Bütün yazılmış şeyler içinde yalnız, kanla yazılmış olanı severim. Kanla yaz: göreceksinki kan, ruhtur. (…) Kanla ve özdeyişlerle yazan okunmak değil, ezberlenmek ister. Dağlarda en kısa yol, doruktan doruğadır; ama uzun bacakların olmalı bunun için. Özdeyişler, doruklar olmalı; söz söylenen kişiler de boylu poslu olmalı. Hava yeğni ve duru, tehlike yakın ve ruh sevinçli hınzırlıklarla dolu; iyi uyar bunlar birbirine.
Çevremde cinler olsun isterim; çünkü yürekliyim ben.
Hayaletleri kaçırtan yüreklilik, cinler yaratır kendine – yüreklilik gülmek ister.
Ben artık sizin gibi duymuyorum: bu altımda gördüğüm bulut, bu gördüğüm karaltı ve ağırlık, – bu sizin fırtına bulutunuzdur işte.
Siz, yükselmek isteyince yukarı bakarsınız. Bense aşağı bakarım; yükselmişim çünkü.
Sizden kim aynı zamanda güler ve yükselmiş olur ? En yüce dağlara çıkan, güler bütün acıklı oyunlara ve acıklı ağırbaşlılığa.(…) Bana diyorsunuz: “hayata katlanmak güçtür.” Yoksa ne işe yarardı sabahki gururunuz, akşamki yerinmeniz. Hayata katlanmak güçtür: siz de çıtkırıldım olmayın öyle ! Hepimiz bulunmaz eşekler, hem de kancık eşekleriz ! Üzerinde bir damla çiğ var diye titriyen gül tomurcuğuyla ortak nemiz var bizim ?Doğrudur: biz hayatı severiz; ama yaşamaya değil, sevmeye alıştığımız için.Sevgide her zaman biraz çılgınlık vardır. Ama çılgınlıkta da her zaman biraz yöntem vardır.Bana da, ben ki hayatı severim, öyle geliyor ki, mutluluğu en iyi bilenler kelebekler ve sabun köpükleri ve insanlar arasında bunun gibi olanlardır. (…)Ben ancak dans etmeyi bilen bir tanrıya inanırdım.
(Nietzsche burada Budizm’e gönderme yapıyor. Efsaneye göre Hint tanrısı Şiva, dünyayı yarattıktan sonra “tandava” hayat dansı yapmıştır.)Şeytanımı gördüğümde, onu ağır, derin, somurtkan ve resmi buldum. Ağırlığın ruhuydu o – her şey onun yüzünden düşer. Öfkeyle değil, gülmeyle öldürür kişi. Haydi öldürelim ağırlığın ruhunu ! (Nefis bir tesbit !!! Tüm dindarlara veya herhangi bir şeye, o şeyi tek ve mutlak kesinlik olarak gören ve inanan insanlara en ağır gelen şey nedir ? Gülmektir tabi ! Onlara saldırın, hakaret edin, tartışın … hepsi boşuna ! O zaman inançlarına daha çok sarılırlar. İçlerinden daha çok şehit çıkartmak için kinlenirler. Ama bir gülüş, tek bir gülüş onların sahte dünyasını yerle bir eder. İşte bu yüzden “Gülün Adı” romanında, kör rahip gülme üzerine yazılan bir kitabı yasakladı ve hayatı pahasına insanların onu okumasını engelledi. Çünkü o da gayet iyi biliyordu ki, inançlarını çeşitli kelime oyunları, önermeler ve varsayımlar kurarak savunabilirdi. Ama gülmeye karşı çok çaresiz ve yetersiz kalırdı.) Ben yürümeyi öğrendim: o gün bugün, kendimi koştururum. Ben uçmayı öğrendim: o gün bugün, kımıldamak için itilmem gerekmez. Yeğniyim artık, uçarım artık, kendi altımda görürüm artık kendimi, bir tanrı dans eder içimde artık.
Böyle buyurdu Zerdüşt.
Çıkardığım özetleri parça parça gönderiyorum. Nietzsche den Seçmeler başlığının altınada bir kitap sayfası olarak ekliyorum.
xenix
kan ruhtur,katılıyorum…
toplumların ve bireylerin ruh yapısı farklılık arzettiğinden böyle bir anlayışla toplum yapılamasına gidilebilirmi?
Ben tam sorunuzu anlayamadım ali bey.
xenix
tarihte bazı simalar
üstün-öncü insan tipine inanarak
bu pek-çok toplumda oluşmuştur…
halkın anlayıp-kavramlaştıramayacağı bakış açısı geliştirmişlerdir..
nietzcheyi yanlış anlayanlar içinde hitler -ahlak tanımayan bazı guruplarda vardır…
şiiliğin-hıristiyanlığın öncülerine yüklenen yanlış yakıştırmalar gibi…
halbuki sosyal yapı ,vasat belirli kıstaslar ister…
ekmeğini kazanacağı yasal bir düzen ister
bu öncüler ,bencede gerçekten öncüdür…
ancak halkla buluşmaları zordur…
ancak toplum kriterleri ve gücü,reel bir durumdur..
Zaten Nietzche’nin kendiside söylemiştir, “Erken gelmişim,” diye. En az bir 150 yıl sonra gelmeliydim diye. Öncülerin halk seviyesine inmesine katılmıyorum fakat. Bugün halkın seviyesine inmeyi ve toplum kriterlerini göz önüne alırsanız, televizyonlardaki sabahtan akşama kadar olan programlara döner yapacağınız iş. Halkın ne istediği bellidir. Siz öncülüğünüzü ne kadar üstten yaparsanız ortalamayı o kadar yukarı çekmiş olursunuz. Bu yüzden halkla buluşmak için ortalamaya yaklaşan öncüler her zaman kaybetmişlerdir.
xenix
Mustafa Kemal Atatürk’tür.
Değişimler yavaş yavaş olmaz. Yavaş yavaş olan değişime hazırlıktır.
xenix
Cumhuriye sistemi,nihai anlamda insanlığın gelebileceği en yüksek aşamadır…
günümüzde ,insanlığın birikiminin verileri incelendiğinde
insanlık hak-hukukunu ve medeniyeti insan bazında ele almanın gereğidir….
türkiye ,önemlidir…
temel-hak ve özgürlükler(düşüncenin her alanında)ile ideal bir cumhuriyetin yapılanması samimi özlemimizdir…
tarih içindeki tüm sosyal yapılanmalar
aslında tam cumhuriyet özlemindendir…
mustafa kemal de ,bunu görmüş ve bunu hedeflemiştir….
aydın ve halk hem ayrıdır
hem birliktedir…
çünkü her ikisininde ,dogal ihtiyaçları vardır…yani beşerdirler…
ancak;ilimde-inançta/sannatta-felsefede adil-yetkin ilerleme halkın ugraşısı değildir…
ancak AYDIN bunu halkın-insanlığın lehine kullanan dır…
erek,topyekün insanlığın gelişimi-insanlaşmasıdır…
zulüm-karanlık herkesi ilgilendirir…
şöyle bbir söz vardır..
sanat sanat içinmidir
halk içinmidir….diye sanat halk içindir…
ancak aydın ,kendini bilmeli yerini adam gibi korumalıdır…
bugün
galilenin
nevtonun
einsteinin
yaptığı hizmetler topluma inmeseydi
halimmiz nice olurdu?
günümüz itibariyle pek çok yaşam biçimi vardır….
özellikle TÜRKİYE GİBİ ÜLKELERDE BU DURUM SIKINTI YARATIR…
eğer bu yaşam tarzlarına sahip insanlar
evrensel hukukun gerçek kriterlerini baz alıp
kendini veya bağlı olduğu guruplarını belirlyerek gelirlerse,
sorun için çözüme doğru adımlar evrim içinde sürer….
Sanat konusunda sitemizde yetkin isimler var. Onların görüşlerini almak lazım. Sanatçı halktan ne kadar ayrıdır, ne kadar içiçedir bilemiyorum. Einstein, Galileo, Newton elbette çok şey katmışlardır ama acaba kattıkları halka inmiş midir? Bugün dünya halkının yüzde kaçı Görelilik Teorisi ni biliyor? Sorgulamak lazım.
xenix
bu konuda batı veya dogu tarihsel gelişim evrelerini hıristiyanlıktan
bu tarafa incelediğimiz zaman görürüzki
aydınlanmadan
postmodernite
aşamasına değin
inssan davranışları çeşitlenmiş ve renklenmiştir,,,
moderniteden evrilerek gelen post-modern yaşam birey ve toplumlara girmiştir…
fransız devriminden 2.dünya savaşına degin ki bloke düşünce ve yapılanmalar yerini ayrıcalıklı yapılanmalara bbırakmıştır….
kapitalizm ehlileşerek farklı tonları içine almıştır…
sömürgeci-vahşi kapitalizm cicileştirilmişir…..
bu halktada görülmüyormu….halk bilmeyebilir ancak bunları yaşıyor….
Acaba zerdüşt stephen meyerin alacakaranlık, yeniay ve tutulma isimli kitaplarını mı okumuşta ”kan ruhtur” diyor:))))
”Hepimiz bulunmaz eşekler, hem de kancık eşekleriz ! Üzerinde bir damla çiğ var diye titriyen gül tomurcuğuyla ortak nemiz var bizim ?Doğrudur: biz hayatı severiz; ama yaşamaya değil, sevmeye alıştığımız için.Sevgide her zaman biraz çılgınlık vardır. Ama çılgınlıkta da her zaman biraz yöntem vardır.Bana da, ben ki hayatı severim, öyle geliyor ki, mutluluğu en iyi bilenler kelebekler ve sabun köpükleri ve insanlar arasında bunun gibi olanlardır. (…)Ben ancak dans etmeyi bilen bir tanrıya inanırdım.”
” tek bir gülüş onların sahte dünyasını yerle bir eder.”
”Ben yürümeyi öğrendim: o gün bugün, kendimi koştururum. Ben uçmayı öğrendim: o gün bugün, kımıldamak için itilmem gerekmez. Yeğniyim artık, uçarım artık, kendi altımda görürüm artık kendimi, bir tanrı dans eder içimde artık. ”
Almak isteyene o kadar çok şey sunulmuş ki… Zerdüşt’ün her bir kelimesinde bin anlam gözlerimizin içine baka baka bize sırıtıyor.
Merak ettim şimdi:))) Zerdüştün bilinen anlamının ötesindeki anlamı ne olabilir?