
Tam geçen yıldan bir konu. Bir yıl geçmiş hala aynı şeyleri konuşuyoruz. :))
Aynı şeyleri mi konuşuyoruz?!
Bu arada “Bir ülkenin kapitalist olması için %10 unun kapitalist olması yeterlidir.
Ama bir ülkenin sosyalist olabilmesi için %91 inin sosyalist olması gerekir.” demiş sonsuz.
“%10’u kapitalist bir ülkenin” %90’ı ne oluyor?…
“%91’i sosyalist olan bir ülke” kapitalist olmaz mı?
Burada kastettiğin % oranları ülkenin nufusu mu, toprak parçası mı nedir?…
Kastettiğim insan nüfusu oranları.