yaşamak
Kör karanlık bir kuyuda, görebilmek için savaşmaktır yaşamak
“Yaşanmaz” dediğin anda dahi, nefesini tüketmektir yaşamak
Her sabah gözlerini açtığında, doğan güneşin ışıklarını görmektir “İşte yeni bir gün daha” diyebilmektir yaşamak
Artık ne olup bittiğini çözemediğin şu dünyada, “karşıma artık çıkmaz” dediğin ama inatla çıkan her zorluğa, yine ve yeniden göğüs germektir yaşamak Ne olursa olsun buna tekrar tekrar dayanmak şaşırtır ya insanı, anlayamazsın bazen nasıl katlandığını Bir mucizedir aslında yaşamak
Ne aşklar tüketirsin,
Ne yaşlar tüketirsin,
Ne insanlar tüketirsin ömründe
Neler gelir geçer şu yaşam denilen ömür törpüsünde
Kimleri feda edersin, kimleri kazanmaya çalışırsın Yıkılırsın Bir daha kalkarsın Ağlarsın Umutların biter ya da öyle zannedersin Sonra birgün bakarsın bütün herşey geride kalmış O gün ağladığın, şimdi unuttuğun olmuş!
“Nasıl olur?” dersin şaşkınlıkla, “ben ne zaman geldim şu an olduğum noktaya?”
Ahh yaşam
Kiminin farkında olmadan yaşadığısın,
Kiminin sadece nefes alıp vermek sandığısın
Söylesene bana
Ben senle nasıl çıkayım başa???
alıntı
Tüketilen; yaşlar, aşklar ve geçen ömrümüz, yaşamak için ne kadar az vakit ayırdığımızın da ölçütü oluyor, dönüp baktığımızda hayata. Çok yaşamış görünürken insan, sayıca çokluklar, gelgitler bunların hepsinin aslında sadece tüketmek olduğunun farkına varabiliyor.
O farkına vardığı an, öylesine kıymetli bir an oluyor ki, yaşamaya başladığını fark ediyor usulca.
Hele ki yaşarken geçmişin o tükenmiş duygularının, bir bir üstesinden gelip, geriye attıklarıyla da savaşı becerebilmişse, işte o zaman harika bir yaşama, merhaba diyor.
Hiç farkına varmadığımız; sevgili, arkadaş, anne, aile gibi bağlar bizi tükenmişliğin en yüksek saflarına taşıyan birincil durumlar olabilir. Bizden istenen her şeyi bir bir yerine getirmeye çalışırız çocukluktan, yapmadımızda, yarınlarda yapamadıklarımızda da kahrederiz, suçlarız, her şey için. Yargılar itham ederiz seneler boyu kendi kendimizi. Oysa bir suçun bir cezası olması gerekirken, yıllarca çekeriz. Bizi her anlamda tükenmişliğe götüren; bu duygular, yaşamımızda yarattığımız kabuslar olur ve bu yaşamı çalan bir hırsız, oluverir.
Yeni bir hayata uyanmak / Sancılı bir doğum sonrası / İlk nefesi ciğerlerine doldururmak
Yeni bir hayata doğmak / tepeden tırnağa umutlu / her gize aşkla dokunmak / her karışını sevmek toprağın
Yeni bir hayata akmak / mavi bir dalganın, berrak ve asi gidişinde / okyanusa akabilmek tepeden tırnağa çıplak
Yeni bir hayata uyanmak / bir martı kanadında / uçmak sonsuzluğa / alabildiğince hür / olabildiğince mavi düşlerde / salınmak gökyüzünde
Yeni bir hayata doğmak / su gibi akmak, her damla da yağmura karışmak / ıslandıkça arınmak / ıslandıkça yeniden doğmak / yeni bir isim koymak kendine/ içinde özgürlük olan bir isim / içinde sonsuz yaşamlar olan…
Yazınız çok hoştu sevgili cesaret. Paylaşımınız için teşekkürler.
Su akar..
bir umut yasamak, bazen ne bekledigini bile bilmeden, gecmiste dusunduklerimin simdi olmasi oldugum yere isinlasmisim gibi hissetmeme sebep olmuyor degil.