Bir ülkenin oluşmasında sizce en etken olan

  • Irk Birliği
  • Din Birliği
  • Toprak Birliği
  • Dil Birliği
  • Menfaat Birliği
  • Kültür Birliği
  • Tarihsel Süreç
  • Ülke oluşturmak gereksizdir
  • Diğer (Belirtiniz)

19 yorum “Bir ülkenin oluşmasında sizce en etken olan”

  1. Bence ülkeleri biraz incelemek lazım. Gerçekten hangi etken daha etken olursa ülkenin kaderi ne oluyor bir bakmak lazım.

    Aklıma gelenler,
    Japonya – Irk ülkesi
    Almanya – Irk ülkesi
    Amerika – Dil ülkesi
    İngiltere – Toprak ülkesi
    SSCB (dağılmadan önce) – Toprak ülkesi
    Fransa – Irk ülkesi
    Türkiye – ? Sanırım kültür veya tarihsel süreç. Din de olabilir.
    Arabistan – Din ülkesi diyebilir miyiz? Irk mı yoksa, veya dil mi?

    Başka ülkeler?

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  2. Toprak birliğini imledim. Aynı yerde yaşanmasaydı, aynı dil ortaya çıkmazdı. Yer ve dil daha sonra tarihsel süreçleri doğuruyor, diye düşündüm…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  3. Etkenler arasına Aşk, Gönül Birliğini de eklemek gerekir…Tamami ile maddi boyuttan sorgulanmış. Manevi boyut atlanmış. Oysa manevi boyutlar olmadan toprak, din, dil, ırk, vs vs ne işe yarayacak. Yar benim olmayınca ondan bebek doğmayınca ailem olmayınca ülkemmi olur.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  4. Aşk ve gönül birliği ile birbirine bağlı örnek ülke var mı?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  5. Var. Türkiye… Her yanından delik deşik olsada hala ayakta gibi görünüyor.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  6. Heralde “ayı yavrusunu severken öldürürmüş” atasözünden hareketle bir aşk ve gönül bağı bu. Çok aşık olduğumuzdan bir birimizi öldürüp duruyoruz.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  7. Sevgili sonsuz, Biz birbirimizi öldürmüyoruz ki. Katil genler bunu yapıyorlar. Tarihsel süreçte aşksız türemiş olanlarımızda var tabi. Bunu onlar yapıyorlar. Gerçek aşk birliği içindekilerin böyle bir sorunu yok. Düğün dernekte kuruyorlar, ölülerine hep birlikte ağıtlarda yakıyorlar… Sorun soykırımda…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  8. Düğün derneklerde maganda kurşunları ile ölenlerin sayısı neredeyse terör yüzünden ölenlerin sayısına yaklaşacak. Ne gönül bağı ne aşkı ben çözemedim angelyasam. :))

    Zaten aşk bağı olduktan sonra niye ülke kuruyorsun ki, yuva kur…

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  9. Zaten aşk bağı olduktan sonra niye ülke kuruyorsun ki, yuva kur…

    Aşk bağın yuvayı, yuvalar ülkeyi oluşturur. Aile vatanın en küçük parçasıdır. Eğer ailende sevgi bağın var ise aileler arasındada paylaşım bağın var ise zaten savaşmaya yada sınırlara ne gerek duyulsunki… Bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine….

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  10. İşte ben de onu diyorum. Ülke kurmak için en geçersiz etken aşktır diyorum. Aşk varsa ülkeye, sınırlara ne gerek var. 🙂

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  11. sevgili xenix AŞK çok değerli. Parayla satılmıyor. Dünyanın merkezine parayı koyduklarından bu yana paralı aşklar, paralı sevdalar aşkla güreşe çıktı. Aşk uzaklaştı sevda güreşte yalnız başına şampiyon oldu…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  12. Dil birliği.

    Dil demek kültür demektir, düşünce demektir. Dil birliği yoksa o ülke parçalanmaya mahkumdur.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  13. Bir ulkenin olusmasi icin birden fazla sey gerekir. Oncelikle bagimziklik ve egemenlik anlayisinin oturup BM tarafindan ulke olarak kabul edilmesi gerekir. Uluslar arasi hukuk duzeyinde “ulke” statusune yukselmenin yegane sarti budur maalesef. (BM’ye bu denli bagli olmak dogru mudur, tartisilabilir)

    Dunya’da bircok ulke hala BM tarafindan kabul edilmedigi icin(Filistin gibi), diger ulkelerle ticaret yapabilseler de; uluslar arasi anlasma ve hukuktan faydalanamazlar. Bu da onlarin yalnizca bir topluluk olarak kabul edilmesine neden olur, ulke olarak degil…

    Ulke, bir halkin -sinirlari cizilmis- bellirli bir toprak parcasi uzerinde yasadigi, bir devlet tarafindan yonetildigi, ic islerinde bir hukumete bagli olarak hukuksal baglamda egemen olan bir orgutlenme bicimidir.

    Bir ulkeyi olusturan bircok sey olabilir. Kultur, etnik birlik, din, ortak cikar, yasam alaninin guvenligi vs… O yuzden tek bir sey demek anlamsizdir bence…

    Misafirin dedigine katilmiyorum! Dil kesinlikle olamaz. Ortak dil yalnizca ulke icerisinde dogru iletisim kurmak icin vardir. Onun disinda bircok ulkede birden fazla dil konusulur.Okullarda birden fazla dil ogretilir. Artik Dunya’nin da globallesmesiyle diller de bir nebze olsun onemini yitirmeye baslamistir. Zaten bir dil ogrenmekteki amac yalnizca o dili konusan diger insanlarla da iletisim halinde olmayi saglamaktir. Kabul etmesek de evrensel dil Ingilizce olmaya baslamistir.

    Dil bir ulkenin varligi icin belirleyici bir unsur olamaz. Tipki irk gibi…

    Irk konusunda da bir ulkeden birden fazla irk olabilir(sari, siyah, beyaz.) ABD bunun en iyi ornegi olacak sanirim. Bu uc irkinda bir arada yasadigi bir ulkedir. Yani irk da bir ulkenin olusmasi icin ana unsur olamaz.(Zaten olmamalidir da!)

    G Milat

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  14. Hazır anayasa ve devlet-ülkeler konuşuluyorken, güncelleme.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  15. Bu şıkların hepsi mevcut olduğu halde ülke kuramayan halklar vardır. Demek ki başka etkenler de gerekiyor.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  16. O zaman tersten gidelim. Kürdistan neden kurulamadı?

    Varsa seçenekler hakkında fikri olan açsın bir anket.

    )kapa parantez

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  17. Çok ayıp tersten gidelim, kurulmaz tabi tersten gidersen zorla güzellik olmaz.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  18. “Bir ulkenin olusmasi icin birden fazla sey gerekir. Oncelikle bagimziklik ve egemenlik anlayisinin oturup BM tarafindan ulke olarak kabul edilmesi gerekir. Uluslar arasi hukuk duzeyinde “ulke” statusune yukselmenin yegane sarti budur maalesef.”

    “yegane” demek, biricik, tek, en öncelikli demekse eğer, BM tarafından tanınmak belki son koşul bile olmaz! Ülkelerin kuruluşunda BM daha dünkü çocuktur. Rusya, İran, Çin kökü çok eskiye dayanan bu halkların “ülke” kurmalarının BM ile hiç bir alakası yoktur. TC Kurulduğunda da BM yoktur! BM bizi tanıdığı için de var olmamıştır. Aksine bir İngiliz gazetecinin ATATÜRK’e sorduğu “Birleşmiş Milletlere üye olmayı düşünüyor musunuz?” sorusuna Mustafa Kemal’in yanıtı şöyledir:”Şartlarımızı koyarız. Kabullerine bağlı. Biz müracaat etmeyiz üye olmak için. Eğer davet gelirse düşünürüz.” (Birleşmiş Milletler sadece Türkiye’yi davet edebilmek için yasasını değiştirir ve Birleşmiş Milletlere davet edilen ilk ülke olur TC.)

    Ülke kurmaya “yegane” bir koşul aranacaksa, herhangi bir halkın kendi özgücüne güvenerek, kendi iradesiyle dünya üzerinde bir toprak parçasını “zapt” etmeye karar vererek, bu kararını kendi içinde ve dışında kendisine karşı olanlara dayatıp diretebilme kararlılığı ve gücü yegane koşul olabilir.

    Açparantez’in sorduğu soruya yanıt vermek gerekirse, bu güne değin yeryüzü arenasında bağımsız bir ülke olarak bir Kürdistan olmayışının yegane nedeni; bana göre Kürt boylarının kendi gücüne dayalı bir irade göstererek bir araya gelemeyişi ve sürekli olarak bir diğer güçlünün yanında kendilerini var etmeye çalışarak, gerektiğinde bu uğurda kardeş boyların birbirine karşı savaşıyor olmaları vardır.

    Daha düne değin Irak’ta Talabani ve Barzani kuvvetlerinin sınır gelirleri yüzünden birbiriyle çatıştıklarını biliyoruz. Bu iki kuvvetin zaman zaman PKK’ya karşı savaştığı da hatırlardadır. Halihazırda “güçlünün yanında var olma güdüsü” bu aşiret yapılanmalarında hakimdir. Bu durumdan hem çevre ülkeler hem de denizaşırı ülkeler alabildiğine yararlanmaktadır! Bunun nedenleri çok çeşitlidir. Bu nedenlerin kökenleri de çok derinlerdedir.

    Türk Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın yegane parolası olan; “Ya istiklal ya ölüm” kararlılığını gösteremeyen hiç bir halkın kendi başına var olma ve bir ülke kurma gücü asla olmayacaktır. Çünkü hiç bir güçlünün insafına terk edilemeyecek kadar kıymetli bu hak verilmez yalnızca alınır! Hiç kimseden dilenilmez, bu hak için belki dayanışma ve yardımlaşma olabilir ama asla hiç kimseye bu hak için avuç açılıp el ovuşturulmaz! “Ya istiklal ya ölüm!” diyebilmenin de olmazsa olmaz bir dizi tarihsel koşulları vardır ki Kürt halkı henüz bu koşulların gerektirdiği süreçleri de kendi iç dinamikleriyle yaşayabilmiş değildir. Dünyaya gelen her çocuğun yaşamadığı gibi, yeryüzünde var olan her halkın da kendi başına ayakta kalması kendini yeniden yeniden doğurup soyunu sürdürmesi olası değildir.

    İşin burasında ezberlerin bozularak tarihin yeniden yorumlanması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü yeryüzünde anakaralar ayrı ayrı durdukça, kuzeyden güneye, doğudan batıya ayrı ayrı iklimler ve coğrafyalar oldukça, farklılaşmaların olacağını, farklılaşmaların ayrılıkları ve ayrılıkların çatışmaları sürekli olarak körükleyeceğini bu çatışmalarda ise daima GÜÇ ve ÖZGÜÇ faktörünün belirleyici olacağını düşünüyorum… Yeryüzündeki her türlü gücü denetim altına alabilecek bir üst hukukun oluşması çok zor görünüyor. “İmkansız” değil belki ama çok zor. Bizler Che’nin dediği gibi “gerçekçi olup imkansızı istedikçe” bizim dışımızdakiler yalnızca gerçekçi olmakta direndiği için, sanırım bizler de bu konuda çözümsüz kalmaktayız!… Yine de bıkmadan usanmadan, halkların kardeşliğini savunmaya devam edeceğiz belki ama insanlık “nasıl bir dünya istiyoruz?” sorusuna, yeryüzünün her yüzünde aynı yanıtı vermeden sanırım işimiz çok zor… Öyle sloganla, ajitasyonla bu işlerin olmayacağını gördüğümüzü düşünüyorum. Şimdi yeniden bir analiz, yeniden bir yorum gerekiyor ama nasıl?…

    “Dünyada son dört bin yılın yalnızca 235 günü savaşsız geçtiğine” dair bir söz okumuştum ve çok garibime gitmişti. Neden?…

    Kaynakları sınırlı bir dünyanın sınırsız insan toplulukları arasında paylaşımı bölüşümü ne zaman kardeşçe, hakça olur acaba? Bunun alt yapısı üst yapısı nasıl olmalıdır? Bu düşüncenin önündeki handikaplar nelerdir?
    Kaynaklar, kaymaklar nasıl adaletlice paylaşılabilir?

    Bu soruların yeniden ve tüm dünyada ortak yanıtı üretebilmesi gerekiyor. Yoksa her şey çok zor…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  19. Japonya – Irk + dil + kultur birligi ülkesi
    Almanya – Irk ülkesi olamaz. Germen + Sakson + Alaman + diger uluslarin karisimi
    Amerika – Dil ülkesi ??? Tartisilir
    İngiltere – Toprak ülkesi olamaz bence. Gelenekler ulkesi diyelim. Dunyanin ilk tehciri burada yapildi. Irlanda ile Iskocya yer degistirdi. Yalnizca halklar degil, cografi isimler de degisti. Iskoc adasina Irlanda, Irlandaya da Iskocya dendive bugunku halini aldi. (Roma imparatoru Hadrianus donemi)
    SSCB (dağılmadan önce) – Toprak ülkesi degil, dikta rejimi
    Fransa – Irk ülkesi. Hangi irk? Franklar mi? Burbonlar mi? Kuzey Afrikalilar mi? Brotanlar mi? Provens halklari mi?
    Türkiye – Sanırım kültür veya tarihsel süreç. Din de olabilir. (No comment)
    Arabistan – Din ülkesi diyebilir miyiz? Irk mı yoksa, veya dil mi? Cok eski bir kultur uzerine kurulmus bir ulke. Islamiyet olmasaydi yine bu birlik olurdu. Hatta belki daha da guzel olurdu.

    Isvicre – Baris istegi olabilir. tek dil yok, tek din yok, tek ulus yok, tek kultur yok.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.