Yeni Bir Meslek, Din Psikoloğu !

Her gün yeni güne uyanırken AKP’nin yeni projeleri ne olacak diye merakla bekler olduk. Çağdaş toplum yapısına uygun en medeni projeler AKP’nin işi. Yeni projesi : din psikologları 🙂 ve sıkı durun bu psikologlar bildiğimiz imam hatiplilerden oluşacak. Tabi sürekli imam hatip lisesi açmaktan oluşan imam birikimini eritmek için mezun olan imamları hayatın her alanında yaymak zorunda kalıyor. Ayrıca bir taşla üç beş kuş vurma talim tarbiyesi alan bu sistem, bir yandan imamlara istihdam sağlarken diğer taraftan da insanları dine iyice bulayıp sarıp sarmalama düşüncesini hayat geçiriyor.
Psikologların yıllarca aldıkları eğitimi bir çırpıda yok sayan bu yönetime ne desek bilmem! İmam her derde deva demekki:) Kesin tıp bilimi ile bir problemi var başkabanın zira önce jinekologlar, şimdi psikologlar… Sırada kim var acaba???

44 yorum “Yeni Bir Meslek, Din Psikoloğu !”

  1. sasirmaniza ben sasirmuiyorum cünkü ezberi bozulanlardansiniz ki bunda ezberci bir atatürk hayranliginin etkisi kücümsenemez:)

    endiseniz (seraiat geliyor korkusu) yersiz ve gereksiz cünkü uygar dünya da bu uygulama uzun zamandir zaten var..

    E hani nerde kaldi muasir medeniyet nutuklari ?

    sizi gidi cakma muasir medeniyetciler sizi:))

    söylesi : (Haber Türk)

    “………………….Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı ve Din Psikolojisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Köse, bu projeyi takip edip katkı sunan bir akademisyen.

    Prof. Dr. Köse’yle hem projeyi, hem de kamuoyunun çok da bilmediği “din psikolojisi”ni konuştum.

    • Din psikolojisi nasıl bir çalışma alanıdır?

    Din psikolojisi din olgusunu psikolojik açıdan gözlemler, bir yargıda bulunmaz. İnsanların dini duygularını anlamaya çalışır. Dindarlaşan birisi de, dinden uzaklaşan birisi de bizim ilgi alanımızda.

    Türkiye’de din psikolojisi,
    1950’lerden beri kullanılan bir kavram. İlahiyat fakültelerinde din psikolojisi anabilim dalları var ve müfredatta da zorunlu ders olarak din psikolojisi dersi bulunuyor.

    • Sağlık Bakanlığı’nın hastanelerde din psikologlarını görevlendirme projesini nasıl tanımlarsınız?

    Biz bu konuya “manevi bakım” veya “dini danışmanlık” diyoruz. Ama işin aslını sanki “Sosyal Manevi Bakım ve Moral Hizmetleri” başlığıyla tanımlayabiliriz gibi geliyor bana.

    • Bu gereklilik nereden doğdu?

    Biz de batılılaşıyoruz, biz de modern yaşam tarzının sorunlarıyla yüz yüze geliyoruz artık.

    Batı’da bu ihtiyaç nereden çıktı?
    Toplulukçu kültürden bireyci kültüre geçtikten sonra çıktı.

    İnsanlar yalnızlaştı, birbirine yabancılaştı.

    Bir Parisli, bir New Yorklu bir ay hastanede yatsa kaç ziyaretçisi olur dersiniz. Belki hiç.

    Ama bizde Anadolu’da hastane ziyaret saatlerinde kalabalıktan asansörü bile kullanamazsınız.

    Ama büyük şehirlerimizde durum bizde de değişiyor. Artık yalnızlaşmış bireylere dönüşüyoruz.
    İşte projenin varlık nedeni bu sosyolojik nedene, bu sosyolojik değişime dayanıyor.

    • Projenin dini temeli ne?

    İnsanlar hastanede bir rahatsızlık nedeniyle yatıyorlar.
    İnsan başına bir problem gelince hayatını ve inançlarını sorgular.

    Modern hayat felsefesi veya yaşam tarzımız bu sorgulamayı artırdı.
    İnsanların kader algısı artık eskisi gibi değil. Eskiden insanlar kaderlerine daha fazla razıydılar.

    Ama şimdi öyle değil.
    Kader deyip geçmek, hastalıkları, rahatsızlıkları kabullenmek zorlaştı. “Hayır ve şerrin Allah’tan olduğuna” inanmak, dertlerle sıkıntılarla, depresyonla boğuşan bir insan için en iyi terapidir.

    • Bakanlık bu uygulamaya ne zaman başlayabilir?

    Bu iş bizim için çok yeni bir şey.
    Toplumun bir anda kabulleneceği bir şey değil. Karşı çıkanlar çok olacaktır.

    Laiklik açısından falan da karşı çıkanlar olacaktır. Ama din açısından da karşı çıkanlar olacaktır.

    Çünkü devletin böyle yeni bir mekanizma kurmasına, bu işi yapsın diye özel bir kişi görevlendirmesine toplum çok alışık değil. İnsanlar, “Böyle bir şeye ne gerek var?” diyecek.

    • Neden?

    Çünkü herkes bu görevi zaten kendisinin yerine getirdiğini düşünüyor.
    Hasta bir kişiye insanlar zaten bir din görevlisinin kullandığı dili kullanarak konuşuyor.

    Aslında hepimiz din görevlisiyiz o açıdan. Kullandığımız cümlelere, kavramlara bir bakalım mesela.

    Neler deriz hasta birisine.
    “Allah şifa verir kardeşim,
    günahlarına kefaret olur inşallah,
    sabret kardeşim,
    her şeyde bir hayır vardır.” Toplum bu konuya da psikologlara baktığı gibi bakacaktır.

    Bizim toplum hala psikolog olayına sıcak bakmaz. Temelde ihtiyaç duymaz.

    Çünkü, komşusudur, arkadaşıdır, eşidir psikolog. Dertleşmektir psikologa gitmenin gerisinde yatan temel motivasyon.

    • Uygulama tüm hastaneleri kapsayacak mı?

    Bence pilot uygulamayla olayı görmemiz gerek. Bakarsınız toplum kabullenmez.

    Din psikoloğunu Kırşehir’in bir ilçesi kabullenmez de Moda, Nişantaşı kabullenebilir.

    Ben onların daha fazla benimseyeceğini düşünüyorum. Çünkü Kırşehir’in sorunları din psikologuna gerek görmeden karşılayacak mekanizmaları var.

    • Ne gibi?

    Mesela bir cenaze olduğunda komşular hemen yemek yapıp getirir.
    Komşular belki evlerinde birkaç gün radyo televizyon bile açmaz, ölünün yedisinde kırkında mevlit okutur.

    Başa gelen bir şey hep birlikte imece usulüyle üstlenilir. O insanların din psikologları komşularıdır, akrabalarıdır, arkadaşlarıdır.

    Ama Nişantaşı’ndakinin, Moda’dakinin böyle bir mekanizması yok elinde.

    Nasıl ki,
    Moda’dakileri Nişantaşı’ndakiler günlük hayatlarında psikologa Kırşehir’dekilerden daha fazla ihtiyaç duyuyorlarsa, din psikologuna da aynı şekilde daha fazla ihtiyaç duyabilir…”

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  2. ebubekir; pişmiş kelle gibi sırıtacağına eklediğin yazının neresinde yazıyor bu uygulamanın batıda olduğu? Hangi ülkelerde varmış din psikologları?

    Yalakalık sende, yalancılık sende. üstelik çakma değil orjinal yalakalık.

    )kapa parantez

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  3. Ebuş’um sen hemen bi din pişkoloğuna görünüver:)

    Yukarıdaki yazı hayatımda gördüğüm en saçma yazı… Bu mantığa göre baden baden’dekilerin acilen bu 3. türden psikologlara ihtiyaçları var. Amen… Oranızdan günah çıktı mı hocam ?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  4. Bence “din psikologlarına” ihtiyaç var. Dinden etkilenen, korkuyla yaşayan, din adına saçma sapan davranışlar yapanların din psikologlarına görünmeleri gerekebilir. Ama elbette bunlar psikoloji eğitimi almış kişilerden olacak.

    Dinin psikolojik açıdan en yararlı olduğu alan ise, günah çıkartma alanıdır. Biliyorum müslümanlar pek sevmez bu uygulamayı ama psikolojik açıdan yararları inkar edilemez. Muhammed’in neden aklına gelmedi acaba? (Ama o zamanlar hristiyanlarda günah çıkartma yoktu galiba)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  5. acparantez,yasadigim sehrin (augsburg) hastanesinde kücük bir kilise mevcud olup belirlenen saatlerde papaz hizmet vermektedir..

    “augsburg cemaatler birligi” girisimiyle hastane yetkilileri mescid icin yer tahsis ettiginden bir mescid acilmis ve hizmet vermektedir..

    tabi ki bu isler öyle senin gibi salya sümük hakaret ederek degil orijinal”muasir medeniyet”
    taraftari olmak ve uygulamalari talep etmekle mümkün oluyor..

    “cakma cumhuriyet”ci ler dedigimde de sinir uclariniz zipliyor:)

    herneyse..

    “Dünya Hastanelerinde Din Hizmetleri” başlıklı raporda hastanelerde din görevlilerinin istihdam edilmesi gerektiği savunuluyor.

    Daha önce hazırladıkları “Dünya Ordularından Din Subaylığı Raporuyla” dikkat çeken kuruluşun Başkanı Yusuf Ziyaettin Sula, dünyadaki hastanelerde insanların ibadetlerini yapabilmeleri için imkân sağlandığını, din görevlilerinin istihdam edildiği ve bunların hasta ve yakınlarına moral-motivasyon desteği sunduğu belirtti.

    Türkiye’deki hastanelerde din hizmetinin sunulmamasının büyük bir eksiklik olduğunu belirten Sula, “Tıpkı Amerika ve Avrupa ülkelerinde olduğu gibi ülkemizdeki hastanelerde de insanlara din hizmeti verilmesini istiyoruz. Bunun laikliğe aykırı hiçbir yönü de yoktur” dedi.

    Türkiye’de yanlış uygulanan laiklik anlayışını Avrupa ülkeleriyle kıyaslayan ve fotoğraflarla bunu gözler önüne seren Sula, ÖNDER olarak hastanelerde din hizmeti verilmesini talep ettiklerini açıkladı.

    Kurum olarak uzun süredir, Viyana’da eğitim gören ve doktor olan Ayşegül İlhan’a “Dünya Hastanelerinden Din Hizmetleri” konulu bir rapor hazırlattıklarını belirten Sula, rapordaki çarpıcı bölümleri katılımcılara anlattı.

    Amerika, İngiltere, Avusturya başta olmak üzere pek çok batı ülkesindeki sağlık kuruluşlarında insanların ibadetlerini yapabilmeleri için ibadet yerlerinin ayrıldığına dikkat çekilen Sula, “Türkiye’de de benzer imkânları sağlanmasını istiyoruz.

    Avrupa ülkelerindeki hastanelerin en güzel yerlerinde ibadethaneler açılıyor.

    İnsanların moral ve motivasyonlarının yükseltilmesi için din görevlileri istihdam ediliyor.

    Bizim ülkemizde ise bu tür düzenlemelere “laikliğe aykırı” denilerek karşı çıkılıyor.

    Bazı hastanelerimizde ibadet yerleri açılsa bile çok küçük ve genellikle bodrum katlarından ya da kalorifer dairelerinde bu imkân sağlanmaya çalışıyor” şeklinde konuştu.

    “Bugün Amerika Birleşik Devletleri’nde ve Avrupa ülkelerinde hemen her hastanede küçük bir ibadethane bulunmaktadır” diyen Sula, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Önümüze hedef olarak Avrupa Birliği var.

    Herkes işaret parmağıyla AB’yi gösteriyor. Ancak AB ülkelerinde dindar insanlara sağlanan kolaylıklar ülkemizde sağlanmıyor.

    Çağdaş Batı hastanelerindeki dini mekânlar sadece ibadet mekânlarıyla da sınırlı değildir.

    Batı hastanelerinde ibadetler için kullanılan özel dini mekânların (sacred space / prayer room) yanında, yine dini danışmanların hastalarla tek tek ya da grup halinde görüşmelerine olanak sağlayan çok amaçlı ofisler, sohbet odaları ve kapalı devre TV sistemleri de bulunmaktadır.”

    “Batı hastanelerinde sadece hastalar için tayin edilmiş İlahiyat Fakültesi mezunu din adamları var.

    Hastanelerde görevlendirilmiş;
    papaz, rahip ya da rahibeler hastanelerde sağlık kadrolusu olarak çalışıyorlar.

    Rahipler,
    her gün sabahleyin erkenden hastaneye gelir, tek tek bütün hastaları ziyaret eder, onların hal ve hatırlarını sorar, şikâyetlerini dinler ve onlara dua eder. Hastaların şikâyetleri veya dilekleri olursa papaz bunları ayrı ayrı not edip başhemşireye bildirir.

    Başhemşire de bu dilekleri derhal yerine getirir” dedi.

    RAPORDA NELER VAR ?

    • Yüz ve üzeri yatak kapasiteli hastanelerde tam gün çalışan din görevlileri bulunuyor.
    • Hastanedeki din görevlisi olabilmek için en az fakülte veya papaz okulu mezunu olmak zorunda

    • Din görevlileri, sağlık ekibinin bir parçası olarak kabul ediliyor.

    • Görevleri sadece hastalarla değil, aynı zamanda onların aileleri, arkadaş ve diğer sosyal çevreleri ile de ilgilenmektir.

    • Ölen hastaların yakınlarına başsağlığı dilemek ve onlarla ilgilenmek de bu görevlerin hizmet alanı içinde kabul edilmektedir.

    • Yine ağır bir stres altında olan hastane personeli ile ilgilenmek de bu uzmanlara düşmektedir.

    • Bizim hastanelerimizde, hastalarla meşgul olan ve onların moralini, maneviyatını destekleyen, onlara ümit veren ve dua eden herhangi bir din adamı yoktur.

    • Halen ABD Etik Kurullarında 3000, İngiltere Etik Kurullarında 500’den fazla tam mesai çalışan din görevlisi bulunuyor.

    • ABD’de yapılmış bir bilimsel çalışmaya göre, her 108 hastadan birine 1 din görevlisi düşüyor.

    • Tabii bu oran hastanenin niteliğine göre hastaneden hastaneye değişiyor.

    • Tam mesaiyle çalışan Din Görevlilerinin yanında yarım mesai (part-time) olarak çalışanlar da var ki, bunların sayıları İngiltere’de yaklaşık 4500 (66 tane Yahudi ve 25 tane İmam olmak üzere) olarak tahmin ediliyor….”

    annadin ?

    🙂

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  6. ebubekir gerizekalı mısın yoksa gerizekalı taklidi mi yapıyorsun?

    sana din psikologlarının hangi ülkelerde olduğunu sordum. hangi ülkelerde hangi hastanelerde ibadethane var diye sormadım.

    yoksa her dua okuyanı psikolog, her üfürükçüyü de doktor mu sanıyorsun?

    )kapa parantez

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  7. Açık açık diyorki; dine sardığım yetmedi sarmalayacam da !!!

    Din doktoru, din avukatı, din spor hocası, din mühendisi, din mimarı ….. :))

    Din-leş-tiriyor mu?
    Din-len-diriyor mu?
    Din-gil-leşiyor mu:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  8. Sırada ateist imamlar var…şimdiye olmadıkları bi o kaldı.Onu da yakında olacaklardır.:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  9. Meneviyatı maddiyatla karıştırmasınlar o halde…:) Zira o zaman ortaya tek ayak üstünde aksayarak yürüyen bir dünya çıkıyor !

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  10. Buyursunlar çok inançlı müslümanlar, hadi bakalım o zaman. Hastanede imam’a evet ama yetmez. En acil ihtiyacımız din, iman, imam ihtiyacı, çok önemli çok, o yüzden tüma acil servislerde imamlar görevlendirilmeli.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  11. acparantez,hastane yetkilileri talep üzerine bir mini cami (mescid) icin yer tahsis ediyor sen ne sandin dekorasyon niyetine mi ? bende,leb demeden leblebiyi anlayacak zeka ya sahip oldugunu düsünmüsdüm demek sadece zeka yada üni´li olmak yetmiyormus:)

    acikliyayim..(gerci “raporu” okusaydin gerek kalmazdi ya neyse)

    bahsi edilen hastanede (zentral klinikum augsburg) mini kilise de görevli bir papaz,mescid´de ise ditip´in görevlendirdigi imam vardir ve belirlenen saatlerde görev yapmaktadirlar..

    yeter mi ?

    anlayabildin mi ?

    not: bu kadarcikla yetin acilen cikmam gerekiyor sonra devam edecegim..

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  12. Be adam!

    Din psikoloğu ile mescid, kilise velhasıl mabedin ne alakası var ?

    Nasıl bir yakınlık kurdun ?

    Sana sorulan soruyu bile anlamaktan aciz misin ? Sana; “din psikoloğu hangi ülkelerde var.” diye soruldu, İmam, papaz, mabed nerelerde var diye sorulmadı.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  13. gamaro, (Hani nası derler, düşüncenin özüyle ilgileniyoruz Ebubekir) niye sessiz ?

    tamam..

    siyaset,parti pirti,kemal,tayyip falan filan ilgilenmiyor ama bu konu onun uzmanlik (TIP) dali degil mi ? bir kaplan hoca,fetullah hoca elestirisi kadar degeri yok mu bu konunun?

    mesela,
    calistigi hastane de (calisiyorsa tabi) veya TIP uzmani arkadaslarinin calistigi/calistirdiklari hastane de bir “din psikologu varmi ?
    varsa
    prosedur nasil isler?
    yoksa
    niye yoktur?

    doktor ! gamaro cevap verme lütfunda bulunana kadar biz uygar dünya pratiklerine bi göz atalim..

    “……………..Hasta, kendi dinine uygun bir dinî temsilcinin ruhî ve moral tesellisini kabul veya reddetme hakkına sahiptir….”
    (1995 tarihli Bali Hasta Hakları Bildirgesi’nin ‘Dinî destek hakkı’ başlıklı 11. maddesi)

    “……………..Dinî hizmet almak hastaların olmazsa olmaz hakkıdır. Biz bu hakkı, tedavi olma, en az acılı tedavi uygulaması isteği, tedavinin kesilmesi gibi en tabii hasta haklarından ayıramayız…..”
    ( Viyana İmparator Franz Joseph Hastanesi din görevlisi Franz Sesler)

    “……………..Sağlık için manevî ihtiyaçlar, vücudu meydana getiren fizikî organlar kadar önemli bir unsurdur. Hepimizin gözlemlediği fizikî durum,zihnimizi ve ruhumuzu etkileyebilir”
    (FlorenceNightingale)

    “……………..Sağlığı koruma ve geliştirme, hastalıkları önleme, acıyı dindirme, hemşirenin fonksiyonlarındandır.
    Dolayısıyla ferdin manevî boyutuna yönelik bakım hizmetlerinin verilmesi de hemşirenin fonksiyonun bir parçasıdır..”
    (Uluslar Arası Hemşireler Birliği –ICN).

    “………………Sağlık, beden, beyin ve ruh arasındaki uyum düzeyidir. Dolayısıyla ferdin bütüncül sağlığı, maneviyat dahil bütün bakım türlerinin hayata geçirilmesi ile mümkündür…” (Amerikan Holistik Hemşireler Birliği).

    Buna göre “Sağlık kuruluşları,
    imkânları ölçüsünde hastaların dinî vecibelerini serbestçe yerine getirebilmesi için gerekli tedbirleri alırlar.

    Hastalara dinî telkinde bulunmak ve onları manevî yönden desteklemek üzere talep etmeleri halinde dinî inançlarına uygun din görevlisi davet ederler.”

    Uluslararası camiada geçerli olan bu düzenleme,
    Türkiye’deki yasal boşluktan dolayı yerini bulmuyor. Çünkü, bu alandaki tek uygulama bir yıl devam ettikten sonra, 1996 yılında ‘laikliğe aykırı’ bulunduğu gerekçesiyle Danıştay tarafından iptal edilmişti.

    O tarihten itibaren de Türkiye’deki hastanelerde düzenli bir din hizmeti bulunmuyor.

    Hemen hemen her hastanenin bir bayan, bir de erkek mescidi mevcut. Bunun dışında dinî telkin ve dua için din görevlisi istihdam edilmiyor.

    Ancak,
    ABD ve Avrupa ülkelerindeki örneklerinde,
    büyük hastanelerde tam gün, küçük hastanelerde ise yarı zamanlı bir din görevlisi bulunuyor.

    İlgili dinin ilahiyat eğitiminden geçmesi zorunlu olan hastane din görevlileri, hastalara kendi dinî inançlarına göre telkinlerde bulunuyor.

    Konunun taraflarından Diyanet İşleri Bakanlığı ise “Boşluk bir an önce doldurulmalı ve hastalara din hizmeti verilmelidir.” görüşünü savunuyor.

    “..Hastaların dinî hizmet alabilmesi, Lizbon Hasta Hakları Bildirgesi (1981),

    Amsterdam Avrupa Hasta Hakları Bildirgesi (1994),

    Dünya Hekimler Birliği Bali Bildirgesi (1995) gibi metinlerde bir hak olarak garanti altına alınıyor.

    2000 yılında ABD’de yapılan bir araştırmaya göre,
    katılımcıların yüzde 79’u dini ve ruhani inancın hastalıkları iyileştireceğini düşünüyor.

    1992 Gallup araştırmasına göre,
    halkın yüzde 66’sı ruhi inanç ve değerleri temsil eden bir danışmanı tercih ediyor, yüzde 81’i ise kendi değer ve inançlarının tedavi sürecinde yer alması gerektiğini belirtiyor.

    Virginia Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde yürütülen bir araştırmada da kalça kırığı bulunan yaşlı kadınlardan dinî inanç ve pratiği bulunanların diğerlerine oranla daha hızlı iyileştiği tespit edilmiş.

    44 ortopedik hasta üzerinde yapılan araştırmada,
    papazların ziyaret ettiği hastaların iki gün erken taburcu oldukları,
    yüzde 66’sının daha az ağrı kesici istediği,
    yüzde 66’sının ise daha az hemşirelerle görüşme yaptığı belirlenmiş.

    ABD’de;

    *Yüz ve üzeri yatak kapasiteli hastanelerde tam gün çalışan din görevlileri bulunuyor.

    *Hastanede din görevlisi olabilmek için en az fakülte veya papaz okulu mezunu olma şartı aranıyor.

    *Din görevlileri, sağlık ekibinin bir parçası olarak kabul ediliyor.

    *Görevliler sadece hastalarla değil, aynı zamanda onların aileleri, arkadaş ve diğer sosyal çevreleri ile de ilgileniyor.

    *Ölen hastaların yakınlarına başsağlığı dilemek ve onlarla ilgilenmek de bu görevlilerin hizmet alanı içinde kabul ediliyor.

    *Bunların yanı sıra ağır bir stres altında olan hastane personeli ile ilgilenmek de bu uzmanlara düşüyor.

    *Halen ABD etik kurullarında 3000, İngiltere etik kurullarında 500’den fazla tam mesai çalışan din görevlisi bulunuyor.

    *ABD’de yapılmış bir bilimsel çalışmaya göre, her 108 hastaya 1 din görevlisi düşüyor.

    *Tam mesaiyle çalışan din görevlilerinin yanında yarım mesai (part-time) olarak çalışanlar da var ki, bunların sayıları İngiltere’de yaklaşık 4500 (66 Yahudi ve 25 imam olmak üzere) olarak tahmin ediliyor….” (emine dolmaci ve manevibakim.com)

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  14. Rahmetli Erbakanin rahmetli hanimi Emine Erbakan ,Din islerinin TIB islerine burnunu sokmasi yuzunden kaybetmistir hayatini .

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  15. Emine Erbakana yazik olmadi diyorsun yani , basit bir anjiyo ile kurtarilabilecekken , kocasi ve ogullarinin yobazligi sayesinde pisi pisine gitti ,( N Erbakan ise son anina kadar modern tibbi destegi aldi) .

    Al sana Dinci yaklasim : su mu? sabun mu? dinmi ?

    Dincinin pisliklerini temizlemeye su da sabun da yetmiyor .

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  16. Ebubekir ne diye bağırıyorsun?

    Doktor ! gamaro niye susuyormuş..

    Ünlemin fonksiyonu?

    Doktor olmuşsun ama şey olamamışsın manasında mı yoksa?

    He?

    Uygar dünya testoloğu seni:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  17. Bizim hastanalerimizde psikolog var.

    İmamlardan seçiyoruz.

    İstidatlı olanlara psikoloji eğitimi veriyoruz.

    Al sana din psikoloğu.

    Lakin performans olarak imam taifesi pek iyi değil. 5 vakit kayboluyorlar ortadan.

    Onun için seneye piskopos alımı yapacağız.

    Her Psikiyatrik Liyezon Ünitesine bi psiko-piskopos:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  18. hayir öyle demiyorum..

    her ölüm bir atestir düstügü yeri yakar..

    dedigin gibi basit bir anjiyo idiyse konu bunu en az senin kadar erbakan,ailesi yada emine erbakanin yakinlari bilir ve geregini yapardi diye düsünüyorum..

    hem,sen bu kadar özel bir konu ve bilgileri nerden biliyorsun erbakanlarin aile hekimi yada akrabasimisin ?

    ayrica, konu basligi ile ilgisi ne ?

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  19. (doktor bey) ne münasebet bagirmak,azarlamak,asagilamak,sövmek sizin isiniz bize laf düsmez:)

    elbette,adam gibi adam olan coban oldugu gibi doktor olup da adam olamayan adamlar da var ama bu konumuz degil..

    bir “uygar dünya”pratiklerine vurgu yapanlar var bir de gelenekcinin “müzelik argüman”
    lariyla kafa ütüleyenler terci sizin..

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  20. Hah işte diyorum ki, ben bu lafı niye kimseye söyleyemiyorum aceba?

    Ve çobanlık adamlık okumuşluk terelellisinde dolaşmayacaklarından emin olduğum başkaları da var bu sayfalarda.

    Mesela xenix, mesela Agnostik, mesela oik0s, Farabi, Kaptan Mosey, Nibelunga..

    İlk aklıma gelenler.

    Neden aceba?

    Neden birileri bu tabiri hiç kullanmıyorlar da, birileri sürekli atıfta bulunmak durumunda kalıyorlar.

    Kafa yoralım derim.

    Okumamış olmak ön şart sanırsam.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  21. Nermin Erbakan yerine Emine yazmisim , hafiza iste RTE nin esi ile karistirdim.

    o donemde aldigim mailler kaynaktir, olayin sahitleri dayanamayip ifsaatda bulunmuslardir ,yalan haber bu diyebilirsiniz ama o kadar mail ve yaziya ragmen ,olayin aksi gibi olduguna dair hic bir iddia,tezkip, kanit da yok ortada.

    Na Mahrem !!!

    Nermin hanim orta yaş üstüdür ve klasik bir kalp hastasıdır.

    Geçen ay her zaman olduğu üzere yine rahatsızlanır. Esasında çokda önemli bir problemi yoktur.

    Derhal ankara’da Yüksek İhtisas Hastanesi’ne kaldırılır. Olay da burada başlar.

    Böyle bir hastanede hastanın yakınları (Necmettin bey ve Ogullari)Biz KADIN DOKTOR istiyoruz diye tuttururlar.

    Görevli doktorlar Hipokrat Yemini’nden söz ederler. Kadın-erkek ayrımının hele tıpta söz konusu olmadığını anlatmaya çalışırlar. NAFİLE.

    Erbakanlar Bizim inancımıza aykırı. kadın doktorlar gelecek. inadından vaz geçmez.

    Bu arada Nermin hanim hafiften fenalaşmaya başlamıştır.

    Doktorlar hastaya müdahale edilmesi gerektiğini, belki de ANJİYO yapılması gerekeceğini belirtirler.

    Hastanın yakını o zaman anjiyo için bizim kafamıza uygun olmalı diyerek kadın doktor ister.

    Bulunamayınca da, Van 100. Yüzyıl Üniversitesi’nden o kafada bir doktor getirilir özel uçakla.

    Derhal anjiyo operasyonu başlar ancak Van’dan getirilen doktor işi pek bilmez ve hastanın bazı damarlarını parçalar.

    Yüksek İhtisas hastanesi doktorları derhal müdahale etmeleri gerektiğini söylerler ancak Erbakanlar MAHREM olduğu için diğer doktorları yaklaştırmaz bile.

    Derken anjiyo sırasında kan pıhtılaşması nedeniyle hasta komaya girer ve maalesef hasta ÖLÜR.

    Olayin konuyla ilgisi yok mu?

    Dinciler Bilim adamlarının ayaklarina dolastıgı sürece (şarlatanca bilimcilik tasladıgı surece) yanlıs, sacma sapan seyler olacaktır , bu bilim TIB ise , bos yere ölümler olacaktır.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  22. Soyle bir enstantane dusunun mesela :
    Animasyon unitesinde bir hanimin kalbi duruyor , nobenci doktor (erkek)kosuyor hemen kalp masaji icin ama oradaki imam bunu gorupde dini duygulari rencide oluverince , mudahele ediyor hemen :
    “birak namusuyla ölsün bari, bre zindik ”
    referans : buralarda baska forumlar.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  23. gamaro yazdi; “…çobanlık adamlık okumuşluk terelellisinde dolaşmayacaklarından emin olduğum başkaları da var bu sayfalarda.Mesela xenix, mesela Agnostik, mesela oik0s, Farabi, Kaptan Mosey, Nibelunga.. İlk aklıma gelenler. Neden aceba?……”

    bende diyorum ki,xenix,farabi haric agnostik,oikos kismen mosey ve nibelunga nicin küfreder aceba ? (bildigin fakat aklina gelmeyen ! digerlerini özellikle yazmadim)

    peki

    hipokrat yemini eden (doktor sa etmistir) gamaro niye küfüre ve sövgüye tenezzül eder ?

    halbuse cogu forumdas küfre ve sövgüye tenezzül etmeden meramini anlatabiliyorken birileri basta doktor gamaro olmak üzre nicin küfür ve sövmek durumunda kaliyorlar ?

    düsünmek gerek..

    forumdaslara,”kafa yoralim derim” tavsiyesinde bulunan gamaro önce kendi aynaya baksin derim..

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  24. Bak sen:)

    Hep müslümanlar mı ayna gibi olacak?

    Ben de ayna gibiyim de ondan Ebubekir, hani bana bakan kendini görür filan.

    Not: Bu da (aynacılık) ikinci bir tabir olabilir tabi, kullanımı üzerine kafa yorulabilecek.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  25. Ve bugün de Radyo Cihan:)

    Buyurdu ki Fettoş; Eli kesilir hırsızın!

    Sor bi ama, kaç kere kesilmiştir?

    300 yılda (peygamberden sonraki) dokuz kez sadece.

    Kayıt tutmuş.

    Ve 300 yılda dokuz olmasının sebebi de.. kesilmeymiş zati elin.

    Kesince kesilmiş.

    Anlaşılması zor konularmış.

    Bi de yollarda hergün, sinek ölüsü gibi insan ölüleri toplanmaya başlanmış.

    12 eylülden bir kaç önceydi vaaz, anarşi durumlarını işaret etti muhtemelen.

    Alametlerdir dedi ama bunlar.

    Alametmiş..

    Ver korkuyu yaklaşan saat..

    Çek ayarı.

    Sanrı manyağı.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  26. yazdi;”..o donemde aldigim mailler kaynaktir, olayin sahitleri dayanamayip ifsaatda bulunmuslardir ,yalan haber bu diyebilirsiniz ama o kadar mail ve yaziya ragmen ,olayin aksi gibi olduguna dair hic bir iddia,tezkip, kanit da yok ortada….”

    “….Türkiye Yüksek İhtisas Hastanesi Başhekimi Adnan Çobanoğlu, Nermin Erbakan’ın vefatıyla ilgili basın mensuplarına bir açıklama yaptı.

    9-10 gün önce geçirdiği kalp krizi sonrasında hastaneye getirilen Nermin Erbakan’ın iyileşmesi üzerine taburcu edildiğini belirten Çobanoğlu, hastanın yeniden fenalaşması sonucu Pazartesi günü tekrar tedavi altına alındığını söyledi.

    Son tetkiklerinde Nermin Erbakan’ın kalp zarında bir kanamanın tespit edildiğini, bunun da kalbe baskı yaparak dolaşımı zorladığını vurgulayan Çobanoğlu, kanın alındığı ameliyat sonrasında Nermin Erbakan’ın durumunun ilk olarak düzelme gösterdiğini, fakat iyileşmenin tam anlamıyla gerçekleşemediğini bildirdi.

    Başhekim, özellikle son 48 saat içinde kalbin ana sorun olmaktan çıktığını ve diğer organların da görevini yapamaz hale gelmesi üzerine Nermin Erbakan’ın servisten alınarak yaşam destek ünitesine bağlandığını kaydetti.

    Son 24 saat içinde ise Erbakan’ın durumunun çok sabit bir hale geldiğini, özellikle gece yarısından sonra bağırsak ve midedeki şiddetli kanama nedeniyle durumunun ağırlaştığını belirten Çobanoğlu, saat 07.30’dan sonra ümidin kalmadığına karar verildiğini ve tüm desteklerin durdurulduğunu bildirdi.

    Gazetecilerin sorusu üzerine Çobanoğlu, yaşam desteğinin ailenin rızasıyla kesildiğini de sözlerine ekledi.

    Yüksek İhtisas Hastanesi’nin kalp konusunda uzman bir hastane olduğunu kaydeden Çobanoğlu, “Tüm imkanlarımıza rağmen insan olarak yapabileceğimiz şey bir yerde bitiyor. Bu sınıra gelip takılıyoruz” dedi.

    Çobanoğlu,
    Nermin Erbakan’ın taburcu edildikten sonra kendini iyi hissetmesi üzerine kalbini zorlamış olabileceğini ifade etti.

    Çobanoğlu,
    Nermin Erbakan’ın taburcu olduktan sonra sıcak banyo yaptığı gibi bir hikayenin kendilerine ulaştığını, kesin olmamakla birlikte bunun kanamanın başlama nedeni olabileceğini söyledi…” (habervitrini)

    Stalker,uzman cobanoglu´nun beyani yerine dedikodularla ugrasmak niye ?

    gerci sana gönderildigini iddia ettigin mesaji google sayesinde baska blog ve sitelerde buldum tipkisinin aynisi meger mesaj sadece sana gönderilmemis:)

    buyur;

    “..Karısı Nermin Erbakan’ın nasıl öldüğünü hatırlayan var mı? 62 yaşındaydı, kalp rahatsızlığıyla Ankara Yüksek İhtisas’a kaldırıldı. Anjiyo yapılması gerekiyordu ama, ailenin erkekleri “erkek doktor karımızı-anamızı elleyemez” diye taa Van’dan kadın doktor getirtmeye kalktı. Özel uçak kaldırıldı vs. kadın doktor getirildi ama gelen doktor işinin ehli değildi. Anjiyo yaparken Nermin Erbakan’ın damarları parçalandı. Basit bir anjiyoplasti ya da stentle uzun yıllar yaşayabilecek kadın, kocasının, oğullarının yobazlığı yüzünden 62 yaşında küt diye öldü… vs.(www.bakiselamlar.com)

    Stalker,diceklerini dedikodularin arkasina siginmadan da söyleyebilirdin..

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  27. Tıp camiası mensubu olarak ve bir Doktor olarak sizce, Nermin Erbakan’ın ölümü ile ilgili Ebubekirin getirdigi ,Adnan Çobanoğlu’nun acıklamaları ,benim “dedi-kodu”diye nitelenen alıntıladıgım yazıları cürütecek niteliktemidir ?

    Tabi ki ben tiptan anlamam ama babam doktordu ve bircok doktor arkadaslarim vardir onlarla fizyolojik, anatomik geyikler yapmisimdir,kitaplarini yayinlarini karistirmisimdir .Bircok anamnez ,tartisma ve teshis dinlemisimdir . Aciklamalar biraz yetersiz gibi geldi bana.

    Sadece tibbi fenomenlerden bahsedip ,alintiladigim yazidaki yobazlık suclamalarının üstünü mü örtmekte(ya da o tarafa hic deginmemekte) , yoksa gercekten hic bir yobazca müdahale olmadan gereken hersey yapılmısmıdır?(Van dan gelen acemi doktor hikayesi yalanmidir?)

    eger oyle ise buraya dedi kodu astigim icin ozür dileyecegim.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  28. Sevgili Stalker, zamanını boşa harcama 🙂 Hep yapılan mantık hataları ve çarpıtma yine devrede…

    Başhekimin (devletin) ne açıkladığı ne dediği önemli mi ?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  29. Stalker,

    Bazen yazıyorum, belki inandırıcı bulunmuyordur, tekrar edeyim;

    Gazete okumuyorum, televizyon seyretmiyorum.

    Güncel haberlerle ilgili temasım çoğu kez tesadüfen oluyor. Ya iş yerinde, ya misafirlikte, ya da bi arkadaşın aktarımıyla filan.

    Nermin Erbakan’ın öldüğünü de ilk bu sayfalarda okudum, yani burada.

    Hastanın dosyasını görmeden birşey söylemem çok zor.

    Başhekimin anlatımına bakarsak, önce M.I (kalp krizi) geçirmiş ve anjiyoplasti ile tedavi edilmiş. (Muhtemelen stent balon yapılmış)

    Stent balon uygulamalarında koroner damar yırtılabilir, yapanın acemiliğinden de olabilir, damarsal özelliklerden de kaynaklanabilir.

    Ancak başhekimin anlatımının ikinci kısmı, kalp tamponadına uyuyor. (Kalp kası ile kalp zarı arasında kan birikmesi) Bu son derece tehlikeli bir durumdur. Kan bu aralıkta biriktikçe kalp basınç altında kalır ve deyim yerindeyse boğulur. Tedavisi bu kanı boşaltmaktır. Sanki böyle yapılmış gibi.

    Ama sonrasındaki tablo çoklu organ yetmezliğine benziyor. Yani kalp krizi, tamponat, ameliyat(?) vs. derken ileri yaşlı ve genel durumu bozuk hastalarda sistemler iflas edebiliyor. Kan basıncı ilaç desteğiyle idame ettirilmeye çalışıyor, kalp ritmi de aynı şekilde, veya akabinde böbrek fonksiyonları bozulunca hemodiyalize kadar gidebilir, solunum sistemi de yetmezliğe girerse yaşam destek ünitesine ve respiratöre bağlanır, vesaire..

    Mide barsak kanamalarını anlamadım ama..

    Diyeceğim; Karışık biraz.

    Ha ama bunların hepsi olur da.. Bayan doktor istemi hadi neyse, ama tee Van’dan doktor çağırmalar filan biraz abartı göründü bana. Eğer mesele o kafaysa, Ankara’da da rahatlıkla bulunabilir diye düşünüyorum o kafa:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  30. Tesekurler Gamaro

    Inanirim, güncel haberlerden ve her turlu medyadan ben de uzun zamandir kopugum ,bu site vasitasi ile son donem biraz ilgim olustu.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  31. gamaro yazdi; “..Ha ama bunların hepsi olur da..

    Bayan doktor istemi hadi neyse, ama tee Van’dan doktor çağırmalar filan biraz abartı göründü bana.

    Eğer mesele o kafaysa, Ankara’da da rahatlıkla bulunabilir diye düşünüyorum o kafa:)…”

    dogruya dogru..

    slm.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  32. o yorumu silinmis say ebubekir , ama hastanede imam ile ilgili enstantanemin arkasindayim .

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  33. Sevgili stalker, nezaket göstermiş.

    Ama Erbakan hikayesi için, yine de en doğrusunu allah bilir diye eklemek lazım:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  34. Ben hiç nibelunganın küfrettiğine de şahit olmadım. Sen onu Toruk makto ile karıştırdın galiba ebubekir?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  35. Kör göze numaralı gözlük vermek olur mu xenix. Bırak sallasın, bu tipik dinci zihniyeti! Kendilerine bir haksızlık yapılınca mazlum edebiyatı yaparlar, haksızlık kendilerinden yapıldığında görmez, duymazdırlar.

    gamarocuğumun üzerinde durduğu “okumuşluk, adamlık” meselesi ise ezik tipoloji örneği. Din psikoloğumuz detaylandırırsa, daha da ilerleriz. Ya da aksini söyleyen varsa tartışalım.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  36. Boşver bunnarı.

    Sen hızır ol ben hırsız.

    Sonra kırklardan biri ölsün filan..

    🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  37. Din Psikoloğu…Dini bilgisi olup psikologluk yapabilecek kabiliyette birisi mi? Dindar sohbet arkadaşı gibi birşey mi?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  38. Dine ne kadar karşı olsam da bu tedavi yöntemi bazı insanları ölümden sonsuza dek kurtarmasa bile, geciktirebilir hatta yaşama isteği verebilir.
    Örnek vereyim.;
    Halk arasında ”karabasan” diye geçen gerçek adı ise ”uyku felci” olan olay…
    Halkımız bunu dinsel-ruhsal şeylere bağlamıştır.
    Çözümde ”dua” olmuştur halk arasında buna gerçekten inanmışlardır.
    Bende de oluyor bu uyku felci ama dua etmiyorum , çünkü inanmıyorum .
    Nedenlerini biliyorum , bundan dolayı zihnimi-bedenimi rahatlatmaya çalışıyorum ve geçiyor.
    Bir başka örnek : ”vudu büyüsü”dür.
    Vudu büyüsüne inanırsan , her olayın -başına gelen şeyden bu büyü gelmiştir diye paranoyaklık yaparsan bu seni ölüme bile götürür.
    Bundan etkilenenler genelde vudu büyüsünün kutsallığının küçüklükten beri insanlara anlatıldığı bazı Orta Afrika kabilelerin üyesidir.
    Bu büyüye o kadar çok inanırsak ölebiliriz, malum vücudumuz zaten onun emri altında.
    Bir diğer örnekte eğer ölecek insana, çocuklarının geleceği, gülen yüzünü hatırlatırsan yaşama direnci artar.

    Ne zaman ki bilimsel eğitim verilir.
    Ölümün nedeni bilimsel olarak vs. anlatılır işte o zaman halk bu ”din psikologlarına” ihtiyaç duymaz.
    Din psikologuda moral verir, zihni rahatlatır.
    Zihin bedeni rahatlatır mı o biraz kimyanın-biyolojinin işi…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  39. yahu yook!
    namaz nasıl kılınır, ibadet nasıl yapılır, neler günahtır? hangisi mekrüh, hangisi mübah v.s

    eğitimde din dersi yetersiz oluyor diye hastane, pastane her yere dikecek bunları maaşlarını da ödeyecek işte bi güzel. binlerce eğitmen, tıp öğrencisi v.s de atama seçilme bekleyedursun…

    din öğreticisi yetiştirmekte dünya birincisi olmaya adayız herhalde, lisesi yetmedi ortaokulu da açılacakmış.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.