Şamanın Yolu

Aşağıdaki yazı antropolog Michael Harner’in “Şamanın Yolu” (maalesef kitap piyasada mevcut değil) kitabından alıntıdır. M. Harner antropolog olan ve şu andaki en önemli şamanlardan biridir.

Kitap için CC nin yorumu
“Muhteşem, büyüleyici… Harner gerçekten ne hakkında konuştuğunu çok iyi biliyor.”
– Carlos Castenada-

Sevgiler & Selamlar

Aki

ŞAMAN TRANSI

Şaman transı: kutsal, ilahi sahaya doğru açılan bir şuur deneyimidir. Buna yolculuk denir.
Şaman tipi transa Orta Asya ve Sibirya halklarında, Amerika yerli kabilelerinde, Kiwai papularında, Borneo Dayaklarında ve Avustralyalılarda rastlanır.
Şaman tipi trans ilkel toplumlardaki tek trans biçimi değildir ancak en olgun biçimidir.
Trans tarihsel süreci içinde ele alındığında ilkel denilen toplumlardaki ilk aşamasında henüz kollektif bir biçim kazanamamıştır. Şamanın mistik extazı (kendinden geçme çoşkunluk hali) bireysel bir davranıştır.

Transın kollektif bir biçim kazanması için organizatör bir kişinin aktif müdahalesi gerekir.
Bu kişinin transa hakim olması transın sorumluğunu üstlenmesi ve transı organize etmesi gerekir işte bu noktada transın iki biçiminden tahakkümcü biçimine geçilir.

Transa -açılmış şuur- öteki şuur, ikinci şuur halin diyebiliriz. W. James ikinci şuur halini şöyle açıklar -Bizim olağan, uyanık şuur halimiz yalnızca bir şuur tipinden ibarettir. Oysa bizde potansiyel halde, son derece farklı şuur biçimleri mevcuttur. Hayat onların varlığı akla bile getirmeden geçirilebilir. Ancak gereken uyaranlar sağlandığında bu haller oryaya çıkar. Bunlar tam olarak bilemediğimiz sahalarla uyum içinde olan o sahalarda tatbikat yapan şuur tipleridir. Kainat bütünlüğünden bu diğer şuur tiplerini bir kenara bırakarak söz etmek abes olur. Toplumumuzun bir kenara atıp bu ikinci şuur hallerini uyuşturucu kullananlar ressamlar şairler vs. keşfetmektedirler.

EKSTAZ USTASI ŞAMAN

Şamanizm her şeyden önce Sibirya ve Orta Asya’ ya ait tinsel bir fenomendir Sözcük bize Rusça aracılığı ile Tunğuz Şamanlarından gelmiştir. Kuzey ve Orta Asya’nın uçsuz bucaksız topraklarında, toplumun dinsel büyüsel yaşamı Şaman’da yoğunlaşır.

Şamanın niteliklerinden biride büyücülüktür, ama her büyücü Şaman olarak nitelenemez Bu husus Şaman’ın şifacılığı konusunda da kendini gösterir Her kabile hekimi şifacıdır, ama Şaman kendine özgü bir metot kullanır. O, trans sırasında ruhu göğe yükselmek yada cehennemi mekanlara inmek üzere bedeninden ayrılan bir trans uzmanıdır.

Şamantik transın bir tanımı da -ruhsal yolculuk-tur.

Şamanizm’i posesyon ile karıştırmamak gerekir. Karışıklığın sebebi, her iki sistemde de dinsel transın mevcut olmasıdır. Tezahürler her iki sistemde de dinsel fenomenler düzeyinde özellikle psikobiyolojik ve nürofizyolojik düzeyde birbirlerine çok benzemektedirler. Ne var ki, bu iki sistemin yapıları son derece farklıdır. Posesyonda söz konusu olan, kişiyi tamamen emri altına alan ve sujenin yerine geçen bir ruh kavramı, Şamanizm’e tümüyle yabancıdır. Farklılık ilahlarda, ruhlarda, demonlarda trans yoluyla kurulan bağlantıda kendini gösterir.

Şaman ruhlara hakim olur: yani bedensizlerle, demonlarla ve doğal ruhları ile onların araçları haline gelmeksizin bağlantıya geçerler. Ama posede şamanlar da yok değildir. Ancak bunlar istisnaları oluştururlar.

Şamanın transında posesyon söz konusu değildir. Şaman beenini bir başka ruha kullandırtmaz. Şamanın transı kendi başına yaptığı bir şuur deneyimidir. Bununla beraber şaman, gerektiğinde bir ruhla onun posedesi olmadan bağlantı kurabilmektedir.

Şamanların belirlenmesinin başlıca iki yolu vardır:
Şaman mesleğinin veraset yoluyla intikali.
İçte kendiliğinden duyulan -tanrısal çağrı yoluyla- seçilme.

Seçilme şekli ne olursa olsun her şaman ikili bir eğitimden geçtikten sonra şaman olur.
Extatik eğitim (rüyalar, trans vs..)
Geleneksel Eğitim (şaman teknikleri, ruhların isim ve fonksiyonları, kabilenin mitolojisi vs..)
Ruhların ve yaşlı şaman ustalarının üstlendiği bu ikili eğitim bir inisiyasyondur. Şamanı sıradan bir insan olmaktan çıkaran, toplunun itibar ettiği bir kişi haline getiren bu inisiyasyon eğitimdir.

ŞAMAN-IN HASTA TEDAVİSİ

Şaman dizleri üzerinde kendi güç şarkısını söylemeye başlar ve emme işleminde kendisine yardımcı olacak ruhları çağırır. Aynı zamanda içinde kum ya da su olan hastadan çıkarttıklarını tükürmek için hazırladığı sepet ya da kabı kendisine doğru çeker. Çıngırağını hastanın üzerinde sallayarak güçlüce sarkı söyler ve kendisine emme işleminde yardım edecek ruhları çağırmak için konsantre olur. Diğer grup üyeleri de bir çember oluşturarak onun çabasına güç şarkısını söyleyerek katkıda bulunurlar. Şaman hastanın içindeki zararlı, istilacı güçlerin yerini bulmalıdır. Bunun için bir kehanet tekniği kullanır. Gözleri kapalı olarak elini hastanın bedeni ve kafası üzerinde ileri geri gezdirir, hastanın bedeninin belirli bir yerinden gelen özel bir ısı, enerji, titreşim hissi olup olmadığını yavasça keşfeder. Bir başka teknikse herhangi bir titreşimi hissetmek için hastanın üstünden bir tüy geçirmektir. Şaman belirli yeri hissettiğinde ya sessizce ya da şarkıyla çıngırağını hastanın üzerinde aynı tempoda çalarken iki yardımcı ruhu çağırır. Gözleri kapalı olarak yardımcıların yaklaştığını gördüğünde Şaman onlardan ağzının içine girmelerini ister. Onlar burada Şamanın hastadan emeceği güç istilasını hapsedecek ve içlerine alacaklardır. Ve Şaman hastanın bedeninde zararlı istilayı hissettiği yeri bütün gücüyle emer. Bu elbisenin üzerinden yapılabilir ama elbisenin o bölümünü açmak ve deriyi fiziksel olarak emmek çoğunlukla daha etkilidir. Şaman bu işlemde gördüğü kötü yaratığın ağzından ve boğazından geçerek midesine gitmemesi için çok dikkatli olmalıdır. Eğer kazayla onu yutarsa onu çıkartmak için başka bir emen Şamanın yardımı istenir. Bu Şamanların partnerlerinin olmasını istemesinin başka bir nedenidir. Şaman gerekli olduğu kadar tekrar tekrar emer ve kuru kusar. Bunu bazen istemsiz şiddetli bir öğürmeyle yaparlar. Şaman her kuru kusuştan sonra işlemi yineleyecek kadar güçlü olana kadar konsantrasyonunu güç şarkısını söyleyerek ve yardımcı ruhlarını canlandırmak üzerine odaklanarak yeniler. Bu devreleri elini hastanın üzerinde ileri geri hareket ettirdiğinde ısı, enerji ya da titreşim yayıldığını hissetmeyene kadar sürdürür.

Diğer bir yöntem ise tütün tuzaklarıdır. İstilacı ruhların tütünden zevk aldıklarına ve ona çekildiklerine inanılır. Bu yöntemde tütün paketleri ya da içinde tütün olan minyatür bez keseleri kullanılır. Yerde ya da bir zeminde yatmakta olan hastanın etrafında tütün paketlerinden çember yapılır sonra saman zararlı güç istilasını hastadan çıkartmaya çalışır, zararlı güçler hasta bedenden çıkıp tütünlere geçer ve bu çalışma bittiğinde tütün paketleri bir top halinde yuvarlanır ve derhal uzak bir yere götürülür. Orada top açılır ve tütünler ağaç dallarına asılır. Böylelikle ruhlar zarar verebilecekleri insanlardan uzak bir yere dağıtılmış olur.

Başka bir yöntemse Şamanın hastanın hastalığıyla özdeşleşmesidir fakat tehlikelidir çünkü bu yöntemde Şaman hastaya zarar veren güçleri kendi üzerine almaktadır. Şaman önce hastayla hastalığı ile ilgili konuşur acısını, hissettiklerini kendi içinde hissetmeye başlar. Sonra hasta gibi olmanın nasıl birşey olduğunu, hastanın yaşama bakışının nasıl olduğunu ve hastanın sorunlarının, umutlarının neler olduğunu öğrenmeye çalışır. Şaman kendisini duygusal olarak hastayla özdeşleşebileceğinden emin olduktan sonra sağaltım çalışmasına başlamaya hazırdır. Bu noktada hasta ve Şaman insanların yerleşmemiş olduğu bir araziye gider. Şaman çıngırağı ve güç şarkısıyla koruyucu ruhunu ona yardımcı olması için uyandırır. Hasta bu aşamada onun arkasında sessiz durur. Şaman kendini güçlü hissettiğinde o ve hasta yavasça elbiselerini çıkartarak değiştirirler.

Saman hastanın elbiselerinin her bir parçasını giydikçe hastanın ağrılarını ve dertlerini üzerine almak ve hastanın kişiliğini almak üzerine konsantre olur. Şaman son giysi parçasını giydiğinde artık hasta olduğunu hissetmeye başlamalıdır. Şaman ve hasta çıngırak eşliğinde dans eder. Hastanın tamamen iyileştiğini hissedene kadar elini hastanın üstünde tutar. Eğer çalışma doğru yapılmışsa Şaman hastalık ya da acı dalgalarının üzerinden geçtiğini hisseder yani bir nevi katalizörlük yapmış olur. O anda Şaman 100 metre kadar koşar, durur ve kollarını öne doğru uzatır tüm kuvvetini hastaya acı veren ve şimdi kendi üzerinde olan istilacı gücü atmaya odaklar ve bu zararlı gücü gökyüzüne uzağa fırlatır. Şaman bu işlemin bitişini hastanın derdinin ve kişiliğinin kendi bedeninden alınması hissiyle bilir.

Şamanizm günümüzde Türkler ve diğer Orta Asya halklarının hayatını değişik oranlarda etkilemeye devam etmekle birlikte halen Orta Asya-da başlı başına bir din olarak devam etmektedir. Tatarların bir kısmı özellikle Hakasya Türklerinin hemen hemen tamamı Şamanisttir. Günümüzde Rusya, Moğolistan, Tacikistan, Kazakistan gibi ülkelerde Şamanist topluluklara rastlanmaktadır. Sayıları gittikçe azalmakla birlikte günümüzde yaklaşık 650.000 kadar Şaman olduğu tahmin edilmektedir.

(Kaynak:Şamanın Yolu – Michael HARNER)
(Çeviri:Gizem Memiç)

YouTube a erişebiliyorsanız M. Harner’in 6 dakikalık bir şifa seansını http://www.youtube.com/watch?v=fqOiqpj9D9s linkinden izleyebilirsiniz.
Erişiminiz yoksa;
1) http://vtunnel.com sitesine girip “Enter a URL to browse the internet securely” yazan bölümün altındaki kutuya yukardaki adresi yazabilir/kopyalabilir ve erişim sağlayabilirsiniz.
2) Hotspot Shield programını http://anchorfree.com sitesinden indirip çalıştırdıktan sonra tüm yasaklı sitelere doğrudan erişim sağlıyabilirsiniz (ben bunu kullanıyorum)

11 yorum “Şamanın Yolu”

  1. “Edgar Cayce

    Edgar Cayce hipnoz ile uyutularak trans halindeyken yaptığı ve kayda alınan “okumalar”la tanınmıştır. Transta iken yaptığı teşhislerde, kimi değişik vakaların tedavisi için gerekli ilaçların nerede bulunabileceğini tarif etmiş, ayrıca .. ilgili kehanetlerde bulunmuştur.

    Cayce hipnoz uykusundan uyanınca hiçbir şey hatırlamıyordu.
    Edgar Cayce küçükken hastalanmış komaya girmişti. Köyündeki doktor tüm çabalarına rağmen onu komadan çıkaramamış, bu haldeyken Cayce konuşmaya başlamış: “Enseme bir beyzbol topu çarptı. Özel bir yakı yapın ve enseme kuvvetlice basın. Acele edin, yoksa beyin zarının zarar görme ihtimali var” demişti. Sonra yapılacak yakının formülünü vermişti. Ailesi başka çare olmadığı için denilenleri uygular ve akşama doğru ateşi düşen Edgar, ertesi gün ayağa kalkar. Fakat komadayken söylediklerini hatırlamıyordu ve formül için isimlerini verdiği bitkilerin çoğunu tanımıyordu.

    Çocukluk arkadaşı Al Layne felçliydi ve ayağını sürüyerek yürüyordu. Çocukluk arkadaşının yalvarmasına dayanamayan Cayce hipnoz uykusuna yatmaya razı oldu. Bu uyku sırasında arkadaşının hastalığının nedenlerini yazdırdı. Uyanınca arkadaşına yazdırdıklarının ne olduğunu dahi anlamadığını, bunun büyücülük olduğunu, ilaçları alıp kullanmamasını tavsiye eder. Ama sekiz gün sonra Al layne’in iyileştiği bütün kasabada konuşulmaya başlanınca insanlar kendisine başvurmaya başlamıştır. Önceleri “uyurken konuşuyorum diye insanları tedaviye kalkamam” diyerek direnen Cayce, sonunda bazı şartlar ile bu seanslara razı olur. Hastaları görmeyecek, para almayacak ve uyku seanslarında bir doktor hazır bulunacaktı.

    Hipnoz uykusu sırasında hastalara koyduğu teşhisler o kadar isabetliydi ki buna hayret eden doktorlar aslında kendisininde doktor olduğunu fakat bu yola saptığını söylüyorlardı.

    James Andrews adında bir demiryolu şirketi sahibi Cayce’a gelmişti. Seans sırasında birkaç ilaç ve bir tür adaçayı suyu kullanılması söylenmişti, formülü bulmak imkânsızdı. Gazetelere verilen ilanlardan bir sonuç çıkmayınca tekrar edilen seansların birinde Cayce, ilacın çok karmaşık formülünü yazdırdı. Bu arada şirket sahibi Andrews’e Paris’li genç bir doktordan mektup geldi. Mektubunda ilanda söz edilen adaçayı suyunu yine doktor olan babasının bulduğunu fakat elli yıldan beri yapmadığını yazıyordu. Formülü Cayce’ın yazdırdığı formül ile aynıydı.

    Hekimler sendikası mahalli sekreteri John Blackburn bir komite ile bütün seansları izler ve sonunda Edgar Cayce’a resmi konsultasyon yapma izni verilir.

    Cayce’ın sekiz yaşındaki oğlu oynarken bir magnezyum patlamasına sebep olur ve doktorlar bir gözünü kurtarmak için diğerini çıkarmayı önerirler. Bunu kabul etmeyen Cayce, hipnoz sırasında gözlere 15 gün süreyle tannik asit pansumanı uygulanmasını söyler. Doktorlar bunun çılgınlık olduğunu söylemesine rağmen 15 gün sonra çocuğun gözleri iyileşir.

    Bir uyku seansında 4 reçete yazdırmıştı ve bunların kime uygulanacağı bilinmiyordu. Sonradan kendisine başvuracak dört hastanın reçetesini 48 saat önce yazdırmıştı.

    Bir seans sırasında da “Codiron” adında bir ilaç yazdırmıştı ve ilacı yapan firmanın adresini vermişti. Telefon edildiğinde ilaç firması şaşırmıştı, “nereden duydunuz? formülü yeni bitirdik ve ismini yeni koyduk” diyorlardı.
    Ölümü

    Cayce öleceği günü ve saatini önceden haber vermişti. Çaresiz bir hastalığa tutulduğunu anlamıştı. “Akşam 5’te tamamen kurtulacağım” diyordu. Hastalığı “başka bir şey olmak”tı. Cayce öldüğü zaman ardında, 43 yıl içinde yazılan 14.000 adet ayrıntılı “steno kaydı”nı bırakmıştı. Bunların içinde onun, geleceğe yönelik bazı kehanetleri de yer almaktadır.

    Günümüzde Edgar Cayce takipçisi birçok organizasyon ve kuruluş vardır.

    link to tr.wikipedia.org“

    “Trans

    Trans, hipnoz veya herhangi bir medyum aracılığıyla girilen, vücudun haricî uyarıcılara kapalı olduğu yarı uyanık durum.[1]

    Trans, parapsikoloji sözlüklerinde “iradi hareketlerin yokluğuyla ve düşüncenin otomatizma durumuna geçmesiyle nitelenen psikolojik ayrışma hali” veya “paranormal bir fenomenin belirdiği, değişik derinlik derecelerindeki bilinçsizlik hali” olarak tanımlanır.

    Bununla birlikte, şaman transında ve psikolojik ayrışma yöntemiyle edinilen transta görüldüğü gibi, bilincin kaybolmadığı trans halleri de vardır. Ruhçuluğa göre ruh ve beden ilişkisinin, dolayısıyla perispri ve beden ilişkisinin gevşemesiyle oluşan özel bir bilinç halidir. Metapsişikçiler sezgisel medyumluk yoluyla bilgi alınmasını sağladığından transı insanlığın manevi alandaki en önemli bilgi alma kaynağı olarak görürler.

    link to tr.wikipedia.org“

    ”
    EVRİMSEL PSİKOLOJİ

    Bütün bunları dikkate alınca, binlerce senedir mistiklerin, peygamberlerin ve şimdiki anlayışımıza göre bâzı “psikotiklerin bahsettikleri evrensel / küllî bilginin [tasavvuftaki Levh-i Mahfûz] içimizde mevcut olduğundan, en azından ona ulaşacak beyinsel holografik mekanizmaların varlığından bahsetmek mümkündür. Ulaşım da meditatif aktiviteler [transcendence: mistik, artistik yaşantılar, vecd hâlleri], birtakım özel teknikler ve sembolik-allegorik düşünce ile mümkündür. Oraya kortikal lineer / rasyonel / seri işlemli mantıkla ulaşılamaz. Mistik ve meditatif disiplinlerin hepsi bu bölgeyi bombardımana tâbi tutarak düzenleyen, ayarlayan tatbikatlardır: Zikir, ritüeller, ritüelik grup aktiviteleri, bireysel veya kollektif trans hâlleri, yoga vs. Hz. Muhammed’in de, Buda’nın da, Lao Tse’nin de, makalenin başında bahsettiğim hanımefendinin yaptıkları da oraya ulaşmaktı. Bu sâyede bütün evrimsel yâni küllî bilgiyi tattılar. Ama Hakikat konuşma lisanına dökülemez ki! Hallâc’ın “En-el Hakk’ını, hani ifâde yerindeyse Allah’ı [isteyen buna Tanrı, God, Yehova, İç Gerçeklik vs. diyebilir] târif etmek, yâni hippokampal ve üst kortikal konuşma lisanına tahvil etmek gayri mümkündür. Yaşantılar [experiences] söze dökülemez ama birer ruh hâli [psychic state] olarak yaşanabilir ancak.

    Nitekim sinirbilimin öncülerinden Joseph, kitabında (1996) şu başlığı verdiği bir bölüm yazmıştır: “Limbik Sistem ve Amigdala: Tanrı’ya Uzanan Transmitter. Bu olağanüstü yaşantılar psikotik addedilemeyecek büyük mistiklerde, peygamberlerde yaşanmıştır. Günümüz sinirbiliminde buna yol açabilecek bir mekanizma bilinmektedir: Çözülme [dissociation]. Ben bu patolojik olmayan, mistik yaratıcılıkla sonlanan dissosiyasyonlara “assosiyatif dissosiyasyonlar [associative dissociations] diyorum. Patolojik olanlardan farklı olarak, bunlar bir eserin yaratılışıyla sona eriyor. Psikotik mani hecmesinden sonra Tanrı’yı keşfeden hastamda da aslında yazılı veya çizili olmayan bir eser var: Kendini aşmak. O takdirde, psikotik olanla “sağlıklı olanın turnusol kâğıdı da belirsiz! Buradaki en önemli anahtar kelime işlevselliktir.

    Prof. Dr. M. Kerem Doksat

    link to keremdoksat.com
    “

    “Dinlerde RÜya

    Rüyalardan bazılarının ilahî kökenli oldukları inanışı çok yaygın bir inanıştır. Orfecilikte ve Pisagor ekolünde insanın semavi âlemle ilişkisinin ancak uyku sırasında gerçekleşebildiği öğretilmekteydi. Ortaçağ’daki Yahudi ve Arap yazarlarının eserlerinde de benzer öğretiler görülmektedir. Haberci (salih) rüyalar konusunu işlemiş İslam bilginlerinden biri İbn-i Haldun’dur (d. 1332 – ö.1406). Oniromansi alanında Babil kültürünün eski Yunan kültürüne kıyasla daha ileri bir düzeyde bulunduğu söylenebilir. Sami dillerini konuşanlar özellikle “peygamberane rüya”yı iyi bilmekteydiler.[5] Ayrıca Musevilik’te rüyalarla ilgili, hatovat chalom denilen geleneksel bir uygulama bulunur. (Hatovat chalom adının sözcük anlamı “hayırlı ya da iyi rüya görme”dir.)[6]

    Somnium denilen rüyalar ile visio denilen vizyonlar (rüyet) Eski Ahit’te ve Yeni Ahit’te önemli bir yer işgal ederler.[7] Görme organının yardımı olmaksızın oluşan vizyonlarda, gelen tesirlerin kişinin şuurundaki imajlara bürünerek algı alanında görüntü oluşturması sözkonusudur. Yeni Ahit’in sonundaki, Yuhanna’nın Vahyi adıyla bilinen kısım, vizyon tarzında alınan kutsal metinlerin bilinen örneklerinden biridir.

    Musevi bilgin Musa ibn Meymun’a (1135-1204) göre, melek vasıtasıyla olsa da olmasa da ve yol ve araçlardan söz edilse de edilmese de, peygamberlere tüm ifşa olunanlar onlara vizyon olarak nakledilmiştir. Ona göre “vahiy” vizyonda içerilmiş haldedir ve peygamber “uyanık şuur hali”ne geçer geçmez mânâsını sezer.[not 6] Peygamber olmayan bizler ise uyanınca rüyamızı birine anlatır ve onun yorumuna gerek duyarız. Uyku ya da trans denilen hal, cismani duyulardan yalıtılmış olma imkânı sağlamaktadır. İlahi tesirin alınabilmesini İbn Meymun böyle açıklar.[8]

    İslam bilgini İbn-i Haldun’a (1332-1406) göre esas olarak iki tür rüya vardır. Bunlardan biri ilahî varlığın kuşku götürmez vahyi olan “salih rüya”lardır; derhal uyanmayı zorunlu kılarlar ve kişide öylesine derin bir iz bırakırlar ki, kolay kolay unutulamazlar. Diğer gruptakiler ise hatırlanması için çaba harcanılan ve yorumlanmak ihtiyacındaki olağan rüyalardır. Eski Ahit’teki Yusuf’un rüyası (Tekvin, Bap-41’de) bu tip rüyalara bir örnek oluşturur. İbn-i Haldun’a göre aracı melekler vasıtasıyla aktarılanların yorum gerektirmesine karşılık, doğrudan doğruya gelen “salih rüya”lar yorum gerektirmeyecek derecede açık olurlar.[9] Muhyiddin İbn Arabi’ye göre de, veliler bilgilerini, peygambere vahyi getiren meleğin aldığı kaynaktan alırlar. İlham, söz veya yazı (İng. inspirational writing) tarzında dışarı yansıdığında vahiy (İng. revelation) adını alır.

    Hıristiyanlık’ta kutsal kitapları “haberci rüya” örnekleriyle zengin olmasına karşılık, 6. yy. sonlarından itibaren rüyalara temkinle yaklaşıldığı ve Batı’da okültistler ve gizli tarikatlerin engizisyondan gizli olarak yürüttükleri çalışmalar hariç tutulursa, 12. yy.’a kadar rüyalar üzerinde pek fazla bir çalışma yapılmadığı görülür. Bu tutumun kökeninde başında Papa Gregory I’in (540–604) bulunduğu papalığın rüyaların bir kısmını şeytani olarak değerlendirmesi bulunmaktadır. Gregory I, 590 yılında rüyaları üç gruba ayırmıştır: Yiyecek ve açlıktan kaynaklananlar, şeytan ya da cin (İng. demon) kökenli olanlar ve ilahî kökenli olanlar.

    link to tr.wikipedia.org“

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  2. “şimdiki anlayışımıza göre bâzı “psikotiklerin bahsettikleri “

    arkadaşlar bunun üzerinde duruyorum, çözümünü ve neliğini-tanımlamasını bilmiyorum ama son yıllarımız kısmen bununla/bunlarla dolu,
    meraklı gözleme açığız her zaman söyledik-bizi (ve bunu -bu olguyu) yer etmeye değil anlamaya girişen ve çözmeye girşen gözlemciye her zaman veri-deney
    evet bizler bizler psikotik olabiliriz bunu kabul ve beyan ediyoruz-ederiz-bilmiyoruz-kimbilir
    bilim bize o adı takmış-bilimciler;
    içceryan

    Arkadaşlar kendi hayat deneyimimden -ki bunlar belirtildiği gibi, şizofrenik-manik ya da başka psikotik durumlar, bozukluklar ve sanılar ve sanrılar da olabileceği gibi/olağandışı dışı durumlar her şey olabilir ki ben bilmiyorum ve emin değilim- aktarmak isterim,
    Ki muhtemelen bugünkü tıp ve bilim anlayışı yukarıda da görülebileceği gibi böyle yorumlayacaktı, biz açık sunacağız ya da sunmak istiyoruz aslında ama düşünüyoruz ya da kararsızız da ya da ne yazabiliriz ki olduk, aslında bi şeyde yok çünkü de bilmiyoruz işte yukarda bi şeyler var gibi
    Şu çıkıyor
    yaşadığızmızı yaşadığızmız gibi yada düşündüğümüzü düşündüğümüz,
    bir eksilltmeden oalbildiğince çözümelmeli ve
    bu durumda bir veri yada doğal tanıklık ya da bilimsel düşüncel herhangi inceleme için -bizim sanılı da olsa- kısmen tanıklığımız olurdu ve bunu sunmak isterdik çünkü tüm yaşayacaklar adına ya da tüm yaşamışlar adına ve gelecekte-bi yerlerde ve bugünde yapılacak ve yapılabilecek tüm çözümlemeler ve geliştirmelerde adına
    Açıkçası Kerem Doksat’ın söylediklerine katılmıyorum ama öyle de olabilir, ben ne biliyorum ki ama-katılmıyorum sadece, bu

    Anlamını-neliğini nasıllığını bilmiyoruz evet ama yukarıda belirtilen benzer durumarla benzer garip durumlar hayatımızda bolca var artık-çoğaldı yani

    daha çok soru almak isteriz aslıdna değil mi? bilmiyorum ama yada bu şeyi çözümlemek isteyenlerin etkisi-merakı bilmiyoruz

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  3. bu şeyleri yaşayanlara;
    kendinize güvenin-size bi şey olmayacak-
    ölümden başka köy zaten hiç olamdı ve orda ne varsa zaten o var; bi şey değiştirmicek bunlar
    o yüzden bize inanın ve kendinize;

    arkadaşlar kendinizi manik-şizofren/mizofren zannetmeyeceğiniz gibi bu bilimcilere inanmayınız
    ilaçlarını kaldırıp çöpe atabilirsiniz; kimyasallar işte kimaysallardır ve onlar kimaysaldır yani-gübre gibi işte -organik değildir yani kısaca
    ya da kendi (onu verenlerin) müsait yerlerine (ellerine geri) bırakınız-veriniz; iyidir-en iyisi;
    ve kendinizi manik-şizofren ya da bi şey zannetmeyeceğiniz gibi asla peygamber nebi ve uyarıcı da zannetmeyiniz-çünkü siz o değilsiniz-olamazsınız çünkü olamazsınız olamaz böyle şey
    tanrı diye bi ses duyar işitirseniz güle güle seni ben yaptım duydurdum deyiniz-yada beni tanıyan kimsen açıkla? beni kandıran sensen açıkla? kimliğini sorun önce bi tanıtın tanıtsın kendini? bu iyi gelir kendinizden başkası aslında olmayacağını-zı hatrılarsınız? eğer öyle bi düşünceniz yoksa olmaz zaten ama misal oldu ya;

    tüm bunların mantıklı ve bilimsel açıklamaları vardır ancak şu an elimizde yok maalesef, maalesef ki yok;
    bilim eğer merak etseydi evet olabilirdi hemen sağlanabilirdi ve ayırdına varılabilinirdi bu işlerin ve işlemlerin
    başka bi dünyada umarız yada uyandıklarında görüşmek üzere;

    güdümlü füzeleri güdümlüdür-işleri güçleri güdümlüdür;

    herşeye bi açıklama tuhaf kılıf uydurmak zorunda değiller (ve uydurmak ve varsaymak bunlar bu bilimin temel işleridir bunun altını çiziyoruz) siz bunu aman ha yapmayın
    varsayarak ve uydurarak düşünmeyin siz aklınıza güvenin

    eğer böyle şeyler yaşıyosanız ben ruh felan düşünmek yerine olağan bi akış devinim ve mantıklı açıklamalılık hep düşünmeyi yeğlerdim ve yeğledim de
    kendime bozuk mozuk dedirtmem çünkü ben olanları biliyorum ya da olanları ben biliyorum onlar değil
    ben yaşıyorum onlar değil ve kendime ben tanığım onlar değil
    ve bilmediklerini ve anlamadıkları ve zaman zamanda bi çeşit tutuştuklarını da görüyorum da

    eğer böyle şeyler yaşıyosanız ben ruh felan düşünmek yerine
    matematiksel bi iletişim ya da benzeri düşünmeyi yeğlerim
    doğal evrim ve getirim ve onların anlamadığı -ama henüz- bir bilinmeyen ama aslında doğal bi süreç düşünmeyi yeğlerdim,
    hatta onların dediği gibi bir evrim aramağanı (önçakması ne bilir-kimbilir-bazılarının yaşadığı ve bildiği şeyler gibi) ve çözümlenmemiş paradoksal yapı
    varlık yerine kendimi ve kendimin bilinçaltı bi fenomeni yada bilinçaltı bilinçdışı bi fenomeni ve (açıklanabilir şeylerin) dışavurumu-ifadeyi düşünmeyi yeğlerim
    hayat başkalaştı ya da gerçek; onlara bi şey ifade etmeyecek-ilgiliye sadece bu not ama;
    sesler-görgüler-müzik çınlamaları-kulağa ses dolmaları -seslerin yüksek ve parlak gelmeleri- müzik dinlerken coşkunluklar ve içsel yüksek sesler ve insan sesine benzemeyen ama benzeyen bir insandan çıkmayacak gibi sesler -birden beliren hisler seziler ve takip eden davranışsal uyaranlar ve zaman çakmaları ve eşzaman yoğunlukları ve takip eden olaylarda anlaşılamaz kurgu dizisi ve açıklamalar ve ters zamanlılık, önceki ile sonrakinin birbirini doğrulaması- kişiye yeter kanıt fazlası her zaman var tanık olunursa; fazlasıyla; (bi tuhaflık olduğuna dair ve içinde zeka olduğuna dair ve içine zeka kattığımıza dair kişiye yönel açık sonsuz subjektif kanıt dolumu) deneyimleyici için; ve senfoni duyumları ve sessiz sesler canının elma çekişinin sessizliğinde şeyler
    (biz varoluşun apaçık biz olduğuna tanığız-hiç kuşkumuz yok;)
    fiziksel ısınma ve titireyişler, ateş dolmaları ya da basmaları titireyişler ya da benzeri -serin ısı-farklı ısı ve sıcaklık duyumları ve garip uzayır liste sunabiliriz
    zor zamanlar geçiriyorsanız-geçer
    bizde görgü yok gibi-renk ses ve ışık benzeri duyumlar ve hisler daha çok; görerek bi şey görüyor değiliz; silüetimsi ışık çakmaları yada renk çakmaları gibi diyelim buna;
    bazen anlık bi şey gibi -çok anlık olur, sesler içimize doluyor
    hepsinin mantıklı açıklamaları olabilir ve o canları cehenneme bilimcilerin dediklerinin tıpkısı da çıkabilir ben bunu biliyorum ve açığım ben değil diyorum ve ikna olmadım ve olamam da; yalanım varsa başım bansın yalana; ama bilemen uydurmasınlar ve yaşamadan kisme bilemez;nokta;
    burda olanları evren anlatmaz; evren diye bi yer varmış kurulmuş ne önemi var; ne önemi var ki küçücük çocuk
    bunu çok rahatlıkla söylüyorum; dışardaki evrenin hiç bi önemi kalmaz-açıklaması ve sonucuda; bakma kalmaz-içbakı
    his-duyum olarak yaşanan şeyler onların gerçekliğini salata eder sadece
    bir çeşit algı sadece ve algı değişimi ve hiçbir gerçel değişim yok-metabolik değişim yok-olağanadışı bi şey yok; ay da vara çok az yazılır yok gibi yani;
    sadece düşünsel algı basması diyorum ben buna; algı hortlaması birden- bu kadar budur
    küçük fenomenler var ve mistik anlatıcılar gibi şeyler yorulabilir evet
    örneğin bir gün gece yatarken alan genişlemesi etrafın ışıl ışıl olması renk basması yada ışıltılılık mor ışık ve göz kapalıyken üçboyutlu yüsek derinlik-genişlik hissi ile farklımsı ötesi bir ses duymak gibi şeyler- bir kez yaşanmıştır
    kendi sesini farklı ve farklı ötesi duymak- hiperfonik -çünkü tabir bulamıyorum- duymaklı günler;
    bu duyma dünyayı ayağa kaldırır ;bu bir sanrı değil ;sanrı eşi yok ;gerçek eşi yok; görülen bir şey değil-duyulmuş bir ses değil ve eşses tarifi verilmiyor; düşünüldüğünde sesten bin kat ince çağrışımı direk zihne doluyor ve deli uydurması değil bu
    ben bunu anlatamıyorum

    eski benim yaşamım var değilmi ondan bin tanesine hatta onbintanesine; senfonisel sesli ya da coşkunlu yada bazen esrinli yaşadığım anları bi anda gömerim ve feda ederim-bunu neden gidereyim; gerçek bu
    kimin ne anlattığı umrumda değil ve kimin ne dediğide gerçeklik bi tür yalan baloncuğu ve bi tür kısmen çıkılabiliyor
    ve bu yalancı bi baharsa bile öteskinden çok sahte mi?
    bi tür yapay psikoz bile olsa gerçek tadı ve kisme çıkmak istemez bundan
    dışardan gayet normalim-şu an;
    psikozlu dönem zordu-yatırmamak için mücadele ettim
    (örneğin yukardaki şeyi yazarken içmerakımsı bi soruya cevpa isteği gibi otomatik belirme var değil mi? bu evet aynen)
    deliysem deliyim ay kime ne!

    ben çok giriştim bunu anlatmaya-en çok biz ilgileniyoruz zaten bunalrı okuyoruz, oluyor olacak diyenlerle söyleştik; en çok onarldan dayak yedi kve sustukta
    yerle bir olduk;
    ve daha iyiydim-apaçıktı zihnim ve yemesiz içmesiz (yada çok çok azlı) dönemlerimde berraktım iyiydim;
    ben bugün birkaç günde yediğimle bir ay belki aylarca yaşadım
    olanlara yaşayanlara
    geçer diyeceğiz ama geçer çok subjektif bir geçer dir bunların bazıları yıllara yayılır ve zor gelir ama alışınca kolay gelir ve geçer
    çalışamaz olursanız çalışmayın ama illa ilaçlarla uyuyacam çalışacam derseniz de siz bilirsiniz
    çok zorlu bir dönem çok zorlu dönemim altı aydı; ses sanrıları delimcil ve ölümcül ve naçizane çoğunun çıldıracağını yada kaldıramayacağını düşünüyorum
    iş-miş çalışamaz oldum bi ara evet
    neden yaşadığımı bilmiyorum
    ve başkasının yaşayıp yaşamayacağına tanıklık edemem -ama atlatılıyor aklı başında olunursa;
    ben kimse yaşamasın isterdim

    daha geniş bir açıklama yda açıklam ilerd düşünceğiz bu doğaç çıktı-biz buan ksımen ama değşen ve etki sunmayan denemeli kanallı kve transal iletişim benzeri ad sunuyoruz; grup çoğunluğu-karmaşıl kavrmalar girmeyceğiz hep akıl bulanacak; içsel iletişime inanıyoruz; insanların birbirine bağlılığına ve uzaktan kolay iletieşbilirliğine ve tüm zamanlar iletişebilirliğine ve tüm mekanlar iletişebilirliğine; bunun deneyini sunuyoruz evet ama sunacağız daha yıllar yılı çalışıp-geliştirip çok baştayız abisi

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  4. uyanıklıkla uyku arasındaki farkı uyarlayın
    uykunun oluşma dinamikleri nedir?
    uykuda herkes -öncelikle- ses ve görüntüler duyulabildiği konusunda hemfikir mi? yani beynin ya da ritmin-mekanizmanın olası mekanizmasında ve dinamiğinde bunların oluşunun -başta
    burda gidelim ve yürüyelim
    neden?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  5. şizofreniye inanmıyorum çünkü tanımlanmamış,
    mani ise nispeten gözleme verilen bi isim ancak şunu buldum
    yaprak döken ve yaprak dökmeyen ağaçların ve çalıların olduğu bi ormanda yaprak dökmek alışkanlığı ya da hastalığı olduğu yolunda gözlem
    ve yaprak dökmeyen ağaçlar çoğulu nedeniyle yaprak döken ağaçların bu gözleminin genellenmesi ve yaprak dökmenin travmatik etkilerinin giderilmesi yönünde çalışmalar

    anomali nedir? ben örneğin hiç bi anomali bildirmiyorum ve bildirmedim de ve daha baştan itibaren önden itibaren tüm bunları yaşayacağım (hissederek) aillemi bildirerek ve bilgilendirerek ilerledim ve göğüslemdiğim ve öngörümediğim bir sonuç sebep yaşamadığım gibi gidermeye de sığınmadım
    ve zor bir dönem yaşayacağım bilgilendirmesi yaptığım halde
    ve iyi olduğum ve geçeceği bilgilendirmesi yaptığım halde
    dış gözlemin sarsıcı olduğu yönünde ve nasıl göründüğüm yönünde uyaranlar aldım-olabilir; ben biliyordum-atlatıyordum;
    atlatıalbilir ve katlanılabilir olduğunun gözlemini ben hala dışarı sunuyordum
    insanların insanlara acıma-korkunma tuhaflık ve anomali ile bakmaları doğal değil mi? bu doğal mı size soruyorum heey
    e o halde neden gidermiyorsunuz? bakın bulgulandı -hepsi çok açık bunların ve çok açık hastalıklar bunlar ve hastalıklı toplumunuzun baştan aşağı giderilmemiş anomali ve biçimsel travmatik yönleri

    ben bir anomali bildirmiyorum ve olağan akış bildiriyorum, iyi düşünün
    giderilmesi yönünde bi talebim yok ve olmayacak- olmadı da ve bu durumda
    anomalik bakış sizindir; görüşte; ben kendimde bi anomali görmüyorum sezmiyorum
    tanı sizin ben kendimde sizin bulduladığınız yönde tanık değilim ve tanıklığım yoktur, sizin bana dış gözleminiz benim iç gözlemimden ve kendim bilişimden iyi mi?
    ben de sizin hakkınızda hükümler, tanılar ve bulgular-kanılar üreteyim o halde bakalım nereye varacak bu iş
    aklını biraz açan-kurcalayan-üreten insanları tıkmaktan/söndürmekten-dindirmekten ve gidermekten vazgeçin, iteklemekten de

    toplumunuz için korkunçtur bu gerçekğinizi harap bitap ya da kontrol ve tehdit eder; bakışında bir parlama görürseniz eğer yangın tüpünüz ve delilik yaftalarınız hazırdır

    sesler duymak hakkında bana kim ne diyebilir-(ki eğer duyuyorsam ) hatta bilebilir ki (duymadan daha aynısını) herkes seslerle düşünür ve sesler duyar ben sizi düşündüğünüz için her an suçlarım

    ters savunmacıların hepsine!’ yaşayında görün emi! yaşayında bilin emi!’ yaşayında olun/karar verin ve gözlem-leyin sunun düşünün emi!

    yok ben almayayımcılar susmalı ve hemen şimdi susmalı ve bi daha ağzını açmamalı; nokta!

    sabah kaltığında herkes gece duyduğu seslerden ve görüntülerden bahsetmeye başlar, örneğin
    hiç düşünmüyorsunuz bayım ! siz daha düşündürülmediniz; her nerde düşünüyor ve düşündürülüyorsanız başlayın yeniden ve yırtın aldığınız diplomayı

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  6. hasta doktor hakları nelerdir? yani hastanın doktora soru sorma hakkı? bilgilendirme ve bilgilenme hakkı örneğin?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  7. siteminiz bunları çözümlemeli ve uyumlanma ile çözümlemeli , biz çözümlemeliyiz
    ve yazılan silenen ya da gönderilmeyende her satır boşluğa ya da başka bir imgeye oturuyor

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  8. doğada bir fırtına esiyor, yeri geldiğinde 330 km hızla
    ve bir deprem bazen 9 şiddetinde
    bunlar istenilmez şeyler mi?
    doğasız şeyler mi ve anomaliler mi?
    ve giderilmeli mi? ve giderilmebilir mi ve gözlemimiz yeterli mi?
    biz neyi hastalık ve anomali olarak tanımlıyoruz ve tanımlayacağız

    örneğin bir fırtınayı duyduk ve üzerimize geliyor ne yaparız ve yapacağız; havaya soğuk-sıcak hava gazları/kompresyonları ve kimaysallar mı serperiz?_
    bizim insan bedeni-bilinci ve aklıyla ve bu doğayla alıp vermediğimiz ne? nedir diye soruyorum ben ve ucu açık değerlendirmeler;

    aklında bi kaç şimşek çaktıran ve bi kaç yer gök yıkan

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  9. Tibetin Ölüler Kitabında çok daha geniş ve açıklayıcı bilgiler mevcut………

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.