PC’de yeni bir uğraş

Merhaba,

Uzun ve hızlı yazmakta zorlandığım için Ekim 2011’den bu yana sanal klavye ya da Windows’un (C:\WINDOWS\system32\osk.exe) ekran klavyesini -bazen de ikisini aynı anda- kullanıyorum. Bu nedenle forum, blog vb. ortamlara aktif olarak katılamıyorum. Polemiğe varan tartışmalardan da uzakta kalmayı yeğlemek durumundayım. Ama aşağıdaki gibi PC başında yaptığım işleri anlatmak için bile bu ortamlara ihtiyaç var.

Ayrıca, çoook uzuuun ve akıcı olmayan yazıları okuyamıyorum da. Ama onun nedeni klavye değil, elbette.

Selüloz (basılı) yayınları okumayı bırakalı da çok oldu. Ama PC’nin başında hiçbir şey yapmadan durulamıyor. Ek olarak (ve daha önemlisi) kitaplardaki yazım, çeviri ve dizgi hataları oldukça rahatsız eder beni. Selüloz kitapların yerini elektronik kitaplar aldığında bunlara bir de tarama hataları ekleniyor. (Hatta çok kişinin yakındığı ‘İnternet Türkçesi’nin giderek daha da bozulmasında bu hataların payının oldukça büyük olduğunu düşünüyorum. Ama o ayrı bir yazı/blog konusu olabilir.)

Benim gibi düşünen çok kişinin olduğuna inanıyorum.

Bu yüzden yorucu ama keyifli bir uğraş edindim.

Netten indirdiğim e-kitapları -deyim yerindeyse- redakte ediyorum. İşleri tamamlandığında yani okunur hale geldiğinde internete tekrar göndereceğim/gönderiyorum. Hem okuyor, hem de başkalarının okurken aynı problemlerle karşılaşmamalarını sağlamaya çaba gösteriyorum.

Kitabın orijinalinin bulunması elbette hataların daha kolaylıkla düzeltilmesi bakımdan daha yararlı olacaktır. Ama her zaman olmuyor bu. O yüzden zaman zaman birkaç kaynakla çalışmak durumunda kalıyorum.

e-kitapların bir avantajı daha var: Çokça kullanılmayan, herkesin bilmediği ilginç konularda, metinin üzerine köprü ya da dipnot düşerek link vermek mümkün. Genellikle sözlük ya da ansiklopedi siteleri oluyor bunlar ama YouTube’dan bile link verdiğimi biliyorum. Böylece hem daha okunabilir hale geliyor, hem de bambaşka bir dünyanın içinde bulabiliyorsunuz kendinizi…

Yaptıklarımın bir tür inovasyon gibi olduğunu düşünüyorum. Orijinalinden çok farklı oluyor. Kopyala-yapıştır olmuyor yani. Hiç yoktan yeni bir şeyler yaratmak değil ama başkalarının eserlerine çeki-düzen vererek ortaya yeni bir şeyler çıkarmak gibi de düşünülebilinir.

Belki başka yapanlar da vardır ama ben rastlamadım.

Bir de avantaj mı yoksa dezavantaj mı olduğuna henüz karar veremediğim bir durum var… En başta da dediğim gibi; bu uğraşa başladığımdan beri hep sanal klavye kullanıyorum. Henüz yeterli hıza ulaşamadım ama çoğu zaman daha pratik oluyor gibi…

Bütün bu işlemler; bazen öyle keyif verici oluyor ki… Bir bilgisayar oyunu oynarken ya da sevdiğiniz bir işi yaparken zamanı nasıl unutuyorsanız; aynı duyguları yaşayabiliyorsunuz. Kitapların/e-kitapların az okunmasını ve Türkçenin giderek yozlaşmasını sorun edinen herkese bu uğraşı öneririm.

Elbette bütün dikkatime rağmen gözümden kaçan hatalar olmuştur/olacaktır. Hatta farkında olmadan yaptığım hatalar da mevcuttur. Bunlar için şimdiden özür diler; ayrıca yazarlara, çevirmenlere, basanlara ve tarayıp internete gönderenlere, buradan teşekkürlerimi sunarım.

Kitap türü/yazar ve kitap ismi olarak önerilerinizi bab.ekitap@gmail.com adresime beklerim. Elbette varsa başka önerilerinizi de yazarsanız sevinirim. Ek olarak, gözümden kaçmış hataları işaretleyip gönderirseniz mutluluğum birkaç kat artar.

Burada tartışmak istediğim bir kaç konu var.

  • “Redakte” sözcüğü doğru mu? “Editasyon” ya da başka bir şey de olabilir mi?
  • Telif Hakları Yasası ile bir sorun yaşanır mı?
  • .doc formatında hazırlıyorum. Ekitap için uygun mu, başka formatlara da çevirmeli miyim?
  • Tamamlanmış e-kitapları nete geri gönderirken hangi paylaşım sitesini/sitelerini kullanmamı önerirsiniz? (Gerçi ilk kitaplarda hotfile.com’u tercih ettim ama…)

Bu tür çalışmaların etkili olabilmesi için ekip halinde yapılması gerektiğine inanıyorum. Ancak, sanal dünyada ekip çalışması o kadar zor ki! 🙁 Yine de bu tür bir imece çalışmasına sıcak bakabileceğimi belirtirim.

Yazımın sonunda -bence- bazı önemli noktalara değineyim:

  • Polisiye ve bilim-kurguyla başladım ama konu ve yazar sınırlaması -en azından şimdilik- yoktur.
  • Günlük en çok 25 sayfaya çıkabildim ama ortalamam 15 civarında. Bu sayı çok düşük görülebilir ama salt okuma ya da hata düzeltme işlemi yapmadığım takdir edilmelidir.
  • Times New Roman yazı tipi, selüloz/yazılı medyada daha uygun bence. PC’deki uzun yazılarda gözleri yoruyor. Bu nedenle, bu işlemlerde -genelde- Verdana yazı tipini 11 punto olarak kullandım.
  • Hatalardan örnekler vermek istiyorum:

TARAMA HATASI ÖRNEKLERİ:
Anacreon’daki tapmaklarda da => Anacreon’daki tapınaklarda da
asunder => aslında
ovucumda => avucumda
kızm => kızın
san => sarı (en çok da bu hata türü problem oluyor. Çünkü her ikisi de doğru! Ama tarayıcı okurken “rı”yı “n” okumuş… Anlam tamamen değişiyor tabii…)
BASKI HATASI ÖRNEĞİ:
kedi ulaşamadağı ciğere => kedi ulaşamadığı ciğere
ÇEVİRİ HATASI ÖRNEĞİ:
Belki Greta benimle evlenmeyi isteyecek ama… böyle bir şey olacağını pek sanmıyorum => teklif
Belki Greta benimle evlenmeyi istemeyecek ama… böyle bir şey olacağını pek sanmıyorum.

  • Tabii, bu arada sayfa numaraları, kelime bölen tireler vb. gibi ayrıntıların da ortadan kaldırılması gerekiyor.

Bitirdiğim kitapları aşağıdaki linklerden indirebilirsiniz:

https://hotfile.com/dl/151124036/acf590c/Agatha_Christie___Dou_Ekpresinde_Cinayet.rar.html

https://hotfile.com/dl/151126881/643b11c/Agatha_Christie___Gece_Yars_Cinayeti.rar.html

https://hotfile.com/dl/151127558/7d50df2/Arthur_C._Clarke_-_UZAY_EFSANELER.rar.html

https://hotfile.com/dl/151130421/28688ef/Emile_Zola_-_Germinal.rar.html

https://hotfile.com/dl/151835873/019ba31/Aye_Kulin_-_Sevdalinka.rar.html

Şu sıralarda Yaşar Kemal’in İnce Memed dörtlemesi var elimde. Bitince ekleyeceğim buraya. Sanırım Mayıs ayını bulur.

21 yorum “PC’de yeni bir uğraş”

  1. Böyle bir şey yapmak için en başta vaktinizin bol olması gerekir. Bir de çeviri yapıyorsanız çevirdiğiniz dile ve Türkçe’ye hakim olmalısınız. Yazım ve imla yanlışlarından tutun da edebi yönüne kadar ciddi beceri ister çeviri.. Arada bir yapıyorum mesleki çeviriler ve gerçekten de bittiğinde “ohhh bee bi daha hayatta yapmam” diyorum :)) Hele de alanım olmayan bir meslekse.. Bir kelime hatası bile çok şey değiştirebiliyor..

    – “Redakte” sözcüğü doğru mu? “Editasyon” ya da başka bir şey de olabilir mi?” demişsiniz. “redacted” kelimesi İngilizce’den Türkçe’ye geçmiş.Aslı -yanılmıyorsam- Latince’dir. Ben ikisini de tercih etmem eğer Türkçe yazıyorsam… Türkçe’de “düzenlemek/düzenlemek” kelimesi hem edit hem de redacted anlamını karşılar 🙂 Gerçi edit ile redacted arasında fark var ama olsun..

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  2. Telif sorunu yaşama olasılığınız yüksek.
    Bu olasılık olmasa da bunu sizin gözönüne almanız gerekir.
    Yazarının izni olmadan onun bir yapıtını, siz, onun onay vermediği bir tarzda yayına sokuyorsunuz. Bundan hoşnut olacak bir yazar da çıkabilir belki ama yazarının ya da yayıncısının izni gerekir.

    Kitap mı tarihe karışıyor, tarih mi kitaba karışıyor yoksa?…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  3. İlgi gösterdiğiniz için teşekkürler Sayın G Milat ve Sayın AKTAŞ Hoca’m.

    “Zaman” konusundaki en büyük problemim “hız” konusunda. Sanal klavye ne kadar gelişmiş olursa olsun, yavaş ve yorucu oluyor.:( Boş zamanım bol sayılır.

    Aslında amacım; yeni bir yol açmaya çabalamak ve alternatif arayanlara “bak bu yol da var” demek. Ama hayli zor bir iş galiba…

    İşin içine girdiğimde tarayıp internete gönderenlerin, basanların, çevirenlerin hatta yazanların öylesine büyük hatalarını gördüm ki, “niye az kitap okunuyor”u dert edinen herkesin bu işe gönül vermesi gerektiğini düşünmeye başladım. Tabii altyapı (G Milat; “çevirdiğiniz dile ve Türkçe’ye hakim olmalısınız” demiş…) çok çok çok önemli!

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  4. AKTAŞ Hoca’m,

    Uyarılarınız için teşekkürler. Dikkat edeceğim.

    İnternet çağında mülkiyet tartışmaları öyle komiğime gidiyor ki… Adamlar bunu protesto için (bence tabii) “copymism” dinini icat ettiler…:))
    Neyse… Bu tartışmaların da “evrimini tamamlaması” gerekiyor herhalde.

    Yukarıdaki resim çok anlamlı geldi bana. Saati tersine çeviriyor!

    Bir de bu konuda aylar önce bir blog yazmıştım. Bir parçası şöyleydi “… bu gidişle kitap da -ünlü benzetmedir- karasabanın pulluğa karşı savaşında “Taaarih ol”ması gibi müzelik olacaktır bir gün.. Daha da gelecekte -Matrix’deki gibi- “okumak” eylemi de son bulacaktır.. Gerektiği zaman, kütüphaneler dolusu bilgiyi, anında, beynine yükleyebileceksin. Okumaya gerek kalmayacak.. Hatta kitaplar tablet gibi olacak.. Suyla birlikte yutacaksın.. Ya da eritip içeceksin.. 
    Her neyse.. Daha çok var o günlere.. 
    “

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  5. BA,

    Baa bak bi:)

    Senin yazınla ilgili düşünürken “internet kütüphaneciliği” diye bir söz düştü beynime. Buraya yazarken de Googleda bir taradım bu sözü. Benden önce düşünenler de olmuş ama içeriklerini fazla araştırmadım. Benim usumdan geçen şu:

    Yazarından ya da yayıncısından izin alınarak kitaplar elektronik ortama aktarılacak ve isteyen buradan kiatabı okuyabilecek, kitaptan alıntı yapabilecek.
    Bir çok tartışmada “alıntı” yapmak için kitaba sarıldığım olmuştur. Ya da geçmişte okuduğum bir kitaptaki bir bilgiyi yeniden kontrol etme gereksinimi duymuşumdur. Ama kitaplarımın çoğu kayıp, yeniden elde etmek bir hayli zor olmakta. Oysa böyle bir kütüphane olsa hemen kaynağa ulaşma olanağı olur.

    Bence sen de bu çalışmanı böyle bir hedefe doğru yönlendirmelisin.

    Bunlara erişim nedeniyle küçük kazançlar elde etmek de olası olabilir. Bu kazancı da kendin, yazarlar ve yayıncılar arasında bölüşürsünüz.:)

    Neden olmasın?…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  6. AKTAŞ Hoca’m,

    Güzel düşünceler, teşekkür ederim.

    Benim yaptığım biraz farklı ama. Tam olarak şu: e-kitapları PC’de baştan sona okuyup, gözüme çarpan hataları elle düzeltmek! Yani bir parça “içeriğine dokunuyorum” kitapların!

    Elden geçirdiğim kitaplar henüz az sayıda da olsa, kimilerinde gördüğüm şu: RESMEN DİL KATLİAMI yapılmış! İlk mesajımda örnekler vermiştim. Bunlar ve benzerlerinden yüzlerce var. Ve ne yazık ki yeni kuşağa “su-i misal” oluyor bu!

    Elbette “izin” olayı önemli ama o katliamı gördükten sonra yazarına da, çevirenine de, basıp yayınlayana da, tarayıp internete gönderene de basıyorum kalayı! Bu ne sorumsuzluktur yaa! 🙁

    Tamam! “Mükemmel” olmak gibi bir iddiam yok ama Türkçeyi hatalı kullanmakla her zaman, her yerde ve her koşulda savaşmalıyız diye düşünüyorum. Bence yazılı iletişim görüldüğünden ve tahmin edilenden çok çok önemli! Hiç basite almaya gelmez!

    Bağışlayın. Çok doluyum bu konuda. Konfüçyus yüzyıllar önce söylemiş: “Bir ulusun bütün yönetimi bana bırakılsaydı, ilkin dilini düzeltirdim. Çünkü, dil düzgün olmayınca söylenen anlaşılmaz ve yapılması gereken yapılmadan kalır, böyle olunca töreler ve sanat geriler, adalet yoldan çıkar, halk çaresizlik içinde kalır. İşte bundan dolayı söylenmesi gereken başıboş bırakılamaz. Bu her şeyden önemlidir.” Biz hangi aşamadayız dersiniz?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  7. Konfüçyus’u doğrulayan örnekleri sık sık yaşıyoruz.
    Bu tümceyi bir de Temel’e yazdırabilirsin:))

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  8. Temel yurt dışına çalışmaya gidiyormuş. Fadime Temel’i uğurlarken “Bana sık sık mektup yaz” demiş…

    O fıkradan esinlenerek şaka yaptım ama, bu forumda bile dil bilmemezlikten kaynaklanarak, ek olarak dilin uygulama araçları diyebileceğim, noktalama imlerinin anlamını bilmemekten kaynaklanarak, insanların bir tümcelik iletiyi itin deri sürüdüğü gibi sürüye sürüye, birbirlerini sürüye saydıklarına tanık oluyoruz…

    Tüm bunlara çeviri yanlışları, harf yanlışları ekleniyor…
    Elektronik kitaplarda (pdf mi diyorsunuz?) “r” ile “ı” “n”ye dönüşüyor. “-rın” sesleği oluyor ” m”…

    Aslında ilginç bir tümceniz var: “İnternet çağında mülkiyet tartışmaları öyle komiğime gidiyor ki…”

    Bu tümceniz tartışılabilir. Tartışılmalıdır. Yazar neden yazar, düşünür neden düşünür? Matematikçi neden hesaplar, neden ölçer, terzi neden biçer?

    “Terzi neden biçer, diker?” sorusunu kolay yanıtlarız ama düşünür neden düşünür sorusu bir hayli düşündürür.
    Peki forum sakinleri bu konularda ne düşünür?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  9. Başarılar dilerim sana, çok ilginç bir uğraş bulmuşsun. Ben sonsuzun yaşlı üyelerindenim, herhalde yılların getirdiği bir alışkanlık, camdan, bilgisunar ekranlarından okumayı sevmiyorum. Gazetemi elime alıp, kahvemle, çayımla koltuğuma rahatça uzanır durumda yatmayı, kitaplarıma dalıp saatlerce okumayı çok seviyorum. Bazen aynı yazıyı hem internetten hem de gazeteden okuyorum ve internetten okuduğumda aldığım haz çok az maalesef.

    Kolay gelsin, hoşça kal.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  10. Teşekkürler.

    Aslında biraz alışkanlık, biraz tercih meselesi… Yeni kuşak PC kuşağı oluyor. Baksanıza eğitimde bile tablet PC çağı başlıyor. Bizden sonrakilere bir alternatif de ben sunayım dedim.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  11. Dikkatimi uzun süre birşeye odaklayabilmem için ,o şeyin çok çok çok.. ilgimi çeken birşey olması gerekiyor..Dolayısıyla bu tarz bir emeği ben asla veremem..Başlasam bile yarım bırakırım..Benim zihnim düşünceler dünyasında ışık hızında gezmeye programlı ve aslında çoğu zaman bu iyi birşey değil..Bu yüzden nakış işler gibi çalışabilen insanlara heer zaman gıpta ederim.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  12. e-kitap, kitap okuma aracı olarak değil de, kaynağa hızlı erişim açısından önemli.

    Bazı kitaplar vardır, yanı sıra bir kaç kitap daha okumadan okuyamazsın. Kitabın içinde bir yığın alıntı vardır başka kitaplardan. Ama sen alıntının biraz daha ilerisine gerisine bakmak gereksinimi duyarsın. Bakmak istersin alıntıyı içeren kaynak kitaba. Ama araki bulasın o kitabı. Ben bir kaç sefer kütüphane taramak zorunda kalmıştım. (Uyanan merak ayağa kalkmaya görsün. Gidermezsen huzur bulamazsın. Dini imanı olmaz ayaklanmış merakın…) İşte böyle anlarda bir “TIK” ile kaynağa ulaşıp rahatlamak müthiş bir doyum olsa gerek…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  13. Gerçi ilk versiyonlar aşağıdaki işe yarıyormuş ama…: 😛

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  14. Kesinlikle Türkiye’den bir resim. Dünyanın bir başka yerinde “imkansız”!:))

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  15. Türkler zeki derdi bir hocamız çayı karıştırmak için hiç bir şey bulamazsa gözlüğünü kullanıyor ama bir yabancı ne yapsam diye oturup düşünür :))

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  16. resim süper ..ben fonksiyon diye buna derim.:))

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  17. Ha ha ha. Evet.
    Photoshop da olabilir ama sevimli geldi.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  18. Fıkrayı tahmin ettim ama tamamını bilmiyorum, Google’da da bulamadım. Zahmet olmazsa sizden dinleyelim Hocam…

    Pdf, e-kitaplarda kullanılan yaygın (sanırım ücretsiz olduğu için) bir format türü. O seslem karışıklığı tarama programlarından (OCR) geliyor. İşte bunların tek tek elle düzeltilmesi gerekiyor.

    Gerçi bunun için ayrı bir forum başlığı bile açılabilir ama kısaca değineyim: Nazım Usta, Bedrettin Destanı’nda koymuş noktayı:

    “…
    Hep bir ağızdan türkü söyleyip
    hep beraber sulardan çekmek ağı,
    demiri oya gibi işleyip hep beraber,
    hep beraber sürebilmek toprağı,
    ballı incirleri hep beraber yiyebilmek,
    yarin yanağından gayri şeyde
    her yerde
    hep beraber!
    diyebilmek
    için
    …
    ”

    Düşünürler de bunun için düşünüyor olmalı, yazarlar da bunun için yazıyor olmalı işte…

    Ama bu şiiri almak için gittiğim sitede şöyle bir açıklamayla karşılaştım: link to nazimhikmet.info

    Beni -acı acı- güldürten bu oluyor.:((

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  19. Okuma aracı olarak da önemli, Hocam…

    Öyle programlar var ki sadece mürekkebin ve kâğıdın kokusu eksik. Kâğıdın hışırtısını bile ses olarak vermek mümkün. Artıları ise sayılamayacak kadar çok.

    Sürekli gelişen bir sektör. Saklama sorunu yok! Ufacık bir FlashDisk’e bir kitaplık dolusu kitabı sığdırabiliyorsun.

    Yazının tipini, boyunu kafana göre ayarlayabiliyorsun. Daha önemlisi internetin herhangi bir yerine bağlantı kurabiliyorsun.

    Sadece masaüstü PC’si olarak düşünmemek gerek! Laptoplar var, tablet PC’ler var, ipadler var, androidler var. (Son 3’ünü ben de görmedim ama duydum. Son versiyonlarını öve öve bitiremiyorlar.)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  20. :):)
    Haklısın Hocam. Ne diyeyim?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.