*20 yasında, henüz hayatı öğrenmeye çalışan gençleri toplayıp -zorunlu olarak- askere sürmek…
*Bir de düğünlerle halaylarla uğurlamak…
*Annesinin “Ölse de oğlum vatan sağ olsun!” demesi…
*Askerliği namusla ilişkilendirmek…
*Bir Mehmetçik gider bin Mehmetçik gelir düşüncesi…
*Bir koğuşta bir sürü insanın doluşması…
*Bozulan psikolojiler, intihar edenler, akli dengesini kaybedenler…
Kim ne zaman soracak “NELER OLUYOR BURADA!” diye??
soran zaten soruyor. sormayan da hiç bir zaman sormayacak
link to sonsuz.us
Türk Milletinin genetigi bozuldu diye düsünmeden edemiyorum bu konuyu görünce..
Vatani kim koruyacak? Analarimiz Bacilarimizmi?
Su an sen burda zevzek zevzek bu konuyu acabiliyorsan, bunu Vatan sagolsun diyen analara, Vatan borcunu namus borcu bilen Mehmetciklere borclusun..
Ne demisler; “Hainler Korkak Olur!”
ataan bu ne şiddet bu ne celal… eğer türkiyede senin gibi bir çok vatansever varsa eğer, zorunlu askerliğin kaldırılmasında da hiçbir sakınca yok demektir… elbet gönül rızasıyla ve seve seve yapacak bir çok kişi çıkacaktır… şu yorumuna bakınca hiç şüphem kalmıyor çünkü…
Vatani korumak dediginiz sey nedir? Savaslarin hala karadan kilic-kalkanla mi yapildigini dusunuyorsunuz?
Vatanini sevmek eline silah alip askerlik donemi boyunca 3 kez silah atisi yapmayla mi oluyormus! Hangi er askerlik bittikten sonra super egitimli savasci oluyor ki… Devlet erkaninda bu kadar yolsuzluk, kacakcilik, ulkenin 100yil geriye goturup ici bos, basi bagli/ortulu(!) dusuncelerle doldurulmasi dururken vatani korumak akliniza gelmiyor da sinirda -10derece soguklukta piyon olarak nobet beklemekle mi vatan korunuyor?
Yillardir bu ulkede kimin vatan haini olduguna kimler karar verdi sizler de biliyorsunuz.Nazim Hikmetler, Abidin Dinolar, Zulfu Livaneliler ve daha niceleri su katilmamis vatan haini oldu!!! Hic uzulmeyin keyfiniz bozulmasin vatan hainilerini oldurmekten, surgun etmekten ne vatan haini ne de insan biraktiniz ulkede!
G Milat
Yahu yolsuzluk yapan cirkef siyasetcilerle askerligin ne alakasi var..Vatan korumanin ne oldugunu bilmeyen zat gecmis bana vatan hainligi dersi veriyor..
Yine söylüyorum “Hainler Korkak Olur!!! ”
Sinirda kim gidip nöbet tutmali sizce? Herhangi bir tehditte ülkenizi neyle ve kimle savunacaksiniz? Askerlikten anlamadigin belli, kara harekati olmadan sonuca ulasilmaz hic bir muharebede..Dügmeye basinca hersey bitmiyor..O dedigin filmlerde olur..
Askerlikten sogutmak Türk Ceza Kanununa göre suctur..
Halkı askerlikten soğutma
MADDE 318. – (1) Halkı, askerlik hizmetinden soğutacak etkinlikte teşvik veya telkinde bulunanlara veya propaganda yapanlara altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Fiil, basın ve yayın yolu ile işlenirse ceza yarısı oranında artırılır.
Bilginize..
VIII. Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti
Madde 26 – Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir.
Ama hic de okudugunuz gibi degildir bu. Ne yazik ki “dusunce ozgurlugu“nden anlasilan sey herkesin tek tip bir ip halinde ayni seyleri dusunup bazi kisilerin pohpohlanmasina yonelik fikir beyan etmektir.Farkli bir sey soylenemez, halihazirda var olan duzenin yanlis oldugu soylenemez/ima bile edilemez.Dusuncelerinizi soylemeniz dahilinde bir ustteki yorumdaki gibi tehdit edilirsiniz.
Merhaba dusunce ozgurlugu ben geldim… Sen yoksun sanirim ama ben yine de geldim.
*Konumuza donecek olursak:
Askerligi madem yapmak isteyenler var, buyursunlar gonullu olarak yapsinlar.Yapmak istemeyenleri de boyle bir seye zorlamasinlar.Bugun bir cok ulkede askerlik zorunlu degildir.O ulkelerin kendini savunacak guc ve iradeye sahip olduklarini dusunuyorum.
Askerliğin zorunlu olmadığı ülkeler:
Belçika, Çek Cumhuriyeti, Fransa, Macaristan, İrlanda, İtalya, Lüksemburg, Malta, Hollanda, Portekiz, Slovakya Cumhuriyeti, Slovenya, İspanya ve İngiltere’de ise askerlik yapma zorunluluğu bulunmuyor. Bu listeye Cin halk Cumhuriyetini ve Amerika Birlesik Devletlerini de eklememiz gerekir.Zira Cin’de yeterli sayida gonullu oldugu icin askerlik hizmeti zorunluluk degildir.Siz Turkiye’de yeterli sayida insanin gonullu olarak askerlik yapacagina inanmiyor musunuz? ABD’de ise durum biraz farklidir.Baris doneminde zorunlu olark askerlik yapilmaz.Savas doneminde de -gerekli sayida profesyonel asker bulunduruldugu icin- sivil halki zorla askere almak en son tercih bile olmaz.
Ben ulkelerin savunmasini yapacak askerlerin gonulluler ve ciiddi bir egitimden gecirilmis insanlar tarafindan daha iyi bir sekilde yapilacagina inaniyorum. Bir isi birine zorla yaptiridiginiz da mi daha cok verim alirsiniz; yoksa gonullu olarak yaptirildiginizda mi?Bunu bir dusunun…
G Milat
güzel açıklama G Milat kesinlikle gönüllü olmalı bu işin çözümü çok kolay olmasına rağmen neden hala çözülmüyor anlamıyorum
Stavrogin inanırsa, inandığına inanmaz
inanmazsa, inanmadığına inanmaz
Dostoyevski, Cinler
Aslindabircok nedeni var.
Bunlardan en onemlisi psikolojik olani.O yaslardaki erkek gencleri toplayip vatan, millet duygusu asilanirsa ileride birey olarak atacaklari her adimda bu milliyetcilik duygu onlarin golgesi gibi olacaktir.
Bir digeri alinan vergiler ve askeriyeye ayrilan butce ile ilgili.Cok genis bir konu oldugu icin buna kisaca deginecegim.Her yil askeriyeye egitimden daha cok oranda butce ayrilir hazineden.Atiyorum 10 tane altin askeriyeye, 3,5 tane egitime diyelim.Bu 10tane altinin 1 tanesi askeri hizmet yapan erlere maas olarak; 3’u silah ve silahli gerec alimi icin; 1’i gider masraflari icin kullanilir.1+3+1=10 olur…
G Milat
Sayin G Milat, Anayasayi adres gösterip verdigim ceza kanununu maddesini Tehdit olarak algilamaktansa paylasmaya calistiginiz Anayasamizin 26 nci Maddesini yontmadan kirpmadan paylasmakta fayda var..Zira siz isinize gelen tarafi göstermeye calismissiniz, oysa madde sizin söylediginiz gibi degil..
“T.C. Anayasası
26. Madde
VIII. Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti
Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı,resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü,radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir.
Bu hürriyetlerin kullanılması, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.
Haber ve düşünceleri yayma araçlarının kullanılmasına ilişkin düzenleyici hükümlere, bunların yayımını engellememek kaydıyla, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin sınırlanması sayılmaz.
Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.”
Der Anayasamiz..Buyrun simdi üstünde konusun maddenin..
Askerligi elestirmek ayri bir sey ama askerligi hedef alarak, insanlari askerlikten sogutmaya calismak aynen bu konuda oldugu gibi hem Anayasal hemde Ceza Kanununa göre suctur..
Birde anlamak isterim, Milliyetcilik duygusundan neden rahatsizsiniz? Gerci hos sordugum sorulara cevap alamiyorum..Konuyu sadece askerligi kötüleyip, insanlari askerlikten sogutmak amaciyla actiginiz icin ne sorsam, ne yazsam nafile..
Zorunlu degil, gonullu askerlik yapilsin diyerek mi sogutmaya calisiyormusum?
Yazdigim seylerin hangisinden bu sonuca vardiniz?
“Ben ulkelerin savunmasini yapacak askerlerin gonulluler ve ciiddi bir egitimden gecirilmis insanlar tarafindan daha iyi bir sekilde yapilacagina inaniyorum. Bir isi birine zorla yaptiridiginiz da mi daha cok verim alirsiniz; yoksa gonullu olarak yaptirildiginizda mi?Bunu bir dusunun… “
G Milat
“Her Türk genci asker mi doğar? Vatan borcu namus(!) borcu mudur?
*20 yasında, henüz hayatı öğrenmeye çalışan gençleri toplayıp -zorunlu olarak- askere sürmek…
*Bir de düğünlerle halaylarla uğurlamak…
*Annesinin “Ölse de oğlum vatan sağ olsun!” demesi…
*Askerliği namusla ilişkilendirmek…
*Bir Mehmetçik gider bin Mehmetçik gelir düşüncesi…
*Bir koğuşta bir sürü insanın doluşması…
*Bozulan psikolojiler, intihar edenler, akli dengesini kaybedenler…
Kim ne zaman soracak “NELER OLUYOR BURADA!” diye?? ”
“Zorunlu degil, gönüllü askerlik yapilsin” dediginiz bir yer göremiyorum..Siz görebiliyorsaniz bana da gösterin lütfen..Konu Basliginizda “Zorunlu askerlik veya zorunlu kölelik!!!” Daha ne diyebilirim ki..
Askerlik düsmanligi yapmadan da konu üstünde konusmak mümkün..Ordumuzda 1992 yilindan itibaren köklü degisiklikler zaten yapiliyor ve yapilmakta..En son sözlesmeli askerlik yasasi Cumhurbaskani tarafindan onaylandi bir kac hafta önce..Sözlesmeli subaylik, astsubaylik, uzman erbaslik uzun zamandan beri uygulanmakta zaten..
Baris zamaninda silah altina alinan askerlerden bahsetmissiniz..Türkiye sizce baris ortamindami? Birakin Türkiye’yi heryerde savas var..Ülkenize karsi dis bir tehdit olacak ki Türkiye her zaman bir numarali hedeftir..Sonra siz diyeceksiniz ki isteyen gelsin vatani savunsun istemeyen gelmesin vatani savunmaya gerek yok..Ne yapacagiz disaridan ihaleyle vatanimizi savunmak icin güvenlik firmalari yada ordularmi kiralayacagiz..Benim mantigim bunu kabul etmiyor..
Ama güneydogu sendromu yasayan askerlerimizden yola cikiyorsaniz, farkli bir baslik acin tecrübelerimizi bildiklerimizi paylasiriz..
Canakkalede hepsi sehit olan 57.alayi bir incelemenizi tavsiye ederim..Canakkaleyi bir inceleyin bence askerlik tukaka demeden önce..Vatan borcu namus borcumu, can borcumu, yoksa bir külfetmi daha iyi anlarsiniz..Su an burda siz askerligi oturdugunuz yerde özgürce kötüleyebiliyorsaniz, o kötülediginiz duygulara sahip sehitlerimiz sayesinde klavyenizin basinda rahatca oturabiliyorsunuz..
Ne bir Türk genci, ne de başka milletten biri erkek/kadın, asker olarak doğmaz. Sonradan öğretilir, “ayy benim tosun oğlummm asker mi olacakmış? ” ne alaka yahu, insanların beynine daha ufacıkken sokuyorlar asker ol! vur kır, savaş v.s..
benim de, bir çok annenin babanın da hatta bir sürü insanın da fikri bu yöndedir mutlak. savaşlar olmasın, insanlar ölmesin… ama maalesef bu fikrin aksini düşünen insan evladı olduğu sürece savaşlar olacaktır. o halde;
Zorunlu askerlik eskiden varmış evet, o zamanlarda henüz bir çok savaş aracı üretilmemiş, insan gücüne ihtiyaç varmış, yada zaman onu gerektiriyormuş. Şimdi artık öyle değil. Etrafına bakarsın, bu işi akıl yoluyla diğerleri nasıl çözdüyse sende kendi ülkenin insanlarını, durumunu göz önünde tutarak bir yol belirlersin… askerliği meslek haline getirmek bence en akıllı çözüm… şimdilik yani:)
Bana sorarsanız askerliğe olumlu yanlarından da bakmalısınız. Hayatı boyunca tanışamayacağınız, öğrenemeyeceğiniz, hatta yiyemeyeceğiniz (öyle fakirler geliyor ki askere) yemekleri yediğiniz, unutamayacağınız günler geçirdiğiniz, bir çok insanın gerçek yüzünü gördüğünüz ve kendinizi beğenmişliğinizi yitirebileceğiniz en uygun yerdir askerlik.
)kapa parantez
Askerlik işi öyle etrafına bakarak kim nasıl çözmüş işi değildir, Delişey. Asker bir ülkenin olmazsa olmazıdır.
böyle sulandırmayada gelmez. Ben de savaşlara kökten karşıyım ama savaş kapıya gelmişse zaten diplomaside
bitmiştir, akıl da ordan uzaklaşmıştır. Artık tek geçerli şey askerin kendi mantığıdır. Ya yenip var olmaya devam
edecektir yada yenilip ölecek veya esir olacaktır. Dünyanın hiçbir askeri bu ikinci yolu kabullenmez.
O nedenlede her yol mübahtır, tek şart kazanmaktır. Sivil düşünceyle buna bir yol uydurmaya kalkarsan
altından kalkamassın. Çünkü yapılan her antlaşma bozulmak için yapılır. Bozan da kardeşin dahi olabilir.
böyle kaypak bir zeminde sadece güç konuşur. Ve ne derse odur. Askerin istencide her daim güçlü olmaktır.
Bakmaz o barışta olmaya. Planlarını hemen şimdi savaşılacakmış gibi yapar. Düşünceside ben öleceğim
öyleyse her şeyden yaşarken payımı almalıyım. O yüzden de bütçeden o pay ona ayrılır. Ayrılmalıdır da.
Bu iş öyle gönüllü işi filan da değildir ayrıca. Hiçbir gönüllü ölmeye yanaşmaz. Bunu askerlik yapanlar bilir
mesela bir iş için çavuş gelir birkaç gönüllü toplamak ister herkes bin dereden su getirir, Çavuş gider biraz sonra
astsubay gelir gazinoya dalar sen sen sen sen sen gelin der, o iş yapılır. Ordaki mantık kendine özgüdür.
Kendine özgü kalmalıdır da.
Amerika gelişmiş bir ülke değil mi ? Yaşam tarzlarını tüm dünyaya yaymaya uğraşırlar.
Bak bir de Amerikan askerine Irak ta defalarca gördük, beş on tanesi basıyorlar evi dayıyorlar evin babasının
kafasına silahı adam secde vaziyeti aliyor kafasını bile kaldıramıyor, bunlar evdeki kadına kıza Allah ne verdiyse
Ama ne diyim aynı adam yıktığı Saddam heykelinin kafasına kafasına terliğiyle vurmuyormuydu ?
ırak ta ki askerlikte biliyorsunuz epeydir gönüllülerden profesyonel olarak oluşturuldu …mubarek olsun.
Amerika da dünyanın gazını almak için üç beş tanesini yargıladı. Hukuk devleti ne de olsa…
Ama benim söylemek istediğim askerin psikolojisinin de mantığının da sivilden ayrı olduğudur. Ve dünyanın her
yerinde de bu böyledir.
benim fikrimse keşke elimde sihirli bir değnek olsa da dünyadaki tüm askerlik kurumlarını kaldırsam.
Ne zavallı bir hayal değil mi?!..
bizim bu G Milat arkadaşta klavyenin başında canı sıkılmış askere “ne oluyor burda” diyesi gelmiş açmış bir
başlık. Zaten 10 dakkada bir bi başlık açıyor. Aslında bu başlık için konuşmaya değmez. Sadece G Milat’ı
öneriyorum gönüllü olması için .
galatalı,
etraf derken dünyayı kast ettim. o kadar da basite indirgemiyorum zaten. tehlike anında her insan, asker olması gerekmiyor korumaya geçer elbet bulunduğu yeri.
ben askerliği meslek haline getirsinler istiyorum. çocuklarımız askere gidip bir kaç ay ateş almayan silahlarla eğitim yapıp dağa ovaya çıkmasın istiyorum. ülkeyi korumak gerekiyorsa bunu profesyonel insanlar (askerler) yapsın diyorum. eline hiç silah almamış elinde kalem tutmaya, klavye tuşlamaya yada başka bişi ile uğraşmaya alışık insanların yerine koyuyorum kendimi…
bir kitap okumuştum Pınar Selek “sürüne sürüne erkek olmak” diye insanların hele hele 20 yaş civarındaki insanların yorumları fln.. ne biliim üzülüyorum işte. savaşlar olmasın evet ama olacaksa orada ülkeyi bu işi meslek edinmişler korusun derim…
askeri olmayan bir ülke yokmu ki? sahiden merak ettim bak şimdi:)
not: sulandırma kelimenizi hafife alma olarak algıladım:)
Zorunlu askerlik
…diye başlamış başlığa yazar ve devam etmiş…
…veya kölelik.
Tek bir itirazım var:
VEYA.
Bence eşittir olmalıydı.
Zorunlu askerlik=Kölelik.
Evet ama Delişey, dünyanın her yerinde bu iş böyle oluyor yani sürüne sürüne.
Biraz daha sabır yavaş yavaş dönüşüyor işte meslek haline gelmeye.
evet doğru algılama,:))
Ben sizden daha yeniyim sitede ama öğrendim artık yazılarını okuya okuya
ne zaman ciddisin ne zaman dalga geçiyorsun, kırgınmısın, kızgınmısın ?
Senin de anlaman hoş tabii :)) benim açımdan çünkü bazen aslında söylemek istediğim başka oluyor
sen kaptırmışsın kendini paso yazıyorsun heyecanlısın yürüyüp gidiyorsun denetlemeden
gönder yorumu, ulan bi bakıyosun yoruma başka anlam çıkıyo. hayda, ayıp ta oluyor tabi
neyse onlarıda öğrenicez elbet. Zaman nelere kaadir değil ki.
HoLa yapma…
Bir dakika yahu?
Ne demek istemektesiniz?
Hola yapma!
Hola ne yapıyor?
Diyor ki:
Zorunlu askerlik=Kölelik.
Neden korkuyorsunuz?
Zorunlu olmayan askerlik olmasından mı?
Eğer zorunsuz askerlikten korkuyor iseniz…
…gönüllü asker bulunamaz demektesiniz.
Bu memleket için gönüllü olmayanlar ordusu ise korkunuz…
…sokayım öyle millete de memlekete de.
Gerçekleri konuşalım…
Kaynakçanız ise HAYATINIZ.
Bir hayatınız var ve bu yazıyı okuyor iseniz bu hayatınız devam etmekte…
Soru şu:
MERT misiniz?
Askerliğinizi yaptınız…ya da yapmadınız.
Ancak çevrenizde askerliğini yapan veya yapmakta olan, illaki, tanıdıklarınız vardır.
Şu bilinir ve de değişmez ki…
…askerliğini yapan siz yada çevrenizdeki birisi…
…herkesin askerlik konusunda bir bilgisi vardır.
Her askere gidenin, askerlik öncesi veya askerlik esnasında, MUTLAKA bir TANIDIĞI veya TORPİLİ vardır…
…bunlar yoksa bile…
…bir MEMLEKETLİSİ…
…vardır.
Yalan mı?
ASKERLİK dediğiniz…
…daha çok kaytarıldıkça, daha az görev yapıldıkça, daha az nöbet tutuldukça, daha çok izne gidildikçe, daha az eğitim yapıldıkça, daha az patates soyulup daha az kenef temizledikçe anılan bir unsur mudur değil midir?
Bana maval okumayın…
Askerlik MERTLİK ile anıldıkça değerlenir, yüceleşir…
…kendinize, eğer asker olmadıysanız, çevrenize bakınız…
…çaktığımın ülkesinde askerlik KAYTARDIKÇA değerli olmakta.
Bana maval okumayın…
Mertlik, burda yazdığımız yazılarla ölçülemez ki. Bana bu soruyu sorduğunuz vakit hayır
mert değilim cevabı alacağınızı ummuyorsunuz herhalde veya başka birisine
adam rahatça diyecektir ki “evet mertim”
mertlik canlı ortamda yaşanılan olaylar karşısında takınacağınız tavır karşısında
başkalarınınsizin için yaptığı değerlendirmenin adıdır.
kendi beyanınızın hükmü yoktur.
Buna karşın mertçe yapılacak bir değerlendirmede bulunacak olursam
tespitlerinizin bir kısmına katılırım bir kısmınada katılmam.
Katılmadığım hususlar, bu kaytarmalar herkes için genellenmiş olmasıdır. Bu işe gönül vermiş bir sürü
insan da var. hakları üstümde kalmasın
askerlik yaparken şahit olmuştum
Memlekette hangi işte özverisiz yapılan çalışma başarılıdır. Her iş özveri ister fedakarlık ister
başarı ancak o zaman anlam kazanır. Her şey pürü pak ta bir tek askerlik mi kölelik oldu.
Her kurumla karşılaştırma yapmanızı öneririm
Benim de sorum şu :
bu ülkede herkes başbakan dahi olabilir. Yeter ki seçme seçilme hakkına haiz olsun
peki herkes subay veya general olabilir mi ?
bu askerlik kurumunun bu kadar kolayca harcanması neden ?
bunlar eğer mavalsa başka sözüm yok.
Kandaki akyuvar hücrelerini gereksiz kıldığınızda, askerliği de rafa kaldırabilirsiniz…
Ya da tüm insanlığın kendi içindeki uzlaşmaz(antagonist) çelişkiler tükendiği zaman, askerlik kurumu kalkacaktır… Ne varki bilimsel olarak böyle bir dünya kanıtlansa bile, ” e, gideceğimiz yer nasıl olsa işte orası madem şimdiden kaldıralım” demek de olası değildir…
Bu çok uzun bir hikaye…
Buna gelene değin çok daha başka işler var… Askerlik yeryüzündeki temel sorunların sonuçlarındandır. Sonuçların gerçek anlamda ortadan kaldırılması ise, temellerin kalkması ile olasıdır…
Ama tartışmak gereksiz değildir…
Askeri harcamalarını sıfırlayan ülkelerin bilimsel ve teknolojik gelişim düzeyleri dikkat çekicidir.
Sovyetleri yıkan etmenlerden bir tanesi de askeri alanlara yapılan harcamalardır.
Bizim ülkemizde de bu alanda alabildiğine yoğun bir israf söz konusudur. Enerji, insan, alet ve makine olarak kayıplar had safhadadır.
Dünyanın silah tüccarları (emperyalistler yani) geri kalmışlığı, çatışmaları körüklemekte ve askeri alanların gerekliliğini sürekli olarak dayatmaktadır… Askeri alanlardaki bir çok yatırımın (“kaldırım” da diye bilirsiniz) nedeni yapay(suni) düşmanlık ve korkulara dayalıdır. Yapayların yetersiz olduğu alanlarda provakasyonlar da devreye girmektedir. Yıllardır Ortadoğu’da kanayan yaraların kaynağı bu durumdur…
Bunlar konusunda “neden” diye soru sorulmalıdır. Ancak sivrisinekleri değil, bataklığı tartışalım…
Ben askerliğimi oldukça sıkıntılı bir bölgede yaptım. Asteğmen ve tim komutanı olarak bir kaç ay dağda bayırda yattım. Takdirnameler aldım. Bir kere mayına bastım, patlamadı. Piyadenin deyimiyle “herkesin kendi mayını vardır” sözüyle o gün tanıştım. Ama ben asker doğmadım, kimsenin beni asker doğmuş olmakla yaftalamasını da kabul etmiyorum. Askerliğe karşı olanları vatanhainliğiyle suçlamakla, ateistleri ahlaksızlıkla suçlamak arasında hiçbir fark yoktur. Bu da başka türlü bir ahlakçılıktır. Torpil aramayan mı var? Ha ha, onlar benim gibilerdir sadece, asıl en çok bağıranlara sormak lazım.
*Sayin Ataan,
“”Zorunlu degil, gönüllü askerlik yapilsin” dediginiz bir yer göremiyorum..Siz görebiliyorsaniz bana da gösterin lütfen..”
yazmissiniz buradan anladigim; yazdigim yorumlari okumayip olayin icine bodoslama daldiginizdir.Sizin icin yapabilecegim hic bir sey yok.Uzgunum…
*Sayin Delisey,
“askeri olmayan bir ülke yokmu ki? sahiden merak ettim bak şimdi:)
” hemen cevaplayayim :)) Evet ordu gucune sahip olmayan bircok ulke var.Bunlar : Andorra, Kosta Rika, Dominika, Grenada, Haiti, İzlanda, Kiribati, Lihtenştayn, Marshall Adaları, Mauritius, Mikronezya, Panama, Vatikan gibi ulkelerdir. Bunlar bunyelerinde askeri sistemi barindirmazlar; fakat gonullu polis, gorevli vb sekilde ulkelerinin korunmalarini saglarlar:) Umarim aciklayici olmustur.
*Sayin Acparantez,
Maalesef ki soylediklerinize katilamayacagim.Gelir duzeyi dusuk olan insanlarin bulamayacaklari yemekleri askeriyede bulduklarindan bahsetmissiniz, peki bu gelir dagiliminin bu denli dengesiz olmasinin nedeni nedir? Askeriyeye ayrilan butcenin kucuk bir kismi issizlere veya ihtiyaci olan insanlara verilse, ne hos olur degil mi… Ayrica kendi benliginizi unuttugunuz bir yerdir, kendi begenmisliginizi degil.
*Sayin Galatali,
Bir subayin gelip bir kogustan veya baska bir yerden insan toplamasi manavdan elma toplamanizdan farksiz bir olaydir.Insana verdiginiz degerin olcutunu goruyoruz.Benim icin insan sizinkinden farkli bir konumda.Insan dedigin kendi secimlerini yapabilen, belirli bir olgunluga geldikten sonra gonullu sekilde istedigi tarafa adim atip hayatini idame ettirebilme ozgurluguna sahip olmasi gereken bir canlidir.(Bu arada her 10dk da bir baslik acip acmadigimi takip etmek icin bilgisayarinizin karsisinda oturmaniza da bir anlam veremedim.Eger bir konuda bir fikriniz varsa buyrun siz de acin, acamiyorsaniz da acanlara karismayiniz)
*Sayin Hola,
:))) acayip katiliyorum sana haha :)))
*Sayin Huseyin Aktas,
Aslinda haksiz sayilmazsiniz.Kismen de olsa soylediklerinize katiliyorum.Ama bakin, askeriyenin amaci ulkelerin savunmasini saglamak olarak belirlenmistir, ne var ki bu amactan zamanla sapilmasinin sonucunda (SSCB gibi askeriyeye ayrilan butcenin orantisizligi) ulkenin sivil vatandasina yapilan haksizligin vatandasi isyana surukledigi bir gercektir.Ama derseniz ki “biz isyan eden sivil halki askerimizle dagitiriz” ona bir sey diyemem.Komunal sisteme gecildigi anda zaten askeriyeye gerek kalmayacaktir(Sanirim siz de ayni seyi farkli yolla soylemissiniz, tam anlayamadim acikcasi) Fakat bu sureye kadar olan donemde insnalari zorunluluga degil de gonulluluge tesvik etmemiz gerek.Yoksa o bahsettigimiz motorlari maviliklere hic bir zaman suremeyecegiz.Yazik olacak bu kadar akan kana… Batakligi kurutmak icin ugrasmaliyiz, kokusunu saklamak icin degil…
Soylemistim ama tekrarliyorum.Yapilan is ne olursa olsun, insanlar kendi istekleriyle yaptiklari iste daha basarili olurlar.Zorlandiklari anda psikolojileri bozulup etrafa teror sacarlar.
Ben Turkiye’yenin (tipki Cin Halk Cumhiriyeti gibi) yeterli sayida gonullu askeririnin olacagina inaniyorum.Bu ulkenin insani askerlik konusunda bu ozveriye sahiptir.Buna inanmayanlar askerligi zorunluluk olarak dayatirlar… Lutfen besikten mezara mantigini artik birakalim.Gencleri daha hayatlarinin baharindayken zorunlu olarak yokusa surerek gelecegin fizikcilerini, filozoflarini, sanatcilarini, muzisyenlerini engelliyoruz, bunun farkinda miyiz?
G Milat
Her Türk asker doğmaz, bazıları filozof doğar
Bazıları doğduğuna pişman doğar
Bazıları zayıf bazıları şişman doğar
Asker dediğin çakı gibi olur, bazıları balta gibi doğar
Bazıları sap doğar, bazıları saman bazıları saf doğar
Bazıları uyanık bazıları gaf doğar
Bazıları doğuştan yanık
Bazıları sonradan bağrı yanık doğar
Her Türk asker doğmaz sözün özü
Bazıları atın dölü bazıları itin dölü doğar
Bazıları daha doğarken ölü doğar…
Türklerin “asker doğuşu” şövenistçe bir yaklaşım olsa da, tarihsel kökenleri olan bir sözdür…
Sayın G Milat,
Nihai hedef ile çakışan bazı tutumları reel yaşamda uygulama olanağı olmuyor… Bunu satır arasında söylemeye çalıştım. Ancak şu kadarını da bil ki, emperyalistler bir ülkeyi gözüne kestirdikleri zaman, yok etmeye çalıştıkları ilk hedeflerden biri onların askeri yetenekleridir… Bu uğurda çocukların oyuncak dünyasını bile etkilemeye çalışmışlardır. Sözüm ona barış yanlısı görünen yaklaşımlarla, erkek çocukların silahla oynamasını kınayan, eleştiren düşünceler ortaya atılmıştır… Yani o denli sinsice çalışmalar vardır… Oysa insanın milyon yıllık evriminde erkek avcıdır ve bu yüzden erkek doğan bir çocuğun oyuncakları savaş araçlarını taklid etmiştir… Oyunlar çocukları yaşam hazırlayan ilk etkinliklerdir… Ben kendi oğlumu 4 yaşında tüfek ile tanıştırdım. Sapan ile tanıştırdım… Şu anda 10 yaşında ve oyuncak tabancasının plastik mermileri ile lambaları yakıp söndürüyor… Benim ocağımı söndürmek isteyenlere karşı böyle yetiştireceğim…
Yani, bir gün savaşlara gerek yok biliyorum, görüyorum, ama adamın derdi o değil…
Her insanın askere alınması doğru değil… Her hücrenin akyuvar olmayışı gibi… Eğitimde boy gösteren sorunlar gibi bu konuda da “yatkınlık ve gönüllülük” esas olabilir, dikkate alınmalıdır…
Aslında askerlik kurumu, askerliğe elverişili olmayanları ayıran bir sisteme sahiptir; çürüğe çıkarırlar… Bu sistem derinleştirilmeli, sadece fiziki ve ruhsal engellerin değil, yetenek ve benzeri olguların da askerlikten ayrı tutulmaları sağlanmalıdır. Yani bir bilim adamının 1-3 tuvalet nöbeti tutmasındansa labaratuvarda çalışması daha yararlı olabilir ve böyle bir uygulama gençlerin bilime olan eğiliminde de teşvik edici olur…
Hiç olmazsa temel eğitimden sonraki sürede askerler üretime katılmalı diye düşünüyorum… Hiç olmazsa ağaç dikmeliler, bu memleket odunla bile kurtulur…
Herkesin bağlama çalamayacağı gibi herkes tüfek de kullanamaz… Ölmek ve öldürmek zor iştir… Gerekli de değildir esasen… Bu konuda zorlamak doğru olmadığı gibi, aksi propaganda içinde, emperyalistlerin bakışı ile aynı potada olmamak gerekir… Ben bir süre daha bu dünyada silaha gereksinim duyuyorum… Çünkü uzlaşmayan çelişkilerin tek çözümü şiddettir!…
Ben gelmedim dava için
Benim davam sevi için
Dostun evi gönüllerdir
Gönüller yapmaya geldim, diyor Yunus…
Ben de “Yunus gibi gülümseyerek” açmıştım dünyaya gözlerimi… Ama gözlerimi kör edecek denli bir yangına karşı, silah çekmekten başka çaremiz kalmadı… Ben gözlerimi açarken, Hiroşimada öleli bir on yıl kadar olmuştu, çocukluğum ise Vietnam ile yandı kavruldu… Irak ile içim paramparça…
Sen hangi askerlikten bahsediyordun?…
G Milat,
“” *Sayin Delisey,
“askeri olmayan bir ülke yokmu ki? sahiden merak ettim bak şimdi:)
” hemen cevaplayayim :)) Evet ordu gucune sahip olmayan bircok ulke var.Bunlar : Andorra, Kosta Rika, Dominika, Grenada, Haiti, İzlanda, Kiribati, Lihtenştayn, Marshall Adaları, Mauritius, Mikronezya, Panama, Vatikan gibi ulkelerdir. Bunlar bunyelerinde askeri sistemi barindirmazlar; fakat gonullu polis, gorevli vb sekilde ulkelerinin korunmalarini saglarlar:) Umarim aciklayici olmustur.””
bende bakındım biraz bu soruyu sorduktan sonra, Wikipedia sağolsun 🙂
sen de sağol tabi uğraşmışsın bilgilendirmek için beni emeğe de teşekkür de…
bu saydığın ve benim de araştırıp bulduğum ülkelerde sanırım askere ayıracak bütçe olmadığından asker yok gibi geldi bana. bir de genelde iç güvenliği sağlamak ve sınırları korumak amaçlı küçük bir koruyucu güç bulundurmuşlar köşelerinde, bir çoğu da başka askeri gücü olan ülkelerin koruması altında fln fln…
şimdi buradan çıkan sonuç bana göre, yeniden üç beş kere düşündüm ama ilk fikrimden bir adım geriye gidemedim, geçemedim her niyeyse:)
askerlik meslek olmalı, bu mesleği tercih eden insanlar uzman eğitimi almalı.
NOT: sade delişey de olur, delişeyciğim olur, sevgili delişey olur, delişeycik olur, delişeyim olur… (sayın’a gerek yok pek) yanlış anlamam bu etiket meselesini:P
bir bilgi paylaşmak istiyorum sıcak ve gerçek ilk ağızdan hemde:)
bizim ofiste çalışan yaklaşık 25 yaşında askerliğini yapmış iki vatandaş. sordum :
… sizce askerlik zorunlu mu olmalı, mesleki eğitim mı?
cevap:
“kesinlikle zorunlu olmalı!! meslek olarak bakarsan bir muharebe zamanında seni karşı taraf satın alabilir. paranı öder şartlarını iyi sunar önüne, sende ben bu işi profesyonel olarak yapıyorum (para için) kim daha çok öderse ona savaşırım onu korurum diye düşünürsün. askerlik bir harp etme, öğrenme ve öğretme sanatıdır.”
verdi…
ahh ahh her şeyin …okunu çıkarabilir miyiz? bu da bir bakış açısı paylaşmak istedim:(
*Deliseyccciiiiiiiiiiiim, Deliseyiiiiiiiiim 😛 bana A desen de olur B desen de olur, bnm icin de fark etemez isim… Hatta adim G Milat olmasina ragmen,G Milad denir gelede, olsun yani sorun degil :))
Bu bahsi gecen ulkeler konusunda haklisin; sordun diye kisaca ozet gecmek istemistim… Askerlik kesinlikle bir meslek olmali, ben de oyle dusunuyorum.Cunku insanlar gonullu olarak yaptiklari isi daha iyi yaparlar… Birakalim da insanin kendisi karar versin asker olmayi isteyip istemedigini, degil mi yani….
*Huseyin Bey,
Size kismen katildigimi belirtmistim; ama savaslari yaratanlar insanlardir.Bizler savasci yetistirdigimiz muddetce savaslarin da ardi arkasi kesilmeyecektir.Bir noktada haklisiniz, Dunya’da zaten savas varsa savasci da yetistirilmeli. Ben yine de kisinin kendi secimi olmasi gerektigini dusunuyorum.Tufek tutmaksa ogrenmek istedigi, ileride mantiksal olgunluga varinca kendisi ogrenebilir.Ben 17 yasimdayken ogrenmistim kendi istegimle tufek kullanmayi, atis yapmayi.Benimkisi avcilik hevesiydi, o ayri bir konu:))
Insan ne yaparsa yapsin kendi arzusuyla yapmali. Askerlik, copculuk, muhendislik, yazarlik….
G Milat
G Milat dansözlük yapmayi birak…Gönüllü askerlik söylemlerini benden kac mesaj sonra yazmissin iyi bir bak bence..Kivirma..
Konuyu acarkenki söylediklerin artik gecerli degil sanirim, inkar ettigine göre..Alistim sizlerin kivirmalariniza gerci..
Ya yasinizin sahibi degilsiniz ya da cidden 12 yasindasiniz.yorumlarinizdan yapabildigim tek cikarim bu…
Sizin benim yorumlari okumadiginizdan da artik eminim…
G Milat
“Bizler savasci yetistirdigimiz muddetce savaslarin da ardi arkasi kesilmeyecektir.”
Tümcen Hegel’in diyalektiği gibi duruyor, G Milat… Yani “tepe üstü”…
Oysa şöyle bakmak daha doğru; savaşı yaratan koşulları yok etmediğimiz sürece savaşçı yetiştirmek zorundayız.
Savaşçı yetiştirmek savaş nedeni değildir!
Savaşçı savaşın gereklerindendir ama savaş savaşçı için gerekli değildir… Ve bir savaşçı için belki de en son gerekli olan şeydir savaşmak! Bunu da en iyi sıcak savaşı yaşayanlar bilir…
Çünkü gerçek bir savaşçı aynı zamanda sanatkardır…
Savaşçılık önce doğaya karşı başlamıştır ve gereklidir de…
Ancak insan ne zaman ihtiyacları için başka insanları avlamaya başlamışsa dananın kuyruğu orada kopmuştur… Neşterin atılacağı yer orasıdır… Bu neşter için bile günümüzde savaşçıya gerek vardır… Gerçek bir barış için henüz savaşmak zorundayız… Hem de yalnızca askeri alanda değil, her alanda… Bu topyekün savaşın yalnızca bir bölümüdür askerlik… İnsanın insanla savaşı bittiğinde bile askeri örgütlenme bir dizi nicel-nitel değişimlerle varlığını sürdürecektir… En azından doğal felaketlere karşı kullanılabilir bir örgütlenme olarak…
İlk yazımda “bu hikaye uzun” dedim… Gerçekten uzun…
Savaşçı doğaya karşı savaşır ha ?
Savaşçı demeyim de İNSAN diyeyim; doğayla bütünleşendir savaşan değil…
Kendinizi korumak için dahi diğerinin alanına girersiniz. Sizin olmayan alanda, “benim” diyerek savaşır durursunuz. İşte insan… Savaş fikriyle yoğrulmuş, ataerkil evlat…
Agnostik, yazdığına şöyle bir geri çekilip de baksan?…
Başlangıçta bu kentler yalnızca binalardan, yollardan, arabalardan oluşmuyordu, yırtıcılar vardı, doğal felaketler vardı, korunmak zorundaydı insan dediğin de… Ama insan dediğinin hepsi bunlara karşı savaşmadı, savaşçıları savaştı… Siz de bu yüzden “Savaşçı demeyim de İNSAN diyeyim” diyorsunuz… Savaşçı derseniz zorlanacaksınız çünkü…
Ancak dediğiniz aynı zamanda savaşçı için de geçerlidir. Savaşçı doğayla bütünleşmeyi bilemezse, ona karşı savaşamaz da. Savaşçının doğa ile savaşımı, onun doğa ile bütünleşmesine engel değildir. İki durum birbirini reddetmez. Savaşçının savaşımı doğayı mahvetmek için değil, kendini var etmek içindir. Savaş deyince usunuza yalnızca devletler arası savaş gelmesin… Bu savaşlar insanın ilk savaşının “yabancılaşmış” halidir… Kavram ve değerleri karıştırıyorsunuz bence…
Kaldı ki, insanın insanlaşma serüveni süresince doğaya gailp gelme bilinci hep hakim olmuştur. Doğaya ait olma, doğa ile uyum sağlayıp bütünleşme bilincinin, ilkel kabilelerde izleri varsa da, şimdi şimdi bu bilinç yendien insanın gündemine oturmaktadır. Yoksa günümüze değin İNSAN doğayı sürekli mahveden olmuştur… Bu onun savaşçılığının savaşçılığına bir yabancılaşmasıdır da aynı zamanda…
Karada ve denizdeki av hayvanlarını tüketen avcılar değil, kar hırsının peşinde onları depolamaya çalışanlardır… Onlar avcı ya da savaşçı olmaktan çok uzaktırlar…
Ne alaka “ataerkil evlat”?…
Hiç kimse asker filan doğmaz…kendiliğinden de olamaz.
Asker edilir. Asker olmak sıkı bir öğreti/eğitim olayıdır.
Bendeniz askerlik gereksiz bir müessese demedim.
Gönüllü ve bedelli (maaşlı) olmalıdır dedim.
Mecburi askerliğin sonuçlarını görmektesiniz…
…üç beş çapulcu tarafından bile keklik gibi avlanmaktalar.
Keşke terörist köpekler olmasaydı, ülkenin bütünlüğüne karşı; o zaman vicdani ret olsaydı…
Keşke ortadoğu yanmasaydı; gerektiğinde o gücüyle caydırıcı ordumuza fazla ihtiyaç kalmazdı ve tek rekabet ekonomik alanda olurdu…
Keşke düşünceler zamanı geldiğinde ortaya çıksa ve engel olunamasaydı da, şimdi ki düşüncelerin bir oyun olduğunu düşünme ihitmali kalmasaydı….
Oturup “keske” diye yakinmasaydik keske. Dusunceleri ozgurce ifade edebilmek ve bireyin her konuda kendi secimini kendisinin yapabilecegi bir dinamik olusturabilseydik.
Sorun terorizmin var olmasi mi; yoksa bunu var eden etkenlerin var edilmesi mi? Insanlarin piyonlastirilip kullanildigi bir cizgide ileri geri oynatildigi bir duzenin tam da orta yerinde inliyoruz.
Inliyoruz… Inliyoruz.. Inledikce susuyoruz; sustukca inletiliyoruz.
Bravo (bize!!!)
G Milat
”Şu anda Türkiye’de vicdanî ret hakkı vardır” -S. KÖYBAŞI
“Neden? Çok basit bir mantığı var bunun: 1- İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’nin (İHAM) kararları İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (İHAS) parçasıdır. Bu hem İHAS’ın 46. maddesinden kaynaklanır, hem de Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin kararların yerine getirilmesini takip etmesinden. 2- İHAS, 1982 Anayasası’nın 90. maddesinin son fıkrası uyarınca kanunlarımızdan üstün konumdadır. Dolayısıyla İHAM kararları da kanunlarımızdan üstündür. 3- Sonuç: İHAM’ın Bayatyan kararı Askerlik Kanunu’ndan üstündür.”
Bedelli askerliğin gündeme gelmesi nedeniyle Bayatyan kararının Türkiye’nin vicdanî ret hakkını inkar eden konumunu nasıl etkileyeceğini bir kez daha ele almak istedik ve konu hakkında yakın zamanda akademik bir makale yazan bir hukukçuyla, Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Araştırma Görevlisi Serkan Köybaşı’yla konuştuk.
Hükmet: Gündemimizde bedelli yok
Askeri ‘disko’lar tarihe karışıyor
Savaş kime yarar? -S. M. Değirmencioğlu
Vicdani Reddimdir -Z. Özgökçe
Mısırlı vicdani retçi Sanad açlık grevinde!
Türkiye’nin vicdani ret hakkını tanımama politikası tamamen çöktü
Ümit Şahin • 09/09/2011
Bütün Türkiye bir kez daha bedelli askerliği tartışırken, hükümet ve ana akım medya Türkiye devletinin de artık vicdanî reddi bir insan hakkı olarak tanımak zorunda olduğunu hala ağzına almıyor. Oysa İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM – ya da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi AİHM) kısa bir süre önce aldığı Bayatyan kararıyla Türkiye’nin de vicdanî ret hakkını tanıması gereğini bir kez daha ortaya koymuştu.
Ermenistanlı bir vicdanî retçi olan Vahan Bayatyan’ın başvurusu üzerine süren yargılamadaki kararını Temmuz ayında açıklayan İHAM, Ermenistan’ın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin düşünce, vicdan ve inanç hürriyetini düzenleyen 9. maddesini ihlal ettiğine karar vermişti.
haberin devami ve ayrintilari icin : tiklayiniz(askerlik)
G Milat