TARİH VASATIN TEKRARI ÜZERİNEMİDİR?
Bilgi ve sistematiği ,tarih boyunca ,nesnel dünyanın yanıltıcı görünüşü,gücü işleyişi ve potansiyeli üzerine kuran insan nesli,insanlaşma ,aklileşme ve insan türünün asil ve nihai boyutlarını göremeyerek veya görmezden gelerek vasatın cenderesine düşmüştür…
İnsan türünün seçkin niteliği,bilgi ve kavrama üstünlüğü neticesi evreni ve sürecin öz eğrilerini tanıyabilme bir ruh oluşturabilme ameliyesidir…
Halkın ve milletlerin ,hatta tüm insanı etkinliklerin yapı ve kalitesini ölçmek için ,toplumların lider ve öncülerine bakmak ve süreç ile bulunduğu konuma göre o toplumun temel zihni kıstaslarını ölçmek gerekir tarih bu durumun tipik örnekleriyle doludur..
Roma yüzlerce yıl dünyaya hükmederken,öncülerinin zihin eğrileri ;iktidar, güç ilahlaşma istemi,metafiziği ve dini sömürgeci haleti ruhiye bağlamında yorumlama ve görme….
Nihayetinde halkların ve milletlerin ruh dünyası ;bölgeci, hizipçi ,herbiri ayrı bir bağlama ve gerçekliğe yaslanan, darcı bakış ve sonuçta vasat tinsan tipi..
Hintin, Yunanın, mısırın, Çinin ve diğerlerinin sevdası ve konumu , fiziki- coğrafi farklılıktan başka bir şey değildir..
Yahudi ve Hıristiyanlarca devam ettirileğelen bu ruh ve tutum ,şekil-coğrafya- mekan değiştirsede aynılığnı sürdürmüştür…
İslam dünyasında Emevi , Abbasi geleneğinde asıl olarak , bu vasat hegemonyacı eğilim hakimdir…
İnsalanşma, aklileşme ve insan türünün ademi boyutlarının varisi olamayan ,görünüşün kısır döngüsü üzerine , bakış açısını bu boyutlar
üzerine kuran vasati yapılanma…
Hegeli, Nietzscheyi, marksı bu vasat yapılanma üretmiştir..
Camus ve Sartreyi absürde düşüren bu yapılanmadır..
1. ve 2. dünya savaşının sebeb ve sonuçlarını bu yapıda aramak gerekir..
Daha geriye gidersek; istilacı kavimleri,
Haçlı yayılmasını,
bu yapılanmada aramak gerekir…
Allah tüm eşya ve hadiselerin isim ve niteliklerini insana zerketmiştir..
Yine Nietzchedeki, Sartredeki, Markstaki sıkıntı bu zerk neticesiyledir,…
İnsanlık; ışığı, aydınlığı, eşitliği , gerçek demokrasiyi bu zerk neticesi arama istidadı ve zorunlulugunda olmuştur…
Günümüzün devasa bir birikimi vardır,artık insanoğlu tarihi ve doğal yapıyı her yönü ile okuyabilme eşiğine gelmiştir…
Giydirilen bu gömlek insana ve insanlığa layık degildir…Ancak , atılacak bilinçli adımlar…Tarihi tekerrür olmaktan kurtarabilecektir…
İnsan türünün seçkin niteliği,bilgi ve kavrama üstünlüğü neticesi evreni ve sürecin öz eğrilerini tanıyabilme bir ruh oluşturabilme ameliyesidir…
Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum; çünkü birbirinin tekrarı konu ve aynı tip eleştirilerden başka açılımlarda okumak arzusundayım.
Bu bağlamda:
1. Sizce evrenin öz eğrilerini -ki bunu açarsanız daha iyi anlaşılır-tanıyabilmek için nasıl bir ruh oluşturulmalıdır?
2. Ruh oluşturmaktan kastınız nedir?
Nihayetinde halkların ve milletlerin ruh dünyası ;bölgeci, hizipçi ,herbiri ayrı bir bağlama ve gerçekliğe yaslanan, darcı bakış ve sonuçta vasat tinsan tipi..
3.Sizce halkaların ve milletlerin ruh dünyaları nedir?
4.Vasat insan tipi nedir? Sizce vasat insan tipini aşmanın yolları nelerdir?
Allah tüm eşya ve hadiselerin isim ve niteliklerini insana zerketmiştir..
Yine Nietzchedeki, Sartredeki, Markstaki sıkıntı bu zerk neticesiyledir,…
İnsanlık; ışığı, aydınlığı, eşitliği , gerçek demokrasiyi bu zerk neticesi arama istidadı ve zorunlulugunda olmuştur…
5.Yukarıda ki paragrafınızı net ve açıklayıcı bulmadım.Sizce insanlık ” ışık ve aydınlığı” kendisine ne zerk edilirse bulur?
Günümüzün devasa bir birikimi vardır,artık insanoğlu tarihi ve doğal yapıyı her yönü ile okuyabilme eşiğine gelmiştir…
Giydirilen bu gömlek insana ve insanlığa layık degildir…Ancak , atılacak bilinçli adımlar…Tarihi tekerrür olmaktan kurtarabilecektir…
6.Bu paragraftaki düşüncelerinize katılıyorum. Ancak” atılacak bilinçli adımlardan ” ne kastettiğinizi öğrenmek isterim.
Teşekkürler ve aramıza hoşgeldiniz 😉
kısaca toplu olarak şöyle yorumlayım…
tarihi sürecin verileri;siyasal-bilimsel-dinsel-sanatsal-kültürel-v.s..
göstermiştirki;insanın,hayvanlıktan ayrılan devasa bir öz-yapısı vardır…..
bu üstünlük;şuur-görüş-bilim üstünlüğüdür…
insan zihni sirklasyon halindeki ,evren ve canlılık akışkanlığını zihninde yorumlayarak,bir kişilik-kimlik hali kazanır…
ruhsal durum birey ve toplum olarak bu canlılığın belirlediği insan tipidir…mesela;yunan toplumunun ruhsal durumu;kültürde ortaya çıkan insan belleği ve insan tümlüğüdür…
osmanlı toplumu,ümmet toplumunun kabulerile ortaya çıkan kültürel göstergelerdir…
ruh,canlılık ve insan canlılığının total halidir..
cana tekabül eder…insan türü din-felsefe ve bazı anlayışlarda ADEM-ADAM ile dile getirilir…
Adem total homme-tam insanın açılımını gösterir…
bu insan lokalize olmuş-bloke edilmiş insan tipi degildir…
evrensel bazda gerçek insana tekabül eder…
her yönüyle etik,sorumluluk sahibi,adil,ayınlanmacıv.s.insanı resmeder…
tanrının veya doğanın insana verdiği hayvandan ayrı yetenekler vardır…
gerek doğuştan gelen,gerekse sonradan kazanılan…
zerk ve altyapısı budur…
atılacak bilinçli adımlardan;insana yakışır gerçek bir demokrasiden bahsediyorum…
vasat insandan kastettiğim şu;
gerçek manada evrensel ve insani sorumluluktan uzak yapılanma…
maalesef tarih bunun göstergeleriyle doludur…
gerçek insanlık yolunda olanlar takdirimizdir..
Soruları konuya açıklık getirmesi bakımından son derece önemli. Ben yorumlarınızda sorulara net cevaplar göremedim. Belkide ben anlayamadım.
“Hegeli, Nietzscheyi, marksı bu vasat yapılanma üretmiştir..”
Yazmışsınız..
Nietzsche’nin konumunun özü şu satırlarda ifadesini bulur.
“Bilgi, iktidarın aleti olarak iş görür.. belli bir türün varlığını sürdürebilmesi ve iktidarını arttırabilmesi için türün gerçeklik anlayışı, hesaplanabilir ve değişmez olandan yeterince barındırmalıdır ki bunun üstüne bir davranış sistemi oturtabilsin. Başka bir anlatımla; Bilgiye duyulan arzunun ölçüsü, iktidar istencinin bir tür içindeki gelişiminin ölçüsüne bağımlıdır.(WP, pasaj 480)”
Buna göre; Nietzsche, insana karşı bir intikam sıfatıyla dünya üzerinde egemenlik kurma etiğinin örgütlenmesi olarak kapitalizme verdiği yanıtın zeminini hazırlamıştır. Vasat yapılanmaya karşı mücadelesini ömür boyu sürdürmüştür. Bu mücadele içinde Marx’ıda unutmamak lazımdır.
benim konu ettiğim insan;OLMAYAN,ANCAK OLMASI GEREKEN İNSANDIR…
Bu bir ütopyamıdır…tartışılır….
eğer insan türü ,sorumluluk bilinciyle bütün vasıflarını tanıyıp geliştirebilirse bu insana adım atılabilir..
insan karmaşık bir yapıdadır…
ahlaktan,ekonomiye,hukuktan teolojiye,ilme-bilmev.s konu olmuş devasa bir yapıdır…
bu devasa yapıyı çözümleyip inşa etmek süreç ve oluşumu tüm zamanlar açısından değerlendirmeyi gerektirir..
insanın temel önceliği evrensel sirkülasyonun form ve ereğini tanıyıp kavramsallaştırma ve eylemsel üst niteliginde bulunur…
insan itiraz halinde,seçebilen,yapıcı-kurucu bir varlıktır…
insanın bu özellikleri budizme,taoizme,hıristiyanlığa,musevilige,islama ,marksizme girmiştir….
ancak insanbilim eksenli doğu-batı etüdleri neticesinde bu sonuçlar çıkarılabilir..
tarihisüreç içinde pek çokinsan tipi görülmüştür;
spartaküs
sokrat
isa
muhammed
ali
ebuzer
tolstoy
marks
nietzche
begoviç
gezmiş
meriç
sartre
galile
spinoza
v.sv.s
bu insanlar,kimi eksiklikleriyle beraber tarihi ve evrensel süreci irdelemekle beraber aşk ve diyalektiği bilimle buluşturabilmiş insanlardır….
ve dönemlerinde derin izler bırakmışlardır….
insan var….
insancık var…
evreninöz-eğrilerini tanıma;
evrenin özeğrileri;günümüz itibariyle fen-matematik-coğrafya gibi bilimlerce doğrulanmış,evreni dengede tutan ilişkilerin eğrisidir…
bildiginiz gibi bilimin doğruları statik değil,dinamikve kaotik doğrulardır…
bunların açılımı eğrisel olur…
buna insanbilimle örnek vereyim;
psikolojik açıdan;
insan acı çeken,haz duyan,seven,nefret eden,bilinçaltı karmaşası olan,nedeni bilinmeyen davranışlara yönelen içiçe geçmiş ,ancak hepsi farklı bağlamda davranışlardan oluşmuştur…
bunun gösterimi eğrisel olur….
keza evrende bunun gibidir…
itme ve çekme gibi…
,
,