Canlılardaki yaratılış hataları

Evrim teorisi taraftarlarına göre insan baştan ayağa bir hatalı var ediliş ürünüdür. Pek çok hatalar, yanlışlar içermektedir. Zannedildiği gibi mükemmel değildir.

Hatalı var ediliş ise Yaratıcının mutlaklık sıfatlarına ters düşer.

Eğer Yaratıcı iddia edildiği gibi mutlak ilim, mutlak irade ve mutlak güç sahibi ise hata, yanlış yapmaması gerekir.

Hata ve yanlışlar ancak plansız, programsız rastlantılarla meydana gelen oluşumlarda bulunur.

Bu nedenle yaratılıştaki hatalar bir Yaratıcının var olmadığının, evrimleşme sürecinin devam ettiğinin, henüz mükemmelliğe ulaşılamadığının yadsınamaz kanıtlarından sadece biridir.

Evrim teorisi savunucuların daha mükemmel insanda bulunması gereken özellikler olarak daha kısa boy, kaburgaların yeniden dizaynı, daha kalın omurların, daha gelişkin ve büyük kasların gerekliliği gibi bazı nitelikleri saymaktadırlar.

Bunlar insanın var ediliş eksiklikleridir. Onlara göre bu niteliklere sahip olan insanlar daha sağlam olacaklarından daha iyi tasarımla daha iyi, daha mükemmel var edilmiş olacaklardı.

Bir bakıma bu öngörüler insanların gelecekteki evrimleşme program tahminleridir.

Yaratılışı beğenmeyen ve kusurlar bulan evrim teorisi taraftarlarının daha mükemmel canlı tasarımlarından biride diz kapağı olmayan diz eklem projesidir.

Tanımış bir bilim dergisindeki yazıda diz kapağının kaldırıldığı yeni diz eklemi tasarımı uzun uzun anlatılmakta, diz kapağı olan diz eklemlerine olan üstünlüğü övülmektedir.

Tabiî ki bu övülme o yazıyı yazanla diz kapaksız dizi tasarlayana özeldir ve muhakkak ki son derece tartışmalıdır.

Kişisel görüşümüz geriye doğru bükülebilen diz, kapaksız diz dizaynı diye ortaya atılan çizimin ciddiye alınabilecek hiçbir bilimsel yönünün olmadığıdır.

Önü, arkası düşünülmeden, propaganda amacıyla yapılmış rast gele, sadece evrimsel öngörülerin önünü açması umulan bir tasarımdır.

Tasarlandığı gibi diz kapağı kemiği olmazsa bacağın ön yüzündeki adalelerin tutunacağı bir yerde olmayacaktır.

Bacağın yeterli derecede fonksiyonel olabilmesi için diz kapağı gibi hareketli bir kemiğin şimdi olduğu yerde bulunması şarttır.

Bu tezi hazırlayanlar bir parça zahmet edip konuyu araştırsalardı bu gerçeği rahatlıkla bulabilirlerdi.

= = =

Göz Yaratılışı Hatalı mı?

Evrim teorisi taraftarlarının buldukları yaratılış hatalarından birisi de göz ile ilgilidir.

Tanımış ve bilimsel olduğunu iddia eden bir dergide bu konuda bir yazı yayınlanmıştır.

Söz konusu yazıda gözdeki nöronların birleşerek optik sinir halinde retinayı terk etmesi kötü bir tasarım, bir yaratılış hatası olarak gösterilmiş, nöronların retinanın içinden her noktada arkaya doğru geçirilmesinin ise daha iyi olacağını iddia edilmiştir.

Retinada, ışığı algılayıp elektriksel sinyallere çeviren fotoreseptör hücreler arka tarafa, yani retinal epitele ve koroidal kan odacıklarına doğru bakarlar.

Bu yerleşim, görüntüyü beyne ileten sinirlerin, ışık ile fotoreseptörler arasında kalmasını gerektirir. Evrim teorisi taraftarlının yaratılış hatası olarak öne sürdükleri oluşum budur.

Devamı var.

46 yorum “Canlılardaki yaratılış hataları”

  1. Optik sinirin retinayı delmesine mükemmel diyorsun yani.

    Yav tersinim..

    Meyve sepeti gibisin:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  2. Bi defol git gerizekalı, beyinsiz yaratık.

    Mükemmel sevici, yetersiz potansiyel, simetri hastası asimetrik anatomi.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  3. oh ne güzel sevgili evrimcilerimiz burada imiş.

    Ne kadar da şirinsiniz!!!

    Ama yağma yok.

    Öyle elimden kurtulamazsınız.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  4. Yalnız dikkat et de..

    Görme alanındaki kör noktaya yakalanma.

    Mükemmelimsi fantazin mundar olur sonra:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  5. Göz Yaratılışı Hatalı mı?-2

    Darwkins evrim teorisi savunucularının en tanınmışlarından biridir.

    Dawkins’in 1986’da The Blind Watchmaker adlı bir kitabı yayınlandı.

    Kör Saatçi anlamına gelen bu başlık altında, Dawkins, okurlarını, canlılardaki kompleks özelliklerin aslında bilinçsiz doğal seleksiyon mekanizmasının bir ürünü olduğuna ikna etmeye çalışır.

    Bu ikna çabası çoğu yerde spekülasyonlara, hatalı benzetmelere ve yanlış hesaplara dayalıdır ve bu da şimdiye kadar çeşitli bilim adamları ve yazarlar tarafından detaylı biçimde ortaya konmuştur.

    Dawkins’in iddialarından biri ise, canlılardaki hatalı özellikler argümanıdır.

    Dawkins, canlılardaki bazı yapıların verimsiz ve dolayısıyla hatalı özelliklere sahip olduğunu savunmakta ve kusursuz bir yaratılışın hakim olduğu gerçeğini ortadan kaldırmaya çalışmaktadır.

    Daswkinsin zürafasını daha önce söz konusu etmiş ve eleştirmiştik.

    Bu konuda verdiği en belirgin örnek ise, insan dahil tüm omurgalı canlıların gözünde yer alan ters çevrilmiş retinadır.

    Gözün bu ilginç yapılışı Charles Darwin’inde dikkatini çekmiştir.

    Bu konuda Türlerin Kökeni kitabında şunları yazmaktadır.

    -Görme aygıtında ve ağ tabakasındaki görüntüde bulduğumuz yanlışlık ve eksiklik duyum alanında karşılaştığımız uyuşmazlıklara oranla hiç bir şey değildir iç ve dış âlemler arsında önceden bir uyum olduğu teorisinin bütün dayanaklarını ortadan kaldırmak için doğanın bir yığın çelişki yaratmaktan hoşlandığı söylenebilir.

    Ters-çevrilmiş retina kavramı, omurgalı gözünün retinasındaki ışık algılayıcı hücrelerin, gözün ön tarafına, yani ışığa doğru değil de gözün arka tarafına bakacak şekilde yerleştirilmiş olmalarını ifade eder.

    Gözün basite indirgenemez muhteşem yapısı.

    Ancak evrim dışı gerçekleri gözlerini ve kulaklarını kapatmış taassup sahibi bir evrimci böylesine muhteşem bir yapının RASTLANTILARLA oluştuğunu iddia edebilir.

    Bu hücrelerin ışık algılayan yüzeyleri arka tarafa bakmakta, bu hücrelerden çıkan sinirler ise, ışıkla hücreler arasında bir katman oluşturmaktadır.

    Bu sinirler gözün belirli bir noktasında toplanır ve oradaki bir kanaldan dışarı çıkarlar.

    Bu kanal üzerinde ışık algılayıcı hücre olmadığı için de, bu noktada görüntü algılanmaz. Kör nokta dedikleri yer işte bu noktadır.

    Evrim teorisi taraftarları bu ters çevrilmişlik durumunu ve bunun oluşturduğu kör noktayı kendilerince malzeme edinmişler, bunun bir hata olduğunu ileri sürmüşler, dolayısıyla aslında gözün doğal seleksiyon vasıtasıyla ortaya çıktığını ve bu gibi garipliklerin beklenmesi gerektiğini iddia etmişlerdir.

    Başta da belirttiğimiz gibi Richard Dawkins bu varsayımı seslendiren en bilinen kişidir.

    Dawkins Kör Saatçi adını verdiği kitabında şöyle yazmaktadır.

    -Aklı başında her mühendis, foto hücrelerin ışığa doğru yöneltilmesi, kablolarının da arkaya, beyin tarafına doğru uzanması gerektiğini kabul edecektir. Foto hücrelerin ışıktan uzağa doğru bakmaları ve kablolarının ışığa en yakın durumda olmalarını gerektiren bir tasarımı yanlış bulacaktır. Ama tüm omurgalı gözlerinde tam olarak bu yaşanmaktadır.

    Bu iddiaları ortaya atan Dawkins ve ona inananlar yanılmışlardır.

    Yanılgının nedeni, Dawkins’in gözün anatomisi ve fizyolojisi hakkında yeterli bilgiye sahip olmamasıdır.

    Bu konuyu detaylı biçimde gözler önüne seren bilim adamı, Darwinizm’in günümüzdeki en önde gelen eleştirmenlerinden biri olan, Otago Üniversitesi’nden moleküler biyoloji profesörü Michael Denton‘dır.

    Denton, Origins&Design dergisinde yayınlanan Ters Çevrilmiş Retina: Hatalı Adaptasyon mu, Önceden Belirlenmiş Bir Adaptasyon mu başlıklı bilimsel makalesinde, Dawkins’in hatalı özellik olarak gösterdiği ters çevrilmiş retinanın, aslında omurgalı gözü için olabilecek en verimli şekilde yaratılmış olduğunu anlatır.

    Denton, bunu şöyle özetlemektedir:

    -Omurgalı retinasındaki ışık algılayıcı hücrelerin çok yüksek enerji ihtiyaçlarını düşündüğümüzde, omurgalı gözünün şaşırtıcı ters çevrilmiş tasarımının, teleolojiye yönelik bir meydan okuyuş olmadığı, aksine yüksek omurgalıların çok aktif olan bu hücrelerine çok yüksek miktarlarda oksijen ve besin sağlayan çok özel bir çözüm olduğu ortaya çıkmaktadır.

    Devamı var.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  6. sevgili gamaro

    Yine şirinliğin üzerinde

    Merak etme tatlı niyetine bilgisayarının klavyesini yedireceğim sana.

    Afiyetler olsun.

    Mucuklar cicim.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  7. Şaşı karıncalar gözlüklü karıncalara karşı 🙂

    Portlamış gözün ideolojisi 🙂 (Z=T)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  8. Göz Evrildi mi?

    Gözlerin evrimi problemi evrim teorisinin (her ne kadar evrimciler halledildiğini iddia etseler de) en sancılı konularından biridir.

    Nedeni ise gözlerin son derece kompleks organlar olduğu gibi görme olayının kompleks organların bütünselliğinde gerçekleşmesidir.

    Gerçekten de görme olayının gerçekleşmesi ve devamlılığı için göz denen organın, organların eksiksiz ortaya çıkması yetmez.

    Bunun yanında beynin; sinir, dolaşım, sindirim, solunum boşaltım vb. gibi yaşamsal sistemlerin bir bütün olarak eksiksiz oluşması gerekir.

    Örneğin bunlardan biri olan beyin olmaz ise görme algısı oluşmaz.

    Evrim teorisi taraftarları bu çetin sorunu diğer sorunlar gibi KENDİLERİNE ÖZEL MANTIKLA çözümlemeye çalışırlar.

    Bir evrim teorisi taraftarı için EVRİM TEK GERÇEKTİR. Tüm olgular buna uygun oluşmak zorundadır.

    Bu nedenle olguların geçmişteki sebepleri, nedenleri, niçinleri evrime uygun olarak araştırılır, yorumlanır. Diğer ifade ile sonuca (evrime) uygun kanıtlar aranır.

    Gerektiğinde bilimin gösterdikleri eğilip bükülerek evrime uydurulur; şöyle oldu, böyle oldu edebiyatı diye tarif ettiğimiz hiçbir bilimsel kanıta dayanmayan hayali öykülerle beslenir, desteklenir.

    Bu tür davranışların BİLİMİN ÖNCE KANIT SONRA SONUÇ ilkesine ters olduğu açıktır.

    Gözün evimi konusu da yukarı da anlatmaya çalıştıklarımızın ibret verici bir örneğidir.

    Aşağıda eleştirilerimizle birlikte evrimcilerin gözüyle gözün evrimi konusunda bilgiler vereceğiz.

    = = =

    Gözün evrimi, taksonlarda geniş ölçekte rastlanan özel bir homolog organ örneği olarak anlamlı bir çalışma konusudur. Gözün görsel pigmentler gibi bazı bileşenleri ortak bir atadan geliyor gibidir. Yani bu pigmentler, hayvanlar farklı dallara ayrıl-madan evvel evrimlerini tamamlamıştır. (Kanıt?)

    Bununla birlikte görüntü oluşturma yeteneğine sahip, karmaşık gözler, aynı proteinler ve genetik malzeme kullanılarak birbirinden bağımsız olarak 50 ila 100 kere evrimleşmiştir. (Kanıt?)

    Karmaşık gözler ilk kez birkaç milyon yıl?? önce Kambriyen patlaması olarak adlandırılan süratli türleşme döneminde evrilmiş görünmektedir.

    Kambriyen öncesinde gözlerin varlığına dair herhangi bir kanıt yoktur ancak Orta Kambriyen devrinde Burgess shale olarak bilinen fosil yatağında geniş bir çeşitlilik gözlendiği açıktır.

    Devamı var.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  9. Beyin olmaz ise görme algısı oluşmaz mı?

    E sen nası görüyon o zaman?

    Şakka şaka:)

    Deniz anası diycektim valla.

    Saf beyin anasını satiim.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  10. tersinim; öncelikle sana bir soru sorum olacak ama ne olur bana afilli cümlelerle cevap yazma. hele uzun uzun cevap hiç yazma valla okumam :))
    soru çok basit;
    sence şu anda ki mevcut insan vücudu mükemmel midir?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  11. Aynı cümleler tekrar tekrar kurulmaktan bıkılmıyor buralarda.
    Sn. tersinim, benim de size birkaç sorum olacak:
    İnsan kulağındaki kaslar neden var?
    Erkeklerin memeleri neden var?
    Neden -tıpkı kediler yada diğer memelilerdeki gibi- korku anında ense tüylerimiz dikleşir, bize ne faydası var?
    Yirmilik diş dediğimiz (Orjinal ismini bilmiyorum, affola.) bize zahmet veren, insanların yaklaşık yarısında sıkıntı yaratmaktan başka işe yaramayan dişler neden var?
    Engellilik nasıl bir kusursuzluğun ürünü?
    Kuyruk sokumunun insanda varlık sebebi nedir?

    Bunlar benim aklıma gelen sorular, insanda bundan çok daha fazla gereksiz organ halihazırda var fakat şu an bunları araştırıp yazmak için biraz kısıtlı vaktim var. Zaten bu konu eminim bu platformda defalarca tartışılmıştır.
    Sevgiler.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  12. Daha çok beklersiniz.

    Kuş embriyosunda diş tomurcuğunun.. ya da insan embriyosunda zibille meme başı tomurcuğunun ne işi var dedim ben..

    Dedi ki; ibretlik belge..

    Cevap da bu ha..

    Ölme eşeğim ölme:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  13. Aslında..

    Tersinim bizzat ve de şahsen, özeleştiri yapıyor bu başlıkta.

    Hahaha ha:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  14. Kanıt olarak seni kanırtmak şart belli ki hemoroidin azmış, tersinimsin ya illaki tersten bir tedavi lazım sana. Adresini ver de çakma psikopat yazılarından kurtulmak için sana şimdilik bir elektrikli diş fırçası göndereyim bir müddet idare edersin.

    Arkadan evrim geçirmiş skinime ne denir? Terskinim.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  15. Onemli hatalardan biri yurumek icin bacak olmasi . Tekerlek icat edildikten sonra bir modifiye yapilmaliydi hic olmazsa.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  16. Küfürün belli türlerine karşıyım ama gelde okkalı bi küfür etme şuna arkadaş …

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  17. YERGİYE, SÖVGÜYE,KARALAMAYA, KONU SAPTIRMALARA İZİN YOK.

    Sevgili evrimcilerim! Hepinize MUCUKLARIM.

    ÖZELLİKLE KAMBURUMA.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  18. Göz evrildi mi? (devam)

    Sayın evrimcilerimiz ayrıntılı bahsetmemiş ama biz kambriyen dönemi hakkında bilgiler verelim.

    Kambriyen dönem, Paleozoik zamanın ilk alt bölümü olarak Kambriyen kayaç sistemlerinin oluştuğu ve içinde en eski fosilleri taşıyan jeolojik zaman dilimidir.

    Günümüzden 545 milyon yıl önce başlayıp, yine günümüzden 495 milyon yıl önce sona erdiği kabul edilir. Süresi elli milyon yıl kadardır.

    Kambriyen Dönem, gezegenin tüm tarihi boyunca, yaşamın çeşitliliği ve yaygınlığı yönünden en parlak zaman aralığıdır.

    545 milyon yıllık (kambriyen döneminin başlangıcından kalma) bir trilobit fosili. (Üstte)

    Trilobitlerin mükemmel var edilmiş BİLEŞİK GÖZLERİ vardır.(Altta)

    Kambriyen dönemi öncesinde gözlerin varlığıyla ilgili herhangi bir kanıt olmadığına göre trilobitlerin bileşik gözleri nasıl oluştu, nerede ve nasıl evrimleşti?

    Kambriyen dönemi canlıları yapısal olarak öylesine geniş, derin ve büyük farklılıklar gösterir ki (örneğin deniz zambakları,süngerler,trilobitler, salyangozlar, deniz anaları,akrep vb. yüzlerce canlı türü) bu farklılıklar evrimsel mekanizmalarla doldurulup birbirleriyle evrimsel bağ kurulması imkansızdır. (Ayrıntılı bilgi için Kambriyen dö-nemi canlıları bölümlerine bakınız)

    = = = =

    Aynı canlı türlerinin aynı yapılarda ve aynı dönemlerde DÜNYANIN ÇEŞİTLİ YERLERİNDE bulunmaları ise evrimin bir başka çıkmaz sokağıdır.

    Devamı var.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  19. Kamburcuğum

    Senin kamburunu düzetebilirim hem de meccanen.

    Oklavayı koyduğumda oklava sağa sola değmeyecek kadar dümdüz.

    Seniin için belki bir parça sıkıntılı olabilir ama haberin olsun.

    Dişini bir parça sıkıverirsin artık

    Fazla acıtırsak kusursa bakmazsın artık cicim.

    MUCUKLAR KAMBURCUĞUM.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  20. Tersinimin pozisyonu..

    Yaklaşık olarak şu;

    İçki ve fuhuşun zararlarını anlatmak için girdiği pavyonda konsomatrisin ısrarına dayanamayıp şampanyanın belini kıran, ve nihayetinde la ben de sizi öperimeeaaaaa.. şlopi kıvamında bir imam.

    E ne anladım ben bundan.

    Mucuklarsın tabi.

    Hehe he:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  21. Gamarocuğum kıskandın galiba

    Kıskanmana gerek yok.

    SANA DA MUCUK, MUCUK, MUCUK.

    Afiyet şeker olsun.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  22. Göz evrildi mi (devam)

    Sevgili evrimcilerimiz şöyle devam ediyor:

    Gözler, ait oldukları organizmaların ihtiyaçlarını karşılayan çok sayıda adaptasyon sergiler. Keskinlikleri, tespit edebildikleri dalga boyu aralığı, az ışık seviyelerindeki hassasiyetleri, hareketi yakalama,nesneleri seçebilme ve renkleri ayırt etme becerileri bakımından farklılıklar gösterebilir.


    Göz evriminin önemli aşamaları.

    = = =

    Yukarıdaki aşamalar!! herhangi bir bilimsel kanıta dayanmayan evrimci amcalarca teyzelerce ortaya konulmuş, hayal mahsulü şöyle oldu böyle oldu edebiyatı varsayımlara dayanır.

    Henüz beyni oluşmamış ilkel bir canlının algılayamadığı bir olguya ait faydalıları seçip biriktirmesi ve bu bilgileri genetik bilgilere dönüştürüp diğer nesillere aktarması imkansızdır.

    Bu tür karmaşık (kompleks) organların ancak bilgi-irade-güç-zaman ve madde beşlemesi sonucu oluşabileceği açıktır.

    = = =

    Evrimcilerimiz devam ediyor:

    1802 yılından bu yana, göz gibi karmaşık bir yapının doğal seçilim yoluyla evrimini izah etmenin zor olduğu söylenegelmektedir.

    Charles Darwin de, Türlerin Kökeni’nde, doğal se-çilim yoluyla gözün evriminin ilk bakışta “son derece saçma” geldiğini yazar. Ancak yine de bunu hayal etmenin güçlüğüne rağmen açıklamaya girişir, ki bu açıklama son derece makuldür:

    …kusursuz ve karmaşık bir göz ile kusurlu ve basit bir göz arasında, her biri sahibine yarar sağlayan sayısız aşama bulunduğu; dahası gözün çok az bile olsa değiştiği ve bu değişimler sonraki kuşaklara miras kaldığı, ki zaten durum budur, ve organdaki herhangi bir değişim ya da modifikasyonun değişen yaşam koşulları altındaki bir hayvana fayda sağladığı gösterilirse, hayal gücümüz kabul etmekte ne kadar zorlanırsa zorlansın, kusursuz ve karmaşık bir gözün doğal seçilim tarafından biçimlendirilmiş olabileceğine inanmaktaki güçlük, geçerliliğini yitirir.

    = = =

    Sayın evrimcilerimizin son derece makul olarak niteledikleri gözün evrimiyle ilgili Darwin’in açıklamalarına pek çok yönden itirazlarımız vardır.

    Sahibine yarar sağlayan değişiklikler (bu değişimlerin nasıl oluştukları zaten şüphelidir. Çünkü yararlı mutasyon gözlenmemiştir.) diğer nesillere aktarılabiliyor mu?

    Diğer ifade ile bu değişiklikler BİLGİYE DÖNÜŞTÜRÜLEREK GENLERE İŞLENMİŞ MİDİR?

    Kazanıldığı iddia edilen gelişimlerin diğer nesiller aktarılmasının başka yolu yoktur.

    EVRİMİN DEĞİŞİKLİKLERİ BİLGİYE ÇEVİREN, MİLYONLARCA YIL SONRA OLUŞACAK OLUŞUMLARA UYGUN OLARAK ÖRGÜTLEYİP BİRİKTİREN mekanizmaları var mıdır?

    Yoksa önce BİLGİ MEYDANA GELİP BU BİLGİYE UYGUN ORGAN PARÇALARI MI OLUŞMUŞTUR? (Bu parçaların o an yaşayan canlıya yararı olmadığına, yük oluşturduğundan zarar verdiğine dikkat ediniz)

    Evrim teorisi taraftarlarının bu sorulara bir kaç şöyle oldu böyle oldu edebiyatı dışında verebilecek bilimsel bir yanıtları yoktur.

    Devam edeceğiz.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  23. İlahi Tersinim,
    Çok komik birisiniz,ama çabanızı da takdir etmemek imkansız,
    Eh napalım,kusursuz yaratılmış yeğenime tanrının onu bir diğer kusursuz yaratığı olan domatese olan alerjisiyle imtihan ettiğini anlatır sıyrılırım artık, halbuki ne de sever tostunda domatesi,ama o kadar kusur kadı kızında da olur değil mi,
    Aslında tahminim şu ki siz kusursuz ne demek onu pek anlamamışsınız,
    Belki de bu noktadan başlasanız daha bir isabetli olacak,
    Kolay gelsin…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  24. Sevgilli ağaçkakan,

    Ulen senin sanatına sıçayım, muck muck’muş insanda biraz estetik olur be.

    Oysa bak dinle;

    Dökünce şarabı boynumdan aşağı, çaktırmadan bakıp durduğun o göğüslerim nasıl da kırmızı şimdi ve sütyenimde yok üstelik alırım aklını haaa..

    Şimdi ne diycen?

    Oh ben de, ohh ben de, oooaah, filan mı?

    :))

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  25. “Henüz beyni oluşmamış ilkel bir canlının algılayamadığı bir olguya ait faydalıları seçip biriktirmesi ve bu bilgileri genetik bilgilere dönüştürüp diğer nesillere aktarması imkansızdır.”

    “Sahibine yarar sağlayan değişiklikler (bu değişimlerin nasıl oluştukları zaten şüphelidir. Çünkü yararlı mutasyon gözlenmemiştir.) diğer nesillere aktarılabiliyor mu?

    Diğer ifade ile bu değişiklikler BİLGİYE DÖNÜŞTÜRÜLEREK GENLERE İŞLENMİŞ MİDİR?

    Kazanıldığı iddia edilen gelişimlerin diğer nesiller aktarılmasının başka yolu yoktur.

    EVRİMİN DEĞİŞİKLİKLERİ BİLGİYE ÇEVİREN, MİLYONLARCA YIL SONRA OLUŞACAK OLUŞUMLARA UYGUN OLARAK ÖRGÜTLEYİP BİRİKTİREN mekanizmaları var mıdır?

    Yoksa önce BİLGİ MEYDANA GELİP BU BİLGİYE UYGUN ORGAN PARÇALARI MI OLUŞMUŞTUR?”

    Teori yazarı elemanın biyoloji bilgis(izliğ)i. Bu eleman mütemadiyen teori yazıyor.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  26. Dökünce şarabı boynumdan aşağı, çaktırmadan bakıp durduğun o göğüslerim nasıl da kırmızı şimdi ve sütyenimde yok üstelik alırım aklını haaa..
    Şimdi ne diycen?

    ah çatladım gülmekten.. 😀

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  27. Benden iyi evrimci mi bulacak, kullansın işte tepe tepe:)

    Ayrıca iddia ediyorum, mekanların aranan adamı olma potansiyeli var kendisinde.

    Dikkatinizi çekti mi bilmem, adaptasyon süper.

    Ve erken boşalma gibi bir yaratılış hatası da yoksa eğer..

    Tadından yenmez:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  28. Yaıdığımız yazılara sevgili evrimcilerimizin verdikleri (daha doğrusu vermedikleri cevaplara) bakınız.

    Yapabildikleri tek şey yerme, sövme, karalama.

    Akılları sıra kızdırıp bana ters şeyler yazdıracaklar, yazılarımı sildirip ve siteden uzaklaştıracaklar.

    Mucuk mucuk mucuk.

    Sevgili evrimcilerim

    SİZLERİ ÇOK SEVİYORUM.

    ÖZELLİKLE GAMARO LE KAMBURU

    Bir kez daha

    mucuklar sevgililerim.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  29. Ney ney ney?

    gamaro le kamburuuu mu?

    Şişede durduğu gibi durmuyo tabi, dil çoktan dolanmış.

    Bir kez daha dinliyoruz;

    Le Kambuğğruu!

    Hah hahahaa, gölcük buldun dal tabi:)

    Lakin anlamadığım;

    Kuş embriyosunda diş tomurcuğunun ne işi var kuzum?

    🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  30. Bu Sitenin evrimcileri çok ŞİRİNLER.

    Onlara doyamıyorum.

    Kamburumun OKLAVASI hazır, haber bekliyorum.

    Bir yazı daha koyayım da ortalık birazcık daha şenlensin

    MUCUKLAR BİR KEZ DAHA.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  31. Pek sevgili ve de muhterem! Tersinim Teorisinin velinimetleri evrimci amcalarımız, teyzelerimiz GÖZÜN EVRİMİ KONUSUNDA devamla şunları yazmışlar:

    Halen mevcut olan ara evrim basamaklarından örnekler vererek “başka herhangi bir düzenek içermeyen, yalnızca pigmentle kaplı bir optik sinir”den “az çok yüksek bir kusursuzluk düzeyine” doğru bir değişim olduğunu ileri sürer.

    Darwin’in düşüncesi bir süre sonra doğrulanır. Mevcut çalışmalar, gözün gelişimi ve evriminden sorumlu genetik mekanizmaların araştırılması üzerinedir.

    İlk göz fosilleri, bundan yaklaşık 540 milyon yıl önce, Kambriyen Devri’nin başlarında ortaya çıktı. Bu devirde, Kambriyen patlaması olarak adlandırılan gözle görünür hızlı bir evrimleşme süreci yaşandı.

    Bu çeşitlenmenin “nedenleri” için ileri sürülen pek çok hipotezden birisi de Andrew Parker’ın “Elektrik düğmesi” teorisidir.

    Bu teoriye göre gözün evrimi canlılar arasında bir silahlanma yarışını tetiklemiş, bu da hızlı bir evrimleşme sürecinin önünü açmıştır.

    Bundan önce organizmalar ışığa karşı duyarlılıktan yararlanmış olabilirler ancak görme duyusunu hızlı hareket ve yön bulma için kullandıklarına dair bir kanıt yoktur.

    = = =

    Andrew Parker’ın Elektrik Düğmesi Teorisi kambriyen döneminde görülen canlı çeşitliliğini ve ara format yoksunluğunu evrime uygun açıklamaya çalışan bir varsayımdır. Nitekim aynı varsayım daha sonra sıçramalı evrim adıyla tekrar gündeme gelecektir.

    Çeşitli süreçlerde evrimcilerce ortaya atılan klasik darwinizm, Neodarwinizm, sıçramalı evrim, elektrik düğmesi teorisi, anlık evrim, bazen gerileyen evrim vb. gibi genelde birbirleriyle çelişen varsayımların her biri GERÇEKLERİ EVRİME UYDURMA, OLMAZ İSE EVRİMİ GERÇEKLERE UYDURMA operasyonlarıdır.

    Görüleceği gibi evrim teorisinin kendine özel bir temeli bile yoktur. Tam bir anlam karmaşası içindedir.

    Kanıt olmadığı halde olgulara göre evrime uygun nedenler, niçinler arayıp bulmak evrimcilerin hayal ürünü tipik bir şöyle oldu, böyle oldu edebiyatıdır ki hiçbir bilimsel değer taşımaz.

    = = =

    Evrimcilerimiz devamla:

    Kambriyen Devri’nin ilk dönemine dair fosil kayıtları son derece zayıf olduğu için gözün evrim hızını belirlemek zordur. Doğal seçilime maruz kalan küçük mutasyonlardan başka bir şey gerektirmeyen basit (bir) modelleme ilkel bir optik duyu organından insandaki gibi karmaşık bir gözün, birkaç yüz bin yılda evrilebileceğini göstermektedir BUYURUYORLAR.

    = = =

    Sayın yazarımızın Darwin’in evrim uzun süreçler ister öngörüsünden çark ettiğini görüyoruz.Göz gibi son derece kompleks br organı kısa süreçlerde oluşturuvermiş.

    Göz evriminin kısa süreçlerde oluştuğu var-sayımı bir GERÇEKLERİ EVRİME UYDURMA OPERASYONUDUR.

    Nedeni ise kambriyen döneminin başlarından beri var olan kimi canlı (örneğin trilobitlerin) gözlerinin (hem de bileşik göz) olmasıdır.

    Ayrıca bu varsayım evrimin hızıyla tamamen çelişir.(Evrimin hızı bölümüne bakınız)

    Yüz bin yıl (SADECE) üç trilyon saniyedir.

    Basit bir göz ise çeşitli yapılarda milyarlarca HÜCRELERDEN MEYDANA GELEN SON DERECE KARMAŞIK (GERÇEKTE KOMPLEKS) BİR YAPIDIR.

    Bileşik gözler ise bunun binlerce katıdır.

    Bu kadar kısa süreçte böylesine kompleks bir organın meydana gelemeyeceği açıktır.

    Devamı var.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  32. Allah’ın öküzü,

    Bak vuvuzela çalarken çektirdiğim nadide fotoğrafımlarımdan biriyle soruyorum bir daha;

    Kuş embriyosunda diş tomurcuğunun işi ne ulan?

    Allloooo!!

    Yav birisi şunun kulağını bi sitse de duysa bea.

    🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  33. Pşştt..

    Başka fotoğraflarımda var, bırak mucuklamayı, ister misin şlopi filan?

    Ne de olsa kusursuz yaratıldım.

    Sen yaz, kaynağın olayım.

    he hehe:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  34. Bok boku kenefte bulurmuş.

    Yüzsüzlük, arsızlık ve utanmazlık da birbirini tersinimde bulmuş.

    Dingillik de var tabii.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  35. Hah haha hahaa:))

    Ulen hebelek, tomurcuk deyince ne sandın sen?

    Cennetteki tomurcuk değil bu yau, karıştırma:)

    Ayrıca söylesene, Muhammed soruyo muydu cariyeye, senin de canın istiyo mu diye?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  36. Kimileri kaşınıyor da

    Kaşıma işlerini artık yapmıyoruz.

    Bilesiniz.

    Haremimizdeki cümle evrimcileri boşadık.

    Birbirleriyle

    Ya da Gamaronun vuvuzelası ile idare ediversinler artık.

    Bu sitede etik kurul diye bir şey varmış diye duymuştuk ama

    Zannederim bu kurul sadece konuları kapatma kurulu…

    Yada ağzı bozukları koruma

    Sayın yöneticiler ikaz edelim.

    Bu sitede henüz beyniyle düşünüp, ağzıyla konuşma becerisine ulaşamamış, yeterince evrimleşmemiş bu nedenle MİDESİYLE DÜŞÜNÜP ANÜSÜYLE KONUŞAN İLKEL AUSTRALOPİKETUSLAR var.

    Sİtenizi b…k kuyusuna çevirmeden tedbirinizi alın.

    Bizden söylemesi.

    Kimi yazılarımız murdar olmuş.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  37. Göz evrildi mi (devam)

    Pek sevgili evrimci teyzelerimiz, amcalarımız devam ediyorlar:

    Gözün bir kerede mi, yoksa birbirinden bağımsız bir çok soyoluş dalında mı evrildiği tartışma konusudur.

    Gözün gelişimine katılan genetik mekanizma göze sahip bütün organizmalarda ortaktır.

    Görme duyusu için organizmada hazır bulunması gereken tek şey görme pigmentindeki A vitaminine bağlı kromoforlardır ve bu molekül parçaları bakterilerde de bulunur.

    Foto reseptör hücreler de, moleküler açıdan benzer kemo reseptörler ve muhtemelen Kambriyen patlamasından çok önceleri de var olan ışığa duyarlı hücrelerden birden fazla kere evrimleşmiş olabilir.

    = = =

    Yukarıdaki cümleler herhangi bir kanıta dayanmayan sadece TAHMİNİ olarak ortaya atılmış fakat daha sonra evrimcilerce inkar edilemeyen bilimsel bir gerçek olarak lanse edilmiş bir şöyle oldu, böyle oldu edebiyatıdır.

    Sayın yazarımızın sözünü ettiği kromofarlar cisimlere (burada canlılara) renk veren moleküllerdir ki milyonlarca çeşittir.

    Fotoreseptörler ise ışığa ve renge duyarlı hücreler grubu (retina) dır.

    Yukarıda fotoreseptör hücrelerin yapı ve çalışma sistemi gösteriliyor.

    GÖrülen o ki fotoreseptör hücreler oldu denilince oluverecek kadar BASİT yapılar değilmiş.

    Sayn yazarımız şöyle oldu böyle oldu edebiyatı yerine bu ÖZEL hücrelerin evrim mekanizmalrıyla nasıl oluştuğunu kanıtlar göstererek anlatıverseydi bilim ve evrim adına daha hayırlı işler yapmış olurdu.

    Devamı var.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  38. Site bok kuyusuna dönüşüyorsa bu tersinimden sonra başladı.

    Ama tersinimde bir bokluk önceden de varmış demek ki, gittiği yerleri batırıyor.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  39. Bak bu da arkadaşım Tiffany (sarışın olan)

    Nasıl?

    Hala boşayıceem diyon ya manyaksın seean:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  40. Pek sevgili, tersinim teorisinin velinimeti, emsalsiz bilgi kaynaklarımız olan evrimci teyze ve amcalarımız İNCİLERİNİ dökmeye devam ediyorlar:

    Işığa duyarlı bütün organlar, opsinler olarak adlandırılan bir protein grubunu kullanan foto reseptör sistemlerine dayalı olarak çalışır. Yedi opsin alt grubunun tümü, hayvanların son ortak atasında zaten bulunuyordu.

    Dahası, gözleri konumlandıran genetik malzeme bütün hayvanlarda ortaktır:

    Farelerden tutun insanlara ve meyve sineklerine varıncaya kadar bütün gözlü organizmalarda gözün gelişeceği yeri PAX6 geni kontrol eder.

    Bununla birlikte bu ana kontrol genleri, modern hayvanlarda kontrol ettikleri yapıların çoğundan çok daha eski olsalar gerektir ve muhtemelen başka bir amaç için seçilmiştir.

    = = =

    Bu iddialara karşılık sormak gerekir.

    Var olduğu iddia edilen HAYVANLARIN SON ORTAK ATASI hangi canlıdır?

    Kambriyen dönemi canlıları arasındaki ev-rimsel mekanizmalarla doldurulması ve açıklanması mümkün olmayan YAPISAL VE TÜRSEL YÖNDEN derin, geniş ve büyük farklılıklar olduğuna göre BU ORTAK ATA prekambriyen döneminde yaşamış olmalıdır.

    Görünüşe göre evrimcilerimiz yine OLMAYAN BİR DALA TUTUNMAYA ÇALIŞMIŞ.

    Gözleri konumlandıran genetik malzemenin bütün hayvanlarda ortak olması ise (bu mal-zemelerin evrimsel mekanizmalarla meydana geldiği kanıtlanamaz ise) tüm canlıların TEK KAYNAKTAN Var edildiğinin kanıtı olur.

    = = =

    Evrimcilerimiz (kanıt manıt hak getire) doludizgin devam ediyorlar:

    Duyu organları muhtemelen beyinden daha önce evrildi. Çünkü işleyecek bilgi olmadan bu bilgiyi işleyecek bir organa gerek yoktur.

    = = =

    Yukarıdaki cümle evrimcilerimizin ne kadar büyük çelişkilere düştüğünün bir başka kanıtıdır.

    Bilgi işlenemiyorsa o bilgiden yararlanılamıyor, faydalısı faydasızı ayrılamıyor demektir.

    Işıkla uzaktan yakından ilgisi olmayan beyindeki görme merkezinin evrimsel mekanizmalarla nasıl oluştuğu konusunu merak ettik ve araştırma yaptık ama herhangi bir bilgiye rastlamadık.


    Devamı var.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  41. He valla..

    Görme merkezi beynin arka tarafında occipital lobda, ama orası ışığın hiç ulaşmadığı kapkaranlık bir yer aslında!

    Bunu da çok severler ha.

    Ne bokum bi mantıksa..

    Boyalar da renk renktir ama carbon atomunun gerçekte bi rengi yoktur.

    Vayammunakoyiiim.

    🙂

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  42. Göz evrildi mi? (devam)

    Evrimci amcalarımız teyzelerimiz incilerini saçmaya devam ediyorlar:

    Öglenada ışığa duyarlı beneği, stigma gözler??

    = = =

    Evrimcilerimiz öglena denen tek hücreli canlıda bulunan ışığa duyarlı hücreleri stigma gözler diye adlandırırlarsa da doğru değildir.

    Evrimcilerce göz olarak nitelenen bu molekül grubu canlının beslenmesi ve üremesiyle görevlidir ve yaşamsaldır.

    Bu hücrelerin göz ile olan tek benzerlikleri ışığa duyarlı olmalarıdır.

    Canlılarda sıkça gözlemlediğimiz AYNI YAPILARDA FAKAT FARKLI GÖREVLERDE olan hücre (molekül) gruplarından sadece biridir.

    = = =

    İnciler devam:

    Gözün en erken atası, tekhücreli organizmalarda bile bulunan göz beneği denilen ışığa duyarlı foto reseptör proteinlerdi.

    Göz benekleri yalnızca çevredeki parlaklığı hissedebilir: Işığı karanlıktan ayırt edebilirler ki bu foto periyodizm ve 24 saatlik tempoya bağlı günlük senkronizasyon için yeterlidir.

    Ancak şekilleri ayırt edemedikleri ve ışığın yönünü belirleyemedikleri için görme duyusu oluşturmakta yetersizdirler.

    Göz benekleri hemen hemen tüm büyük hayvan gruplarında bulunur ve öglena dahil, tekhücreli organizmalarda ortaktır.

    Öglenanın göz bebeğine stigma denir ve hücrenin ön tarafında bulunur. Bu, bir dizi ışığa duyarlı kristalin üzerini örten kırmızı pigment içeren küçük bir benektir. Hareketi sağlayan kamçıyla birlikte göz beneği, organizmanın ışığa göre konum alabilmesine olanak verir. Bu, genelde, fotosentezi kolaylaştırmak için ışığa yönelim şeklindedir.

    Göz beneği gece ve gündüzü ayırt eder, ki bu 24 saatlik yaşam ritmi oluşturmadaki temel işlevdir.

    Daha karmaşık organizmalarda görsel pigmentler beyindedir ve yumurtlamayı ayın çevrimleriyle senkronize etmekte rol oynadıkları sanılmaktadır.

    Organizmalar, üreme oranını en üst düzeye çekebilmek için, sperm ve yumurta salımını gece vakti ışık miktarındaki küçük değişimleri tespit ederek senkronize ediyor olabilir

    = = =

    Yaşam dünyasındaki canlıların tümü mü-kemmel yapılıdırlar. Diğer ifade ile tüm organları yerli yerinde; ne eksik, ne fazladır.

    Kullanılmayan fazlalıklar yük olduğundan o canlının zararınadır. Bu nedenle hiç bir canlı kullanmadığı (yararlanmadığı) fazlalıkarı bünyesinden tutmaz. Hemen kurtulmaya çalışır.

    Öglena denilen tek hücreli canlıdaki stigma gözlerde canlının ihtiyacına göredir ve yerlidir. Yapı olarak ne fazla, ne de eksiktir.

    Evrimci taktiklerinden birisi de organizmaların gerçekte son derece karmaşık olan yapılarını, işlevlerini basite indirgemek; mümkün olmaz ise fazla kurcalamadan evrime kanıtlarmış gibi göstermeye çalışmaktır.

    Yukarıya aldığımız öglena ve stigma gözleri buna örnektir.

    Sayın evrimcilerimizin fotoreseptörler olarak geçiştiriverdikleri yapılar gerçekte fotoperiyodizm gibi yaşamsal olguları meydana getirip düzenleyen son derece önemli kompleks oluşumlardır.

    Biyokimyada reseptör veya almaç, birbiriyle kısmen örtüşen iki anlama karşılık gelir.

    Birinci anlamıyla reseptör, sinyal transdüksiyonunda yer alan bir proteindir, hücre dışındaki bir sinyali hücre içine taşır.

    Sinyalin bir biçimden başka bir biçime dönüşmesini sağlayan protein hücre dışında olabileceği gibi hücre içinde de olabilir.

    Reseptöre bağlanan moleküle ligand denir.

    Bağlanma olunca reseptör biçimini değiştirir ve hücresel bir tepki meydana gelir.

    Ligand etkisiyle reseptörde meydan gelen değişiklikler sonucu fizyolojik tepkiler meydana gelir, bunlar liganda atfedilen biyolojik aktiviteyi oluşturur.

    Bu aktiviteler yaşamsal olduğundan öglenanın ortaya çıktığı (var edildiği) ilk anlardan itibaren (yaklaşık iki milyar yıl öncesinden) eksiksiz var olmalıdır.

    Bu yaşamsal mekanizmalar nasıl meydana geldi?

    Evrimcilerimiz şunla bunla uğraşacaklarına prokaryotlardan ökaryotlara, tek hücreli canlılardan çok hücreli canlılara, eşeysiz üremeden eşeyli üremeye nasıl geçildi vb. gibi yanıtlanamayan, yanıtlanamadığı için evrimin temellerini sallayan, yıkımına neden olacak olan onlarca soruya şöyle oldu böyle oldu edebiyatı yerine kanıtlara dayanan bilimsel yanıtlar arasalardı çok daha akıllıca işler yapmış olurlardı.


    Devamı var.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  43. Göz evrildi mi? (devam)

    Evrimcilerimiz incilerini saçmaya devam ediyorlar:

    Görme duyusu, bütün gözlerde ortak olan temel bir biyokimyasal sürece dayanır. Bununla birlikte bir organizmanın çevresel özelliklerini yorumlamak için bu biyokimyasal mekanizmanın kullanılış biçimleri büyük farklılıklar gösterir:

    Gözler son derece farklı yapılarda ve farklı biçimlerdedir. Hepsi de mekanizmanın temelini oluşturan protein ve moleküllere kıyasla oldukça geç evrimleşmiştir.

    = = =

    Görme duyusu bütün gözlerde ortak olan temel BİR BİYOKİMYASAL SÜRECE mi dayanıyor?

    Yoksa SON DERECE ayrıntılı etki, tepki ve organizasyonlara mı?

    Yukarıdaki cümleler (evrimcilerde çok sık rastladığımız) son derece kompleks ve ayrıntılı olan görme olayını (pek çok yaşamsal olaylar gibi) BİR BASİTE İNDİRGEME OPERASYONUDUR.

    Bu operasyonların nedeni ise bu tür olgu ve olayları evrim mekanizmalarına uygun açıklayabilmek için başka yol ve yordamın olmamasıdır. Evrim varoluşta açıkca gözlemlenen bilgiyi ve bu bilginin sonucu olan kompleks olguları ret ve inkar etmek zorundadır.

    = = =

    Evrimcilerimiz devam ediyor:

    Planaryalar, az da olsa ışığın yönünü ayırt edebilen, çanak şeklinde göz beneklerine sahiptir.

    = = =

    Salyangozlar yaşam dünyasının en eski canlılarından biridir. Bu nedenle gözleri evrimcilerce İLKEL GÖZ kabul edilir.

    Bu tür gözlerin planarya ve salyangoz denilen bu canlılara en uygun gözler olduğu açıktır.

    Yusufçuğun bileşik gözleri.

    Bilindiği gibi yusufçuk dünya yüzünde görülen ilk çok hücreli canlılardandır. Bu nedenle evrimcilerce ilkel kabul edilir.

    Fakat bu böceğin nice yüz milyon yıllardan beri varlığını koruyup neslini sürdürmesi ve herhangi bir değişime uğramaması hiç de ilkel olmadığının ve evrimin geçersizliğinin açık bir kanıtıdır.

    Bu gözler evrimcilerce ilkel göz olarak kabul edilip evrime kanıt olarak gösterilirse de doğru değildir.

    İlkelden gelişmişe doğru bilimsel kanıtlardan çok hayali resimlerle desteklenmeye çalışılan gözün evrimi konusunu daha önce değinmiştik.

    Sayın evrimcilerimiz bilimin ortaya koyduğu gerçekte yaratılış harikalarını olan bulguları büyük bir ustalıkla (ve de açıkgözlülükle) evrime uygun yorumlarlar ve evrime kanıt olarak gösterirler.

    Evrimcilerce gözün evrimi konusunda ortaya konulan aşağıdaki bilgiler bu konuda ilginç ve ibret verici örneklerdir.

    Onlar göre her şey evrime uygun olarak OLU OLUVERMİŞTİR.

    Aynen alıyoruz.

    Devamı var.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.