Geçtiğimiz gün yapılan bu gerici anlayışlı ve özgürlük karşıtı olan bu eylemi kınıyorum. Her zaman mazlumu oynayan, hep haklarının aldığını iddia eden insanların aslında “hak” diye kastettiklerinin başkalarının yaşamlarına, içkilerine karışma hakkı olduğunu söyledik durduk. Fakat bir türlü bunu göremediler. Vicdanları sorgulayanların vicdanlarını kaldıkları sessizlikten görebiliyoruz. Şeriat gelmez diyenler -şeriat gelmese bile- sokaklarda linç girişimlerinden, galeri baskınlarından, otel yakmalardan nasıl kurtulacağımızı belirtirlerse sevinirim.
Bu arada ilgilisine özel not: Taraf gazetesi ve Genç Siviller bu haberden hiç haberdar olmamış ve hiç yer vermemişler. Bu durum, kimlerin yalakaları olduklarını anlatmaya yeter sanırım.
Sanat galerisine içki baskısı!
NTV
İstanbul Tophane’de açılışı yapılan bir sanat galerisinin davetlilerine, içki içildiğini gerekçe gösterdikleri iddia edilen bir grup tarafından saldırıda bulunuldu.
İSTANBUL – İstanbul Tophane’de bir sanat galerisi açılışı, bir grubun saldırısına maruz kaldı.
İçki içilmesini gerekçe gösterdikleri iddia edilen saldırganlar, galerinin camlarını kırdı, davetlileri tartakladı.
Beyoğlu Firuzağa Mahallesi Boğazkesen Caddesi’nde bulunan Outlet Sanat Galerisi’nin açılışı sırasında yaklaşık 20 kişilik bir grup, galerinin içine girerek davetlilerle tartışmaya başladı.
Gruptaki kişilerin içki içilmesini gerekçe gösterdikleri iddia edilirken, cadde üzerindeki 2 sanat galerisine daha saldırıldığı belirtildi.
Olay yerine gelen polis ekiplerinin müdahalesiyle saldırganlar yatıştırılırken, arbedede yaralanan 5 kişi Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yapılan müdahalenin ardından taburcu edildi.
Grup ile davetliler arasındaki tartışmanın, açılış sırasında yüksek sesli müzik dinlenmesi nedeniyle çıktığı da iddialar arasında.
Dün gece Tophane Firuzağa Mahallesi Boğazkesen Caddesi Kadirler Yokuşu’nda bulunan Galeri Non, Outlet, Pi Artworks, Elipsis ve Apel Sanat Galerilerine yönelik saldırı, Türkiye’de demokrasiye, çok sesliliğe ve özgür düşünce ifadesine yönelik ağır bir tehlikenin varlığına işarettir.
İstanbul’un orta yerinde, bundan 17 yıl önce yaşanan elim Sivas olaylarını hatırlatır bir şekilde, tekbir getiren 40-50 kişilik bir grubun, “galerilerin kapılarının önünde içki içilmesini istemedikleri” bahanesiyle galerilere saldırarak camlarını kırmaları ve beş sanatseveri yaralamaları, yalnız sanata değil, Türkiye’nin barış ve huzuruna gölge düşüren, kabul edilemez çirkin ve vahim bir olaydır.
Faillerin derhal bulunması ve cezalandırılması, sanatçılara yönelik bu akıl dışı terör olayının deşifre edilmesi, İlçe Emniyet Amiri’nden Cumhurbaşkanı’na kadar tüm yetkili kurumları ilgilendiren bir sorumluluktur.
UPSD (Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği) ve Sanat Galericileri Derneği,
23 Eylül 2010 Perşembe günü, (yarın sabah) saat 11.30’da Sinema Sevenler Derneği’nde Türk sanat ortamının ve farklı sanat dallarının geniş katılımıyla ortak bir açıklama yaparak Türk kamuoyunu yaşanan olaylardan tümüyle haberdar edecek ve suçluların bulunması, gerek Tophane, gerek tüm Türkiye’de sanat galerilerinin rahat çalışması için gereken huzur ortamının korunması için çağrı yapacaktır.
Tarih: 23 Eylül 2010 Perşembe
Saat: 11:30
Yer: Çiçek Bar, Sıraselviler Cad. Billurcu Sok. No.25 Taksim
Detaylı Bilgi için:
Safiye Mine Erdurak: 0532 4056724
Sanat Galerisine yapılan baskın kendiliğinden bir baskın olabilir. Ancak diğeri kendiliğinden değil. Bu yüzden diğerine de kendiliğinden diye bakmamak gerekiyor.
“Yetmez ama evet” diyenler, yetmez ama hayır diyebilecekler mi bakalım… Ancak “kuru kuru hayır” ya da “kuru sıkı hayır” demek de yetmeyecek!…
Bu adamlara bir “erken doğum” yaptırmak gerekiyor!…
Bak şu yobazdaki cürete… acaba kimlerden alıyorlar bu cesareti dersiniz?
Ankarada kurtuluş parkında ,devletin polisi el ele gezen ve umuma acık yerde oturan çiftlere ”UYGUNSUZ OTURUYORSUNUZ” diyerek uyarıyor ve gbt sorgulaması yapıyor. İstanbulda resim galerisi basılıyor. Türkiye’yi daha neler bekliyor?
Bu gerici hakaret; mazlumu oynayarak demokratik hakları diline pelesenk etmiş gerici zihinlerin gerçek amacını da ortaya koyar. Kendi demokratik hakları ya da özgürlükleri değildir onların asıl derdi zira kul ve köle anlayışı demokrasiye uzaktır. Başkalarının yaşamlarını din ve fetva ile düzenleme ve yönetme arzusu kuşatmıştır onları. Galeri ve sergilerde alkol alınmasına karışma fikri müthiş zavallıcayken bu nedenle saldırı fikri bir o kadar ilkel ve aptalcadır. Kimse size, burnunuzu kapatıp zorla alkollü bir içeçeği dayatmıyorsa bir diğerinin kendi isteğiyle içmesi sizi ilgilendirmez. Demokrasinin gereğidir bazıları-çoklukla çok çeşitli-sizin tasvip etmediğiniz gibi düşünüp yaşayabilir, sizin yaşam kalitenizde bir düşüşe neden oluyorsa demokratik engel söz konusu olabilir. Ben bugüne kadar burada şu ayin, toplantı yapılıyor, şurada şerbet, meyan kökü içiliyor diye herhangi bir yeri basan ne bir galeri sahibi ne de bir sanatçı duydum. Milyonlarca ahı kalacak gezegende umutla ve ışıkla salınan biz özgür ruhların..karşı konulmaz bir resim yapma isteği şimdi işte tüm karanlığa ve aptallığa inat.
Kuşku götürür Adaletin, şeriatçı Kalkınma Partisine: Tramvaydan inme vakti geldi mi?
Resim, heykel, sanat, sanatçı bilinen bir zihniyet için saldırılması gereken hedeflerdir. Bu hedefler büyük resmin içindeki küçük parçalardır. Kültüre çok çok uzaktan Bakan ve Kap(a)tan İstanbulun en büyük kültür merkezini kapatıyorsa, tayfalar da boş durmaz.
Bilim ve sanata saldırıların başlangıcı bunlar. Yapılanları kınıyorum, özellikle olay gerçekleşirken seyirci kalan polisi.
xenix
bu tür vakalara her daim rastlıyoruz, örümcek beyinlilere her daim sahibiz. asıl problemimiz yine bu tür münferit haberleri kullanıp şeriat korkusu yaymaya çalışanlarda…
Hayır bu kişilerin şeriat ile bir bağlantısı olamaz. Şeri-at. Oysa İslam dininde böyle bir davranışın o inançla alakası olabileceğine dair hiçbir ibare yoktur.
Hoş değil, ahlaksızca, saygısızca. Davranış, olması gereken insan davranışı değil. Çok karmaşık tetiklenmelerin böyle sonuçlar doğurduğu olası.
Sorun müziğin sesinin yüksek olması olsa bunu konuşarak çözmeye çalışırdı doğru kişi.
Sorun içki içiliyor olması olsaydı burada içki içen kişilerin saldıran kişilere karşı olumsuz bir davranışının olup olmadığına bakılırdı ki saldıran tarafın haklılık zemini mantıklı ve aklın reddetmeyeceği bir şekilde olsun.
Bu sebeple saldırıldığını söylemek, arkadaki kasıt ve art niyeti gizlemekten başka birşey olamaz. Dolayısıyla bunu yapan kişilerin saldırı hakları mantıklı haklılıklar içermiyor. Bu inançlı yaşayan biri için çirkin bir davranış olarak görülmeli. İnançsız bir kişi içinse, erdemli insan davranışı olmadığı için yapılamayacağı için öyle görülmeli. Demek ki bu kişilerin ne inançla bir ilgisi var ne de erdemle. Ortada tam bir terörist, potansiyel katil, serseri davranışı var. Bu kişiler kışkırtılıyor ve bilinçli olarak böyle davranmaları sağlanıyorsa arkalarındaki zihniyetinde inançla, erdemle hiçbir bağlantısının olmadığı ortada. Ayrıca bu davranış korkak bir insan davranışıdır. Çünkü korkan kişi saldırganlaşır. Orada bulunan kişilerin nasıl bir tehlikenin aktörleri olduğunu da söylemiş olabilirler arka plandakiler. Yazık ki kendisini diğerinin hırsı için malzeme yapmayacak kadar dahi onurlu bir insan duruşu görülmüyor.
Eğer erdemli kişilerin yönettiği bir ülke olsaydı burası toplum kesinlikle böylesine azmış, kontrolden çıkmış, saldırganlaşmış olmazdı.
Bilim ve inanç bir savaş içerisinde olabilir. Bu savaş aklen, sorgulayarak ve tartışarak yürütülebilecek seviyede yapıldığı sürece şiddetle sonuçlanmaz.
Oysa yönetimin liderinde de erdemli davranış görülmüyor. Demek ki liderin saldırgan tavırlarını halk da içselleştiriyor. Bu da demek oluyorki bu model bu halk için sağlıklı bir model değil.
Eğer ortada şeriata göre karar veren bir KADI olsaydı, bu konudaki müphem ve muğlak kararı çok çeşitli olacaktı:
1- İki tarafta suçlu (biri içki içtiği için diğeri saldırdığı için)
2- İçki içenler suçlu (Bu kesin)
3- Tahkir ve tahrik gerekçesiyle sokağa taşanlar suçlu
vs…
Karar sonrası verilecek ceza ise pek medeni olmazdı sanırım.
Televizyondan dinlediğim mahalle halkının söylemleri beni oldukça irrite etti. Gerekçeleri oldukça can sıkıcı… Ve aslında herzamanki bağnaz ve ötekileştiren söylem ve eylemlerden farklı da değil. Çocukluğum o bölgeye çok yakın bir fransız okulunda geçti. Bölgeyi ve insanını çok iyi tanırım. Bölge randevu evleri, uyuşturucu pazarı, meyhaneleri, mahallede konaklayan hayat kadınlarıyla meşhur bir yerdi ve hoşgörü sınırsızdı. Aslında hala da aynı ya… Zaten oralar eskinin eskinin galata bölgesiydi ve osmanlının istanbul’u fetihinden önce ve sonra gene aynı işlerle meşgul bir yerdi.
Kısaca tüm Türkiye genelinde ahlakçılık yapacak belki de en son yer…
Peki neden?
Hoşgörünün bitmesi bölgenin el değiştirmesiyle doğru orantılı olmalı. Hayır bin kere hayır…
Bir kere insanı çok rahat çok kolay küfür eder, Uyuşturucu veya kadın satmak en doğal olağan işlerdendir. Kendi değilse bile yandaki komşusu, sokakta karşılaştığı genç onlardan biridir.
O halde ?
Sorun bölge insanının sanatla olan ilişkisi ve sanata gönül vermiş insanlara olan gizli düşmanlığıdır. Hertürlü uğursuzluk, hırsızlık, gasp, fahişelik olağandır fakat SANAT asla…. Sanat insanı kendinden olmayan herşeydir. Sanat kendi savunduğu değerlerin tam karşıtıdır. Sanatçı onların tabiriyle labunyadır. Erkek bile değildir. Hem erkek olmayıp hem de öyle kızlarla falan gezmesi bir acayip iştir. (Kadın işin içinde yoktur. Kendi kadını kutsaldır diğer tüm kadınlar onun için yellozdur.)
Bu olay kedinin ulaşamadığı ciğere mundar demesinden başka birşey değildir.
işin bir de motivasyon tarafı var. RP ilk hükümete geldiğinde bunun psikolojik itkisini biraz abartanlar yobazlıklarını rahatça açığa çıkartmıştı, günlük, sıradan olaylardı ama öğreticiydi. Hükümete gelmiş olmayı gidien yolda sağlam bir kazanım olarak görenler güç gösterisini başlatmıştı. Sonra olanları biliyorsunuz.
Galeri olayında da yüzde 58 i kendine psikolojik bir ortam olarak görenler var ya da beklettikleri eyleme ortam yarattığı hissine kapılanlar…
oikos tophane tanımlarında haklıdır, o bölgeyi bilmeyenler doğruyu da bilemez.
AKP yi adalet temelinde tanımlayan o bölgenin insanları sulukuleyi unutmamalı, galerilere bakacağına galataporta bakmalı.
kimbilir, birilerinin soğukkanlı olup yöre sakinlerine bu projeyi sulukuleyi de örnekleyerek anlatmalı.
Şu linkte konu ile ilgili ilginç bir yorum var:
link to aksam.com.tr
Aram ve oikOs’u doğrular nitelikte bir yaklaşım diye düşündüm. İlk başta ben de “Sanat Galerisine yapılan baskın kendiliğinden bir baskın olabilir.” demiştim. >Ancak detay üzerine düşünmemiştim.
Ama sonsuz’un karikatürüne binaen, böyle kendiliğinden olaylara da gereksinim görülüyor:) Bu sayede korkularımızdan (!) arınıyoruz.
Ancak SDP ve TÖP üyelerinden sonra Hanefi Avcı da “Devrimci Karargah” örgütü oprerasyonu nedeniyle gözaltına alındı. “Kendiliğinden olayların” kendiliğinden görüntüsü de, kendiliğinden olmayanların üstünü örtmesin!…
Hüseyin, verdiğin linkte Atılgan Bayar;
Tophane’de sermaye ile yoksulların, bohemler ile kent yoksullarının çatışması yaşandı.
Ve tuhaf olan…
Adı solcu olan siyasetçiler ve entelektüeller, ilk elden bu saldırıyı ‘vandalizm’ olarak tanımladı. demiş.
Tophane semti yolunu bulanların semtidir. Orada gerçek anlamda yoksul’a rastlanmaz. Uyuşturucu ve benzeri gayrimeşru ticaretin parasıyla semt rumlardan 70’li yıllarda el değiştirmiştir. Diğer değişim 90 lı yıllarda yaşanmıştır. o yıllarda semt korkunç biryerdir. Fakat genede kapıcılık, el arabacılığı gibi mesleklerden yapılanan bu yeni grup yatırım amaçlı bölgeden ev almışlardır. (bazıları apartman almış) Şimdilerde bu ranttan faydalanıyorlar. Giyimleri kuşamları ile oldukça yoksul gibi duran bu grup insanları aslında çoğumuzdan variyetli… Semtte eskilerden olanların çoğunluğu ise küçük esnaf… Aralarında elbette yoksul olanlarda var, bunlar kiracı grubu oluşturuyorlar fakat sayıları oldukça az… Doğalki her semtte yoksula rastlamak mümkündür.
Yazar’ın bahsettiği gentrification (soylulaştırma) bu semtte devlet eliyle yapılmadığından yakıştırma doğru değildir. Kapitalin ve rantın gerektirdiği gibi bir yapılanma süregelmektedir.
Bu sebeplerden dolayı yazarın söylediğinin aksine SOLCULARIN vandalizm söylemi yerindedir ve doğrudur.
Yukarıda daha önce yazdığım gibi, bu yapılan saldırı altkesimden gelmemiş direk vandalizmden kaynaklanmıştır.
Basit bir örnek verirsek olayın olduğu yerin 50 metre yukarısı ünlü cezayir sokağıdır. Orada müzik bangır bangırdır. İçki masaları sokaktadır.
Tophane’de önceki gün galericiler ve sergiye gelenlere karşı yapılan saldırı “muhafazakar mahallenin tepkisi” olarak açıklanabilir mi?
Ben
o caddeyi ve galerileri biliyorum.
Yeni değil,
birkaç senedir orada böyle içkili sergiler düzenleniyor.
Daha evvel
bu ülke Danıştay saldırısı ve Gazi Katliamı gibi ‘dinci’ süsü verilen derin çete saldırılarına sahne oldu, biliyorsunuz.
O nedenle
bu haberin dünkü veriliş şekli beni tatmin etmiyor.
Bu olayda organize bir gücün ‘muhafazakâr mahalle’yi kullanarak hareket ettiğini düşünüyorum.
Sonuçta
böyle bir saldırı Cihangir’de olamazdı. Böyle bir provakasyon için muhafazakâr bir zemin ideal.
Mahallelinin rahatsızlığı kullanılmış gibi gözüküyor.
Zira
bazı odakların organizasyonu olmadan mahallelinin böyle bir işe cüret ettiğine ihtimal vermiyorum. Bu saldırı ‘derin’likli bir şekilde soruşturulmalı!
Bundan yaklaşık bir buçuk yıl önce yine aynı sokaktaki başka bir galeride ateist sanatçıların bir sergisi yer almıştı örneğin.
O sergiyi
Vakit gazetesi daha sonra çirkin bir şekilde sayfalarına taşımış, buna rağmen herhangi bir ‘dinci’ tepki oluşmamıştı mahallede.
Ama
aynı sergide ‘yüzü olmayan Atatürk’ işi gösterilmiş, bu işe savcılık anında soruşturma açmıştı.
Mahalle halkı mı? Organize saldırı mı?
Önceki günkü olaya gelirsek…
O sergide
en çok dikkat çeken, ‘Ekstra Mücadele’ kod adlı bir sanatçının eserleri.
İsmini saklamak zorunda kalan bir sanatçı bu.
Çünkü
Mustafa Kemal’i ti’ye alan çalışmaları var ve bu nedenle ciddi tehdit altında.
‘Melek şeklinde gökyüzünden düşüp yere çakılan Mustafa Kemal’,
‘Peçeli bir kadınla aşk yaşayan Mustafa Kemal’ gibi
işlere imza atmış.
Bu çalışmalar nedeniyle
bir süredir silahlı ulusalcı örgütlerden tehditler alıyormuş sanatçı.
Zaten
birkaç gündür internet sayfaları da hacklenmiş durumda.
Peki
böyle bir arka plana sahip sergide saldırı gecesi neler yaşandı?
Orada olan bir dostum anlatıyor:
“Sergiyi gezdikten sonra ellerimizde içkilerle sokakta sohbet ediyorduk.
Bir anda birileri hızla üzerimize geldi ve sergi salonuna gaz bombası atıp etrafımızı çevirdiler.
Sonra da
önlerine geleni dövmeye başladılar.
Bir yandan dövüp diğer yandan ‘burada içki içiyorsunuz, karılarımıza kızlarımıza sarkıyorsunuz’ diye bağırıyorlardı.
Tam bir kaos vardı.
Karakol iki dakika mesafede olduğu halde polis yarım saat sonra geldi.”
Tüm
bu verileri ve anlatılanı alt alta koyalım…
Saldırı organize gibi görünüyor.
Mahalleli gaz bombası atıp, etrafı çevirebilir mi?
‘Ekstra Mücadele’ye gelen ulusalcı tehditler ve bu saldırının çakışması bir tesadüf mü?
Polis neden yarım saat sonra geldi?
(Nagehan Alci/Aksam/TurkMedya)
slm.
Yobaz her yerde yobazdır. Hele particilik zihniyetiyle düşünen yobaz, daha bir yobazdır.
Hangisi daha yobaz onu sizin vicdanınıza bırakıyorum.
İnsanlara darp edip, yüzlerine zehirli gaz sıkanlar mı? Yoksa gelip bir eseri kıranlar mı?
anlasilan gözünüzden kacti olur olur bu kadar kusur kadi kizinda dahi olur..
evet
sonsuz us´un pek bilmis “cagdas forumdas”larindan konuyla ile ilgili varsa
tepkilerini alalim lütfen..
**
CHP’lilerden Sanata Saldırı
İDANS 04 Festivali Kapsamında Beşiktaş Meydanı’ndaki Sergiye 15 Kişi Saldırdı.
Bimeras Kültür Vakfı tarafından dördüncü kez düzenlenen iDANS Uluslararası Çağdaş Dans ve Performans Festivali kapsamında Üsküdar, Beşiktaş ve Kadıköy meydanları için planlanan Free Zone Istanbul (Serbest Bölge İstanbul) sergisi daha yerleştirme aşamasındayken Beşiktaş Meydanı’nda saldırıya uğradı.
CHP Gençlik Kolları üyesi olduklarını iddia eden grup sergide beğenmedikleri objeyi devirerek parçaladılar.
Uluslararası üne sahip tasarımcılar Rosan Bosch ve Rune Fjord’un İstanbul için tasarladıkları sergi alışılmış işaretleri dönüştürerek kent mekanlarındaki bazı alışkanlıklara ve kurallara mizahi bir bakış getirmektedir.
Sergi böylece özel alan ile kamusal alan arasındaki sınırları incelerken, paylaştığımız ortak alanlarda birbirimizle konuşup tartışabileceğimiz yeni bölgeler yaratmayı hedeflemekteydi.
Sergideki 25 farklı objeden birisinde hava meydanlarındaki “ibadet bölgesi” işaretine gönderme yapılıyor ve üç büyük dinin simgelerinin yanında Atatürk’ün resmi yer alıyordu.
Atatürk’ün bazı kesimler tarafından bir din gibi algılanıp algılanmadığını tartışmaya açan eser Beşiktaş meydanında bulunan bir grubun tepkisini çekti.
Başlayan tartışmada Beşiktaş Belediye’sine ait bir otobüsten inen bir grubun katılmasıyla sinirler gerildi.
Bu arada tartışma konusu olan eser devrilip yırtılarak parçalandı.
Bimeras Kültür Vakfı olarak,
ifade özgürlüğüne yapılan saldırıyı kınıyoruz. Bu saldırının Beşiktaş gibi İstanbul’un aydın bir semtinde gerçekleşmiş olması da oldukça düşündürücüdür.
Serginin sanatçılarından Rosan Bosch şu açıklamayı yaptı:
“Sergideki objelerin herbirinde bir soru var.
Bu sorulara farklı yanıtlar verilebilir ve ifadelere karşı çıkıp tartışmak mümkündür.
Ancak,
tartışmanın mümkün olmaması bazı dogmaların olduğuna işarettir.
Buluşup konuşup paylaşacağımız alanlar oluşturmayı hedefleyen bir projede çalışırken böyle bir durumla karşılaşmak beni çok üzdü.
” Bugün (eksik olarak) Beşiktaş meydanında kurulumu tamamlanan serginin benzeri yarın Kadıköy ve Üsküdar meydanlarında kurulacak. (Sadehaberler.com)
slm.
Bu haberde ATATÜRK olduğu için dikkatinizi çekti ve dikkatleri bu konuya odaklamak istiyorsun.
Ama olmaz ebubekir olmaz.
Yakaladın ya CHP nin bir açığını hadi bakalım kolay gelsin mi diyelim. Kolay gelsin…
Bu da senden;
Ve buna benzer türkiyenin bir çok ilinde sizin kesimin sanata duyduğu ve göstermiş olduğu hassas ve derin ilgiye !!!! de şapka çıkartmalı.
Öz Can,
Öz Can yazdi;………..sizin kesimin…”
anadolu da “sui /kötü/ misal /emsal/ olmaz” derler..
anlamamakta israr ediyorsunuz ama tekrar edeyim..
ben benim..
bagimlisi oldugum bir kesim yok bu algi sadece sizin “kuruntu”nuz..
slm.
yaziyi xenix okusaydi
herhalde söyle derdi; buyrun iste bunlar da “kemalist putperest”..
evet
Sn.sonsuz,
yobazligini atatürk´ün arkasina saklanarak gizlemeye calisan “cagdas putperest” daha bir yobazdir..
slm.
Sn Ebubekir ben seni İranlı gazeteci Bahman Nirumand‘a benzetip kuruntu!! yapıyorum.
Referandum seçimlerinde kullanılan özlü bir söz. Yorum yapmaya gerek yok ve aşağıdaki yazıları sonsuz silmeden okumanı istiyorum.
Saygılarımla
Öz Can,
sonsuz yazdi;
“…..Hangisi daha yobaz………”
aslinda
iki tarafinda yobazlari aynidir tek farklari kiyafetleridir derim..
mesela;
cumhurbaskanligi seciminde yüzde 99 la bile gelse
bu hükümet cumhurbaskanligini secemez iddiasinda bulunan prof. ve entel dantel takimi yobaz´in dik alasidir..
elbette misalleri cogaltmak mümkün ama
siz arifsiniz tarif gerekmez..
bir de
tugce baran´in yazisindan bir alinti ile örneklendireyim;
“………………………………………….Zır kapı.
Biri kız
biri erkek
iki genç.
“Biz Atatürkçü Düşünce Derneği’nden geliyoruz.
Atatürk düşmanlarına karşı mücadele ediyoruz.
Bütün Atatürkçüler’i ayağa kaldırıyoruz.
Şu kitap neler yapmamız gerektiğine karşı bir rehber kitap.
Almak ister misiniz?”
Süper bir zamanlamaları vardı.
Tam da
şu “bizim” laikler neden bu kadar haşin ve de alıngan mevzuunun
ikinci bölümünü yazmaya hazırlanıyordum..
Fazla uzatmak istemedim “Hayır” dedim “teşekkür ederim.”
“ Niye?”
dedi kız.
“GERİCİ misiniz?”
O yeee..
Kitabı aldın “ilericisin”, kitabı almadın “gericisin”!
“Evet”
dedim
gericiyim.
Saltanat geri gelsin istiyorum.
Hatta hilafet de gelsin”
“İnanmıyorum” dedi çok bilmiş ADD kızımız.
“Neden” dedim.
“Tipiniz öyle göstermiyor.”
Üzerimde askılı bluz vardı.
Bir çift bluz “askısı”mıydı benim bütün referansım?
Askı var tamam,askı yok gerici. “Ah” dedim.
“Yobaz dediklerine karşı mücadele verirken ne kadar yobaz olduğunun farkında mısınız?”
Sinirlenip gittiler.. (Tuğçe Baran)
slm.
Sn.Öz Can yazdi;
“..Sizce Türkiye, İran’a benziyor mu?……”
sorunuz bana ülkemizde bir aralar yogun olarak tartisilan türkiye iran,rusya,malezya vs. olurmu tartismasini hatirlatti..
ne yalan söyliyeyim türkiye iran yada bilmem ne olur mu bilemem ama
bu kafayla adam olmaz bu kesin..
slm.
Sevgili bekir, acaba “türban konusunda çok mu üstüne geldim, küstün mü” diye üzülmüştüm. CHP nin falsosunu bekliyormuşsun sesinin kısıklığının geçmesi için. Sesinin açılmasına sevindim. 😉
xenix
Sn Ebubekir yazdı;
Sn Ebubekir, okyanus aşırı emirler veren zat gibi sende almanyadan bağırıyorsun.
Ülkemizde demişsin sen bayağı zamandır almanyadasın. Almansın artık. Almanların milli çıkarlarını gözet istiyorsan. Bırak ülkemi..
Katma değerini almana veriyor Türkiyeye oralardan karışıyorsun. Olmuyor Sn ebubekir.
Aklıma Mahzuninin dizeleri geldi
Öz Can,
Bir başka konunun altına bunu yazmışsın;
Ne marifet var Sn ebubekir, cımbızla kelimeleri alıp yorumlama yeteneğine şapka çıkartıyor ve saygı duyuyorum.
Öz Can,
»
xenix yazdi;
“..Sevgili bekir, acaba “türban konusunda çok mu üstüne geldim, küstün mü” diye üzülmüştüm….”
sasirmadim dostum
ama yanlis düsünmüssün
kaldiki benim giysilerle degil yasakci/dayatmaci zihniyetle sorunum var..
**
“…CHP nin falsosunu bekliyormuşsun sesinin kısıklığının geçmesi için…”
yine
yanlis degerlendirmissin cünkü CHP´li dünyalasamadigi (evrensel) icin falso-su-nu yakalamak cok zor degil adamlarin her tarafi falso/defolu..
konu ile ilgili evrensel tepki yerine
armutun sapi,üzümün cöpü muhabbeti bildik bagnaz zihniyetin tezahürü E buda hic sasirtici degil cünkü bu pek cagdas ve pek ulusalci zihniyet hep bunu yapiyor..
slm.
Sayın Öz can, bütün samimiyetimle söylüyorum ki şu haliniz daha iyi, bence hep böyle kalın.
Sizin bu yazınız(a)dan nasıl bir anlam çıkartmamı ve ne anlam yüklememi istersiniz.?
Öz Can,
Sn.Öz Can,
dikkatsiz
önyargili
öfkeli
okuma yaparsaniz daha coook sapka cikartmak mecburiyetinde kalirsiniz hatirlatayim dedim..
bakin
alinti yaptiginiz yorum/cevap “samanlarin dünyasi” baslikli sayfadan yani bahsini ettiginiz yada karistirdiginiz konu basligiyla bir ilgisi yok..
daha bir dikkatli olun
malum anadolu da “acele ise seytan karisir” derler..
slm.
Farkındayım Sn Ebubekir.
Yalnız dikkatimi çeken konu ordaki konuyuda Din’le ilişkilendirmissiniz.
Kaldiki benim şaman’lar hakkında bir bilgim olmadığından buraya taşıdım,
Öz Can,
Bizim de yasakçı zihniyetle ilgili sorunumuz vardı. Özellikle kadınları kapatan yasakci/dayatmaci zihniyetle. Onu diyorum işte birden sesiniz kesildi diye.
konu ile ilgili evrensel tepki yerine
armutun sapi,üzümün cöpü muhabbeti bildik bagnaz zihniyetin tezahürü E buda hic sasirtici degil cünkü bu dinci zihniyet hep bunu yapiyor..
xenix
Quran da böyle ayet var mı? “Şüphesiz Allah her şeyi bilendir, siz ne işsiniz?” :))
Nerden öğreniyosun bunları sevgili bekir. Neyse konumuza dönelim.
Gelelim CHP lilerin yaptıklarına. Tepki vermeleri artı, gelip sanat eserini kırmaları eksi. (kırmalarını kınıyorum)
xenix
Ama sizden sanat galerisine baskın tepkisini okuyamadık, ses kısıklığı için pastil tavsiye ederim.
xenix yazdi;
“..cünkü bu dinci zihniyet hep bunu yapiyor..”
haklisin
dinci baykal (senin ifaden) zihniyeti ile dinci cüppeli hoca zihniyeti arasinda bir fark yok tek farklari giysileri..
xenix,
CHP´li “sanatsavar” yobazlarla ilgili dise dokunur bir arti/eksi tepkinizi okuyamadik..
ne is ?
hala
“armutun sapi,üzümün cöpü” mü ?
slm.
xenix yazdi;
“Gelelim CHP lilerin yaptıklarına. Tepki vermeleri artı, gelip sanat eserini kırmaları eksi.
(kırmalarını kınıyorum)…………..”
hele sükür..
al benden de o kadar ama illa da hatirlatmam mi gerekir he.. :))
slm.
Konu ile ilgili zaman’dan mıydı stv’den miydi neydi bi muhabir dayak yemiş hastaneden çıkan bir mağdura “neden kavga ettiniz?” diye sordu. Güleyim mi ağlayayım mı bilemedim.
Ben hala üstte ki olayı kınadığızı göremedim?! Demek ki hatırlatma da yetmiyor sevgili bekir.
Ben de “hele şükür” diyebilecek miyim? Vicdanınız işleyecek mi bugün? Yoksa aynı devam mı?
xenix
xenix rahat ol..
kinadim
kinadim
kinadim…
her türlü siddeti kimden gelirse gelsin kiniyorum..
simdi
kendini rahat hissedeceksen eger “hele sükür”diyebilirsin..
slm.