… Başlıksız

Kendimizi tanımamızın yolu, ruhumuzu ve bedenimizi anlamak… Farkındalıklarımızın farkında olmak… Ve bu bilinçle şifrelerimizi çözebilmek…

Belki de mutluluk diye bir şey yok. Evet, evet mutluluk değil hissettiğimiz. Bu hissettiğimiz sadece motivasyonun bize bıraktığı sonuçlar ve seçtiğimiz yaşam şekli. Büyük hataları, küçükleriyle değiştirmek koşulu ile başarıyı geçici bir süre de olsa yakalayabilmek… Ama sıfır hata yok. Bu çok hayalî bir düşünce… Sıfır hata!

Ve doğru yaşama biçimi diye de bir şey yok. Doğru kimin doğrusu ve kime göre doğru? Doğru yaşama şekli için kesin bir kanıt yok, tıpkı yaşamın anlamının da kesin bir yanıtı olmadığı gibi.

Topluma uyum gösteren davranış biçimlerini benimsediğimiz sürece, doğru insan olma yetisiyle etiketleniyoruz. Parmakla gösterilir duruma geliyoruz. Peki ama topluma uymayan, kendi doğruları olan, kimseye de herhangi bir zarar vermeden yaşayan insanlar yanlış insan mı?

Yok, yok aslında bu insanlar sadece sıra dışı. Hatta hatta bunlara ruh hastası diyerek soyutluyoruz. Yani toplumsal uyumsuzluk gösteren, ama kimseye de zarar vermeyen insanları ayırıp, toplumsal yararlılığı, ruhsal sağlığın ölçütü yapıyoruz. Ve ne acıdır ki birçoğumuz bu insanları tanımadan, anlamadan izlemeleri gereken yol ve inanç şekilleri için ahkâm kesiyoruz.

Hayatın acı tatları o kadar çok ki.

Belki de bu yüzden, ara sıra üzerimize iri taneli tozşekerler serpiştirmek gerekiyor.

Ayşe’den,

8 yorum “… Başlıksız”

  1. Deli şey çok haklısın.insanlara bakış açımız tamamen toplumun doğrularına göre oluyor (genelde).Çok nadir insan toplum normlarında yaşamayan ama toplumada zararı olmayan böyle insanlara objektif bakabiliyor.Ve bu bakışın genelde tek sebebi oluyor onlar da bu normlara uymayan düşünüş biçimleri var.ve öyle yaşıyorlar.

    “Belki de mutluluk diye bir şey yok. Evet, evet mutluluk değil hissettiğimiz. Bu hissettiğimiz sadece motivasyonun bize bıraktığı sonuçlar ve seçtiğimiz yaşam şekli. Büyük hataları, küçükleriyle değiştirmek koşulu ile başarıyı geçici bir süre de olsa yakalayabilmek… Ama sıfır hata yok. Bu çok hayalî bir düşünce… Sıfır hata! “

    Evet sıfır hatayı aramak zaten mükemmelliyetçi bir kişiliğin ürünü.Böyle bir insanın mutlu olma şansı az.Mutluluk dediğiniz şeyi yakalayanlar var olana şükredebilenlerdir.Ne kadar bilgi o kadar mutsuzluk getirir.BU demek değildir ki bilgi kötüdür mutluluk daha iyi.Sadece seçimine bağlı.Matrix deki gibi mavi hapı mı ,kırmızı hapı mı seçeceğimize kendimiz karar vereceğiz.Ben şahsen hep kırmızıyı tercih ettim.Ve mutsuzlukla arkadaş oldum.Bu bilgilerim ve bunları tartışmam buna göre yaşamam topluma zarar vermiyor. ama benim düşüncelerimi doğrularımı gerçekten bilseydi çevremdekiler.inan işsiz kalırdım

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  2. Gabriel,

    “Normal yaşam koşulları içinde düşündüğümüzde, yetişkin insan kendi mutluluğundan sorumlu olmalı. “ dedi bir arkadaşım. akşam sohbet ederken.

    Peki, normal yaşam koşulları nedir ki? Kişisel bütünlük, topluma uyumlu yaşayıp kişisel kimlik arayışında tamamlanma, ruhsal doyum, bedensel doyum, daha büyük bir ev, daha lüks araba, daha konforlu bir yaşam, iyi bir evlilik, başarılı çocuklar filan olsa gerek!

    Tüm bunlar varken de mutsuz olan insanlar tanıyorum. Hatta tüm bunların sağladığı mutluluğun her an tehlikede olabileceğini de biliyorum. Bazen olumsuz duyguların kontrolü altına giriyoruz. “Duygu durum bozukluğu!” diyor psikologlar. “Koşulların etkisine duyguların tepkisi” diyorum ben de… İnatla karamsarlığa itekliyor insanı bu olumsuz süreç… Mutsuzluk için iyi bir sebep:)

    Sizin şükretmek diye nitelediğinizle ilintili, ben kabullenmek diyorum. Kabullenmek beklide mutluluğa ulaşmak için bir adım olabilir. Motivasyon ve kendine ikna ile an içinde yaşanacak mutluluklar olabilir. Lakin bana göre hayat mutlu olmak için uygun bir yer değil gibi:) bu yüzden hemen erimemesi için iri taneli toz şekerlere ihtiyaç var.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  3. Benim bu toz şeker konusunda iyi bir yardımcım var. Eşim ekiyor bütün toz şekerlerini.Hem de iri taneli.Ama bazen bu bile yetmiyor.Kendi toz şekerlerimi bir türlü ekemiyorum.Gerçekler bu kadar yakın bilgilere sahipken bu olamıyor.(gerçeklere yakın diyorum çünkü bilimde son nokta hiç yok)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  4. eşinize sevgiler gabriel,

    valla haklısınız bazen yetmiyr. öyle bi ruh hali varki şimdi bende değil iri taneli toz şeker kesme şeker, hatta şekerin çuvalını geçirsem kafamdan aşağı sanırım bi fayda sağlamayacak… öyle yanii…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  5. sanırım benim de iri taneler eken bir eşe ihtiyacım varmış, delişey 🙂

    “Doğru yaşama şekli için kesin bir kanıt yok, “

    kesinlikle yok. Başkalarının doğru dedikleri, bana yanlış geliyor. Dolayısıyla benimkiler de onlara. Çatışmalı sürdüyorum hayatımı. Zaten savaşsız bi dünya da yok.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  6. Sevgili delişey, bence “mutluluk” bir hayal olmadığı gibi, aranması durumda uzak olduğumuz şeydir. Mutluluk tüm beklentilerin sıfıra indiği, kendimizi olduğumuz gibi kabullendiğimizde kendiliğinden gelecek bir şey bana göre.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  7. spartacus en kısa sürede o şekerlemeye ulaşman dileğimle:) zira zaman çabuk geçiyor!

    doğru yaşama şekline gelince, ben bu konuda hep iç sesime güvendim. aklımla iç sesimin kavgası beni helak etsede aklım hep yeniliyor yüreğime biliyor musun?:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  8. ned, güzel yürekli dostum :))

    o denli haklısınki…

    kendini kabulleniyorsun orada bir sıkıntı yok, kabullenemediğin koşulların fakirliği cılızlığı:( hayatın içinde olduğun sürece mutluluk tatlısından da yemek istiyorsun elbette. özlüyorsun onu çünkü lezzetini biliyorsun ama çok pahalı yahu!!!

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.