Bir hayaldi kurduğum..
Sadece sana kurulu bir hayat, bir zaman dilimi…
Ol(a)madı!
Düşünmeyi unutmak istiyorum şimdilerde…
Her harf ‘sen’ olmak adına beynime yerleşiyor…
Bense istemiyorum..
Hiçbir kelime, hiçbir cümle…
Olmuyor !
Alıyorum kalemi elime, beynimi işgal eden tüm harfleri bırakıyorum satırlara…
Önce, sallanıyorlar kalemimin ucunda…
Sonra, düşüyorlar gelişi güzel satırlarıma..
Tek hamle, bin kelime gözlerimde…
Her biri çok ağır, taşınmıyor anlamaya çalışmadan !
Dört yanım çığlık…
Harfleri unutmak,
Kelimeleri birer birer aklımdan, bilinmezliğe sürüklemek..
Boşlukta dolaşmak istiyorum !
Olamıyor !
Seviyorum, seviyorsun, seviyor !
Bir duygu, bir çelişki…
Ben seviyorum ‘düş’ gibi..
Sen seviyorsun ‘hayal’ gibi…
O seviyor ‘masal’ gibi…
Sevmek ? diyorum sessizce…
Düşlerime hapsediyorum duygularımı..Seviyorum, sevdikçe düş’üme saplanıyorum !
Hayal kurar gibi seviyorum senli düşünceleri..Bir masal oluyorsun, kelime kelime içimde büyüyen…Susuyorum sensizliğe..
Sadece sen, bir hayal ve ben…
Yani ‘sevmek’ bende ki ‘sen’…
Susuyorum, susuyorsun, susuyor…
Bir istek, bir eylem…
Ben susuyorum ‘yalnızlık’ gibi…
Sen susuyorsun ‘hüzün’ gibi…
O susuyor ‘acı’ gibi…
Susmak ? diyorum korkarak…
Haykırıyor içim..Yalnızlığa bürünüyor tüm sesler…Acıtıyor suskunluk, hüzünü..
Kelimelerim saklanıyor kendinden…
Boğuluyorum bukadar sessizlik içinde !
Seviyorum; ‘düş, hayal ve masal’…
Susuyorum; ‘yalnızlık, hüzün ve acı’…
Ve gidiyorum;
Yalan misali…
-Alıntı-
Şiirle uğraşan tüm arkadaşlara Moissej Kagan’ın, “Estetik ve Sanat” konulu eserini mutlak okumalarını öneriyorum. “Yazma” eylemine ilişen herkesin okuması yararlı olur. Ancak edebi ve sanatsal anlamda yazmak isteyenler kesinkes bu eseri okumalıdır… Ya da “estetik” mutlak olarak elden geçirilmelidir…
yazdım bir kenara hüseyin…
yarın bakıyorum hemen sahaflara…
“rica ederim, bişi diil”…
“Sümmani’yi bir kenara yazmışlar”
Ben ortaya yazmıştım ama Morgana kenara yazdıysa vardır bir bildiği…:)
Şu Benim Bahtımı Kara Yazmışlar
Bilirim Güldürmez Devr-i Alemde
Birgünümü Yüz Bin Zara Yazmışlar
Arif Bilir Aşk Ehlinin Halini
Kaldırır Gönlünden Kil-ü Kalini
Herkes Dosta Vermiş Arzuhalini
Benimkini Ürüzgara Yazmışlar
Olaydı Dünyada İkbalim Yaver
El Etsem Sevdiğim Acep Kim Ever
Bilmem Tecelli Mi Yoksa Ki Kader
Beni Bir Vefasız Yare Yazmışlar
Sevgili Tek Kaş,
“kenara yazılmak” bende hep Sümmani’yi çağrıştırmıştır. O yüzden ben de sabah o türküyü söyleyip geçtim içimden. Ama bir şeyi düzeltmeden de geçmeyeyim: Birinci dörtlüğünde ilk dize eksik, ilk dize şöyle olacaktı: “Ervah-ı ezelde ervah-ı kalemde”
Son dörtlükte de iki dize daha eklidir:
“Yazanlar Leyla’nın Mecnun kitabın
Sümmani’yi bir kenara yazmışlar”
“Atom güllerinin katmer açtığı,
Şairlerin, bilginlerin dünyalarında,
Kalmışım bir başıma,
Bir başıma ve uzak.
Biliyor musun ?” der Ahmet Arif…
Yalnızlığın, bir başına kalmışlığın insanı dibe vurduğu hücre yıllarımda sazıma en çok konuk olan türkülerdendi… Kimse söylemek zorunda kalmasın… Yalnızca anımsadım, o kadar…
Sevgili Hüseyin
Dikkatiniz harikulade. Ben kestim onları yazmadım. Konuyla pek bir anlamsız olacağını düşündüm.
Acınız ı tazeletmek istemezdim özür. Ama hayatın gerçeği bu.
Devletimizin 5 yıldızlı bir misafirhanesinde misafir olduğum dönemde (çok saçma bir suç üzerime atılmıştı 65 gün yüce devletimizin tutuklu olarak misafiri olmuştum) daha ilk haftasında tahliye olan birisinin uzun saçlarını kesmek için gardiyanlardan özel izinle saç kesme makinesi alındı ve o makinenin elektrik kaçırdığını tahliye olan gencin cesedini battaniye içinde ailesine gönderirken anladık. Gencin beynine elektrik gittiğinden öldü . Acı ama hala taze bende. O yüzden burda insanlar fake miş ,yok efendim hayatı derinlemesine sorgulamak mış yok böyle yok şöyle . v.s v.s. . o yüzden iyi ve ılımlı olmak la mükellefim. Ayrıntıya girmem hayat insanı an gelir öyle bir ayrıntıya alıyorki aman ha aman diyiniz….