Yılbaşı Gelirken

Her yılbaşı rahatsız olduğumuz bir konu var. Tacizciler. Nerede kalabalık bir insan topluluğu yılbaşı kutlaması yapacak olsa orada tacizciler yerlerini alıyor. Kimdir bu tacizciler? Tek tek her biri süt dökmüş kedi gibi duran, fakat bir araya geldiklerinde birbirilerini gazlayarak hepsi bir canavara dönüşen insan kitlesi.

Sadece tacizcilerde yoktur bu özellik. Hepiniz lise sıralarından geçtiniz. Arkadaş gruplarında her biri pırlanta gibi olan çocukların bir araya geldiklerinde çevrelerine nasıl zarar verdiklerine şahit oldunuz.

Bütün bunların sebebi nereden geldiğini bilmediğimiz “Linç Kültürü” nün izleridir. Tek başlarına kimseye zarar vermeyen bir topluluğun üyeleri, bir araya geldiklerinde gaza gelerek linç ederler. Taşlarlar. Döverler. Öldürürler…

Şimdiden Taksim, Nişantaşı, veya her hangi bir meydanda yılbaşı kutlaması yapacak kızlara bir öneri. İçlerine çelik elbiseler, kafalarına da kask giysinler. Çünkü ben bu topluğun sadece taciz ettiğini değil, kalabalığa bira şişesi attıklarını da gördüm.

67 yorum “Yılbaşı Gelirken”

  1. Bu linç kültürü nereden geliyor gerçekten. Arap yarımadasında böyle bir kültür olduğunu biliyoruz çok eski zamanlardan beri. Orta Asya da ben hiç rastlamadım linç kültürüne veya uzak doğuda.

    Avrupa da var mıydı peki?

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  2. Öğrenmemek ayıp..

    Sayın Gamaro

    “ateomateryodarwinisttir”

    Bu kelime ne anlama geliyor.?

    …..

    Geçenlerde Tv de bir tartışma programı vardı.
    programın ortalarına denk geldim..
    Herkes aynı anda konuşup adı tartışma programı olan programda hırla gür gidiyor tansiyon.
    Tartışma konusu yanılmıyorsam
    Taciz’di
    galiba.
    Birisi telefonla bağlanmış.
    Stüdyo da bulunan Bir bayanla ilgili yada Seksi, dekolte giyinen bayanların tacizi hakettiğini savunuyordu.

    Şaşırdım..

    Telefondaki ses Tiyatro yada sinema sanatçısımı neydi galiba. Belkide yanlış hatırlıyorum ama tansiyon birden yükseldi herkes bir ağızdan konuşmaya bağırmaya başladı..
    Program salakça bir içerik ve gelenler show amaçlı geldiklerinden kapattım izlemedim…

    Ama o telefondaki ses bir gerçeğe damga basıyordu..

    Teşhircilik Tacizi meşru mu kılıyordu acaba…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  3. Taciz aslında edilmez olunur…

    …taciz edenin oluşması için tacize uğrayan lazım.

    Parmağı atarsın, kalçayı sıkarsın…bu karşıdakinin reaksiyonu ile şekillenir ve bir isim alır.

    Rahatsız olan kafana çantayı geçirirse de taciz olmaz…

    …aciz kalması lazım.

    Yani hem parmağı yiyecek hem bir şey yapamayacak…

    …hoşlansa zaten hiç sorun yok.


    Dolayısı ile sapık ortalıkta dolanırken ACİZ KALACAK kişi arar. Kalabalık, zor hareket etme, görme, tespit etme, kovalama ve yakalama gibi nedenlerden dolayı oldukça aciz kaldığınız ortamlardır…

    …sapık burayı seçecektir.

    Saklanması gerektiğini bilecek kadar bir beyni vardır yani…

    Metropolde kırsal kafa ile cinsel açlığın bileşkesinin bir getirisidir…

    Gugukçular bir başka ceza maddesi işlettiler…eskiden iki nasihat ile geri salıyorlardı…şimdi yedi sene gibi bir ceza düşünülmekte…

    …kamçı şakladı yani.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  4. Gelelim şu kıyafet şartnamesi içerisine sıkıştırılan namelere:

    “Teşhirci” kisvesi altında ne anlatılmak isteniyor?

    Kolu, bacağı, sırtı, başı, saçı, göğüsleri, dekoltesi, türbanı, çarşafı…

    …sadece kadın olarak almayalım…

    …parfüm süren adam, jöleli, dar kıyafet ile kas gösteren adamlar, küpe, piercing gibi metal aksam meraklıları.

    Bunlara “teşhirci” diyorlar.

    Teşhir ediyor kişi kendisini…

    Bunların tamamı bir kişinin kendini diğerlerinden ön plana çıkarma tasasını anlatır…

    …oldukça da insanidir… yani doğaldır.

    Pekiiiii…tacizci neden gidip türbanlının kıçını parmaklamıyor?

    Var mıdır bir cevabı olan?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  5. Dec cal,

    Dünyadaki bütün kötülüklerin anası kimdi? Darwinizm.. Peki ya evrime inananlar aynı zamanda sosyal darwinizme de inanır mıydı? Evet öyleydi.. Peki sosyal darwinizm neydi? Sevgi, şevkat, fedakarlık gibi kavramların bilinmediği, güçlü olanın zayıfa her istediğini yapabildiği ve bunun son derece “doğal” kabul edildiği bir dünya tasviri değil miydi?.. Öyleydi.. Peki ya ateist kimdi? İçinde tanrı korkusu bulunmayan, hal böyle olunca davranışsal herhangi bir kaygı taşımayan, sadece haz peşinde koşan, ve yine -hatırlarsak- en büyük ahlaksızlıkları yapmaya istatistiki açıdan da en yatkın insan… Peki ya materyalizm? O da sadece madde diyen, insanı atom, elektron, kan ve kemikten ibaret görüp bütün duygusal değerleri iteleyen, ve hatta ağlama ve gözyaşını bile küçümseyen sapık bi felsefe..

    Eee?

    Eee’si, o kadın otobüs durağının tepesinde, sence niye?

    Bence ateomateryodarwinizm , peki ya sence?

    Aaaah,ah.. halbuki bi metafizyoidealolabilseler…afizyoid…ailsabi…..sler.. olanizm.. ol…mm..

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  6. Bu sohbet seninle uzayacak…

    “Bence ateomateryodarwinizm , peki ya sence?

    Aaaah,ah.. halbuki bi metafizyoidealolabilseler…afizyoid…ailsabi…..sler.. olanizm.. ol…mm…”

    Yazdın

    Anlamadım bunlarıda detaylı ve bilimsel anlatırmısınız lütfen…

    Bilgi bilgidir.
    Severim bilgi almayı..
    Hele öğretmenim matraksa….::))

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  7. matraksizm de önemli tabi.. lakin onu anlatması zor, yaşamak lazım.

    sahi ne diyodum ben?… unuttum.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  8. Bir den fazla nickle yada sizin nickinizle başkası yazınca insan unutur

    bende unutuyorum bazen.

    Rahat olun.

    ben beklerim….

    Sizi sayın gamaro 60 li yaşlarda emekli bir doktor ve tekerlekli sandalyeye bağımlı düşünürken bir den 35-40 lı yaşlarda ev hanımı, kuyruğuna basılmış ….. edasıyla neydi o kükremeler…… Ben utandım vallahide billahiide tillahide..

    31’ler,
    lazbiyenler,
    kırmızı donlar….
    eve karı atmalar,

    Boş lakırdıyım
    İşte ne yaparsın….

    Unuttuğun aklına gelirse yaz…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  9. Şunu belirtmek isterim.

    Yazım diliniz ve hikayeleriniz güzel….

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  10. Arka koltukları katlanınca bagajı oldukça genişleyen arabamı yeni aldığım günlerde ilk defa gören birbirini tanımayan arkadaşlarımın çoğu aralarında sözleşmişcesine:

    -Buraya ne karı atılır beeee…


    Seks için aç biilaç olmanın bir getirisidir bunu dedirten…Görülmeden, yakalanmadan, kuytuda, kimse bilmeden…gizlice.

    Kazık kadar adamlar, eşek kadar kızlar…

    …seks yapmaları yasak.

    Otele gidiyorsun evlilik cüzdanı soruyor…sormayanına gitsen en az 100 dolar.

    Ne yapacaksın?

    Otel ve kadın bir arada olanına gidiyor millet…şansın yaver gitmez ise gözüne bant çekilir, t-shirt ünün eteğini kafana geçirir poz verirsin…gazetelerin 3. sayfasında.

    Salak bir muhabir de size muhabir mikrofon uzatır:

    -Ne yapıyordunuz?

    Ahlaksızlığı kendi bünyesinde üretme meraklısı toplum ve onun kanunları seni KANUNSUZ un eline itiyor…gidip yasak olan bir şeyi yine yasakça hallediyorsun.

    Paran yok sevgilin var evin yok.
    Paran çok sevgilin var…otelde gizli gizli fink atıyor.
    Paran var aklın yok ne seks var ne kadın.

    Halbuki evin de var yerin de yatağın da…

    …ama baban, annen oyar.

    Gerekçesi hazır: Bacına kötü örnek olur.

    Ne kadar çok defa seks o kadar başarı…ne kadar çok kadınla seks o kadar aferin…ne kadar meşhur olanla seks o kadar hayranlık.

    -Abi akşam Ebru ile beraberdik…
    -Ebru da kim…
    -Var ya, manken

    2000 doları bastıran herkesin kolayca düzebildiği ile bir gece geçiriyor…

    …diğeri diyor ki:

    -Vaaaay yakışır abime.

    Bunlar sürekli içinde olduğunuz yaşam biçiminin minik minik kesitleri.

    Tek kelime ile özetlemek de mümkün:

    Ahmaklık.


    Paralısı manken model sanatçı kovalar…
    Züğürt olanı taksimde parmak atar.

    Zavallı adamlıktan bihaber erkekler…

    …ve tabii zavallı bu zavallılara tamah eden kadınlar.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  11. Dec Cal sen ne diyosun? Ne profili, ne emekli doktoru, ne altmış yaşı ne tekerlekli sandalyesi ?

    Benim bu ben, ister kırk yaşında ev hanımı olurum, ister lezbiyen ister erkek, sana ne? Bak bi daha tekrarlıyorum; Sana ne?

    Salihi, Şeref’i, xyz’si bilmem nesi, şimdi de sen mi?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  12. Fikir yerine bombalama yapanlar için kefe aynı kefe ve ben bu adamdan sıkıldım.

    Niye kafa patlatıp, burada bişiler yazmaya çalışıyorum ki, bunlar gibi yapmalı veya gitmeli…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  13. Dec Cal, mesajını okudukça bişeyler yazasım geliyor ama yeter be kardeşim.. vallahi yeter.

    hep aynı astar, hep aynı sürçme.. kefe ya kefe, yaz gitsin, yazmak nası olsa bedava.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  14. Bu ülkede ne çok haber okuduk böyle ve okumaya devam edeceğiz.
    Çoğu kadın taciz ve tecavüze uğradığını saklıyor. Çünkü toplum cezayı kadına kesiyor. Çünkü kadın kirletilmiş sayılıyor, dışlanıyor.
    Tacizde kadın mağdur olarak görülürken erkek yine erk yandaşları tarafından korunuyor.
    Erkekğin yaptığı genellikle sınıfsal bir duruma indirgenip erk tarafından affediliyor.
    Oysa kadınlar eşim dediği insanlar tarafından bile taciz ve cinsel istismara uğrayabiliyor.
    Aslında insanlar uzuvlarıyla değil de, beyniyle düşünmeye başladığında çelişkiler yumağı çözülüyor.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  15. Yukarıda yazılan iletilerden birinden cümleyi cımbızladım:

    “Erkeğin yaptığı genellikle sınıfsal bir duruma indirgenip erk tarafından affediliyor.”

    …bu ifade kulağa hoş…hatta sanki doğru gibi gelse dahi olayın özünde yatan gerçeklik bir erkek dayanışması falan değil.

    Ataerkillik kadına karşı ya da bir kadın hareketine karşı oluşturulmuş bir olgu değildir. Kadını önemsiz hatta yok sayan bir olgudur.

    Diğer bir deyiş ile kefeye koymaya filan kalksan kadın hanesine koyacağın bir şey bulamazsın.

    Daha da açmaya kalkarsak, ataerkillik, kadınların ortak bir hareketi ile oluşturulmuş bir karşı hareket değildir…

    …ataerkillik “kadın koşulsuz olarak boyunduruk altına alınmalıdır” temeline dayanır.

    Nerede bir kadın çiçektir, anadır, bacıdır, börtüdür, böcektir…kadınımızı sevmeliyiz saymalıyız diyen var ise aha o ataerkilin de önde gidenidir…

    …zira bir nevi günah çıkarmaktadır.

    Aterkilin fırıldağıdır yani…

    Dağıtmayalım…

    Ataerkilliğin temelinde de yine çöl kültürü vardır…

    …kadının boyunduruk altına alınmasının birincil nedeni de doğurmasıdır…

    …yani nüfus artmasına neden olmasıdır.

    Ne alaka?

    E şu alaka…ne kadar çok doğurma, o kadar çok nüfus…ne kadar çok nüfus o kadar az su ve yiyecek.

    Kıtlığın bir getirisidir.

    Belge ya da kaynakça mı lazım?

    Bkz: Saharasya, aterkil, James DeMeo…

    …yüce google.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  16. Gerçek, gerçeği deşifre ediş biçimimizde değil, bunun nasıl algılanıp yorumlandığında sanırım.
    Aslında, kadınlar kendi potansiyellerine ihanet etmenin bedelini ödüyorlar.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  17. bu tacizin esas sebebi ahlakla ilgili bir mevzudur. suçu işleyen kişinin taciz etmesinde kasıt cinselliğini yaşayamamış psikolojide olan bireyin, her ne kadar kendini bastırsa da ki bu toplumun içerisinde olduğundan, herhalde o suçlu meydanda taciz etmek istediği bayana çullanıp tecavüze kadar götüremiyecektir. dışarıda kimse anlamaz ve belki görmez, bilse de kimin yaptığı anlaşılmaz mantığıyla karambolde cinsel olarak dokunma isteğini yerine getirmesi ahlak olarak aykırıdır. güzel ahlaka sığmaz. kişinin gerçekten bu kadar cinsel zaafı varsa şart ve sebepleri yerine getirip bir an önce evlenip cinsel isteğini eşiyle gidermesi en doğru yoldur. bu bilince sahip olmayanlar dolayısıyla kendi haklı gördüğü ahlak anlayışlarını geliştirip yine kendi kendine kabul ettirecektir. taciz etmeye niyet etmiş kişi şu muhasebeyi kendinde yapmalıdır ” birisinin benim annemi,kardeşimi, teyzemi, halamı, vs.. taciz etse hoşuma gider mi,güzel ahlaka sığar mı?”… maalesef güzel ahlaktan yoksun insanlarda bu bilinç yeterince yerine oturmamış. biz burada tacizin üzerine yorumlar yaparken, madem ki bu da bir haber üzerine, güzel ahlak yoksunluğundan daha nelerin haberleri yapılmış araştırsanız eminim mideniz bulanır kusarsınız. yani sevgili kardeşlerim güzel ahlaktan yoksun olmak insana türlü türlü kabahatlar işletiyor.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  18. Bunlar hikayedir, soru işaretlerinin keskinliğini arttıralım.

    Mesela ben yetişkin bir bayanım, bir mesleğim ve ekonomik özgürlüğüm var, kendi ayaklarımın üzerinde durabiliyorum. Amma velakin evli değilim. ( olası sebepler; a) henüz aşkla sevebileceğim birini bulamadım b) yoğun mesleki eğitimim veya başka harici faktörler şu an için evliliği mümkün kılmıyor c) kendimi evliliğe hazır hissetmiyorum d) evlenmek istemiyorum e) vesaire, vesaire.. )

    Soru 1: Ben kiminle sevişeceğim? (ya da kimseyle sevişmemeli miyim?)
    Soru 2: Eğer biriyle sevişirsem kötü birşey mi yapmış olurum?
    Soru 3: Güzel ahlak teorisi bu durumdaki bir bayana evlilik dışında ne tavsiye eder?
    Soru 4: Siz bir güzel ahlakçı olarak bana neler söyleyebilirsiniz?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  19. Hadi bakalım Hayırlı olsun..

    Ve sahne açılır Tüm İhtişamıyla……

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  20. Soru 5: Ben sizin kız kardeşinizim ve yukardaki mesajı size (ağabeylerime) hitaben yazdım. Nedir tavrınız, nası bir tepki göstereceksiniz ? (not: henüz kimseyle sevişmedim, düşünme aşamasındayım)

    Dec Cal konuyu yarma lütfen.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  21. Gamaro boşuna uğraşıyor. Böylesi pragmatik sorular sevilmez. Dolayısı ile cevap vermezler…veremezler. Çünkü kadın meselesi haya meselesidir. Kadın meselesini kendine mesele etmek, kadını boyunduruk altına almak yani ataerkillik adına bunu kendinde hak görenlerin bu sorulara cevap vermeleri imkansızdır. Bu ve benzeri soruları burada yazarak sorarsın ama çoğuna yüz yüze soramazsın. Sorudan anlam çıkarırlar ve “ne diyon lan” sen seviyesinden kapıyı açarlar. Her türlü cevap veremezler. İnsan hakları, kişilik hakları, bireysel mekanizmalar konusunda çuvalladıkları bir konudur bu. Konuşmaz, konuşturmazlar. Sözün bittiği nokta derler. Sözün bittiği noktada da bilirsiniz şiddet başlar. Bu mevzularda işin içine şiddetin girmesinin nedeni de işte bu halleridir. Bu sorulara cevap vermeye kalkışan olduğu an nasıl da kıvırdıklarını görmemek için de kör olmak lazım.

    “Het, höt” kertesinden gram ileriye gidemezler anlayacağın.

    Yanar dönerlilikler, çok yüzlülükler, ahlaksızlıklar ile tıkanmış bir lavaboya tuz ruhu dökmekten farksızdır bu sorular…

    …bön bön bakmaktan ileriye de gidemezler.

    Çil yavrusu gibi dağılır kaçarlar bu sorulardan…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  22. Sen ne anlatıyorsun bön bön,

    Bırak laf canbazlığını zaten en iyi yaptığın bu ,

    Sen cevapla Sayın gamaronun sorularını sen den duyalım bakalım sen nasıl bakıyorsun bu olaylara….

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  23. Hola bağlantısını verdiğin yazıdan ben bir şey anlamadımki::))

    Konuya Limon sıkıp tadını sağa sola yayma girişiminde bulunmuşsun,

    Güzel yazıyorsun yaz,
    yazmak bedava,
    Bizler de bedava dan okuyalım…::))
    Okumasına da,
    Neden,
    Tadını burda bırakmıyorsun,
    Tadı burda kalsin ki Tadımızın orjinalliği bozulmasın.

    Evet soruların cevabını senden bekliyoruz.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  24. Laf cambazı sın diyorum millet bana dudak burkuyor..
    Yine mu bu dec cal
    Of sıkıldım Bu nun lakırdısından…
    Olsun Benim lakırdılarım elle tutulup yenen cinsinden…::)

    Aklıma Cem yılmazın Zenci hikayesini hatırlattın,
    3 Ayaklı zenciler,,::))

    Marifetin işlevselliğinde olduğunu her kes bilir ama bu zenci muhabbetine de her kes güler..
    İyi bir ilişki de en fazla bir defa orgazm olan erkek hiç olamayan kadında buna güler…
    ilginciz vesselam.

    Neyse konumuza dönelim,

    Haber tamamen asparagas bence
    Bunu da ilerleyen günlerde göreceğiz.
    Birileri tetiğe basmış durumda.
    Bir şeyler dönüyor ama
    Nibelunganın hoşuna giden ve istediği kaos hikayelerinin startı verildi ve
    kokuları burnuma geliyor…
    Hadi hayırlısı….

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  25. Olabilir:

    🙂

    Okulda iki haşarı kafadar tuvalette sigara pofurdatırken:

    “hadi müdüre bir kanca takalım”

    …dedikten sonra okuldaki bütün öğrencilere bunu öğretleyip, öğrenciler de velilerini örgütleyip gelip okulda hesap soruyorlar.

    Müdür de çıkıp bu protestoyu görünce:

    -Hayırdır?

    …diyemiyor.

    Asparagas olabilir tabii…

    …üç yüz öğrencisi var ise…

    …nereden baksan beş yüz kişi ebeveyn iki yüz kadar da öğrenciler…

    …asparagas yaratıyorlar.

    Yobaz böyle şeyler yapar mı hiç canım…nerede görülmüş?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  26. Yobazın siyasi erke yandaş yavşama eğiliminde son perde:

    link to hurriyet.com.tr

    Onca sene okula gittim geldim, bunca okullu arkadaşlarım oldu…

    …daha ben hiç kimseden:

    -Dayama evladım kız arkadaşına
    -Uzak dur oğlum
    -Kendini minibüste mi sanıyorsun edepsiz

    …gibisinden öğretmen uyarısı duymadım. Kendim de şahit olmadım.

    Bu müdür demek bizlerin göremediği bir şeyleri görmekte.

    Senin benim görmediğimiz bir şeyleri görene, duyana şizofren…olacağını sanana psikopat ya da ne bileyim paranoyak cinsinden bir tespit yerinde olmaz mı yahu?

    Normal olmadığı kesin ama hala okulun en yetkilisi.

    Bunların benzeşleri çeşitli yerlerdeki parklardan, meydanlardan geçerlerken gördükleri kadın figürü heykeller olduğu zaman da senin benim göremediğini görmekteler…

    …ne görüyorlar ve gördükleri sebepli ne oluyor ise bunlara:

    -Kaldırın bunu buradan!

    Bir kaldırmadır gitmekte…

    Başbakan da şu padişahlık stajı dönemlerinde gaza gelmedi değil;

    -Yıkın bu ucubeyi!

    Bu ve benzerlerinin ortaya koydukları bu ucube davranışlar itibarı ile ayrıca diyebiliriz ki bunlar:

    Objectophilia…

    …objefili diyenler var.

    Nesnelerle aşırı haşır neşir olma hali…

    …cinsel veya duygusal olarak.

    Kalemle kalemtraşı görünce bunlara bir haller oluyor…
    Çoraplarını giyerken bir hoşluk…

    Böyle datlı datlı bir gıdıklanma…


    Anlamadığım bu 45 cm i neye göre ayarladığı…

    …kol boyu mu acep?

    Üniversitede 75…

    …zenci var ise 100.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  27. Sen yazdın;

    ”
    Yobazın siyasi erke yandaş yavşama eğiliminde son perde:

    Asparagas olabilir tabii…

    …üç yüz öğrencisi var ise…

    …nereden baksan beş yüz kişi ebeveyn iki yüz kadar da öğrenciler…

    …asparagas yaratıyorlar.

    Yobaz böyle şeyler yapar mı hiç canım…nerede görülmüş?

    »
    “

    Perde kapandı,

    “link to haberturk.com“

    “link to haberaktuel.com“

    “http://www.bugun.com.tr/haber-detay/137846-45-santim-haberi-asparagas-cikti-haberi.aspx”

    Büyük tencere kapakları ile doğuda bazen izliyorum,
    Çocuklar o kapakları Kar’da kızak olarak kullanıp kar’ın tadını çıkartıyorlar…

    Onların yerinde olmak istedim şimdi..
    Ne güzel olur du Tencere kapağı ile Kar’ da Kaymak….

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  28. Keşke asparagas olsa…

    …fena mı olurdu;

    Eksi bir yobaz olurdu…

    …sevinirdik.

    Milli eğitim müdürü “hayır efendim yok öyle bir şey” diye demeç vermiş. Bu çooook daha iyi…demek hala ve hala çekiniyorlar.

    İnceleme sonuçlarına bakarız…

    …demek onca veli okulun önüne gazeteyi okuyunca gittiler.

    Yoksa gazete velilerin okulun önündeki protestosunu mu haber yaptı?

    Asparagas demek “YALAN, ASILSIZ HABER”demektir.

    Haber Türk asparagas dediği haberin en altına yazmış:

    “İnceleme başlatıldı.”

    Bak seeeen!

    Asparagasa inceleme.

    Soytarılık!

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  29. Öyle bir olayın altından ne okul müdürü, ne il milli eğitim müdürü ne de milli eğitim bakanı kalkabilirdi. Elbette asparagasa çıkartcaklar olayı.

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  30. “Öyle bir olayın altından ne okul müdürü, ne il milli eğitim müdürü ne de milli eğitim bakanı kalkabilirdi. Elbette asparagasa çıkartcaklar olayı.”

    Bu ne ya Xenix,

    Başbakanımız Kars’ta sanata istediğini söylüyor,
    Kültür bakanımız altından kalkıyor ama…

    Bu olayda da,
    Milli eğitim Bakanımız,
    destekler demeçler verebilirdi mesela…

    Asparagas a ihtiyaç bile duyulmazdı…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  31. Sanatla arasındaki farkı yazmaya gerek yok diye düşünüyorum. İlk haberi yapan gazeteci işinden olmuş mu? Asparagas olsa ona ne davalar açılır, nası hızlı şutlanırdı.

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  32. Asparagas diyorlar…

    …ama müfettiş gönderip inceleme başlatıyorlar.

    Komedi diyorum olmuyor…şarlatanlık diyorum olmuyor.

    Pekiiii…neden olmuyor?

    Çünkü çoooook alışkınız çoook.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  33. Yaw Dec cal, yine sıkıştırmışsın “kaosu” cümleciklerinin arasına. Ne alaka ya!

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  34. Bu ülke toprakları kaos ların bol ekildiği bir ülkedir.
    Sende kaos u çok seviyorsun daha ne istiyorsun anlamadım.

    Uzağa değil düne git,
    Yargıtay ve Danıştay ın açıklamalarına onlar da kaos diyor.
    Ben desem ne olaki…

    İllginççççç birrrrr kişiliksinn vesselam..
    Kaos dilinden düşmez
    Biz kullandıkmı

    “”yine sıkıştırmışsın “kaosu” cümleciklerinin arasına. Ne alaka ya””

    diye fırçalıyorsun her ne isen..
    Yoksa kaos kelimesi senin tekelinde de haberimiz mi yok….

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  35. Sabırdaş’ım Xenix yazdı,

    “Sanatla arasındaki farkı yazmaya gerek yok diye düşünüyorum. İlk haberi yapan gazeteci işinden olmuş mu? Asparagas olsa ona ne davalar açılır, nası hızlı şutlanırdı. “

    Sende gayet iyi biliyorsunki
    Bu ülkenin gündemine yön veren ve yönlendiren bir dönem gazetecilerdi..

    İyisinden kötüsüne gazeteciler yön verdi bu ülkeye.
    Ertuğrul ÖZKÖK İlk aklıma gelen

    Ve buna benzer yandaş gazeteciler

    Asparagas hep vardı ve ya desteklendi….

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  36. Senin bu ülkede gördüklerin kaos olmamış, olamamıştır Dec cal. Kelimedir deyip kullanıyorsan benim adımla birlikte kullanma. Yok eğer anlamı ve sonuçlarıyla kullanıyorsan da iyice bir araştır, sonra yazıver bir zahmet.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  37. gamaro tarafından Salı, 11/01/2011 – 01:39 tarihinde gönderildi.
    Bunlar hikayedir, soru işaretlerinin keskinliğini arttıralım.

    Mesela ben yetişkin bir bayanım, bir mesleğim ve ekonomik özgürlüğüm var, kendi ayaklarımın üzerinde durabiliyorum. Amma velakin evli değilim. ( olası sebepler; a) henüz aşkla sevebileceğim birini bulamadım b) yoğun mesleki eğitimim veya başka harici faktörler şu an için evliliği mümkün kılmıyor c) kendimi evliliğe hazır hissetmiyorum d) evlenmek istemiyorum e) vesaire, vesaire.. )

    Soru 1: Ben kiminle sevişeceğim? (ya da kimseyle sevişmemeli miyim?)
    Soru 2: Eğer biriyle sevişirsem kötü birşey mi yapmış olurum?
    Soru 3: Güzel ahlak teorisi bu durumdaki bir bayana evlilik dışında ne tavsiye eder?
    Soru 4: Siz bir güzel ahlakçı olarak bana neler söyleyebilirsiniz?

    Soru 5: Ben sizin kız kardeşinizim ve yukardaki mesajı size (ağabeylerime) hitaben yazdım. Nedir tavrınız, nası bir tepki göstereceksiniz ? (not: henüz kimseyle sevişmedim, düşünme aşamasındayım)

    Bu tip soruları kime yöneltirseniz ancak çoğunlukla subjektif cevaplar alınacağınızı düşünüyorum.
    Müsaadenizle subjektif de olsa maddelerinizle beraber yorumunuz üzerinde durayım.
    a) aşkla sevmek şartını koyduğunuz için sadece sevmek size dolayısıyla evlenmek için yetersiz gelme ihtimalini taşır.
    b) yoğun mesleki eğitiminizden veya başka harici faktörlerden ötürü “şu an” için evliliğinizi mümkün kılmıyorsa sonrası için de yüzde yüz aynı şartların olacağı anlamını taşımaz, öyle değil mi?
    c) kendinizi evliliğe hazır hissetmiyor olmanız belki de onu bizzat deneyimlememiş olduğunuzdan olabilir yani ilk defa olacağı için veya evlilik hakkındaki endişe ve/veya korkularınızı emin kılmamış olduğunuzdan kaynaklanabilir
    d)evlenmek istemiyorum demiş olmanız tabii ki sizin elinizde olan bir şey, kişinin özgür iradesi ancak kendine aittir, sizi kimse bunun için zorlayamaz, ancak size öneride bulunabilirler, onları da ister kabul edersiniz ister reddedersiniz, yine özgür irade kendi ellerinizde.

    e)vesaireler bitmez 🙂

    Cevap 1: Kiminle sevişeceğinizi bilemem. (Kimseyle sevişmemeli mi sorusuna gelince, soru kapsamı şartlandırmaya girer. Eğer cevabı da sevişmemeli doğrultusunda şartlandırırsanız kendinizi, kimseyle sevişmezsiniz haliyle. Bunun tersi soruyu da şartlandırmak da yani herhangi kimseyle sevişmeli miyim şekli de yine şartlandırma olacağından olumlu cevapta şart doğrultusunda hareket edersiniz. Burada ben size soruyorum: Kendinizi böyle şartlandırmak doğru mu size göre?)
    Cevap 2: Biriyle sevişmenin kötü bir şey mi yapmış oluru görecelidir. Size göre kötü olan başkasına göre iyidir veya bunun tam tersi.
    Cevap 3: Sevişmeye ne kadar muhtaçsınız? İhtiyacını giderememek günlük yaşantınızı mı etkiliyor? Bunalımlara sebep veriyor mu? Eğer sevişmeye muhtaç hissediyorsanız bildiğim kadarıyla muhtaçlık da bedendeki sistemlerin çalışmasıyla ilgili bir durum. İhtiyaç ne kadar güçlü olursa beyne o kadar güçlü sinirsel uyartılar gider. Haliyle sık ve güçlü uyartılara geçerli cevabı veremezseniz vücutta ve beyinde karmaşa hakim olur. Ancak bu durum ömrünüzün her saniyesinde aynı şiddetle devam etmez. Eğer sevişme ihtiyacınızı gideremiyorsanız ve size engel oluyorsa, kendinize başka ihtiyaçlar için şartlar hazırlayın. Aç kalma veya spor yaparak fiziksel yorgunluk meydana getirme gibi…
    Cevap 4: Öncelikle eğer beni güzel ahlakçı olarak gördüyseniz teşekkür ederim. Ama ben tam olarak kendimi buna layık görmüyorum. Fakat o sıfatı hak etmeyi isterdim diyebilirim. Neler diyebileceğime gelince, bu da bildiklerimle ve söz söyleme kabiliyetimle ve de düşünme kapasitemle sınırlıdır. Eğer söylediklerimin bir anlam ve önemi olacaksa sizin için, kapasitem ne kadar yeterse o kadar söyleyebilirim.
    Cevap 5: Kendi kız kardeşim olsaydınız öncelikle bu tür meselenizi genele yaydığınız için üzülürdüm. Çünkü size iyi bir abi olamamış, güven verememiş, doğrudan danışılacak kişi hissini verememiş olduğumu düşünürdüm. Ama maalesef kız kardeşim değilsiniz ve kendi inanç sistemime göre sizi kız kardeşim gibi göremem. O yüzden size herhangi bir tavır ve tepki gösterme hakkına sahip değilim düşünüyorum. Dediğim gibi sadece tavsiyelerde bulunabilirim.
    Sözde kusur ettiysem affola.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  38. “Cevap 1: Kiminle sevişeceğinizi bilemem.”

    Seninle sevişmeyeceğimiz kesin de.. yine de bir ara uğrayıp türlü manevralarla ve renk vermemeye çalışarak kaleme aldığınız paragrafları ayrıca irdelerim. (şu sıralar meşgulüm biraz)

    neydi.. ha tabi ön şartlar.. konu ne bu arada? kadın ve cinsellik.. şartlanmak doğru mu acaba?.. he? ..ama şartlanmamak da olurdu olmazdı felan derken.. e ne oluyo yani? belli değil. (ama kimimle sevişeceğimi bilemeyeceğinizi söylemeyi ihmal etmezsiniz elbet)

    Yine de biraz sabır. Yani benim de kendimce bi analiz yeteneğim var ve buna güvenerek; bahsettiğiniz güzel ahlak’ın altındaki asıl rengi ortaya çıkarabileceğime inanıyorum. Hatta ben gelene kadar ilave yorumlarınız olursa daha da sevinirim, zira kaleminizden dökülecek hiçbir şeyi ziyan etmeyeceğim. Saygılar.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  39. Aynı soruları ben de sorayım:

    Kadın olarak değil…adam olarak.

    Soru 1: Ben kiminle sevişeceğim? (ya da kimseyle sevişmemeli miyim?)
    Soru 2: Eğer biriyle sevişirsem kötü birşey mi yapmış olurum?
    Soru 3: Güzel ahlak teorisi bu durumdaki bir adama evlilik dışında ne tavsiye eder?
    Soru 4: Siz bir güzel ahlakçı olarak bana neler söyleyebilirsiniz?
    Soru 5: Ben sizin erkek kardeşinizim ve yukarıdaki mesajı size (ağabeylerime/kızkardeşlerime) hitaben yazdım.
    Nedir tavrınız, nası bir tepki göstereceksiniz ? (not: henüz kimseyle sevişmedim, düşünme aşamasındayım)

    Şu cevapları bir de böyle alalım bakalım.

    Çok eğlenceli olacak orası kesin!

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  40. Hola, sen eğer eğlence için cevap almak istiyorsan seni eğlendirecek ciddiyetsiz birinden alırsın umarım cevapları. Ben bu foruma birilerini eğlendirmek için üye olmadım, bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine, bana davet gönderdi ve üye oldum. O yüzden müsaadenle eğlence maksadıyla yaptığın şeye alet olmayacağım. Sana kolay gelsin şimdiden.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  41. Breh de breh!

    Neden yahu…

    …soran hatun kişi olunca madde madde sıralamayı, dantel gibi işleyerek cevap yetiştirmeyi, tavsiyelerde bulunmayı, bacı/gacı/med/ cezir cinsinden teğellemer yapıyorsunuz da soran bendeniz olunca neden iş soytarılık kertesinde değerlendirilmekte?

    Demem o ki siz eğlenceye alet oldunuz bile.

    Kaldı ki yazılanları okuyan o kadar kişi var…

    …bir başkası, şöyle iyisinden bir ahlakçı/yol gösterici malkoçoğlu şu naçiz kardeşe iki kelam edemez mi yani?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  42. Birader sen kendi elinle yazıyorsun “Çok eğlenceli olacak orası kesin!” diye. Sana adam gibi açıklama yapıyorum sana niye sorularına cevap vermiyeceğim diye, sen haddini aşıp eğlenceye alet oldunuz bile diyorsun. Sen eğlence maksadıyla soruyorsun sorularını. Ben de diyorum ki sana başkası cevap versin o zaman. Bu kadar basit. Sana kolay gelsin. Umarım eğlence maksadıyla sorduğun sorularına cevap alırsın.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  43. Olayın eğlenceli tarafı elbette isminiz etrafında dönen yani şahsınızda oluşmuş olan bir eğlence değil…sokaktan 100 adam toplasanız 90 ı sizin bu verdiğiniz tepkiyi verecektir.

    Eğlenceli olacağından emin olmamın nedeninde siz yoksunuz.

    Bendenizin yaşamış olduğu yarım asır, bu tespiti yapmama yeter de artar bile.

    “Hadi bu soruları ben sormuş olayım, bakalım ne cevap alacağım”

    …şeklinde bir iletiyi ürettiğim zaman bu cevabı alacağımdan neredeyse emindim diyebilirim.

    Tasalanmayınız. Gerçekten eğlenceli olacağına dair tespitimin sizinle uzaktan yakından alakası yoktur…emin olunuz ben o iletimi bizzatihi yazanı hedefleyerek yazmadım…

    …her okuyana yazdım.

    Haaaa…”senin iletin benim iletimin altında, dolayısı ile ben kendimi eğlenceli olacak kısmına denk getiririm kardeşim” şeklinde bir ısrarınız hala var ise bu konuda şahsınızın keyfiyetine elbette karışamam.

    Sizi temin ederim ki “çok eğlenceli olacak” derken sizi değil ama yazdıklarınızın içeriğini önceden tahmin etmem nedenli söylemiştim…

    …kaldı ki eğlenceli oldu.

    Ataerkilliğin cinsiyet ayrımcılığına da kapak olmadı değil.

    Bir hanımefendi soruyu yönetince, ulema…

    …benim gibi densiz bir adam sorunca, fırça.

    E bu eğlenceli değil de nedir?

    Ha?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  44. Bu arada bir noktaya daha değineyim…

    …bu konu daha da eğlenceli olacak.

    Buralara yazılmadığı halde oldukça eğlenceli (bir o kadar da trajik) noktalara ileride daha çok değineceğiz.

    Bendeniz sorularda israrcıyım…

    …farzedin minik erkek kardeşiniz size bu soruları sordu.

    Ne dersiniz?

    Sorular hala baki…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  45. Peki Hola, gamaro’ya yazdıklarımı aynen kendine cevap olarak algıla. Cevaplarda cinslerin ayrımı değil insan olarak bedenin ihtiyacı olan güdülerden olan cinsel güdünün meseleleri üzerine yorumlar yapmaya çalışmıştım. Birtakım ifade ve yorumda hatalarım olabilir kusura bakmayın şimdiden, . “eğlence” kelimesiyle acaba psikolojik damgalamalara mı varılacak diye düşündüğümden cevap vermeyi reddettim kusura bakma.

    gamaro tarafından Paz, 16/01/2011 – 14:29 tarihinde gönderildi.

    Yine de biraz sabır. Yani benim de kendimce bi analiz yeteneğim var ve buna güvenerek; bahsettiğiniz güzel ahlak’ın altındaki asıl rengi ortaya çıkarabileceğime inanıyorum. Hatta ben gelene kadar ilave yorumlarınız olursa daha da sevinirim, zira kaleminizden dökülecek hiçbir şeyi ziyan etmeyeceğim. Saygılar.

    “Güzel ahlak’ın altındaki asıl rengi ortaya çıkarmak”tan kastınız nedir? Pek anlamadım. Sorduğunuz soruların temel maksadı bu muydu? Yani bir şeyin altındaki asıl renkten kasıt benim bahsettiğim güzel ahlak’ın altında bir şey mi gizlediğimi düşündünüz? Şüphelerinizi biraz anlasam belki niye böyle düşündüğünüzü de anlama yolunda adım atabilirim.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  46. “Yanlışlıkla ağzına girmiş…

    Sofulardan bir zevzek, Bektaşi ile güya alay etmek için ona her rastlayışında rüyalar uydurur söyler ve bu rüyaların konularını da , mutlaka Bektaşi babalarını küçültecek uydurma vakalara ayırırmış.

    Bir sabah Bektaşi işine giderken bu zevzek herif yine kendisini karşılamış:

    – Aman dostum, bu gece öyle bir rüya gördüm ki bayılacaksın.

    Diye söze başlamış ve rüyasında, bir Bektaşi babasının kendisinin ağzına tükürdüğünü anlatmış.

    Bektaşi, rüyayı büyük bir dikkatle dinlemiş.

    – Hakikaten, rüya çok mühim… Her halde bizim baba senin suratına tükürecekmiş. Fakat bu tükürük, yanlışlıkla ağzına girmiş.

    “

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  47. Soruları şuraya alalım:

    Soru 1: Ben kiminle sevişeceğim? (ya da kimseyle sevişmemeli miyim?)
    Soru 2: Eğer biriyle sevişirsem kötü birşey mi yapmış olurum?
    Soru 3: Güzel ahlak teorisi bu durumdaki bir bayana evlilik dışında ne tavsiye eder?
    Soru 4: Siz bir güzel ahlakçı olarak bana neler söyleyebilirsiniz?
    Soru 5: Ben sizin kız kardeşinizim ve yukardaki mesajı size (ağabeylerime) hitaben yazdım. Nedir tavrınız, nası bir tepki göstereceksiniz ? (not: henüz kimseyle sevişmedim, düşünme aşamasındayım)

    Cevapları da şuraya alalım:

    Bu tip soruları kime yöneltirseniz ancak çoğunlukla subjektif cevaplar alınacağınızı düşünüyorum.

    Müsaadenizle subjektif de olsa maddelerinizle beraber yorumunuz üzerinde durayım.

    a) aşkla sevmek şartını koyduğunuz için sadece sevmek size dolayısıyla evlenmek için yetersiz gelme ihtimalini taşır.
    b) yoğun mesleki eğitiminizden veya başka harici faktörlerden ötürü “şu an” için evliliğinizi mümkün kılmıyorsa sonrası için de yüzde yüz aynı şartların olacağı anlamını taşımaz, öyle değil mi?
    c) kendinizi evliliğe hazır hissetmiyor olmanız belki de onu bizzat deneyimlememiş olduğunuzdan olabilir yani ilk defa olacağı için veya evlilik hakkındaki endişe ve/veya korkularınızı emin kılmamış olduğunuzdan kaynaklanabilir
    d)evlenmek istemiyorum demiş olmanız tabii ki sizin elinizde olan bir şey, kişinin özgür iradesi ancak kendine aittir, sizi kimse bunun için zorlayamaz, ancak size öneride bulunabilirler, onları da ister kabul edersiniz ister reddedersiniz, yine özgür irade kendi ellerinizde.
    e)vesaireler bitmez 🙂


    Cevap 1: Kiminle sevişeceğinizi bilemem. (Kimseyle sevişmemeli mi sorusuna gelince, soru kapsamı şartlandırmaya girer. Eğer cevabı da sevişmemeli doğrultusunda şartlandırırsanız kendinizi, kimseyle sevişmezsiniz haliyle. Bunun tersi soruyu da şartlandırmak da yani herhangi kimseyle sevişmeli miyim şekli de yine şartlandırma olacağından olumlu cevapta şart doğrultusunda hareket edersiniz. Burada ben size soruyorum: Kendinizi böyle şartlandırmak doğru mu size göre?)

    Cevap 2: Biriyle sevişmenin kötü bir şey mi yapmış oluru görecelidir. Size göre kötü olan başkasına göre iyidir veya bunun tam tersi.

    Cevap 3: Sevişmeye ne kadar muhtaçsınız? İhtiyacını giderememek günlük yaşantınızı mı etkiliyor? Bunalımlara sebep veriyor mu? Eğer sevişmeye muhtaç hissediyorsanız bildiğim kadarıyla muhtaçlık da bedendeki sistemlerin çalışmasıyla ilgili bir durum. İhtiyaç ne kadar güçlü olursa beyne o kadar güçlü sinirsel uyartılar gider. Haliyle sık ve güçlü uyartılara geçerli cevabı veremezseniz vücutta ve beyinde karmaşa hakim olur. Ancak bu durum ömrünüzün her saniyesinde aynı şiddetle devam etmez. Eğer sevişme ihtiyacınızı gideremiyorsanız ve size engel oluyorsa, kendinize başka ihtiyaçlar için şartlar hazırlayın. Aç kalma veya spor yaparak fiziksel yorgunluk meydana getirme gibi…

    Cevap 4: Öncelikle eğer beni güzel ahlakçı olarak gördüyseniz teşekkür ederim. Ama ben tam olarak kendimi buna layık görmüyorum. Fakat o sıfatı hak etmeyi isterdim diyebilirim. Neler diyebileceğime gelince, bu da bildiklerimle ve söz söyleme kabiliyetimle ve de düşünme kapasitemle sınırlıdır. Eğer söylediklerimin bir anlam ve önemi olacaksa sizin için, kapasitem ne kadar yeterse o kadar söyleyebilirim.

    Cevap 5: Kendi kız kardeşim olsaydınız öncelikle bu tür meselenizi genele yaydığınız için üzülürdüm. Çünkü size iyi bir abi olamamış, güven verememiş, doğrudan danışılacak kişi hissini verememiş olduğumu düşünürdüm. Ama maalesef kız kardeşim değilsiniz ve kendi inanç sistemime göre sizi kız kardeşim gibi göremem. O yüzden size herhangi bir tavır ve tepki gösterme hakkına sahip değilim düşünüyorum. Dediğim gibi sadece tavsiyelerde bulunabilirim.


    Elbette bendeniz “bu soruları birde kendim sormuş olayım” diye belirttiğim zaman kadın-adam farkının ne şekilde yansıyacağını merak ettiğim için sordum.

    Bu ayrımcılık ifade itibarı ile minik bir manevra ile geçiştirilmiş gibi dursa dahi, ki yazar, “aynı cevapları sana veriyorum” diyerek bunu dile getirmiştir, kazın ayağı öyle değildir.

    Şuraya kısaca ricalı olarak belirteyim; almış olduğum/uz yukarıdaki cevaplara bakarsak…ve bu cevaplar oldukça standart ve ayıpçılık ve ahlakçılığı kendinde görev gören, çooook hatırı sayılır sayıda kişiler tarafından kolaylıkla verilecek cinsten cevaplar oldugundan da yola çıkarsak, lütfen yazar “Aha bana mektup yazmış” triplerine girmesinler.


    Bir kere bu toplumda kerhane var…

    …gidersin sevişirsin.

    Bu cevaplar bir adama verilecek cevaplar, en azından bu toplumda, gerçekçi cevaplar değillerdir…

    …bir adam olarak bu cevapları değerlendirmeye kalksam ortaya içinden çıkılamayacak mizahi bir tablo ortaya çıkar.

    Ondandır içeriğe dokunmayalım…en azından şimdilik.

    Bu durumda denilebilir ki ayıpçı/ahlakçı taife kadına doğru çalışır…adama değil.

    O sorulara verilecek en iyi cevap:

    “Kim karışır senin nerede, kiminle, ne şekilde, ne zaman, hangi şartlarda sevişmene” olurdu…

    …neden derseniz bireysel özgürlük ve özgürlükçülük ancak böylesi (ya da buna benzer) bir cevap ile ortaya konmuş olurdu.

    Arkadaş a b c d gibi maddelerde oldukça iyi niyetle bazı yaklaşımlarda bulunmuş ve bunları zaten subjektif olarak değerlendirmiş…bu konuda yani subjektif olması bazında kendisi ile hemfikirim.

    Keza 1 2 3 4 5 sorunun cevapları…yine oldukça subjektif.

    Aslında bu sorulara cevap verme gafletinde bulunmak ile ahlakçı ayıpçı olduğunuzu ortaya koymaktasınız…

    …diğer bir deyiş ile sorularda ne yazdığının da cevaplarda ne anlattığınızın da en ufak bir önemi yoktur.

    Soruların aypçı/ahlakçı kitlelerin olduğunun ve neden var olduklarının anlaşılması için sorulduğundan bendeniz eminim…

    …soruların sahibinin cinsel yaşamına şu forum ortamından aldığı cevaplara göre yön vereceğini düşünmek ise ikinci gaflet.

    Ama ne yapıyorsunuz…

    …oldukça iyi niyetli olsa dahi, bir ayıpçı ahlakçının yapacağı işlere soyunuyorsunuz.

    …

    Özetle, sorular, ayıpçı/ahlakçı bir kitlenin var olduğuna dair kesin bir delil sahibi olmamızdan başka bir işe yaramayan sorular.

    Neden var bu ayıpçı ve ahlakçı kitleler…

    …ne işe yararlar.

    Neye, kime hizmet ederler?

    Varsınız, oradasınız…

    …buyrunuz anlatınız.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  48. Neden var bu ayıpçı ve ahlakçı kitleler…

    …ne işe yararlar.

    Neye, kime hizmet ederler?

    Varsınız, oradasınız…

    …buyrunuz anlatınız.

    Bunların cevabını içeriklerinde bir kısım zıtlıklarla vermek istiyorum müsaadenizle.

    İnsan olarak hepimiz kendi ihtiyaçlarını kendi başına gideremeyen canlılar olarak dünyaya geliyoruz. Hiçbirimizin kendi ayakları üzerinde durmaya imkanı yoktur doğar doğmaz. Hayat boyunca fiili ve fikri eylemlerimiz sonucunda kabiliyetler, edinimler ve imkanlar kazanarak ve bunun tam tersi kayıplar ve imkansızlıklar edinerek ferdi olarak sürekli değişim gösteren bir kişiliğe bürünürüz. Bireyler aynı zamanda ailenin, mahallenin, ilçenin, şehrin, bölgenin, ülkenin, kıtanın, dünyanın ve evrenin içerisinde etkileşimde olan varlıklardır. Bireysellik bireye ihtiyaçlarını giderme olanağını sunar. Bir bütünün parçası olduğunu düşünen insanlar etrafındaki erişebildiği bireyleri kendi safına çekme güdüsünü beslerler.
    Etliye sütlüye karışmayan insan kendi çevresinin de öyle olmasını ister, bozgunculuk çıkaran ve insanlara zulmetmekten zevk alanlar da çevresinin öyle olmasını ister, ihtiyaç sahibi insanlara iyilik maksadıyla malını mülkünü verenler de çevresini o yönde görmek ister, insanlara hakaret eden kötü söyleyen de bunu ister, onlara güzel söyler söyleyip gönül almak isteyenler de vesaire. Yani demem o ki herkesin kendi ahlak ve ayıp anlayışı vardır. Kimseye karışmamaya inanmış bir insanın ahlak anlayışı kimseye karışmamaktır. Yani onun yanında birisinin eylemine müdahele etseniz sizi kendi ahlakına aykırı görecektir. Zulmeden zalimlerin yanında başkalarına iyilik yapsanız elbette hoşlarına gitmeyip kötülük etmek için vakit kaybetmeyeceklerdir. Ağzı bozuk ve hakareti ahlak edinmiş insanların yanında başkalarına güzel sözle konuşma yaptığınızda belki gelip size de hakaret edecektir, başkalarının da ahlakını bozmak isteyecektir. Güzel söz söylemeyi ahlak edinmiş insan da hakaretin geçtiği ortamlarda mutlaka rahatsız olacaktır ve başkalarının da güzel söz söylemesini isteyecektir.
    Ahlak da kişiden kişiye değişeceği gibi ahlakçı olmak da aslında kişinin kendini güvende ve çevresinden emin hissetmesini sağlayan bir ihtiyaçtan doğar. Bu ihtiyacı gideremeyenler sıkıntı çekerler dolayısıyla ve bir süre sonra sıkıntılarını gidermek için ya çevreye ayak uydurmaya başlarlar ahlaklarını değiştirirler, ondan taviz verirler veya orayı terk ederler ya da sıkıntıya katlanmak üzere kendi ahlaklarını zor da olsa yaşatırlar.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  49. Gerçekten öyle midir acaba?

    Kişilerin bazen en temel olan, bazen de oldukça gereksinimini duydukları ihtiyaçlarını giderme adına giriştiklerini size önceden tanımlanmış bir bilgiye yani bir ahlaklılık/ahlaksızlık öğretisine göre değerlendirmenizin neresi normaldir ve güdüseldir?

    Belirttiğim üzere bu bir öğretidir.

    Bu öğreti kişiden kişiye, toplumdan topluma, milletten millete, hatta zamana ve yaşınıza göre bile değişkenlik gösterebilecek öğretilerdir.

    Öğretiniz, şahsınıza yönelik olması gerekir. Sadece size yönelik olan durum/olay/girişimler çerçevesi içinde öğretinizle kendinizi rahat hissetmenizi sağlamalısınız.

    Sadece kendi kendinizin durum ve halini belirlersiniz bir ahlakçı ve ayıpçı olmaktan da kurtulmuş olursunuz.

    Ancak ayıpçı ve ahlakçı taife kendi öğretisini kullanarak bir başkasının süzgeçliğine soyunmakta bunu bir genel kural gibi görerek başkalarının da üzerinde pratik etmektedir…

    …neden?

    Diyeceksiniz ki böylelikle kişi kendini daha bir huzurda ve güvende hissedecektir.

    Bu durumda birileri sizin huzur ve de güvende hissetmeniz için kendi ihtiyaçlarından feragat etmelidir. Fedakarlıkta bulunduğu zaman onun yaşayacağı eksiklikler sizde bir vicdani rahatsızlık yaratmayacak mıdır?

    Şu anda ahlaksızlık kutunuzda ayıp olarak tanımlı olguların say say bitmeyecek kadar etkenler ile ahlaksızlık kutusundan oldukça yerinde gerekçelerle ahlaklı birer olgu haline gelmesi için neler gereklidir acaba?

    Mesela başkasında görerek oldukça edepsiz bir hal olarak telakki ettiğiniz bir duruma maruz kaldığınız zaman onun yaptığının aslında hiçte ahlaksızca olmadığını anlamanız için o durum ve halin illa ki başınıza mı gelmesi lazım?

    Ayıpçı ve ahlakçı taife başkalarının hal ve hareketlerini kendi süzgecinden süzgeçleyen kişidir. Kendi öğretisinin her bir kişi için de uygun olduğunu sanan ve geçerli olması gerektiğini sanan zattır.

    Garipseyebilirsiniz, reddedebilirsiniz, ayıplayabilirsiniz…

    …ama sadece ve sadece bunu kendi kendinize yönelik olarak dile getirebilirsiniz.

    Başkasına yönelttiğiniz an “sana ne kendi işine bak” a da hazırlıklı olmalısınız.

    Aslında yoğun duygu ve düşünce üreterek kendinizi bir başkasının yerine koymak…yani empati yoksunudur ahlakçı taife.


    “Bunu bu şekilde yapar isen sonuçları şunlar olabilir.”

    Elbette ki sonuçları itibarı ile olumsuzluklar, zararlar, kötülükler öngörebilir bunu karşınızdakine iletebilirsiniz…

    Ammaaa o kadarla kalmıyor.

    Burada, izin verirseniz, bendenizin oldukça saçma ve bir o kadar da ilkel bulduğum bir başka konuya zıplamak istiyorum. Başka bir konu dediğime bakmayınız…

    …hepsi iç içe bunların.

    Sahip Çıkma…

    Nasıl da berbat iki kelime değil mi?

    Oysa bir çok kişiye göre sahip çıkma/sahip çıkılma bir şekilde önem verme/önemsenme anlamında telakki edilir edilmesine de…

    …pekii öyle kalıyor mu?

    Gerçekten bu mudur içinin doldurulma şekli…

    “Geldi elinden tuttu, geldi yardım etti” manasında da ele alınır da…

    …sadece bu şekilde mi yaşanmakta?

    Mağdurdur…el atarsın da…hep öyle mi olmakta?

    Hayır!

    Boku çıkasıya kadar, dibine dibine vurarak uygulanır, benimsenir ve de benimsetilmeye çalışılır.

    Sahip çıkma şekillerine bakınca başka neler var?

    Şiddet var, tehdit var, eziyet var, zulüm var…

    …yok mu?

    Evden kovan, dayak atan, tehdit eden, evlatlıktan reddeden, vuran hatta öldüren…

    …temelinde şu yukarıda oldukça masumane olarak dile getirilen ama ilerisinde esarete dönüşen ucu açık bir racondan bahsediyoruz.

    Her türlü edepsizliğe ve faşistliğe tahvillenir şu sahip çıkma raconu.


    -Bana ne bacım olabilir…eşek kadar kadın, kendi hayatıdır ne yaparsa yapsın!

    …bunu diyebiliyor musun?

    Diyemiyorsun…

    …açıklamalara bakılırsa da:

    Dedirtmiyorlar.

    Çünkü seni de kontrol eden bir ayıpçı taife var…

    …dediğin an başından aşağıya ayıp katranını döküp üzerine edep tüyünü boca etmek için bekleşmekteler.

    Yani yukarıda bahsettiğin güdü- aslında öğreti olan olgu- işte böyle oluşuyor…

    …o zaman belki de diyebiliriz ki seni güden o öğretidir.

    Gelip naklettiğin ayıpçılık aslında senin de maruz kaldığındır.

    Ensende duran pala yani.

    🙂

    Kendi hayatının sahibi olamayan adamdan hayır gelmez.

    Ayıpçı ve de ahlakçı taife birilerinin güç uygulama nedenli icat ettikleri AHLAKLILIKLAR ve AHLAKSIZLIKLAR şeklinde tanımladığı öğretilerin uygulanmasına fiilen maruz kalan ve kendisine uygulanan bu baskıyı başkalarının üzerinde tatbik etme eğiliminde olan taifedir.

    Değil midir?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  50. Biraz gecikmeyle de olsa geldim…

    Aslında bugün bir başka başlıkta da kısaca değindim.. Tırnak içinde abartılarak keskinleştirilmiş ve görmezden gelinene yöneltilmiş her soru, yüksek duyarlıklı bir turnusol kağıdı gibidir.. Hatta çok daha fazlası.. Çünkü sadece renk vermekle kalmaz, beraberinde sunacağı algı ve bu algıya eşlik edecek ilave reaksiyonlarla soruyu da cevabı da katmer katmer aşacak şeyleri ifşa eder aslında. (Katalizör de diyebiliriz bi bakıma.. çünkü sorunun kendisi eksilmez ve aynı kalır ama ortam başkalaşır)

    Başladığımız yeri hatırlayacak olursak; öncelikle bi mizansen kurmuş ve bu mizansen içinde ekononik özgürlüğüne sahip, genç, yetişkin ve evli olmayan bi kadın portesi sunmuştuk. (Daha değişik de olabilirdi elbet, mesela düzenli bi işi olmayan, ekonomik açıdan ailesine bağımlı bekar bi kadında olabilirdi örnek kişi, farketmezdi.)

    Tabi burda dikkati çeken ilk şey, sorulara cevap vermeye niyetlenen kanerader nikli şahsın (ama dikkatinizi çekerim, henüz daha soru filan yok ortada) öncelikle genel hatlarıyla tarif edilmiş ve soruya örnek teşkil eden kadın karakterin “evlilik dışı” durumunu büyüteç altına alması… Ama sözünü ettiğim algı daha bu aşamada devreye giriyor zaten.. O da şu ki; internet ortamında da olsa bi kadının sevişme, seks gibi kelimeleri bu kadar rahatça kullanıyor oluşu kafadan sıkıntı verici bi durum yaratıyor ve pek de onayladığı bi şey değil yani.. (yanılıyorsam yanılıyorsun desin) ..ve belki biraz da bu yüzden kanerader soruyu değil de kişiyi muhatap alıyor öncelikle.. daha doğrusu soruyu değil de kişiyi gerçek sanıyor.. ve bayan gamaro’yla dostça ilgileniyor.. diyor ki mesela; evlenmek için aşkla sevmek gerektiğine inanıyorsanız eğer, sadece sevmek size yetmeyecektir elbet.. ya da kariyerdi-eğitimdi, korkuydu endişeydi filan derken, e pek tabi efendim pek tabi.. -Buna karşın bi kaç gün sonra aynı soruyu soran HoLa’yı ben seni eğlendiremem diye tersliyor-.. Ama dedim ya, yani HoLa’yı bi tarafa koysak bile tüm bu giriş paragrafının altında usul usul tüten ve çekinik/sınırlı bi bozuk çalış var aslında.. ve bunun bi tarafı “efenim böylesi nazik konular -hem de kadın başına- ulu orta konuşulur mu hiç?” kıpraşıklığıyla muzdaripken, diğer tarafı da “uygun yaşta evlenmezsen olacağı budur..” benzeri bi hissiyata kadar uzanıyor kanaatimce.. (değilse değil desin tabi)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  51. Gelelim cevaplara;

    1) “Kiminle sevişeceğinizi bilemem… “ Yani çok pardon ama, ben size benimle sevişmek isteyecek tanıdık birinin adını adresini mi sordum acaba? Ya da siz nası algıladınız soruyu, kişisel olarak mı? (Ama yok..Ne demiştik az önce, hani şu usul usul tüten bi bozuk çalış vardı ya.. işte bu onun devamı aslında.. sınırlı tabi.. ama yine de devamı..) Hele bi de parantez içine sıkıştırılanlar var ki, orası zaten tam şenlik.. İlk başta soruyu kişiselleştirmişti, şimdi de birey psikolojisi ve eklentileri.. Efenim böyle bi şartlanma içine girmek doğru mu acaba? Hea? Hani şartlanma diyorum, şartlanırsan şartlanma yapmış olursun, şartlanmazsan da şartlanmama olur felan.. Kardeşim genç- yetişkin ve sağlıklı bir kadının hayatından bahsediyoruz şurda, ne şartlanmasıymış bu şartlanma?.. Efenim konu sevişmek gibi nazik bi konu ya… Eee?.. Öyle işte.. Bak sen, peki evlenince nası oluyo bu şartlanma? Nası yani?.. Ben de onu diyorum işte, evlendim mesela ve kocamla sevişicem, o zaman nası bi şekil oluyo bu şartlanma/ şartlanmama?.. (Canım sevişelim mi? Sevişelim tabi de, böyle şartlanma yapmak doğru mu sence?.. -Laf olsun torba dolsun işte, bişey anlayan varsa beri gelsin-)

    2) “Biriyle sevişmenin kötü bir şey mi yapmış oluru görecelidir. Size göre kötü olan başkasına göre iyidir veya bunun tam tersi.” Onu ben de biliyorum da, şimdi tam suya daldıracakken turnusolu oldu mu böyle kaçak güreş, ne yani senin kendi fikrin yok mu? Ya da ne bileyim, madem ki soruyu cevaplamak için atladın, bana göre iyidir ya da kötüdür demek bu kadar zor mu? (Aslında kötü de.. diyemiyo tabi.)

    3) “Sevişmeye ne kadar muhtaçsınız? İhtiyacınızı giderememek günlük yaşantınızı mı etkiliyor? Bunalımlara sebep veriyor mu?” (Soru neydi bu arada? Güzel ahlak teorisi bu durumdaki bi kadına evlilik dışında ne tavsiye eder?) Eeee? Ne alaka ? Şevişmek de neymiş canım, insan hiç muhtaç olur mu ona? Dokunmak, okşamak, bi tenin sıcaklığını hissetmek ve aslında karşılıklı olarak içinden ne geliyorsa onu yapmak.. Sevişmek dediğin budur işte ve sağlıklı her insan için gereklidir.. (yoksa değil midir?) Ama bakınız ne diyor Karenader ? “Sevişmemeniz bunalımlara sebebiyet veriyor mu ?” (farkettiniz mi hafiften tüttü yine) E yani? Diyelim ki girmiyorum bunalıma, ama ne zaman canım çekse (arada bir can çekmesine müsade vardır herhal) takıyorum bi kırmızı noktalı film, masturbasyon filan idare ediyorum işte.. (Masturbasyon demişken, o da pek mühimdir ha.. Hani aslında mekruhtur da, bazen de helaldir işte.. mesela baktın zinaya kayıyo aklın, o an davranıp def etmek lazımdır ki şeytanı, kafanı kurcalayıp durmasın.. -yoksa bu da mı yanlış?-) E sonra? ..Efenim ondan sonra beyne giden sinirsel uyartı, impuls deşarjı, vücutta karmaşa durumları filan… Eee?.. İşte şınavdır, mekiktir, açlıktır… ( enteresan) Soru neydi bu arada? ; Güzel ahlak teorisi bu durumdaki bi kadına evlilik dışında ne tavsiye eder?.. Cevaba bakar mısınız; Şınav mekik filan diyo adam.. hem de yorgunluktan bitap düşene kadar… hay maşallah, hay maşallah.. (eğer evlenmezsen işte böyle çektirirler adama.. yani şınavı tabi.. -lütfen yanlış anlaşılmasın-)

    4) Bu cevabı es geçiyorum, bunca şeyin üstüne klasik sevelim sevilelim geyikleri filan..

    5) O da klasik kıvırma.. (ama hakkını teslim ediyorum, nezaketle) Efenim genele taşımanız üzücü tabi.. (böyle sorular sormak pek de matah bişey değil yani) Sonra ama sizi inancım gereği kızkardeşim gibi göremem, o yüzden tepki veremem.. Mırınıy da nıy nıy filan.. Of ya, hem güldüm hem sıkıldım valla 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  52. Sonuç mu?

    Birincisi, bu soruların cevabı öyle subjektif filan değildir. Tercih ve tutum insandan insana değişebilir elbet, o başka bi mevzu. Ama insan kendi cevapları içinde ve yine kendine karşı subjektif olur mu yahu? Olur olur.. Buyrun örneği yukarda.. Onca laf edip derdini anlatamamak dedikleri de bu olsa gerek. İyi de bunca takla niye?

    cevap 1: Koskoca kadınsın, hayatının ve kendi vücudunun sahibisin, bu konu senin özelindir, kiminle istersen onla sevişirsin.

    cevap 2: Hayır, biriyle sevişirsen kötü birşey yapmış olmazsın, sen sağlıklı bir kadınsın ve bu durum iyilik- kötülük bi durum değildir zaten.

    cevap 3: Benim bildiğim, güzel ahlak teorisi bu durumdaki bi kadına uslu uslu oturmasını tembihler ve bırak sevişmeyi eline erkek eli değmesini bile lanetler. Hatta o kadar şeyinin derdindeysen git bi an önce evlen der. (mini soru: Peki ya şu sabah proğramlarına çıkıp efenim kaynım bana kırk kere atladı, eniştem bilmem nereme ne yaptı, halam dayımla zıpladı diye şakıyanlar kimler acep? Bunların hepsi bekar ve ateist herhal.)

    cevap 4: (Ben güzel ahlakçı olmadığım için bu soruyu yanıtlamıyorum elbet.)

    cevap 5: Kız kardeşime sarılır ve onunla konuşmak istediği kadar konuşurum. Ve erkek arkadaşıyla “o tür” bişey olup olmadığını filan değil, bilakis yaşadığı ilişkinin ona neler kazandırdığını, kendini iyi hissedip hissetmediğini ve herhangi bi sorunları olup olmadığını filan sorarım. Vay be, ne kadar ahlaksızım di mi?

    Neyse efendim.. bi ara uğrar devam ederiz yine. Şu güzel ahlak dedikleri şey aslında kadınlara neyi vadediyor diye..

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  53. ”Ahlaksız” sözcüğünü diğerini aşağılama olarak kullanan insanların yalnızca, belirli bir islami yorumlayışın ya da katı milliyetçiliğin arkasındaki cahillerin yaptığına tanık oldum sürekli. Bazıları tassavvufa sığınmış, bazıları tarihe sığınmış ve korkunç niyetleriyle karanlık dünyalarında yaşıyorlar.

    Cinsel dürtü insanın varoluşsal bir gerçeğidir ve her birey (kadın/erkek) cinsel tercihini, cinsel yaşamını nasıl belirleyeceğini kendi iradesiyle gerçekleştirme özgürlüğüne sahiptir.

    Tanrı böyle emrediyor, Din böyle söylüyor, ulema şunu zırvalıyor, imam böyle düşünüyor, diyanet hazretleri şunu buyuruyor şeklinde bir başka yorumu, düşünceyi, kişiyi ya da grubu taklit eden ve bunları kendisinden daha iyi bilen, daha iyi akıl edebilen merciler olarak gören ve sorgulamadan, baskıyla, korkuyla bu protezleri kullanan her kişi, ahlaklı olanın ne olduğu hakkında ahlaksızca müdahalelerde bulunma zalimliğinden kurtulamaz.

    Ahlak bir kadın üzerinden, cinsel tercih ve cinselliği yaşama biçimi üzerinden tanımlanamaz çünkü bu şiddet, baskı, zulüm doğurur.
    Kadın da erkek gibi davranış serbestliği hakkını kullanabilir ve bu onun en doğal hakkıdır. Dilediği sayıda erkekle dilediği sayıda birlikte olma hakkı ve serbestliği vardır. Seçimleri bedellerini de getirir kişilerin ve cinsellik üzerinden (çünkü malum zihniyetin, dinci, yobaz, cemaatçi, milliyetçi) ahlak tanımları yapıp sonrada o tanımların ”doğru” olduğu sonucuna varıp kişilere müdahale etmek en büyük ahlaksızlıktır.

    Kıskançlığı da eklemek lazım. Ben de bazı erkekleri kıskanıyorum mesela. ”Vay be, adama bak cinselliğini dilediği gibi yaşıyor” v.s. derken buluyorum kendimi. Ama bu onun ve beraber olduğu insanın arasında olan karşılıklı ve gönüllü bir anlaşmadır işte. Gerçek budur. Buraya, değil bilmem nerenin görevlendirdiği din görevlisi yaratıcının kendisi dahi müdahale edemez (artık neredeyse o yaratıcı)

    Arada gezinen ahlak bekçileri bu konuda ne kadar müdahale ediyorlarsa o kadar da ”yaratıcı yoktur” ”ben zulümü destekliyorum” ”ben ahlaksızlığın kendisiyim” demektedirler. E bi düşünsün akıl hocası modunda gezinenler, neden böyledir acaba?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  54. Sevişmek, öpüşmek birer özgürlüktür. Bunların öyle ya da böyle tartışmaya konu edilebilmesi için sadece normatif etiğin iyisi kötüsü yetmez. Gerçekten tartışmaya açık olabilmeleri ancak bireysel özgürlüklerle birarada yaşam kurallarının soru işareti doğuracağı noktalarda mümkündür. Örnek mi? Birisi reşit olmayan bi erkek veya kadınla birlikte olursa hakkında yasal işlem başlatılır.. Ya da evliyse ve kaçamak yaptıysa başı ağrır.. Taciz, tecavüz, baskı, şiddet ya da zor kullanırsa hapse atılır.. Hepi topu buna benzer bi kaç başlık işte, var mı dahası ?

    Aslında o da var. Örneğin çıplaklar kampı gibi alanlar. Kızılay meydanında olmaz ama gider orda dilediğin gibi gezersin. Daha doğrusu isteyen gider isteyen gitmez, ama ne gidenler gitmeyenlerin, ne de gitmeyenler gidenlerin ortak ve bireysel yaşam alanlarına -hem de ahlakçı bi söylemle- müdehalede bulunamaz.

    Ama yok, efenim biz çıplaklar kampı istemiyoruz, namus ahlak elden gidiyor sonra… Hadi be.

    Mukaddes karılarıyla yapamadıklarını fahişelerle yapabileceğine inananların çıkardığı kuru gürültüdür bu.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  55. “Güzel ahlak’ın altındaki asıl rengi ortaya çıkarmaktan kastınız nedir? Pek anlamadım. Sorduğunuz soruların temel maksadı bu muydu? Yani bir şeyin altındaki asıl renkten kasıt benim bahsettiğim güzel ahlak’ın altında bir şey mi gizlediğimi düşündünüz?” (kanerader)

    Hayır, sizin özellikle (ya da bilinçlice) bişey sakladığınızı düşünmedim Kanerader. Ama güzel ahlak denilen şeyin aslında pek de matah bişey olmadığını (hatta iki yüzlülük ve insanları güdük ve sevgisiz bırakmak gibi çok önemli defektlere yol açtığını) iddia ediyorum. Siz bunun farkında olabilirsiniz ya da değilsinizdir, orasını bilemem.

    Tabi yerleşik algı içinde ve ilk bakışta garip gelebilir benim bu söylemim. Çünkü nedir? E güzel ahlak işte.. Yani?.. insanlar birbirini sevsin sevilsin, iyilik güzellik dostluk kardeşlik vesaire di mi? Yok ama, bence öyle değil işin aslı. Ya nası derseniz, onu da dilim döndüğünce anlatmaya çalışacağım..

    Öncelikle bir kaç kısa hatırlatma yapalım; mesela ben yurtdışında bir bar veya buna benzer bir mekana gittiğimde “damsız girilmez” benzeri bi uyarıyla şimdiye kadar hiç karşılaşmadım.. (neden acaba?) Ya da şöyle soralım; bizde niye böyle değil acaba?.. Ve yine yurtdışında geçirdiğim süre zarfında “damsız” girdiği ortamlarda karşılaştığı kadınları irrite eden, sürtünen, gelip arkasında dikilen, beraberinde pis pis sırıtan ve at sineği gibi yapışkan birileriyle de karşılaşmadım.. (mesela taksim’de olanların bir benzerine hiçbir yerde şahit olmadım) ..bir diğer husus da Roma’yı yakan Neron durumları.. Hani ya benim olursun ya kara toprağın filan.. Ona da rastlamadım.. Problemli erkek arkadaşlar, hayır cevabını kaldıramayıp psiko-teröre başvuranlar, ayrıldığı kadının peşini bırakmayıp hayatı ona zindan eden manyaklar, icabında yeni sevgilinin dahi karşısına dikilip koçum bi daha görmiyeyim seni buralarda diye takılanlar, gebertirim ulan şeklinde naralar, vesaire.. (yurtdışında yaşayıp da böyle bişeylere denk gelen var mıdır bilmem, ama dedim ya, ben hiç rastlamadım) ..Yok daha bitmedi, mesela “seni seviyorum” lafını piç edenler.. Adam yatacak ya, hemen seviyo işte.. Halbuki bir alman için seni seviyorum ifadesi sadece ve sadece gerçekten seviyorsa kullanacağı bi ifadedir.( Buna karşın sevmeyebilir ama sevişmek isteyebilir ki, bu durumda da “du gefaellst mir” den başlayıp “ich begehre dich”e, ve hatta “ich will mit dir sex haben”a kadar pek çok şeyi rahatça söylebilir belki, ama yine de “seni seviyorum” demez. Hatta sorsan ne der? Sevmediğim birine neden seni seviyorum diyeyim ki der.)

    Ama bizimki ne yapar?.. Daha ikinci gün göğsünü gere gere “Hey Maria, do you know that I love you crazy!” filan der.. hatta baktı ışık var, bu kez de “you are the mystery of my life, like a flower that comes out in a desert after rain..” diye de devam eder.. (İşin ilginci bunca enteresan cümleyi şipşak ayaküstü, ya da patates cips yerken bile kurabilir billah) Peki ya sonra?.. Hadi ulan ne işim olur senin gibi orospuyla…

    Efenim işte numara.. Zaten bu memlekette herşey numara.. Yaşanmamışlıkların hiçliğiyle ustalaşmış bilir-kişiler.. Ve işte bu prototiptir zaten , çikolatalı dondurma yerken bile kendini rezil eder.

    İyi de bunların güzel ahlakla ne alakası var di mi? Ama var işte.. Şimdi şu yukardaki değinileri kabaca bi tasnif edelim ve soralım bakalım; güzelim yurdumuzda yaşanan tüm bu kepazelikler “güzel ahlak”a uyar mı acaba? Uymaz elbette.. Peki ya diğeri, yani ne kadar şiddet dışı ve medeni görünse de yurtdışı modeli? E o da uymaz.. Ha asıl soru da bu ikisinin arasında gizli zaten; ona uymaz buna uymaz o halde neye uyar bu “güzel ahlak”?.. (Tuhaf ötesi bi uyarlama) İşte hikayenin sadece erkeği değil, beraberinde kadını da tutsak eden ikiyüzlü tabiatı ve güdüklük orda başlar.. Vakit bulunca kaldığım yerden devam ederim…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  56. Çok kirli çarşaflar bunlar çoook…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  57. İşyerindeki erkeği emziren kadınlar tacizden kurtulur

    İslam dünyasının en itibarlı eğitim kurumlarından Mısır’daki El-Ezher Üniversitesi’nin Hadis Bölümü Başkanı Prof. İzzet Atiya, “Kadınlar, aynı işyerindeki erkekleri emzirirse, akrabaya dönüşür, tacize uğramaktan kurtulur” fetvası verdi. Bu şaşırtıcı fetva, İslam dünyasında tartışma yarattı.

    GELİŞMİŞ ya da gelişmemiş tüm ülkelerdeki iş ortamlarının ciddi sorunlarından biri olan kadına yönelik taciz konusuna Mısır’ın en prestijli üniversitelerinden El-Ezher Üniversitesi Hadis Bölüm Başkanı Prof. Dr. İzzet Atiya’dan gelen ve İslami kuralları alt üst eden fetva, tartışmalara neden oldu. Kadınlarla erkeklerin aynı ortamlarda çalışmasının yarattığı sorunları gidermek amacıyla kadınların erkekleri emzirmesi gerektiğini söyleyen Atiya, dini otoriteleri de kızdırdı.

    Akraba olmaları için

    Tüm dünyada islami araştırmalarda referans olarak kullanılan El-Ezher Üniversitesi Profesörü Atiya önerisinde, “Eğer bir kadın bir erkeği emzirirse sembolik olarak akraba haline gelirler ve bu da kadınlara yönelik tacizin önüne geçilmesini sağlar” dedi. Tartışmalara yol açan bu öneri ile ilgili El-Ezher Üniversitesi Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada ise, Prof. Dr. Atiya’nin fetvasının İslam’ı küçük düşürücü nitelikte olduğu kaydedilerek şöyle denildi: “İslam dinine göre, emzirmek doğum sonrası belli bir süreyi kapsar, sadece çocuğun annesi değil çocuğun bakıcısı için de bu kısa süre geçerlidir.”

    5 kez emzirmeli

    Ancak Hadis Bölümü Başkanı Dr. Atiya buna karşı çıkarak, şöyle konuştu: “Bu öğreti yetişkinler için de uygulanabilir. Eğer bir kadın iş arkadışını en az 5 kez emzirirse aralarında artık ailevi bir bağ kurulmuş olur. Böylece de iş yerinde yalnız kalmalarında bir mahzur olmaz.”

    İnsana uyumlu fetva

    Prof. Dr. Atiya, Mısır’dan ve Arap dünyasından yönelen tepkilere karşılık iddiasının arkasında durarak, “Hz. Muhammed’in dönemine ait bililerin yanlış çevirisi nedeni ile bugün söylediğimin aksi düşünülüyor” dedi. Mısır Dini İlişkiler Bakanı Mamut Zaqzouq ise Dr. Atiya’ya bir sonraki fetvasında insan doğasına uyumlu fetvalar vermesi çağrısında bulundu.

    Süt akrabalığı nedir

    İSLAM dininde “süt hısımlığı” statüsü bulunuyor. Buna göre erkekler süt annleri ve süt hemşireleri ile evlenemiyorlar. Sütün direk kadından emilmesi şart değil, bir şekilde bir erkek bir kadının sütünü içmiş ise o erkeğin sütünü içtiği kadınla evlenmesi yasaklanmış durumda. Kardeş olmasalar bile bebek iken aynı kişinin sütü ile beslenmiş çocuklar büyüdüklerinde evlenemiyorlar.

    Emzirdiği erkeğin yanında başörtüsünü çıkarabilir

    KADIN ile erkeğin bir arada kalabalık ortamlarda çalışmasının sorun yaratmadığını belirten El-Ezher Üniversitesi Hadis Bölüm Başkanı Prof. Dr. İzzet Atiya, şöyle devam etti: “Asıl sorun bir kadın ile bir erkeğin iş için de olsa işyerinde yalnız yapması gereken özel toplantılarda yaşanıyor. Emzirmek özel toplantılarda yaşanan sıkıntıları ortadan kaldırıyor. Ayrıca bir kadın emzirdiği bir kişinin önünde işyerinde başörtüsünü de çıkarabilir.”

    Hürriyet

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  58. Zeka özürlü insanların nerede çıkacağı hiç belli olmuyor. Hangi mantıkla bu şeyleri çıkarıyor anlamıyorum..

    Eğer bütün kadınlar erkekleri emzirirse kim kiminle evlenecek, Adem ile Havva zamanına mı dönecek insanlar
    nesil biter yada sapkın insanlar ortaya çıkar…
    Ensest sıradan normal bir şey olur. Ensest’ i zinayı yasaklayan Dini
    tam tersini yapacak fonsiyoneliteye getirmek bu olsa gerek…
    Birde Dincilere kızıyorlar, adamlar var olanı koruyor, böyle kafadan sakatlıklara yol açmıyorlar…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  59. Olay gerçekse ayrı komik, sahteyse ayrı komik durumlar..

    Bu El Ezher üniversitesi sanırım 1 yaşında ki kızla söz yapmayı falan da uygun görmüştü. (Veya başka bir fetva sahibi, videosu vardı sitede bir yerlerde)

    xenix: Takiplerim

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  60. Doğru da olabilir..

    Millet ekonomik bozukluktan yılbaşında dışarılara çıkamayınca, aç kurtlara da malzeme çıkmamıştır! Eh bu da oranları düşürür haliyle.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.