Bilen söyledi, söyleyen bilemedi onu

Zamanın öncesinde, zamandan önce mekandan önce bir an diliminde var oldum. Sonra parçalandım. O günden beri diğer yarımı arıyorum. Kimi an bulduğumu sandığım an yitirdim. Bu aynı yıllar önce gördüm unutulmaz özlem dolu ve tarifsiz bir rüyadan ayrılmak gibiydi. Ama kaybettiğim ne bir rüya ne de başka bir şey, tarifsiz olan kendi diğer yarımdı. Var oluştan bugüne kadar arıyorum. Dediğim gibi kimi zaman tam buldum yakaladım, artık eksik olmak zorunda kalmayacağım dediğim an işte o an kaybettim hep. Yarım olan ben yine özlem zinciriyle kalbime hapsoldum. Çekildim kimseyi almadığım mağarama. Asırlar var ki hiçbir an onu unutmuş olayım. Asırlar var ki içimdeki ateş sönsün, küllenmiş olsun. Beni bu alemde ayakta tutan o yarımı bulmak umudu oldu. Hiçbir madde, hiçbir nesne bundan alıkoyamadı. beni. Ben ilk var oluştan bu güne var oluş sebebim ayrılan yarımı bulmak ona kavuşma serüvenim içinde o tarifsiz “aşk ateşi”ni duyumsayıp, her bulduğumda kaybederek o “aşk ateşi”ni diri tutmak. Karşıma çıkan herkese sordum onu, bilen söyledi, söyleyen bilemedi onu.

15.12.2009

Bir yorum “Bilen söyledi, söyleyen bilemedi onu”

  1. “Aşk” zamanın öncesinden bugüne kalan, var oluşumuzun sebebi, amacı ve biricik gayesi. “Aşk”la var olduk yine “”AŞK” la yok olacağız. O arada yaşadıklarımız tecrübelerimiz, tecrübelerimizden artanlar yaşadıklarımız olacak. Yaşanılan aslında hep “aşk” uğruna.

    16.12.2009

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.