Vatanseverlik ve Vatan hainliği

Şu forumda kime sorsanız “vatanseverim” diyecektir. Vatansever olan hep biz oluruz. Elbette ortada bir “vatansever” varsa, bir de “vatan haini” olmak zorunda. Peki bu kimdir?

Elbette diğerleri! Bizim gibi düşünmeyenler, bizim gibi konuşmayanlar.

Daha önce benzer konular açmıştım -örneğin sevecenlik gibi- yine benzer konular var her yerde. Dindarlık gibi, gerçek müslümanlık gibi, ahlaklı olmak gibi.

Siyasi konular ne zaman çıkmaza girse ve iş bilgiden çıkıp kişisel duygulara, milli duygulara veya kısaca duygulara girse hemen yaftalarız karşı tarafı. “Vatan hainisiniz!!”

Kendisi nedir? Vatansever?!

Bu tanım da tıpkı diğer tanımlar gibi kendini var etmek için kullanılan bir söz. Kimde vatanseverlikölçer makinesi var da insanları hemen yaftalıyor bu terim ile.

Ama kolay. Diyecek bir şey kalmadı mı? Vatan hainisiniz dersin, haklı olduğunu düşünür bir de buna gerçekten inanırsın. Belki lise, üniversite yıllarında böyle şeyler söker de buralarda işe yaramıyor beyler bayanlar.

45 yorum “Vatanseverlik ve Vatan hainliği”

  1. Ne Nazım’lar vatan haini ilan edilmedi mi! Zülfü’ler sürgünde Dino’lar vatansız/kansız denilmedi mi…

    Alışkın bu coğrafyanın insanı.Önce vatan haini der, sonra da şiirlerini dillerden düşürmez.

    Bu böyledir Saron. Nabza göre şerbet vermeyenler hep rezil, onun bunun ağzında meme olanlar vezirdirler..

    Şimdi bak bu yorumdan sonra pehlivanlar yağlanıp güreşe çıksınlar da gör…

    Bizler kiii “vatan” için kanımızın son damlasınaaaa kadar……. diyerek…

    Bakalım vatan haini Nazım usta ne demiş….

    Dörtnala gelip Uzak Asya’dan

    Akdenize bir kisrak basi gibi uzanan

    Bu memleket bizim!

    Bilekler kan içinde, disler kenetli

    Ayaklar çiplak

    Ve ipek bir haliya benzeyen toprak

    Bu cehennem, bu cennet bizim!

    Kapansin el kapilari bir daha açilmasin

    Yok edin insanin insana kullugunu

    Bu davet bizim!

    Yasamak bir agaç gibi tek ve hür

    Ve bir orman gibi kardesçesine

    Bu hasret bizim!

    Kimsenin hakkını kimsede bırakmamak için vatanseverim… Vatanseverliğim masum biçarenin hayatından daha mühimse, insanlığımdan utanırım! Vatanseverlik diye gerçekleri görmezden geleceksem, utanırım… Vatanseverim diye ezeceksem, utanırım…

    Utanmaktan aciz olan, insalıktan nasiplenmemiş vatansever(!)ler tarafından ilan edilen vatan hainliğini de şerefler taşırız.. Nazımlar, Suphiler, Dinolar, bizler…. Şerefimizle vatan hainliğine devam ediyoruz!

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  2. Orhan Pamuk ve Hrant Dink benzer kampanyalardan. Vatan haini ilan etme kampanyaları. Bu kampanyaları yapanlar elbet kandırabilecek çocuk bulabilirler.

    xenix: Takiplerim

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  3. ‘Vatana zararlı çocuk yürümeden yok edilsin’
    Pzt, 20/02/2012 – 18:26

    Dumlupınar İlköğretim Okulu Müdürü Mustafa Aydın “Emniyette suçluların kanını alıp gen haritası çıkarsınlar. Çocuk doğduktan sonra analizi yapılsın. Vatana, millete, bu ülkeye zararlıysa yürümeden yok edilsin” dedi.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  4. Bu adam geçenlerde yorum yapan kimdi o vardı ya bir gerzek hani ermeni dölü falan muhabbeti yapan isak, onunla aynı kafadan.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  5. Saron “benim gibi düşünmeyenler” demiş, G Milat da Nazımlardan girmiş, Dinolardan çıkmış.

    Gidin ya!

    Vatan hainliğinin ne olduğunu değil ama ne olmadığını öğrenmek istersem eğer, açar gazeteleri okurum.

    Örneğin; PKK ile aynı yatağa girmek, pazarlık yapmak, PKK’ya kuryelik yapmak ve bu kuryelik sonunda karakollarımıza ve şehirlerimize yapılan saldırılar sonucu askerlerimizin ve sivillerimizin ölmesine sebep olmak kesinlikle vatan hainliği değildir.

    Neden? Çünkü öncelikle iktidar partimiz, sonra Başbakanımız ve en sonra da Cumhurbaşkanımız böyle düşünüyor. Eğer böyle düşünmeselerdi Başbakanın talimatıyla iktidar partimiz alelacele bir koruma ve kollama yasası çıkarır, Cumhurbaşkanımız da bunu jet hızıyla onaylar mıydı?

    Ben gazetelerden öğrenirim herşeyi. Ama bazen kafam karışmıyor da değil. Örneğin yandaş gazeteler bu koruma ve kollama kanununu büyük bir zafer olarak lanse ediyorlar. İyi de bu zafer kime karşı kazanıldı? Herhalde PKK’ya karşı değil.

    İşte bu noktada kafam azıcık karışıyor.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  6. Lütfen kişisel olarak üzerine alınma Saron, şimdi baktım da en son 8 Şubat’da xenix’in yorumunu okumuşum. Vatanım rui zemin, milletim nevi beşer. Vatanım yeryüzü, ulusum insanlık diye öztürkçeye çevrilebilir. Tevfik Fikret demiş, Atatürk’ün en sevdiği iki şairden biridir. Diğeri de Namık Kemal miş.

    Bunu niye yazdım, buradan Atatürk’ün vatan, vatanseverlik anlayışı hakkında bir fikir edinebiliriz. En azından fanatik olmadığı ortada. Ben bazen onun yerine düşünüyorum da Ege denizinin iki yakası için kurtuluş savaşı verirdim, kendi doğduğum toprakları da kurtarmış olurdum, Ankara’dan ötesi ile hiç uğraşmazdım diyorum. Tabi benim amatör fantazilerim bunlar. Hatta bence Yavuz Selim Şah İsmail’e karşı savaşa kaybetseydi de keşke hiç halifeliği filan almasaydı, belki o zaman Avusturya’yı alırdık, daha bir avrupalı olurduk, şu Arap, ortadoğu kültürünü atardık üzerimizden diyorum. Tabi hepsi hayal…

    Ben de vatan haini sözcüklerini kullanırım yeri geldiğinde, daha kibar bir sözcük bulsam onu kullanırım ama daha kibarını bilmiyorum.
    Bu memlekette Berlin Duvarı yıkılana kadar solcular vatan haini idi. Tüm askeri darbeler de en çok solu törpülemiştir bu memlekette. Çünkü Türkiye Nato gibi kapitalist blokda yer alıyordu, ama aynı zamanda emperyalizmin kucağında olduğundan her türlü hükümet sam amca’ya göbeğinden bağlıydı. Sam amca için de en büyük tehlike solculuktu. O yüzden tüm solcular vatan hainiydi.

    O solcuların hiçbiri üniter TC’yi bölmek istemedi. Hepsi emek dedi, insan dedi bu yüzdendir bugün birazcık okuyan insanlar onların vatan haini olmadığını anlar. Tam tersine en büyük vatansevermiş onlar der.

    Günümüze yaklaşayım. Mondros mütarekesinin bir tek maddesini söyle desen bilemeyecek, Sevr haritasını görse kurgubilim zannedecek insanlar, işgal altınadaki Anadolu ve %10’luk okur yazar bir insanla kurtuluş savaşı vermiş, bugünkü iyi-kötü hür ve demokratik en önemlisi laik bir ortamda bize yaşama imkanı sağlamış Mustafa Kemal’i eleştirmiyorlar mı, işte o zaman tepem atıyor.

    İnanın milliyetçilik ve vatanseverlik duyguları değil beni sinirlendiren, bu eleştirileri yapanların aptallığı delirtiyor beni. Yani 1919 Türkiyesini insan göz önüne getiremiyor, papağan gibi oradan buradan okuduğunu, duyduğunu yazıyor, yapıştırıyor.
    Bence günümüzdeki vatan hainliği işte bu aptallığın öz kardeşi.

    Kürtlere geleyim biraz da. 1976’lı yıllarda yaşadığım, bildiğim şeyleri yazacağım. Kawa vardı, Rızgari ve Ala Rızgari vardı. Kürt sosyalistleriydiler bunlar. Aynı Deniz Gezmiş’in dediği gibi iki kardeş kavimdik. Ben bir kere bile özgür kürdistan, bağımsız kürdistan diye birşey duymadım o zaman. Ne zaman ki 1980’lerde Apocular denen bir grup çıktı, sonra da PKK oldu ve söylem değişti. Ne sosyalistlik kaldı, ne insanlık. E bunlar vatan haini değil mi? En son sivil bir otomobilin içinde sivil hamile birkadının bedeninden kaç kurşun çıktı, pkk tarafından sıkılmış.16-17 yaşında çocukların yoksulluğundan, cahilliğinden yararlanarak onları eşkiya yaptıranlar vatan haini değil mi?

    Nerdeyse 90 yıllık Cumhuriyetin temel değerlerini hala hazm edemiyenler vatan haini değilde ne?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  7. İşte bunlar hep göreceli, kendi pencerenizden değerlendirip başkalarını suçladığınız şeyler. Bu yaptığınızın birilerini kafir ilan eden, katli vacip ilan eden gericilerden hiç bir farkı yok. Size nasıl onların yaptıkları yanlış geliyorsa bana da sizin birilerini vatanhaini ilan etmeniz, hedef göstermeniz yanlış geliyor. Ve bana göre bu aynı düşünce biçimi.

    Altında yatan temel dürtü, birilerini “vatan haini” veya “kafir” ilan ettiğinizde kendinizin vatansever veya mümin olduğunu sanmak, hissetmektir.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  8. Hiç alakası yok saron. Ben kendimi bile öyle iddıalı bir vatansever olarak görmüyorum ki. Hele böyle bir sanal ortamda, bu konuda tartışmışım, kazanmışım veya kaybetmişim hiç umurumda değil. Ancak sen benim yazdıklarımdan, benim hislerimi anlayacak bir empati kuramıyorsun. Önyargılı olan sakın sen olmayasın ?

    En azından sen de benim gibi açık sözlü olmayı deneyebilirsin. Bak bu soruya yanıt vererek işe başla. Sen üniter bir Türkiye Cumhuriyeti’nden yana mısın?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  9. Vatan;bir kaç dosttan ibarettir,annedir,babadır,arkadaşlar ve anılardır.Gerisi lafı güzahtır.

    İnsanlık,bayraksız yaşamayı da öğrenicek.Ama biz göremiycez malesef.

    Hrant SES-SİZ:

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  10. Eskiden ebubekir etiketlerdi herkesi “kemalist” diye, o düzeldi şimdi bayrağı siz devraldınız galiba?

    Asıl siz bana cevap verin: onu bunu kafir ilan eden bir dinci molladan farkınız nedir?

    Bana bu farkı anlatın ki empati kurayım.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  11. Sayın saron; ben bana sorulan her soruya yanıt veririm. Doğru, yanlış, bildiğim kadar, aklımdan geçen ve yüreğimden süzdüğüm kadar. Cinsellikten, politikaya, tarihten felsefe’ye kadar. Bir fikrim yoksa da bilmiyorum derim, bu kadar basit.

    Ya sen, yukarıdaki bir tek soruma bile cevap vermeden demagoji yapmaya çalışıyorsun, ancak bu konuda da çok yetersizsin. En azından de ki, bu soruna cevap ver(e)miyorum Kambur Kerim. Bunu bile söylüyemiyorsun ama.

    Benim dinci molla mı, yoksa Atatürkçü ve sosyal demokrat mı olduğumu da hala anlayamadıysan söyliyecek birşeyim yok artık. Acaba hangimizin yorumları dinci mollaların hoşuna gider? Seninkiler mi, benimkiler mi?

    Empati mi? Ben yalnızca açık sözlü insanlarla empati kurabilirim. Senin gibilerini ise önce anlamaya çalışırım (eğer basit bir soruma yanıt gelirse).

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  12. Sorularımızın arasındaki fark şu:

    sizinki hala etiketleme derdinde sorulmuş bir soru (tıpkı bir dincinin “söyle bakalım sen şimdi allahı inkar mı ediyorsun” sorusu gibi)

    benimki ise konuyla ilgili bir soru.

    Sizin ne olduğunuz beni ilgilendirmiyor. Olduğunuz şeyi etiketleme ve kötüleme şeklinde kullandığınız ilgilendiriyor.

    Bir de mertim cesurum şöyleyim böyleyim tavırlarınız komik geliyor. Burada okuyanları salak sanmaktan vazgeçin, kimse yemez bunları.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  13. ”Burada okuyanları salak sanmaktan vazgeçin, kimse yemez bunları”

    En azından seni nasıl salak sanabilirim? Bak, tek bir soruya yanıt vermeden burada destan yazıma becerisi göstereceksin neredeyse.

    Durmak yok yola devam, istikrar sürsün…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  14. Bu konuda sarona katılıyorum. Birilerinin birilerini kafir ilan etmesiyle vatan haini ilan etmesi aynı şeydir. Elimizde bir ölçüt olmadığı için (gerçi sorsanız ikisinin de ölçütleri vardır elbette) hedef göstermek ve kendi imanını korumak için yapılan bir çabadır.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  15. Peki, bir yorumcuya TC’nin üniter yapısı ile ilgili düşüncelerini sormak, onu vatan hainliği ile suçlamak mıdır?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  16. Niyetiniz o gibi duruyor. Size ne ki o kişinin üniter yapısından falan. Ben mesela üniter yapı falan istemiyorum. Hatta devlet de istemiyorum. Eee?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  17. “Ben fikirlerini açıklamaktan korkan insanlarla aynı ortamda olamam”

    Sebep?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  18. Kambur Kerim,

    İnsanlar her konuda düşüncelerini açıklamak zorunda değiller.. İstediği konuda yazarlar, istemediği konuda yazmazlar.. Bu yüzden ‘Şu konuda ne düşünüyorsun’ diye sorup, o kişi ‘Yanıt vermek istemiyorum’ veya ‘Bana özel’ derse, bu kişiyi hiç kimse yargılayamaz.

    Mesela sizin oy verdiğiniz CHP’nin de ‘din ile ilgili’ bu tip bir tavrı vardır.. Bir çok CHP’li vekile ‘Dindar mısınız?’ diye sorulduğunda; ‘Müslümanım’ derler ama sonradan eklerler.. ‘Din kişiye özeldir, insan içinde yaşar, bu yüzden bu tür soruların bana sorulması doğru değil’ vs.

    Yani bir insan hem söylemiyle, hem de tavırlarıyla ‘Yorum yok’ derse, bu kişinin ‘utandığı, çekindiği’ şeklinde yorumlamak bence doğru değil.. Bir çok nedeni olabilir.

    ‘Vatanhainliği’ ile ‘kafirlik’ arasındaki ilişki konusunda da Saron’a katılıyorum.. Örneğin bir başkasının da kıstasları seninkinden çok farklıdır.. Ve o kişi de üniter devleti savunmayı ‘vatanhainliği’ olarak görür.. Çünkü kendisine göre üniter devletin bazı dezavantajları vardır, daha refah içinde bir toplum ideali olarak üniter devlet yapısını değil, başka tür bir yapıyı savunur vs.. Zaten o kişi büyük ihtimalle üniter devlet yapısını savunanları ‘vatanhainliği’ ile suçlamaz.. -Çünkü zamanında kendisine bu tür yakıştırmalar çok yapılmıştır, rahatsız olur-.. Ama o kişinin kıstasları, toplum ideali farklıdır.. Bu yüzden vatanhainliği ile suçlamak bu noktada anlamsızlaşır.

    Siz bi insanın vatanı -yaşadığı yer- dışından bir ülkeden para aldığını ve fark kriterlerle, düşüncelerle değil de, gerçekten ‘art niyetli olarak, bu ülkede yaşayan insanların kötülüğünü isteyerek’ bir takım faaliyetler yaptığını görürseniz, o zaman ‘vatanhainliği’ gibi konularda anlaşabiliriz.. Gerçek anlamına kavuşur yani.

    Ama vatanhainliği, kafirlik/allahsızlık, teröristlik, anarşistlik gibi terimler eğer ‘egemen devlet’ ağzıyla söylenirse, bu kavramların içine bir çok kesimden insan girebiliyor.. Ve asıl işlevini yitirip, istenmeyen/muhalif olan kesimleri bir sepete koyarak onları yaftalamak, halkın algısında bu insanlara ‘olumsuz’ bir imaj vermek amacıyla çokça kullanılıyor.

    Mesela solcuların genelde kullandığı ‘Faşist’ kelimesi de öyledir.. Herkese, her duruma ‘Faşist’ yaftası yapıştırırsak bu kelime anlamını yitirir.. Her anlama gelen kelime, aslında hiçbir anlama gelmiyordur zaten.. Kısaca böyle düşünüyorum.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  19. Artık, kimsenin düşüncesini merak etmiyeyim. Doğru ya, bana ne, dolayısıyla merak etmiyorsam bir yorum yazmama da gerek yok herhangi bir konuda. Ben fikirlerini açıklamaktan korkan insanlarla aynı ortamda olamam. Doğru veya yanlış insanlar fikrini söyliyemiyorsa orada da işim yok.

    Sana da lafı eveleyip, geveleyip birşeyler yazmaya çalışan, etiketlenme psikozu ile yaşıyan bol yorumcular dilerim xenix.

    Gözünüz aydın maskeliler, kurtuldunuz benden.

    Vatanseverlik bir yerde, Üniter Türkiye Cumhuriyetinden yana olmaktır.

    Ben vatansever olmayan insanların kayırıldığı, korunduğu sanal ve gerçek ortamlarda da bulunamam kusura bakmayın. Onlar da istedikleri kadar etiketlenme korkusu ile yaşasınlar veya yaşamasınlar hiç fark etmez, mızrap çuvala sığmaz.

    Hoşça kalın.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  20. ‘Vatanhainliği’ ile ‘kafirlik’ arasındaki ilişki konusunda da Saron’a katılıyorum.. (Sangre ve xenix)

    Saçma! Şu ana değin sitede din ve tanrı konusunda tüm yazdıklarınızı inkar ediyorsunuz!

    Bu arada eleştirenler arasında sizlerin olup olmadığını anımsamıyorum ama bir çok yerde “niyet okumanın” eleştirildiğini anımsıyorum. Geçelim…

    Vatan insanların barınma gereksinimi olan mağara ve ağaç kovuklarının kendisini örgütlediği en üst yerel savunmadır! vatan somuttur, SOMUT! Tanrı ise soyuttur! SOYUT!

    Vatan hainliğinin ölçütleri bir somut üzerinden tartışılır ve belirlenebilir! Bu birilerinin herhangi bir yerinden çıkaracağı fikirlere dayanamaz! Öznel; subjektif değildir! Nesnel; objektiftir! Vatanın içinde barınanlar bu konuda toplumsal bir anlaşma sağlayabilirler ve bunu anayasaya ve ceza kanunları içine koyabilirler! Ancak dinsel inançlarınızı anayasa içinde dayatamazsınız! Anayasaya “tanrıya inanmayan kafirdir ve şu cezaya çarptırılır” şeklinde bir hüküm koyamazsınız! Bu yüzden yukarıdaki söylemleriniz kendinizle çelişmektedir!

    “Bursa’da havlucu Recebe,
    Karabük fabrikasında tesviyeci Hasan’a düşman,
    fakir-köylü Hatçe kadına,
    ırgat Süleyman’a düşman,
    sana düşman, bana düşman,
    düşünen insana düşman,
    vatan ki bu insanların evidir,
    sevgilim, onlar vatana düşman..”

    “vatan ki bu insanların evidir”

    Bu eve, bu ev içinden ateş atan herkes vatan hainidir! Ev dışından atan hain değil, doğrudan düşmandır! Düşman ile işbirliği yapan herkes vatan hainidir!

    Hain, ihanet eden demektir! İhanet grup içinden gruba karşı yapılan düşmanlıktır! Vatan içinden vatan aleyhine düşmanlık eden herkes vatan hainidir! Bu kadar basit işte!

    Vatan gerekli bir barınak mıdır?
    Bu soruyu insanlık, henüz reel olarak çözemedi bana göre. Çözdüğü gün, “vatanı savunmak” insanlığa ihanet anlamına gelebilecektir belki. Ama aksi kanıtlanıncaya değin vatan geçerliliğini sürdürecek ve vatan hainliği kavramı ve bunu düzenleyen yasalar da SOMUT olarak var olacaktır!

    Vatanın “gereksiz bir savunma” olduğunu, vatana ihanet ederek değil, vatan içinde vatanın gereksiz bir savunma olduğuna herkesi ikna ederek ve bu konuda örnek bir yaşamı gerçek kılarak, vatanın dış dünya ile arasındaki husumet nedenlerini ortadan kaldırarak gerçekleştirmek olasıdır! Bunun olabilmesi için bile “önce vatan” olmak koşuldur. Tıpkı “birey” olmadan “toplum” olmayacağı, ya da “sağlıklı bireyler” olmadan “sağlıklı bir toplum” olmayacağı gibidir durum.

    Kendi içinde barışı tesis etmeden dışarıyla barış koşulları oluşturmak olası değildir!
    “Yurtta barış, dünyada barış” şiarını küçümseyen sosyalistler de, kapitalistler de, bu şiarın anlamını “tavada kızarma” aşamasında anlayacaklardır!…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  21. Not: Kimin kafir olup kimin olmadığını “Allah bilir”! Ama kimin vatan haini olup olmadığı böyle muallak değildir; ANAYASA ve Ceza Yasaları bunu bilir! Bilmeyene de öğretirler hem! Uygulamada vatan hainliği suçlamasına kurban gidenlerin durumu, bu “realiteyi” değiştirmiyor!

    Not iki: Susmak da bazen “dayanılması müthiş bir yanıttır”. Susmanın yanıt olduğu yerde, yani susmak bile bir yanıt olurken, tek tümcelik sorular ve tek sözcüklük yanıtlar, yaşamın keskin dönemeçlerini, derin uçurumlarını ve yol ayrımlarını belirleyen müthiş sonlardır!…
    Tek tümcelik sorular sormak ve bunlara yanıtlar verebilmek, bir birikim ve yaşam ustalığı gerektirir.

    “Sonradan beyliğe yetenler”, bilmezler “elin” kıymetini!…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  22. Senin sarsılmaz mücadele ruhun, sinsiliği, şark kurnazlığını açığa çıkaran fikirlerin yüce gönüllerde her zaman bir yer bulur. Ancak ben senin kadar mücadeleci değilim, ruhu, gönlü, fikri maskeli insanlar için bir virgül bile yazamam. ”Ben sizin görüşlerinize katılmıyorum ” bile diyemiyen yorumcular arasında bulunamam.

    Artık kürdistanUS ve erivanUS sitelerinde yorum yapacağım, bu siteleri de aramaya başladım, bol miktarda vardır herhalde.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  23. Vatanın neresi somuttur? Bu dünya benim vatanım. Senin vatanın neresi? TC sınırları mı? Yaşadığın şehir mi? Doyduğun yer mi? Mağaran mı? Özgürlük mü yoksa vatanın?

    Vatanı bir kaç metrekare toprak olarak görüp somut hale indirirsen aynı şeyi Allah için de yapabilirsin. O da dersin ibadet ettiğim somut bir varlıktır dersin.

    Senin yaptığın anayasalar var da Kuran yok mu? O da istediklerine kafir diyenlerin anayasası işte. Ne farkı var ki sen anayasaya bakıp vatanhaini ilan ediyorsun, o kurana bakıp kafir ilan ediyor.

    “Hain, ihanet eden demektir! İhanet grup içinden gruba karşı yapılan düşmanlıktır! Vatan içinden vatan aleyhine düşmanlık eden herkes vatan hainidir! Bu kadar basit işte!”

    Gelelim senin basit tanımına göre vatan haini olanların listesine. Nazım Hikmet, Ahmet Kaya, Aziz Nesin, Yaşar Kemal, Orhan Pamuk, Adnan Menderes, Fevzi Çakmak, Kazım Karabekir, Mustafa Kemal Atatürk.

    Elbette liste daha da uzun…

    Hem siz burada forumda milleti vatan haini ilan ederken hangi somut anayasa suçuna göre vatan haini ilan ediyorsunuz?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  24. Kambur Kerim burası kemalistlerin veya dincilerin veya ateistlerin veya senin arzu ettiğin bir başka zümrenin sitesi değil. Burada kişiler değil fikirler, düşünceler vardır. Konuların dışında sorduğunuz sorulara cevap alamadığınız için ağlayacak, söylenecekseniz bunun sonu yoktur baştan söyliyeyim. Kaldı ki aynı şeyler belki defalarca tartışılmış defalarca söylenmiştir. Kimin ne olduğunu anlamak istiyorsanız yazılarını takip edersiniz.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  25. xenix’in listesine Deniz Gezmiş ve arkadaşları da eklenebilir elbette ama Atatürk örneği bence tartışmayı bitirmiş. Tıpkı bu günkü gibi o zaman da kendisi gibi düşünmeyenler tarafından vatan haini ilan edilmiş bir insandı. Kambur Kerim o zaman yaşıyor olsaydı muhtemelen Mustafa Kemal’e şu soruyu sorardı: “Sen şimdi Osmanlı Devletinden yana mısın değil misin?”

    G milat, zensen, xenix ve sangre konuyu yeterince açıkladı ve anlatmak istediğim şey ile aynı paralel görüşlere sahipler.

    Kambura da cevabımı vereyim her ne kadar konuyla ilgili olmasa da. Evet ben üniter bir Türkiye Cumhuriyetinden yanayım. Ama sizin gibi düşünen, etiketleme derdinde olan insanlardan yana değilim.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  26. Aktaş,

    Yazdıklarından rahatsız olduğum 2 durum var.

    Birincisi; ”Eğer şunu düşünüyorsanız, bu sonuca varmak zorundasınız.. Eğer bunu düşünüyorsanız, şu sonuca varmak zorundasınız” diyerek bize bazı düşünceler dikte ediyorsun.. İstediğimiz şeyi savunup istediğimiz sonuca varmakta özgürüz biz.. Bu sonuca varırken hangi kriterlere, nedenlere sahip olduğumuzu bilmeden veya dinlemeden bazı şeyler dikte etmen rahatsız edici.. Hem bizim neyi düşündüğümüzü yazıp, eğer bunu düşünüyorsak aynı zamanda neyi düşünmememiz gerektiğinizi yazman da keza öyle.. Belirtmek istedim.

    İkincisi; Her yazdığın cümlenin sonuna ünlem işareti koyuyorsun.. Sanki yazı yazarken aynı zamanda yüksek sesle konuşuyor, bağırıyorsun.. Bu durum bizim yazdıklarımızı bastırman anlamına geliyor.. Düşün ki reel bir ortamda karşılıklı olarak tartışıyoruz ve sen yüksek sesle tartışıyorsun.. İşte yukarıdaki yazın insanlara psikolojik olarak bunu hissettiriyor.

    Bir sürü konudan bahsetmişsin.. Ben hepsine tek tek değinmeyeceğim;

    “‘Vatanhainliği’ ile ‘kafirlik’ arasındaki ilişki konusunda da Saron’a katılıyorum”

    Bu cümleyi yazarken iki kelime arasındaki bir ilişkiden söz etmiştim.. Böyle bir ilişki olduğunu ve bu konuda Saron’a katılıyorum dedim.

    Ama senin açıkladığın şekilde bir ilişki olduğunu söylemedim.. Sen ‘vatan’ın somut, ‘Tanrı’nın soyut olmasından dolayı arasında bir ilişki olamayacağını yazmışsın.. Evet soyutluk/somutluk arasında bir ilişki yok.. Zaten ben de bu tür bir ilişki olduğunu da söylemedim.

    Mesela biri ideolojik anlamda, diğeri dini anlamda kullanılır.. Bu tip bi ilişki de söz konusu değil.

    Arasındaki ilişkiyi ilk yazımda açıkladım.. Her iki kavramın da, birilerinin başka birilerini ‘ötekileştirme’ aracı olarak kullandığını söyledim.. Kavramların tamamen bağından koparılarak, egemenler tarafından ‘muhalif’ olan seslerin bir sepette toplanması ve o sepete toplumsal bir dışlama, öteki olarak görme durumu olduğunu söyledim.

    Örneğin ‘Komünist’ insan düşmandır.. Egemenlerin propagandasıyla hem ‘vatanhaini’, hem de ‘kafir’ sepetine koyulmuş insan tipidir.. Sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada böyledir.. Örneğin ‘terörist’ vatanhainidir.. Ama egemenlere göre bu sadece yeterli değildir.. Teröristin aslında Zerdüşt olduğu, sünnet olmadığı, evlerinde Meryem Ana tablosu olduğu, ölülerini gömmediği ama yaktığı gibi propaganda ile ‘kafirlik’ sepetine de koyulmaya çalışılır.

    Ben bu tür bir ilişkiden söz ettim.

    Şu ‘vatanhainliği’ konusunda, eğer izlemediyseniz Ceasar dönemini konu alan ‘Rome’ dizisini mutlaka izlemenizi tavsiye diyorum.

    Roma bir kaç defa el değiştiriyor.. Ve egemenler öyle bir propaganda yapıyor ki, kim başa gelirse diğerleri ‘vatanhaini’ ilan ediliyor.

    Zaten tarih de böyle değil midir?.. Bir savaş veya bir darbe başarısız olursa, bu kişiler vatanhaini ilan edilir.. Eğer bolşevikler başarısız olsaydı Rusya’da vatanhaini, eğer Che/Castro başarısız olsaydı Küba’da vatanhaini ilan edileceklerdi.. M.Kemal eğer yenilseydi, başarısız olsaydı bugün büyük ihtimalle osmanlı devleti devam edecekti.. Bir dönem ABD veya İngiltere himayesi altında devam edip, daha sonra diğer ülkeler gibi bağımsızlığını ilan edecekti.. Ve M.Kemal osmanlı’yı hiçe saydığı için bugün resmi tarih tarafından, egemenler tarafından ‘başarısız bir darbe’ girişimi olarak vatanhaini ilan edilecekti.

    Tarih böyledir.. Eğer siz kazanırsanız, tarihi siz yazarsınız.. Siz kaybeder başkası kazanırsa, tarihi onlar yazar.. Bu çok bilinen bir gerçeklik zaten.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  27. Nazım Hikmet’i veya Deniz Gezmiş’i vatanhaini ilan eden devlet ile PKK’yı vatanhaini ilan eden devlet aynı devlet değil mi? -Burada PKK’yı meşrulaştırmak için bunu sormuyorum-

    Mesela Aktaş’a göre Tayyip ve çevresindekiler vatanhainidir büyük ihtimalle.. Çünkü vatanı satarlar, peşkeş çekerler, emperyalistlerle anlaşırlar vs.. Bu hükümete yandaşlık yapan Engin Ardıç, Nazlı Ilıcak ve diğerleri de vatanhainidir.. Çünkü hükümetin bu politikalarına ideolojik destek verirler.

    Burada dikkatinizi çeken bir durum yok mu?.. Herkes kendi gibi düşünmeyen, hatta ‘kendine’ zararlı olduğunu düşündükleri ‘en büyük düşmanlarını’ vatanhaini ilan etmişler.. Kendi gibi düşünmeyen ama zaten zararsız olanlar ‘karşıt düşünce’ ilan edilebilir.. Çünkü onlar zararsızdır, önemsizdir.. Fakat ‘zararlı’ olanlar vatanhainidir.

    Hükümet veya devlet de tam tersi bi şekilde düşünüp başkalarını ilan ediyor.

    Yani aslında bu kelime muhalifler için kullanılan bir kelime.. Muhalif demiyorsun da, bu kişilerin tüm topluma/devlete zararlı olduğunu söylüyor ve toplumu arkandan sürükleyeceğin bir kelime icat ediyorsun.

    Bakın bu çok önemli.. Topluma ve ”Devlete” zararlı, karşı olanlar için kullanıyorsun.. Yani burada İttihat ve Terakki’den başlayan, ‘devletin bekası, kurtarılması’ anlayışının bir devamı durumu var.. Bu kelime egemenlerin, devletin kullandığı bir kelimedir.. Bu kelimeyi ülkücüler, islamcılar kullanabilirler, fakat zaten varlığını ‘muhalif’ olmaktan alan, sadece Türk Devletine değil tüm dünyada var olan sisteme muhalif olan bir ‘solun’ kullanması anlaşılır bir şey değildir.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  28. Milliyetci Sol , Sosyalist Saga karsi ta taa… Delisey , iyi huniciler nerede var?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  29. Stalker,

    “Milliyetçiliğin” sol olması günümüzde olası değildir. Sağın da sosyalist olması olası değildir…
    Milliyetçilik feodalitenin bağrında gelişip, daha sonra feodaliteyi yıkıp, tasfiye eden burjuvazinin ideolojik söylemlerinden biridir! Burjuvazi o devirlerde liberaldir, soldur, devrimcidir! Ekonomik alanda “serbest rekebetçi” süreç işlemektedir. (Benim sol’dan anladığım devrimciliktir!). Kapitalizmin tekelci aşamaya geçmesi ile birlikte, ekonomik alanda hakim olan burjuvazi, artık sözde liberaldir. Yeni doğan ve gelişmekte olan işçi sınıfına ve onun isteklerine karşı taviz vermez. Her türlü talebi açıktan ya da dolaylı olarak bastırır. Bu sıradaki sözde demokrasi, emekçi sınıflar için bir diktatörlükten başka bir şey değildir. Bu diktatörlük kitlesel destek için milli duyguları kullanmaya devam eder. Artık burjuvazinin doğuştan “malı” olan milliyetçilik, bu aşamadan sonra siyasi gericiliktir!

    Tam bu noktada görülmesi gereken, halkların milli duygularının varlığı değildir gericilik olan! Ne yurt(vatan) sevgisi ne de halk-ulus sevgisi gericiliktir! Bu duyguları provake ederek, insanları sınıf savaşının önüne dikmektir gericilik!

    1980 öncesinde grev çadırlarına saldır(tıl)an milliyetçiler, sınıfsal olarak baktığında biz sosyalistler ile aynı sınıfın çocuklarıydı! Köylü çocuğu, işçi çocuğu, memur çocuğu… Ben bir tane bile patron çocuğu görmedim, çatışmalarda karşımıza çıkan. 1976 ile 1980 arasında bakın yaşamını yitirenlere, hepsi de, sağı da solu da emekçi sınıfların çocuklarıdır! Ancak bin türlü yalan ve demogoji ile, dezenformasyon ile, enformasyon bombardımanı ile, kitleler aldatılarak sosyalizmin önüne set oluşturmaya çalışılmıştır.

    Bu politika yeni de değildir!
    I. Paylaşım savaşına gelinen süreçte, İngiltere Orta Doğu ve Asya arasında kendisine engel gördüğü Osmanlı İmparatorluğu’nu parçalamak ve haritadan silmek istemiştir. Bunu başarabilmek için ise imparatorluk bünyesindeki milliyetleri kışkırtma yoluna gitmiştir. Tarih bunun bir yığın belgesi ile dolu… Hem de İngiliz belgeleri ile bunlar açıkta duruyor!

    Bu kadar eskiye gitmeyelim derseniz, alın size Yugoslavya!
    Etnik çatışmalar güzelim Yugoslavya’yı kan gölüne çevirmiştir.
    Alın size Irak!
    Irak dediğime bakma, çok yakın bak!
    Tüm dünyanın gözleri önünde Irak kan gölüne dönmüştür. Parça parça edilmiştir. Burada da Kürt unsuru kullanılmıştır. Sünnilik, şiilik vs. mezhepler kullanılmıştır!

    Şimdi Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra Türkiye’ye ihtiyacı kalmayan ABD emperyalizmi, Türkiye’yi “küçültüp” hap yapma niyetindedir. Bunu görmemek gaflettir! Siyasi körlüktür! Türkiye’de kullanabileceği Kürt unsuru vardır. Lozan’da kutuya koyup “derin dondurucuda” sakladığı “Ermeni Soykırımı” vardır. Siz sanıyor musunuz, ABD, Kürtleri ve Ermenileri “insani nedenlerle” destekliyor? Hayır! Neden desteklediğini anlamak için, taa Osmanlı döneminde başlayan misyonerlik çalışmalarını araştırın. Wilson’un niyetlerini araştırın. Hayır, Hayır, Hayır!

    Emperyalizmden, bağımsızlık, demokrasi, özgürlük uman, işbirlikçi, mandacı zihniyetler, tarihi hiç anlamayan zavallılar olabilir ancak!

    Benim burada karşı çıktığım, sana da “yansıdığı” ya da senin de şakayla karışık yansıttığın gibi, reel olarak sağcı olup, sosyalizmin söylemleri ile milliyet sorunlarının kaşınmasıdır! Halkların ulusal bağımsızlığı artık ne burjuvazinin ne de emperyalistlerin çözeceği bir sorun değildir! İşçi sınıfının önderliğinde, komünistlerin aydınlığında, emekçi sınıfların “Demokratik Halk Devrimlerinin” sorunudur bu sorun. Bu soruna komünistlerden başka hiç kimse sahip çıkamaz! Hiç kimse Komünistlerin söylemlerini kapitalist amaçlara kılıf yapamaz!

    Sangre,

    Sizinle bazen olumlu tartışmalar yapabileceğimi düşünüyorum. Söyleminiz genel olarak bir “adalet” çabası taşıyor. Ama bazen de umudumu kırdığınız oluyor…

    Bağırdığım doğrudur! Doğduğumdan beri bağırıyorum! Ancak ünlemlerim düşünülmesi gereken yerlerdir. Yazılı iletişim “beden dilinden” yoksun olduğu için bu tür imlere gerek var. Zaten beden dilinin de içinde olduğu bir iletişim olanağımız olsaydı, ben kolay kolay tartışacak kimse bulamazdım karşımda!…

    Türkçe konusunda özenli olmaya çalışıyorum. Dalgınlık ve klavye yanlışlarını saymazsak, iddialı olduğumu söyleyebilirim. Tüm noktalama imlerimi, ölümüne savunurum…

    Eleştiriniz içerisinde yazdığınız şeylere karşı çıkacağım bir şey şu an için göremedim. Yalnızca “Galat-ı meşhur meşrudur” dedikleri gibi, siz yaygınlaşan, meşhur olan yanlışlar üzerinden tartışıyorsunuz. Yazdıklarınız bu nedenle bana bir yanıt oluşturmuyor. Dolayısıyla şimdilik size söyleyeceğim bir şey yok….

    Ek: Yalnızca, “vatan hainliği” öyle kolay yapıştırılacak bir yafta değildir. Benim böyle bir yetkim ve gücüm şu an yok. Bu tüm toplumun kabul ettiği yargı organlarının işidir. “Hak eşittir güç” denklemini daha önce deklare ettim bir çok yerde. Şu anki hükümet ve devlet içerisinde de hiç kimseye karşı böyle bir suçlamam yoktur. Tayyip Erdoğan’ı da vatan haini olarak görmüyorum.

    Kurda sormuşlar; “Ensen niye kalın?” o da yanıt vermiş: “Kendi işimi kendim görürüm!”… Şikayetim olursa, kendi işimi kendim görürüm!…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  30. “Vatanın neresi somuttur? Bu dünya benim vatanım. “

    Bu sözüne hakaret anlamında değil de, karşı çıkışımın gücünü arttırsın diye ve pekiştirme anlamında, “malum hareketi” çekmek isterdim…

    Türkiye senin ve senin gibi Türk vatandaşlarının vatanıdır! Bu durum bir realitedir; meşru bir gerçekliktir, “dünyanın senin vatanın olduğu” düşüncen ise ağustosta çıkan su kabağıdır! Ütopyadır!

    Sıkıysa hadi pasaportsuz ve elini kolunu sallaya sallaya bir sınır geç. Senin bu konudaki hüsnü kuruntun gerçeği değiştirmiyor… Benim savaşım değiştiriyor!…

    Benim ütopyam da tüm dünyanın, insanlığın ortak vatanı olması ve sınırların ortadan kalkmasıdır. Ama hem kapitalizmden yana olacaksınız hem de tüm dünya vatanım diyeceksiniz. Hem “dünya insanı” olup vatansızlığı savunacaksınız hem de yok Ermeni, yok Türk, yok Kürt… sınır çizmeye kalkacaksınız. İki yüzlülük yapmayın!

    Kapitalizmi savunanların vatansızlığı savunma hakkı yoktur! Bir tek açıdan bu olasıdır: Uluslararası sermayenin bir ferdi iseniz o zaman vatansız olursunuz ya da tüm dünya sizin vatanınız olur!! Çünkü sermayenin dolaşımı sınırları yıkmıştır. Ancak Emeğin dolaşımı henüz sınır aşan bir özgürlüğe ulaşmamıştır! Kendi yurdunda köledir emek… Emeğin bu savaşımının önüne dikilen milliyetçi akımları destekleyip dururken “dünya benim vatanım” demeniz çok gülünçtür, iki yüzlüdür! Ta Birinci Paylaşım Savaşından kalma İngiliz politikalarının temsilciliğini yapacaksınız bir taraftan, bir taraftan da ben dünya vatandaşıyım diyeceksiniz! Oldu canım!!…

    Kuran ile anayasaları kıyaslamanız da çok komik! Gerçekten çok komik! Tam bir hukuk ve uygarlık ve tarih cahilliği!…

    Saydığınız isimlerin vatan hainliği ile suçlanması sizin söylemlerinizi haklı çıkaran bir durum değildir! Çarptırmayın ve onların adını ağzınıza almayın!

    Ütopyalara ulaşmak için vatana ihanet etmek ve vatan düşüncesini yermek değildir gerekli olan! Vatanın içerisinde yetkinleşmek ve barış dolu bir yaşamı tesis edebilmektir! Herkesin önce kendi vatanını süpürmesidir! Bunu yapan bir ülkenin ancak ve ancak başka ülkelerle sınırları ortadan kaldırması olası olabilir. Diğer vatanların da aynı olgunluğa erişmesi şarttır!

    Enternasyonal düşüncesinin bir ucu birey diğer ucu tüm insanlıktır. Bir ucunda bulunan bireyin oturduğu ev ise, diğer ucu yeryüzünün her yüzüdür! Enternasyonali savunacaksanız, kapitalizmi savunmayacaksınız! Hangi ulustan olursa olsun milliyetçilik yapmayacaksınız! Günlerdir Ermeni milliyetçiliği yapıp, içinden çıkmayınca da bu tartışmayı açtınız! Tartışmamız için de tahrik edip durdunuz! Sosyalistlerin, komünistlerin enternasyonal düşlerine ve ruhlarına dayanarak Türkiye’nin sınırlarına saldırıyorsunuz. Ama diğer söylemlerinizin sınır kavgalarına dayalı olduğunu saklıyorsunuz! Hem de komünistlerin düşlerini, gerici duruşunuza kılıf yaparak!

    Deniz Gezmiş, Nazım Hikmet, Atatürk… Kurtuluş savaşında ve Türkiye sosyalist hareketinin savaşımında yaşamlarını yitiren tüm devrimcilerin mirasçısıyım ben!
    Ya siz kimsiniz?
    Düşün devrimin, devrimciliğin ve sosyalizmin yakasından!
    Devrimcilik ve sosyalizm savaşımı kapitalistleri ve halkları birbirine düşüren emperyalist söylemleri diline dolamaktan başka hiç bir iş yapmayan ucubelerin işi değildir! Siz daha kendi adınızla bile buralarda yazı yazamazken bizler sokaklarda, hapishanelerde, işkencelerde çatır çatır yüzüne tükürdük insanlık düşmanlarının!

    Soros’tan yardım almadık! AB ve ABD uşaklığı yapmadık! “Gündüzleri hor görülmeyen, geceleri aç yatılmayan bir ülke” için dövüştük! Kendi ülkemiz ve kendimiz için istediklerimizi tüm dünya insanları için istedik! Türk olarak istediklerimizi Kürt için de istedik, Ermeni için de istedik! Halkları yaralayan, insanlığın onurunu kıran bir dilimiz olmadı hiç bir zaman! Milliyetçi arzularımıza sosyalizmi ve enternasyonali kılıf yapmadık! “Ulusal Kurtuluş savaşı” diye masum Memedleri, suçsuz günahsız sabileri vurmadık! Devrimcilerin tarihinde kalleşlik yoktur! Kalleşce vurulmuşlardır, ancak onlar kendilerini kalleşçe vuranlara karşı dahi kalleşlik yapmamışlardır! “Kancıklık” onların hiç bir türlü savaşım aracı olmamıştır! Teşhir olmuş işkencecilere karşı elimizden geleni ardımıza koymadık ama 12 Eylül’de ordu bizi alabildiğine ezdiği halde, sokakta devriye gezen gariban askerlere silah çekmedik! İsteseydik sokak arasında onlara da kurşun sıkardık! Ama biz biliyoruz ki onlar masum halk çocuklarıydı! Onları sevk ve idare edenlerin kime hizmet ettiğini halka anlatmadan onları vurmak cinayet olurdu! Anlatmalıydık ve onlara bir seçim şansı vermeliydik!
    Eğri yaptık, büğrü yaptık, doğru yaptık, yanlış yaptık! Ama biz yaptık! O nedenle benim savaşımı bana karşı kullanamazsınız! Vatansızlık ya da tüm dünyanın herkesin vatanı olması Komünistlere ait bir düştür! Bana ait bir düştür! Bu düşün sınır tanımayan argümanlarını kullanarak Türkiye’nin sınırlarına saldıranlar büyük bir iki yüzlülük içindedir! Hak ettikleri dersi bu halk da onlara er geç verecektir! İşte o zaman siz gerçekten dünya vatandaşı neymiş görürsünüz!

    Gerçekten sosyalizmden yana olanların da olmayanların da kim olduğunu, içinde bulunduğumuz tarih yazacaktır! Güneş balçıkla sıvanmaz! Gerçek er geç kendi sözünü söyleyecek, silahını çekecektir!

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  31. Sömürge ve yarı sömürge ülkelerde,emperyalizme karşı olunmadan vatansever olunmaz,ortadoğuda yanıbaşımızda neler olduğunu, ABD konsolosluğuna bugünlerde birifing bile verildiğini,Kamu Güvenliği Müsteşarlığında sanki devlet memuru gibi çalışan CIA elemanlarının maaşlarının bile bütçeden verildiğini,küresel ve yerli sermayenin yağmasına açılan,nerdeyse kamuya ait milli hiçbir kurumun kalmadığı bir ülke ancak her alanda bağımlı bir ülkedir,emperyalizme onların plan ve projelerine karşı olunlar bağımsızlığı savunanlar ancak vatansever olurlar,kapitalizmi yerle bir edenler yerli ve küresel sermaye karşı sınıf penceresinden bakanlar, devrimie ve sosyalizme giden yolu savunanlar vatansever olurlar.
    Emperyalistlerin projesinde eşbaşkan olan Tayyip-Gül Cemaat-Fetullah iktidarını düşündüğümüzde,ABD dışişleri bakanlarıyla meclisten gizli dilimleme anlaşmaları imzalayanların cumhurbaşkanı yapıldığı bir ülkeyi etnik temelde dilimlenmeye çalışılan bir ülkeyi düşündüğümüzde,Irak’ta ulusların kaderinin nasıl kimlerle işbirliği yapılarak tayin edildiğini düşündüğümüzde, mücadelenin ekseni emperyalizme karşı vatanseverlikten başladığı ulusal arenamızda eğemenleri ve onların liberal ekonomilerini yerle bir etmekten geçtiğini görmeyen görmek istemeyenler; içi boşaltılan ”sol” dur,soros vari emperyal vakıflardan beslenen besleme devrimciler,uçuk marksistlerdir.

    Gündem’den düşmeyen ”açılım” ve ”soykırım” meselelerinin özünde ABD’nin bölge petrol ve enerji kaynakları için hazırladığı emperyal bir proje vardır.

    Birinci paylaşım savaşında (Osmanlının paylaşımı) ”denizden denize uzanan büyük Ermenistan” düşleri için o dönemde Çarlık Rusya’sına İngiliz ve Fransız emperyalistleriyle her tür işbirliği yapan Taşnaksutyun iktidarının bu politik tutumunun, emperyalistlerle yaptıkları bu işbirliğinin bedelini ne yazıkki yoksul Ermeni halkı ödemiştir,yaşadıkları topraklarda vatan savunması yapmak zorunda kalan müslüman(Türk-Kürt vb.) nüfus ta bu savaşlar sırasında Ermeni halkından daha az bir bedel ödememiştir.Şimdi de vatanımız paylaşılmak istenmekte bu yola giden taşlar döşenmiş ”yeni”anayasa hazırlanmıştır.

    Her tür gerici basın,BOP sinin eş başkanlı AKP karşı-devrimci iktidarı her tür etnik ve mezhep temelli politik bakış açısına sahip kişi ve gruplar ”soykırım”’dan yola çıkarak; EMPERYALİZME KARŞI olan,Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın devrimci önderine faşist,onun planlı, karma ekonomik model olan ekonomi anlayışına,bağımsızlık temelli anti-faşist nitelik taşıyan politik tutumuna karşı tutum alanların baba’sı CIA Ajanı G.Fuller de medyaya sık sık demeç verdi ” Kemalizm öldü.Kemalizmin sonuna gelmesinin iyi olduğunu düşünüyorum.Halkın büyük bir parçası islam için daha hürmet görmeyi,Osmanlı tarihiyle kucaklaşmayı istiyor.” diyordu.

    BOP sinde Türkiye’ye giymesi için verilen gömlek ”ılımlı islam devleti” gömleğidir, Lozan’ın hesabının sorulması, Türkiye coğrafyasının dilimlenmesidir. Daha dün Irak’ı işgal ettiklerinde Irak halkı vatanlarını emperyalist çakal ve işbirlikçilerine karşı savunmasalarmıydı,savunduklarında işgal ordularını ve işbirlikçilerini kırım’a uğratsalar suçlu yurtseverlermi olacaktı yoksa emperyalizm’mi!?, emperyalist’ler ce beslenen işbirlikçiler ve emperyalistlermi olacaktı!?.

    Yaşanılanlar, emperyalizmle işbirliği politikasının bedelidir.

    Daha dün Libya’da, Irak’ta buğün Suriye’de, yarın Türkiye’de enerji ve petrol bakımından zengin olan bu coğrafyadaki kaynakları ele geçirme amacı güden, Atlantik ötesinden ve Avrupadan ‘yağma için gelen bu emperyalistlere karşı çıkanlar ‘faşist,yada soykırımcı mı olacaklar? Yurtseverlik,enternasyonalizmle iç içedir,devrimler uzayın boşluğunda yada dünya da başlamaz,bir ülkede bir yurt’ta bir arenada başlar emperyalist çakallara karşı yurt savunmasında aynı cephede yer alanlar işçiler köylüler askerler’le el ele devrim’e ve sosyalist ekonomiye,devrimlerin kesintisizliğine ve uluslararası arenaya taşınır taaki en güzel dünya kurulana kadar.(taşınabilinirse-yozlaştırılmassa)

    Enternasyonalden bahsedenler ne devletlerle işbirliği yapar nede emperyalistlerin Büyük Ortadoğu projesinde görev üstlenenlerin kuyruğuna takılırlar.

    23 Şubat tarihli gazetelerden haber: ”ABD ve FRANSA’yla İLİŞKİYE GİRECEĞİZ.”

    DTK Eşbaşkanı Ahmet Türk,”Kürt Ulusal Konferansı’nın Haziran ayında yapılmasını kararlaştırdık. Konferans, Haziran ayında toplanacak” dedi. BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş da,başta ABD ve Fransa olmak üzere birçok devletle diplomasi faaliyetleri içine girileceğini açıkladı.
    DTK ve BDP heyetinin haftasonu başlayan Kuzey Irak temasları dün sona erdi. DİHA’ya açıklama yapan heyet, görüşmelerin ana ekseninin ”Kürdistan Ulusal Konferansı” olduğunu belirtti. Demirtaş şöyle konuştu: ”Artık Kürt ulusal birliği bir fantazi olmaktan öte pratikleştirilmesi gereken hayati bir sorumluluktur. Tüm Kürt hareketleri bu konuda ortak bire siyasi tutum sergileyerek konferansa güç vermelidir. Önümüzdeki süreçte diplomasi faaliyetleri artacak. Başta ABD ve Fransa gibi devletler olmak üzere birçok devletle ve uluslararası örgütlerle diplomasi faaliyetleri içine gireceğiz.”

    Kendilerine ”Sol ”Devrimci ”Marksist sıfatları takarak KUYRUĞA takılanlar, umarım hizmetkarlarının kimler olduklarını, daha dün Irak’ın emperyalistlerce işgalinde peşmerge taburlarıyla ABD askerlerinin milyonları nasıl katlettiklerini, kimlerin kimlerle birlik olduğunu,emperyalizm çağında devletlerle ilişki kuranların devrimci değil, emperyal projelerde fiğüran olduklarını umarım anlarlar.
    Yukardaki beyanlarda görüleceği gibi politikaları: emperyalizme sırt vermedir. ABD menşeyli BOP si haritalarında görünen ”Özgür Kürdistan” ‘ın Irak’ın emperyalistlerce işgal edilmesinden sonra bir ayağı inşa edilmiş durumdaki güney Kürdistan’ın kimler aracılığıyla kurulduğunu gördükten sonra Eşbaşkan’ın emperyalistlerle ittifak yapma dersini Barzani’den aldıktan sonra bu çıkışları kimlerin yaptırdığını görmeyenler,emperyalizm çağında sınıf kimliği yerine etnik kimlik kuyruğuna takılanlar; yurtseverlikten Deniz’lerden Mahir’lerden, devrimci olmaktan anti- emperyalistlikten,sosyalistlikten bahsetmeleri yüzsüzlüktür.

    Resim çok net,resmi yapanlar yaptıranların sadece beslemesidir.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  32. Birisi bana Efrayim beyin yazdıklarıyla konunun ilgisini açıklayabilir mi? Ezberlenmiş sendika sözleri gibi, yarısından ötesini okuyamadım.

    “Ek: Yalnızca, “vatan hainliği” öyle kolay yapıştırılacak bir yafta değildir. Benim böyle bir yetkim ve gücüm şu an yok. Bu tüm toplumun kabul ettiği yargı organlarının işidir.
    “

    Yani bu tanıma göre, Atatürk, Deniz Gezmiş, Nazım Hikmet’in ve diğerlerinin vatan haini olduğunu kabul ediyorsun. Neyse ki şu anda kendinde bu hakkı görmüyorsun bu kısım sevindirici. Kendisinde bu hakkı görenler de var sonsuz.us da.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  33. Elebette Huseyin Aktas , ben olesine bi an tirlattirrdiydim..

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  34. Demokrat! ve tüm dünya halklarının demokrasi havarisi! Sarkozy ile ilgisi olabilir 🙂

    Hocalı katliamıyla ilgisi olabilir.

    Demokrat! AKP ile ilgisi olabilir.

    Yetmez ama evet’çilerle ilgisi olabilir.

    Yeni vatanhainleri (DEVLET YIKICILARLA) ile ilgisi olabilir. (Şu an tamamı hapiste)

    Akp’den nemalanan; onların memuru, patronu, ideologu olanlarla ilgisi olabilir.

    Bir ilgi vardır. Olmasa ne olur ?

    Asıl siz bana cevap verin: onu bunu kafir ilan eden bir dinci molladan farkınız nedir?

    Onu bunu faşist ilan eden evet!’çiden farkınız ?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  35. “Yani bu tanıma göre, Atatürk, Deniz Gezmiş, Nazım Hikmet’in ve diğerlerinin vatan haini olduğunu kabul ediyorsun. ”

    Saron,

    Ben kendimi biliyorum! Sen bilmiyorsun!

    sonsuz,
    Bile bile ikide bir tartışmayı provake eden bu serserinin gerzek yorumunu silmek zorundasın! Yeniden başlamayalım. Ben kaç kere uyardım kendisini. Adam olana laf bir kere söylenir. Adam olmadığı ortada işte. Siteyi açar açmaz bu şahsın omurilikten yorumlarını görmek zorunda mıyız bizler? Hem sataşıyor, ismimi vererek konu güncelliyor, kasıtlı olarak konu açıyor, zorluyor, sonra da böyle gerzek gerzek konuşuyor!
    Öfkesiz yazı yazamaz olduk bu şahsın yüzünden!

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  36. Saron bey, marksist yada sol’cu devrimciyseniz vatanseverliğin yada vatan hainliğinin ne olduğunu çok da iyi bilirsiniz. Hepimizin ortak yurdu Türkiye’yle ilgisini güncelleyerek anlatmaya çalışmam her nedense suç oldu,tıpkı 80 sonrası vatanseverliği şovenistlik olarak değerlendiren, Avrupanın ve Amerikanın vakıflarından yemlenen,marksizmin özünden sosyalizmin felsefesinden bihaber,içi boşaltılmışlar gibi bakıyorsun buda normal tabi. Bak sana bişey söyleyim; sınıf için sendikacılık yapan yiğit devrimci işçileri dışarda bırakırsam ne kadar sendikacı varsa taa a….k.,ne kadar emperyal projelerin kuyruğundan giden kendinede ‘marksistim’ ‘devrimciyim’ diyen varsa onlarında taa .a..k.
    Vatanseverliği yada hainliği bir iki kelime ile analatabilmek,ingiliz köpeği iskilipli atıf hocaların şeyhlerin seyitlerin itibarlarının iade, heykellerinin dikildiği isimlerinin caddelere hastaneler verildiği buğünlerde Türkiye’nin resmini çizmek, günümüz ekonomi politiğine, güncele indirgemekten belliki hoşlanmadınız buda sizin birilerinin kuyruğunda dolaştığınızı gösterir.Siz yol’unuza biz Yol’umuza,tarih mutlaka birgün karşı karşıya getirir.

    Deniz ne demişti!?

    ”Türkiye’nin bağımsızlığından
    başka bir şey istemedim.
    Bundan dolayı da ölümden korkmuyoruz.
    Ve ben 24 yaşındayken kendimi
    Türkiye’nin bağımsızlığına armağan etmekten onur duyuyorum.”

    Ortak vatanımız Türkiye’dir, Türkiye’nin bağımsızlığını bu temelinde sosyalizme geçişi, sosyalizmi savunmak vatansever olmaktır,dilimlemekse emperyal projelerde rol kapmaktır,emperyalistlerin hizmetkarı olmaktır.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  37. Tarihte Bugün: Türk Ceza Kanunu TBMM’de kabul edildi(1 Mart 1926)

    1936 yılında 141 ve 142. nolu maddelerin eklenmesinden bu yana tam 53 kez TCK çerçevesinde değişikliğie gidildi.

    141 ve 142. maddeler 1991 yılında kaldırılarak yerlerine Terörle Mücadele kapsamına dahil olan maddeler eklendi.Gelen gideni aratmaz mentalitesi her daim göz önünde bulunduruldu. 1991 TCK’ya göre, 91’den önceki terör(!) suçlularını işleyenlere “terörist” denilemeyecekti. Terörist kelimesninin yerine “vatan haini” daha uygun görüldü. Onaylandı.

    Vatana ve millete hayırlı olsun!

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  38. 3 Haziran 1963…

    Nazım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  39. Türkiyeliler, Atatürk için “diktatör” diyor ya, kıssadan hisse:

    Hıfzı Topuz, Hava Kurşun Gibi Ağır’da yazdı. Nazım Hikmet, Milli Mücadele’ye katılmak için Ankara’ya gider, Mustafa Kemal Paşa ile tanışır. Nazım Hikmet’e şunu tavsiye eder: “Gayeli şiirler yazın!..”

    Yıllar sonra Atatürk cumhurbaşkanı, Nazım Hikmet namlı bir komünisttir. Şiirlerini okuduğu ilk plak kapışılmaktadır. Plağın ünü Atatürk’e kadar ulaşır. Atatürk dinlemek ister. Plak bulunup getirilir, dinler.

    “Bu şair sizlere benzemiyor.” der; ardından Nazım Hikmet’i yakından tanımak ister, talimat verir:

    “Bulup getirsinler, şiirlerini bu akşam bize kendisi okusun bakalım.”

    Vali, polis merkezini arar; talimat verir. Polis seferber olup Nazım Hikmet’in kapısına dayanır. Alışkın ya polis görmeye, hiç şaşırmaz: “Emniyete mi gidiyoruz? 5 dakika izin verin, çantamı hazırlayayım.” der.

    Polis geliş sebebini izah eder:

    “Aman Nazım Bey, estağfurullah; öyle bir durum yok. Reisicumhur hazretleri sizi emretmişler, şiirlerinizi dinlemek istiyorlarmış.”

    Rahat bir nefes alan Nazım hikmet düşünür. Ne düşünür? Gitse, bütün belalardan kurtulacak; artık başı derde girmeyecek, hapislere düşmeyecek, belki de rejimin yarı resmi şairi olacaktır.

    Yok, ona göre değil; polise şunu söyler:

    “Reisicumhur hazretlerine benden selam söyleyin. Ben Denizkızı Eftelya değilim!”

    Polis şaşkın, şok döner. Cevap merkeze, oradan Vali Bey’e iletilir. Oradan da Atatürk’e.

    Hıfzı Topuz’un ifadesiyle, aynen aktarıyorum:

    “Peki Gazi ne yapacaktı? Ne yapması beklenirdi? Hele diktatör diye adı çıkmış bir devlet başkanından ne beklenirdi?
    Şairi zorla getirmesi mi, tutuklatması mı?”

    Hayır, hiçbiri değil. Atatürk der ki:

    “Aferin çocuğa! İşte şair dediğin böyle olur.”

    Maaleesef 1938’in son zamanlarında Nazım’ın başı beladayken Atatürke yazdığı mektup büyük ihtimalle Gazi’nin eline geçmedi. Zaten hiçbir zaman da adil olarak yargılandı diyemeyiz. Hiç kimse bir daha onun gibi Kurtuluş Savaşı Destanı yazamadı. Nurettin Evşak, Kambur Kerim, Kara Yılan, Kartallı Kazım… ülkemizin kahraman profillerini ne güzel canlandırmış. Hatta imam bile var o kitapta, ” bölüğün tek imamı ölülerin adamı…” diye söz eder.

    Bir de sonsuzun imamı bak ebubekire bak hizaya gel.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  40. Efraim bey. Sorun kimin vatansever kimin vatanhaini olması değildir. Sorun birilerinin kendilerinde bu etiketleme yetkisini görmesindedir.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  41. Saron İncil gibi konuşmuş: “Hüküm vermeyiniz hüküm verenler hükme uğrar”…

    Oysa biz hüküm vereceğiz hükme uğramaya hazır olarak!

    “Mühür kimde ise Süleyman odur” çünkü!…

    Efraim’in de vatan hainini tanımlama hakkı vardır. Benim de vardır! Çünkü bu ülkede “bu ülke” diye bir kavram varsa, dünyada “şu ülke” diye bir kavram varsa, Türkiye diye bir ülke varsa, bu ülkeye ihanet edenler vardır ve onlara yalnızca “vatan haini” denir!
    Vatanın ne olduğunu tanımlayacaksınız önce ve tanımınızı dayatacaksınız. Size de başka şeyler dayatılacak. Çatışacaksınız. Kazanacak kaybedecek ya da denge kuracaksınız. Hayat budur çünkü!

    Yok eğer dünyayı vatanlara bölmek dünyaya ve insanlığa ihanettir diyorsanız, o başka!
    Buca’nın küflü ölüm hücrelerinde şöyle demişti “Kuri”:
    “Henüz beni yakacak kadar kalabalık değil sokaklar!”…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  42. Konu veya fikir onun için hiç önemli değil. İnsanları nasıl kızdırır, çileden çıkarır, onlara öfke patlamaları yaşatırım diye yazıyor. Tartışmaya girdiği insanların zayıf veya hassas noktalarını öğrenmek gibi bir fantezisi var.

    Bunu niye yapıyor? Ben esas bunun yanıtını merak ediyorım artık.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  43. Vatan haini olmak eskiden çok zordu, herkes vatan haini olmayı kolay kolay göze alamazdı, işin ucu idama kadar giderdi, şimdi tabir caizse vatan hainliği kolaylaştı, ayağa düştü, turgut özal vatan hainliğini suç olmaktan çıkardı, hıyanet-i vataniye kanununu yürürlükten kaldırdı, ihaneti serbest bıraktı, ondan sonra vatanını satanlar cesaretlendi, zaten başına NATO çuvalı geçirilmiş bir ülkede hainden bol ne olabilir, ihanetin ölçüsü vatanını satmaktır, bu gün topraklarımız yabancılara satılıyor ve bu satış gizleniyor, tapu daireleri kayıtları gizliyor, türkiyeyi bölmek için uğraşan iç ve dış düşmanlar kolayca yerli işbirlikçi buluyor, yabancı gizli servisler vatanını satanları cömertçe ödüllendiriyor, isviçredeki banka hesaplarına milyon dolarlar yatırılıyor, türkiyede ihanetten hesap soracak bir kurum, makam kalmadı, vatan hainlerini yargılayacak bir mahkeme kalmadı, vatan hainlerini izleyecek bir istihbarat teşkilatı kalmadı, bu ülkede CIA, NSA, mossad vb. gizli servislerin ajanları cirit atıyor, amerikan elçileri wikileaks belgelerinde türkiyede 500 kişilik özel personeli olduğunu yazıyor, ülkeyi karıştırıp bir iç savaş çıkarmak isteyen amerikanın ajanları yerli işbirlikçilerini dolar milyoneri yaptılar, vatan satmak en karlı sektör haline geldi, üstelik hukuksal altyapısı da hazırlandı, bu gün hiçbir savcı bir vatan hainini ihanetinden dolayı suçlayamaz, yasalar buna göre değiştirildi, artık ihanet diye bir suç tanımı yok, yasalardan ihanet tanımı kaldırıldı, abdullah gül bir röportajda collin powel’la gizli anlaşma imzaladığını açıkça söyledi, Recep Tayyip Erdoğan BOP eşbaşkanı olduğunu defalarca söyledi ve kimse de çıkıp bu ihanet itiraflarının hesabını soramadı. PKK ile osloda görüşmeler yapılıyor, ve bu ülkede kimsenin ihanetten haberi yok, çünkü ihanete çok güzel bir kılıf bulundu : DEVLET SIRRI, evet devlet sırrıdır diyerek ihaneti örtbas etmek kolaylaştı, bu gün nerede bir DEVLET SIRRI varsa bunun arkasında bir büyük İHANET gizleniyor, örtbas ediliyor. bu gün ihanetin kılıfı devlet sırrıdır, minareyi çalan kılıfını hazırlarmış, devlet sırrı yasası da hazırlanıyor, yakında resmi gazetede çıkar, bundan sonra düşmanla işbirliği yapmamak, türkiyeyi satmamak ihanet sayılabilir.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.