Rüya boyutundayken gördüklerimizin birebir gerçek olduğunu biliriz.
Sonra uyanırız ve bunun gerçek olmadığını farkederiz.
Peki ama , neden tekrar uykuya daldığımızda ve rüya gördüğümüzde , yine aldanıp rüyanın gerçek olduğuna inanıyoruz ?
binlerce kez uyanıp rüyanın yalan olduğunu öğrenmemize rağmen .
Acaba biz bunu bir türlü öğrenemedik mi ?
Yoksa biz uyanıkken de uykuda mıyız ?
Şöyle de düşünebiliriz :
biz gözlerimizi kapatıp hayal kurarken , aslında bu hayallerin gerçek olmadığını bal gibi biliriz.
Peki acaba rüya alemindeyken de aynı bilinçli şekilde rüyalarımızın gerçek olmadığının farkına varabilir miyiz ?
Rüyalarımızı kontrol edebilir miyiz ?
Şu başlıklarda konuşulmuştu buna benzer şeyler.
link to sonsuz.us
link to sonsuz.us
İlginizi çekebilir.
Ben saçma sapan rüyalar görmeye başladım.
Geçen sefer F1 yarış arabası almışım.. diye anlatmıştım.
Hiç kendime yakıştıramadım.
Hani insan bi deniz kıyısına filan gelir.. bakar ki süt gibi beyaz deniz, köpükler mavi.. sonra pembe bi martı uçar, ağzında sapsarı bi yengeç olur.. sonna ne bileyim, gel-git olur.. deniz çekilince etraf yumurta dolar, kumdan tepeler fısıldar..
…şeklinde filan görür de insan, wouuuv neyim dersin..
Yok ama benimki F1.
Yüzeyselliğe, çapsızlığa, tüketim kültürüne vs. bakar mısın?
Hocaya şıha bile anlatılmaz valla..
-Ne gördün bakem?
-Efbir arabası hocam..
-Neiy?
🙂
Evelsi günkü rüyama gelince;
Galatsaray iki süper transfer daha yapmış!
İlki Real Madrid’in kalecisi Casiliias, diğeri de İtalyan milli takım kalecisi Buffon..
Flaş flaş diye televizyona çıktılar.
Len dedim zati Muslera da var, uruguay milli takım kalecisi, e şimdi bi de bu ikisi… manyak mıdır hasta mıdır nedir bunnar..
Pöff..
Ne kadar çapsız rüyalar görüyorum, üzülüyorum valla.
Gerçeklik nedir ? önce bu konuyu irdelemek lazım,bence…! 🙂
Gerçek sandığımız bu yaşam da bir rüya ve bizler rüya içinde rüya görüyor olamazmıyız…? 🙂
Peyote nedir durum?
🙂
Sevgili gamaro,
rüya yorumcularına göre F1 rüyan hiç de çapsız değil. Deniyor ki;
“rüyada görülen bir araba genel olarak hayat yolundan bahsediyordur. O arabanın ne şekilde olduğu, cinsi, kişinin arabanın neresinde oturduğu önemlidir. Hayatınızın kontrolünü kendi elinize almak istemediğinizi gösterebilir bu rüya. Muhtemelen evlisiniz ve hayatın tüm kontrolünün bütünüyle sizde olması sizi endişelendiriyor ve korkutuyordur.”
Vayt:)
F1 yarış arabasını almışım, ama sonra onu nereye parkettiğimi bulamıyorum. Hatta aldığımı bile unutmuşum, birisi diyo ki yav sen bi araba almıştın filan, ondan sonna hatırlıyorum, o da hayal meyal. Sonra başlıyoruz aramaya, o garaj senin bu garaj benim, tüh burda da yok, hadi ötekine bakalım, vesaire derkeeen… Ya sahiden almış mıydım, almıştın tabi almıştın..
Şimdi nolcek?
🙂
Ayrıca hem Muslera, hem Casillias hem de Buffon’u kaleci olarak almak neyi gösteriyor?
Üçü de dünya çapında kaleciler ama, dünyada hiçbi takım böyle üç kaleciyi birden almaz.
Saçmalık yani, ayrıca mesarif olur..
Bu nedir o zaman?
Doyumsuzluk mu?
Yoksa yoksa..
Uçucu* mu?!
Hahaha ha:))
Gamaro ; 🙂
Rüyanızı yorumluyorum gülmeyin 🙂
Hayatta, mümkün olabildiğince hızlı ve kaliteli yaşamak istiyorsunuz ama çevreniz sizi dizginliyor. 🙂 bu da sizin canınızı çok sıkıyor.
Gol yemek bir kaleci için en kötü şeydir.
Siz hayatta çok gol yemişsiniz. Sizin futbol takımınızın savunması çok kötü.
Savunmaya pek önem vermediniz 🙂
ancak Zurnanın Zırt dediği yerde önlem almak aklınıza geliyor .
Beğendiyseniz devam ederim 🙂
Çok vurdular bana haklısınız, çok aldatıldım, kullanıldım, sevgimi verdim karşılıksız ama hep ihanet hep ihanet, güzelsin dediler çok çabuk sevdiler hoşuma gitti tabi inandım ama sonra hemen gittiler, ezik oldum onun için dedim ya ihanet kokuyordu her erkek, bunun için böyle buralarda tatmin etmeye çalışıyorum kendimi ondan yani. Ayrıca çevre de dinginliyor beni, doğru.. koca ömür geldi geçti içimdeki asi çocuk gün göremeden soldu bitti. Ders alın benden sakın ha hemen vermeyin filan..
:))
güzel kadınların kaderi budur.
Etrafta çok fazla Romeo var .İçleri kanalizasyondan daha pis.
Güzel kızlar bu romeoların hepsinin tadına bakmak isterler 🙂
Romeolar da bunların tadına …
Oysa , mahallenin arka kısmında , pırıl pırıl kalbi olan bir notre dame , tüm hayatını bu güzel kıza feda etmeye hazırdır. Güzel kız ise kördür ve dışa aldanır .Notre yi görmek bile istemez :)Tiksinir ondan, umursamaz …
Notre aşkından için için yanarken , güzel kız
Romeolara kapısını sonuna kadar aralar, aralar da , her Romeo kanalizasyonunun kapağını açar iş işten geçmiştir 🙂
Sonra güzel kız başka bir Romeo nun peşine düşer. Bu böyle sürer gider.
80 yaşında hiç evlenmemiş bir adam ölüm döşeğindeyken , etrafındaki adamlar sordular :
Bunca yıl hiç evlenmedin. Bunun bir sırrı olmalı. Ölmeden önce bunu bize söyle!
adam :
Evlenmedim çünkü mükemmel bir kadın arıyordum!
etraftakiler :
iyi ama dünyada milyarlarca kadın var.Hiç mi mükemmel birine rastlamadın ?
adam:
rastladım
etraftakiler :
Ee ? o zaman niye evlenmedin ?
adam :
çünkü o kadın mükemmel bir adam arıyordu !
…
güzel kadınlar , dünyanın tüm güzelliklerini Hak eder 🙂
Çirkin kadın yoktur.
🙂
İçi dışı bir güzel olan erkeği bulamayan çok ” özgür kız ” var ormanlarda .. :))
Hikayedeki notre sembolik sembolik 🙂
Öyle kamburlar yok şimdilerde 🙂
Bu nedir şimdi annamadım.
Kamburum çok feci, ama ben bilirim gerçek sevgiyi..
Filan mı?
Ben ironi yapmıştım yau:)
Valla ne diyeyim..
Güzel bi kadın olarak hiçbi kambura borçlu hissetmiyorum kendimi.
Hele ki mahallenin arka kısmında kalıp, bi de üstüne güzellik düşmanlığı yapanlara hiç..
Neymiş.. onlar güzelmiş ama içi foseptik..
Ya kendi?
Aşk ve sevgi uzmanı mübarek!
Ha bi de duru:)
Ama keşfedilmemiş bi türlü..
Peah..
Bu nası bi psikolojidir yahu?
Neyse:)
Bütün Romeo’larımdan allah razı olsun, hepsi hem güzel* hem de akıllıydı.
Yani maydanoz..
Bazen Artha’laşıyorsun valla:)
Yahu canısı..
Senin Notre sembolikse benim kambur da sembolik:)
Benim anlamadığım;
Ormanlardaki özgür kızlar neden birilerinin dilinde dolanır?
Nedir bu yahu, çevrecilik ruhu filan mı, zannedersin ki Bengay aslanının soyu tehdit altında da.. yazık oluyo hani, aman ne yapsak ne yapsak?!
🙂
Hele bi de güzelse bunlar, neden birileri çıkar da güzel olabilirler ama sevmesini bilmiyorlar… diye başlar?
Mahallenin arka kamburu (sembolik olarak pek tabii:) neden sevgi timsalidir de, Romeo’lar hep foseptik kokar?
Seni sevsem, sana gelirdim, onu beğendim ona gittim.
Eee?
Sevmeyi mi bilemedim?
Ya kime vereydim?
İç sesi “bana” olan kambur’a mı?
O zaman lağıma düşmezdim kesin.
Bak böyle deyince de şalter atar:)
Ha bi de..
Belki farkında değilsin ama..
Kapıcının o yüreği saf, tertemiz kızı, seni inanılmaz seviyo valla!
Davransana!
🙂
ehuehuehueheuheuheuehuehuehe
Filmlerde de öyledir.
Salak bi oğlan vardır, ama sevgiyi fedakarlığı neyim.. süper bilir.
Sonra okulun beyzbol takımından bi herkül gelir.
Kız önce aldanır.
Herkül’le takılır.
Lakin niyeyse.. bu herküller hep dallamadır.
Zamanla anlaşılır.
Geçin bunnarı yahu..
Okumuşsun ama adam olamamışsının bi başka versiyonu.
Diyorum ya;
Kapıcının o saf, tertemiz kızı, pıtır pıtır çarpan sevgi dolu yüreğiyle süzüyor işte seni.
Alsana aşkını.
Yok ama bu farklı..
Di mi ama?
🙂
En son Tersinim kullanmıştı :)))
Düşün artık gamaro’nun yakasından yahu 😀
Arabesk kültürün yarattığı bir durum bu. Fakat nedense herkesin içinde böyle bir duygu var. Bak Holywood filmlerine orada bile var. Kendine acımanın farklı bir gösterimi.
Batının bilimini alalım ama ahlakını almayalım demeye benziyor.
Aynen aşkım, katılıyorum sana.
Bir de ne var biliyor musun gözlemlerimden biri olarak.
Hani böyle sevdiği kadını yakışıklı, zengin veya işte basket yıldızına kaptıran çirkin çocuğun yıllarca “haklı çıktığını gösterebilmek için beklediği süre” var.
Hani en sonunda bak gördün mü o seni terketti oysa ben olsam bırakmazdım diyecek ya. Bekler durur artık. Böyle tipolojiden en az 10 tanesini şahsen tanıyorum. (Tanımasam gözlemim demezdim)
Ben de tam olarak bunu diyorum işte.
Güzelmiş ama, sevmesini bilmiyormuş, aman aman aman!
Peki ya gözden kaçan?
Hem çirkin olup hem sevmesini bilmeyenlerle kimse ilgilenmiyo sanırsam.
🙂
Ben çok kötü bir rüya gördüm, tedirgin oldum, yorumlayabilir misiniz? Rüyamda arkadaş grubumla birlikteyim, tanımıyorum ama rüyamda arkadaşlarım gibiler. Canlıyken iç organların nasıl çalıştıklarını görmek istiyorlar. Kimse gönüllü olmuyor ama ben kendimi kesiyorum onlar için. Çok tuhaf, sonu çok kötü olacak biliyorum ama sanki ilaç almışım, hipnotize edilmişim. Bir yandan kendi kendime sen ne yapıyorsun diyorum ama bir yandan hayır demeyi başaramıyorum. Büyü yapılmış gibiyim. Kendimi yavaş yavaş kesiyorum. Karnımı açıyorum, iç organlarımı teker teker çıkarıyorlar, gülüyorlar, espri yapıyorlar. Çıkardıkları organları bir daha kesiyorlar, için bakıyorlar, organlarım parça parça oluyor. En sonunda vücudum delik deşik oluyor. Barsaklarım bile parça parça oluyor. Kimse yapacak birşey olmadığını biliyor benim için, bütün organlarım darmadağın olmuş, beni öylece bırakıp gidiyorlar. Kendime çok kızıyorum, neden böyle yaptın diyorum, orada öylece kalıyorum benim için yapılabilecek hiçbirşey yok.
Kendinizi öldükten sonra tıp fakültesine bağışlayın ve organlarınızın üniversitelerde derslerde kullanılmasına izin verin. Böylece rüyanızın bir kısmı gerçekleşmiş olacaktır.