Yabancı’nın bir yerdeki yorumu her şeyin özeti aslında;
“Zamanla herşeyden öyle korkmaya başlıyorsun ki, kapıya çarpsan acaba allah beni cezalandırdı mı?” demiş yabancı..
Sorgulamanın, özgür düşüncenin, bilimsel araştırmanın önünü kesen; “din kavramı,”dır..
Herşeyi kadere bağlayıp..
her türlü iyiliğin, kötülüğün sebebini ise;
hiç bilmediği,
hiç görmediği,
hiçbir zamanda göremeyeceği ve bilemeyeceği bir oluşuma yaslamasının, açıklamasını yapmak da, çok zor olsa gerek..
Halbuki;
Kamu veya özel, hasar gören, yıkılan binaların sebebi;
İhale yasası ile ilintilidir.
Proje ile ilintilidir.
Zemin Etüdlerinin sağlıksızlığı ile ilintilidir.
Yöre insanını koruma veya torpil yapma ile ilintilidir.
Denetim mekanizmasının rüşvet ağı içerisindeki rezilliği ile ilintilidir.
Belediye ve belediye nezdindeki onay makamlarının, ahbap- çavuş ilişkisi ile, rant paylaşımının içinde olmaları ile ilintilidir.
Beton santrallarının ürettiği betonun; içindeki kum, çimento ve su kaliteleri ile ilintilidir.
Kullanılan demirlerin pası ile ilintilidir.
Kullanılan kalıp ile ilintilidir.
Beton da, Vibratör kullanılması ile ilintilidir.
vs.vs.. Yüzlerce ilinti yazılabilir.
Mühendislik kriterleri kenara konarak, beline bir keser takanın, rahatlıkla bir bina yapabildiği yerlerde,
sonradan fazlaca ağlamak, bir KADER’ mi dir?
Demek ki binlerce insanı, doğrudan etkileyen ve buna bağlı olarak da, milyonları içten yaralayan olayların sebebi ; İNSANDIR!!!
Fakat bu konulara hiç değinilmeden, üstü kapatılıp geçilecektir.
TAKDİRİ İLAHİ!!!
NUH GÖNÜLTAŞ
BUGÜN
samanyoluhaber.com
“İlahi ikaz” sözü yanlış değildir. Yanlış olan bu sözün sadece felakete maruz kalanlara yönelik olduğunun anlatılmaya çalışılmasıdır.
Oysa “ilahi ikaz” bütüne şamildir. Bir felaket ile bir ikaz söz konusuysa bunun belli kişiler, gruplar için olduğunu söylemek son derece yanlış olur. Çünkü Kur’an’a göre konuşacaksak eğer, ikaz geldiğinde herkese gelir, gelmiş olur.
Herkes ilahi ikazın kapsama alanındadır. Hiç kimse kendisini bu kapsama alanının dışında göremez!
Devam ediyor..
“Başınıza gelen herhangi bir musibet, kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir.
O yine de çoğunu affeder.” (Şûrâ: 30)
“İşte bu, ellerinizin yapıp öne sürdüğü işler yüzündendir. Yoksa Allah kullara zulmetmez.” (Enfâl: 51)
Yaa!! bu insanlar köşe yazarı oldukları sürece ,
daha çook
“takdiri ilahi “der geçeriz..
Bu ilah nasıl bir ilah ki kucağında ekmek olan, gözyaşını silen insana böyle bir ikaz gönderiyor!
Ya da bu yazıyı korunaklı köşesinde yazan engzisyon zihniyeti nasıl bir hakikat algısına sahiptir.
Belkide başına bu doğal felaket gelen ya da teknik hatalar yüzünden, işini doğru yapmayan sahtekârlar yüzünden bu felakete maruz kalan insanlara yardım edip ”bak allah bi yerden kapatır bi yerden açar, sen inancından kopma” diyerek yine onun kendisinden bağımsız bir varlığın kontrolünde olduğunu düşünmesi sağlanabilir. Ve bu sahtekârlık böyle devam eder gider.
Bir felaket üzerinden sadece dinin etkisini korumak amaçlı düşünülebiliyorsa bunu yapanlarda korkunç bir duyarsızlık olduğu anlaşılır. Başka anlamı yoktur.
Hemen değerlendirin bunu. Böyle durumlarda insanlar bi sarsılır ayarları tekrar kurmak gerekir. İlahi adalet, ikaz, ceza ne bulursanız yazın.
Samanyolu 5. boyuttan görüyor o nedenle bilmediğimiz ilahi sırlar olabilir kendilerinde.
takdiri ilahi ne hikmetse hep deprem genelgesi dışında yapılan kaçak binaların içinde yaşayan insanları yok ediyor… minicik yeni doğmuş bebekleri, çocukları yıkıntı altında eziyor! cezalandırıyor!
takdiri ilahi hmm. dümdüz bir arazi üzerinde inançsız, imansız birine hiç dokunmuyor… yada plan projesi depreme uygun yapılar içinde yaşayan insanlarla derdi yok!
bu takdiri ilahinin derdi hep kaçak yapılaşma ve içinde yaşayan insanlarla sanırım! haa birde kamu mallarına takılmış vaziyette… ama ikaz ediyor iştee!!!
Köşe kazarlığı, koltuk pazarlığı gibi oyunlar Neyzen Tevfik hatırlatıyor
Talat Paşa, bir gün Neyzen Tevfik’e memuriyet almasını teklif
etmişti.Neyzen, Paşanın bu nazik iltifatına gülerek şu cevabı verir:
-Memur olursam sonunda ne olacağım?
Talat Paşa memurluk silsilelerini saydıktan sonra:
-Hiç!..der.
Neyzen, Paşaya dönerek:
-İşte ben bugün de (hiç)im!.
Deprem bir doğa olayıdır.
Bir doğa olayını ilgisi olmayan konulara yönlendirerek yorumlamak fasa fiso, yararsız fakat zararlı olabilecek boş işlerdir.
İnsanlar yıkılan evlerin, apartmanların altında kalıp ölmüşler ise bunu nedenlerinden büyük çoğunluğu o evlerin, apartmanların uygun yerlerde ve uygun şekillerde yapılmamasıdır.
Kader, Takdir-i İlahi kavramı ise daha başka bir olgudur.
Sapla samanı karıştırmayalım.
“Başınıza gelen herhangi bir musibet, kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir. O yine de çoğunu affeder.” (Şûrâ: 30)
Yani, musibeti insanlar kendisi yapıyor demek istiyor.
Demek ki ilahi bir takdir söz konusu değil. ilah ben bu işlere karışmam diyor. Ayet yalan söylemiyorsa eğer.
insanlar her hatanın arkasında bir mazaret aramaya gerek duyarlar ki buna insanlara tanrı kavramını getirmiştir. Her açıklayamadığımız olayı mucizeye bağlarız ya da depremdem 108 saat sonra çıkarılan genç için öldürmeyen Allah öldürmez deriz. İnsanlar hala “ilahi ikaz”gibi terimlerin gerçekliğine inanması insanların araştırmadan ve sorgulamadan uzak olduklarını gösterir. bu da insanların ilerlemesi değil gerilemesidir. Eğer tanrı var ve bizi uyarıyorsa biz boşuna yaşıyoruz demektir. Bizim yerimize o kararları veriyor demek ki.
doğrusöz, bende depremin bir doğa olayı olduğunu söylüyorum.
neticesini tayin eden de insandır diyorum..
Ama, senin gibi hacı hoca takımı,
ilahın bi takdiridir demekten çekinmiyor.. (ayrıca bunu gazete köşelerinde yazabiliyor)
sapla samanı kimler karıştırıyor sence?
akıl almaz, saçma sapan bilgileri kafanıza sokanları, bir kez yargılamayı deneseniz; korkmadan, çekinmeden
Dünyaya yeniden gelmiş olduğunuzu göreceksiniz.
“Kader, Takdir-i İlahi kavramı ise daha başka bir olgudur.”
nedir? mesela..örnekleyin
Sevgili Statik,
Dağlar var ya hani şu bildiğimiz dağlar… Onlar yerin sallantısını alırmış. Kuran’dan öğrendim. Okudum öğrendim:)
NAHL 16/15-16. Yeryüzünde, sarsılmayasınız diye, sabit dağlar, nehirler ve belki yolunuzu bulursunuz diye yollar ve işaretler meydana getirmiştir. Onlar yıldızla da yollarını bulurlar.
Bilimsel olmayı bi türlü öğrenemediniz gitti. Aha ben size ders vereyim diye cenabı hak beni memur etti buraya yazdım:)
Dağlar sabit öyle mi .Sen git önce git dağlar nasıl oluşur onu öğren.Ben biraz özetle söyleyim.yer yüzü katmanları çarpışırken veya sürtünürken depremler olu bu sırada birbirinin üstüne binen levhalar yüzünden dağlar yükselir. Dağları sabit yapmış ha güleyim bari.Ayrıca depremlerde nehirler de akış yönlerini değiştirebilirler.yer çekimine göre neresi uygun geliyorsa o yöne başka bir yataktan akmaya devam ederler.yani onlar da sabit değildir.Sanırım tanrınızın jeolojisi biraz zayıf…
aynısını iki defa göndermişim yanlışlıkla
Sevgili Gabriel,
Büyük ihtimalle “sarkastik” nedir biliyorsunuzdur.
Neyse! biz defalarca yazmıştık, yineleyerek yardımcı oldunuz.:)
Deprem bir doğa olayıdır. Bunda şüphe yok.
Nice canların yok olmasına neden olan da (büyük bir çoğunlukla) insanların hırslarıdır, vicdansızlıklarıdır, hırsızlıklarıdır, sorumsuzluklarıdır, Allah’tan korkmazlıkarıdır, aptallıklarıdır, bencillikleridir vb..
Bunları daha da uzatabilirsiniz.
İnsanlar var edilirken diğer canlılarda var olmayan akıl, zeka, muhakeme gücü vb. gibi değerlerle ziynetlenmişler, silahlanmışlardır.
Bir bakıma insanların yaşam avantajlarının başında akıl, zeka muhakeme gücü gellir.
Eğer insanlardan bu meziyetleri çeker alırsanız canlıların en acizlerinden biri olduğunu görürsünüz.
İnsanlar akıllarıyla, zekalarıyla, muhakeme güçleriyle kimi olayları nispeten de olsa yönlendirip şekillendirebilirler.
Eğer evlerimiz, apartmanlarımız usulüne uygun yer ve şartlarda yapılsa; büyük bir vicdansızlıkla, açgözlülükle, sorumsuzlukla, Allah’tan korkmazlıkla demiri çimentosu çalınmasaydı bu gün arkalarından ağladığımız canların büyük bir bölümü aramızda olacaktı.
Depremlerde insanları katleden birinci sorumlu Cenab-ı Allah’ın (c.c) ihsan buyurduğu meziyetleri kullanmayarak bencilleşip hayvanlaşan sözde insanlardır.
Takdir-i ilahi, kader ise olayları ve sebeplerini ezelden bilen Cenab-ı Allah’ın
olayların oluşumuna izin verip vermemesiyle ilgillidir.
Bununda kendi içinde saklı pek çok nedenleri vardır. Buna ledun ilmi denilir.
Cenab-ı Alah güçlü kuvvetli pek çok insanın, insanların aptalca,bencilce,ahlaksızca yaptıkları işler sonucunda ölmelerine izin verir de kendini korumaktan aciz bir primatüre bebeğin ölmesine izin vermeyebilir.
Mahir bebeğin yattığı bebek karyolasından battaniyesine sarılı halde bir çekmeceye düşmesi ve burada korunması bir rastlantı mıdır?
Sizce rastlantı olabilir ama bizce değil,
İşte bu takdir-i ilahidir.
İnanan inananır, inanmayan inanmaz. Paşa keyifleri bilir.
aslında sen yanlış yerde doğmuş büyümüş, birisin gibi geliyor bana.
Sen boş biri değilsin..
ama; beynini yıkamışlar senin, bunun farkına bi varabilsen.. zincirlerini bi kırabilsen..oluşumları bi sorgulayabilsen..
daha hayırlı ve daha faydalı bir birey ışığını sende görebiliyorum..
Hani demişsin ya; “akıl, zeka, muhakeme gücü vb. gibi değerlerle ziynetlenmişler, silahlanmışlardır”
Kendi yazdığın bu değerleri, sen kullandığına eminmisin?
Bahsettiğin değerlerden sadece “muhakeme gücünü” belli bir dogmaya bağlayarak, akıl ve zeka süzgecinden geçirmeden
ve buna kendini de inandırarak, değerlendirdiğin sürece sadece tek taraflı silahlanmış oluyorsun..
Ki.. bu silahta mazallah!! tehlikeli ve kendi ayağına sıkılacak durumda olabilir.. yani silahı geri teptirtmeyeceksin..
Şimdi bi düşünelim;
Bebeği, mucizevi bir şekilde kurtaran takdiri ilahi,
bu bebeğe bu olayı neden yaşatır?
bu bebeğin babasını veya annesini neden öldürür?
ne ister bu sabi den?
imtihan edeceği başka bir yöntem yokmudur?
Bide şöyle düşünelim;
Bebeğin binası ve hatta Van şehri öylesine sağlam, tekniğine uygun ve herşeyi ile mükemmel yapılmış ki…tek kişinin burnu kanamamış.
Ki..bu mümkün olan bir şey, bunun takdiri ilahi’ si nerede kalıyor şimdi?
Halen; deprem yerine, psikologtan çok, diyanetten hocaların gidiyor olması..
Din afyonu ile uyuşturularak, “takdiri ilahi” olduğuna inandırılarak..
görevini suistimal etmiş şerefsizleri koruyacaklar..
Bu arada zavallı bir kaç müteahhid (günah keçisi) bulup;
vur babam vur!! vur babam vur!!
maksat acılar bi tarafa aksın..
Ah ulan ah! takdiri ilahinin gözü kör olsun.
Böylece Belki insanların gözü açılır..
Yazdıklarının hemen hemen hepsi doğru sayılabilir.
Fakat anlayamadığın, farkına varmadığın bir kaç nokta var. O da bir Yaratıcını oİmadığını İNANMANIN DA BİR İNANÇ YANİ DİN OLDUĞU.
Düşüncelerini ateist dininin hapishanesine tıkarak özgür düşünmeyi, bu yolla gerçekleri bulmayı nasıl ve ne zaman başaracaksın?
Körü körüne din düşmanlığı yaparak putuna taassuba varan bir inançla bağlı kalan ve savunan bir putperestten ya da bir dinciden ne farkın var?
Sonsuz, her şey kavrayabileceğini zannettiğin aklının algılamalarınla sınırlandığını, algılamalarımızın dışında pek çok gerçeklerin olduğunun, olabileceğinin, gerçeklerin sonsuz okyanuslarına daracık bir pencereden şaşı ve miyop gözlerle bakabildiğimizin ne zaman farkına varacaksın?
Tarafsızlık kardeş, herşeyden önce tarafsızlık.
Tarafsız düşünmeyi öğrendiğimiz anda ancak aklmızı doğru kullanabileceğiz.
Başarılar.
Tarafsız düşünmek mi?
Sen önce 5 metrelikten bahset:)
“Düşüncelerini ateist dininin hapishanesine tıkarak özgür düşünmeyi, bu yolla gerçekleri bulmayı nasıl ve ne zaman başaracaksın?”
Anlamadığım;
hangi özgür düşünce?
hangi gerçekler?
Sen, nasıl bir özgürlük içinde olduğunu düşünüyorsun?
ve sen, hangi gerçeklerde yaşadığını düşünüyorsun?
2 metrelik kefenle gittiğin yerde, hurilerin seni karşılayacağı gerçeğini, sen ne zaman öğrendin?
Ben herkesin düşüncesine saygılıyım..
senin, dinin, inancın beni hiç ilgilendirmez…taaa ki bana zararı dokunana kadar.. ilahi adaletler devreye girene kadar..
evet işte oraya kadar, ondan sonrasına saygım da yok! sevgim de yok!
Tarafsızlık kardeş, herşeyden önce tarafsızlık..hakikaten tarafsızlık.
Ali Ağaoğlu bile daha doğru söylüyor..
yapacam dedim! yaptım..
Olacak dedim! oldu..
işte gerçek orda; hem de herşeyiyle gerçek..
bi de senin gerçeklerini görsek.
Biraz daha gayret edersen binaların çimentosunu, demirini çalan soysuzları mazur görüp tüm suçu dine ve dinciler yıkacaksın.
Evren kurulduğu andan itibaren doğal kanun ve yasalar işler.
Dünya ve benzer yapılı yerlerde depremler doğal ve kaçınılmaz olaylardır.
Eğer binalarınızı uygun yerlerde, uygun yöntemlerle yapmaz, malzemelerinden çalarsanız o binalar çürük olur, depremlerde o binaları yıkar.
Yıkılan binaların altında insanlar kalır, kalanlar da ölür. Ölmesi gerekir.
Bu da sebep sonuç ilişkisine dayalı bilimsel bir gerçektir.
Son depremde bine yakın insanımız yıkıntılar altında kaldı.
Çok zor bir durum. Allah kimseye o durumlara düşürmesin.
Fakat kardeş…..
Emin olasın ki o yıkıntıların altında kalan en katı kalpli ateist bile son anda iman eden firavun gibi bir Yaratıcının varlığına gönülden iman etti; kurtuluncaya ya da son nefesini verinceye kadar dular etti. Yalvarıp yakardı.
Çünkü insan fıtratı bu tür güç durumlar da kendisine yardım edecek, kanatlarının altına sığınacağı üstün bir gücün varlığına inanma ihtiyacı yönündedir.
İmkan bulabilirsen yıkıntılar altında kalıp da kurtulanlarla bir konuş.
Hepsi de Cenab-ı Allah’ın kendilerine yardım ettiğini O’nun sayesinde kurtulduklarını tam bir inançla söyleyeceklerdir.
Ayrıca…
Yıkıntılar altındaki kalanların hepsi de ölmesi gerekirken yüzseksen küsur tanesinin şu ya da bu vesilelerle kurtulması ilahi rahmetin tecellisi değil midir?
nedense depremde enkaz altında kalıp can verme, şehitlik mertebesine ulaşma gibi takdiri ilahiler, her ne hikmetse hep fakir fukara, garip gurabayı bulur zaten.
felaketle ya da felaket için alınması gereken akılcı bilimsel yöntemlerle değil felaketin ortaya çıkardığı çaresizlikle ilgilisin.
Sen yazdıklarının nasıl anlaşıldığını hiç düşünüyormusun? Yani yobazlığından karanlık benliğini uzaklaştırıp kendini sorgula biraz.
Biz her zaman kendimizi sorguladık ve sorgularız, bu yönden merak etme.
Aynı tutumu senden de beklerim.
Bu tür felaketleri önlemek için ne tür tedbirler alınması gerektiğini yazdık ve yazıyoruz.
Yapıların malzemelerden çalan, fay hatları üzerine bina yapma izni veren soysuzları en ağır biçimde tenkit edenlerden biri de benim.
Umarım yıkıntılar da kalanların acılarını yaşamazsınız.
Fakat bir an kendinizi onların yerine koyun.
En ümitsiz görünen durumlarda ümit etmenin ne demek olduğunu ve değerini belki anlarsınız.
Kurtulanların hepsinin kurtulma hikayesi gerçek birer mücizenin öyküsüdür.
Yaşamayan bilmez.
Körü körüne yapılan din karşıtlığının da bir yobazlık olduğunu ne zaman anlayacaksınız?
Birlikte ağlamamız gereken bu tür dramatik olayları azgınlığa dönüşmüş bir din karşılığına alet olarak kullanılması gerçekten çok ibret verici ve utandırıcı.
Eskiden ateizmin de bir onuru vardı. Hepsi de akıllı ve onurlu kişilerdi.
Sayenizde ateizmde ayaklar altına düştü.
Sorgulamadan bahsedene bak.
“Emin olasın ki o yıkıntıların altında kalan en katı kalpli ateist bile son anda iman eden firavun gibi bir Yaratıcının varlığına gönülden iman etti; kurtuluncaya ya da son nefesini verinceye kadar dular etti. Yalvarıp yakardı.”
Sen ne tuhaf bir mahluksun yahu, bu ne şimdi, sorgu mu?
Korkular ve hezeyanlar üstüne inşa etmeye çalıştığın bir dünya görüyorum ben sadece.
Kendi hayal dünyanda yaşa ey doğrusöz. Kendin çal kendin oyna faslı yetmezse eğer, sen de yaşar nuri gibi bi 25 lik bulur diyalektik takılırsın sonra.
Doğru aslında. Burda bi gamaro var bi ateist bi ateist sorma.
Hep de körü körüne… Böyle bunlar ne yapacaksın.:)
“Emin olasın ki o yıkıntıların altında kalan en katı kalpli ateist bile son anda iman eden firavun gibi bir Yaratıcının varlığına gönülden iman etti; kurtuluncaya ya da son nefesini verinceye kadar dular etti. Yalvarıp yakardı.”
insanların o yıkıntılar altında kalmalarına sebep olanlarda bir yaratıcının varlığına gönülden iman etmişti.
Denge’ye
İnsanların o yıkıntılar altında kalmalarına sebep olanlarda bir yaratıcının varlığına gönülden iman etmişti diye yazabildiğine göre kesin kanıtların olmalı.
Fakat bu tür insanların ALLAHSIZ = ateist olmaları daha mantıklı.
ateist insanlar %100 ahlaklıdır, %100 dürüst olur, onlar kesinlikle hırsızlık, sahtekarlık falan gibi şeyler yapmaz diye bir durum yok ama sana şunu sorayım lütfen bütün samimiyetinle cevap ver doğrusöz
şimdi bu yıkılan binaları yapanlar, bunların yapılmasına izin verenler incelense yüzde kaçı ateist çıkar sence?
ben ateist falan değilim ama bu soruya kendi samimi cevabımı vereyim: %0
Denge’ye
Tam bilemediğiniz bir konuda kesin bir sonuç belirtmeniz gerçekten çok ilginç.
Nüfus cüzdanlarımızda bir din hanesi var. Dinci olsun, ateist olsun bu haneye bir din ismi yazılıyor.
Yani…… Nüfus cüzdanlarımıza göre hepimiz bir dine tabiyiz.
Nüfus cüzdanlarında ateist yazmadığına göre senin hesap otomatikman doğru olacaktır.
Bu hesapça nüfus cüzdanının din hanesinde yazılı din isminin o kişinin gerçek inancını ya da inaçsızlığını göstermeyeceği açıktır.
Bu nedenle insanları dindar ya da ateist derken nüfus cüzdanına değil de davranışlarını bakmamız gerekecektir.
Sonuçta….. Allah’tan (c.c) korkan gerçek dindar kişilerin bu tür sorumlulukları almayacağı, alamayacağı açıktır.
Çünkü gerçek dindar kişiler böyle bir davranışın hesabını er geç vereceğini bilirler ve buna inanırlar.
Gerçek dindarlar için kul hakkının vebali çok büyüktür.
Bu tür melanet, pis, insanlığa yakışmayan işleri ancak ahret korkusu olmayan, çıkarından başka bir şey düşünmeyen, hayatı yaşadığı an zanneden, sorumsuz ve bencil kişiler yapabilir.
Kanıt mı?
Yakın tarihe bir bakalım.
On milyonlarca kişinin ölümünden, yüz milyonlarca kişinin acı çekmesinden sorumlu olan Hitler, Mussolini, Lenin, Stalin dinci miydi yoksa ateist mi?
Zannederim sorunun cevabını verdim.
Saygılar.
En iyi örnek sensin hüdai. Allah korkusu olmadan durmadan yalan söylüyorsun mesela.
Hitler ateistmiş. Kanıt?
xenix: Takiplerim
valla doğrusöz arkadaşım;
bana nüfus cüzdanı hikayesi yapma Allah aşkına.
heleki toplumumuzda kuralsızlık-sahtekarlık diz boyu iken gerçek dindarlar, gerçek olmayan dindarlar falan diye nağmeleri hiç yapma.
daha birkaç ay önce haziran ayındaki genel seçimler öncesi hepimizin gözü önünde kaçak katlar, kaçak yapılar gırla gitti. bütün mahalleler şantiye gibiydi. beton kamyonları vızır vızır çalıştı. hangi birisi engellendi?
Nice canların yok olmasına neden olan da (büyük bir çoğunlukla) insanların hırslarıdır, vicdansızlıklarıdır, hırsızlıklarıdır, sorumsuzluklarıdır, Allah’tan korkmazlıkarıdır, aptallıklarıdır, bencillikleridir vb..
Biz Caponlar sizinki gibi bir tanrıya tapmayız. Bizim tanrımız ve peygamberimiz yoktur. Biz bir felsefeye inanır ve onun izinden yürürüz. Bir tanrımız olmamasına rağmen hatta sizin tanrınızı hiç tanımamıza rağmen çalışkanlığımız, hayat felsefemiz bizlerin dürüst birer vatandaş olmamızı sağlamaya yetiyor. 9.0 gücünde bir depremde bile evlerimiz yıkılmıyor, can kaybımız olmuyor.
Ben sizin dininizin ve peygamberinizin yeterli güçte olmadığını anlıyorum. İslam dünyasında neredeyse yaşayan herkese sürekli dürüstlük telkin edilse de nedense kimse uygulamıyor. Dinsel yaptırımlar uygulanamıyorsa dininizde bir aksilik var demektir. Çözeceğinizden eminim.
Hayt huyt
Deprem makinasi iddiasi icin ne diyorsunuz arkadaslar .
Ne depremi ne vergisi…!
AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik’ten aciklama geldi. Çelik, deprem vergisiyle ilgili olarak şunu söyledi: “Deprem vergisi diye bir vergi yok. Özel İletişim Vergisi var. Bunlar devletin kasasına akıyor. Devletin halkın ayağına götürdüğü hizmetler buradan karşılanıyor.”
Akiyor, yeminlen akiyor:D
Yillarca odedigimiz deprem vergileri mi? Yaaa bakin Sn Celik soylemis.. Yok oyle bisiiii:) Zatiii biz de halk olarak sizofren olmusuz ya, yillardir deprem vergisi diye ne odedik acep:))
G Milat
Evet G Milat, Yok öyle bişii;
1999 yılından beri aldıkları verginin,(sadece iletişim ) 48 Milyar TL olduğunu hesapladılar.. yani; 48 Katrilyon..yuh ulan yuh!!
işte; bunlar Havuzda toplanıyor da..kem küm de! otobanda, sağlık da, falan da, filan da..
Eeee nerde çadırlar?
kem küm de.. napcaklar bu kadar çadırı da?? Artık evlerine girsinler de..
Eeee halen başbakanlık yardım topluyor..naptınız toplanan yardımları??
kem küm de… kem küm..yani az değil hani 600 kişi hayatını kaybetmişşşş!… yani lazım işte! kem küm..
Yahu! biz bu vergileri bir daha insanlar ölmesin, tedbirler alın diye verdik! öldükten sonra yardım edin diye değil ki!!
Millet zaten extradan yardımlarını çığ gibi O bölgeye yığıyor..
Yol..sağlık.., fakirlere de… işte; falan da filan da.. kem küm de..kem küm..
Takke Düştü Kel Göründü!!
İstanbulu hiç düşünemiyorum bile.. Takdiri ilahi beterinden saklasın,
Hadi!!.. İstanbullular hep birlikte camilere!! başka sansınız yok..
Yoksa, arkanızdan…yine başlarız;
birkaç yıl önce, 17 ağustosun yıldönümünde tv de deprem konulu bir program. konuklarda belediye başkanları. 99 depreminden sonra yaptıkları çalışmaları anlatıyorlar. hepsinin ellerinde dosyalar var:
efendim biz 5 yıllık deprem bilmemne planı hazırladık, işte dosyası.
efendim biz depremle ilgili bilmemne projesi hazırladık, buda dosyamız.
statik in dediği gibi kem küm de kem küm.
yahu 99 dan beri her belediye kendi sınırları içinde, günde sadece bir tane evin depreme dayanıklılık durumunu tespit etseydi şimdiye kadar tüm evler bitmişti. hala ne nağme yapıyorsunuz?
oturduğumuz evin depreme dayanıklı olup olmadığını deprem olunca göreceğiz.
yada göremeyeceğiz.
Türkiye’nin, doğuda ve batıda, kafalarda da artık bölündüğünün resmidir.
Türkler ne kadar uğraşırsa uğraşsın, kürtlerin gönlünü alamayacaktır.
Batıdan yardımlar yağarken, PKK öldürmeye devam ediyordu. İnadına.
Ayrıca, batıdan gelen yardımların farkına bile varamadı acılı insanlar.
Bence artık Türkiyebeyinlerde de bölünmüş, kimse bunu cesaret edip de söyleyemiyor, ifade edemiyor.
PKK öldürmeye devam ederken batıdan yardım yağması Türkiye’nin bölündüğüne mi işaret eder?
Yoksa…. Her ne pahasına olursa olsun biz bir bütünüz demeye mi?
PKK dış güçler tarafından organize ve finanse edilen Türkiyenin bölünmesini amaçlamış taşaron bir örgüttür.
Gerçekte kürtler PKKnın umurunda bile değildir.
Türkiye’nin büyük derdi gerçek ve işler bir demokrasiye sahip olamamasıdır.
Deprem vergisi ? Yola gitti… Yol vergisi ? Sağlığa kaçtı… Sağlık vergisi ? ÖTV oldu. ÖTV ? Güncellendi. Güncel ne oldu. İnek içti… İnek ??? Dağa kaçtı. Dağ nerede ? Bombalandı… O sırada deprem oldu. Hasar ? Halk yardım etti… Yardım ? Yağmalandı… Devlet ??? Yeni vergi koydu … Adı ? Yedek Deprem Vergisi … Yandaş ? bu olaylarla oyalandı…
Vatandaş ? Yandı bitti kül oldu …
heh heh üstteki şekerleme süperdi…
ilahe olarak takdir ettim valla billa:)))
deprem vergisi : inek içti inek içtii inek içtiii bu inekin mesanesi patlamassa noliim!!!!
Peru
da 6.9da can kaybı yokGÜNEY Amerika ülkesi Peru
da 6.9 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Amerikan Jeolojik Araştırma Merkezi, depremin ülkenin güneyindeki kıyı kenti İkanın 50 kilometre güneyinde meydana geldiğini açıkladı. Depremin başkent Lima`da etkili olduğu, ilk belirlemelere göre can ve mal kaybının yaşanmadığı bildirildi.Gelelim Türkiye’ye; Van’da meydana gelen 5,6 büyüklüğündeki deprem…
Yıkılan otellerle ilgili inanılmaz gerçek A.A 11 Kasım 2011
Kültür ve Turizm Bakanlığından Van’da meydana gelen 5,6 büyüklüğündeki depremde yıkılan Bayram Oteli ve Aslan Oteli isimli konaklama tesislerine ilişkin bakanlığın arşiv kayıtlarında inceleme yapıldığı belirtildi
Kültür ve Turizm Bakanlığı, Van’daki depremlerde yıkılan Bayram ve Aslan otellerinin bakanlıktan “turizm işletmesi ya da yatırımı belgeli” olmadığının tespit edildiğini bildirdi.
.
Açıklamada, şu bilgiler verildi:
“Her iki tesisin de bakanlığımızdan turizm işletmesi ya da yatırımı belgeli olmadığı anlaşılmıştır.
Bayram Oteli isimli tesise ilişkin olarak tesise ait 13 Ocak 2003 tarihli 1 Yıldızlı Otel Turizm İşletmesi Belgesi’nin, tesis sahibinin iptal talebi üzerine 28 Ağustos 2009 tarihinde iptal edilmiş olduğu tespit edilmiştir.
Aslan Oteli isimli tesise ilişkin ise bakanlığımız kayıtlarında herhangi bir bilgiye rastlanmamıştır.
Bakanlığımızca belgelendirme aşamasında ve daha sonra yapılan denetimlerde, tesisin yönetmelikteki niteliklere ilişkin şartları sağlayıp sağlamadığına bakılmaktadır. Tesisin sağlamlığı ve depreme dayanıklılığı bu denetim kapsamı dışında olup, bakanlığımız sorumluluğunda bulunmamaktadır.”
hoppalaa!!…yahu! bu nasıl iştir? Bu nasıl bi yönetimdir? sorumlu da yok iyi mi??
Takdiri ilahi değil de.. nee pekiii ..??
Bu gün 99 depreminin yıldönümü.
Artık takdiri ilahi demeden, kentsel dönüşüm projeleri hazırlanıyor.
Geç de olsa, adım adımdır.
onların müslümanlıkları belli zaten sırlar kapısı programı mesela.. saçma sapan konularla izleyicilerini dinle hizada tutmaya çalışıyolar.böle bi dünya yok arkadaşım ama o programı izlersen var. bakın dikkat ederseniz var diyorum.çnkü bizler genetik olrk sert olmamıza karşın bi okdrda duygusal milletizdir.neden? ağlamasını severizde ondan.e bide buna karşımızda ağlayanları eklersek varya ohoooo salya sümük gideriz resmen:)) dinde öle işte. malesef islamı duygusal millet olduğumuz içn sömürüyolar.yani eskiden ferdi babaya damarın sesi derken şimdilerde akp ve sırlar kapısı gbi demode programlara damar diyoruz.hakikatende damardan giriyolar.biliyolar çnkü insanların şapşal olduklarını.onları nerden avlıcaklarını çok iyi biliyolar.yani islam avcı insanlar av konumunda.. zaten dünya arenasında ondan kaybediyolar.çnkü ava giden islam nedense hep dünya gözünde paso avlanıyo ama bu sadece bizim ülkemize özgü bişey deil tabi.gerçi sevgili bop eşbaşkanı sayın erdoğan daha iy bilir ama ortadoğu cehennem yeri. heryerde av yer yerde avcılar var.. saygılar