Tersinim Teorisi

TERSİNİM TEORİSİ TANITIMI
Tersinim teorisi Türk düşünür ve yazarlarından Hüdai ÇAKMAK’ın ortaya attığı teoridir. Teorinin kurgulayıcısı Hüdai ÇAKMAK bu konuda şunları yazıyor.

  -Varoluş insanoğlunun var edildiği ilk anlardan beri ilgisini çekmiş, konu-sunda pek çok teoriler üretilmiştir. Bu teoriler çok ve çeşitli olmasına rağmen varoluş bir yaratıcının eseridir ya da değildir, rastlantılarla oluşmuştur cevapla-rına uygun olmak üzere iki büyük grupta toplanır. Bir teori gerçek olduğu kuv-vetle inanılan bir varsayım üzerine kurulur, ayrıntılanır ve kanıtlanmaya çalışılır. Ulaşılan bilimsel sonuçlar genelde doğru olduğu kuvvetle inanılan varsayıma uygun olarak yorumlanır. Temel varsayımın yanlış olabileceği hiç bir zaman düşünülmez. Bu da bilimin olması gereken tarafsızlığına gölge düşürdüğü gibi pek çok hata ve yanlışlara yol açar, teorileri bilim dışına iter. Örneğin evrim teorisinin doğruluğu kuvvetle inanılan varsayımı milyonlarca tür ve cinste olan tüm canlıların rastlantılarla oluşmuş bir canlı hücresinin zamanla evrimleşmesi sonucu oluştuğudur. Bir evrim teorisi taraftarı hiç bir zaman bu temel varsayı-mın yanlış olabileceğini düşünmez. Bilimsel bulguları bu temel varsayıma uy-gun yorumlanmaya çalışır. Bu yorumların temel kanun ve ilkelerle çelişip çeliş-mediğine pek dikkat etmez. Kimileri görmezlikten, bilmezlikten gelinir.

Tersinim teorisinin kurgulanma yöntemi bu uygulamanın tamamen tersidir. Önce bilimsel sonuç daha sonra ulaşılan sonuca göre varsayım ilkesine daya-nır. Bu nedenle bilimin ortaya koyduğu tüm kanun ve ilkelerle uyumludur, hiç biriyle çelişmez. Tersinim teorisi herhangi bir teoriye karşıt ya da destek olmak amacıyla ortaya konulmuş değildir. Tamamen kendine özeldir.
Tersinim teorisi maddenin sakımı, entropi, yapmanın zor bozmanın kolay oldu-ğu ilkesi gibi tüm doğal kanun ve ilkeleri temel alır. Karşıtı olan diğer teorilerin bilimsel yöntemlerle doğruluğu onaylanmış esaslarını da temel almaktan çe-kinmez. Bu nedenle tersinim bilim dışına kaymadığı gibi konusundaki tüm teori-lerin bilimle doğrulanmış temellerinin birleştiği bir sentez durumundadır.
Tersinim teorisi özet olarak bilimsel araştırmaların sonuçları olan şu esasları temel alır.
1)-Enerji girişi ve zaman varoluşun herhangi bir olgusundaki düzen sahibi sistemlerde bozuma (tersinime), diğerlerinde ise değişime neden olur.
2)-Tersinim teorisine göre Varoluş, tüm evreni varsa diğerlerini kapsayan kompleks bir bütündür. Canlılık ve cansızlık olarak ayrılmaz.
3)-Varoluşun kompleks bir bütün oluşu bir Yaratıcı iradenin eseri olduğunu gösterir.
4)-Varoluş canlılığın oluşum ve devamlılığı amaçlıdır. Her şey bu amaca uygun planlanmış ve var edilmiştir.
5)-Canlılar evrim teorisi iddiasının aksine gelişim değil, tersinim gösterir. Canlılardaki tersinim, kompleks sistem ve düzenlerin zaman içinde bozuma uğraması, kimi özelliklerini zayıflatması ya da kaybetmesi demektir.
6)-Her canlı türünün mükemmel ve eksiksiz yaratılmış bir arı ırkı vardır. Diğer tür ve çeşitler arı ırkların tersinimi sonuçlarıdır. Örneğin insanlar may-munların evrimi sonucu oluşamaz. Bu entropi, kalıtım, yaşamsal uygunluklar gibi doğal kanun ve ilkelere aykırıdır. Fakat maymunlar insanların tersinimi sonucu oluşmuş olabilir.
7)-Hiç bir canlı varlığını eksiksiz olarak geleceğe aktaramaz.
8)-Varoluş sorusuna verilen cevaplar insan hayatlarını yönlendirir. Bu nedenle tersinimin çok geniş ve derin sosyal etkileri vardır.
Teori sekiz ciltle kitaplaştırılmıştır ve tamamen bilimseldir. Tek kitaplık özeti mevcuttur.

84 yorum “Tersinim Teorisi”

  1. TERSİNİM TEORİSİ VE DOĞAL İLKELER
    Varoluş dediğimiz muazzam sistem tam bir düzen içindedir. Nice milyar yıllardan beri değişmeden var ve işler olan doğal kanun ve ilkeler bu düzenin inkâr edilemez kanıtlarıdır. Düzensizliklerde kanun ve ilkeler bulunmaz. Bu nedenle düzensizdirler. Kanun ve ilkelerin ortaya konulması, işlerlik kazanması bilgi, irade ve kudret üçlemesinin ürünleridir. Doğal kanun ve ilkeler pek çoktur. Pek çoğu hakkında henüz bilgimiz bulunmamaktadır. Aşağıda evrim ve tersinimle ilgili bir kaçından bahsedeceğiz. Teorilere uygunluğu konusunu oku-yucuya bırakıyoruz.
    Düzenleri (sistemleri) bozmanın kolay, yapmanın zor oluşu ilkesi: Bir şeyi yapmak, ortaya koymak her zaman zordur. Eser ne kadar ayrıntılı, hassas ve kompleks ise ortaya koymak o kadar güç olur. Ortaya konulan eserleri bozmak ise son derece kolay ve basittir. Eğer o düzen ya da yapı ayrıntılı ve hassas bir komplekslik gösteriyorsa bozmak o kadar kolay olur. Bir bakıma eserlerdeki incelik, hassaslık ve komplekslik yapmakla doğru, yıkmakla ters orantılıdır.
    Bir sanatkâr yıllar süren çabalarla göz nuru dökerek bir eser örneğin bir heykel meydana getirir. Bu sanat eserini bozmak için bilinçsizce yapılacak bir darbe yeterde artar bile. Yıllar süren emek ve çabalarla sırçadan bir saray yapabilirsi-niz ama atılacak bir taş bu sırça sarayı kırıp yıkmaya yetecektir.
    Nice mühendislerin, işçilerin yıllarca emek, güç ve zaman harcayarak ortaya koyduğu mükemmel planlanmış bir şehri bir deprem ya da bir kıvılcım bir kaç dakika, bir kaç saat içinde yerle bir edebilir. Bir bakıma bir eser ortaya koyabil-mek için bilinç, bilgi, kudret ve yeterli zaman gerekli olduğu halde bozup yıkmak için kaba kuvvet ve kısa süreçler yeterlidir.
    Termodinamiğin ikinci (entropi) kanunuyla bozmanın kolay, yapmanın zor olduğu ilkesi rastlantıların örneğin canlılık gibi basite indirgenemez kompleks oluşumları meydana getirebileceğini savunan materyalizm ve uzantısı olan teorilerin önünde diğer doğal kanun ve ilkelerle birlikte aşılması mümkün ol-mayan sıra dağlar gibi durmaktadır. Materyalizm ve uzantısı olan teorilerin bu konuda canlı yapılarının basite indirgenemez kompleks yapılarını inkar etmek-ten başka seçenekleri yoktur.
    Kompleks düzenlerin oluşumunda bilgi, irade ve gücün gerekliliği ilkesi: Düzenleri yapmanın zor; yıkmanın kolay olduğu ilkesi aynı zamanda (düzenle-rin bir amaca yönelik olması gerektiği göz önüne alındığında) yeterli bilginin, gücün ve her ikisini amaca uygun harekete (eyleme) geçiren bir iradenin olması gerektiği gerçeğini ortaya koyar. Diğer ifade ile bir yapıda bir amaç ve bu ama-ca uygun düzenlilik varsa o yapı bilgi, güç ve iradenin eseridir. Asla rastlantılar sonucu değildir.
    Örneğin bir çölde güneş, rüzgâr gibi doğal etkenler art arda dizilmiş estetik görünümlü, göz zevkimizi okşayan minik tepecikler, şekiller meydana getirebilir. Art arda dizilişlerine ve estetik görünümlerine bakarak bu oluşumların bir dü-zenlilik (bir eser) olduğu iddia edilebilir. Fakat bu oluşumlar bir amaca yönelik değildir. Eser sahibi olması gereken doğal etkenler estetik görünüşlü tepecikler meydana getireceklerini bilmezler, bu amaç için hareket etmezler.
    Örneğin çölde esen rüzgârların dört bir yanı kavuran güneş ışıklarının radyas-yonların zaman içinde estetik görünümlü tepecikler oluşturduğunu gördüğümüz ve bildiğimiz halde aynı etkenlerin estetik görünümlü tepeciklerin ardından evle-ri, sarayları, yolları, köprüleri, fabrikaları, enerji santralleri olan modern ve güzel bir şehir meydana getirebileceğini hiçbir zaman düşünmeyiz. Bunun nedeni ise bu tür oluşumların bir amaca yönelik kompleks sistemler oluşudur.
    Bilinç dışı rastlantısal etkenler estetik görünümler verdikleri yerleri rahatlık-la kirletip bozabilirler. Çünkü bunlar tıpkı modern bir şehri yerle bir eden deprem-ler gibi kontrolsüz kaba güçler gibidir. Bu nedenle ortaya çıkan oluşumlar gözle-re okşayan estetik görünümde olsalar dahi bilgi, güç ve irade üçlemesinin so-nucu olmadığından eser değildir.
    Fakat aynı çölde basit bir kulübe, çadır ve hatta üst üste konulmuş taş yığınlarından ibaret harabeler görsek; estetik olmasalar, göz zevkimizi hitap etmeseler bile bunların emek, bilgi ve irade üçlemesiyle meydana getirildiğini, rastlantılar sonucu oluşmadığını biliriz. Bu konuda en küçük şüphemiz olmaz. Fakat estetik görünümlü tepecik dizimleri için aynı şeyi düşünüp söyleyeme-yiz.
    Sonuçta şunu belirtmek istiyoruz. Eğer bir oluşumda bir amaç ve bu amaca uygun düzenlilik ya da düzenlilikler varsa o oluşum bilgi, güç, irade, madde ve zaman beşlemesinin sonucudur. Asla rastlantıların eseri değildir.
    Doğa Gücü ya da Tabiat Ana…Eserlerin Eser Sahibi Olamayacağı İlkesi: Materyalizm varoluşta bilgi, kudret ve irade sahibi bir Yaratıcının varlığını ret ve inkâr eder. Fakat varoluş ret ve inkâr edilemeyen bir düzenlikler bütünlüğüdür. Bu bütünlüğe ekoloji diyoruz.
    Düzenlilikler ise kurallar ve yasalar sonucudur ve bir amaca yöneliktir. Dü-zenlerin düzenliliği ise yasaların, kuralların eksiksiz işlemesine bağlıdır. En küçük bir hata ya da aksaklık bu muazzam makineyi durdurabilir. Bu nedenle kuralların, yasaların işlemesi son derece karmaşık, kompleks ve şaşırtıcı bir oto kontrol sistemiyle yapılır. Hiç bir şey rastlantıya bırakılmamıştır. Hiç bir şeyin rastlantıya bırakılmaması devrede eyleme geçmiş bir iradenin varlığını açık şekilde gösterir. İnkar etmek ya da etmemek bu gerçeği değiştirmez.
    Materyalizm bu sistemsel bütünlüğe Doğa Gücü ya da Tabiat Ana der. Mater-yalizme göre doğa gücü doğal kuralların, yasaların bileşkesidir. Bu nedenle doğaüstü bir güç değildir. Belki de doğanın ta kendisidir.
    Gerçek ise ifade edilmek istenen doğa gücünün ekolojik düzenin bir sonucu olduğudur. Ekolojik düzen ise madde ve yaşam dünyasını içine alan yaşamsal uygunluklarla kurulmuş kompleks düzenlerin, sistemlerin bütünlüğüdür. Yaşa-mın varlığına ve devamlığına yöneliktir.
    Termodinamiğin ikinci kanuna göre zaman düzenleri düzensizleştirir, kar-maşa ve anarşi oluşturur. Bu nedenle eğer bir yerde bir amaç; bu amaca uy-gun düzenler, düzenlilikler varsa bilgi, kudret ve irade üçlemesi de var demek-tir.
    Doğa gücü konulmuş kural ve yasaların bileşkesi (sonucu) olduğundan kendini meydana getiren yasaların, kuralların oluşturucusu, koyucusu olama-yacağı açıktır. Hiç bir şey rastlantılarla kendi kendini meydana getiremez. Doğa gücü ve varoluşun dışında bilgi kudret ve irade sahibi bir Varlık gerekir. Bu nedenle eserler eser sahibi değildir. Eser sahibi eserin dışındadır, eserden başkadır.
    Hüdai ÇAKMAK
    Yazar
    Tersinim teorisi kurgulayıcısı

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  2. TERSİNİM TEORİSİ MEKANİZMALARI
    Tersinim teorisinin belli başlı mekanizmaları özetle şunlardır.
    1)-Tersinimsel değişim: Tersinim teorisi varoluşu canlılık ve cansızlık ola-rak ayırmaz bir bütün olarak kabul eder. Entropi kanunları ise doğal şartlara bırakılmış düzen sahibi sistemlerin zaman içinde bozuma (tersinime) uğraya-cağını düzenlerin düzensizliğe gideceğini belirtir.
    Maddeler moleküllerden, moleküllerde atomlardan oluşur. Atom ve mole-küller ise sistem ve düzen sahibi oluşumlardır. Maddeler de doğal şartlarda ve zaman içinde değişimler gösterir. Örneğin bir granit kaya zamanla çürür kimi metaller oksitlenir.
    Daha kompleks düzen sahibi cansız oluşumları örneğin son model bir ara-bayı doğal şartlara bıraktığınızda kullanmadığınız halde ciddi şekilde tersinimsel değişime uğradığını (bozulduğunu) görürsününüz. Tersinimsel de-ğişim düzen sahibi sistemlerin kompleksliği ve zamanla doğru orantılıdır.
    2)-Canlılarda tersinimsel değişim: Canlılarda tersinimsel değişimler evrim teorisinin mutasyonları karşıtıdır ve negatif değişimi ifade eder.
    Tüm canlılar basite indirgenemez kompleks sistemlerin bütünsel kurgusudur. Dolaysıyla tersinimsel değişimlerden daha çok ve daha güçlü etkilenirler. Canlı-lar bu etkilerden varedilişlerinde kendilerine eksiksiz verilmiş savunma meka-nizmalarıyla korumaya bu etkileri en aza indirmeye çalışırlar.
    Tersinimsel etkiler gen bilgilerini etkilemiş ise bozunumlar diğer nesillere aktarı-lır. Bu da canlıların zaman içinde tersinim göstermesi demektir.
    3)-Doğal elenme (elenim): Doğal elenme evrim teorisinin doğal seleksiyon mekanizmasının tersini ifade eder.
    Doğal seleksiyon zaman içinde diğerlerine göre daha çok evrimleşen canlıların diğerlerini elemine ettiğini hayat sahnesinden sildiğini bu yolla evrimleş-menin gerçekleştiğini savunur. Tersinim teorisine göre bu oluşum tam tersinedir.
    Canlılar mükemmel ve eksiksiz var edilmişlerdir. Fakat tersinim sonucu kimi yaşam avantajlarını azaltabilirler yada tamamen kaybedebilirler. Yaşam avan-tajlarını azaltanlar (örneğin ihtiyarlayanlar hastalar) gerektiği kadar sahip ola-mayanlar (örneğin gerektiği gibi korunamayan yavrular) yaşam avantajlarını tamamen kaybedenler (örneğin bacakları kırılmış hayvanlar kanatları kırılmış kuşlar) ekolojik sistem içinde elemine edilirler. Avantajlarını koruyabilenler ya-şamlarını devam ettirir. Elenenler bu avantajlarını zayıflatanlar ya da kaybeden-lerdir. Doğal elenme (elenim) budur.
    4)-Tersinimsel çeşitlenme: Tersinimsel değişimler çeşitlidir. Bunun nedeni canlıların yaşamsal şartlarının farklı olabilmesidir. Eğer tersinimsel değişim-lerden bir kısmı gen bilgilerine etkilerse ayrıntı yönünden atalarından farklık bireyler oluşur. Buna tersinimsel çeşitlenme denilir. Örneğin mavi ya da yeşil gözlülük ten rengi farklılıkları tersinimsel çeşitlenme sonuçlarıdır.
    5)-Dar alanda tersinimsel çeşitlenme: Evrim teorisinin allopatrik varyasyon teriminin karşılığıdır. Genelde dar bir alanda sıkışıp kalmış türdeşleriyle bağlan-tıları kopmuş küçük topluluklarda meydana gelir. Bu topluluklarda yakın akraba evlilikleri yaygındır. Yakın akraba genlerinde ise farklılıklar az benzerlikler çok-tur. Yavrular anne ve baba genlerinin karışımları olduğundan kombinasyonu zenginliği oluşmaz. Benzerlikler çoğalır ve diğer nesillere aktarılır. Dolaysıyla gen rahatsızlıkları daha kolay diğer nesillere geçer.
    Bu tür toplumlarda tersinimsel değişimler (negatif değişimler) son derece güçlü ve çeşitlidir. Bu konuda yaptığımız bir araştırmalarda insansı özelliklerini önemli ölçüde yitirip maymunlaşmaya başlamış toplulukları gördük.
    6)-Seksüel seçilim: Evrim teorisi dişilerin gösterişli erkekleri seçtiklerini bu erkeklerin döllerini diğerlerine göre diğer nesillere daha kolay daha çok aktar-dıklarını savunur ve bu seçimi evrim mekanizmalarından biri sayar.
    Fakat irade sahibi olmayan bu tür canlıların güzelle çirkini nasıl ayırt ettikleri güzelliklerden zevk alabilme melekesini nasıl sahip oldukları konusunda her-hangi bir bilgi veremezler kanıt da gösteremezler.
    Tersinim teorisi bu konuda güzelliğin gençlik sağlık güç, kuvvet sembolü olduğunu dişi bir hayvanını sadece bunu anladığını nesillerini güçlü bireyler-le aktarma isteği ve içgüdüsüyle güzel erkekleri seçtiğini söyler ve kabul eder.
    Her zaman olduğu gibi evrim teorisi doğal bir içgüdünün sonucu olan bu olayı kendi görüşüne uygun yorumlamayı tercih etmiş teorilerine bir evrim mekaniz-ması olarak koymuştur. Bu doğal olayın evrimle uzaktan yakından ilişkisinin olmadığı sadece varoluşlarında kendilerine verilen mükemmel yapılarını diğer nesillere aktarma içgüdüsünün doğal bir sonucu olduğu açıktır.
    Yeri ve sırası geldiğinde teorimiz hakkında bilgi vereceğiz. Görüş ve eleştirileri-niz çabalarımızı artıracak ufkumuzu genişletecektir.
    Hüdai ÇAKMAK
    Yazar
    Tersinim Teorisi Kurgulayıcısı

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  3. EVRİM TEORİSİ VE TERSİNİM TEORİSİ
    Henüz doğruluğu kanıtlanmamış, kanıtlanması da hayli şüp-heli bir teoriyi insan aklının bir zaferi gibi takdim etmek en hafif tabiriyle bilimsel tarafsızlığa görmezlikten gelmek, taraf tutmaktır. Evrim teorisi temelini teşkil eden bir canlı hücresinin rastlantılarla nasıl oluştuğu sorusunu bile tatmin edici bir cevap verememek-tedir. Bu konudaki verdiği cevaplar bilimin gerektirdiği deney ve gözlemlerle sınanarak ortaya koyma yerine derin bir hayal gücü-ne dayanır.
    Gerçektende evrim teorisinin kurgulanma yöntemi de hatalı-dır. Doğruluğu kuvvetle inanılan; bir canlı hücresinin rastlantılarla meydana geldiği, zamanla evrimleşerek bu gün hayranlıkla gö-rüp incelediğimiz canlılar dünyasını meydana getirdiği temel var-sayımına dayanır.
    Temel varsayım en baştan doğru kabul edildiğinden ayrıntılar buna uygun yorumlanır. Gerektiğinde en bilinen ve tartışılmayan doğal kanun ve ilkeler bile görmezlikten, bilmezlikten gelinir. Hiç bir zaman temel varsayımın yanlış olabileceği düşünülmez. Bu-nun nedeni ise temel varsayımın doğru olduğunu kabul etme mecburiyetidir.
    Bir bakıma gidilmesi gereken mecburi istikamettir.
    Tersinim teorisi doğruluğu kuvvetle inanılan bir varsayım yeri-ne bilimsel bulguların ortaya koyduğu sonuçların sentezlerini te-mel alır. Bu nedenle karşıtı gibi görünen teorilerin doğruları ve temelleri tersinim teorisinin doğruları ve temelleri olur. Örneğin maddenin sakımı kanunu, entropi kanunları, canlıların zaman içinde değişmesi, mutasyonlar, varyasyonlar, doğal seleksiyon tersinim teorisinin bilimsel bulgulara uygun yorumlanmış meka-nizmalarıdır.
    Bilimsel bulgular enerji girişleri ve zamanın düzen sahibi sis-temlerde bozuma (tersinime) neden olduğu sonucuna ulaşmıştır. Bu sonuçlar entropi kanunları ve bozmanın kolay yapmanın zor olduğu ilkesiyle de tamamen örtüşür.
    Tersinim düzen sahibi sistemlerde bozunum diğerlerinde değişim anlamına gelir. Zaman içinde canlılardaki değişim tersi-nim yönündedir.
    Mutasyonlar gen bilgilerini etkilemiş ise diğer nesillere aktarı-lır. Mutasyonlar daima tersinim yönündedir. Bu nedenle canlılar-da gelişim değil bozunum (tersinim) söz konusu olur.
    Tersinim için bilgi, irade ve uzun zaman gerekli değildir. Ka-ba güç (enerji girişi) yeterlidir. Bu nedenle evrim için şart olan ara format canlılarının varlığı tersinim için gerekli değildir.
    Her canlı türünün mükemmel var edilmiş bir arı ırkı vardır. Diğer tür ve çeşitler arı ırkın tersinimi sonucu oluşur. Buna göre maymunlar insanların tersinimi sonucu oluşabilir. Bu konuda gözlemlenmiş somut deliller vardır.
    Doğal seleksiyon canlıların savunma korunma mekanizma-larıyla var edilişlerindeki mükemmel yapılarını koruma ve nesille-rini devam ettirme gayretlerinin sonucudur.
    Canlılar arasında bitip tükenmek bilmeyen bir yaşam savaşı yerine ekolojik düzen dediğimiz mükemmel bir dayanışma vardır.
    Tersinim teorisi tamamen bilimsel sonuçlarla ayrıntılanmıştır ve her zaman eleştirilere açıktır.
    Hüdai ÇAKMAK
    Yazar

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  4. E tamam, hadi bizler evrimsel bir sürecin hayaliyle yaşayan müteassıp tipleriz ve onca kanıtsızlığı kanıt olarak kullanmak gibi sapkın bir huyumuz var, hatta şöyleyiz böyleyiz, hepsine eyvallah.

    Ama saygın bir bilim adamı derken beraberinde ünlem çekmekten çekinmeyen bir tepkiselliğin soru işaretlerinden ve bilimin soru işaretleriyle her daim sürecek olan serüveninden anladığı şey nedir acaba?

    Yani diyorum ki; bilimle bu kadar ilgili görünen bi teorinin (tersinim-miş sanırım) kurgulayıcısı olan Hüdai Çakmak, acaba yeryüzündeki canlılığın ve hayatın kökenlerine uzanmak istediğinde ne tür kanıtlarla karşılaşmaktadır ve tüm bu olup biteni nasıl açıklamaktadır, onu da paylaşabilir mi bizimle? (Lütfen bilimsel olsun dememe gerek yok sanırım)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  5. Onkoloji kongresine katılan kuaförler derneği başkanı, saç boyalarında kullanılan bazı kimyasalların kanserojen etkileri bulunduğunu söyleyen akedemisyenleri ağır bir dille eleştirdi ve şöyle dedi;

    “Burdakiler güya bilimadamıymış, bence hepsi birer aptal alim, bilim yapacağız diye piyasa ve sektör dinamiklerini hiçe sayıyorlar, hepsini şiddetle kınıyor ve sağduyuya davet ediyorum, ne kanseri kardeşim, ayıptır be! “

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  6. 1) DNA düzeyinde olan her bozulum diğer nesillere aktarılmaz. Kalıtsal rahatsızlıklarla genetik rahatsızlıklar aynı şey değildir.

    2) Önce tavuğun yaratılıp sonra DNA yumurtladığını öngörmek bilimsel bir argüman değildir, ama yine de ifade edilebilir. Lakin böyle bir kabulün (yaratılış) üzerine bir de mutasyon ve DNA hasarından filan bahsedilirse, biz de aynı şablonu kullanarak şunu iddaa ederiz; o zaman hiç de mükemmel değildir bu yaratım. (İkinci bir iddia da şöyle olabilir elbette, bu metnin sahibi de tıpkı o tavuk gibi önce olmuş ve daha sonra yumurtlamıştır tüm bunları, nasıl olsa yumurtlamak bedava.)

    3) Yazarın mutasyon’un pratik kullanımı üzerine yaptığı tespit doğrudur. Yani bu kelimenin (mutasyon) anlamının tam olarak bilinmemesi ve olur olmaz kullanılması gerçekten de bazı yanlış anlamalara neden olmaktadır. Yukardaki yazı da bunun tipik bir örneğidir.

    Son: Kaynak belirtilmesi gerekirdi, unutulmuş. Ama ben söyleyeyim, baba oğul kutsal ruh adına çalışan bilimum Amerikan Evangelist merkez ve yayınları.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  7. Harun Yahya ve şürakasının bilimi çarpıtarak bahsettiklerinden başka bir şey yok bu yazılanlarda…coğu temel bilgi yalan yalnış aktarılmış…neresinden tutsam elimde kalıyor..

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  8. Haklısın marmaramus. Yalnız böyle söyleyince şöyle bir yanılsama da oluyor, gören duyan da Harun Yahya ve saz arkadaşlarının koca koca labaratuvarları, rasathaneleri vs. var da, gece gündüz çalışıp ürettiklerini filan zannediyorlar tüm bu dalyangoz tespitleri.

    Lakin işin gerçeği şudur ki, bunların tamamı Muhammed’i peygamber olarak kabul etmeyen, hatta islamı semavi bir din olarak bile tanımayan ve sadece baba-oğul-kutsal ruh ve tanrının krallığı adına çalışan Amerikan Evangelist merkezli araklama yazılar ve metinlerdir. Hani okuyanlar bunu da bilsinler di mi?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  9. Hızlıca bir göz attıktan sonra yazılara, şu iki maddenin etrafında dönülüp durulduğunu anladım.

    “2)-Tersinim teorisine göre Varoluş, tüm evreni varsa diğerlerini kapsayan kompleks bir bütündür. Canlılık ve cansızlık olarak ayrılmaz.

    5)-Canlılar evrim teorisi iddiasının aksine gelişim değil, tersinim gösterir. Canlılardaki tersinim, kompleks sistem ve düzenlerin zaman içinde bozuma uğraması, kimi özelliklerini zayıflatması ya da kaybetmesi demektir.”

    Evet bu teoriyi (tersinim teorisini) doğru kabul edersek, en tersinmiş, en berbat, en kötü durumda olan teori bilin bakalım hangisi? Tabi kiii en son uydurulan Tersinim Teorisi…

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  10. Kuaförler derneği başkanının sözlerini kişisel çıkarları toplumsal çıkarlardan üstün tutma anlayışının ve tam bir sorumsuzluğun örneği olarak yorumluyorum. Bilim insanlarının sözlerine her zaman değer verilmeli ve dikkate alınmalıdır. Adı geçen kişinn bu ikazları dikkate alıp gereken tedbirleri alacaklarını ifade etmesi beklenirdi. Bilim adamlarına aptal olarak nitelemesi doğru ise bende onun bu sözlerini ağzındaki yiyeceği kaptırmaktan korkan bir hayvanın hırıldaması olarak niteliyorum.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  11. Akıl, mantık ve bilim çerçevesinde yapılan eleştirilerin başımız üzerinde yeri var. Yergi ve sövgü edebiyatına ise hiç girmeyeceğiz. Unutmayalım. Kem söz sahibine aittir.

    Hüdai ÇAKMAK
      YAZAR
    

    Tersinim Teorisi Kurgulayıcısı

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  12. Sözde eleştirilerinizi klasik bir korku tepkimesi olarak yorumluyorum.Tersinim teorisinin karşıt teori taraftarlarına böylesine korkutması bana keyif veriyor. Onlara bir müjde! daha vereyim. Siz saçma sapan sözlerle oyalanadurun. Tersinim bir çığ gibi büyüyor ve tüm dünyaya yayılıyor.
    Saygılar.
    Hüdai ÇAKMAK
    Tersinim teorisi kurgulayıcısı

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  13. Tersinim teorisinin savunduğu fikirler ve mekanizmaları ortadadır ve tamaen bilimseldir. Harun Yahya beyefendinin yazdıkları da ortadadır. Tersinim teorisinin fikirleri yada mekanizmalarının Harun Yahya’nın hangi eserinde olduğunu bildirirseniz memnun olurum. Aksi halde işkembe-i kübradan attığınız sonucuna ulaşacağım.
    saygılar.
    Hüdai ÇAKMAK
    Tersinim Teorisi Kurgulayıcısı

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  14. Evrim mi tersinim mi dedikten sonra aptal alim diye devam eden bendim sanki. Efendi, aç da kendi yazdığını oku.

    Harun Yahya’yla ne benzerliği varmış.. Astronomiden evrime kadar onca konu içinde kullandığınız örnekleri ve bağlantı cümlelerini tek tek çıkarayım mı şimdi buraya? Siz insanla dalga mı geçiyorsunuz ?

    Tersinim mi? Yani size göre, yüz milyonlarca yıllık bir canlılık tarihinin ancak son yüzbinyılı içerisinde sahneye çıkmış olan ve alet yapabilen bir türün öyküsü, her geçen gün ve her yeni değişimle mükemmelliğini biraz daha kaybeden bir ilk tasarımın en dandik hali olmalı o halde. Termodinamikle evrimin sentezi diye ben buna derim işte. Bilim şöyleymiş de, şöyle kanıtlar istermiş de.. Eeee, sonra? Önce tavuk oldu, ardından da DNA’sını yumurtladı ha..(Ama normaldir, sizin her soru işaretiyle olan ilişkiniz mütemadiyen bir ünlemle sonlandığı için..)

    “Tersinim teorisinin karşıt teori taraftarlarına böylesine korkutması bana keyif veriyor. Onlara bir müjde! daha vereyim. Siz saçma sapan sözlerle oyalanadurun. Tersinim bir çığ gibi büyüyor ve tüm dünyaya yayılıyor.”

    Hayır, hayır..Bilimle, bilimsel yöntemle uzaktan yakından alakası olan hiçkimsenin kullanabileceği bir söylem veya tavır değildir bu. Mesela Einstein veya Gamow’un bu mealde konuştuğunu duyan gören okuyan bi allahın kulu var mıdır? Yoktur elbet. Ama bu nedir biliyor musunuz, bu sadece politika ve dünyayı yönetme hırsıyla sarfedilmiş bir cümledir. Ve en az o kongreyi basan kuaförler derneği başkanı kadar bencil ve hırıltılı bir nefestir.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  15. Şimdi bu teorinize göre, 50 bin yıl önce yaşayan insan bugünkü yaşayan insandan daha zeki, daha akıllı, daha bilgili, daha hızlı, daha güçlü, daha dayanıklı ve daha insan mıydı?

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  16. Tersinim teorisinin hayatın kökeni konusundaki görüşü bellidir. Tersinime göre tüm canlı tür çeşitleri mükemmel olarak yaratılmış ırkların tersinimleri sonucu oluşmuşlardır. Bunun en büyük kanıtı da yaklaşık 550 milyon yıl önce görülen kambriyen dönemi canlı patlamasıdır.
    Bilindiği gibi yapısal olarak çok farklı canlı türleri bu dönemde aniden ortaya çıkarlar. Evrim teorisi taraftaları bunu kısa süreçlerde (beş ile on milyon yıl arası bir süreç) prekambriyen denilen dönemde oluşmuş sıçramalı evrimin sonucu gibi göstermek isterlerse de herhangi bir kanıt ortaya koyamazlar.
    Bu varsayım teorinin kurucusu ve duayeni Charles Darwin’in evrimin yavaş ve uzun süreçlerde oluştuğu varsayımıyla çelişir. Ayrıca aniden ortaya çıkan canlılar arasındaki büyük yapı farklıklarının oluşumu için biyolojik değişim süreci (biyolojik saat) göz önüne alındığında bu sürenin çok yetersiz kalacağı anlaşılmıştır.
    Evrim teorisinin ilk canlı hücresinin nasıl oluştuğu konusunda herhangi bir varsayımı yoktur. Kaldı ki üç milyar beş yüz milyon yıl önce görülen bakteri cinsi tek hücreli canlı fosilleri birbirlerine benzemeyen farklı yapılardadır. Ve öncesinde ara format olarak iddia edilebilecek bir canlıda yoktur.
    Görüleceği gibi bilimin gösterdikleri tersinimi doğrular.

      Hüdai ÇAKMAK
    
    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  17. Bilgili dışındaki tüm özelliklere vereceğimiz cevap evettir. Bilgi ise nesillerden nesillere aktarılan bu nedenle çoğalan bir insanlık mirasıdır.
    Hüdai ÇAKMAK

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  18. Gamaro kardeşim o kadar şey yazmış ama sorduklarıma cevap vermeyi unutmuş. Tekrar soruyorum…
    Tersinim Teorisinin mekanizmaları yada savunduğu esaslar Harun Yahya’nın hangi eserinde vardır?
    Tersinim teorisinin yarısından çoğu Darwin’in, Hawking’in, Jay Gould’un ve diğer evrim teoris taraftarı bilim adamlarının kitaplarından alınmadır. Mekanizmaları da yorum farkıyla evrim mekanizmalarıyla aynıdır. Herhalde bütününü okumadınız.
    Ltf söyleyin!
    Şimdi ben Charles Darwin taraftarı mı oldum?
    Eğer mesajlarınızın sonucunda bir nezaket kaidesi oan selamla başlayıp saygılarla bitirmezseniz cevap vermeyeceğim. Nezakette bilimde insanlara özeldir.
    Saygılar.
    Hüdai ÇAKMAK

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  19. Nezaket anlayışınız üzerine yazdım, mesajımı okursunuz nasılsa. Beraberinde saygı ve bu mekanda sergilediğiniz bütün yarmalık ve dallamaklıklar üzerine de elbette.

    Saygılar.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  20. Öncelikle benim bir şeyden korktuğum yok. Herkes dilediği konuda dilediği fikri yürütüp yaymakta serbesttir.

    Gelelim tersinim teorisine. Kaç tane sitede yayınladığınızı bilmiyorum fakat yakında google aramalarında en başta sonsuz.us çıkacağından burada yazdıklarınız hayli önemli kariyeriniz bakımından.

    Mesela her şeyin eskidiğini, yıprandığını söylemişsiniz. Bu katı nesneler için belki geçerli gibi görünebilir, zamanla bir taş, bir dağ, bir kaya parçalanıp yok olabilir. Peki biraz daha mikrolaştırırsak, mesela bir Hidrojen atomu eskir mi? Ömrü ne kadardır?

    Veya su? Eskir mi, zamanla daha ilkel veya daha su olmayan bir hale gelir mi?

    En basit örneklerinden, geçen yıl X ilacı ile ölen sivrisinekler bu yıl X ilacından ölmüyorlar, bağışıklık geliştirmişler. Bunlar “tersinmiş” mi oldular? Bu durumda sivrisinekler “ölme özelliklerini” mi kaybetmiş oldular?

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  21. Selam!
    Gelecek yazılarımda bu konulra değineceğim. Makalelerimi takip edrsenz göreceksiniz.
    Saygılar.
    Hüdai ÇAKMAK

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  22. bu yazıları okuyayım mı okumayayım mı karar veremedim. Ama dur hele bir dünyada çığır açsın bu tersinim teorileri onu bekliim ben. sonsuz.us’tan değil de mesela bir biyoloji, antropoloji, genetik, zooloji, botanik ne bilim bunlardan herhangi birinde, tersinim teorisi üzerine yazılmış yüzbinlerce yayın arasından kendime uygun olanını bulurum ne de olsa…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  23. Evrensel zekanın, bizlere bahşetmiş olduğu miktarla, ancak bu kadar teori yazılır.
    Daha fazlasını beklemek, evrene hakarettir.
    Lütfen siz, evrenin zeka dokuları arasında dolaşmaya devam edin.
    Buna da ihtiyacı olanlar mutlaka vardır.sn tersinimci

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  24. İt ürür, kervan yürür. Her şey olacağına varır.
    Bir zamanlar dünya dönüyor dediği için Galileo’yu idam etmeye kalkmışlardı. Dünya merkezli evrene karşı çıktığı için Kopernik’te yerilmişti.
    Yukarıda amcayı (Richard Dawkins’i) bana öğretmeyin. Çünkü Tersinimde Darwin, Jay Gould, Berry Behe gibi Dawkinsrtende bol bol bahsediyor alıntılar yapıyoruz. Evrimleşen tek şey bilimdir. Neden anlamıyorsunuz?

    Hüdai ÇAKMAK
    
    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  25. Yüzde ısrar etme, doksan da olur
    İnsan dediğinde, noksan da olur
    Sakın büyüklenme, elde neler var
    Bir ben varım deme, yoksan da olur. (RUMİ)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  26. Sana cevap vermek, yazdıkların üzerine sözüm ona “bilimsel” tartışmalar yürütmek mi? Niye ki? Yani sen bunu hakettiğini nerden çıkarıyorsun ? Hani benim bildiğim tez- anti tez-sentez filan diye bişeyler var da, ama dalma- alma- dallama üçgeni geometri de bile yok, böyle de olmaz ki?

    Onun için karar ver Hüdai, kervan mısın yoksa it mi? Kervansan yolda düzeceğim, itsen ilk vahada ilgileneceğim.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  27. EVRİM TEORİSİ VE TERSİNİM TEORİSİ

    Doğruluğu defalarca kez kanıtlanmış bir teoriyi inkar etmeyi insan aklının bir zaferi gibi takdim etmek en hafif tabiriyle bilimsel tarafsızlığa görmezlikten gelmek, taraf tutmaktır. Evrim teorisinin temelinin “bir canlı hücresinin rastlantılarla oluştuğu” gibi bir saçmalık olduğunu iddia etmek ise, daha ötesinde alanen densizliktir. Bilimin, evrim teorisinin kapsamı dışında olan bu konuya verdiği cevaplar bilimin gerektirdiği deney ve gözlemlerle sınanarak ortaya konmuş olup tamamen güvenilir cevaplardır.

    Gerçektende evrim teorisinin kurgulanma yöntemi tamamen bilmseldir. Doğruluğu somut gözlemlere, canlıların açıkca gözlenen özelliklerine dayanır. Bir canlı hücresinin rastlantılarla meydana geldiği gibi bir fikri evrim teorisine yamamaya çalışmak ise embesilliktir.

    Tersinim diye önümüze konan zırvalık ise, henüz doğruluğuna dair hiç bir emare görülmemiş olan, görülmesi ise imkansız olan bir hayali tanrı kavramında dayanır. Buı saçmalığa bir teoriymiş gibi sunmak, bilimselmiş gibi yutturmaya çıkmak en hafif tabiriyle şarlatanlık ve ahmaklıktır. Tersinim zrıvalığı bir canlı hücresinin yaratıcı denen masal kahramanı tarafından nasıl oluştuğu sorusuna bile hiç bir cevap verememektedir. Bu konudaki verdiği cevaplar bilimin gerektirdiği deney ve gözlemlerle sınanarak ortaya koyma yerine derin bir hayal gücüne dayanır.

    Gerçektende tersinim denen zırvalığı kurgulanma yöntemi de hatalıdır. Doğruluğuna dair hiç bir emare olmayan; bir canlı hücresinin birinin yaratmasyıla meydana geldiği temel hayali iddiasına dayanır.

    Temel varsayım dediğimiz bu hayali kavram en baştan doğru kabul edildiğinden ayrıntılar buna uygun yorumlanır. Gerektiğinde en bilinen ve tartışılmayan doğal kanun ve ilkeler bile görmezlikten, bilmezlikten gelinir. Hiç bir zaman temel varsayımın yanlış olabileceği düşünülmez. Bunun nedeni ise temel varsayımın doğru olduğunu kabul etme mecburiyetidir.

    Bilimsel bulgular, düzen sahibi denen bir sistem olmadığını göstermektedir. Enerji girişleri ve zamanın düzen sahibi denen sistemlerde bozuma (tersinime) neden olması gibi bir olgu söz konusu değildir. Enerji girişi bozulmaya değil, onarmaaya vs. değil, değişime yol açar. Burada bahsedilen bozulma denen şeyin, entropi kanunları ve bozmanın kolay yapmanın zor olduğu ilkesiyle de zerre kadar ilgisi yoktur. Sadece entropinin ne olduğunu bilmeyen birinin sayıklaması vardır.

    Mutasyonlar gen bilgilerini etkilesin veya etkilemesin diğer nesillere aktarılır. Mutasyonlar daima değişim yönündedir. Bu nedenle canlılarda sürekli bir tersinim, gelişim filan değil değişim söz konusu olur. Bu değişimlerden ortama daha iyi uyabilenler daha çok üreme şansına sahip olur ve diğerleri popülasyonda seyrekleşir. Buna da doğal seleksiyon denir.

    Buna göre maymunlar insanların tersinimi sonucu hiç bir şekilde oluşamazlar. Çünkü elimizdeki fosiller maymunların insanlardan çok daha önce varolduğunu göstermektedir. Ama en önemlisi şudur:

    Şempanzenin ayrık olan 2A ve 2B kromozomlarının birleşip insan kromozomu olmasının önünde bir engel yoktur. Bu bilinen kromozom kaynaması olayıdır. Ki buna uygun şekilde, insan 2. kromozomunun ortasında, normalde kromozomların uçlarında olan telomerler bulunur.

    Fakat insan 2. kromozomunun ayrılıp iki parça olarak iki ayrı kromozoma dönmesi mümkün değildir. Bunu sağlayacak hiç bir mekanizma yoktur.

    Görüldüğü gibi, eğer tersinim denen saçmalık geçerli olsaydı bile, arı ırkın şempanze, bozulmuş ırkında insan olması gerekirdi.

    hayal aleminde yaşayan hüdai efendi, çıkıp bunun somut kanıtları olduğunu iddia ediyor ki, evlere şenliktir. Sabırsızlıklar bu soytarılığı bekliyoruz kendilerinden, neymiş bu somut kanıtlar?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  28. Sayın misafir, elinize sağlık ama bence bu düzeyde bir değer vermeyin Hüdai hazretleri ve benzerlerine.

    Çünkü bu zat-ı muhterem henüz “bilimsel” kelimesinin ne anlama geldiğini dahi bilmemektedir.Onun gözünde birşeyi bilimsel yapan şey “kesin doğruluk” , “kesin kanıtlar” veya “mutlak bilgidir”. Sahip olduğu AYETÇİ zihniyetle birebir örtüşen, bu bakımdan soru işaretlerinden çok ünlem işareti kullanmayı seven, ve herşeyin hazırını tek bir cümle ve önerme içinde duymak ateşiyle yanıp tutuşan (örn; ol dedi ve oldu) bir bağımlılık modeli de zaten böyle bir duyarlılık gerektirir.

    Oysa bilimsel olan şeyin “mutlaklık”, bilimsel bir önermenin ise “mutlak doğru” olduğunu zannetmek zaten kendi başına devasa bir tersinmişliktir ve ne zaman ki herhangi bir bilimsel teorinin geçersizliği ortaya çıksa daha o an büyük bir iştahla düzenlenen pek çok enteresan şenliğin (bakın bilim yanıldı, hani diyordunuz ya bilim bilim diye, aha işte yanıldı, vallahi de yanıldı billahi de yanıldı, hem siz daha aldanın, tee, tee, teeevv ) bilinç arkasında yatan dürtü de aslında böyle bir ayet-el kürsi (yani “yanılmazlık”) beklentisidir. Hatta bazıları daha da ileri gidip, “bilimin çaresizliği karşısında midelerinin bulandığını” dahi dile getirebilirler, sitemizde de örnekleri vardır, ben buna kendimce “ayet tipi bağımlılık zemininde gelişen yoksunluk sendromu diyorum. (Örn kişiye ayet verince klinik bir anda düzelir ve bulantı geçer, deney ve gözleme açıktır, çift kör plasebo çalışması bile yapılabilir. )

    E ne yapalım yani, ellibin farklı atraksiyonla sahne alıp yıldızlardan tavuk yumurtasındaki DNA’ya kadar parmak atan bir şarlatana “bilimsel” kelimesinin aslen ne anlama geldiğini mi anlatalım? Peki değer mi? Ya da gerekli mi? Deney nedir, gözlem nedir, deney ve gözleme doğru veya dolaylı olarak açık olmak nedir, hipotez nedir, kurabilmek için nasıl parametreler ve olgu dizileri gerektirir, amca kime denir, babanın kız kardeşine ne denir, görümceyle kastedilen kimdir, falan, filan, fişman, pişman…

    [[ Ne demiştik Circulus Vitiosus için; ispat edilmesi gereken şeyi bir kanıt olarak kabul etmek suretiyle muhakeme yürütülmesinden doğan mantık hataları.

    Tanrı’nın varlığını ispat edeceğim derken, ispat edilmesi gereken şeyi (yani tanrıyı) bir kanıt olarak kabul ederek muhakeme yürütüldüğünde olan şey budur işte. Kısır döngü denilmesi boşuna değildir. ]]

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  29. Sen Darwin’in söylediklerini de bi ayet gibi anlayıp yorumlamaya devam et Hüdai aleyhissalam.

    Bilimsel yöntemin ruhunu, sürekli kendini yadsıyıp yenileyen dinamiklerini ve tarih içinde yükselttiği her basmağı bir “ayet” gibi görme ve değerlendirme noktasında sahip olduğunuz bu çarpık anlayış çok keyifli olmalı sizler için. “Bakın bakın, o da yanlış söylemiş, bakın gördünüz mü şu da yanlışmış, heüheüe, yaratıldık işte yaratıldık” hüsnü şenliğiyle özetlenebilecek olan bu sirk yeni Thomas’çılığın bir gereğidir şüphesiz. (Sen bilmezsin ama bi google yap istersen)

    Doğa bilimlerinin ve pek çok bilimsel tespitin (bilimsel demek “doğru” demek değildir bu arada, sen daha bundan bile habersizsin) idealist zeminde tahrifi ile yol almaya çalışmanın sadece sana özgü olduğunu mu düşünüyorsun Hüdai? Ya da bişeyler yazıp içinde foton, siklon, uzay zaman, ışık hızı, ara form ya da Drake denklemi gibi terimler kullanmakla bilimsel olunabileceğini mi sanıyorsun yoksa?

    Hem nedir bu acelen, hırsın ve sabırsızlığın? Yok tersinim bir anda önce yayılmalıymış da herkes öğrenmeliymiş saplantısı filan? Einstein genel göreliliği, Gamow’un arkadaşları ise büyük patlamayı yayınladıklarında bile böyle bi görgüsüzlük sergilemediydiler yahu, nedir sendeki bu heyecan ve “aman ha herkes bilmeli, duymayan kalmamalı, beş olmadı on, on olmadı onbeşerli desteler halinde ve bilmem kaç yüz gazete aracılığıyla hemen duyurulmalı” diyerekten kutsadığın binbir çeşit yarmalığın sebebi?

    Almışsın hedef tahtasının ortasına evrim diye birşeyi, işin gücün orası yanlış burası çirkin, efenim şurası da osuruktan teyyare zaten, e berisi aptal alim, kıçı açık başı kırık.. Nedir bu kardeşim, bu nası bir densizlik ve serbestidir böyle, ne bilimi ulan Hüdo, senin asıl derdin cihat etmek, Muhammet aşkına şeytanla savaşmak, hiç anlaşılmıyor mu sanıyorsun? Bilim insanları böyle mi eleştirip kurcalıyorlar zannediyorsun farklı teorem ve fikirleri, nesin ulan sen, bu ne estetiksizliktir? Bilim bilim diye çiçek açacak oranda buranda, eee, sonra? Bilmem kaç yüz milyon yıl önceydi ve ilk dinazor kafilesi gökten zembille yeryüzüne indirildi, bu mu yani?? Terbiyesiz adam, haddini bil önce, köy kahvesi mi burası?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  30. Bu ara form olayını tartışmıştık daha önce. Bu konuda yeterince bilgiye sahip olmayan kişiler, araformun yarısı insan yarısı maymun veya yarısı kuş diğer yarısı aslan gibi mitolojik canlılar anladıklarını tespit etmiştik. Aslında yaşayan herşeyin bir araform olduğunu anlatmakta epey zorluklar çekmiştik.

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  31. Ben uzun makalaler içinde soruma cevap aramak istemiyorum. Basit sorular soruyorum basit cevaplar arıyorum. Evren oluştuğunda sadece H2 (Hidrojen) atomları vardı. Sonra yıldızlar sayesinde bunlar daha büyük atomlara dönüştüler. Gezegenlerde bu atomlar kimyasal reaksiyonlarla molekülleri oluşturdular. Bu moleküller zamanla daha büyük molekülleri hatta DNA gibi devasa organik molekülleri oluşturdular. Bunlar hiç te tersinir değil, basitten karmaşığa doğru ilerledi. Oysa sizin teoriniz, tam tersini iddia etme çabası içinde. Önce her şey karmaşık ve kompleks yaratıldı, git gide basite (sadeye) doğru gidiyor diyorsunuz.

    Bu yorumları okuyup okumadığınızı bilmiyorum, sadece yazı ekleyip reklam derdinde olmadığınızı umarak bir kaç soru sormak istiyorum.

    1- Atomlar eskir mi?
    2- Tersinim teorisinin tıp alanında uygulamaları neler olabilir?
    3- İnsan ve Maymun’un bir birine üstünlüklerini kıyaslarken baz aldıklarınız sadece akıl mı? (Mesela sizin teorinize göre insan, ağaçlarda zıplama özelliğini kaybetmiş veya onu soğuğa karşı koruyan kıllarını kaybetmiş maymun olabilir mi? (yani tersinmiş))
    4- Teorinizi destekleyen deney yaptınız mı? Bunlar nelerdir?
    5- Doğayı gözlemleyerek (evrim teorisi hakkında yazıları değil) elde ettiğiniz kanıtları yazabilir misiniz?
    6- Sizce araform ne demektir?
    7- Bakterilerin, virüslerin, böceklerin, memelilerin bağışıklık geliştirmesi hakkında tersinim teorisi ne der?

    Makale eklemek yerine samimice soruları cevaplandırırsanız, saygılar.

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  32. Ya gözünü seveyim xenix, ne cevabından bahsediyorsun allahaşkına?

    Araştırmacı gazetecelik yaparak fizik veya biyoloji uzmanı olunabilir mi? Ezberlenmiş metinleri tefrika tefrika yayınlamak dışında birşey yapılabilir mi? Şimdi soruyorum ben; mesela bu arkadaşın tıp fakültesi birinci sınıf dersi olan tıbbi biyoloji ve genetik finalinden, ya da ikinci sınıf mikrobiloji vizelerinden geçer not alabileceğini düşünen var mı? (Biyoloji fakültelerini ve moleküler biyoloji gibi branşları hiç saymıyorum bile)

    Eee? Yani konu bağlamında en temel düzeyde bir yeterliliği dahi bulunmayan ve muhtemelen hiçbir labaratuvar deneyimi olmayan birisinin “bilimsel makale” şartlatanlığı karşısında ne beklenebilir ki, sen bi de cevap bekliyorsun?

    Evrim üzerine konuşmak veya eleştirel bakış sahip olmak için akademik kariyer şart değildir elbette. (Örn. biz de burda fizik, kuantum, sosyal bilimler vs. gibi konularda uzman olmadığımız halde fikir beyan ediyoruz arasıra, ama böyle mi, yani böyle bir densizlik ve kesinlikte mi?.) Oysa Hüdai Çakmak hazretleri ne yapıyor? “Yazar” kimliği altında sakladığı şey her ne ise bunu sınır tanımaz bir buyurganlık ve son derece ideolojik/dogmatik bir bakış açısıyla birleştirip bi de üstüne uzman/bilirkişi/bilimadamı rolüne soyunuyor. Ve bunu da tıpkı Prof. Dr. İzzet Duyar’ın açıkca belirttiği gibi kendisi bilim yaparak değil, bilakis bilimin “kırıntıları” üzerinden yapıyor.

    Tüm bu sirki ve içler acısı durumu açıklayacak şey sadece büyüklük kompleksi veya bir takım politik nedenler olabilir. Bence Hüdai çakmak daha fazla havuç yemeli.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  33. -….Eğer bir Meryem Ana heykelinin sizlere el salladığını görseniz dahi, bir mucize ile karşı karşıya olduğunuzu san-mayın. Çok küçük bir olasılıktır ama belki de heykelin sağ kolundaki atomların hepsi, tesadüfen, bir anda aynı yönde hareket etme eğilimi içine girmiş olabilirler.

    Belki de meryem ana heykelini ordan kaldırıp oraya robot heykel dikmişlerdir… Yada ışık vizilasyonları ile meryem ana heykelinin aynısını orada varmış gösteren sistem yerleştirmişlerdir… Belki de heronlar misali uzaktan kumanda edilen meryem ana heykeli yapmışlardır… Heykele el sallatmak günümüzde çok kolay.
    Asırlar öncesinde bu olay bir mucize idi.

    Mucize Muciti görülmeyen olay….Tesadüfe dayandırılan şeylerde yine bir mucit tarafından tesadüflendirilmiştir…

    “Mal sahibi, mülk sahibi, hani bunun ilk sahibi”?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  34. EVRİMCİLERDEN İTİRAFLAR

     Evrim mekanizmalarının bilimsel bulgularla çelişmesi bazen evrim teorisi savunucularına öyle güç durumlarda bırakır ki yap-tıkları savunmalar bir nevi itiraf haline alır. Bir evrim teorisi savu-nucusu bilim insanı doğadaki basite indirgenemez kompleks ya-pıların oluşumunu evrim mekanizmalarıyla açıklayamayınca şun-ları söylemek zorunda kalmıştır:
      -….Organizmalarda görünen bazı komplekslikler henüz anlamadığımız doğal olgular sayesinde ortaya çıkmış olabi-lir. Ama bu, bunların doğal olarak ortaya çıkmış olamayaca-ğını söylemekten çok farklıdır.
      Yine aynı bilim adamı bu konuda:
      -Bilim, doğal seleksiyonun ötesinde de bazı güçlerin ev-rimde rol oynama olasılığını kabul eder. Ama bu güçler do-ğal olmalıdır; varlıkları bilimsel kavramlarla kanıtlanmamış olan gizemli yaratıcı zihinlere atfedilemezler.
     Bu bilim insanımız kanıtlamanın iddia sahibine düştüğünü unutmuş görünmektedir. 
     Fark edileceği gibi basite indirgenemez sistemlerin rastlantı-larla oluşamayacağı, oluşmalarında bilinenlerin dışında bazı güç-lerin olabileceği kabul edilmekte, bu güçlere doğal olma sınırı getirilmekte fakat nitelikleri nicelikleri konusunda bilgi verilemekte fakat sonuçta Yaratıcının varlığı kesin bir dille reddedilmektedir. 
      Buradaki amacın var oluş sorusuna yanıt arayıp bulmak değil bir yaratıcı iradenin varlığını inkâr etmek olduğu açıktır. Bir evim teorisi taraftarı için gerektiğinde her türlü akıl, mantık bilim dışı saçmalıklar kabul edilebilir ama bir yaratıcının varlığı kabul edi-lemez. Eğer bu mantık bir taassup değilse başka ne olabilir?
      Sistem ve düzen sahibi, belirli bir süreçte olsa devamlılık gösteren oluşumların birer eser olduklarını daha önce söylemiş-tik. Eserler ise bilgi, irade, güç, madde ve zaman beşlemesinin sonucudur ve asla rastlantısal değildir. Ortada bir eser varsa bir de eser sahibi var demektir. Eğer var oluş bir eserse birde sahi-binin, var edicisinin olması doğaldır. Var oluş eserinin bir sahibi-nin olması gereği materyalist felsefe taraftarlarınca doğa gücü denen ne olduğu bilinemeyen bir güçle doldurulmaya çalışılır. Çalışılır ama doğa gücünün var oluştaki düzenliliğin bir sonucu olduğu görmezlikten gelinir; eserin, eser sahibi olamayacağı ger-çeği unutulur. Bu muazzam yapının sahibi olarak yapının kendisi gösterilmeye çalışılır. 
     İnanılan ve bilimsel olduğu iddia edilen bir felsefeyi savunmak için akıl, mantık ve bilim unutulur. Bir yaratıcının varlığını bilim dışı ilan edip eseri eser sahibi olarak göstermeye çalışmayı bi-limsel kabul etmek bu yaman çelişkinin en güçlü örneğidir. Kaldı ki bu konuda gösterebilecekler en küçük kanıtları dahi yoktur. Fakat bir yaratıcının var olduğunu gösteren kanıtlar milyarlarca-dır. Tüm var oluş bir yaratıcının var olduğunu hep bir ağızdan ikrar ve tasdik eder. Bu büyük gerçeği göz ardı ederek yapay cevaplar aramak ne akla, ne mantığa ne de bilime uygun düşer.
    
    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  35. Bi de bir büyük bilge vardır ki; o da bütün mucizelerin, bütün mucitlerin, ve bütün mucitler tarafından tesadüflendirilmiş bütün tesadüflüklerin uzmanıdır aynı zamanda.

    [Tüm bunlar efendi-köle ilişkisi tesisinde kritik bir eşiktir. Gerisi beşiktir.]

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  36. [Tüm bunlar efendi-köle ilişkisi tesisinde kritik bir eşiktir. Gerisi beşiktir.]
    Bu cümle bana şunu çağrıştırdı; Efendi 1 köle 0, ikisi bir araya gelmedikçe asla beşiğe gerek duyulmadığı.

    Bence SIFIR efendi Bir köle…. Dünyasal alanda anlamlandırma sistemlerinde anlam katmaya çalışan bilgeler kendilerini 1 efendi olarak görüş alanına dahil ederken 0 yok diyor. Kendisi anlamlandırdığını sanıyor. Oysa Lehvi Mahfuz da efendide kölede mevcut…. Dünyada sallanan beşikle sanılıyorki köleliğin kalkması efendilerin olmayışı ile mümkün… Oysa Köle efendi ilişkisinin beşiyi salladığını ve efendilliğin de kölelik olduğunun farkına bir varmış olsalar sorun kalkacak…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  37. Ah be hüdai, o kadar bayat yerlerden dem vuruyorsun ki .
    Ne kadar eğip büksen de gerçekler ortada.
    Öyle horozlar vardır ki, sırf kendileri öttü diye güneş doğuyor sanır.
    Allah seni en kısa zamanda hidayete erdirsin…
    selam,saygılar:))

    Not: xenix’si güneş çarpmış:) onun hala umudu var…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  38. 6)-Her canlı türünün mükemmel ve eksiksiz yaratılmış bir arı ırkı vardır. Diğer tür ve çeşitler arı ırkların tersinimi sonuçlarıdır. Örneğin insanlar may-munların evrimi sonucu oluşamaz. Bu entropi, kalıtım, yaşamsal uygunluklar gibi doğal kanun ve ilkelere aykırıdır. Fakat maymunlar insanların tersinimi sonucu oluşmuş olabilir.

    Maymunlar insanların tersinimi sonucu nasıl oluşmuş olabiliyorlar? İnsan maymundan evrimleşemez ama maymunlaşabilir gibi bir saçma düşünce doğuruyor.

    Hüdai diye bir cin adı vardır. Nuskalarda kullanılır.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  39. Merhaba!
    Sorularınızı kısaca yanıtlıyorum.
    1-tersinim kompleks sistemlerde daha etkilidir. Sistem ne kadar kompleks ve hassa ise (savunma sistemlernin olup olmadığı gibi faktörler ve yapı) etkisi ve gücü o kadar çok olur. Basit oluşumlar da (örneğin atomlar) yok denecek kadar azdır.
    2-Her yeni eskir, her canlı ihtiyarlar. İhtiyarlamak bir tersinimdir.
    3-Elbette hayır. Her canlı kompleks bir bütündür. Tersinim negatiftir. Örneğiniz maymun yaşamayı başarırsa kimi özeliklerini yitirmiş (dikkat: yitirmiş) olarak yaşayacaktır. Tersinim gen bilgilerini etkilerse bu durum diğer nesillere geçer. Kimi özelliklerini kaybetmiş (tersinmiş) daha zayıf bir nesil ortaya çıkar. Fakat tür aynıdır.
    4-Tersinim yapılmış ve onaylanmış deneylerin sonuçlarını baz alır. Bunlara uygun kurgulanır.
    5-Tersinimin en çok ve etkili göründüğü canlılar dünyasının her hang bir parçasını gözlemlerseniz tersinimi rahatlıkla görürsünüz. Tersinimi görmek için fazla zahmete gerek yoktur. Kendinizi örnek alabilirsiniz. Bir önceki gündeki sizin aynı siz olmadığınızı, bir şeylerinizi yitirdiğinizi görün.
    6- Ara format canlısı yoktur.
    7-Verdiğinz örnekten bir örnek vereyim. Bakteriler yaklaşık üç buçuk milyar yıldan beri yaşam dünyasındadırlar. Bu süre içinde katrilyonlarca defa tersinmiş, bir o kadar çeşitlenmiştir. Bakterilerin bağışıklığı olayı ölenlerin yerine o antibiyotiğe dayanıklı olanların alması olayıdır.

    Saygılar selamlar.
    Hüdai ÇAKMAK

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  40. atomlar basit yapılarmış ! .hüdai kuantum mekaniği diye bişe var biraz incele hiç bişe yapmıyosan sitede sicim teorisi diye bir belgesel var onu izle. anladık dünyayı baştan yazıyosun ama daha atomu anlayamamışsın hüdai, yada anlayamayacağını.
    ayrıca bir önceki günle aynı olmamın nedeni birşeyler yitirmem kadar birşeyler kazanmış olmamda olamaz mı. sen tersden düşüne düşüne , önünü göremez olmuşsun be hüdai. yazık…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  41. Tek bir bireyin veya canlının kendi yaşam siklusu çerçevesinde yaşlanmasını tersinim olarak kabul edip, sonra bu şablonu o canlının ait olduğu türe ve doğadaki kesintisiz yaşama (hem de yüzmilyonlarca yıllık bir zaman dilimine hitap edecek şekilde) hesapsız kitapsız uyarlamanın neresinde ve nasıl bir bilimsellik vardır acaba?

    Örneğin tek bir canlıdan yola çıkar ve bu canlının sahip olduğu genetik bilginin sadece bir kısmına odaklanırsanız, yaşamın amacının “ölüm” olduğu benzeri bir kanaate de hasıl olabilirsiniz. (Üstelik sadece felsefi ya da edebi değil, aynı zamanda fiziki bir gerçeklik olarak da kabul edebilirsiniz bunu, ne de olsa her canlı bir gün ölmektedir) Ancak daha büyük bir ölçekten ve diğer parametlerle birlikte baktığınızda ise, ölüm denilen şeyin tek başına ve mutlak bir son değil, bilakis trilyonlarca kez ve sürekli tekrarlanan bir doğum-ölüm zinciri içerisinde bir halka olduğunu ve yaşamın genel amacının da yine ve herşeye rağmen yaşamı devam ettirmek olduğunu açıkça görürsünüz.

    Hüdo şarlatanı güya diyalektiğin gücünü kutsamış ama içinden de kalayı basmış.

    Evet, DNA’mız içerisinde sayısız bilgi vardır ve bunların bir kısmı elbette ki o canlılının tekil sonunu hazırlar, ama çok daha önemli bir bilgi ise türün devamına yöneliktir ve bir anlamda yaşamın kendisine yaptığı hayat sigortası gibidir. Tersinim dallamasının yaptığı şey ise bir gezegenin yörüngesini veya jupiterin herhangi bir anda güneşe olan uzaklığını çift yarık değil, dört yarık deneyiyle ( o da neyse işte) açıklamaya çalışmak gibi bişeydir ve o bunu bir de Newton’a ve Bohr’a küfrederek yapmaktadır. (Ne de olsa kendisi yazardır ve böyle fantazileri dillendirme hakkı vardır, ama roman yazdığı sürece elbette, yoksa olmayan bilimadamı kimliğiyle değil)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  42. Tek bir canlının tekil bir yaşam formu olarak yaşlanması ve ölmesi gerçeğiyle türün ve bu türün temsil ettiği yaşam ve canlılığın aynı parametreler ve ölçeklerde değerlendirilmesi ve hepsine birden zart veya zurt (veya tersinim) denilmesi en masum haliyle cahilliktir.

    Çünkü en basit ifadeyle birey ölür ancak hayat devam eder. Yeryüzünde yaşlanmak demek yeryüzünde daha fazla vakit geçirmiş olmak demektir, ama bunun birey için taşıdığı anlam ile (ölüme yaklaşmak) tür için taşıdığı anlam (çeşitlenme, alt türlerin teşkili vs.) keyfice aynı kefeye konamaz. Kavramlar ve önermeler her boyutta aynı anlamlarla kullanılamaz, veya mübalaa yapılmaz. Örneğin bugüne kadar belki trilyon kere trilyon adet penguen ölmüştür ancak penguenlik halen mevcuttur, burdan yola çıkarak penguenlik müessesinin trilyonlarca ölü penguenin vebalini taşıdığı benzeri önermeler bilimin konusu olamaz. (Ama öyle bir anlatıyor hazretleri, yakında nesli devam eden türleri üç kağıtçı ve itirafçı, nesli tükenen türleri ise kişiliğinden taviz vermemek adına ölümü seçmiş asil örnekler şeklinde takdim edecek nerdeyse)

    Ayrıca burda kurulmaya çalışılan denklem neresinden bakılırsa bakılsın şarlatancadır, çünkü pek çok ifade ölçülebilir nitelikler taşımaktan öte, keyfe keder olumlu/olumsuz sıfatlara dönüştürülmüştür. Örneğin bu beyefendiye göre biz bir önceki güne göre hep birşeyler yitirmişiz. Yani yenidoğan bir bebek için düşünebiliyor musunuz bunu? Yenidoğandan puberteye, puberteden adolesana, adolesandan genç erişkinliğe ve erişkinliğe kadar edindiğimiz herşey bir kayıpmış yani.. Bakın neler var bu kayıpların içerisinde, daha doğum anında karşılaşılan basınç ve sıcaklık değişimlerine uyum, bağışıklık sisteminin güçlenmesi, görmeyi ve işitmeyi öğrenmek (evet, görme ve işitme yaşadıkça ve yeterli veriyle karşılaşıldıkça öğrenilen süreçlerdir), konuşmak, yükselen iq, testosteron hormonunun salınmaya başlamasıyla artan kas gücü, efor kapasitesi, sürat, çeviklik, dış etkenlere daha dirençli bir iskelet yapısı, vesaire,vesaire.. Şimdi işine geldiği zaman değişim, gelişim, işine geldiği zaman kayıp, olmadı tersinim , iyi valla..

    Peki ya bakteriler? Milyarlarca yıl içinde tersinip çeşitlendiler ne demek yahu? Nedir yani, Staphilokokkus Aireus ile Bacillus Anthrasis birbirinden mi geldi, yoksa tanrı aynı zamanda trilyon çeşit farklı bakteriyi de teker teker dizayn edip yeryüzüne mi yolladı? Tabi mikroplar bizim gibi çiftleşmedikleri için onların DNA’sı adamdan sayılmıyor. (Yani bakteriye evrim serbest, peki niye serbest? çünkü adı üzerinde mikrop işte, hiç insan gibi ulvi bir varlıkla mukayese edilebilir mi canım, onun DNA’sı tırışka, e hani ama herşey mükemmeldi, e o da lafın gelişi söylenir, çok da abartmamak lazımdır, vesaire, vesaire?)

    İyi de hüdo gibiler neden yaparlar böyle şeyleri, asıl mesele biraz da burda zaten..Herşey insan ve imtehan için değil mi Hüdo, e dinazorlara ya da T-Rex’lere ne gerek vardı o zaman kardeşim? Peki taksonomi kriteriniz nedir, hadi onu da soralım, nedir sahi taksonomi kriteriniz? O da tanrının eskizleri di mi, “şöyle mi olsun, yok yok bunun kuyruğu olmasın, ötekisi suda yaşasın, ha bu da uçsun, sonra memeliler gelsin, ve bir de hepsi öyle bir sırayla insinler ki yeryüzüne, biraz da bana inananların kafası karışsın, e bu da işin şakası tabi:))

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  43. Kuvvetle muhtemel bir varsayım olarak ifade edilebilir ki; dinazor neslinin yeryüzünden silinmesi, takip eden dönemde insanoğlunun ortaya çıkması ve canlılığını sürderebilmesini mümkün kıldı. Şu halde eğer astereoid teorisi doğru ise, tanrı bunu da yaradılışın ve insan için hazırladığı imtehanının bir parçası olarak planladı ve uyguladı… Yani? Önce metreler boyunda ve tonlarca ağırlıkta devasa yaratıkları saldı yeryüzüne, ardından da kocaman bir asteroidi onların üzerine. Peki neden? Bizim için tabi, sadece bizim için ve bizi sevip var olmamızı istediği için.

    İyi de.. sizce de gereğinden fazla karmaşık değil mi tüm bunlar, sadelik nerde, basitlik nerde?

    Hüdo gibi bilimadamı kılıklı şarlatanların bilinç altlarında yatan şey de bu kadar karmaşık ve düğümlü birşeydir işte. Maymundan insan olmaz diye bağıranlar kasap kediliğinden kasaplığa tersinme derdindeler. O kendileridir.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  44. Xenix kardeşimin bazı sorular sorarak bilimsel tartışma platformuna girmek istemesi sizi rahatsız etmişe benziyor. Bırakın kardeşimiz aklını ve idrakini kimi ideolojilerin prangalarından kurtarsında özgürce düşünsün ve araştırsın.
    Eğer gerçekleri savunuyorsanız gerçeklerin ortaya çıkmasından niye korkuyorsunuz? En azından o arkadaşımızın düşüncelerine, bu düşüncelerine uygun tuttuğu yola saygılı olun ve müdahale etmeyin. O sizden daha az akıllı değildir. Sizin tavsiye ve yol göstermelerinize de ihtiyacı olduğunu zannetmiyorum.
    Darası sizin başınıza.
    Lütfen biraz insaf ve edep. Bilimde, insanlıkta özgür düşünenlerin dimağlarından yükselecektir. Unurtmayın! İnsaf ve edep vicdan gibi insanlara özel meziyetlerdir.
    Saygılar.
    Hüdai ÇAKMAK

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  45. Ahkam kesmeden önce basite indirgenemez kompleks sistemlerin ne olduğunu öğrenin. Yakında atomlar ve mopleküller ile ilgili bir makale yayınlayacağım. Merakınızı orada giderirsiniz.

    Saygılar.

    Hüdai ÇAKMAK

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  46. Cehaletini bilmeyen cahilden kaçın arkadaşlar, her uygar insan gibi… dalap olmuş beygir gücünde it gibi dalar insanı onlar.

    “Cahillerle girdiğim tüm tartışmaları kaybettim” demiş, Ebu Hanifi…

    Sen kendine gel Toro:))

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  47. Öncelikle selamlar!!

    Sonra sorularımı yanıtladığınız için teşekkürler. Şimdi gelelim sorularıma ve yanıtlarınıza.

    “1- Atomlar eskir mi?
    2- Tersinim teorisinin tıp alanında uygulamaları neler olabilir?
    3- İnsan ve Maymun’un bir birine üstünlüklerini kıyaslarken baz aldıklarınız sadece akıl mı? (Mesela sizin teorinize göre insan, ağaçlarda zıplama özelliğini kaybetmiş veya onu soğuğa karşı koruyan kıllarını kaybetmiş maymun olabilir mi? (yani tersinmiş))
    4- Teorinizi destekleyen deney yaptınız mı? Bunlar nelerdir?
    5- Doğayı gözlemleyerek (evrim teorisi hakkında yazıları değil) elde ettiğiniz kanıtları yazabilir misiniz?
    6- Sizce araform ne demektir?
    7- Bakterilerin, virüslerin, böceklerin, memelilerin bağışıklık geliştirmesi hakkında tersinim teorisi ne der?”

    Bunlar benim sorularımdı.

    “Sorularınızı kısaca yanıtlıyorum.
    1-tersinim kompleks sistemlerde daha etkilidir. Sistem ne kadar kompleks ve hassa ise (savunma sistemlernin olup olmadığı gibi faktörler ve yapı) etkisi ve gücü o kadar çok olur. Basit oluşumlar da (örneğin atomlar) yok denecek kadar azdır.
    2-Her yeni eskir, her canlı ihtiyarlar. İhtiyarlamak bir tersinimdir.
    3-Elbette hayır. Her canlı kompleks bir bütündür. Tersinim negatiftir. Örneğiniz maymun yaşamayı başarırsa kimi özeliklerini yitirmiş (dikkat: yitirmiş) olarak yaşayacaktır. Tersinim gen bilgilerini etkilerse bu durum diğer nesillere geçer. Kimi özelliklerini kaybetmiş (tersinmiş) daha zayıf bir nesil ortaya çıkar. Fakat tür aynıdır.
    4-Tersinim yapılmış ve onaylanmış deneylerin sonuçlarını baz alır. Bunlara uygun kurgulanır.
    5-Tersinimin en çok ve etkili göründüğü canlılar dünyasının her hang bir parçasını gözlemlerseniz tersinimi rahatlıkla görürsünüz. Tersinimi görmek için fazla zahmete gerek yoktur. Kendinizi örnek alabilirsiniz. Bir önceki gündeki sizin aynı siz olmadığınızı, bir şeylerinizi yitirdiğinizi görün.
    6- Ara format canlısı yoktur.
    7-Verdiğinz örnekten bir örnek vereyim. Bakteriler yaklaşık üç buçuk milyar yıldan beri yaşam dünyasındadırlar. Bu süre içinde katrilyonlarca defa tersinmiş, bir o kadar çeşitlenmiştir. Bakterilerin bağışıklığı olayı ölenlerin yerine o antibiyotiğe dayanıklı olanların alması olayıdır.”

    Bunlarda sizin yanıtlarınız…

    1- Atomlar eskir mi dedim, yavaşta olsa eskir dediniz… (Oysa bir hidrojen atomunun ömrü sonsuzdur, yani eskimez) Kaldı ki evrende önce! hidrojen atomu ve küçük parçacıklar, daha sonra zaman geçtikçe büyük atomlar ve moleküller oluşmuştur. Yani tersinim teorisinin iddiasının zıddı yönündedir evren. Karmaşık sistemler baştan değil sonradan oluşur.

    2- Tıp alanında uygulamalarını sordum. Cevap olarak her canlının yaşlanacağını söylediniz. Tersinim teorisinin tıp dünyasına kazandırdığı bu bilgi için size ne kadar teşekkür etsek azdır. Zaten binlerce yıldır tıp alanında bir soru işaretiydi bu, ve artık tıp dünyası aydınlandı.

    3- Üstünlükleri neye göre belirlersiniz demiştim. Hemen hemen çocukların ebeveynlerden daha üstün olamayacağına yakın bir şeyler söylemişsiniz. Bu durumda Anne-Baba dan daha zeki, daha iri, daha güzel, daha uzun, daha iyi olan çocuklar için tersinim teorisi ne der diye soracağım fakat bu soruyu size değilde babanıza sorsam daha mı zekice cevap alırım onu düşünmekteyim.

    4- Deney yaptınız mı diye sormuştum, sanırım “Hayır” demek istediniz.

    5- Evet yitirdiğim şeyler oldu, fakat bebeklikten başlayan süreçte kazandıklarım yitirdiklerimden fazlaydı?!! Bunu nasıl açıklayacaksınız. Sizin teorinize göre bir bebek en üst düzeyde insan, sonra git gide özelliklerini kaybederek tersiniyor. Oysa biliyoruz ki o bebek büyüyecek çok daha kompleks özellikler kazanacak, yeni hormonlar salgılayacak, kendini savunmayı öğrenecek, zekası gelişecek vs vs. Sizde kendinizi gözlemleyin bence. Yaşlanmak demek özelliklerimiz azalıyor demek değildir en azından bunu bilin. (Bu arada ağaçlar uygun şartlar korunduğunda özelliklerini kaybetmeden yaşarlar)

    6- Araform yoksa, canlılar tersine tersine neye dönüşüyor? Demek tersinme de yok.

    7- Bağışıklık sistemlerinin gelişimini sormuştum (hani şu aşı olma sebebimiz, ilkokullar yıllarından belki hatırlarsınız) bakterilerden örnek vermişsiniz. İyi güzel ne diyelim, fakat orda demişsiniz ki bakteriler çeşitlenir?? Hani saf arı ırklar vardı bunlar tersine tersine gidiyordu, bu çeşitlenme nerden çıktı şimdi. Demek ki bu çeşitlilik tersinmenin eseri değil galiba. Çeşitliliğin artması sizin teorinize ters değil mi?

    Yanıtınızı bekliyorum. Uzun yazılar yerine kendi fikirlerinizi yazdığınızda, bilginiz daha çok gün ışığına çıkıyor.

    En son olarak da saygılar, selamlar.

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  48. Ulan basite indirgenemez kompleks sistemlerinden başlatma şimdi, ne bilimsel tartışması ?

    Al tartış o zaman bilimselce; bir tür bir anda ve tam olarak nasıl ortaya çıkar? Daha dün tek bir hücresi bile yeryüzünde değilken bugün akşamüstü saatlerinde aniden hücreler, dokular, organlar ve sistemler bütününe sahip bir organizma olarak belirebilir olmanın neresine ne bilimsellik atfediyorsun dallama, bilim dediğin şey senin saplantılı fantazilerinin kahyası mı?

    H2O için de doğrudan su olarak yaratılmıştır diyebiliyor musun peki? Bugüne kadar sallayıp durduğun ve birbiri ardına sergilediğin yarmalıklar bunu da gerektirmiyor mu biraz? Peki ya diğer moleküler maceralar? Glukoz nerde mesela prüvat nerde? Glikoliz yoluna giren glikozun prüvata dönüştüğü çok basamaklı bir sürecin ardından prüvatın acetil CoA üzerinden TCA siklusuna dahil olup citrat ve malata dönüşmesi veya ikinci bir yolla keton cisimleri ve alfa keto asitlerini oluşturmasını nasıl yorumluyorsun Hüdai efendi? Glikoz ayrı ve tam olarak yaratılmıştır, prüvat ayrı, acetil CoA ayrı, keza malat ve keton cisimleri de, öyle dönüşüm başkalaşım falan yoktur diyebiliyor musun ? Yok ama, o ayrı değil mi? Ya da karbon iskeleti denilen şeyin bir anda ve kendinde tam ve kusursuz bir şekilde belirdiğini mi iddaa ediyorsun?

    Sen tüm bunları ve daha başka milyonlarca mikro sürecin sahip olduğu ve yüz milyonlarca yıldır tekrarlanıp duran mobiliteyi ve bu mobiletinin nelere olanak tanıyabileceğini inkar edemiyorsun ama, DNA’ya kutsal kitap indirmeyi ve limit çekmeyi maşallah çok iyi biliyorsun.

    Labartuvar dediğin şey dingonun ahırımı ulan?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  49. Ltf yazılarımı biraz daha dikkatli ve bağımsız okumaya, yorumlamaya ve alaycı ifadelerden kaçınmaya çalışın. Beni kırıyorsunuz. Fikirlerimi beğenir ya da beğenmezsiniz o sizin bileceğiniz iş. Yinede aşağıda birkaç açıklayıcı bilgi veriyorum.
    Canlılar basite indirgenemez kompleks sistemlerin bütünsel kurgusudur. Tersinim bu kurgunun bozulmasıdır.
    Atomlar gibi cansız maddelerin tersinimi değişim şeklindedir.
    Doktor olduğunuzu söylemiştiniz. Bu doğru ise tersinimi en iyi bilenlerden olmalısınız. İhtiyarlığı niye küçümsüyorsunuz ki? Tıp ihtiyarlığı engellemeye odaklı değil mi?
    Yapmanın zor, bozmanın kolay olduğu ilkesini hatırlayın. Evrim için çok uzun süreçler gerekir ama tersinim için gerekmez. Bu nedenle ara format canlıları yoktur.
    Daha yazmamı ister misiniz?

     Saygılar, selamlar.
    
     Hüdai ÇAKMAK
    
    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  50. Yapmak zor bozmak kolay mı? Al işte bir humanist uyarlama daha. Abisi kibrit çöplerinden evi zorla yapıp kolayca dağıtabiliyor ya, doğada da kesin böyledir bu canım, oldu da bitti maşallah.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  51. Doktor olan ben değildim, gamaro söylemişti. Ben bilim adamı olanım.

    Canlıların kurgu olduğu sadece sizin ve dincilerin bir varsayımıdır desek daha doğru olmaz mı? Ben hiç kurgu göremiyorum. Kurgu dediğiniz zengin olur, kimi canlı ATP enerji sistemini kullanırken, kimisi nükleer enerji sistemini kullanır. Bazıları ise kimyasal değil de fiziksel enerji sistemlerini kullanır.

    Ama dünyada ki canlılara baktığımızda, hepsi hücrelerden oluşuyor, hepsi protein sentezine dayalı, hepsinde DNA veya RNA var, hepsi ADP veya ATP kullanıyor. Büyük bir çoğu oksijenli solunum yapıyor vs vs. Bu mudur kurgu sınırları? Basit bir hayalperest çocuğun bile kurguları, tanrıdan daha zengin oluyor (süper kahramanlardan tutunda ışık canlılarına vs kadar) Eğer bütün bunlar kurguysa hayal gücünde ve yaratıcılıkta bir sınırlılık görüyorum ben.

    İhtiyarlığı küçümsemek mi? Tıp ihtiyarlık için mi var?

    Adamlar kök hücreden diş yaratmaya başladılar, sizin dişiniz ağrıdığında doktor yerine olsun tersiniyorum doğalı bu mu diyorsunuz? Hem soruma cevap vermediniz. Eğer yaşlandıkça tersiniyorsak, bizim en gelişkin halimiz yeni doğduğumuz bebek halimiz mi?

    Elbette isterim daha fazla yazmanızı. Yeter ki kendiniz yazın, hazır yazıları koymayın.

    Saygı, sevgi,

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  52. Düzenleri (sistemleri) bozmanın kolay, yapmanın zor oluşu ilkesi: Bir şeyi yapmak, ortaya koymak her zaman zordur. Eser ne kadar ayrıntılı, hassas ve kompleks ise ortaya koymak o kadar güç olur. Ortaya konulan eserleri bozmak ise son derece kolay ve basittir. Eğer o düzen ya da yapı ayrıntılı ve hassas bir komplekslik gösteriyorsa bozmak o kadar kolaydır. Bir bakıma eserlerdeki incelik, hassaslık ve komplekslik yapmakla doğru, yıkmakla ters orantılıdır.
    Bir sanatkâr yıllar süren çabalarla göz nuru dökerek bir eser örneğin bir heykel meydana getirir. Bu sanat eserini bozmak için bilinçsizce yapılacak bir darbe yeterde artar bile. Yıllar süren emek ve çabalarla sırçadan bir saray yapabilirsiniz ama atılacak bir taş bu sırça sarayı kırıp yıkmaya yetecektir.
    Nice mühendislerin, işçilerin yıllarca emek, güç ve zaman harcayarak ortaya koyduğu mükemmel planlanmış bir şehri bir deprem ya da bir kıvılcım bir kaç dakika, bir kaç saat içinde yerle bir edebilir. Bir bakıma bir eser ortaya koyabilmek için bilinç, bilgi, kudret ve yeterli zaman gerekli olduğu halde bozup yıkmak için kaba kuvvet ve kısa süreçler yeterlidir.
    Termodinamiğin ikinci (entropi) kanunuyla bozmanın kolay, yapmanın zor olduğu ilkesi rastlantıların örneğin canlılık gibi basite indirgenemez kompleks oluşumları meydana getirebileceğini savunan materyalizm ve uzantısı olan teorilerin önünde diğer doğal kanun ve ilkelerle birlikte aşılması mümkün ol-mayan sıra dağlar gibi durmaktadır. Materyalizm ve uzantısı olan teorilerin bu konuda canlı yapılarının basite indirgenemez kompleks yapılarını inkar etmek-ten başka seçenekleri yoktur.

    Hüdai ÇAKMAK
    

    Not: Elhamdülüllah yazılarımız kendi araştırmalarımız ve çalışmalarımızın (yedi sene sürdü) ürünüdür.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  53. Senin ilkokul çocuğuna ders verir gibi anlattığın yıkık saray veya yırtılmış yağlıboya tablo örneklerinin doğadaki karşılıkları yıkık veya yırtılmış birşeylere denk gelmez. O yıkım ve yırtıklık bilakis senin kendi kafandadır.

    Yıkık saray dediğin şey keyfine düşkün bir kral için bozulmuş/harap olmuş bir saray olabilir, ama doğanın gözünde ikisi de farklı meziyetleri olan saraylardır, örneğin birisi insanlar diğeri ise karınca ve bilumum örümcek türleri için ideal bir yaşam ve gelişim merkezi olabilir.

    Glikozdan Glikoz-6-fosfat temininde Glikoz 6 fosfat dehidrogenaz enzimi görev alır, hadi söyle bakalım, hangisi asıl hangisi yıkım nesnesidir? Elinde elma şekeriyle zırlayıp duran arsız bi çocuk gibisin.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  54. İnsanın en mükemmel hali bebek hali değildir. Bilakis sperm ve yumurtanın birleştiği ZİGOT halidir. Daha sonra bu mükemmel hal, bozularak ve tersinerek ölmeye başlar gün be gün… İşte TERSİNİM TEORİSİ budur!

    )kapa parantez

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  55. İnsanın en mükemmel hali bebek hali değildir. Bilakis sperm ve yumurtanın birleştiği ZİGOT halidir. Daha sonra bu mükemmel hal, bozularak ve tersinerek ölmeye başlar gün be gün… İşte TERSİNİM TEORİSİ budur!

    Delikanlılık çağında zigot haline geçiş hızlıdır. Evlilikte serbest kalan bu hal zayıflar ve aldatma başlar:)))))) Komedi ya…İŞTE SANA TERSİNİM….)

    Ne zigot ne Bebek en mükemmel olan hali AŞK halidir…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  56. Termodinamiğin ikinci (entropi) kanunuyla bozmanın kolay, yapmanın zor olduğu ilkesi rastlantıların örneğin canlılık gibi basite indirgenemez kompleks oluşumları meydana getirebileceğini savunan materyalizm ve uzantısı olan teorilerin önünde diğer doğal kanun ve ilkelerle birlikte aşılması mümkün ol-mayan sıra dağlar gibi durmaktadır. Materyalizm ve uzantısı olan teorilerin bu konuda canlı yapılarının basite indirgenemez kompleks yapılarını inkar etmek-ten başka seçenekleri yoktur.

    Termodinamikten evrim yaparsan adamın kıçına kaçar elbet ve dahası ne soktuğunu bile anlamazsın kendine.Ben böylesi cahillerin ve şarlatan/politik nesnelerin hışmından kaçıp geldim buralara ama faydası yok. Dinlemeye, feyz almaya, sabra, sükunete ve espriye devam.

    [Ey Hüdai dallaması, termodinamiğin ikinci kanunu dediğin şey maddede meydana gelmesi muhtemel olan bütün değişmeleri belirlemez.Maddenin yayılmasını, enerjiyi ve bunların yeni aşamalara girmelerini belirleyen daha başka kanunlar ve etkenler de vardır ve yıldızların ve gökadaların/galaksilerin meydana gelişi bu sürecin tezahürlerinden sadece bir tanesidir.]

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  57. “Not: Elhamdülüllah yazılarımız kendi araştırmalarımız ve çalışmalarımızın (yedi sene sürdü) ürünüdür.”

    Sanırım araştırmalarınız, interneti ve google ı kullanmakla aynı başlangıç zamanına sahip. Yazdıklarınızın alıntılar dışında (evangelist ve harun yahya çevirileri) size ait olduğu su götürmez zaten, ondan şüphemiz yok. Sormak istiyorum, araştırmalarınızda hangi “uluslararası bilimsel dergiler” den yararlandınız?

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  58. İnternet kullanmasını biliyorsanız -ki biliyor olmalısınız- tersinim teorisinde geçen herhangi bir konuyu oradan arayıp okuyabilir, kaynaklarını görebilirsiniz.
    Hep siz soruyorsunuz? Bir kaçta soruda ben sorayım.
    1)-Canlıların kambriyen döneminde aniden, mükemmel ve değişik yapılarıyla ortaya çıkmasını nasıl yorumluyorsunuz?
    2)-Evrimcilerce iddia edilen prekambriyen dönemi sürecinin evrim hızına göre canlılardaki yapı farklılıkların evrimine yeterli olmadığı kanıtlandı. Buna ne diyeceksiniz?
    3)-Beş yüz milyon seneden beri pek canlı değişmeden günümüzde de yaşıyor. Bu konudaki fikriniz nedir?
    4)-Siz gerçekten bir canlı hücresinin rastlantılarla meydana geldiğini, milyonlarca cins ve çeşitteki canlıların bu tek hücreden evrimleştiğini inanıyor musunuz?
    5)-Evrimcilerce yapılan billmsel sahtekarlıları nasıl yorumluyosunuz? Bu sahtekarlıklar bir çaresizliğin sonucu mudur?
    &)-En basit nezaket kuralını yine unutmuşsunuz. Yoksa sizde diğerleri gibi (muhatap almadığım halde yırtık d.dan çıkar gibi çıkanları kastediyorum.) bir umutsuz vaka mısınız?

    Her şeye rağmen.
    

    Saygılar. Selamlar

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  59. &)-En basit nezaket kuralını yine unutmuşsunuz. Yoksa sizde diğerleri gibi (muhatap almadığım halde yırtık d.dan çıkar gibi çıkanları kastediyorum.) bir umutsuz vaka mısınız?

    Ne kadar yüksek bir EGO. Uzun uzun yazıları okutarak gözlerimizi yorduğun için ve ayrıca ( Yırtık. d.dan) küfürlü davrandığın için protesto ediyorum. Asıl seni muhatap almayan belkide o beyenmediklerindir. Kendini ne sanıyorsun?
    SÖZ SAHİBİNİ TEMSİL EDER…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  60. Elbette biliyorum, üstelik 96 dan beri. Ben internette yazılanlar ve harun yahya menşei yazılardan başka kaynak göremedim, o yüzden sordum herhangi bir “bilimsel dergiden” yararlandınız mı diye. Bilimsel dergilerin ne olduğunu biliyorsunuzdur umarım.

    Gelelim sorularınıza :))
    1- Sizin o aniden dediğiniz kambriyen dönemi kaç milyon! yıldır biliyor musunuz? Siz hiç milyona kadar saydınız mı sahi? Kaldıki ortaya çıkan canlılar, öyle memelilerden uçanlara, yüzenlerden bilmem nelere çeşitlilik göstermiyor. Neden 500 milyon yıl öncesine veya 1 milyar yıl öncesine ait memeli fosili bulunmuyor? Tersinime göre memelilerin yaşı 3.5 milyar yıl olmalı öyle değil mi?

    2- Kanıtı gösterin diyeceğim tabi ki. Dergi adı, sayısı ve makale nosu alabilir miyim? Hemen bakacağım.

    3- Demek ki o canlılar ortama uyum sağlayabilmişler. Ortam şartları canlıların türlerini yok etmeyecek şekilde değişmezse 2.5 milyar yıllık bakteriler bile yaşar. (Ki yaşıyorlar zaten)

    4- Rastlantıyı ne anlamda anladığınıza bağlı, mesela 3 milyon piyango bileti alan kişiden herhangi birine para çıkması sizce rastlantı mıdır? (3 milyonda 1 , bakın çok düşük olasılık) Ayrıca elimizde ki olasılıklardan biri bu, belki uzaylının biri gelip hapşurmuştur milyonlarca çeşit bakteri saçmıştır gezegenimize. (Ama tanrının çamurdan yarattığı iddiasına göre daha bilimsel bu inancımız)

    5- Sahtekarlıklar konusunda yazmıştım siz geldikten sonra. Tekrar o yorumumu bulup okuyabilirsiniz eğer okumadıysanız. Eğer okuyupta anlamadıysanız, anlamadığınız yerleri sorarsınız.

    &- Siz bana selamı saygıyı kesince (bir üst yorumunuzda yok bakın) O göstermelik nezaket ve saygı laflarını bir kenara bıraktınız diye sevinmiştim. Valla burda insanlar sizin muhatap alıp almamanıza göre davranmaz. Buraya girerken hırpalanmayı, hatta fena hırpalanmayı göze almalısınız.

    Ben bir cümlelik sorumun cevabını alamadım ama hala, hangi “bilimsel dergiyi” takip ettiniz?

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  61. Ben senin ağzını daha çok bozacağım Hüdai Çakmak, yırtık don filan daha ne ki?

    Hala bilimsel sahtekarlık filan diyor yahu, senin merkezi sinir sistemin medulla spinalisten mi ibaret Hüdai sapığı?
    Ne tek hücresi ulan, sen kıçını gere gere milyarlarca hücre, yüzlerce doku, ve pek çok organ ve sistemden mütevellit koskoca organizmaları bir “anda” peydahlıyorsun ya, bundan ala bilimsel sahtekarlık mı olur? Asıl senin gibilerin ne işi var labaratuvarda?

    Önce bilim bilim diye tutturup kanıt çığlıkları atmak, ama ardından da bilimi ve bilimsel yöntemi eşeğin bi tarafına sokup kaybetmek bilimsel kalpazanlık değildir de nedir, sen hasta mısın? De ki ben inanıyorum tanrıya ve o bizi bir anda ve nasılsak öyle yarattı, üstelik hanımımıza nasıl ne zaman ve nereden yanaşabileceğimize kadar da herşeyi bir bir anlattı, e böyle de ve otur oturduğun yerde, senin ne haddine ulan deney tüplerinin namusuyla oynamak, hayatında eline bi tane petri kabı aldın mı?

    Xenix seni adam yerine koyup sorularına cevap verirse kendi tercihidir elbet ve saygı duyarım. Lakin ben senin gibi şarlatanlara ve sinsi politik askerlere karşı iyi polisi filan oynamayacağım. Prekambriyenmiş, milyonlarca cins ve çeşitte canlının tek bir hücreden mi geldiğine inanıyormuşuz.. Eh işte Hüdai yarması, zamanda geriye yolculuk yaptık ve biz onu bulabildik, şimdi de bulduğumuzu araştırıyoruz namusumuzla, yoksa senin yaptığın gibi ol deyince olduracak hayal kahramanlarıyla avunup beraberinde misvak mucizesini araştırmıyoruz.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  62. Parçanın çok sağlam bir matematiği var, onun için burada ve bilim başlığı altında yayınlamayı uygun gördüm. (Hele ki tersinmek bilim olunca, matematiği sağlam bir parça bilimin allahıdır o zaman.)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  63. kuantum mekaniği sana ne ifade ediyor anlatır mısın?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  64. Kompleks düzenlerin oluşumunda bilgi, irade, güç, madde ve yeterli zamanın gerekliliği ilkesi: Düzenleri yapmanın zor; yıkmanın kolay olduğu ilkesi aynı zamanda (düzenlerin bir amaca yönelik olması gerektiği göz önüne alındığında) yeterli bilginin, gücün ve her ikisini amaca uygun olarak madde üzerinde harekete (eyleme) geçiren bir iradenin olması gerektiği ger-çeğini ortaya koyar. Diğer ifade ile bir yapıda bir amaç ve bu amaca uygun düzenlilik varsa o yapı bilgi, güç ve iradenin eseridir. Asla rastlantılar sonucu değildir.
    Örneğin bir çölde güneş, rüzgâr gibi doğal etkenler art arda dizilmiş estetik görünümlü, göz zevkimizi okşayan minik tepecikler, şekiller meydana getirebi-lir. Art arda dizilişlerine ve estetik görünümlerine bakarak bu oluşumların bir düzenlilik (bir eser) olduğu iddia edilebilir. Fakat bu oluşumlar bir amaca yö-nelik değildir. Eser sahibi olması gereken doğal etkenler estetik görünüşlü tepecikler meydana getireceklerini bilmezler, bu amaç için hareket etmezler.
    Örneğin çölde esen rüzgârların dört bir yanı kavuran güneş ışıklarının rad-yasyonların zaman içinde estetik görünümlü tepecikler oluşturduğunu gördü-ğümüz ve bildiğimiz halde aynı etkenlerin estetik görünümlü tepeciklerin ar-dından evleri, sarayları, yolları, köprüleri, fabrikaları, enerji santrealleri olan modern ve güzel bir şehir meydana getirebileceğini hiçbir zaman düşünmeyiz. Bunun nedeni ise bu tür oluşumların bir amaca yönelik kompleks sistemler oluşudur.
    Bilinç dışı rastlantısal etkenler estetik görünümler verdikleri yerleri rahatlıkla kirletip bozabilirler. Çünkü bunlar tıpkı modern bir şehri yerle bir eden depremler gibi kontrolsüz kaba güçler gibidir. Bu nedenle ortaya çıkan oluşumlar gözlere okşayan estetik görünümde olsalar dahi bilgi, güç ve irade üçlemesinin so-nucu olmadığından eser değildir.
    Fakat aynı çölde basit bir kulübe, çadır ve hatta üst üste konulmuş taş yığınlarından ibaret harabeler görsek; estetik olmasalar, göz zevkimizi hitap etmeseler bile bunların emek, bilgi ve irade üçlemesiyle meydana getirildiğini, rastlantılar sonucu oluşmadığını biliriz. Bu konuda en küçük şüphemiz olmaz. Fakat estetik görünümlü tepecik dizimleri için aynı şeyi düşünüp söyleyeme-yiz.
    Sonuçta şunu belirtmek istiyoruz. Eğer bir oluşumda bir amaç ve bu amaca uygun düzenlilik ya da düzenlilikler varsa o oluşum bilgi, güç, irade, madde ve zaman beşlemesinin sonucudur. Asla rastlantıların eseri değildir.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  65. Zaten çöldeki kum tanelerinin birbirleriyle çiftleşmek ve yeni jenarasyonlar üretmek ve bunu yüzmilyonlarca yıl içerisinde trilyonlarca kez tekrarlamış olmak gibi özellikleri de vardır şüphesiz, aferim Hüdai, örnek çuk oturmuş yerine.

    Ben ilkokuldaydım aynı zeka özürlü örnekler veriliyordu, otuz sene geçti hala aynı. Bilim ve bilimsel yöntem senin göz zevkinle mi sınırlı ulan teleolojik dallama?

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  66. denizlerin , karanın kenarına vurarak oluturduğu kumları estetik bir amaç güderek meydana getirmemişti ama o gördüğün enfes sahiller , bahsettiğin binalardan çok daha estetikler ve deniz gram amaç güdmedi bunun için,

    burda asıl önemli olan şu gerçekki sen bir cümle meydana getirirken aslında iki cümle meydana getiriyorsun çünkü bir tek cümlende aynı şeyi bir başta bir de sonda tekrarlayıp duruyosun onun için sen cümle falan kurmuyosun.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  67. Bilim dışı yergi ve sövgü edebiyatına girmeye niyetim yok. Hele hele o “şeyi” ağzından hiç çıkarmayan, ciklet gibi ciğnemeyi adet edinmişlere cevap vermek onlara değer vermek olur. Cevap vermeye bile değmez. Havanda su dövmeye ne niyetim, ne de vaktim var.
    En azından bir kısmınızın evrimleşmesini tamamlamasını beklemek isterdim ama Bonobo Kanzi deneyleri bu konudaki çabaların ümitsiz olduğunu gösteriyor. Hatırlarsanız bu iki gorile yıllar süren çabalara rağmen bırakınız konuşmayı en basit nezaket kuralları bile öğretilememişti. Bu yazımdan kimlerin ilk önce gocunacağını merak ettiğimi ayrıca belirteyim.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  68. Havan senin su senin, havanı sevsinler tirbişon.

    Ne oldu, öyle gözünü pörtletip alt dudağını düşüren ve ” yarabbim sen ne büyüksün” tekerlemesiyle kendinden geçen izleyiciler yok değil mi burda?

    Bilim dışı yergi ve sövgüye girmeye vakti yokmuş hazretlerinin. E bütün vaktini bilime tecavüz etmekle geçiren ve bunu da islami cihat anlayışının bir gereği olarak kendisine farz edinen birinin ilave sövgüye vakti mi kalır hiç, seni ol deyince olan ciklet-ül fumigatus?

    Bak ilk ben gocudum seni, merakta kalma aman.

    [Darwin öncesi dönemde tam bir rezalettiniz, şimdi Darwin’den öğrendiklerinizle yeni rezaletler peşindesiniz. Allah sizin gibilerin diline fotonu, siklonu düşürmesin. Kırıntı tayfası.]

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  69. yanılıyorsun gamaro , ilk gocunan sen değilsin ,kendisi.gocunmasa mızmız çoçuklar gibi kendinden geçermiydi. şimdi ben ona bunu bir düşün diyecem ama ,zannetmiyorum böyle bir yeteneği olduğunu belki ayna nın karşısına geçerse bir umut bir şeyler görür.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  70. Ben gocundum demedim ki zaten sevgili Toro, bilakis GOCUDUM dedim :))

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  71. pardon sevgili gamaro ; ya bende diyorum gamaro nası bunu der:)

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  72. “Önce bilimsel sonuç daha sonra ulaşılan sonuca göre varsayım ilkesine daya-nır. Bu nedenle bilimin ortaya koyduğu tüm kanun ve ilkelerle uyumludur, hiç biriyle çelişmez.”

    demişsiniz teori(!) sahibi fakat ben böyle sağlamcı bu nedenle bilim olamayacak denli dogmatik bir tüccar cümle duymadım. Sınamadan nereden bileceksiniz tüm kanun ve ilkelerle uyumlu olduğunu? cümle bazında evet yazdım işte uyumlu oldu. ne güzel ya sekiz ciltmiş baştan kopuk ve bilimsel araştırma ve istatistik tekniklerinin temel düşünce ve pratiklerinden yoksun bu cümle ile ah ah çok istiyorum gidin üniversitelerin eğitim, fen ya da sosyal bilimleri enstitülerinden birine de şu bizimle paylaştığınız bir a4lük metni paylaşın orada bir hocayla da görün bakalım kağıdın üzerinde çizilmedik yer, yüzünüzün almadığı renk kalacak mı? şimdi diyeceksiniz ki “aman efendim olur mu ben ne üniversiteler, ne hocalar şey ettim” değil efendim alakası bile yok sizin sekiz cilt diye satmaya çalıştığınız ve burada ana fikrini(!) sunduğunuz fikir hiçbirşeyle çelişik olmayan yüzde yüz dana etinden bir mamul olabilir ancak zira 8cilt yazılan ve istatistiksel hesaplarla denetlenip hipotezine uygun düşmeyip bir sayfa ile “araştırmadan elde edilen veriler ışığında falanca ile falanca arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır ve bu sonucun bilime katkısı olabileceği düşünülmektedir.” falan gibi biten ne tezler var ne tezler ve bu örnek tezdeki kişinin hipotezi “anlamlı fark olabileceği” yönündedir. neyse kafa karıştırmayayım.

    birincisi: yaratıldılğımızı ve senarist bir tasarımcının eseri olan şeylerden bahsediyorsunuz. evet ben ya da bir başkası yaratıldığını ya da yaratılmadığını düşünebilir bu bir dünya görüşü olmaktan öteye gidemeyeceği gibi bir diğeri için de hiçbir şey ifade etmez.

    ikincisi:zamanın yaşam üzerindeki etkilerini somuttan soyuta geçerken bir çocuk zekası bile gözleyebilir.

    üçüncüsüsiz “yaşam” ya da “canlılık” yerine “varoluş” diyorsunuz daha ilk cümlede “felsefe” argümanı ile bilim yaptığınızı iddia ediyor ve bilimle “eğitim, fen, sosyal” uğraşan birçok insanın neredeyse akıl sağlığını bilimsel araştırması ile teslim ettiği bir dünyada e biraz ayıp değil mi? felsefe yapıyorum deyin, ontoloji okuyun di mi ama?

    dördüncüsü google’a falan bakmayacağım (kişisel bir etik karar, bir arama motoru kullanmamaya en azından bunu çok sık tekrarlamamaya geçmişte olduğu gibi kitaplardan ve sorarak anımsamayı-öğrenmeyi tercih ediyorum.) maymun atalar insandan önce değil mi? ayrıca geçen ay national geographic’in 4milyon yaşındaki kadın başlıklı sayısı insan evrimindeki “kayıp halkanın” bulunmuş olabileceğine işaret ediyor ve mesela okudunuz mu çok merak ediyorum, ben plastik sanatlarla uğraşan biri olarak alıp okuyup inceledim hali hazırda sekiz cilt teoriniz var bir de “bilimsel araştırmalardan” azıcık haberiniz olsa. Olsa diyorum zira bilimsel yayınlar insanın maymundan geldiğini söylemez. temmuz national sayısı ilgi çekiciydi vakit bulunca biraz oradan bu konuyu ve sahibini uyuz edecek bir şeyler yazarım. Fakat bugünkü alıntım bilimsel araştırma tekniklerinin Türkiye’de ve yurtdışında duayeni sayılabilecek değerli hocam-hocamız Saim Kaptan’dan olacak. Şöyle diyor hocamız:

    …Bilim pozitiftir. Çünkü bilim, olması gerekeni değil olmakta olanı inceler. Pozitif ile pozitif olmayan arasındaki fark;olanla olması gereken arasındaki farklılıktan oluşur. Birincisi “olgularla” uğraşırken, ikincisi “değerlerle” uğraşır. Pozitif, Aguste Comte’nin deyişiyle, dinsel ve metafizik alanın tersidirPozitivizm, sorunları olgulardan hareket ederek ve bilimsel yöntemler kullanarak çözmeye çalışmaktır.

    Bilim aynı zamanda ussaldır(rasyonel);çünkü, gözlemler, olgular ve ilişkiler akıl yolu ile analize, senteze, betimlemeye, açıklamaya ve değerlendirmeye tabi tutulmaktadır. Böylece, olaylar, olgular, gözlem ve ölçmeler bilimin malzemesini , düşünme, akıl yürütme de bilimin harcını oluşturmaktadır. (Prof. Dr. Saim Kaptan, 1998, Bilimsel Araştırma ve İstatistik Teknikleri, sayfa8-exlibrisMarsseh)

    marsseh: bu arada çok iyiydi Agnostik, tersinim-düzünüm:) 🙂 çok güldüm ve şu durumda tersininim teorisinin düzünüm hali ancak bilim olabilir. e o zaman tersinmez aaa ya da bizzat bu şekilde tersinir içi boşalır ama artık tersinmiştir. neyse ya hava çok sıcak çok…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  73. Teşekkür ederim Marsseh:)… Paralel abukluk hatta şeklen aynı tersinme spritüel bir gruptan bugün gelen e-posta’yla aşağıdaki gibi bir savla HİKMET olarak ortaya atılmış: ben de paylaşayım dedim.

    Bilinen tüm maddeler ısıları düştükçe büzüşürler. Bilinen tüm sıvılar da yine ısıları düştükçe büzüşür, hacim kaybederler. Hacim azalınca yoğunluk artar ve… böylece soğuk olan kısımlar daha ağır hale gelir. Bu yüzden sıvı maddelerin katı halleri, sıvı hallerine göre daha ağırdır. Ama su, bilinen tüm sıvıların aksine, belirli bir ısıya (+ 4°C’ye) düşene kadar büzüşür, ama sonra birdenbire genleşmeye başlar. Donduğunda ise daha da genleşir. Bu nedenle suyun katı hali, sıvı halinden daha hafiftir. Yani buz, aslında “normal” fizik kurallarına göre suyun dibine batması gerekirken, su üstünde yüzer.

    Eğer bu özellik olmasa, yani buz suyun üzerinde yüzmese, Dünya üzerindeki suyun çok büyük bir bölümü tamamen donacak, göllerde ve denizlerde hiçbir yaşam kalmayacaktı.
    Dünya’nın pek çok yerinde soğuk kış günlerinde ısı 0°C’nin altına düşer. Bu soğuk elbette denizleri ve gölleri de etkiler. Bu su kütleleri giderek soğurlar. Soğuyan tabakalar dibe doğru çöker, daha sıcak kısımlar yüzeye çıkar, ama bunlar da havanın etkisiyle soğur ve yine dibe doğru çöker. Ancak bu denge sıcaklık 4°C’ye gelince birden değişir, bu kez ısının her düşüşünde, su genleşmeye ve hafiflemeye başlar. Böylece 4°C’lik su en altta kalır. Daha yukarıda 3°C, onun üstünde 2°C, böylece devam eder. Suyun yüzeyi ise 0°C’ye vararak donar. Ama sadece yüzey donmuştur. Yüzeyin altında kalan 4°C’lik bir su tabakası, balıkların ve diğer su canlılarının yaşamlarını sürdürmeleri için yeterlidir.
    Suyun üstten donma özelliği sayesinde, Dünya’daki denizler yüzeyde oluşan buz tabakalarına rağmen her zaman için sıvı olarak kalırlar. Eğer su bu “olağanüstü” özelliğe sahip olmasaydı, denizlerin tamamına yakını sürekli olarak donacak ve deniz yaşamı imkansız hale gelecekti

    Bu saçma sorunun ve abuk mantığın, en basit cevabı ve hikmeti şudur: TUZ

    Suyun içindeki çözeltiler ve suyun hareketliliği, suyun toplam kütlesi ve bu kütleye etki edecek ısı, donma noktası derecelerini (çoğul) farklılaştırır. Sadece bunlar değil elbet, yüzey gerilimi diye de bir şey vardır. Herneyse bakış açıları sorularını sorar, herkesin soru sorma ve cevap alma hakkı vardır. Vardır da, soytarılığın ve her konuyu eğriltmenin bir dur’u var mıdır?

    Not :

    Kütle – Isı İlişkisi

    Isı, bir maddenin taneciklerinin toplam enerjisidir. Yani bir maddenin sahip olduğu ısı, taneciklerin sayısına bağlıdır.
    * Sıcaklıkları aynı olan farklı hacimlerdeki(yani kütlelerdeki) iki demir bilyenin (yani aynı maddeden yapılmış) sahip oldukları ısı enerjileri farklıdır: Demir bilyelerin taneciklerinin ortalama hareket enerjileri aynıdır. Ancak bilyelerin taneciklerinin sayısı farklı olduğu için ısıları farklıdır. Büyük bilyenin tanecik sayısı fazla olduğu için ısısı daha fazladır.

    • Maddelerin sahip oldukları ısı enerjisi kütleleriyle doğru orantılıdır. Yani sıcaklıkları aynı olan aynı tür iki maddeden kütlesi büyük olanın ısısı daha fazladır. Bunun nedeni kütlesi büyük olan maddede titreşen tanecik sayısının daha fazla olmasıdır.

    • İçlerinde sıcaklıkları eşit, kütleleri farklı su bulunan kaplara atılan buzların erime süreleri eşit değildir. Çünkü Farklı büyüklükteki iki kapta aynı sıcaklıkta ve farklı miktarlarda yağ bulunmaktadır.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  74. “Bilim dışı yergi ve sövgü edebiyatına girmeye niyetim yok. Hele hele o “şeyi” ağzından hiç çıkarmayan, ciklet gibi ciğnemeyi adet edinmişlere cevap vermek onlara değer vermek olur. Cevap vermeye bile değmez. Havanda su dövmeye ne niyetim, ne de vaktim var.
    En azından bir kısmınızın evrimleşmesini tamamlamasını beklemek isterdimç”

    Tam bir ego kralı… Vermiş mahmut neylesin saçlarından asılan mahmut…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  75. Bir yanlış anlamayı düzeltme

    Kimi kardeşlerimiz tersinim teorisini (muhtemelen ifade eksikliğimizden dolayı) yanlış anlamakta, dolaysıyla yanlış yorumlamaktadır.
    1)-Tersinim, varoluş bir bütün olduğundan canlı cansız her şey için geçerlidir.
    2)-Zaman içinde oluşan tüm değişimler tersinimdir. Hiç bir şey rastlantısal değişimlerle gelişim (evrim) göstermez.
    3)-Tersinimin nedeni enerji girişi ve zamandır.
    4)-Canlılarda ihtiyarlama, göz ten rengi farklılıkları vb. de birer tersinimdir.
    5)-Kimi tersinimler genetik bilgilere etkileyip diğer nesillere aktarılabilir. Her tersinim bu sonucu oluşturmaz.
    6)-Genetik rahatsızlıklar tedavi edilmez ve dar alanda bırakılırsa büyüyebilir.
    7)-Tersinimsel değişimler tür değişimlerine neden olmaz. Nesiller boyu genetik bilgileri etkileyen tersinime uğramış fakat tedavi edilmemiş insanların maymunlaşacağı varsayımı sadece maymunlar ve insanların aynı filumdan (benzer canlılar grubu) sayılması sonucu bir benzetme amaçlıdır.
    8)-Tersinimsel etkilerin sonuçları uygun yöntemlerle tedavi edilebilir.
    9)-Tersinime uğramış kişilerin sağlıklı çocukları olabilir. Çünkü bu bir araya dönüş olayıdır.
    Bilgilerinize sunarım.

     Saygılar.
    
     Hüdai ÇAKMAK
        yazar
    
    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  76. “Hüdai ÇAKMAK
    yazar”

    Picasso’ya bakıp bakıp da nee demişti Kenan Evren?
    “E, nolcek bunları ben de yaparım”
    Ondan sonraları da tabloları koymuş karşısına, baka baka yapmıştı. Göz göre göre yaptı gitti adam…

    yazar tabi…
    e nolcek ben de yazarım…

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  77. Selamlar,

    Yo, hiç kimse yanlış anlamadı tersinim teorisini. Bilakis herkes doğru anladı fakat, sizin savunduğunuz teoriyi anlayıp anlamadığınızı kestiremiyoruz sadece.

    Mesela, bebeklikten ergenliğe kadar olan dönem, ihtiyarlama ve tersinim midir?

    Yani insanın bebek hali (yeni doğmuş hali) 18 yaşında ki halinden daha güçlü, akıllı, gelişmiş, ideal, organlar en mükemmel düzeyde, bütün hormonlar aktif vs vs hali midir?

    Saygı, sevgi, hoşgörü, akıl, mantık, zeka…

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  78. Merhaba!
    Herhalde canlıların beslenme, savunma, korunma vb. mekanizmalarına sahip oldukla-rını biliyorsunuz. Bir embriyonun büyüyüp geliştiğinin, dünyaya geldikten sonrada bu gelişmenin bir müddet daha devam ettiğinin sonrada durduğunun herhalde farkındası-nız. Bunun yaşamsal özellikler olduğunu, anne rahmindeki embriyonunda, gelişim halindeki çocuklarında diğer canlılar gibi dış etkenlerden etkilendiklerini (tersinime uğradıklarını) kimilerinin yaşamayı başaramadıklarını pekala farkındasınız. Farkında-sınız da sadece karşı çıkmak için öküz altında buzağı arama alışkanlığınızdan olsa gerek görmezlikten, bilmezlikten geliyorsunuz. Ne yapalım! Hayırlısı olsun. Zoraki de olsa selam ve saygı kelimelerini kullanmanızdan memnun oldum. Darası diğerleri-nin başına.

    Saygılar.

    Tersinim

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  79. “Bir embriyonun büyüyüp geliştiğinin, dünyaya geldikten sonrada bu gelişmenin bir müddet daha devam ettiğinin”

    Siz bunun farkında mısınız? Aşağıda ki maddeleri siz yazdınız. Ben değil.

    “2)-Zaman içinde oluşan tüm değişimler tersinimdir.
    3)-Tersinimin nedeni enerji girişi ve zamandır.
    4)-Canlılarda ihtiyarlama, göz ten rengi farklılıkları vb. de birer tersinimdir.”

    Hem yaşlandıkça tersinir diyorsun, hem gelişir diyorsun. Bence siz bu teoriyle biraz daha uğraşın. Bilimsellikten uzak fakat, hiç olmazsa kendi içinde tutarlı olsun.

    Şu saygı melesesini de çözelim. Saygı, saygılar kelimesini kullanmakla olmaz. Bu nezaket kuralı, internet kuralı falan da değildir. Hangi köşe yazarı yazısını saygılar diye bitirir? Kendi kafanızdan bi saygı kuralı uydurup sonra insanlara bunu dayatmayın.

    xenix

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
  80. Tamam tersinim

    “Pek Sevgili Ballı Börekli Sayın Evrimcilerimize
    Ağızlarınızdan pardon klavyelerinizden BAL damlıyor ama sizin seviyelerinize inmeyeceğiz. Pek çok kere yazdık ama tekrar yazalım. Hacılarınızı, hocalarınızı, prof.larınızı, yol da gezenlerinizi, parkta oturanlarınızı…..
    Her yaşta; kadın, kız, erkek, okumuş, okumamış, unvanlı, unvansız, sayı…. farketmez.
    Toplanın; aranızda konuşun, danışın. Evrim sizde tersinim bende.
    Tek şartım yerme, sövme karalama edebiyatına girmeden, konuyu saptırmadan şöyle böyle oldu edebiyatına girneden adam gibi, insan gibi belgeler, kanıtlar ortaya koyarak tartışmadır.
    Bir soru sizden, bir soru benden.
    Yüreğiniz varsa Hadi bakalım.
    Çıkın ortaya.”

    Ben tek başıma varım. Hem de evrim veya tersinim değil istediğin herhangi bir konuda.

    Benim de şartlarım basit.

    • Bilmediğin soruya bilmiyorum diyebilirsin.
    • İlk yalan veya yanlış bir şey yazan kaybeder.
    • İlk hakaret eden kaybeder.

    Konuyu seç, gel karşıma. Eğer sen kazanırsan senin için açtığım başlığın altında senin hakkında yanıldığımı yazıp özür dileyeceğim. Eğer ben kazanırsam sen açtığın başlıklar altında evrim konusunda yanıldığını kabul edeceksin.

    Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.