Yalnızlık, Kader Değil Bir Seçim…

Uyandı… Güçlükle açabildiği gözlerini araladı. Aralık gözleri önce sağ, sonra sol bileğinde çocukluğundan bu yana alışkın olduğu saatini aradı. Sağ ve sol bileğine dönüşümlü olarak taktığı su geçirmez saati kolunda değildi! Peki, ama saat kaçtı? Güneşin sevimsiz ışığı pencereden içeri girdiğine göre, sabahtı. Sabahtı ama saat kaçtı?

Ayaklarını karnına doğru çekip cenin pozisyonunu aldı. Ellerini kulaklarının üzerine götürdü ve dirseklerini iyice birbirine birleştirip gözlerini sıkıca yumdu… Yatakta bu şekilde yatmayı dış dünyaya karşı bir savunma olarak düşünüyordu. Bir süre kımıldamadan bu şekilde hareketsizliğini korudu. Ama ya saat, saat kaçtı?

Aniden fırladı yataktan! Günün başlangıcına inat hızla, karışık çantasının içinde telefonunu aradı. Kalem, parçalanmaya yüz tutmuş birkaç kâğıt, anahtarlar, buruşmuş ve her yanı kıvrık kâğıt mendil paketi, özensizce çantaya tıkıştırılmış kredi kartı makbuzları, birkaç kartvizit, bir dudak koruyucu, bir göz kalemi, küçük bir şişe parfüm, sakız kutusu, bir kitap Ahmet Ümit – Patasana, üç beş bozuk para boşluğa atılmış, para cüzdanı, bir telefon şarj cihazı… Telefon yok!! Saatte yok… Karışık odaya çevirdi gözlerini ve aramaya başladı, hem düşündü “nerede olabilir ki bunlar?”…

Salondaki saate bakmak için hızlıca koridordan geçti. Duvardaki saat yediyi gösteriyordu. Rahatlama hissetti birden gerilmiş bedenini koltuğun üstüne attı… Gözlerini yeniden kapadı bir süreliğine. Başını dayadığı koltukta rahatlamaya çalıştı. Düşündü. Saat ve telefon halen ortalarda görünmüyordu. Koltuktan kalkıp banyoya yöneldi. Üstündeki geceliği çıkarıp çıplak bedenini suyun altında özgürleştirdi. Uzunca bir süre gözleri kapalı akan suyun altında durdu. Zihni çok yorgundu. Suyun sesi ve dokunuşu bedenine iyi geldi. Gözlerini açıp bornozuna uzattı ellerini ağır ağır bornozu üstüne geçirdi. Yatak odasına gitti ve yatağın üzerine atıverdi kendini. Sokaktan geçen mahalle börekçisinin sesi ile acıktığını hissetti. Uzandığı yerden kalktı ve üzerine acele ile akşamdan kalma paçasının biri içinde diğeri dışında pantolonunu geçirdi. Dolabın içinden el yordamıyla çıkardığı bir gömleği üstüne giydi düğmelerini zorlukla ilikledi. Havlu ile kuruladığı saçlarını sıradan bir toka ile tutturup çantasını eline aldı, ayakkabılarının ipini bağlamadan evi terk etti. Kapıdan çıktığı anda aklına geldi. Saat ve telefon neredeydi?

Zaman ve iletişim onun için epey önemliydi. Zamanı iyi kullanamadığını düşünürdü. İletişimde fena değildi. Bu arada aynaya bakmadan çıkmıştı evden acaba nasıl görünüyordu? Köşedeki taksi durağına gelmeden önünden geçtiği mağazaların vitrin camından görüntüsüne baktı. Bir taksiye bindi ve iş yerinin bulunduğu adresi tarif etti taksiciye. Ofise gelmeden yiyecek bir şeyler aldı. Bir çay söyledi çaycıya. Ofisin kapısını açtı içeri girdi her zamanki olağan sessizlik hâkimdi ortalığa. Masasına geçti koltuğuna oturdu günlük yapılacak işleri gözden geçirdi. Bir yığın dosya masanın üstünde dağınık haldeydi. Birden gözüne telefonu ilişti. Akşam eve dönerken masanın üzerinde kalmıştı. Telefona uzanıp aldı ve kontrol etti. Ne arama ne bir mesaj görünmüyordu ekranda. Acı bir tebessüm oluştu yüzünde. Kim arayacaktı ki? Peki ya saat? Saat neredeydi…

Çaycının sesiyle irkildi “Günaydın” gülümseyerek günaydın dedi, uzanan sıcacık bir bardak çayı aldı masanın boş kalan kısmına iliştirdi. Kahvaltı edecekti ama canı sadece çay içmek istedi. Ofisin sessizliği ve kadim dostu yalnızlıktan oluşan bağımlılıkla bilgisayarını açtı. Gelen mesajlarına ve gazete haberlerine göz gezdirdi hızlıca. Bir müzik açtı Teoman’dan – Gemiler… üç beş kere aynı şarkıyı dinmeyi severdi. Tekrar çalmadı şarkıyı. Elini çenesine dayadı ve sessizliğe eşlik etti bir kaç dakika. Garipti bu günlerde. Sebepsiz değildi bu kere. Biliyordu sebebini lakin, bu sebebi ortadan kaldırmak için çaba harcayacak gücü bulamıyordu kendinde. Güveni ve cesareti de…

Yalnızlık bir kader değildi, yalnızlık sadece bir seçimdi…

Saat mi? Bir süre saatsiz dakikalar geçirecekti. Onu tam mutluluk halindeyken ele geçiren şüphelerden kurtulmak adına… Kendilerini affettirmek için saatlere ihtiyaç duyanları zamansızlığa hapsetmek adına…

Ayşe Özen (delişey)

30 yorum “Yalnızlık, Kader Değil Bir Seçim…”

  1. Yalnızlığın tadı hiçbirşeye benzemez. Acı da olsa tatlı da olsa.
    Çok güzel yazı, tebrikler …

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  2. sanırım bende seviyorum kendinle başbaşa kısmını:) ama daha fazlasını değil…

    teşekkür ederim…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  3. yıllardır yalnızım .ve severim yalnızlıgı..sadece internet var gecelerimi paylaşan.bu seçimi de ben yaptım.. yazı güzel..kutlarım..

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  4. nevall,

    teşekkür ederim… bir de benim merak ettiğim; acaba yalnızlığı sorumluluk almamak adına mı tercih ediyor kişiler. ve erkekler mi kadınlar mı daha bi yalnız olmak istiyor acaba?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  5. sadece yalnızlık mı her şey bir tercihtir yaşadığımız yaşamayı istediğimiz ya da istemediğimiz her şey bir seçimdir

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  6. “yalnizlik paylasilmaz paylasilsa adi yalnizlik olmaz” demis buyuuuk sair…

    Eger kendi secimlerimizi kendimiz yapiyorsak adina “yalnizlik” deseler bile, ondan daha yucesi yoktur bence.. Ben secmisimdir. O her seyiyle bana aittir, benimdir..
    G Milat

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  7. sisifos;

    yaşamda seçilenler bir tercihitir elbette yalnızlık bunlardan sadece biri.. ama bazen koşulların getirdiği seçimlerde bizden bağımsız oluşabilir ailelerimizi seçemediğimiz hatta ölüme hayır diyemediğimiz gibi. bu durumda tercihimiz havada kalıyor değil mi?

    zaten konunun başka bir boyutu bu bahsettiğimiz.. asıl mesele;

    -yalnız kalma tercihini neden yapar insanlar?
    -birarada yaşamanın getirdiği sorumluluktan kaçmak için mi?
    -hesapsız yaşamak için mi?
    -yalnız yaşama seçimi cinsiyetlere göre değişkenlik gösterir mi?
    -ihtiyaç mıdır yalnızlık, yoksa ihtiyaçların giderilmesi adına mı yalnız kalmak istemez kişi?
    -yalnızlık en büyük ikiyüzlülük olabilir mi?
    -duygusal yalnızlık mı, kimsesizlikten oluşan yalnızlık mı daha acıdır?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  8. G.Milat 🙂

    bu sana:

    “Yalnızlık nedir?” diye sordu çocuk, gülümsedi kadın:)
    “memeden kestiğimde seni, içimde doğan boşluk gibidir” dedi…

    “kokundan uzak kaldığım an gibi mi” dedi çocuk!

    “ses sağnağında yüreğine tek bir tınının değmemesi gibi, düşsüs uyku gibi, renksiz düş gibi, çocuksuz ana kucağı gibi” dedi kadın…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  9. “Bahar gelmiş duyuyorum kıpır kıpır
    Çocuk sesleri yükseliyor gökyüzüne
    Peşlerinden bakıyorum anlayarak
    Adının ne kadar yakıştığını sana
    Yırtıyorum zaman yazan tüm reçeteleri
    Neyi unutayım ki?
    Ömrümden biriktirdim seni.” (Naim Kandemir)

    “Kendilerini affettirmek için saatlere ihtiyaç duyanları zamansızlığa hapsetmek adına…”
    Burası kin kokuyor ama… Şair Kandemir de “zaman denen reçeteleri yırtıyor” ama onunki başka bir anlamda…
    Kendilerini affettirmek isteyenlere saygı duymak gerekir. Gereksinim duydukları zaman ise vermek gerekir. Sen neden vermiyorsun ki?
    Cezalandırdığın kendin olursun sonra… Çünkü şöyle diyor Şaban AKTAŞ(abim); “Alan kendinden alır, veren kendine verir”…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  10. “”Alan kendinden alır, veren kendine verir”…”

    Şaban Abiye selam olsun:) sağ olsun var olsun…

    bir sürü haller içinde halim, bilmece gibi, kedinin oynarken karıştırdığı ip yumakları gibi… soluk alıyorum dinleniyorum, yorgunum…

    öfke konuk olsada zaman zaman yanıbaşıma “kin” barındırmaz benim yüreğim:) ve teşekkür ederim pozitif yorumlar başımın tacıdır her daim…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  11. misafir haklısın bunu es geçmişiz:) ki çok haklısın çoğu kez sonuç …

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  12. Yorumlarından birinde birbirine benzeyen ama bazı yönleriyle ayrılan iki kavram dikkatimi çekti.
    Yalnızlık (loneliness) ve kimsesizlik (aloneness) …
    İlki seçim, ikincisi sonuçtur kanımca.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  13. “Yalnızlık (loneliness) ve kimsesizlik (aloneness) …
    İlki seçim, ikincisi sonuçtur kanımca.”

    Çok doğru!…
    Geçen yıl Tuva’ya bıraktığım bir şiir kitabına şöyle bir not düşmüştüm:

    ” ‘sahte kalabalıklardan’
    daha kalabalıktır
    yalnızlığın kalabalıkları…”

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  14. Tek başına (alone) olmaya dayanamamaktır (loneliness) yalnızlık… Yalnızlar, herkesin içinde de “kimsesizdirler” bazen:)

    Herkesin gürültüsü, yalnızı (lonely) “tek başına” olmaktan, yani sedece “kendinden” kurtarır, yalnızlığından değil… içimizdeki yalnız yanlarımızı yatıştırıp susturabiliyorsak ne ala:) tek başına kalabiliriz o vakit!!!

    toparlarsak, tek başına kalmak her insanın secimi ile sonuçu arasında kalan kimsesizlik yanına dayanabilme gücü ile alakalıdır sanırım:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  15. Yalnızlık, insanın kendi kendine yaptığı bir sohbettir… Aracısız, yalansız, katkısız, saf bir sohbet:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  16. “yalnızlık çekmek” ile “yalnız kalmak” farkını farklamak için bazen İngilizce şart.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  17. holaacımm:)

    sen benim yazılarıma ilkk kez yorum yaptın:) örnek rica edelim o halde? teşekkür ederim bu arada…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  18. allein ve einsam… almancada ikisi de “yalnız” anlamında kullanılabilir.

    Ama yalnızlık için einsam-keit denir… isole edilmişliktir ve iletişimsiz bir ortamı ifade eder, ama aynı zamanda kalabalık içinde de olabilirsiniz, etrafınızdaki kelle sayısıyla alakadar değildir.

    Yalnız kalmak istiyorum denildiğinde ise; allein kelimesi kullanılır, bu durumda etrafınızda kimseyi görmek istemediğinizi belirtmiş olursunuz.

    yalnız kalmak nicelikle, yalnızlık çekmek ise nitelikle ilgili (psişik) bir durumdur denilebilir belki.

    iddealı değilim, sadece sesli düşündüm:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  19. Yalnız, kimse yalnızlığın tanımını yapmamış, nedir yalnızlık? Önce bunu belirlemek gerek. Yoksa herkesin kafasında farklı bir yalnızlık tanımı oluşur ve tartışma anlamsızlaşır, yalnızlaşır.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  20. Tanimlandirilamayacak hisler vardir. Yalnizlik ve ask bunlardan sadece ikisi.. Tanimla sinirlandirilmis yalnizliga ve aska yazik edilmistir. Herkes kendi icinde, taa derinde, yasar bu ikisini. Ne karsindaki seni tam olarak anlar ne de sen onu…

    “Yalniz insan merdivendir, hic bir yere ulasmayan” der o huzurlu sesliyle cocuklugumun adami.. Guzel sarkidir…

    G Milat

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  21. parçuket,

    seni mi kıracağız yalnızlık tanımı: duygu ve ruh hali deniliyor genele bakınca. sağlıklı bile olsa her insanın dönem dönem yaşadığı ve tercih ettiği durum hali… kendinle başbaşa kalmak v.s

    bi de delişeyce bakalım?

    yalnızlık iki görünümlü bi ayna. ilki “öznel” yalnızlık, zorunlu olarak terk etmek ve terk edilmekle ilişkili… seçimi bize ait değil çoğu kez. ana rahmi buna en iyi örneklerden biri olabilir bak, şimdi geldi aklıma…

    ikincisi “göreceli” yalnızlık..tümüyle gecici mekansal uazaklıklar görecesi geniş… sokakta yalnız yürümeyi seçmek fln gibi:) kalabalığın içinde tek olmak v.s

    ee şimdilik aklıma gelenler bunlar:)

    haa birde mutlak yalnızlık var o tanrılara ait:))

    sonuç itibariyle

    yalnızım
    yalnızsın
    yalnız
    yalnızız
    yalnızsınız
    yalnızlar…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  22. ne kadar isterdim tam buraya MÖF yalnızlık ömür boyu videosunu ekleyebilmeyi… ama yapamıyorum :((

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  23. Evin Delisinden => Köyün Delisine,

    Çok naziksiniz… size gülümseyerek izledim videoyu. Teşkürler:) deli dayanışması 😛

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  24. “Yalnızlık, tüketmek yerine üretmek isteyen varlığın kendisiyle vakit geçirmeyi toplumsallığa yeğlemesi.”

    cümleye yakınlık hissettim:) ama sıkılıyorum bazenn bu durumdan:(

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  25. Kişinin kendisinin ve kendi ihtiyaçlarının fazlasıyla farkında olmasıyla ilgili tüketim sonrası kalan değer yitimi.

    Yalnızlık, varoluşsal boşluğun peşine takılmış zihnin içinden çıkamadığı anlamsızlık duygusu.

    Yalnızlık, günümüz dünyasının hızına zihinsel işleyişini teslim etmiş modern insanın elinde kalan kayıp duygusu.

    Yalnızlık, çözümleme sonucu varılan sonuçların getirdiği kendine yetebilme çabasının kısa soluklu süreci, çıkılamadığı zaman içinden bir ömre yayılabilecek savunma duvarı.

    Yalnızlık, tüketmek yarine üretmek isteyen varlığın kendisiyle vakit geçirmeyi toplumsallığa yeğlemesi.

    Yalnızlık bir yabancı için, dönülmez bir yolun yarısında farkına varmasıdır gittiği yönün.

    Yalnızlık, bir kadından geriye kalan dağınıklığın adıdır.

    Yalnızlık, sevginin istikrasızlığı sonucu edinilen ilişkilerin içindeki tatminsizliktir kimi zaman.

    Yalnızlık, bir köprüden izlemektir aşağıdaki suyun akışını, suya girme korkusu değildir, gözlemden alınan hazdır köprüde yaşanan.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  26. Sıkıcı olması üretme isteğinin istenen, beklenen eşiğe varmaması oluyor bende de. Aynı sıkkınlık kolektifliğin tekdüzeliğinde de yok mu peki? İşte bu neden beni paylaşılabilir iki yalnızlığı yeterince yaşam deneyimi sonrası koruyabilme ihtiyacının gerekli olup olmadığı sorusuna sürüklüyor. Bu da bir sorgulama, anlamaya çalışma çabasından öteye gidemiyor çoğu zaman. 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.