Venüs Projesi ve Eleştirileri

Venüs Projesi , barışçıl ve sürdürülebilir bir küresel ekonomi için uygarlık yolunda çalışan ve toplumsal değişim için uygulanabilir bir eylem planı öneren bir organizasyondur . Jacque Fresco’nun gelecekle ilgili planlarını gerçekleştirmek amacıyla kurduğu bu organizasyon. Bir web site aracılığıyla yayınladığı video ve belgelerle, toplumu geliştirmek ve daha ileri taşımak amacıyla kaynak bazlı ekonomiye geçmenin; yenilenebilir şehirlerin, enerji etkinliğinin, doğal kaynak yönetiminin ve gelişmiş otomasyonun önemini topluma sağlayacağı faydaya odaklanarak açıkladığı bir organizasyondur.

Venüs projesi yoksulluğun, kıtlığın, toplumdaki her türlü yozlaşmanın, suçun, ve savaşların nedeninin, günümüz dünyasının toplumun yararına olan teknolojik gelişmeleri bilinçli bir şekilde yavaşlatan kar bazlı ekonomik sistem olduğu düşüncesiyle kuruldu.

Jacque Fresqo, kar bazlı ekonomik sistem tarafından teknolojinin gelişiminde kasıtlı olarak yaratılan yavaşlamanın, “karlılık”tan kurtarıldığında daha fazla insan için daha çok kaynak bolluğu ve buna bağlı olarak daha fazla ürün sağlayacağı ve kıtlık, yoksulluk ve açlığı ortadan kaldıracağı teorisini geliştirdi.

Bu yeni keşfedilmiş kaynak bolluğu, insanların bencillik, yozlaşma ve açgözlülüğe olan eğilimini azaltacak ve birbirlerine güvenme eğilimini aşılayacaktır. Fresqo’ya göre, parasal ekonomik sistem ve onun sonucunda ortaya çıkan emek ve rakabet gibi süreçlerin insanları gerçek potansiyellerini ortaya koymaktan alıkoyarak toplumu geriletmektedir.

Venüs Projesi’nin temel yaklaşımı, mevcut para bazlı ekonomik sistemin, kaynak bazlı ekonomik sistem aracılığıyla ortadan kaldırılmasıdır.

(Büyütmek için tıklayınız)

Siz neler dersiniz bu konuda? Sizce bu projenin olabilirliği nedir, ütopik midir?

Aklınıza takılan soruları veya eleştirilerinizi buraya yazarsanız, konunun derinlerine inebiliriz.

54 yorum “Venüs Projesi ve Eleştirileri”

  1. Bu proje elbette ütopik, ideal, kusursuz, mükemmel bir dünya hayali, kurgubilim, gerçekleşmesi için çok büyük bir değişim olması gerekir, daha doğrusu bu gibi ütopik toplum tasarımlarının önünde aşamıyacakları büyük bir engel bulunuyor: özel mülkiyet, ve kapitalist sistem.

    Kapitalist sistem var oldukça, özel mülkiyet var oldukça dünyadaki tüm ütopyaların gerçekleşme şansı sıfırdır.
    şimdi venüs kentini kurmaya kalkacak hayalperestlerin bu iş için gerekli sermayeyi bulmaları olanaksızdır,
    bu projenin fizibilitesi yoktur, tamamen hayali çizimler, resimlerden ibarettir,
    starwars filmindeki hayal ürünü kent modellerinden hiçbir farkı yoktur, tüm bilimkurgu filimlerinde böyle şaşaalı mimari, muhteşem kentler dekor olarak kullanılır, tabii distopyaları ayrı tutabiliriz.
    Jacque Fresco’nun daire, elips, oval organik, dişi! formlara takıntısı olduğu görülüyor, hemen hemen hiç köşeli bina tasarlamıyor, herşey organik formlarda, daireler, elipsler, hiperboller, yani estetik takıntısı herşeyin önüne geçiyor.
    venüs kenti neden mükemmel bir dairedir, çünkü daire en mükemmel şekildir!! bu dairesel kent projesi ancak dümdüz bir topoğrafyada uygulanabilir, böyle dümdüz bir araziyi, ovayı nereden bulacaksınız? vardır elbette ama her ova kent yapmaya elverişli midir? tarım yapılacak alanlara inşaat yapmak ne kadar akıllıcadır?
    astronom keplerin de daire takıntısı vardı, bu yüzden gezegenlerin yörüngelerinin elips olmasını bir türlü kabul edemiyordu, tanrı daire gibi kusursuz, mükemmel bir form dururken, gezegenlerin yörüngelerini neden dairenin bozulmuş, deformasyona uğramış bir şekli olan elips şeklinde yapsındı?
    zeitgeist hareketi ile venüs kenti projesi birleşerek bir süre ortaklaşa çalıştıktan sonra yollarını ayırdılar, zeitgeist hareketi ütopyasını mimari fanteziler üzerine kurmak gibi bir hataya düşmedi, bu hareket geleceğin ütopik toplumunu tasarlarken iktisadi temeller, sosyolojik temeller üzerine kurmaya çalıştı, özel mülkiyet ve kapitalist sistem engelinin farkındaydı ve bu engeli aşmanın yollarını aradılar, kapitalist sistemin, özel mülkiyetin, bankaların, şirketlerin, borsanın, kilise gibi dini kurumların alternatiflerini tasarlamadan, sadece mimari hayaller kurmak, mimari fantezilerle kendini tatmin etmek hatasına düşmediler, bu gün marksist bir devrim olmayacağını biliyoruz, kapitalizmi yıkmak için ekim devriminin bir benzeri tekrarlanamaz, ancak kapitalizmin krizleri onun çökeceğini gösteriyor olabilir, bu krizler bir çöküşün işaretleri, habercisi olabilir, kapitalizm bir gün çöktüğünde alternatif sistemler ortaya çıkacaktır, ama bu, Karl Marx’ın bile hayal edemeyeceği bir alternatif olacaktır. zaten alternatif bir ekonomik sistem ortaya çıktığında kapitalizm hızla değişerek bu yeni sisteme kendisini adapte etmeye çalışacaktır.
    yeni bir toplumsal-ekonomik sistemin, bir ütopyanın temel unsuru özel mülkiyetin son derece sınırlı, kısıtlı olmasıdır.
    hele toprak üzerinde özel mülkiyet asla düşünülemez, topraklar bu gezegenin arttırılamaz, üretilemez kaynağıdır, hiç kimsenin toprak üzerinde hak iddia etmesi kabul edilemez,
    toprağın özel mülk olması, spekülasyonu, rantı, vurgunu getirir, bu gün kentlerimizde yaşanan dramın temeli, toprağın özel mülk olmasıdır,
    toprak özel mülk olunca üzerinde hiçbir planlama yapılamaz, yapılan planlar kağıt üzerinde kalmaya mahkumdur, ancak rant yaratıcı planlamalar yapılır, bizim kentsel dönüşüm projesi rezaleti de rant yaratma projesidir.
    venüs kenti, mimari bir fantezi olarak güzeldir, hoştur hepsi o kadar.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  2. Venüs Projesi’nde içime sinmeyen bazı noktalara kısaca değineceğim;

    1- Fresco’nun iddia ettiği, kar elde etmek adına teknolojinin kasıtlı olarak yavaşlatılması savı esasen Marx’a aittir.. Çalışanların emeği ile makinalar arasındaki ikame oranının belirlenmesinde teknolojik gelişmeler önem arz eder.. Teknoloji geliştikçe burjuvazi daha çok, daha sermaye yoğun ve emeğin yerine kullanılan yeni makinalar ikame edeceğinden, işçilerin emeklerinden elde ettiği artı değer sıfıra yakınlaşacaktır.. Sömürünün sıfıra yaklaşmasıyla birlikte sermaye yoğun ekonomilerde karın da paralel olarak azalacağını, bunun da Kapitalizm’in sonunu getireceğini iddia etmiştir.. Marx’a göre teknolojik gelişmenin yavaşlatılması ve sömürü düzeninin bu bağlamda devam etmesi burjuvazinin en önemli araçlarından biridir.

    Yani sav Fresco’ya ait felan değil.. Sadece bu temel varsayımı kabul ediyor diyebiliriz.. Ama ortalıkta bu teorinin Fresco’ya ait olduğu yazıyor.. Hatta ‘geliştirdiği’ iddia ediliyor.. Acaba bu teoriye nasıl bir katkı sağlamış kendisi?

    2- Bu projeyi savunan insanlarla konuştuğumda, yukarıda da bahsi geçen bir konuyu dile getiriyorlar.. Mesela bu ütopyada hapishaneler olmayacakmış.. Çünkü insanların suç işlemesine, savaşların çıkmasına, yozlaşmanın ortaya çıkmasındaki tek neden ‘sistem imiş.. Sistem düzeldiğinde ‘suç’ kavramı ortadan kalkacakmış.

    Suçu sadece dış etkenlere bağlayan, insan davranışını tamamen önemsiz olarak gören bir anlayış var.. Gerçekten de sistem düzeldiğinde ‘suç’ kavramı tamamen ortadan kalkar mı?.. Bunun daha da ötesinde ‘mükemmel, eksiksiz’ bir sistem tasavvur edilebilir mi?.. Çünkü sistemin mükemmel olmadığı durumda suç yeniden ortaya çıkacaktır.. Venüsçüler mükemmelliyetin var olduğuna, daha da önemlisi bunu kendilerinin gerçekleştirebileceğine inanıyorlar.. Bu tür bir tavrın dogmatik olduğunu rahatça söyleyebilirim.

    3- Ben Venüs projesini Zeitgeist belgeseli ile tanıdım.. Bilmiyorum belgeselden daha önce de var mıydı bu proje ama bir çok insanın da benim gibi olduğunu düşünüyorum.

    Bu projenin ölü doğmasındaki nedenlerden biri de belgeseldir.. Çünkü belgesel, din ile ilgili bölümlerden tutun siyaset ile ilgili bölümlere kadar yalan yanlış bilgilerle doludur.. İkiz kulelerle ilgili komplo teorilerinden, ‘Hepimize çip takacaklar!’ saçmalığına kadar belgeselin her yanına sinmiştir bu durum.. Savlarını kabul ettirmek adına CIA’in bizzat çıkmasına destek sağladığı bir tetikçinin anlatımlarına yer vermiştir vs.

    Bu tür absürdlüklerin olduğu bir belgesel ile birlikte ortaya çıkan bir projeye ne kadar güvenilebilir?

    4- Projenin en önemli eksikliği sistemin nasıl dönüştürüleceği sorunudur.

    Örneğin Marksistler, anarşistler, sendikalistler vs. insanlara bir takım sorumluluklar verirler.. Sendikalar ve STKlar aracılığıyla örgütlenmek, siyasi partiler aracılığıyla parlementoda etkinlik arttırmak, grevler, protestolar, mitingler ile sistemde çatlaklar oluşturmak gibi insan eylemini öne çıkaran bir takım politikalara sahiplerdir.

    Fakat Venüsçüler bu projeye nasıl ulaşılacağına dair bir şey söylemiyorlar.. Belgesel çekmekle, konferanslar vermekle bu iş olmaz sanırım.. Devlet ile, egemen güçler ile mücadele etmeden bu ütopyaya nasıl ulaşılacak?.. Gerekirse meydanda polis dayağı yemeden, hapishanelere girmeden nasıl geçilecek bu sisteme?.. Yoksa egemenler, ”Ya bu proje çok hoş bişeymiş, bizim neden daha önce aklımıza gelmedi.. Karı marı boşverin, hep birlikte mutlu mesut yaşayalım.” mı diyecekler?

    5- Yine rutin tartışmalardan birinde ‘paraya’ yönelik eleştiriler getirdiklerini, parayı kötü bir şey olarak tanımladıklarını gördüm.. Bu sistemde para diye bir şey olmayacakmış.. Paranın insanın insan tarafından sömürülmenin bir aracı olarak kullanılmadığı sürece sadece bir ‘değişim’ aracı olduğunu, sınıfların olmadığı sosyal bir ekonomide hiçbir sorun teşkil etmeyeceğini türlü türlü örneklerle açıklamama rağmen bir türlü ikna olmadılar.. Bunu da önemli gördüğüm için belirtmek istedim.

    Ayrıca paranın olmadığı bir ekonomi tasarlamalarına rağmen aşağıdaki haber ilgi çekicidir.. Çelişkili bir durum olduğunu söyleyebilirim; Fütüristler dünyayı kurtaracak!

    Haberde konferansa katılım ücretinin 850 lira gibi über uçuk bir rakam olduğu (içine cin kaçan Ramtha lakaplı J.Z Knight’ın Kuantum Teorisi’ni deforme eden teorilerini anlattığı konferansların da bu tür uçuk rakamları vardı) yazıyor.. Konferansın açılış konuşmasının Türkiye temsilcisi tarafından yapıldığı ve bu kişinin ‘At yarışı ve Spor toto’ gibi, ‘Köprü ve otoyallarda otomatik geçiş sistemi’ gibi uygulamaların sahibi olduğu yazıyor.. Ayrıca her lise öğrencisinin mutlaka bir döneminde oynayarak bir dolu parayı bayıldığı İDDAA sisteminin de yakın zamana sahibi olduğu, fakat hisselerini bir zaman sonra sattığı yazıyor.

    Bu tür ilişkiler dikkate alınmalıdır elbette.

    6- Venüs Projesi’nin bir diğer eksikliği de akademide esamesi dahi okunmaması.. Peki akademide kendine yer bulması ne demek?.. Kapitalist liberalizm ekonomi biliminde yer alıyor da çok mu bir işe yarıyor? gibi sorular akla gelebilir.. Önce kısaca bu sorulara yanıt verelim;

    Akademik literatürde yer alması demek, basitçe üniversitlerde hakkından söz edilmesi demek.. Siyaset felsefecileri, ekonomistler tarafından Fresco’nun ciddiye alınması, yazılarının alıntılanması, referans konusu olması demek.. Ana akım burjuva biliminin dışında sosyalizmin, anarşizmin, sosyal demokrasi gibi siyaset felsefeleri/akımların dahi bir literatürü vardır.. Ciddiye alınırlar, sosyal bilimlerde adından sıkça söz ederler.. Venüs projesi ise bu bağlamda sınıfta kalıyor maalesef.

    Yalnız ünivlerde konferanslar verilmesinden felan bahsetmiyorum.. Yukarıdaki sol.org linkinde dahi Bahçeşehir üniv.in buna öncülük ettiği yazıyor.. Örneğin Yaratışçılık, Akıllı Tasarım gibi konular da hem ABD’de, hem de Türkiye’de proflar tarafından kabul edilebiliyor, ünivlerde hakkında konferans veriliyor vs.. Ama akademinin hiçbir yerinde ciddiye alınmıyor.. Bahsettiğim ayrım bununla yakından ilgili.

    Şimdilik aklıma gelenler bunlar.. Zamanı geldikçe yeni maddeler de ekleyebilirim.

    Dipnot; Kişisel fikrime göre Venüs Projesi’nin yukarıdaki görsellerden başka bir numarası yok.. O cennetvari görselleri kaldırdığınızda, ortada sadece bir takım eskiden söylenmiş sözlerin tekrarı, Yeşilcilerin yenilenebilir enerji savunusundan başka bir şey kalmıyor.. Venüs Projesi bir replika ve taklitten başka numarası olmayan bir harekettir.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  3. Ütopik bir proje ancak mevcut dünya düzenine olan eleştirisini ciddiye almamak elde değil.
    Belki bu projeye katılmadan önce, katılan insanların genleriyle oynayıp onu bir sevgi kelebeğine dönüştürdükten sonra, salıverirler kırlara, hoplasınlar, zıplasınlar, otlasın diye o zaman olur.
    Mümkündür:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  4. Bir anda dünya üzerindeki bütün paraların imha edildiğini, tüm kredi kartlarının yakıldığını ve tüm borçların sıfırlandığını düşünelim.

    Neler olur?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  5. Kapitalizm ne darbeyle ne devrimle ne de silahla gelmedi. Uygarlik tarihinin bir geregi olarak kendiliginden olustu. Bugunku uygarlik duzeyimizi, sanatiyla, bilimiyle, teknolojisiyle, uzay calismalariyla ve sosyal kurumlariyle daha dogrusu bugunku gelismisligimizi kapitalizm sayesinde elde ettik.

    Elbette ki gorevini tamamladigi zaman kapitalizm yerini baska bir duzene birakacaktir. Ama bu da kapitalizmin gelisi gibi devrimle veya silahla olmayacak, kendiliginden bir gecis olacaktir. Belki dogru degil ama ben gelecek yeni duzenin komunizm olacagina inaniyorum. Ve bu komunizm isci sinifinin, ya da onu temsil ettigini ileri suren zorbalarin onculugunde degil, tum halkin ortak tercihiyle olusacaktir.

    Kapitalizm henuz misyonunu tamamlamadi. Bu sure zarfinda yeni arayislara isik tutacak bu gibi pojeler alternatif verilerin otesine gidemez.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  6. Liberteryen bakış açısıyla VP

    Ben Venüs Projesini, Zeitgeist belgeselini izlemeden önce tanıdım. Nasıl oldu bu derseniz, fütüristler derneğinin 3 yıldır üyesiyim, gelecekle ilgili konuları araştırırken alternetif geleceklerden biri olarak karşıma çıktı, ve youtube’dan bulabileceğim her Jacque Fresco videosunu teker teker izledim, kitabını okudum, sonra zeitgeist belgesellerini izleme fırsatım oldu, sonra future by design. Sonuçta konuyla o kadar içli dışlı olmuştum ki, kendimi venüs projesi bilkent sorumlusu olarak buldum. (bu arada bilkent üniversitesinde arkadaşlarımla kurduğum Fütürizm Kulübünde de bu konu sık sık konuşuldu ve ben tarafından arkadaşlarıma propagandası yapıldı.)

    Bu sırada Ankara’da yapılan Venüs Projesi- Zeitgeist toplantıların katılmaya başladım fakat ilerleyen dönemlerde paranın şeytan icadı olmadığı görüşümü dile geitrince yollarımız ayrıldı.

    Zaten grup içinde de bir lider yoktu, var olduğu zamanlarda çok kavgalar edilmiş ve gruptaki herkes kavgadan sıkılmış ve kendi köşelerine çekilmişti. Son bıraktığımda VP(venüs projesi) ve ZH(zeitgeist hareketi) ayrıldığı için kendilerini VP’nin bile reklamını yapamaz halde, yalnızca zeitgeist belgesellerini daha çok insana izlettirme gayesi taşıyan organizatörler ve çekirdek bir ekip kalmıştı.

    Türkiyede’ki karmaşayı anlatmamın sebebi, konuyla ilgilenen arkadaşlara durum hakkında bir özet geçme isteğimdendir.

    VP & ZH nin bana göre Yanlışları:

    Önce Venüs projesiyle başlamak istiyorum,

    Yukarıda değinilmeyen çok önemli bir detayı da hemen söyleyeyim; venüs şehirleri, merkezlerinde bulunan büyük merkezi süper bilgisayarlarca birbirlerine bağlanmakta, bütün küreyi denetlemekte, ve ilgili bütün önemli kararları yazılımları doğrultusunda vermektedir.

    Bu yazılım konusu mesela çok sıkıntılıdır bence. yazılımın kimin tarafından planlanacağı, hangi parametrelerin kullanılacağı ve en önemlisi kaynakların nasıl dağılacağı fresco’nun bile çok havada kalır şekilde dile getirdiği bir konudur.

    Bu konuda verdikleri örnek, insanların ihtiyaçları doğrultusunda merkezi bilgisayara taleplerde bulunmaları ve güncel modellerden birini tercih etmeleriyle işlemektedir. fresco genelde süreci daha albenili kılmak adına ürünlerde diğer insanlarca (open-source mantığında) geliştirilmiş olan adaptasyonları(custom parts) seçebileceğinizi veya tamamen orjinal bir ürün talep edebileceğinizi söyler. bu ürünler tam otomatik sistemlerce(Computer integrated manufacturing tarzı) imal edilecektir.

    “Bu sayede hiçbir makine, hiç bir zaman boş kalmayacak, makineler durmadan insanların ihtiyaçlarına cevap vermek için üretimde bulunacaktır.” Ama tahmin edebileceğiniz gibi bunun için her parçası otomatik fabrikalar gerekmekte ve yüksek rağbet gören ürünlerin üretimi için özelleşmiş makineler, bantlar ve süreçler kullanmak gerekmektedir. makineler ve bilgisayarlar ne yazık ki bu tarz bir organizasyon için tasrım yapma kapasitesine sahip değillerdir. Bu yüzden insanlar bu işin geliştirilmesi için gönüllü çalışmadığı sürece, bilgisayardan talep etğiniz bisiklet bu işi yapmada özelleşmiş bir fabrikada enerji tasarruflu bir şekilde imal edilmeyecek aksine her parçası tek tek bugün için milyon dolarlar eden bir cnc bilgisayarda üretilecek ve elinize monte edilmeden ulaşacaktır. Lakin paranın artık değeri olmadığından kaynaklar el verdiği sayıda CNC makinesi üretilebilecek ve hatta CNC makineleri üretebilen özelleşmiş bir fabrika yapılabilecektir. bu da isteidğiniz bir otomobil için 60-70 bin CNC makinesinin gece gündüz durmadan çalışmasıdır. her bir vida ve somun için ayrı bir cnc makinesi…

    Tabi bu sırada işlerin yolunda gitmemesi ve sistemin insan müdahalesine ihtiyaç duyması çok çok-çok olası.

    diyelim imalat sorunsuz işliyor, insanlar egosuz bir şekilde ürettikleri adaptasyonları bilgisayarlara yüklüyor veya hergün gelişen ve modellerin sürekli yenilendiği bir dünyada imkansız bir yarış vererek bu modellerin CNCler tarafından değilde kompleks fabrikalarda üretilmesi için çalışıyorlar.(CIM fabrikaları kurmak için ve ardı arkası kesilmez talepleri karşılayabilmek için çalışıyorlar) bu da maalesef mümkün gözükmüyor.

    varsayalım imalat sorunsuz işliyor, bu sefer ki sorun, 15 tane arabaya ve/veya başka benzer karmaşık elektronik-mekanik-yazılım dan oluşan sistemlere ihtiyaç duyduğunu iddia eden haneye. zaten iddiaya göre her biri f-1 aracından iyi olan bu cihazlarla bir aşçı ne yapacak? veya dünya üzerinde çok sınırlı miktarda olan bir kaynağı, efektif olarak kullanamayacak ama yine de talep eden birine, sistemin vereceği bir yanıt nedir? kişinin sağlıklı olduğu düşünüldüğü takdirde, kişi bu kaynakları kesinlikle efektif olarak kullanacağı için istiyordur, sorunsuzca verilir. gereğinden fazla kisi talep ederse bölüşme nasıl olacak?

    ihtiyaç-bolluk sorunsalı devam ediyor…

    bir diğer sorun, frescoya gore kişilerin tamamen çevre-merkezci bir davranışa mahkum olması. determinizme çok yakın olan bu görüşe açıkçası katılmıyorum. özgür iradenin yokluğunda bu tartışmaların yapmanın tamamı bence saçma ve gereksizdir. işin gerçeği, insanın davranışlarını şekillendiren şey hem çevre hem de bireyin kendi iradesidir, uyaranlar genelde çevre fakat adapte olan ve sorunları çözerek üstesinden gelen iradedir. ve sonsuz sayıdaki parametreye sahip bi denklemin sonsuz çözümü vardır. mesela araba kazasında zarar görmemek için kimi insanlar arabaya binmemekte kimileri kemer takmaktadır.

    konu hakkındaki gereksiz uzatabilme potansiyelimden ötürü tartışmayı burada kesiyorum.
    Paranın kaynakların dağılımındaki değeri için bknz: Praxeology
    devletin zararları hakkında bknz: Ludwig von mises, murray rothbard, austrian school

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  7. Bir apartman katının bikaç metrekaresine sıkışmış yaşam tarzı, insanoğlunun DOĞASINA aykırıdır. Bu proje sadece bu açıdan bile daha en baştan elimine edilmesi gereken bir projedir.

    Konserve ve rant projeleri: Bkz. Ali Ağaoğlu ve benzerleri…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  8. Hindistan’ın Güney’inde bulunan bir uluslararası kasaba, Auroville. 42 milletten 3000 kişinin sürekli yaşadığı, 2000 kişinin uzun dönem konakladığı, yaklaşık 10 000 kişinin ziyaretçi vegönüllü olduğu koca bir kasaba ya da şehir. 28 Şubat 1968’de, 68 Kuşağı temsilcileri tarafından oluşturulmuş bir yer. Birçok milletten çok sayıda insanın biraraya gelerek oluşturduğu bu kasabada barış, birlikte yaşam, doğayla uyumlu yaşam ana kurallardan. Ortalıkta gözüken birçok şey (evler, birimler, bahçeler, tarlalar, ormanlar, ekipmanlar) orada yaşayanlar tarafından oluşturulmuş. Kasaba, 20 kilometrelik geniş bir alan üzerine kurulmuş.

    Auroville; UNESCO, Birleşmiş Milletler ve Hint Hükümeti tarafından desteklenmektedir. Yenilenebilir enerji konusunda gerçekleştirdikleri projeler ve ağaçlandırma faaliyetleri nedeniyle Yeşil Oscar olarak bilinen Ashden Ödüllerinde “Sürdürülebilir Enerji” dalı ödülünü kazanarak ödüllerini Prens Charles’den aldılar.

    link to alternatifenerji.com

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  9. çok acıdırki teknolojinin ilerleyişini sağlayan şeylerin en önemlileri para, güç, savaşlar vb etkenlerdir. savaşlar olmasaydı muhtemelen bukadar iyi uçaklara sahip olamacaktık korkunç paralar kazanılmasaydı sağlık sektörüde bukadar ileride olamayacaktı. venüs projesindeki bence tek eksik teşviktir, dürtüdür çok zengin olunmayacaksa çeşitli imtiyazlara sahip olunmayacaksa teknoloji nasıl ileryecektir bilemiyorum.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  10. Dünyada paranın ortadan kaldırılması halinde onun yerine başka bir değişim/mübadele aracı koymak gerekecektir,
    parayı, kredi kartlarını kaldırıp, hepsini meydanlarda yaktıktan sonra, paranın iktisadi işlevini yerine getirecek başka bir aracı onun yerine koymazsak ilkel toplumların takas/trampa ekonomisine dönmek zorunda kalacağız, yani bir mal veya hizmeti başka bir mal veya hizmetle değiştirmek zorunda kalacağız ki bu ancak ilkel toplumlarda işleyebilecek bir sistemdir.

    para, değer ölçüsü ve değer temsilcisidir, iktisadi değeri temsil eder.
    paranın iktisadi bir işlevi vardır, para bir değişim/mübadele aracıdır,
    para bir muhasebe, hesap-kitap aracıdır, gelirimizi, giderimizi, borcumuzu, alacağımızı para ile, muhasebe ile takip edebiliriz.
    para bir değer ölçme aracıdır,
    para olmadığı zaman değişim yapılamaz, muhasebe yapılamaz, gelirimizi, giderimizi, borcumuzu, alacağımızı bilemeyiz.

    Paranın altın standardına dönüş te çözüm değildir, altın standardı tüm paraların merkez bankasında altın karşılığı olmasıydı, bu sistemde merkez bankası tedavüldeki tüm parayı kasalarındaki altınla değiştirmeyi taahhüt ediyordu ( altına konvertibilite) bu sistem 1971 de çöktü, terk edildi. o günden beri dünyada kullanılan tüm paraların karşılığı yoktur, tüm paralar, borç ödeme taahhütlerinden doğar, hükümetler tedavüldeki paranın sadece %5 kadarını matbaalarında basarlar, gerisi bankalarla hazine arasındaki borçlanmadan doğar. ( bu ilişki zeitgeist belgesellerinde detaylı olarak açıklanır)

    Paranın yerini alacak tek mantıklı alternatif, enerjidir,
    enerji standardı, altın standardı gibidir, tedavüldeki/dolaşımdaki tüm paranın enerji karşılığı olması esasına dayanır.
    böylece enerji-para sistemine gelebiliriz.
    evrensel değer birimi enerjidir, kilokalori veya kilowatt la ölçülür, 1930 lu yıllarda büyük buhran yıllarında amerikada ortaya çıkan TEKNOKRASİ hareketi bu konuyu ilk kez gündeme getiriyordu.
    Amerikan teknokratları paranın yerine enerji sertifikaları (bir tür enerji kredi kartı) kullanılması projesini geliştirmişlerdi, bu hareket bu gün de zeitgeist hareketi tarafından temsil ediliyor, bu enerji-değer-para sisteminin iktisadi teorisi oldukça uzundur,

    marksist emek-değer teorisini bilirsiniz,
    Marx tüm değerlerin kaynağında insan emeğini görür. emek değerdir.
    artık değer ve sömürü teorileri buradan türetilir.
    emek nedir, çalışan, üretim yapan insanın harcadığı zaman ve enerjidir,
    marx emeği sadece zaman birimiyle (saatle) ölçtü.
    oysa emeği enerji birimiyle de ölçebiliriz ( kilokalori veya kilowatt birimleriyle)
    şimdi emek değer teorisinin bir anlamda enerji değer teorisi olduğunu düşünebiliriz.
    marx zamanında termodinamik bilimi yeni doğuyordu ve enerji, entropi, entalpi gibi kavramlar henüz netleşmemişti,
    bu gün tamamen enerji esasına dayalı bir iktisadi sistem kurabiliriz, bunun teorik altyapısına sahibiz,
    kapitalist sistemin gerçek alternatifi, enerji-değer teorisine dayanan bir iktisadi sistemdir.

    ancak bu maddi-iktisadi teorik temeller üzerine venüs kenti gibi mimari ütopyalar eklemlenebilir.
    paranın ortadan kaldırılması yetmez,
    tüm tahvil, hisse senedi, fon, vb. gibi türev ürünlerin de ortadan kaldırılması gerekir.
    bu da yetmez,
    tüm toprak mülkiyetinin ortadan kaldırılması gerekir,
    yani tüm tapu dairelerindeki tapuların da imha edilmesi gerekiyor.
    topraklar, toplumun ortak malıdır, hiç kimsenin özel toprağı olamaz, rant ve spekülasyon gibi haksız kazançlar böylece önlenir,
    geleceğin ütopyası, kapitalizmin alternatifi bu iktisadi temeller üzerine kurulabilir.

    kolay iş değil yani!

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  11. zeitgeist belgesellerinden birinde , dünyadaki herkese bir izleme çipi implante edileceği anlatılıyordu, sange bunu saçmalık olarak nitelendiriyor ama bu konuda büyük mesafe katedildi, zaten hepimiz implant olmasa da çoktandır çiplenmiş durumdayız, çipimizi cebimizde taşıyoruz, bilgisayarımızda, cep telefonumuzda, çamaşır makinemizde, otomobilimizde ve her yerde çiplerimiz bizi izliyor, konumumuzu baz istasyonlarına anında bildiriyor, doğrusu bu kadarını orwell bile hayal edemezdi. yakında nanoteknoloji çipleri üretilecek, bu çipleri bize takmak için yediğimiz gıdalara bile karıştırabilirler ve nanoçipler sindirim yoluyla kanımıza karışabilir.
    gelecekte imkansız diye birşey yoktur.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  12. Ben de bir belgesel izlemiştim… Yeni şehirler, şehir planlamacılığıyla ilgiliydi. Şehirler çember şeklinde tasarlanıyordu, konutlar en dışta yer alıyordu, hastaneler, okullar merkezde yer alıyordu, bütün konutlara eşit uzaklıktaydı. Venüs projesiyle ilgili olabilir mi?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  13. Ya herkes üst katlarda oturmak isterse? Kura mı çekecekler?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  14. “gelecekte imkansız diye birşey yoktur.”

    Big brother is watching you!!!

    Bi ara popüler komplo teorilerinin de işlenmesi gerekiyor sitede.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  15. Bu Karl Marx’ın savunduğu fikir midir?

    Marx zamanına göre dahi bir adam olduğu halde yüksek teknolojili, kaynak bazlı bir ekonominin yöntemleri ve avantajlarını öngörmemiştir. Komünizm para ve iş gücü kullanır, sosyal tabakalaşmaya ve komünist gelenekleri muhafaza etmek için seçilmiş görevlilere sahiptir. En önemlisi, komünizm ne KITLIĞI ortadan kaldırdı, ne de bolluk yaratmak için ellerinde bir yöntem veya şablon vardı. Gelecekte üretim konusunda işçiler değil makinalar baskın olacaktır. Belki kendi hataları değildi ama komunistler aynı zamanda, kendilerini faşist ve kapitalist kurumlardan korumak için çok büyük askeri yatırımlar yapmak durumunda da kalmışlardı.

    Venüs Projesi’nin komünizm ile farklılıkları nelerdir?

    Komünizmin kaynak bazlı bir ekonomiye ya da Venüs Projesi’ne benzer olduğunu söylemek yanlıştır. Komünizmde para, bankalar, ordular, polisler, hapishaneler, karizmatik kişilikler ve toplumsal tabakalaşma vardır, atanmış liderler tarafından yönetilmektedir. Venüs Projesi’nin hedefi ise paranın kullanılmasına olan ihtiyacı tamamen ortadan kaldırmaktır. Ürünler, hizmetler, sağlık hizmetleri ve eğitim tüm insanlara sunulduğu zaman polisler, hapishaneler ve askeriyeye gerek kalmayacaktır. Venüs Projesi, politikacıların yerine tüm fiziksel öğelerin bilgisayarlı sistemler tarafından işlendiği ve düzenlendiği sibernetik bir toplum koyacaktır. Bilgisayarların çalışmayacağı ve yönetmeyeceği tek alan insanların gözetimi olacaktır. Bu tamamen lüzumsuzdur ve toplumsal açıdan da hoş karşılanmaz. Teknolojiyi insani kaygısı olmadan kullanan bir toplumun ayakta kalması mümkün değildir. Komünizmin ideallerini gerçekleştirmek için ortaya koyduğu bir yöntembilim ya da detaylı taslak yoktur. Kapitalizm, faşizm ve sosyalizmle birlikte komünizm de nihayetinde tarihin başarısız sosyal deneyleri arasındaki yerini alacaktır.

    Bu sistem, teknoloji kullanımı dışında Marksizmden nasıl ayrılır?

    Komünizm, mutlaka insan ya da çevresel ihtiyaçlarla ilgili olmak zorunda olmayan bir tür ideoloji tarafından yönlendirilen politik bir sistemdir. Komünizm, para, bankalar, ordular, polisler, hapishaneler, karizmatik şahsiyetler ve toplumsal sınıflaşma öngörür, atanmış liderler tarafından yönetilir ve telkin yöntemleri kullanır. Venüs Projesi’nin hedefi paranın kullanılmasına olan ihtiyacın önüne geçmektir. Ürünler, hizmetler, tıbbi bakım ve eğitim herkese sunulduğunda; polisler, hapishaneler, bankalar, reklamcılar, borsacılar, askerler ve devletlere artık ihtiyaç kalmayacaktır. Venüs Projesi politikacıların yerine, tüm fiziksel öğelerin bilgisayarlı sistemler tarafından işlendiği ve yönetildiği bir toplum getirecektir. Bilgisayarların çalışmayacağı ve yönetmeyeceği tek alan insanların gözetimi olacaktır. Bu tamamen lüzumsuz ve toplumsal açıdan nahoş karşılanacaktır. Teknolojiyi insan yararına kullanmayan bir toplumun, sağ kalmak için bir temeli bulunmamaktadır. Komünizmin ideallerini gerçekleştirmek için ortaya koyduğu bir yöntem ya da şablon yoktur ve eninde sonunda kapitalizm, faşizm ve sosyalizm ile birlikte tarihin başarısız sosyal deneyleri arasındaki yerini alacaktır. Komünizmin hedeflerinden bir tanesi iş gücü ve işçi sınıfıdır. Venüs Projesi’nin ana hedefleri ise ürünleri kısıtlı iş gücü ile üretmek, zamanla insan işçiliğini ortadan kaldırmak ve aynı zamanda insanlara zengin, yüksek enerjili bir toplumun tüm kolaylıklarını sunmaktır. Bizim amacımız hiçbir şey yapmadan boş vakit harcayan bir toplum yaratmak değildir. Bunun yerine, insanlar keşfetmek, üretmek, katılım sağlamak ve öğrenmek için sınırsız olanaklarla tanıştırılacaktır.

    Bunun komünizmden farkı nedir?

    Komünizm, bugün sahip olduğumuzdan çok daha insancıl bir toplumsal sistem olmasına rağmen, bizim savunduğumuz doğrultudan oldukça farklıdır. Vaktinde Marx cesurca bir yön önermiş olsa da, bugünün teknolojisinin, insani ve çevresel meselelere uygulanmasıyla elde edileceklerin yanında oldukça zayıf kalmaktadır.

    Venüs Projesi bilim ve teknolojiyi küresel kapsamda insanlığın hizmetine sunar ve zamanla insanları ayıran sanal sınırların ortadan kaldırılmasını önerir. Bu sistem para kullanmaz ve ürünlerle hizmetleri bir fiyat etiketi, borç, takas ya da herhangi bir kölelik biçimi olmaksızın mümkün kılar. Eğer teknolojimizi akıllıca kullanırsak, tüm gezegen için ürün ve hizmetlerde bolluk yaratabiliriz. Dağıtım merkezlerinde herkesin kullanımına sunulmak üzere bulunan ürünlerin üretimi ve dağıtımı için, makinalar ve otomasyon yöntemleri kullanmayı öngörüyoruz. Bu yüksek teknolojinin amacı, insanları özgür bırakarak kendi ilgi alanlarına ve memnuniyetlerine yönelmelerini sağlamaktır.

    Ürün ve hizmetlerin üretiminde insana olan ihtiyacın önüne geçeceğiz. Herhangi bir vergilendirme ya da zorunluluk olmayacak. Biz herhangi bir insan hükümetini savunmuyoruz. Hükümetler hep yetersiz kaldılar. Bilgisayarlı sistemler toplumsal sisteme uygulanmalı ve küresel kaynakların taşıma kapasitesi ile uyumlu olmalıdır. Makinaların asıl amacı herkese hizmet edip, kimseye çıkar sağlamadan çevreyi de koruyarak ürün ve hizmetlerin üretim ve dağıtımını yapmaktır. İnsanlar kaynaklara erişebildiğinde birçok suç da ortadan kalkacaktır. Polislere, orduya ve hapishanelere duyulan ihtiyaç da bununla birlikte ortadan kalkacaktır. Bunlar elbette eğitim sistemindeki gerekli değişimlerle paralel olacaktır. Bunun bazı noktalara açıklık getirdiğini umuyorum. Bunların komünizm ile olan farklılıkların basitleştirilmiş bir anlatımı olduğunu söyleyebiliriz.

    (Venüs projesi sitesinden sıkça sorulan sorulardan alınmıştır)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  16. Moskova yakininda da Skolskovo diye bir site yapimi basladi , prototip teknolojik binalar tesisler ,fanus icinde devasa deneysel iklim ortamlari vs yapilacak , bilim adamlari ayricalikli ogretim uyeleri ,bilisim firmalari vs burada yerlesecek ve arastirmalar yapacaklar.

    link to fastcoexist.com

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  17. Böyle şehirler yapacaklarından şüphem yok. Rus milyarderleri oturur:-)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  18. Poetic Edda’nın sorusu havada kalmış, bilenler yanıtlayıversin gari. Bir de proje sadece mimari değil, o mimariye yakışan bilinci de yükseltmek zorunda. Bu nasıl olur, olabilir mi? Topyekün bir zihniyet değişimi gerekiyor.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  19. Niyeyse.. Gazap Üzümleri’ndeki rahibi hatırladım:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  20. Venus Projesini ayni anda hem anlamak hemde ona karsi bir fikir ,bildirimde bulunulmasinda kriterlerin ne olacagi veya oldugu noktasina bakmaya calistigimda yapilan yorum itirazlarda neler gordugumu paylasmak istiyorum.
    Bir cok kiside ortak payda bu para pazli sistemin son sekli olan Kapitalis sistem ve ozel mulkiyetin buna izin veremiyicegi.Bu tarihte yapilmis olan devrimleri olmamis gibi gormektir.Burda VP nin klasik bilinen anlamda bir devrim ongormemesinin projenin kendisinde gelistirilen yeni bir bilincin one cikmasini istemesinden kaynakli ;odaklanilan yer devrimler olur mu olmaz mi degil.Futurust denilen o seyi gelecek te olmasi gerekenin Kaynak Bazli Ekonominin dogasi gerefi dayandigi bir sinif vurgusunun olmamisidir,Isci sinifi iktidari ongormez.Gucun yani zurnanin zirt dedigi yer diyecegimiz seyi Kaynaklarin kar bazssiz islenilmesi ,kullanilmasi ve dagitiminin projesidir.Bu ilk nokta.
    Arkadasin itiraz ettigi yuvarlak evler vs itirazini dikkate alabilmem icin kendisinin bildigi daha dogru ifadeyle muhendislik bir calismanin sonucu olarak onerebilecegi baska bir proje varsa eminin kiyaslanip hangisinin daha iyi olacagi konusunda bir karara varacaklardir.
    En son cumlesinin cevabini VP ni hic anlamamis olarak gordugumu soylemekdede bir sakinca gormuyorum.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  21. Eger yasamini bir evin icinde geciricegini saniyorsan yaniliyorsun.VP nin tamaminda tasarruf ve islevsellik onceliklikdir.Onceligin herzaman doganin kendisi oldugunu ve insan irkinin bunun icinde yasam alanlarinini bugunki gibi hakimiyet anlayisi icerisinde olmadigini bir daha dusunmeni oneririm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  22. Yaşamı nerede geçirecek mişim ? Doğayı kontrol edin diyen kim ? Ancak doğa seni kontrol eder.

    Kültürel dokudan yoksun, beton ve cam alaşımından yapılmış “akıllı” bina denilen garabet içinde insanları tıkıştıran zihniyetten nefret ediyorum.

    Burada sorguladığım apartmandır.

    Üst, alt, yan komşularla istenmeyen fakat katlanılan ortaklıklardır.

    Adam sıçsa, sevişse, müzik dinlese bilirsiniz. Sürekli dikkat ve tetikte olma durumudur apartman yaşamı…Gürültü olur gerekçesiyle hobilerinizi realize edemezsiniz, en izole inşaatlarda bile bitmeyen gürültüler vardır. Bozulan asansörler, park sorunları, ortak sorunlar, çözümsüz adamlar… Birbirlerini de sevmezler, Yer değiştirmeyi çözüm görüp aynı sıkıntıyı devam ettireceği yeni bir yere taşınmayı hayal ederek ömür tüketirler.

    İnsanın layık olduğu yaşam biçimi MÜSTAKİLDİR.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  23. Oncelikle VP bir bina projesi degildir.O yuzden size yonelik verdigim cevabi bir giris olarak dusunmek daha faydali olacaktir.
    “Kültürel dokudan yoksun, beton ve cam alaşımından yapılmış “akıllı” bina denilen garabet içinde insanları tıkıştıran zihniyetten nefret ediyorum.

    Burada sorguladığım apartmandır”
    Bu taniminiz bugunun sehir yasami icin gecerli cunku su anda yasadigimiz sistem parabazli ve herseyin tuketiminin sonsuz tuketimin onceligi vardir.
    Icimizden bir mimar arkadasimiz lutfen Venus Sehirlerindeki evlerin yapimina iliskin bizi bilgilnedirsin.Destekliyicisi yada elestiricisi olmaya ihtiyac duymadan muhendislik olarak bir degerlendirme sunumu olmasi gerekli.
    Ve lutfen insanin layik oldugu yasam bicimi tanimlamasini dunyadaki tum nufus icinde kullanabilirmisiniz? Bilmek isterim.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  24. Bir kent planlaması disiplinlerarası, multidisipliner bir ekip işidir, şehircilik diye bir bilim var, dünyanın en iyi yüz mühendisinin, en iyi yüz mimarının ve en iyi yüz kent plancısının bir araya gelerek 5-6 sene çalışarak mükemmel bir kent planı yaptıklarını varsayalım, bu kent projesi kağıt üzerinde kalacaksa boşuna çalışmış olurlar, böyle mükemmel bir kentin inşa edilmesine karar vermek politik bir karardır, diyelim ki devleti yönetenler bu harika projenin uygulanmasına karar verdiler, bu sefer uygun bir arazi bulmak gerekecek, bulunan arazinin boş ve sahipsiz olması halinde mesele yok, ama dünyada böyle boş ve sahipsiz bir arazi ancak büyük sahrada veya grönland gibi ücra yerlerde bulunabilir, bu kenti Türkiyede, Anadoluda, mesela Konya ovasında kuracağımızı varsayalım, bu bölgedeki toprakların kamulaştırılması, yani istimlak bedellerinin sahiplerine ödenmesi gerekecektir, ama bu bölge Türkiyenin en verimli buğday tarlalarıdır, bu tarım alanlarının imara açılması ise buğday üretiminde ciddi bir düşüş demektir, bunu da göze aldık diyelim, bu kentin inşaası bu günkü teknolojiyle yıllar sürecektir, bunun ekonomiye bindireceği yükü hiç hesaplamadık, bu işin fizibilitesini yapmadan hangi bütçeden hangi kaynak ayrılacaktır? yani olayın ekonomik boyutunu hep gözardı ederek sadece birtakım hayali resimlere, projelere öncelik veriyoruz, bu yeni kenti hangi kaynaklarla besleyeceğiz, bu kentin enerjisi, suyu nereden gelecek, güneş enerjisiyle mi beslenecek, burada yaşayan insanlar ne üretecek, ne tüketecek, bütün bunların da planlanması gerekecek, yani olay bir jacque fresco’nun masa başında oturup hayaller kurmasıyla bitmiyor, mimari literatürde venüs kenti gibi pek çok hayali, ütopik proje var, bunlara kurgubilim veya kurgumimarlık diyorum yani archifiction.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  25. Venüs Projesi’nin sitesinden alınan SSS kısmını okudum.. Ne Marx hakkında, ne Komünizm hakkında hiçbir bilgiye sahip olmadıklarını üzülerek gördüm.. Maddeleri tek tek yanıtlamaya çalışacağım;

    “Bu Karl Marx’ın savunduğu fikir midir?”

    Burada ilk dikkatimi çeken konu, Komünizm dediği kavramı SSCB ve benzer ülkelerle karıştırmış olmaları.. SSCB’yi, Kuzey Kore diktatörlüğünü, Çin gibi sözde komünist ülkeleri eleştiren bir dolu Marksist, sosyalist akademisyen var.. Hatta büyük bölümünün bu ülkeleri eleştirdiğini, bu ülkeleri sosyalist ülkeler olarak dahi görmediğini biliyorum.

    Bir projeyi SSCB sistemiyle kıyaslayacaksak elbette bu projenin doğru bir proje olduğuna dair çok fazla arguman bulabiliriz.. Sovyetleri eleştiririz kendi projemizin ne kadar matah bir şey olduğunu anlatırız, Sovyetleri eleştiririz kendi projemizin ne kadar mümkün olduğunu anlatırız.. Anlatırız da anlatırız.. Ama bu durum eleştirilerin haklı bir zemine oturduğu, savunduğumuz projenin gerçekten de olabilitesi konusunda bilgi vermez.

    Örneğin İslam’ın vahşi uygulamalarını Hrıstiyanlar da eleştiriyor, Ateistler de eleştiriyor.. Ama bu iki gruptan yalnızca biri haklı (veya ikisi de haklı değil).. Hrıstiyanların kendi inançlarını İslam’ı eleştirmek üzerinden meşrulaştırması, Hrıstiyanlara bir haklılık kazandırmıyor.

    Dolayısıyla Venüsçülerin SSCB eleştirisi üzerinden Komünizm’i, tüm Marksist kuramları eleştirerek bir genelleme yapması anlamsız.

    İkinci konu ise yeni anladığım bir durum.. Yanlış anlamadıysam gelecekteki üretimin makinalarla olacağını, insan emeğine ihtiyaç kalmayacağını söylüyorlar.

    Tamam da biz gelecekte değiliz.. Sorunlarımız anın, günümüzün sorunları.. Dünyada açlık var diyorsak, gelecekte açlık olacak demiyoruz.. Dolayısıyla eğer sorunlar günümüze ait ise çözümler de günümüze ait olmak zorunda.. Bir yerde insanlar yaratılan hasıldan eşit pay alamıyorsa, insanlar sömürülüyorsa, bunun düzeltileceği ile ilgili bir çözüm önerisi oluşturabiliriz.. Gelecekte uçan arabaların var olduğu, tüm üretimin makinaların yaptığı, yemeklerimizin hap şeklinde olduğu kurgulanabilir, hayal edilebilir.. Geleceğin de kendine ait sorunları olacaktır, bunları da o zaman diliminde çözmek mümkün olacaktır.

    Marx kendi zamanının sistem eleştirisini yapmış, nasıl düzeleceğine dair bir yöntem oluşturmaya çalışmıştır.. Bu konuda Venüsçülerden elbette farklı bir yol izlemiş.. Marx’la olan en önemli bağlantıları onun teknolojinin kasıtlı olarak yavaşlatılması fikrinden yola çıkmaları, dahası bu fikrin Fresco’ya ait olduğunu yazmaları.. Bu doğru değil.

    “Venüs Projesi’nin komünizm ile farklılıkları nelerdir?”

    Komünizm’de bankalar, ordu, atanmış liderler, sosyal tabakalaşma varmış 🙂 .. Sovyetlerde var olabilir ama Komünizm’de var demek anlamsız.. Ayrıca Marksist teoriye göre Sosyalizm bir geçiş devletini işaret eder, Komünizm ise ondan sonra gelen bir sistemdir.. Paranın, orduların, sınıfların olmadığı bir sistemdir Komünizm.. Venüs projesi kadar bir ütopyaya işaret eder yani.. Venüsçülerden farklı olarak ise tam olarak sistemin nasıl işleyeceğine dair fikri de yoktur Marx’ın.. Ama her ikisinin de varsayımları birer tasarı, gelecekte olacak bir şey üzerinedir.

    Para, hapishanelerin olmayışı, polis tarzında bir güvenliğin olmayışı tarzındaki hayal gücünün günümüzde bir karşılığı yok.. Mükemmeliyet ideali ve sistemin mükemmeleşmesi sonrasında bu tür uygulamalara gerek kalıp kalmayacağına dair fikirlerimi ilk iletimde yazmıştım.. Tekrarlama gereği duymuyorum.

    Komünizm’in bir taslağı yokmuş 🙂 .. O yüzden akademide onların esamesi okunduğu halde Fresco’yu ciddiye alan bir allahın kulu bile yok.. Neyse.

    “Bu sistem, teknoloji kullanımı dışında Marksizmden nasıl ayrılır?”

    Bir önceki paragraf ile benzer şeyler tekrarlanmış bu iletide.. Kasten mi yapılmış bilmiyorum.. Farklı olan şey ise işçi sınıfına vurgu, onu açıklayayım.

    Marksist teoride işçi sınıfına vurgu yapılmasının nedeni sistemin sınıflara bölünmüş olması.. Sanırım Venüsçüler, liberal kapitalistler gibi sınıfların varlığını kabul etmiyorlar.. Tabii kendi görüşleri, saygı duymak lazım.. Ama sınıf analizi yapmadan teknolojiyi kasten yavaşlatanın, sömürü düzeninin devam etmesi için tüm araçlarını seferber edenin kim olduğu soru işareti olarak kalıyor.

    Biz ona Burjuvazi diyoruz.. Venüsçülerin ne dediğini bilmiyorum.

    “Bunun komünizmden farkı nedir?”

    Bu başlıkta da benzer şeylerin tekrarı var.

    Günümüz teknolojisinde hiçbir insanın çalışmasına gerek kalmadan makinalarla üretimin mümkün olacağına dair hayaller, paranın olmadığı ve sistemin mükemmeleştiği bir düzende suç kavramının olmayacağına dair sanrılar vs.

    Hiçbir soruya yanıt vermeyen içi boş bir hareket olduğunu her açıklamalarında dile getirdiklerini düşünüyorum.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  26. Venüs Projesini savunanlara bir kaç soru sormak istiyorum. Bunlar ilk aklıma gelen sorular.

    1- Ataerkil düzenin yıkılmasını nasıl sağlayacaksınız?

    2- Namus, çok eşlilik, tek eşlilik, sahiplenme ve evlilik mülkiyetçiliğini nasıl aşacaksınız?

    3- Dinleri ortadan nasıl kaldıracaksınız?

    4- Zeki ve akıllı insanların diğerlerine göre avantajları olacak mı yoksa anlayışsız insanlarla aynı saygıyı mı görecekler?

    5- Çok çalışan insan tembel veya hiç çalışmayan insanla aynı şartlarda mı olacak?

    6- Evrensel ahlak sisteminiz nedir? Küresel değil de bölgesel ahlak anlayışına sahip toplumlar mı olacak?

    7- İçki, esrar, uyuşturucu, fuhuş, kumar olacak mı? Olacaksa nasıl olacak?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  27. bir soru da benden..proje ahmet ağaoğluna sunuldu mu? eğer sunuldu ve fakat beğenmediyse bilmek isterim.

    kendisinin toplumumuz için ne kadar önemli bir vizyon insanı olduğunu belirtmeme gerek yok sanırsam.:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  28. Merhaba herkese,
    Tartismanin kismi canliligi sevindirici.VP ne dair sorularin olmasi kavrayislarin sorgulanmasi acisindan cift tarafli bir isleve sahip.
    Sangre arkadasimiz her ne kadar kati bir tutumla yok sayacak kadar elestirmis olsada konusmak genede iyidir.:)
    Bir noktanin ortakliginda birlesirsek yolumuza daha kolay devam edebiliriz;Kapitalizimin alternatifi kapitalizim degildir.Burda surecin nasil tanimlanicagi konusu acik kapi, utopik fikirler, izimler, yada Venus Projesi kendilerini ifade ediyorlar.
    Bunlarin icerisinde sonsuz usa sahip olan hangisidir soruyu boyle sorabilirmiyiz? ( sonsuz us sana da soruyorum 🙂 )
    Pek alisik olmadiginiz vurgu noktalari vp icerisinde kocaman bir yer kapliyorken bunlari size sevimli bir sekilde nasil antabilirim benim icin buyuk bir sorun ;/
    Bir vurgu noktasi bilim ve teknolojinin aslinda simdiye kadar uzay filmlerindeki gibi insanlari kontrol etmiycegi uzerinedir.
    link to civilisation2.org
    Ayni zamanda da teknolojinin simdiki dunyadaki yerinide birdaha gozden gecirmek gerekiyor.
    Soyle bir yanilgiyla hareket etmek istemiyorum;yani cevap olarak dusuncelerimi soylerken marksin literaturdeki yerinden degil bugun bana gelecekle ilgili ne soyleniyor onu duymak isterim.Sangre arkadasimiz gezegenin yasadigi tum sorunlara iliskin ne soyleyebilir.Cogunlukla cevreci damgasi vurularak kucumsenen asiri iklim olaylarina nasil bir cozum getirilebilir.
    Yasadigimiz tum sorunlarin cozumunu siyasette mi yoksa bilim ve teknolojide mi goruyorsunuz?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  29. Tekrar selamlar Derya. Venüs projesi ile ilgili sorularımızı cevaplayacak merakımızı giderecek birini bulmanın mutluluğu içindeyiz. Her ne kadar ben bu mutluluğu henüz tam olarak yaşayamasam da umudumu yitirmedim.

    “Kapitalizimin alternatifi kapitalizim degildir.”

    Elbette değildir. Fakat dünyanın sorunu sadece kapitalizm değildir kabul edersiniz. Şu başlıkta asıl sorunun başka bir şey olduğunu vurgulamak istemiştim.
    link to sonsuz.us

    Zaten sorularıma dikkat ettiyseniz kapitalizmden bahsetmiyorum bile. Ayrıca insanları robotların veya bilgisayarların yönetmesi konusunda da bir çekincem yok. Yani insanlardan çok daha iyi yöneteceklerine eminim. Zaten sorularıma dikkat ettiyseniz bunları da içermiyor. Bu yüzden yaptığınız yorum benim sorularıma henüz bir yanıt özelliği taşımıyor.

    Şu bir üstteki oikosun eklediği videoyu seyredip size ne hissettirdiğini yazabilir misiniz?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  30. “Soyle bir yanilgiyla hareket etmek istemiyorum;yani cevap olarak dusuncelerimi soylerken marksin literaturdeki yerinden degil bugun bana gelecekle ilgili ne soyleniyor onu duymak isterim.Sangre arkadasimiz gezegenin yasadigi tum sorunlara iliskin ne soyleyebilir.Cogunlukla cevreci damgasi vurularak kucumsenen asiri iklim olaylarina nasil bir cozum getirilebilir.
    Yasadigimiz tum sorunlarin cozumunu siyasette mi yoksa bilim ve teknolojide mi goruyorsunuz?”

    Gezegenin yaşadığı sorunlara dair bir şeyler söyleyebilirim de hangi konuda söyleyeceğim?.. Ortada buna dair bir konu yok.. Gezegenin de tonlarca sorunu var.. Tek başlıkta hepsine detaylıca değinmek pek mümkün değil bence.

    (Doğa) Bilim(leri) ve teknoloji de çözüm olabilir -ki oluyor da- ama siyaset de olabilir.. Bunlar biribinin alternatifi olan şeyler değiller.. Ama anlamadığınız bir şey var ki felsefe olmadan, siyaset olmadan, bunlara dair teorik çözümlemeler, modeller yaratmadan devlet ve yönetim yapısı, üretim ve tüketim modellerini vs. oluşturmak söz konusu değil.

    Sosyal bilimler doğa bilimlerinden farklı bir alan.. Tek bir doğru yöntem, tek bir model yok.. Örneğin Evrim Teorisi alanını domine eden, başka bi teoriye yer bırakmadan bir çok şeyi açıklıyor olmasına rağmen, örneğin ekonomide Rasyonel Beklentiler Teorisi veya diğer teoriler tek bir doğruya ulaştırmıyorlar bizi.. Bir ülke pazar ekonomisi ile de yönetilebilir, merkezi planlama da olabilir, Kooperatif şeklinde bir üretim yapısı da olabilir.. Hepsinin kendine göre avantajlı veya dezavantajlı yönleri vardır.. ”Bilimsel olarak şu doğrudur” demek mümkün değil.. Çünkü sosyal bilimler ‘normatif’ bir alan.. Doğa bilimleri gibi ‘olanı’ değil, ‘olması gerekeni’ söylüyor bize.. Hangisinin daha faydalı olacağını, refah getireceğini bulmaya çalışıyor.. İki farklı yöntem kullanan doğa bilimleri ve siyaset, sosyoloji, psikoloji gibi sosyal bilimleri birbiriyle karıştırmamak gerekiyor.

    Eğer çok merak ediyorsan ben kendimi anarcho sendikalist, libértarian sosyalist olarak tanımlıyorum.. Üretim ve tüketime ilişkin ekonomi modeli olarak işçilerin özyönetimine dayanan Kooperatifçiliği benimsiyorum (Belki istediğim tarz bir örnek olmaz ama Kapitalist ekonomide kendine alan açmaya çalışan Mondragon Kooperatifini [1] örnek olarak gösterebilirim.. Tabii ki kapitalist üretim ilişkileri içerisinde gerçek bir örnek teşkil etmiyor.. Devletin olmadığı, üretici ve tüketici konseylerinin bir konsensus ile karar verdikleri, yerel birimlerin Doğrudan Demokrasi biçimiyle çok daha demokratik bir şekle büründüğü bir idari yapıda, bu tür bir kooperatifçilik sisteminin karşılığı olacaktır.. Burada verdiğim örnek Kapitalist üretim ilişkileri içinde olduğu için şimdilik geçersiz, sadece fikir oluşturması için veriyorum.. İspanya devriminde, Barcelona’daki fabrika işgallerinde çok daha iyi bir şekilde uygulanmıştır.)

    Bunun dışında Michael Albert’ın ‘Katılımcı Ekonomi’ adı altında yarattığı bir model mevcut.. Öyle hayal ürünü felan da değil, bizzat günümüze ait sorunlar üzerinden oluşturulmuş bir model.. Kendisiyle İmc kanalı röportaj yapmıştı.. İstersen izleyebilirsin.

    Bu bahsettiğim kişi öyle Fresco gibi tırıvırı bir insan da değil.. Noam Chomsky, Tarık Ali, Stephen Shalom, Robert Fisk gibi adamların yazdığı Zcommunications‘ın kurucusu ve koordinatörüdür.. Oluşturduğu model ciddiye alınır, çeşitli akademik çevrelerce alıntılanır, referans konusu olur.

    Mesela bunun dışında ekolojik krize dair Murray Bookchin gibi ‘Komünalist’ bir adamı, Michael Löwy, Joel Kovel, Rudolf Bahro gibi ekososyalist adamları ciddiye alırım.. Fikirlerinden yararlanmaya çalışırım.. Gidip de her konuda kendini uzman sanan Fresco’yu ciddiye alacak halim yok ya.. Ayrıca bu konuda génél hatları ortaya koyan bir başlık da açmıştım; Ekoloji Düşüncesi Nedir?

    O yüzden bu konu bir kaç fotoshop resim çizmekle, bir kaç kişinin yazılarından alıntı yapmakla olmuyor.. Ortada koca bir literatür var.. Bunlardan birinden bile yararlanmazsan, oluşturduğun şeye model yapmazsan hiç kimse seni ciddiye almaz.. Konserve evler diye dalga konusu olunabilir ancak.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  31. Literaturun basi dertte derim o zaman !

    Bir sey var, sizin Frescoya karsi saygisizliginiz kabul edilebilir degil.Sanirim fresconun uzmanlik alanlarinida yalanlayacak kadar kizgin degilsinizdir.

    Yeteri kadar zaman ayirip VP ni ve Fresconun ozellikle kullandigi sade dili cozerseniz aslinda benden daha iyi disa aktarimini da yapabilirsiniz.Tabi varolan bilgi kaynaklariniza karsi tutuculugunuzu surdurmeyi birakabilirseniz.Burdayiz ve konusmaya devam ederiz.
    Bir kac gundur burdayim simdiye kadar neler soylenmis vs bakmaya calistim.Bir cok arkadas kendi cizgisinde devam ediyor gibi.
    Xenis arkadasin ozel mulkiyet tanimi hic degismemis.
    Dogal kaynaklar tanimlamasinda anlatilmak istenen ne olabilir yani ortunun altinda ne vardir? Bilimsel bir tesptin ekonomik olarak nasil sekillenecegini belirtiriyor sanirim.Gene ayni sekilde buharli gemilerin piyasaya cikmasiyla bir paralellik olusturucak bir durumu yasamiyor muyuz? Dunyanin enerji kaynagi olarak fosil yakit kullanilmasinin sonuclari tarihin kalin cizgisini olusturmus.Is gucu olarak 3.dunya ulkelerinin kullanilmasi bir cok baslikli sorunlari olustu.Sorunlar kismini tanimlamamizda ortaklasicagimizi biliyorum.Kar elde etmek icin sistem kendini surekli donduruyor.Simdi VP nin teknojik kisminin devreye girdigi andir.Bir cok temiz ve surdurulebilir enerji kaynaklarini kullanima sokmaya hazirken bu simdi bile yaygin olmasada kullaniliyor bu firsati kaciriyoruz.Baska bir dunya mumkun diyenlerin gundemi ise hala siyaset ve ekonomi felsefe demokrasi.Kim hangi isim ,izim ekonomik bicimi destekliyor olursa olsun benim bilmek istiycegim sey su oluyor.Dunyanin tasima kapasitesi tespit edilmismidir? Surdurulebilir bir ekonomik bicimmidir? Dunya kaynaklarinin ortak mirasi konusunda ne diyorlar?Tek ulkede sosyalizm olur mu tartismasi gibi bir sey oluyor tek bir ulkede VP olur mu gibi? Burda lutfen dayanak noktasi olarak sinifin yerini dogal kaynaklarin aldigini gorebilirsiniz.Bu yerdegistirmenin nedenleri uzerine konusmak belki bir baska firsatta verebilir.Bunu illaki VP soylemis olamaz baska soyleyenlerde vardir ,var mi?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  32. Fresco’ya elbette saygı duymuyorum.. Şarlatan olarak gördüğüm birine neden saygı duyayım ki?

    Afedersin ama uzmanlık alanlarını yalanlamak derken?.. Benim bilmediğim bir uzmanlık alanı mı var Fresco’nun?.. Gençliğinde o şirket senin bu şirket benim dolaşan bir adam bu.. Uzmanlık dediğin şey akademide olur.. İş adamlığında, tüccarlıkta uzmanlık olmaz.. Örneğin ekonomist, evrimsel biyolog, antropolog, davranışsal psikolog, arkeolog, siyaset bilimci gibi alanlar uzmanlık alanlarıdır.. Bu alanlarda doktora yaparsın, daha da yükselirsin, uzman olursun.. Toplum mühendisliği, fütürist, yazar, mucit gibi alanlar uzmanlık alanı felan değildir.

    Ayrıca her insanın bir tane veya bağlantılı olmasından dolayı iki tane felan uzmanlık alanı olur.. Diğer alanlarda konuşacak kadar yetkili görmez kendisini.. Fresco’un ise mübarek her alanda bir fikri var.. Şarlatanlığın bir diğer kanıtı da bu durumdur.

    Soruların hiçbirine yanıt vermiyorsun maalesef.

    Amerikayı yeniden keşfeder gibi fosil yakıtlarından, 3. dünya ülkelerin sömürülmesinden bahsediyorsun ama bu alanlarda yazılmış sayısız araştırmadan tek kelime bahsetmiyorsun.. Sanki bu konular Venüsçülerle birlikte ortaya çıktı.

    Siyaset, ekonomi, felsefe diye sıralayıp, ‘izm’ler diye koca bir literatürü küçümsersen, yok sayarsan benim burada konuşacak bir şeyim kalmamış demektir.. Hiçbir zaman sevmediğim ve duymak istemediğim, duyduğum bir mekanda bulunmak istemediğim bir şey varsa, o da tüm sosyal bilimler çalışmalarını ‘izim’ler diye küçümsemektir.

    Sınıfın yerini doğal kaynaklar alıyormuş.. Günümüzde bunun mümkün olup olmadığıyla ilgili bir tane akademisyenin çalışması var mı?.. İnsanların çalışmayıp makinaların üretim yapması günümüzde, şu anda mümkün mü?.. Eğer bunun mümkün olduğunu savunan tek bir akademisyen bile varsa bu projeyi ciddiye alıp, Fresco’nun tüm konuşmalarını okur, videolarını izlerim.

    Ben veya burada yazan arkadaşlar bu projeyi ciddiye almayan bir pozisyondayız.. Ciddiye almamız senin elinde.. Senin bu projenin akademisyenler tarafından ciddiye alındığını göstermene bakıyor her şey.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  33. Konu dağılıyor gibi, venüs projesi veya venüs kenti, amerikada son yıllarda ortaya çıkan zeitgeist hareketinin belgesel filmleri sayesinde tanındı, popüler oldu, zeitgeist hareketi ve venüs projesi daha sonra bazı konularda anlaşmazlığa düşerek yollarını ayırdılar, fakat her iki hareket te kapitalist sistemi, sömürüyü, şirketleri, bankaları, parayı vb. açıkça reddeder ve alternatif bir sistem önerirler, daha sonra occuppy wall street gibi ses getiren uzun süreli eylemleri oldu, kapitalizmi açıkça reddederler ama sosyalist veya komünist değildirler, sosyalizm marx öncesi ütopik sosyalizm ve marx sonrası reel sosyalizm, bilimsel sosyalizm gibi değişik türevleri ve yorumları olan bir ideolojidir, her ideolojiyi besleyen özgün tarihsel-toplumsal-ekonomik koşullar vardır ve bu koşullar değişince o ideolojini de miadı dolar, marksist-leninist sosyalizm veya maoist yorumu gibi ideolojiler 21. yüzyılda bilimsel-teknolojik devirmin hızına ayak uyduramadı, 1989 da berlin duvarı yıkıldı ve iki almanya birleşti, 1991 de sovyetler birliği bir kara delik gibi kendi ağırlığına dayanamayarak kendi içine doğru çöktü, Fukuyama gibi liberaller sevinçle tarihin sonunun geldiğini ilan ettiler ama yanıldılar, ancak kapitalizmin sürekli kriz içinde olduğu da bir gerçek, amerika kendi ekonomik krizini, bas bas dolarları leylaya metoduyla çözmeye çalışıyor, karşılıksız milyarlarca dolar basılıp ekonomik sisteme dışardan kan nakli yapılıyor gibi fakat bu basılan dolarların reel bir karşılığı olmadığı için sanal balonlar şişiyor ve patlıyor, şimdi kapitalizmin de kendi ağırlığını taşıyamadığını görüyoruz, bütün iktisatçılar krizin ağırlaşacağı uyarılarında bulunuyor, kapitalizm de bir kara delik gibi kendi içinden çökecek, ama henüz miadı dolmadı, fakat kapitalizmin alternatifi sosyalizm değil artık, 19 yy koşullarında soyalizm bir alternatifti, işçi sınıfı sömürülüyordu, bu gün sömürü uluslararası, küresel sömürü halini aldı, artık amerikan işçisi asya işçisini sömürüyor, buna rağmen işsizlik artıyor, mortgage kriziyle evine haciz konulan ve işini kaybeden amerikalılar az değil, evsizler çorba kuyruklarında, kilise yardımlarıyla yaşamaya çalışıyor, büyük bir yoksullaşma ve öfke var, sistem gitikçe totaliter, faşist bir rejim halini alıyor, amerikayı yönetenler 11 eylül gibi tezgahlarla terörizmle savaş gerekçesi yaratarak beyin yıkıyor, psikolojik savaş, propoganda, kitlesel hipnoz ve toplum mühendisliği teknikleriyle kendi sonlarını geciktirmeye çalışıyorlar, fakat artık marksist analiz çok geride kaldı, toplumu iki sınıftan ibaret gören, proleterya ile burjuvazi çelişkisini temel çelişki ve tarihin belirleyici gücü olarak tarif eden marksist analiz bu güne uygulanamaz, o dönem tarih oldu, bu yüzden toplumun iç ve dış dinamiklerini bütün karmaşıklığıyla görüp modellendirecek bir yaklaşıma gerek var, bu yüzden batıda birçok antikapitalist, muhalif hareket kendiliğinden ortaya çıkıyor, 21. yüzyılın Marx gibi bir dehaya ihtiyacı var, bu yeni dünya koşulların çözümleyecek bir mega-teori ortaya koyulmalı, zeitgeist hareketi , venüs projesi gibi ütopyaları kapsayacak bir kuramsal çerçeve, paradigma eksik.
    Tuhaftır ama Alev Alatlı’nın romanlarında ve makalelerinde böyle bir derin bilgeliğin ve analizin izlerini görüyorum, özellikle de Schrödinger’in kedisi romanlarında böyle bir yaklaşımın ipuçlarını buluyoruz.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  34. Sangre sana iyi aksamlar yok 🙂 akadesmisyen biri degilim benim selamimi almassin !
    Hatta ben burda niye konusuyorum ki hic bir akademik gecmisimde yok.
    Boyle bakmakla aramiza buyuk ucurumlar koyuyorsunuz.
    Fresconun lise yillarinda abd ye baglilik yemini etmedigi icin okulu birakmis, kendi labarutuvarini kurmus.Simdi kac yasinda oldugunu bilenlerimiz vardir.Bu kadar saygisizlik ettiginiz icin ben kendimi kotu hissettim.
    Ustelik burda biz bize konusuyorduk.Kimse sizin tavugunuza da kis dememisti.
    Dunya donuyor buyrun sizin icin donsun..
    Burda VP sini bu tartisma uzerinden bir yere koymaya calisanlar icin uzgunum yanlis yoldasiniz diyebilirim.Saglikli bir zemin degil.Ozelikle kimeseye bu budur diyip dikte etmiyoruz.Belgeseller ve wep sitesi herkese acik tum kaynaklar ulasilabilir.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  35. Burada karşılıklı olarak bir şeyi tartışmak için akademisyen olmamıza gerek yok.. Yazdıklarımı farklı bi yöne çekmene de gerek yok Deryacım.. Fresco’nun uzmanlık alanlarını reddetiğimi söylediğin için bunu dile getirdim.. Uzmanlık alanı olmayan bir adamın uzmanlık alanını reddetmem, inkar etmem de söz konusu olamaz doğal olarak.

    Benim de argumanlarım yukarıda.. Kimseye bir şey dikte etmiyorum.. İsteyen eleştirilerime, sorularıma yanıtlar da verebilir.. Mutluluk duyarım.

    Son verdiğin Ufuk Tarhan da kişisel gelişimci.. Bu tip kişisel gelişimcilerden de hazetmediğimi öncelikle belirteyim.

    Bir de sitenin anasayfasını açar açmaz, hemen sağ tarafta Henry Ford denen burjuvazinin, kapitalizmin babasından bir alıntı duruyor.. İşte tam da bundan bahsediyorum.. Bu tip insanlardan bir şey olmayacağının en açık kanıtıdır bu durum.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  36. Beni zor duruma sokuyorsunuz, kisisel bir algilama icerisinde olmamama rahmen tutuculuk konusunda biraz fazla keskin soylemlerle karsilasiyorum.
    Konusan kisinin kim olduguna degilde birde ne dedigine bakabilseydik baska turlu olabilirdi.
    Hatta sundanda vazgecebilsek harika olurdu.ama bunu x kisi daha once soylemisti.Bilginin kisitliyiciligi konusunda soylenen seyler geliyor aklima,halbuki bilgi degisimin degisim hali gibi surekli yeni bir seye ekleniyorken kanata kanata kesiliveriyor.
    Arguman konusunda sikintiliyim.Saf gozlem haliyle bile ulasilabilcek cevaplar icin cok yol katetmek gerekli izlenimi veriliyor..Yukarda 8 dakikalik bir videosunu paylastim, sadece bu bile Fresconun birikimi hakkinda bir veri olusturuyorken neyin arandigini ki siz soyluyorsunuz ama ben anlayamiyorum.
    Konu venus degilde bilim ve teknoloji olsaydi size sunacagim kaynak Carl Sagan olurdu.Bir tek agzindan Venus Projesini duymamis olmaniz bu durumu ne kadar sekteye ugratiyor degil mi? Burdaki baglantiyi kendimiz kuracagiz.Bunu yapabiliriz.Cok cesitli bilgi kaynaklarim oldu bunlari size su su ve su diye veremem fakat sorularimin cevaplarini buldugum icin kendimi sansli hissediyorum.
    Ozgurluk zorunlulugun bilincine varmaktir 🙂
    Bu basligi her zaman kullanmaya calistim.Ve beni VP le tanistirdi.Umarim bulasici olur.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  37. Merhaba arkadaşlar, biraz gecikmeli de olsa katılmak istedim…

    Bu sayfadaki eleştiri ve değerlendirmelerin birçoğu birbirinin tekrarı. Bazıları da VP-RBE (Venüs Projesi- Kaynak Tabanlı Ekonomi) sanki kapitalizmden daha kötüymüş ve adeta bir düşmanmış gibi ona saldırmış.

    Ben öncelikle bir meseleyi tespit ederek başlamak istiyorum.
    İnsanlar bir an için bile olsa dürüstçe, kendilerini içinde bulundukları sistemin dışına atarak, yani o sistemi ve ona ait hertürlü düşünce tarzını kendilerine dışsal hale getiremedikleri sürece, VP-RBE’yi sanırım yeterince anlayamayacaklardır. Her neyse, bu sadece bir öneriydi. Şimdi konuya gelelim.

    Ben kısa başlıklar halinde özetleyerek devam edeceğim.

    Eleştiri 1: VP hoş bir ütopyadır, ama hepsi bu.
    Cevap 1: Bence değildir, ama diyelim ki bu elştiri sahibi veya sahipleri haklıdır. Yani VP bir ütopyadır. Bu durumda siz, VP’yi desteklemekle birşey kaybetmezsiniz. Nasıl olsa ütopyadır. Kaybedecek olan biziz. Deneyecek ve ütopik olduğunu göreceğiz. İyi ya bu kötü mü? Bize yanılgımızı göstermek için, bizi destekleyin. Sonuçta hem siz kazanacaksınız hem de hayalci bir yanılgıdan kurtularak biz. Buna zamanınız olmadığını düşünüyorsanız; benim hiç de fazla zaman almayacak bir önerim var:

    Tüm dünyada, okul yaşına gelmiş çocuklar da dahil olmak üzere, herkesin katılacağı bir referendum yapılsın. Üç seçeneğin olduğu bir referendum:
    a- Kapitalizm
    b- Sosyalizm
    c- VP-RBE

    Sonuçlara gore, eğer her akım, önemli sayıda insane ulaşmışsa, dünya üçe bölünsün. Ben şahsım adına, dünyanın en verimsiz topraklarına VP-RBE ile birlikte gönderilmeye razı gelirim:)

    Yani diyeceğim; bu proje size göre ütopikse de bizi destekleyin. Sonuçta birşey kaybetmeyeceksiniz çünkü, ama ya değilse? O zaman da kaybedilecek birşey yok; çünkü o sistemde zenginler bile şimdikinden daha iyi yaşayacak. Ha fakirlerin bir ayrıcalığı olacak. VP-RBE içinde zenginler bir kat daha iyi bir yaşam sürecekken, fakirler iki kat, onların öncelikle kapatmaları gereken bir mesafe var çünkü. Ama VP-RBE başladığı anda herkes eşitlenecektir.

    Ayrıca insanlığın düşünebildiği hiçbir şey, ama hiçbir şey ütopik değildir. Düne kadar uçaklar, insansız taşıma araçları, uzay yolculukları ve daha bir dolu fikir ve proje system savunucuları, tutucular tarafından ve dolayısıyla da kalabalıklar tarafından daima ütopik olmakla suçlanmıştır.

    Eleştiri 2: VP yuvarlak şehirlere takıntılı.
    Cevap 2: Hayır, değil. Ben VP’nin teknik danışmanı falan değilim. Ama J. Fresco’nun birçok kopnuşmasında, kendi şehir modellerinin mükemmel olmadığını, dolayısıyla da bir dayatma olmadığını, sadece mevcut teknolojik gelişme aşamasında tasarlanabileceklerin en iyisi olduğunu söylüyordu. Ben de bu fikre katılıyorum. Ayrıca haksızlık da yapmamak lazım; zira S ve L gibi şehirleşme modelleri de var:)
    Yuvarlak, simetrik bir şehri ovalara, sahillere, yaylalara rahatlıkla kurabilirişniz; ama angebeli bir arazide, elbette oraya uygun bir model bulmak gerekir. Ki VP buna kapalı değildir.

    Soru 3: VP komünist bir proje midir, değilse ayrılan yanları nedir?
    Cevap 3: Aslında görüldüğü gibi, üzerinde durulmayı en çok hakeden soru budur? Soru dedim, çünkü oldukça olumlu bir tarzda, bu konuda bir eleştiri veya karalama değil de, anlamaya çalışma gayretleriyle karşılaşıyoruz.

    O zaman biz de ciddiye alıp üzerinde biraz duralım.

    Hayır, VP-RBE konunist değildir. Ama bu, komünizmde, Sovyetler örneğinden hareket edilerek işte devlet, ordu, polis, hapishane vs. vardır da ondan biz komünist değiliz düşüncesinden kaynaklanmaz. Ben şahsım adına, VP’nin kendi sayfasındaki bu açıklamaları ta başından beri yetersiz, hatta yanlış buluyorum.
    Buradaki birinci yanlış, komünizmin gerçekleşmiş olduğu varsayımıdır. Oysa ki, olan sosyalizmin bir çeşit gerçekleştirimidir. Yani komünizme geçiş aşaması olan sosyalizmile, komünizm birbirine karıştırılmaktadır. Ancak bu benim VP’yi hala desteklememin önünde hiç engel teşkil etmiyor.

    Komünizm teorisine gelince, o somut bir toplumsal işleyiş modeli önermemiştir. Bu bakımdan sadece insanla uğraşmış, ama insane da yeterince iyi tanımlayamadıkları için kurtuluş çözümleri bulamayan 19.yy iyiniyetli sosyalistleri gibi bir iyi niyet arzıdır da diyebliriz. Sadece bir farkla ki, kendi önüne illa da zorla kurulacak ve zorla işleyecek bir sosyalizm aşaması koymak.

    Bir iyi niyet arzı olarak, komüsnist ideallerle benim bir sorunum yok. VP’nin olacağını da zannetmiyorum. Ancak komünizmle, bizi ayıran daha önemli bir teorik sorun var. İhtiyaçlar ve emek-değer teorisi.
    Komünizm de tıpkı kapitalizm veya sosyalizm gibi, insan ihtiyaçlarının sonsuz olduğundan söz eder ve emek-değerli bir toplum olan sosyalizmde, işte asıl bu nedenle önem verir. Çünkü insan ihtiyaçları sonsuzsa, öyle bir teknolojik aşamaya veya Marks’in deyimiyle üretim araçlarının öyle bir gelişkinlik düzeyine ulaşması gerekir ki; bu sonsuz ihtiyaçlar, sonsuzca karşılanabilsin. Bu nedenle komünizm, kapitalizmin bilinçli kıtlık yaratımı anlayışının karşısına, herşeyden o kadar çok anlayışıyla beliren bolluk anlayışını koyar. Çünkü birşeyden ne kadar çok olursa, insanlar o şeye olan ihtiyaçlarını özgürce ve sınırsızca karşılayabilecektir.

    Kapitalizm yanlıştır, ama üzülerek söylemeliyim ki, komünizmin bu ilkesi de en az onun kadar yanlliştir.
    Şöyle ki;

    Öncelikle insane ihtiyaçları sonsuz değildir; ihtiyaçların karşılanma biçimleri sonsuzdur. Örneğin bir apartman insan ihtiyacı mıdır? Hayır o, sadece insanın bir ihtiyacının karşılanma biçimidir. Yani insanın barınma ihtiyacının karşılanma biçimlerinden biridir. Demek ki, öncelikle burada bir düzeltme yapmak gerekir: sonsuz olan ihtiyaçlar değil, karşılanma biçimleridir.

    Öte yandan ihtiyaçlar belirlenemez değildir, belirlenebilir. Zaten kapitalizm tarafından belirleniyor da. Herhangi bir üründen insanlar hiç haberdar değilken, o ürün birdenbire piyasaya sürülüyor ve bir süre sonra artık vazgeçilmez bir ihtiyaç haline gelebiliyor. Örneğin telefon, tv, internet vs. Demek ki, burada da bir düzeltme yapmak gerekir: insan ihtiyaçlarının ürünü değil, tersine ihtiyaçlar (zorunlu temel ihtiyaçlar hariç) insanın ürünüdür.

    İhtiyaçlara dönük net ve açık bir teori olmayınca, doğal olarak komünizmin „herkese ihtiyacına göre, herkesten yeteneğine göre“ ilkesi de anlaşılamıyor. Kaldı ki, bu ilke bile başlı başına sorunludur. Herkese ihtiyacına göre kim verecek veya yeteneğine göre kim veya ne alacak gibi gereksiz sorulara açık kapı bırakıyor.

    Komünizm „herşeyden o kadar çok üretilçek ki, kimsenin birşeye ihtiyacı kalmayacak“ demekle de hataya düşüyor. Komünizm bu hataya, üretilen herşeyi, emek-değer içermesinden ötürü, toplumsal zenginlik sayarak düşüyor. Oysa ki bolluk teorisinin kendisi bile, kaynakların israfı, çürüme, kullanılmadığı için bozulma vs. demektir.

    Kapitalizm değil, sosyalizm değil, büyük ölçüde komünizm değil… o zaman geriye ne kalıyor?
    Geriye kalan: VP-RBE’dir. Çünkü bu proje ne bolluktan ne de kıtlıktan bahsediyor. Bu ikisinden temelden farklı olarak, ihtiyaçlar belirlenebilirdir, hatta belrilenmektedir diyor ve bu nedenle ilkesini de: Gerekli olanın en iyisi! Olarak dile getiriyor. Çünkü ancak bu ilke, kaynakların israfını engelleyerek çöp üretimini durdurabilir.

    Vp-RBE, olanaklarla herhangi bir mülkiyet ilişkisini öngörmüyor. Değer ötesi düşünüyor. Olanaklarla ulaşmada para gibi herhangi bir dolayımı da öngörmüyor. Sadece gerekli olanın en iyisi ilkesiyle üretilen her ürüne veya olanağa herkesin, ihtiyaç duydukları her an engelsizce ulaşabilmelerinden bahsediyor. Yani kullanım toplumundan bahsediyor, tüketim toplumundan değil.

    Zaten sokakları, kaldırımları, otobüs koltuklarını, havadaki oksijeni vs. şükür ki, hala mülkiyet ilişkisi kurmaksızın kullanabiliyoruz. Kimse bindiği treni, bu benimdir deyip evine götürmek istemiyor 🙂

    Eleştiri 4: VP çok düzgün, ben kendime göre düzenlenmiş evde oturmak isterim.
    Cevap 4: Milyarlarca insan bugünkü dünyada hemen hemen birbirinin aynı teneke kulübelerde yaşıyor. Belki böyle düşünen arkadaşlar bile, muhtemelen yan komşusuyla aynı mimaride yapılmış apartman dairesinde oturuyordur. Unutmayalım ki, şehirlerin ruhları kendiliğinden gelmez, onlara ruh katan insanların kendileridir.

    Eleştiri 5: VP neden akadamık çevrelerde, basın yayın organlarında yer almıyor? Yer almıyorsa ben desteklemiyorum.
    Cevap 5: Aslında bu elştiriyi yapan arkadaşta daha çok bir alay sezdiğim için, üzerinde durmak istememiştim, ama başka arkadaşlarda da böyle bir düşünce olabilir diyerek, değinmeye karar verdim.
    Öncelikle bu elştirinin muhatabı VP değil, o çevrelerdir. Öte yandan her sistem, özellikle de eğer hala kendine inananlar ve savunanlar varsa, başka ifadelerle gelişiminin henüz tam sonuna gelmemişse, var olanın sürdürülmesinden yana eğilim gösterir. Yoksa dünyanın yuvarlak olduğu ve döndüğü fikri de zamanının akademik çevrelerince desteklenmezdi. Ayrıca bu elştiriyi yapan arkadaşlar eğer Marks’i sevip sayıyıorlars, ona da büyük haksızlık yapıyorlar. Marks’in yazıları da zamanında üniversitelerde okutulmuyordu. Onun yazıları, Fransız-Alman Yıllıkları dergisi, komünistler birliği çevresi ve Yeni Ren gazetesi dışında nerelerde yayınlanıyor veya topluma duyuruluyordu?

    Ancak biz tabi, Marks döneminde değiliz. Toplum onun da öngördüğü gibi oldukça büyük bir aşama katetti. O 1850’deki MK toplantısında şöyle seslenmişti örneğin: „ Biz işçilere şöyle diyoruz: Siz sadece koşulları değiştirmek için değil, kendinizi de değiştirmek ve siyasal iktidara yetenekli bir hale getirmek için ön beş, yirmi, elli yıl, iç ve uluslararası savaşlardan geçeceksiniz. Siz onlara, tersine şöyle diyorsunuz: İktidarı hemen almamız gerek, yoksa yatmaya gidebiliriz!..“

    Bu sözler bundan 162 yıl önce söylendi. Marks en fazla elli yıl öngörüyor savaşların bitmesi için. Biz, Marks’i en az üç kez çürütmüş bulunuyoruz 🙂

    Sonuç olarak Marks’ta zamanında sistemin yaygın eğilimlerinin yer aldığı, heryerden adeta kovulmuş, düşüncelerinin yaygınlaşmasına izin verilmemiştir.

    Lakin meselenin şimdilerde oldukça farklıbır yüzü daha var. Tam da bu yüzde, yukarıdaki eleştiriyi yapan arkadaşımızın haklılık payı oluyor. Marks siyasal savaşımcıydı, emek-değerciydi, proletarya diktatörlüğünden yanaydı. Örneğin daha 1848’de.Engels’le birlikte yazdıkları „Komünist Manifesto“da „İşçi devrimindeki ilk aşama, proletaryanin egemen sınıf haline gelmesi, demokrasinin fethidir“ der.

    VP-RBE ise, aksine, politikadan uzak duruyor, herhangi bir iktidar mücadelesi vermiyor. Tersine bu metotların, Marks’tan da özel olarak alıntı yaparak aktardığım gibi, yüzyıllarca denediğini ama olumlu sonuçlar alınamadığını ve böyle giderse hiçbir zaman da alınamayacağını söylüyor. Peki o zaman, sistemdeki akademik çevreler, hatta devletler, uluslararası kurumlar vs. Onu neden, bunca sorundan insanca bir kurtuluş umudu doğurduğu halde desteklemiyor? Arkadaşımız soruyu böyle sorsaydı, daha anlamlı olurdu bence. Soru böyle sorulsaydı, benim vereceğim cevap da: valla ben de bilmiyorum olurdu 🙂

    Ayrıca, akademik çevrelerde yer almıyor diye desteklememek, en başta insanın kendine de güvensizliğini gösterir. Unutmamak gerekir ki, her akademik çevre bile, zamanında yeni olan fikirlerin ürünüdür.

    Eleştiri 6: VP, Marks’in teknolojinin kapitalizmde geri bıraktırıldığına ilişkin görüşünü çalmış.
    Cevap 6: Hayır. Bir kere VP, sadece bu söze indirgenemez. Hatta bu söze hiç indirgenemez. Teknolojiyi de, mülkiyeti de, hatta parayı da bizden önce konu edenler, eleştirenler olmuştur. Örneğin para üzerine, E. Fromm da, G. Simmel de yazmıştır. Tabi yazılacaktır, çünkü sorunlarımız aynı ve dilimizin sınırları belli. Yani bir sorunu, başka başka insanlar hemen hemen aynı kelimelerle ifade edebilirler. Burda bir çalma çalınma aramamak gerekir. Öyleyse, örneğin ben de, parasız bir toplum düşleyip yazmakla, dünyadaki birçok çocuğun hayal ettiği, belki de defalarca anne ve babalarına söyledikleri düşlerini, cümlelerini çalmış oluyorum:) Ben bütün o çocuklar için, tüm düşüncelerimin çalınmasına razıyım. Yeter ki çalanlar, onları uygulamak için de gerçekten uğraşsınlar.

    Öte yandan, Marks teknolojiden daha çok, üretim araçları ve üretim ilişkilerinden bahseder. Teknolojinin gerilemesini de burjuvazinin iradesinden kaynaklı bir olay olarak değil, kapitalizmin 1847’deki bunalımından itibaren gericileşmesinin zorunlu sonucu olarak görür. Yani Marks’a göre burjuvazi ve kapitalizm başlarda ilericidir, 1847’den itibaren de gericileşmiş, böylece „zorunlu uygunluk yasası bozulmuştur“. Ben bu önermeleri tümden reddediyor, kapitalizmi ta başından itibaren gerici görüyorum. Ayrıca sadece kapitalizmi dedegil, tüm çıkarcı toplumları. Merak edenler için, özür dileyerek, umarım reklama girmez, ama bu konu oldukça uzun ve ben de daha fazla uzatmak istemediğim için, Toplumsal Alt-Üst Oluş Devrimi adlı kitabı önereceğim.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  38. Deryacım, beni tutucu olmakla itham ediyorsun ama yine yazdığının altını doldurmuyorsun.

    Sen eleştirilerime, sorularıma hiçbir soruya mahal vermeyecek şekilde yanıtlar verdin de ben tutuculuk mu yaptım?.. Konuyu anlamamak, argumanlarını kabul etmemek için bin dereden su mu getirdim?.. Tüm bunlar olsaydı haklı olurdun.. Fikrimi değiştirmediğim, belki daha ılımlı bakmadığım için tutucu olmuş olurdum.. Ama böyle bir durum söz konusu değil.. Benim sert ve keskin eleştirilerimi sen tutuculuk olarak algılıyorsun.. Bu tutuculuk değil maalesef.

    Örneğin iktidar partisi muhaliflere, ”Çok tutucu insanlarsınız, bizi anlamaya çalışmıyorsunuz.” diyebilir mi?.. Muhalefet demez mi, ”E be adam!.. Sen önce yanlış yaptığını düşündüğüm konulardaki eleştirilerime, sorularıma bir yanıt ver.. Daha sonra seni anlamaya da çalışırız, mantıklı bulursak buna ikna da oluruz.”

    Görülüğü gibi çok farklı bir durum söz konusu.

    Ayrıca konuşan kişinin kim olduğuna değil, ne dediğine de baktım kaç sefer.. İlk eleştirilerim bununla ilgiliydi.. Hep söyleme dair eleştiri ve sorular sordum.. Haksızlık yapıyorsun.

    Carl Sagan’ı ben de severim ama ona da haksızlık yaptığını düşünüyorum.. Bu projeyi Sagan’ın ağzından duysaydım durum farklı olurdu, kendisinin değeri gözümde azalırdı.. Zaten Sagan bu tip bir projeyi neden dile getirsin ki?.. Hangi fikirleri ile Fresco’yla paralellik arz ediyorlar?.. Bunu söylemen, ”Sagan Müslüman olsaydı, İslam konusunda fikrin değişir miydi?” diyen bir Müslamana benziyor biraz.

    Sorularının yanıtlarını bulduğun için kendini şanslı saydığına sevindim.. Keşke ben de aynı şekilde şanslı olabilseydim.. Bir dahaki sefere artık.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  39. Bende tekrardan okuyarak sorularini cikartmaya calisicam, cok dikkatli okuma yapabilmek icin sorulari nereye gizledigini bulmam gerekiyor.
    Insanin toplumsal bir varlik oldugunu soyleyen bir cok kaynak kisi verebiliriz burda kimin neyi ne zaman soyledigine bakmadan devam etmek istersek Insanin dogasina iliskin edindigi edincegi davranislari cevresel kosullar belirler.Bu cevresel kosullarin esitsizligini maddi kosullardan bahsederken ;su vurguyu atlamamak gerekiyor;cevre ceninin ana rahmine dusmesiyle baslar.Buna dair kaynaklarin bollugu internetin varligiyla cogaldi.Insanin dogasi denilen seyin butuncul bir hal icerisinde ilerledigini kabul gormek gerekiyor.Yasanilan sistem icinde saf bir yasam hali icerisinde asla olamiyoruz.Suc kavramini,sucluyu kisilerin genine indirgenemiycegi konusunda ortak bir fikir icerisinde olabilirmiyiz ? Bunu bilmiyorum sorunuzda dogamatik olarak getirmissiniz.Hadi bakalim bu basli basina bir konu basligi.O yuzden bilim adamlarinin icine dustugu bir durum var genel anlamda..Newtoncu bir saglik anlayisi mi yoksa kuantum fizigi mi? vs gibi suregelen bir cok farkli durum var.Bruce Lipton kendi akademik camiasinda sikinti yasayabiliyor,tutuculuk ona karsida var.

    Epigenetik gibi bir cok basligi buraya ekleyebiliriz sorununuzun cevabi icin.
    Zeitgeist belgesellerini izlediginiz icin bu basliklarin orda da acildigi soyleyip ki ZG belgeselinede elestirileriniz var.Aslinda mumemmeliyetciligi arayan sizmissin gibi duruyor.Bana belgesel duzeyinde sisteme kafa tutup kendisinin dusuncelerini anlatan baska bir belgesel gosterebilirmisiniz?
    ” Bu tür absürdlüklerin olduğu bir belgesel ile birlikte ortaya çıkan bir projeye ne kadar güvenilebilir?”
    Benim yasim kadar gecmisi var VP nin yani belgeselle ortaya cikmis bir sey degil.
    Sorulariniza yanit vermeye calisiyorum ..okumaya devam ediyorum.
    4.sorunuza karsilik istemde catlak olarak ne gordugune gore degisiyor,klasik bir isci orgutlenmesindeki gibi bakin arakdaslar somuruluyorsunuz diyerek bir insanin aklini bu kadar kucumsek bana artik haksizlik olarak geliyor.Dunya cokuse dogru giderken burda bakin gene doganin onceligi geliyor, asiri iklim olayalari dogal kaynaklarinin yok edilmesi hat safhadayken hic bir basligi otekilestirmeden dunya insani olmayi hedefleyen bir bilinc one cikarilmali..asama asama nereye kadar kaplumbaga hiziyla gidicez.Her bir baslik icin egitimden sagliga sevgiden aileye …her bir sey icin butuncul bir sorgulama herkesin gorevidir.Turkiye herzaman muhalefet kaynaklari acisindan insan gucune ( bunu boyle soylemek istemezdim) sahip olmusken eksik olan hemde en cok eksik olan sey nedir.???
    5.sorunuz icin ayni kirilma noktasi devam etmis.Paraya degil hayatimiz icin gerekli seylere erisim hakki ve olurlugu sorusunu one cikarttiginda para degisim araci olarak olabilse bile cevabi verecek olan sey nedir? erisim hakkini para mi sagliyor yoksa bunun icin gerekli kosullarin yaratildigi bir projemi?
    Celiski diye soylediginiz durumun acilamasi etkinligi tr deki kurum organize etmistir. VP bir aktivisligi vs degildir.Lutfen bunuda aciklama getirilicek bir seymis gibi onumuze cikarmayin.
    Bunca yazdik cizdik bir arpa boyu yol alabildik mi arkadaslara sormak lazim.Dunyanin gelecegine dair su anindan baslayan bir sorumluluk ve umut tasiyanlarin soyleyecek dusunucek ve paylasacak seyleri bitmez.

    xenix 4 ve 5.sorularina kisaca cevap veriyim.Her insan icin esit kosularda yasamini surdurme hakkina sahip oldugunda en buyuk saygiyi yasamis olacaktir.Akilli olamak yada olmamak midir ki kriter bunu da anlamadim.5.sorunda bunun icinde ayni gibi duruyor.
    Evrensel ahlak anlayisi olucak hatta simdiden var,dogaya karsi sorumluluk bunun bir parcasi.Insanin hadip edilmis merakini canlandirmak bilimsel bir dusunce yapisina yakinlik duymasini saglamak ve yorumdan cok konuyu uzman kisilerin taktirine birakmak vs..diye bir kac ornek verebilirim.
    Bagimliliklarla ilgili soyledigin soruyu hangi asamada olduguyla ilgili cevpalanabilir dedigim gibi simdi de herseyin bilgisi var.VP hop insaa edilidir basliyoruz dendiginde hersey tilsimli bir sekilde onumuze gelmiycek..VP de bu konunun uzmanlari icin calisma alani olacaktir ve parabazsiz olacagi icin hizli bir sekilde sonuca varilabilir.
    Tekil bir ornegin aciklamasindan yola cikarsak dini bir inanc ancak ogretilerle edinilmis kimse dogarken bir inancla dogamamis.Burdaki baglantiyi hepimiz kurabiliriz.
    Bu sefer ne cikacak toplamda merak ediyorum.;) Sonsuz Us sessizlik yanki yapiyor 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  40. Sorularıma yanıt vérdiğiniz için téşékkür édérim.

    Bu iléti bu konuda yazdığım son iléti.. Tartışmadan çékiliyorum.

    Kusura bakmayın ama Sosyalizm hakkında, Marx hakkında, günümüz sistémi hakkında bilgi sahibi olmayan, bu konu üzérindé günümüz tartışmalarından habérdar olmayan insanların éléştirilérini okumak, bu konuda uzun uzun yanıtlar yazıp zamanımı harcamak zorunda déğilim.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  41. Sorularıma neden kimse cevap vermiyor diye düşünürken derya hanımın bir kaç soruma cevabı beni çok sevindirdi. Her ne kadar tam olmasa da bu cevaplar yine de güzel.

    “xenix 4 ve 5.sorularina kisaca cevap veriyim.Her insan icin esit kosularda yasamini surdurme hakkina sahip oldugunda en buyuk saygiyi yasamis olacaktir.Akilli olamak yada olmamak midir ki kriter bunu da anlamadim.5.sorunda bunun icinde ayni gibi duruyor.

    Evrensel ahlak anlayisi olucak hatta simdiden var,dogaya karsi sorumluluk bunun bir parcasi.Insanin hadip edilmis merakini canlandirmak bilimsel bir dusunce yapisina yakinlik duymasini saglamak ve yorumdan cok konuyu uzman kisilerin taktirine birakmak vs..diye bir kac ornek verebilirim.”

    Sanırım sorum çok açık değildi. Veya ben açık soramadım. Ödülün insan eğitiminde ve yaşamında ne derece önemli olduğunu hepimiz bilimsel olarak biliyoruz. Bu ödül illa para ödülü olmak zorunda değil elbette. Bazen bir aferin, bazen bir saygı, bazen isminin sonsuzlukta yankılanması, bazen takdir edilmektir. Sorduğum soru bunu içeriyordu. Bu iki kişiye de aynı saygı mı duyulacak? Sizin cevabınız ise zaten “en büyük saygı gösteriliyor, ötesi yok.”

    Ödülsüz eğitim sisteminin nasıl olacağını da öğrenmemiz gerekecek sanırım.

    “Evrensel ahlak anlayışı olucak” dendi mi ben iki dakika durup düşünürüm. Gerçekten böyle bir ahlak anlayışı varsa -ki dinlerin hepsi bunu iddia eder- bu ahlak anlayışı nasıldır bir tarif edilse diye sorular sorarım.

    Ama beni en çok düşündüren kısım son soruya verdiğiniz cevaptı.

    7- İçki, esrar, uyuşturucu, fuhuş, kumar olacak mı? Olacaksa nasıl olacak?

    “Bagimliliklarla ilgili soyledigin soruyu hangi asamada olduguyla ilgili cevpalanabilir dedigim gibi simdi de herseyin bilgisi var.”

    Pardon da içki, esrar, kumar falan dendiğinde bunları bağımlılık olarak mı görüyorsunuz? Yani anladığım kadarıyla aşamalar ilerledikçe bunlar yok olacak?! Ve bunların olmadığı hayatı “çok yaşanır” bulacağız öyle mi?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  42. venüs projesi olsun, kapitalizm olsun, sosyalizm olsun, demokrasi olsun veya teokrasi olsun tüm toplumsal sistemlerde temel sorun iktidarın kimde olacağı kavgasıdır, marksistler, sosyalistler, komünistler iktidarın proleteryada, işçi sınıfında olması gerektiğini savunurlar, kapitalist sistemde ise iktidar zenginlerin, bankerlerin, büyük şirketlerin kontrolündedir, teokrasilerde iktidar din adamlarının kilisenin, hahamların, rahiplerin, imamların elindedir, demokrasilerde iktidarın kimde olduğu pek belli değildir, en çok oy alan parti iktidar olur ama bu parti acaba hangi sosyal sınıfın partisidir? faşizmde ise iktidar ya askerlerin, generallerin ya da yine çok zengin olanların elindedir, venüs projesinde iktidar kimdedir, venüs kentini yönetenler, kritik konulardaki kararları verenler kimlerdir, venüs kentini kim yönetecektir, burada teknokrasiyi görüyoruz, venüs kentini teknokratlar yönetiyor, venüs kentini bilim insanları, uzmanlar, bilgisayar programcıları yönetiyor, hatta venüs kentini insanlardan çok makineler yönetecek, bir süper bilgisayar sistemi bütün ülkeyi yönetecek, bu teknokrasi ve sibernasyondur, sibernetik toplumda yönetim otomatiğe bağlanır, tıpkı otomatik pilota bağlanmış bir yolcu uçağında olduğu gibi.
    bu ileri bilim ve teknolojiyle yönetilecek ütopyanın diğer alternatiflerden ayrıldığı nokta, temel farkı bence bu yönetim, iktidar, egemenlik konusunda yatıyor.

    bu gün birçok gıda maddesinin ambalajında ‘el değmeden üretilmiştir’ gibi bir ibareye rastlıyoruz.
    gıda maddeleri üretiminde insan eli değmemesi önemli çünkü hijyen takıntımız had safhada.
    insan eli değen bir şeyi yemeye iğrenir olduk.
    yakında ülkelerin, toplumların yönetiminde de aynı takıntı olacak,
    insanlar dünyayı iyi yönetemiyor, insanlar bu yönetim işini beceremiyorlar, yüzlerine gözlerine bulaştırıyorlar, hırsızlık, yolsuzluk, rüşvet, rant, her türlü rezalat, ne ararsan var! en iyisi bu işi de makinalara devredelim.
    venüs kenti el değmeden yönetilmiştir.
    yani insan eli nereye değse orayı kirletiyor, en iyisi hiçbir şeye insan eli değmesin.
    teknokraside toplumu yöneten teknokratlar, yani bilim adamlarının eli değiyor.
    sibernasyonda ise toplumun yönetimi tam otomatik, yani bilgisayar yönetiyor, el değmeden yönetim bu.
    elbette diğer ideolojilerin taraftarları bunu kabul edemiyor,
    sonuçta ortada bir egemenlik ve iktidar kavgası var.
    herkes yönetimin kendi sınıfının elinde olmasını istiyor.
    marksistler sınıf analizinden yola çıkıyorlar, marx’a göre dünya iki sınıftan ibaret, proleterya ve burjuvazi,
    oysa insanları sınıflandırmanın tek yolu bu değil,
    insanları başka niteliklerine, başka özelliklerine göre de sınıflandırabiliriz,
    örneğin bilenler ve bilmeyenler, akıllılar, aptallar ve cahiller gibi,
    sarışınlar ve esmerler gibi,
    kadınlar ve erkekler gibi,
    dindarlar ve dinsizler gibi,
    insanları sınıflara ayırmanın yüzlerce değişik şekli bulunabilir.
    marksistlerin, sosyalistlerin , proleteryanın yönetimi 1991 de fiyaskoyla bitti, o ideoloji tarihe gömüldü.
    venüs kentini kimler yönetecektir, nasıl yönetecektir, bence asıl soru bu.
    bence dünya demokrasiyi de geride bırakarak önce teknokrasiye, oradan da sibernasyona doğru gidiyor.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  43. Anlaşıldı sorularıma cevap gelmeyecek. O zaman daha basit bir soru sorayım.

    Şimdiki düzenden venüs projesine geçiş aşamasının senaryosu nedir? Yani biraz açayım soruyu isterseniz. Şu an kafanızdaki uygulanması gereken veya olması gereken en pozitif senaryo nedir bu geçişi, bir kaç paragrafla anlatabilir misiniz?

    (Ne kadar detay verirseniz o kadar iyi tabi ama vermeseniz de razıyım, yeterki bir şeyler söyleyin)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  44. xenix sorusu için:
    venüs projesi üzerinde çalışan avrupa teknokratlarının böyle bir geçiş planı var,
    ayrıca zeitgeist hareketinin de böyle bir planı var. zeitgeist belgesellerinde de var,
    kaynaklar ne yazık ki ingilizce, oradan incelenebilir.
    http://www.eoslife.eu sitesinde makaleler articles bölümünde the transition plan başlıklı makale var.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  45. Pertev Dural, ben daha çok bu projeyi okuyan anlayan ve hayallerinde yaşatan ve ayrıca burada soru sorabileceğimiz insanların geçiş projelerini merak ettim. Yoksa kağıt üzerinde “dünya bir cennettir aslında kimse bir birine haksızlık yapmasa tüm sorunlar çözülür” de diyebiliriz.

    Bunu demek mesele değil, birileri nasıl diye sorduğunda verebileceğimiz cevaplar olmalı. Çünkü bu iddiayı müslümanlar da öne sürüyor mesela.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  46. Venüs projesi ve zeitgeist hareketinin taraftarları dünyada örgütlenerek, internet üzerinden iletişim kurarak, mevcut kar amaçlı kapitalist sisteme alternatif kurumlar oluşturmaya çalışıyorlar, geçiş planının ilk adımı, kar amaçlı olmayan karşılıklı dayanışma, işbirliği, yardımlaşma amaçlı kurumlar oluşturmak, ayrıca kendi aralarında bilgi paylaşamı, kaynak paylaşımı yaparak bir fon oluşturmayı öneriyorlar, bu fonda yeterli para toplanırsa venüs kentini kurmak için bir arazi satın almayı planlıyorlar, yeni zelandada bir arazi buldukları söyleniyor, detaylarını bilmiyorum ama ilgileniyorsanız zeitgeistmovement sitesinden takip edilebilir, bu tür hareketlerin ortak noktası bir tür komünal yaşam hücreleri kurmak, kendi gıdasını kendisi üreten, bir tür kendine yeterli köy tarım kooperatifleri veya komünler, israilde bunun örnekleri var kibbutz diyorlar, zaten israil bu iş için gerekli altyapıya sahip, bildiğim kadarıyla israilde toprak mülkiyeti yok, tüm topraklar kamunun ortak malı, böyle olunca rant, spekülasyon gibi vurgun yolları kapanıyor, köy kooperatifleri, tarım kooperatifleri, proje ofisleri, sağlık ve eğitim hizmetleri gibi alternatifler var, örneğin uzman olduğunuz bir konuda ders vererek fona kaynak sağlıyorsunuz, burada amaç kar değil, verdiğiniz hizmetin karşılığında siz de ihtiyacınız olan bir hizmeti alıyorsunuz böylece para kullanmadan, bankaları, kredi kartlarını kullanmadan alternatif bir ekonomik sistem oluşturmaya çalışıyorlar, zaman bankacılığı denilen bir sistem var, burada saat esasına dayalı bir değişim yapılıyor.vs.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  47. Venüs Projesine gönderme var gibi geldi bana filmde.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.