cân-ü gönülle bekleriz____
revnaklı şadırvanların
revaklarına bir bak yarim
işte oralarda bir yerde gizlidir hikayemiz
o hiç yaşanmamış
o hiç bizim olamayan mazimiz
hu çeken güvercinlerin zikrini
on sekiz kurşuni kubbede biriken asırların ihlasıyla dinleyen
ve dört sülün minaresiyle o muazzam külliye şahit ki
kul aşkından
ve bu aşkın vuslatından azâdeyiz
hayli demdir biz
unutulmuş birer fî tarihiyiz
ipek seccadelerin alın izlerinde
gümüş imameli kehribar eskisi
belki de çoktan kopup dağılmış
gül kokulu tespihleriz
ah sevdiğim
hatırlanmaz bir daha esâmemiz
çinilere lâlezar arası
lâm-elif düşüren ellere emanettir ismimiz
bir yer var ki
kaimdir hemzemiz
ne susar üstün’ümüz
ne küser esre’miz
ne buyurmuş Resulüne Kelâm-ı Kadim’in “BAKARA”sında Rabb-il Âlemin”
“””Yemin olsun ki !
Sizleri korku ve açlıkla,
Canlardan, mallardan, ürünlerden, rızıklardan eksiltme türü bir şey ile
Mutlaka imtihan edeceğiz…
İnananlara müjdele…!”””
inandık iman ettik yarim
sen bende can yarısıydın
gidişinle
git gide çoğaldı eksilmemiz
serzeniş değildir
şekvâ etmeyiz
sabrın sükûnetidir tesellimiz
rûz-u mahşere kalmışsa
kavuşmak tesellimiz
ben razıyım
bekleriz efendim
tevekkülle
cân-ü gönülle bekleriz…
Ceyda Görk___26eylül2009__20.42
(şiir içinde geçen ayet, Bakara Suresi 155.ayettir)
-Hemze- =Arap alfabesinde, lâm-elif harflerinin telaffuzunda yazılımında, tek başına elif veya lâm veya ikisi birden lâmelif olarak görülen ve çok küçücük olarak büyük yazılan lâm-elifin üzerine konan bir özel işaretin adıdır.
Üstün ve Esre =Hemze nin harf altında veya üstünde olmasına göre, harfin kısa veya uzatılarak okunması demektir…
(Kanunî Bertan Üsküdarlı’nın sevgili eşleri olan Ceyda Görk Hanımefendinin bu bu şiirini aşağıdaki bağlantıda kendi sesinden de dinleyebilirsiniz arkadaşlar. Kaplumbağa)
http://www.edebiyatdefteri.com/siir/278781
Son günlerde değil son yıllarda içim titreyerek okuduğum birkaç şiirden biri oldu bu harika şiir sevgili kaplumbağa. Bazı yazı ve şiirleri gönlümle okumayı öğrendim .Göze gerek bırakmayan şiirleri yazanlardan da taşıyıp gönül titretenlerden de Allah razı olsun! Eee,cân-ü gönülle yazılanlar cân-ü gönülle de okunuyorlar… Çok iyi geldi, teşekkürler 😉
Cân-ü gönülle yazanlara da, cân-ü gönülle okuyanlara da selâm olsun! Ten kafesinden kurtularak can kuşu olup uçanlara da…
Beklemek bir şifa bazen anlaşılabilmek bazen anlayabilmek için, bazen yaraların iyileşmesi ve umutların yeşermesi için bazen de yapılabilecek tek şey olarak beklemek.. Paylaşımınız için teşekkürler.
Sevgiler
Meyveler de bekleyerek olgunlaşmıyor mu felicita; üstelik de kızgın güneş altında?
Beklemeden uzatıp elimizi kopartmıyor muyuz bir çok şeyi; bu yüzden zamansız, bu yüzden tatsız.
Ve olgunlaşmasını beklemediğimiz için tükürüp atmıyor muyuz bir çok şeyi?
Katılıyorum size sevgili kaplumbağa..Ancak bazen bekleyip beklememek ya da ne kadar bekleyeceğini bilememe durumu da oluyor. Biliyorsunuz meyveler fazla olgunlaşırsa da yenmeden ziyan olur 🙂 Hayat çok hızlı akıyor ve yıllar çabuk geçiyor ve bazen geriye dönüp baktığımızda pişmanlık duymuyormuyuz boşa geçirilen zamanlara. Daha net açıklamak gerekirse, üniversiteden yeni mezun olduğumda illa belirli noktalar vardı çalışmak istediğim, uygundumda fazlasıyla. O dönemde kriz olması işleri iyice zorlaştırmıştı ama ben yine de ısrarlıydım, bekledim, elimden geleni yaptım. Allahtan bana iyi gelir getiren ve ilerde de işime yarayacak part-time bir şeyler yapıyordum. Şimdi baktığımda geçirilmiş onca zamana acıyorum ve pişmanlık duyuyorum. Boşuna beklediğimi bilebilseydim farklı şeyler denerdim kesinlikle..
Beklemenin süresini asla bilemeyiz felicita. Haklısınız, kimi zaman da hasatı geciktirilen meyveler dökülmeye, heba olmaya başlarlar.
Ama meyvelerimiz çürüye çürüye zamanla tecrübe kazanıyoruz; artık hasat dönemini geçirmemeyi öğreniyoruz. Kimi fırsatlar yaşamda bir kez karşımıza çıksa ve talefisi mümkün olmasa da, bu böyle…
Hayatı bir yolculuğa benzetirsek eğer, bir fırsat kaçtığında asla o yolculuk bitmez. Belki yol uzar, belki tali yollara saparız, belki daha zor bir yoldur girdiğimiz. Ama kimbilir ki, belki de kaçırdığımızı sandığımız fırsatlar, yaşamımızın ileriki dönemlerinde farklı güzellikler serecektir önümüze. Bazen bir ilişki biter ve onunla beraber biz de bittiğimizi sanırız. Halbuki eğer o ilişki bittiği için yeni yolların önümüze serildiğini görmeyiz bile… Yeni yolların, yeni kapıların açılması için daha önce girdiklarimizin kapanması gerek miyor mu? Yeni yollar yeni kapılar kimi zaman çok uzaklarda olsa da…
Bu yüzden yaşamı çok ciddiye almıyorum ben. Evet bir rehavet içerisinde de değilim, ancak hedeflediğim bir şey olmadı diye, ya da filanca fırsatı kaçırdım diye de saçımı başımı yolmuyorum. Hakkımda hayırlı olan buymuş demek ki diyerek yeni girdiğim yolda, yeni açılan kapıda yolculuğuma devam ediyorum. Çünkü biliyorum ki, iyi bir yolcuysanız eğer, her yolda yaşanacak çok güzel şeyler, görülecek çok güzel şeyler vardır. Bazen fırsatları kaçırmak, bazen kaybolmak bu yüzden güzeldir işte. Kaçırdığınızı sandığınız fırsatlar belki de size yaramayacak, belki de felaketler getirecekti, nereden bilebilirsiniz ki bunu? Çok şükür ki inanıyorum ve inancım da bana tevekkülü tavsiye ediyor. Zaten şiir de buna vurgu yapmıyor mu; “bekleriz efendim / tevekkülle / cân-ü gönülle bekleriz…”
Bu konu daha çok su götürür; üzerine daha çok konuşulabilir. Ancak sanırım ne demek istediğimi anladınız felicita.
Anlıyorum sevgili kaplumbağa, tevekkül hayata uygulanabildiğinde büyük bir iç huzuru sağlar eminim. Bir belgeselde seğretmiştim, bazı müslüman ülkelerde insanların hayatı çok zor dahi olsa, Avrupa’da Amerika’da çok daha nezih ortamlarda yaşayan insanlara kıyasla çaresizliğe kolay düşmemeleri ve hayata tutunmaları hatta söz konusu zor durumlarda mutlu olabilmeleri herşeyi bir noktadan sonra Allah’a bırakmalarıymış, sizin de belirttiğiniz gibi hayırlısı buymuş diyebilmek yada yeni bir yola çıkarken de hakkımda hayırlısı deyip, (tabii yapılması gerekenleri yaptıktan sonra)kontrol etmeye çalışmaktan vazgeçmek.. Ve teşekkür ederim..
Sevgiyle