Bilgi ve Düşünce

Bir kişinin bilgisini ölçmek kolay. O’na konuyla ilgili sorular sorarsınız ve cevaplarına göre bilgisini değerlendirirsiniz.

Peki bir kişinin düşünce biçimini veya düşünme şeklini ölçmek için ne tür sorular sorardınız? Cevaplarını nasıl değerlendirirdiniz?

52 yorum “Bilgi ve Düşünce”

  1. sayın deli;
    Aslında bu konu benim ilgi alanıma giriyor. Ben soru sormaktan ziyade herhangi bir koudaki düşüncelerini ifade etme tarzını gözlemlerim. Bilgi ölçtüğünüz sorular, aynı zamanda onun düşünce tarzını ölçebileceğiniz sorular olabilir.
    Ancak karşıdaki kişinin kendini ne kadar ifade edebildiği de önemlidir.
    Açık ve net olmayan anlaşılmak yerine ego tatmini içerisinde olan insanlar veya düşüncelerini %50-%50 yazanlar , konuşanlar anlaşılması zor insanlardır.

    Benimde fifty -fifty olduğumu söylerler, ancak bu durumu fark ettiğimde kendimi düzeltmeye çabalarım en azından.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  2. İnsanların nasıl düşündüğünü test edebileceğimiz sorular var. Hatta geçenlerde konuşmuştuk. Barometre ile apartmanın yüksekliğini nasıl ölçersiniz sorusu üzerine.

    Mesela bu soru bilgi ölçmek amacıyla sorulmuştur ama verilen cevap düşünce yapısını ortaya koymuştur.

    Mesela örnek bir başka soru.

    Diyelim ki elinize bütün imkanlar sunuldu. Ağrı dağını 100 kilometre batıya taşımanız isteniyor. Nasıl bir taktik izlerseniz neler yaparsınız en ekonomik çözümü nasıl bulursunuz?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  3. “Ağrı dağını 100 kilometre batıya taşımanız isteniyor. Nasıl bir taktik izlerseniz neler yaparsınız en ekonomik çözümü nasıl bulursunuz?”

    Evet güzel bir soru imiş mesela bu soruda şöyle bir yol izlenebilir;

    Öncelikle tekrar bir soru sorulur soruyu sorana,

    “Ne zaman ?”

    diye..
    Ondan sonra bulunduğunuz saniyeden itibaren gereken süre kadar “beklenir”

    Her meridyen arası 4 dakikalık süredir, ekvatorda iki meridyen arası 111 km ise, doğru orantı ile Ağrı dağının konumunda iki meridyen arası kaç km ye denk geliyor ve 100 km için ne kadar süre beklemek gerekiyorsa “Ne zaman ? ” sorusuna verilen cevaptan o kadar süre kadar önce şimdi taşıyorum denir ve tam o zamanda Ağrı dağı 100 km taşınmış olur …

    Sizce de bu en ekonomik çözüm olmaz mı ?
    :)))))

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  4. Soruyu bu şekilde çözersen düşünme biçimininde biraz çakallık olduğunu anlar ama bilginin olmadığını fark ederim. Çünkü dünya, batıya doğru değil doğuya doğru döner.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  5. 😀

    Bilgi o kadar değerli değil demiştiniz bir başka yorumda, yanlış mı hatırlıyorum acaba , bilgi değil dikkat eksikliği derdim ben buna, işaret değiştirip yola devam ederim. Uzayda baktığınız yere göre aşağısı ile yukarısı arasında sadece bir işaret farkı vardır. başaşağı bakıyorken , tersinden bakarsan soru istediğiniz şekle girer.

    ayrıca çakallık nedir burada ?
    zaten bu dünyaya nereden baktığınızla ilgilidir ? Ben Dünyaya onun yörüngesi üzerinde bir noktadan bakıyorsam bunda sorun nedir ?
    Siz yerden yükselmemişseniz. Referans noktanız 3 boyutlu dünyada değilse , kenndinizi evrenin merkezi olarak görüyorsanız benim kabahatim nedir ?
    Ben niye Çakal oluyorum ki ?
    🙂
    Siz bence Güneş oluyorsunuz bu durumda…
    Ben o yörüngede ve istediğim pozisyonda iken Ağrı dağı istediğim yere taşınabilir. BANA göre..

    Bakın bende yaptım şimdi, MERKEZ olma işini.. :)))))

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  6. Hani deseydin ki

    “o zaman 24 saat eksi 4 dakika bekleriz” yine bir umut vadederdi düşünce biçimin.

    Ama hala çakallık* peşindesin.

    Dünyanın doğusu dönüş yönündedir, batısı ise aksi yönde. Senin nerede durduğun veya nasıl durduğunla bir alakası yoktur. Nereden baktığınla da bir alakası yoktur. Gözlemciyle alakası yoktur yani. Yine yanlış bilgiler devam ediyor bol gülücük eşliğinde…

    • Bunu kötü anlamda kullanmıyorum, beynini zorlamayan, kolay yol arayan anlamında kullanıyorum.
    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  7. Evet haklısın;

    Bilgi yanlış ve eksikte olsa mantık güzel ama değil mi ? 🙂
    Zaten bilgi değil, yöntem önemlidir bilimde, o gelip geçici bir şeydir.

    • Çakallık konusundaki kastınızı anladım, teşekkür ederim.
      Ama bu Occam’ın usturası için geçerli olan şekil değil midir. ?
      Occam da mı Çakaldı yani ?
      🙂
    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  8. Tanrı kavramı hakkında ne düşündüğünü (inanıp inanmadığını değil) sormak iyi bir başlangıçtır.

    İkinci olarak “tarih tekerrürden ibarettir” sözünden ne anladığı..

    Ardından “insan maymundan geliyorsa şimdiki maymunlar neden insan olmuyor” sorusundan ne anladığı..

    Ve son olarak, çift yarık deneyinden ne anladığı..

    %25 yanılma payıyla kanaat edilebilir:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  9. Sayın gamaro ;
    Bahsettiğiniz sorulara verilebilecek cevaplar kişinin sadece o konu hakkındaki düşüncelerini öğrenirsiniz, bunlar size o kişinin düşünce biçimi hakkında nasıl bir fikir verebilir ki ?

    Herhangi bir soruya verilen cevap , sizinki ile aynı olmasına karşın, sizinle aynı düşünce biçiminde olmayabilir kişi, sonuç ona ulaşan yolun aynı olduğunu göstermez yani,
    Mesela yukarıdaki soruların bir kısmına sizinle aynı cevabı verip, sizden tamamen farklı düşünen hatta sizinle karşıt görüşte olan biriside olabilir.

    Burada şöyle bir önyargı devreye girer. Doğru sadece benim düşündüğüm şekildedir. yani tek bir yolla benim ulaştığım sonuca ulaşılabilir. Dolayısı ile bu sorulara verilen cevaplar benimkilerle aynı ise, düşünce şeklide benimki gibidir.

    Ancak bilimsel yöntemi kabul eden bir kişi için bu kadar önyargılı olmak herhalde doğru değildir. İşte bu yüzden, size daha önce söylediğim kelimelerin arasındaki boşluklara bakmalısınız.

    Diğerleri önyargı içeren sorular olarak kabul edilebilir ancak
    Çift yarık deneyi ile ilgili sorunun nasıl bir ayraç olabileceğini merak ettim.
    Bu deney ile ilgili olarak düşünme şeklinin neden belirleyici olduğunu düşünüyorsunuz ?
    Veya siz bu deney hakkında ne düşünüyorsunuz ?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  10. Soracağım kişinin yaşı da önemli gerçi ama şu soruları sormuşumdur hep.

    Piramitlerin boyunu nasıl ölçersin?
    Bundan 2000 yıl önce yaşıyor olsaydın dünyanın çapını nasıl bulurdun?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  11. Evet yaşı önemli ama bir şey daha var,
    daha önce bu soruların cevabını bilip bilmediği,
    eğer zaten biliyorsa sizin yanılma olasılığınız artar,
    o sebeple sorular özgün olmalı…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  12. Vaay, gamaronun sorularını takdir ettim.

    Sonsuzun soruları gerçekten vasat. Sorduğu kişinin cevabını bilip bilmediği hemen anlaşılır da fazla alternatifi yok sanki.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  13. Son zamanlarda sorduğum en baba sorulardan birisi şu:

    “Eğer programlanmış bir robot olsaydın bunu nasıl anlardın?”

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  14. Sayın xenix ;

    Bu soruyu beğendim, güzel bir soru,
    Cevabı şöyle bulabilirdim sanırım.
    Programlanmış bir robot, neden var olduğunu sorgulama ihtiyacı içerisinde olmazdı.
    Çünkü onu programlayanın böyle bir derdi olmazdı.
    Ölüm korkusu olmazdı, Yaşamdan keyif almazdı, çünkü ne amaçla programlandı ise onu yapmakla yükümlü olurdu. gereksiz program fazladan işlem yüküdür. Enerji ve kaynak israfıdır.

    Direkt amaca yönelik program yazılır, dolaylı kullanım robot için veya onu kullanan için gereksizdir. Enerjinin korunumu yasası.. Minimum enerji seviyesinde kalmak gerekir.

    Amaç ve anlam konusunda düşünmezdi, buda gereksiz bir programdır, sonsuzluk özlemi olmazdı.
    hayatta kalmak veya kalmamak önemli olmazdı. Aslında bu konu hakkında herhangi bir şey düşünmez ve yapmazdı.

    Programlayan için önemli olan bu gibi kavram ve değerler programlanan için anlamsız şeylerdir. Programlanan kendisinin ne için var olduğunu araştırmaz. Bunun programı yapana herhangi bir faydası yoktur.
    Yaptığı şeylerin anlamlı bir bütünlük içermesi gerekmez. Bu şeylerin anlamı , ancak programlayan için vardır. Programlı robot bunları düşünürse amaca hizmet edemez.
    İnsan ; bunları yapmıyorsa programlanmış bir robot değildir.

    Ama sadece hayattan zevk alıp mutlu olmak için yaşayanları , yani yemek için yaşayanları bu kategori dışında tutabiliriz. sanırım mekanik ve programlanmış bir robota çok benziyorlar. 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  15. “Her meridyen arası 4 dakikalık süredir, ekvatorda iki meridyen arası 111 km ise, doğru orantı ile Ağrı dağının konumunda iki meridyen arası kaç km ye denk geliyor ve 100 km için ne kadar süre beklemek gerekiyorsa “Ne zaman ? ” sorusuna verilen cevaptan o kadar süre kadar önce şimdi taşıyorum denir ve tam o zamanda Ağrı dağı 100 km taşınmış olur …”

    “Madem dünya dönüyor niye zıplayınca olduğumuz yere düşüyoruz” diyen cardinalleri anımsadım. Demek ki xenix’in sorusu amacına çok iyi hizmet ediyor.

    gamaro’nun soruları ise gerçekten turnusol niteliğinde. Bu sorulara gelen cevaplar benim için de ayırtedici niteliktedir.

    Ben ise tanrıya inanıp inanmadığını sorarım. Bu mem, birçok başka mem’i doğrudan etkiliyor dolayısıyla gelen cevap, önemsediğim o birçok başka sorunun da yanıtını vermiş oluyor. Örneğin gamaronun 1,3 ve 4 numaralı sorularına gelecek cevapları çok ufak hata paylarıyla tahmin edebilmemizi sağlıyor -bana göre-. gamaro’nun 2 numaralı sorusunu da önemsediğimi söylemiştim… ama ben kişilerin bu soru hakkındaki cevabını başka türlü arıyorum ve ne bunu ne de gelen cevaba göre verdiğim tepkimi söylemek istiyorum, birçok kişi üstüne alınıp bana hakaret ve küfredebilir 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  16. Hani bakınca başka, bakmayınca başka..

    Derler ya:)

    1. soru: merak ve şüphecilik için bire bir.
    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  17. xenix demiş;

    “Son zamanlarda sorduğum en baba sorulardan birisi şu:

    “Eğer programlanmış bir robot olsaydın bunu nasıl anlardın?”

    Wall E isimli bir animasyon film var. Hurdaları paketlemeye programlanmış bir robot. Dünyada yaşam yok olduğu halde hala çalışmaya devam ediyor. Dünya’daki yaşamın tekrar oluşup oluşmadığını kontrol etmeye gelmiş başka bir robota aşık oluyor. Böylelikle programını unutuyor. Aşık olunca başka programlar geçerliliğini yitirebiliyor. Bu kez de aşk programına programlandığı şekilde girdiğinin farkına varmak gerekiyor.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  18. İnsan ilişkilerinde bilimsel sorular! İlginç.

    Ben nasıl bir yaşamı olmasını istediğini sorardım.

    Hayallerini sorardım.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  19. Benimde aklıma güzel bir soru geldi.

    “5 duyusu olmayan bir insana kendi varlığını nasıl ispatlayabileceğini sorardım. ”

    birde buna benzer şöyle bir soru olabilir.

    “kendisinin ve başka bir insanın referansı olmadan, kendi varlığını kanıtlayabilir misin ? “

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  20. “Hani bakınca başka, bakmayınca başka..
    Derler ya:)
    4. soru: merak ve şüphecilik için bire bir.”

    Anladım sayın gamaro;

    Ama zaten bu konu üzerinde çok düşünmüş ve dediğiniz gibi merak ve şüphecilik, konusunda benim fena halde ilgimi çekmiş bir konu olduğu için bu soruyu sizin algılayışınızı merak etmiştim.

    Siz tek fotonun girişimini kastediyorsunuz sanırım, birde dalga-parçacık dualitesini, ama bana göre böyle bir dualite yok, zaten 3’lü varlık kuramını bu deneyden yola çıkarak oluşturdum. tek başına bu deney değil , ama bu deneyinde katkısı önemli oldu.
    Dualite sadece insanlardan kaynaklanıyor. Bu bir bakış açısı meselesi, aslında tek bir sistem var.
    sadece dalga var, parçacık yok, bu sadece bir alışkanlık meselesi, bir paradigma sorunu..

    Burada anlatması uzun e kapsamlı ama tüm maddesel evrende madde olarak algılanan şeylerin tamamı bir dalgalar denizinden ibaret.
    Parçacık olarak algılanan şey, o dalgaların sadece bir formu…
    Çift yarık deneyinde elde edilen sonucun sebebi ise, kullanılan ölçüm aletlerinin de girişime sebep olması..
    Şu soruya cevap verebilir misiniz ?

    Bir akvaryumda yaşayan akıllı bir balığa, damlalıkla dışarıdan eklediğimiz bir damla suyu bulup ağzına almasını nasıl anlatabilir ve bunu yaptırabilirsiniz. ?

    Bu soru , çift yarık deneyinin sonuçları ile yakından ilişkilidir.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  21. “Ben ise tanrıya inanıp inanmadığını sorarım. Bu mem, birçok başka mem’i doğrudan etkiliyor dolayısıyla gelen cevap, önemsediğim o birçok başka sorunun da yanıtını vermiş oluyor. Örneğin gamaronun 1,3 ve 4 numaralı sorularına gelecek cevapları çok ufak hata paylarıyla tahmin edebilmemizi sağlıyor -bana göre-. gamaro’nun 2 numaralı sorusunu da önemsediğimi söylemiştim.”

    Sayın KaptanMosey;

    Siz karşıdaki kişinin nasıl düşündüğünü mü yoksa size göre doğru düşünüp düşünmediğini mi merak ediyorsunuz ?
    Objektif olmayan sorular objektif sonuçlar vermez, kişinin düşünce biçimi ile size göre olan düşünce biçimi aynı sonucu vermez.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  22. Aslında gerçekten bir kişinin düşünme biçimini ele veren sorulardan birisi de, “Her şeyi yaratmaya gücü yeten tanrının, kendisinin kaldıramayacağı bir taşı yaratabilir mi” sorusudur.

    Turnusol kağıdı gibi bir sorudur.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  23. Aslında Haklısınız Sayın sonsuz;

    Bu soruya verilecek cevabı bilemem de soruyu soranın sorduğu sorudan düşünce biçimini anlayabilirsiniz ?

    yani bir cevap vermesine bile gerek yoktur, soruyu soranın düşünme şekli hakkında hemen fikir edinebilirsiniz
    Yani soruyu soran , kendi düşünce biçimini açık eder, karşı tarafta bu düşünce biçimini görüp hiç bir cevap vermeyebilir , yani ben öyle yapardım en azından..

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  24. “Burada anlatması uzun e kapsamlı ama tüm maddesel evrende madde olarak algılanan şeylerin tamamı bir dalgalar denizinden ibaret.”

    XİNteorisyen bu cümlenle “maddesel evrende” (yani bilimin tanımladığı evrende) boşluk olmadığını ya da boşluğun boş olmadığını kabul ediyorsun yani? “Maddesel olmayan evren” ise senin uydurmandan ya da yakıştırmandan ya da her iki sözcüğün evrimi olan yaratmandan ibaret. Hayalinde yani. Kanıtlanamaz. Tanrı gibi… Ama her nasılsa sen bunu biliyorsun başkaları bilemiyor. Sen tanrı katında bir görevli olmalısın(!) bu durumda ama o zaman senin bu maddesel evrende ne işin var?…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  25. Benim için , karşıdaki insanın vereceği cevaba göre ne olduğunu ortaya koyabilecek en önemli soru şu olurdu :

    Hayat nedir ?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  26. 5 duyusu olmayan insan sorusu gelmiş yine..

    Dinci usul hikayeler..

    Yok arkadaşım öyle bir insan, yok.

    5 duyun olmazsa ne bu soruyu sorabilirsin, ne de soracak kimseyi bulursun.

    Olmayan* soruyu uydurmak da böyle bişey herhal.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  27. Evet Sayın çakabey;

    Bilimin tanımladığı evrende boşluk yok, ya da boşluk boş değil doğrudur bu..
    işte maddesel olmayan evren buradan çıkıyor.
    Olmayana ergi yöntemi ile, Eğer her şey madde ise boşluk dahil, o madde (boşluğunda dahil olduğu herşey) Maddesel olmayan bir varlıkla çevrili olmalıdır.
    Eğer maddesel olmayan varlıkla çevrili değilse, boşluk var değildir, bir varlığın var olma koşulu onun gözlemlenebilir olmasıdır. Gözlemlenebilir olmanın koşulu, onun içeriden veya dışarıdan sınırlarının olabilmesidir.
    Göz cisimden yansıyan ışınları görür, farklılık yansıma noktasındadır, orası sınırdır.
    Madde içerisinde farklılık olsa bile, en sonunda mutlaka madde olmayanla çevrili olmak zorunda kalacaktır.

    5 duyusu olmayan bir insan için evren ne ise, Maddenin varlığının kendi anti-tezi olmadan var olması (madde olmayan) aynı şeydir.

    Ve bu ikisinin oluşturduğu dualite bir yaratan tarafından yaratılmış olmalıdır. Yani yaratan ne maddedir, ne de madde olmayandır.

    O ikisinin de dışında olandır.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  28. “Dinci usul hikayeler..”

    Sayın gamaro;

    Siz Ateist usul hikaye anlatırken oluyor da bizimkisi niye olmuyor ? :))))

    “Yok arkadaşım öyle bir insan, yok.”

    Nasıl yok !!!!! ??????

    Ben varım ya !!!

    Siz fiziksel olarak böyle bir insanı bulamıyorsunuz diye bende mi bulamayacağım.
    Mezarlıklarda o kadar insan var, 5 duyusu yok işte…
    İletişim kuramıyoruz diye empatide mi yapamıyoruz yani ???

    Eğer siz yapamıyorsanız O sizin kendi beceriksizliğiniz :))))

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  29. Xinteorisyen burada her soruya atlıyorsun bir çoğunda da çok fena tökezliyorsun. Kendinin zeki olduğunu veya düşünce biçiminin iyi olduğunu bizleri ikna etmeye çalışıyorsun anladığım kadarıyla. Sitede bir dünya zeka sorusu var onlarla neden uğraşmıyorsun? Zaten sen çözdükçe senin düşünme biçimini ve zekanı göreceğiz.

    Bir de bol gülücük, bol ünlem veya CAPS LOCK kullanmanın hangi psikoloji ile yapıldığını herkes biliyor artık…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  30. 🙂
    Sayın xenix;

    Zeka sorusu çözmek sosyal bir eylem değildir, halbuki burada karşılıklı tartışmak öyledir. Ben eğleniyorum. Benim psikolojim şu olabilir belki , ben o kadar zeki değilim ve sizler zekisiniz, dolayısı ile sizlere karşı bu teorileri savunmak sizlerle aynı seviyede olabileceğimi gösteriyor.
    Bunun sebebi bana göre, benim inanmış sizin inançsız olmanız, bu beni size göre otomatikman üstün bir konuma sokuyor, siz ne kadar zeki olursanız olun, inanmadığınız için, aklınızı ve zekanızı kullanamadığınız gerçeğini gösteriyor.
    Bende bunu bildiğim için bu sorulara atlıyorum, 🙂 ve eğleniyorum.
    Siz burada bu amaçla bulunmuyor musunuz zaten; yani eğlenmek için..

    Ayrıca bir çoğunda fena tökezlediğimi siz düşünüyorsunuz !! 🙂
    Ben öyle düşünmüyorum ki !!

    Sizleri herhangi bir konuda ikna etmekte haddim değildir.
    Sizler zaten ikna edilemez insanlarsınız.
    Çünkü ben inanıyorum. Ve siz inanmıyorsunuz.

    Amacım hoşça vakit geçirip eğlenmek ve biraz “Beyin Kası” yapmaktır.
    Beyin kası yapmak deyimini daha önce kullanmıştım.
    Beyin kası, Beyin Jimnastiği sonucunda elde edilecek olan şeydir :||||;

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  31. “Göz cisimden yansıyan ışınları görür, farklılık yansıma noktasındadır, orası sınırdır.”

    Şimdi ben bu cümleye bir tane çakmayayım da ne yapayım?

    “Sandık üstünde sandık”…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  32. Fiziksel birşeyden bahsetmiyorum.

    Hele senden, hiç bahsetmiyorum.

    Mantıksal olanla tarihsel olanın farkından bahsediyorum..

    Kategorik bişey..

    Hani ayağının altında ya, kaldır da bakıver bi zahmet.

    Felsefe diyorum canım.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  33. “Bunun sebebi bana göre, benim inanmış sizin inançsız olmanız, bu beni size göre otomatikman üstün bir konuma sokuyor, siz ne kadar zeki olursanız olun, inanmadığınız için, aklınızı ve zekanızı kullanamadığınız gerçeğini gösteriyor.
    “

    Pokerciler arasında bir söz vardır. Neredeyse her yere uygundur.

    “İlk yarım saat içinde masadaki kazı bulamazsan, masadan kalk. Çünkü kaz sensindir.”

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  34. Bende onu diyorum.

    “Felsefe diyorum canım.”

    Descartes te “cogito ergo sum” sonucuna benzer bir yolla ulaşmış. 5 duyusu olmayan bir insana da benzer bir yolla yani akıl yolu ile ulaşırsın ki bu zaten tarihsel değil, mantıksal bir süreçtir.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  35. “İlk yarım saat içinde masadaki kazı bulamazsan, masadan kalk. Çünkü kaz sensindir.”

    🙂 Hayatı bir poker oyunu, bir kumar olarak gören bir zihniyet için, oldukça mantıklı bir sonuç.
    hayat bir kumar değildir. Dolayısı ile poker oyunu da değildir.

    hayat poker oyunu değilse, kaz yoktur ortamda…

    Kazanan ve kaybeden de, yani sizin düşündüğünüz manada…
    Dolayısı ile siz beni kaz olarak görmeye devam edebilirsiniz. Sonunda göreceğiz sonucu…
    Burada değil, buranın dışında…
    Hayatın sonunda…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  36. Descartes benzer yolla ulaşmış demek..

    İyi bakem..

    Tarihsel olanla mantıksal olanın farkını bilmediğini görmüş olduk bu arada.

    Ayağının alındakinden haberin yok ama demokrasi var, olsun.

    🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  37. Bu arada sevgili Kaptan,

    1. soru için inanıp inanmamak elbette önemli ama, benim değerlendirmek istediğim skala..

    Hani nası desem, biraz geniş..

    Malum, celle cellü diyenden tut da, yav öyle değil ama bi güç var kardeşim.. diyene kadar filan..

    He he:)

    Neyse…

    1. soru en önemli sorudur bu bakımdan, en azından benim için diyelim.

    Bilginin tarihselliğinden ne anladığı süzülebilir.

    Ve özellikle bu soruyu ele alışı sayesinde, kişi tanrıya inansın veya inanmasın objektif/subjektif idealizmle vulger mateyalizm ve diyalektik materyalizm arasında bir netlik kazanılabilir.

    Yöntem denmişti nihayetinde..

    1. soru bir iç güvenlik testi gibidir.
    2. soru ise genel bir merak ve olumlu anlamıyla şüpheciliğin ötesindedir.

    Bakmakla bakmak arasındaki farka dair bir farkındalığı anlatabilir.

    Denemesi bedava, kuantumdan bahseden on adama sorun ne diycekler acaba:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  38. İlk sorularımızla ilgili aramızda ufak bir fark var gamaro :). Ben sana göre biraz daha yüzeysel bakıyorum :). Yeni tanıştığım birisinin tanrıdan ne anladığından çok, o hayal ettiği tanrıya inanıp inanmadığını daha çok önemsiyorum :). Eğer inanmıyorsa bol bol tanrı kavramını konuşabilirim, ama eğer inanıyorsa benim için konuşacak çok az şey kalıyor. Sen bana göre biraz daha anlayışlı, insanlara biraz daha fazla şans tanıyor gibisin :). Sebebi belki.. yani buradan tahmin ettiğim kadarıyla.. hıristiyan bir çevrede daha çok bulunmuşsun. Benim pek az hıristiyan arkadaşım var, onlar daha bi felsefik takılıyorlar. İsa Mesih, Muhammed’e göre bilge özellikleri daha ön planda olan bir idol, bu özelliklerini ümmetlerine de aktarmışlar.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  39. Hmm..

    Ben de şu “yav bi güç var” diyenler var ya..

    En çok onlara bitiyorum valla:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  40. Hayatı kumar olarak görmem ama riske de atmam diyorsunuz. “Ya varsa” hesabı…

    Ayrıca ben hayattan bahsetmedim. Yine ayrıca, poker kumar değildir. (Bununla ilgili bir yazı yazacağım yakında)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  41. “Ya varsa ” ihtimali sıfırdır. riske atmak demek olasılıksal bir hesap yapmak ve en yüksek olasılığa yatırım yapmak demektir.

    Ya varsa Hesabı ancak şüphesi olanlar içindir bize geçerli değildir.

    Hayattan bahsetmediğinizi anladım, ancak hayat içerinde var olan herhangi bir şey kadar önemli değildir, kumara benzetilecek bir olgu…

    Kumar benim hiç tecrübe etmediğim bir şeydir. Dolayısı ile neyin kumar olup olmadığını da bilemem, ancak genel kültür anlamında pokerin kumar olduğunu duyduğum için öyle söyledim.
    işin içerisinde olasılık ve bilinmeyen varsa , ve insanların paralarını alırken herhangi bir şey vermiyorsanız, yani fayda ve hizmet anlamında ve ne alacağınız belli değilse , o kumar kategorisine girebilir.

    İnsanlar kaybettikleri şeyler için üzülüyor ise buda onun iyi bir şey olmadığının göstergesidir.
    Haram etmek diye bir şey var bizim için. Poker kumar değilse de iyi bir şey olduğunu da düşünmüyorum . Ocak yıkıcı … 🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  42. Rainman isimli film aklıma geldi. Ticarette kumar. Bir dünya para, emek ve zaman harcıyorsun. Tutmazsa paran gittiği gibi bir de borca giriyorsun. Gelecekte kazanacağın paralar, harcayacağın zaman ve emek de ipotek altına alınıyor. Tabi ticaret şans işi demek doğru olmaz. Bizim sokakta birisi gelip üç katlı lokanta açtı iki ay önce. Dünyanın parasını yatırdı. Sokaktan herhangi bir esnafa sorsa, bu sokakta lokanta işi olmaz yanıtını alabilirdi. Sormuştur da muhtemelen. Şu anda devren satılık.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  43. öylesine konuşmak havadan sudan;
    ve gözlemlemek doğal olarak;

    sanal iletişim ise,
    soruya gerek yok direk okumak
    manikse değişir,şizo ise değişir, çok kişilikli yada personalı kişilerdedeğişir;
    yazılı ifade değişir,
    sanal iletişimler iletişimi (gerçek iletişimi) bükmüştür;bozmuştur;

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  44. şöyle yapıcam;
    okumadan durup burda ne düşündüğümü
    barometrede önce teknik bilgim yok nasıl ölçülür mü araştırmak yada geri sormak geldi; yani bildiğim barometre nem ölçer ya da hava basıncı ve yükseklikte ölçer mi onu bile bilmiyorum ama ölçer olmalı o halde ancak bilmiyorum ve emin değilim, bunlar lise bilgileri benim için uçtu gitti düşünmedim;
    basınç değişiklikleri ve hava basıncı üzerine hiç görsel-canlı eşleştirerek/yerine koyarak düşünmedim; Barometre hassasiyetini bilmem;
    binanın tepsinden ipe bağlar aşağı sarkıtırdım herhalde
    yerdemi göktemi diye sorulmalı
    barometre kullanarak ölçmezdim ve bildiğim gibi ölçerdim; bu soruya da özetle bilmiyorum bana ne yanıtı verirdim

    ağrı dağını taşımada ise imkansızlık ve gereksizlik beliriyor ve ben giremiyorum bile bu sorguya; Çünkü sonra zaten taşınacak yer ve alan beliriyor, Oradakilerin taşınması; ama bunu düşünmek kafama yer etti; insanın çözüm bulma ihtiyacı ne garip şey;
    bütün imkanlar nedir sorusu sorulmalı?

    bi dağ bu şakasımı olur hadi alttan kestik diyelim yerine yol hat yaptık diyelim; altına terker döşedik diyelim gider mi?

    sanırım o parayı yeni teknolojiler ve deneyler ve alternatif bilinçler ve senaryolar için harcardım ve yardım isterdim; dünyadaki bütün deli kafaları toplardım sorardım sanırım

    peki benim cevabım şu ama gerçek cevabım, yani iki dost olsak ve tartışsak bura bir bilim ortamı felan olmasa şunu derdim
    Abi Kasyopya da diyo ki royal castle ve piramitler ses rezeonansı ile ilgili bi teknolji ile inşa edildi; hatta taşlar materyalize edildi bazı olgularda;
    buna yöenlik deney çaplardım; Royal Castle’ı olabildiğince incelerdim; Ston..age ve diğerleri; Bi ekip kurardım sanırım içten ve o Tibetli rahiplerin taş uçurması hikayesi var internette onun peşine de düşerdim, Bi komisyonda oraya salardım; Açıkçası Atatürk’in GÜneş Dİl Terosi ve şeyi gibi olurdu benim işim soora; Ben otururdum abi üç-beş on kişi ses rezonansı le deney yapmay başlardım taş uçurmak için uygun kafalarla; her işten kafadana farklı yönlü elemanlarla birleşirdim herhalde; taki bin yıl uçurana kadar bırakmazdım-pes etmezdim; Farklı yöntem ve tekniklerle; Bİ deli bi eşy olurdum ve asla inançsızlı kve önyargı bulunmaz bende; sadece yapardım; Uçurma işi yaprdı mçünkü asla bir deney olamzdı üçünkü ben uçmayacağına aslai nanıyor değilim; BEnim için uçana kadar uçmamıştır o halde Ben bilim felan anlamam; Her türlü imkan; imkan ne ama imkan kafadır;

    ama ben amaç-erek gerek arardım bunda ve makul değilse düşünmezdim baştan bunu; yapmazdım da; kimse yaptıramaz bana bunu; gerekli değilse;

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  45. buna da yanıt sunalım ;yani sadece içsel düşünmem, birebir okumuş olmaktan; tanıklığım kendime; bunu deniyorum şimdi

    tanrı kavramını çok belirttim geçiyorum; varla yokta yüzen gemi; ben üzerim o beni üzmezse
    aslında ben karşı soru sorardım karşı tarafın tutumunu, tanrı fikrini düşüncesini-çabasını bilmeden keskin yorumlara girmezdim-yanıt sunmazdım
    karşı tarafın algısına göre yanıt verirdim ya da herkese aynı yanıtı vermezdim yani bu değişir çok

    tarih tekerlektir bana hiç bi şey ifade etmiyor; ibaret ve tekerrür sözcüğü benim değil gibi;
    tarihi anlamam sevmem derdim; tarih ney siz anlatmalısınız- beni bilgilendirin derdim herhalde bilmiyorum, bi çocuğa anlatır gibi

    bu soruya (maymun sorusu) bin yıl yazardım ve düşünürdüm-başlamalı; baştan başka şeyler konuşmalı; karşı tarafın düşüncesine girilmeli; her şey değişken burda da
    salt yüzeysel düşünsem bunu hiç bi şey ifade etmezdi; tüm varlık dayanaklarım ve sorgularım sorgulama alanına girer
    bir ara türünüz var sizin sanırım (geçiş) bunu incelemeliyim o halde daha iyi bir yanıt için;
    salt kuramı incelemeliyim ya da evrimle ilgilenmiyorum ben sadece varoluşumu-var bulunuşumu sorguluyorum demeliyim o halde;
    önceller öncellere bağlanır; onlar ağaçlara taşlara kuşlara bağlanır-değişmez; bütünlük zinciri içinde her şey birbirine dönüşüyorsa; bir şeyin diğer bir şeye değişmesi eksenli düşünme yaman

    çift yarık deneyini anlamadım anlatır mısınız? derdim ; ama birisi de çıksın benim anlayacağım gibi anlatsın; ortada sözcükler oluyor (dolaşıp duruyor) ve anlaşılıyor geliyor ama çakmıyor şimşek çakmıyor; algı olgu oluşmuyor kafamda ,
    bi zincir kayıp ya da sökük eksenli düşünme benim ki;
    bunu birlikte sorgulardık sanırım sonuçta ve uzun bir konuşmaya dönüşürdü bu;
    ışık tanımlanmalı başta, her şey tanımlanmalı; ışığın ne olduğuluğu
    ışık kendi başına salt tanımalanamaz;
    ışığın hareketinin neye dayanak olduğu-neden olduğu gibi zincirler kopar kafamda
    ben ışık kavramının canlı bir görselini-(amacını) oturtmalıyım kafamda, bunu yapmadan onu yapamam; önceli bulmadan sonralı

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  46. (bunlar deneysel bağımsız yorumlardır-anlatmadı; denedik-yaptık oldu sadece; böyle)
    (yayınlamaktan geri çekmek var; bunun için yayınlıyoruz sadece)
    (kelimeleri kurmayacağız-olduğu gibi kalacak-analtmasada; böyle)

    —

    varoluşumla bağdaştırılmamış sorgu tutmaz ,-düşer
    kendimden sökük düşünenem ben
    -hayır düşüncem içinde düşünürüm düşüncemi ya da düşünceme sokarım her şeyi;
    gözlemi kafama sokarım ben dışardan bakmam

    bunu anlatası gelmek

    boşlukta bi şeye bağlı olmayan bi şey -ışık- düşünemem
    ışık mışık daha baştan bana bi şey ifade etmiyor- hızda öyle; bi şeyin ölçütü değil benim kafamda; ölçülmüyor işte; boşluğa koyulmuş bir şey gibi duruyor ve izlenim veriyor oysa daha
    bunlar boş iş diyeceği diyesi geliyor insanın ama tutmuyor
    kim ne derse desin benim kafama oturmuyor;

    bunu anlamak istiyor musunuz?
    birbirimizi anlamak-tanımlamak istiyor muyuz? anlaşmak istiyor muyuz?

    ben kendi varlığıma dayanak olmayan bir şeyi- bağdışık olmayan- bir şeyi düşünemem; -içiçe- Kendi üzerimden düşünürüm ben;
    ‘varlık benim’dir benim kafamda; dışardaki bir şey değildir; bunu nasıl isimlendirirseniz isimlendirin-size kalmış

    dış gözlem ölçüttür benim için ya da deneyim sadece; ben bunu soyutlamam dışarda bir varoluş/bölünmüş soyutlamam;
    dış gözlem veri girdisidir/oyun alanıdır / gözlem alanıdır daha baştan benim için sadece ; kafam böyle yapılanmış kafam almıyor başkasını

    dışarda bakıp bu varoluş nasıl oldu demem; ben neyim nasıl varoldum derim önce; tüm onlar bana dayanak olur
    beni açıklamaya girişirler; ben onları değil

    ben derim ki kendimim -varım ben nasıl varım;
    ‘nasıl bir var’ (ben nasıl bir varım-özelik -nitelik arama)
    ya da ‘nasıl varolmak oldu’, olmadıysa ne oldu ya da;
    benimlik; ben neden benim ;nasıl sorusu ön plandadır;

    ben varlığımı bilirim ve bildiğimi bilirim;
    ben varolduğumu biliyorum

    dışardaki şeyler neyse odur; eğlence aracıdır-savaş aracıdır; çatışma aracıdır-neyse odur;

    değişirler ve yüzerler

    ışık neyse odur ; kendi olmayan bi şeyle

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  47. piramitlerin boyunu ölçmem; bakar görürüm sadece; gözümle ölçerim ve başka ölçek aramam ben

    dünyanın çapını falan bulmazdım; gezerdim ve büyüklüğünü-derinliğini kafamda oluştururdum
    kim benden ölçmemi istedi? neden? ne yapacak onunla; bu veriyle; neyde kullanacak? ne için onu istiyor? ona başka bir ölçü verirdim yapacağı şey için; beğenemzse kaldırıp atsın;

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  48. bu soruda anlam aramalı mıyım? bu soru kendi içinde çelişkili mi ve anlamı var mı diye düşünüyorum sadece;
    insana göre mi bu? robota göre;
    robotun bağımsız eylem yapması mı isteniyor; varoluşunu sorgulaması mı? ve bunu nasıl geliştirecek; robot zeka geliştirmeli
    robotun farkındalık çipi bunu çözümler kendi içinde cevaplar; yani zaten yaparsa yapar ve olmuştur
    olursa olur olmazsa olmaz bu sorunun cevabı; mümkünse mümkün değilse değil

    eylem sonucunu açıklar-a- robot bunu yapmışsa yapmıştır b- yapmamışsa yapmamıştır; olmuştur sadece

    a- olmuşsa mümkündür; a vardır sadece ; a salttır
    a varsa b robot değildir

    —
    bağımsız yazış;
    işlem fiziksel zemin üzerinde oluşturuluyor oysa
    bu fiziksel hafızayla sınırlanamaz-görülmeyen şeylere ilişkin ölçümler; kelebeğin etkisini düşünün; tüm o manyetik transferleri ve veri ağlarını evrendeki dalgaları düşünelim

    robotun hafızası fizikselliğin öldürülmesi ve hafızasının biçim alması üzerine söylevler

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  49. bu soruyu düşünmek bi yere varmıyor ve varoluşun tüm bilinmezlerini öte katıyor sadece
    ben bu soruya bi çok cevap oluşturdum bi çok yerde;

    biride buydu

    “tanrı kaldırmayacağı taşı yaratabilir mi üzerine;

    eğer bir tanrıysam ve var ve yokedebeliyorsam (bu soru bana sorulduğunda) gerçekten kaldıramayacağım ağırlıkta bir taş yaratıp yaratmayacağımı denerdim; denerdim sadece
    ve dener bu cevabı verirdim/gösterirdim/görürdüm
    – sınardım yani bu durumu/olguyu

    ve ne yapılacağı bilinmeyen bir belirsizlikte ise -belki-
    eğer bir tanrıysam ve var ve yokedebeliyorsam
    taşı yaratıp sonra da onu kaldıramıyorsam onu yokederdim ki (ortadan kaldırırdım ki kisme görmesin-duymasın-bilmesin-tartışamasın da)
    değil mi
    ortadan kaldıramayan tanrılar varsa bunu tartışalım

    ya da o taşı yaratır ve orda ortada bırakıp durup durup denerdim yeniden kaldırmayı kaldırana kadar
    ve herkese gösterirdim (herkes varsa tabi)

    ya da en son, kaldırmayacağım bir taş yaratmış olurdum; ne yaratıcılık
    bununla övünürdüm

    kaldırılamayacak ve benim bile kaldıramadığım bir taş yaratmakla övünürdüm;

    (-bir paradoks üzerine düşünmek-)
    ,

    – sınardım yani bu durumu/olguyu (kendim düşünsem de-aklıma gelse -bana sorulmasa bile) dener ve görürdüm

    —

    son sonuçta ise kendim tanrı-m değilsem; tanrı-ma/tanrıya (eğer bulursam ya da bulunca) sorardım ve onun yanıtını merak ederdim beklerdim;

    çok düşünmezdim bu sorgusalı
    link to felsefe.net
    “

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.