elbette cinsiyet ayrımcılığı ilk sırayı alıyor 🙂 doğmadan kodlara işleniyor tane tane… zaten her biri ayrı bu cinsin doğal olarak ayrım olacak tabi:))) neye göre ayrımcılık mesela???
Din / Mezhep / tarikat ayrımcılığı
Etnik ayrımcıılık
Hısım / Akraba ayrımcılığı
Hemşehri ayrımcılığı
Cinsiyet ayrımcılığı
Eş / dost / arkadaş ayrımcılığı
Zengin / fakir ayrımcılığı
Statü / kariyer ayrımcılığı
Ayrımcılık yapılmıyor diye bir şık pek (şık) olmamış:))))
yani şık durmamış:) diğer şıklar zaten fiyasko… alınmadın umarım tamamen yazıya yönelik fikrim:)
ayrımcılıksızlık olan bir gezegen var mı acaba???
bak şimdi maskeler takılıyor düşüncelere az sonra dökülür inciler:))
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
Ama işte bu sizin görüşünüz. Mesela bir çok islam alimi, kadın-erkek ayrımcılığının islamda olmadığını, islamda kadına son derece eşit haklar verdiğini savunacaktır. (Bakın görün ilerleyen yorumlarda)
yahu bilmez miyim ben kadına ne verildiğini islamda hehh:)) bu yüzden cinsiyetimi değiştirmek istedim kaç kez ama kardan adam olur senden adam olmaz dediler:P
şaka bir yana ayrımcılık benim yaşadığım dünyada yok. (deligezegeni) her insan takılıyoo öle kafasına göre delimi deli bittii:)
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
Öyle diyorsunuz da…geçenlerde bir yaşıma daha girdim:
Üst düzey yönetici hatun bir arkadaşım var…hatırı sayılır derecede tecrübesi, geçerli bir sektörde geçmişi…anlayacağınız bir kaç sayfalık öz geçmiş çıkacak ciddi bir kariyerden bahsediyorum.
Sen kalk şu görüntülü sohbet edilen, parayı bastırınca da orasını burasını göstererek para kazanılan sitelerden birinde model olarak baş vur…
…almışlar işe.
“Bu kadar eğlendiğimi hatırlamıyorum”
…diyor.
Buyurun buradan yakın…hala irdeliyorum.
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
tüm bu ayrımcılıklar aslında tek bir potada birleştirilebilir. hemşehriyseniz aynı etnik kökene ve aynı dine mensupsunuz demektir bu yüzden dost arkadaş olma yolunda devasa bir adım atmış olursunuz, akrabanız olmasa bile hısmınızdır artık ,hele ki cinsiyetler de aynıysa ruh ikizinizi bulmuş bile sayılabilirsiniz.
bu ülkede kişilik-benlik edinmenin en kolay yolu da şu yukarıda belirtilen etiketlerdir. bireyin kendine has özgül yapısıyla yaşamı sürecince inşa ettikleri asıl kimliği oluşturması gerekirken aksine bize ait olmayan herşey bizim kimliğimiz oluveriyor.
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
eğlenceli – eğlencesiz iş başvuruları ayrımcılığı butonu eklemek mi lazım:)))
ve marmaramus,
benim delice bakış açım toplumdaki ayrımcılığı değiştirmiyor işte… azınlık durumundaki ayrımcılığa giriyor bu düşünce hatta yok gibi… kim bilir belki de gereksiz… salakça ya da ne bileyim işte
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
ben taktım bu zengin-fakir olayına arkadaş.
en basitinden stada maç izlemeye gitsen VIP de oturursun. fakirsen açık kale arkası. hatta onu bile zor bulursun.
bakın mesela islam inancına göre milli piyango bileti almak hele bundan çıkan parayı yemek büyük haram. o parayla yaptığın herşey yediğin her lokma haramın önde gideni. eeee. milyonlarca bileti kimler alıyor o zaman. çünkü reel hayatta “paran kadar konuşursun” kimse sana “kıldığın namaz kadar konuş” demez.
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
Sevgili xenix konuyu çok yaratıcı ve faydalı bulmadığımı bilmeni isterim:) “En çok hangi tür “ayrımcılık” yapıyoruz?” yerine “Neden ayrımcılık yapıyoruz?” sorusunu konu edinmiş olsaydın daha gürültülü bir konu olurdu sanırım ve mesele çomak sokmaksa, bu anlamda daha faydalı olurdu:)
Biz insanlar ( biz derken tamamen tüm insanları kastediyorum ) ayrımcıyız, hatta hayvanlar bile ayrımcı. Köpekler, tanımadığı birine, ondan kötülük görmemiş bile olsa hırlarken, tanıdığı birine, ondan iyilik görmediği halde dahi sevinçle havlar. Biz de böyle durumlarda köpeğin bu durumunu filozofça karşılarız:)
Konuyla ilgili yazılabilecek hemen her şeyi misafir galatalı yazmış zaten. Biz erkekler, biz kadınlar, biz Türkler, biz İngilizler, biz pembeler, biz yeşiller, biz et yiyenler, biz ot yiyenler, biz Kayserililer, biz Urfalılar, biz sarışınlar, biz esmerler, biz sakallılar, biz sakalsızlar vs... bizlerin sayısını , potansiyel olarak baz aldığımız her ne ise ona bağlı olarak artırabiliyoruz. Bu tuhaf örnekler bize, bizim değerlerimize, nasıl hissettiğimize bağlı olarak sayısız seçenek sunar. Bunlar ne zaman mazur görülür veya görülmez bence bunu değerlendirmek gerek.
Ayrıca Dec caL de çok yerinde bir öneri de bulunmuş:) Bunu da değerlendirmeye alırsan başta ben olmak üzere herkes için çok faydalı olacaktır.
Ve sevgili Delişey :)
İstediğin şekilde yazabilmek için uğraştığım yazımı beğenine sunuyorum:)
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
böyle güzel olmuş yazı düzeni ohhh rahat rahttt okudum. sağolasın veNa Amoris:)
ama verdiğiniz köpek örneğine katılamıycam:) hayvanlar ayrımcılık yapmaz zira onlarda hin düşünce olmaz diye düşünüyorum epey haşır neşirim de onlarla oradan biliyorum.
sizin verdiğiniz örnek olsa olsa içgüdüsel bir davranış olabilir.
bak bak nasılda ahkam kesiyor okuyanda veteriner fln sanacak:) ahh delişey ahh ben ne yapıcam senle heee???
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
“Hmmm anlaşıldı; ayırmak, ayırt etmek ve ayrımcılık birbirine karışıyor…”
Tanımak ile ayrımcılık yapmayı karıştırmış olduğumu düşünmüyorum. Köpek örneğini verirken bile bile verdim. Her ne kadar az da olsa bilim tarafından hayvanlarda akıl olduğu iddia edilmekte ise de hayvanlar da insan gibi akıl ve irade yoktur, dolayısıyla da kendi tabiatına mutlak surette tabidir. Ne daha aşağı bir hayat formuna inerler ne de daha yükseğe çıkarlar. İnsanlar da ayrımcılık konusunda böyledirler. Herkes kendini nasıl bir değer sisteminde tanımlıyorsa o doğrultuda ayrımcılık yapar. Yani insan da bu konuda kendi tabiatının dışına çıkamaz. Ayrımcılık düşünerek yapılan bir eylem gibi olsa da akıl ve iradenin devre dışı olduğu, tabiatımız gereği yapılan bir durum olduğunu düşünüyorum ben. Bu yüzden tanımak, ayırt etmek ve ayrımcılık arasında bir fark yok. Biraz durumu karıştırıp sizleri uğraştırsam hiç fena olmaz :)))
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
Ayrımcılıkta ön yargı vardır…içinde ön yargı barındırması nedenli ayrımcılık hoş karşılanmaz. Eğer bir kişi/hayvan tanış ise daha önceden bilinen bir bilgiye refere edilir. Bu da ayrımcılık değil ayırmaktır…dost/düşman ayırması.
Salt tanış diye birini diğerlerinden özelliklerine bakmaksızın ayırıyor iseniz buna ayrımcılık denilebilir elbette ama köpek bunu yapmayacaktır.
Köpek örneğinde refere edilen bilgi kişinin kokusudur…(bilmem kaç milyon farklı kokuyu köpek hafızasına kaydetmekte) kokuyu kaydeder ve zararsız hanesinde tutar. Koklayamadığı için hırlar…çünkü hafızasında dost/düşman karşılığı yoktur.
Örnek vereyim: Yerden bir taş alın…yine bir çok taşın olduğu yere o taşı atın…köpek o taşı bulup getirecektir. O taşı diğer taşlardan ayırt edebilmesi elinizden bulaşan kokunuzdur.
Mesela hayatında köpek tarafından ısırılmamış birinin köpek korkusu ile ısırlmış birinin köpek korkusu farkı gibi…
…buna şunu da ekleyebiliriz: Köpekte “dişimi geçirirsem canı yanar” bilinci var mıdır acaba?
Oysa köpeğin eli yoktur…ağzıdır elleri.
Ağzıyla tutar, taşır.
Sert ya da canını yakacak şekilde uygularsanız sert tutar…yumuşak uygularsanız yumuşak tutar…
…siz onu ısırmak olarak algılarsınız. Hatta bazen yumuşak tutar ama siz elinizi aniden çekince eliniz sıyrılır ve siz “Aha ısırdı” dersiniz.
Ayrımcılık olması işin içine ön yargı girmesi lazım…
…kıyakçılık var bir de.
:)))))
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
Kemalizm,evrensel olmayan, ama bildiğimiz, anladığımız, öğrendiğimiz ve gördüğümüz uygulamalarıyla, bütün diğer felsefe ve sistemlerin, sosyoekonomik önermelerin, bir değil, bir kaç adım önünde, kendisini halk kültürüyle donatmış, önüne padişahlık, krallık, hakanlık imkanları serilmişken, muhteşem bir insani tevazuyla hiçbir hırs ve megalomaniye kendini kaptırmamış, somut önerilerini ülkemiz için, soyut önerilerini de tüm insanlık için ortaya atmış, hayatının sonuna kadar da öyle yaşamış, bizden biri olan Mustafa Kemal Atatürk’ün Eklektizm adı verilen ve hiçbir sosyoekonomik sisteme benzemeyen sistemiyle, her yönüyle insani felsefesinin tamamen gerçeklerle örtüştürüldüğü fikirler bütününün adıdır.
Onlarca ayrı siyasi kurumlarda faaliyet gösterip, Asya pandaları gibi birleşemeyenlerin tek ortak yanı Atatürkçülüktür.”Atatürkçüyüm” demekten çekinmezler, ama görev süresi bitince yüce divanlarda hırsızlık, yolsuzlukla yargılanacak kadar bilgi ve belgeye dayalı suçlar işleyenler Atatürk’ün felsefesini Kemalist felsefeyi, anlamadan sadece isminden faydalanmaya çalışanlardır. Bu türden Atatürkçüleri ve böylesi bir Atatürkçülüğü azıcık aklı ve vicdanı olan herkes eleştirir, bunda sorun yok.
Çok istiyorsanız yukarıda bahsettiğim şekilde gerçek Kemalizmi ve Kemalistleri buyrun eleştirin bakalım, eleştirirken neyi ölçü alacağınızı merak ediyorum. Sakın haa, dini kullanarak, bol bol ağlayan , el etek öptüren sistemler ve emperyalizme odaklanmış ortak sistemlerle, emperyalizmin amaçlarına hizmet edenleri, Türkiye’ye hizmet etmek için Türklerle mücadele edenleri kriter alıp karşımıza çıkmazsınız umarım…
Konunun yeri burası değildi ama Şeref Yücel Beyin bu yazısı karşısında susmak istemedim:)
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
Tabiki en çok ayrımcılık, din/mezhep/tarikat ayrımcılığyla sınırlı değil ancak ayrımcılıkla ilgili en fazla mesaii yapanlar bu arkadaşlardır.
Dün CNN Türk’de yapılan tartışmayı izlediğimde birdaha gördüm ki Türkiye’de Şeref Yücel gibi biçarelerin istediği ‘herkes namaz kılsın, herkes İslama inansın ve tabi herkes camiye gitsin’ saplantısıdır. Bunu açık açık söyledi badem bıyıklı arab oğlanı. Şeref yücel de bu saplantılı sayrıl ruh halinin tipik bir örneği.
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
Ben düşüncelerimi yoruma ihtiyaç duyulmayacak kadar çok açık ve net bir şekilde ifade ettim. Siz de o şekilde cevap yazmışsınız. Neyi eleştirdiğimiz malum olduğuna göre üzerinde tartışmaya gerek de görmüyorum.
Tek anlamadığım şey şurası oldu:
“Çok istiyorsanız yukarıda bahsettiğim şekilde gerçek Kemalizmi ve Kemalistleri buyrun eleştirin bakalım, eleştirirken neyi ölçü alacağınızı merak ediyorum” demişsiniz.
Yazınızı bir bütün olarak ele aldığımızda bir sorun yok.
Ben sadece sizi bu kadar mükemmelliyetçi düşünceye sevkeden ölçüyü çok merak ettim.
Eksiklerden ve noksanlıklardan münezzeh bir Kemalizm ve Kemalist’ler mi demek istediniz? Yoksa ben mi yanlış anladım?
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
…itibarı çerçevesi içinde bunlara karşı duruş sergileyenler ne yapıyorlar?
Bayrak sallıyorlar
Cumhuriyet mitingi düzenliyorlar
Anıtkabir e gidiyorlar
Atatürk’ün kurduğu Türkiye diyorlar
Atatürkçülükten bahsediyorlar
Bağımsızlık sloganları atıyorlar
Bunun tercümesi nedir?
“Vatan haini” yakıştırması.
İmam bunları gördükçe deliriyor.
Çünkü bu hakikaten ağır, hatta berbat bir suçlama.
Bu suçlamalar karşısında başbakanınız ne dedi?
“Biz değiştik”
İmam başbakanın bu söylemini görünce hemen bir gerdan kırıp hafif bir kalça çalkalaması ile bunu geçiştirip ve ne yapıyor?
Vatan haini yakıştırması yapanlara şu yukarıdaki yazılan yazı içerisinde bahsedilen garubet ve benzeri safsatalar üretiyor.
Diğer bir deyişle diyor ki:
“Atatürk yerine imamın teki lider olsaydı, TC şimdi bölgenin lideri olurdu. Halk daha refah içinde olur, kişi başına düşen milli gelir 35.000 dolar olurdu. Yolsuzluk, hırsızlık, kıyakçılık, avantacılık, adam kayırma, kadrolaşma, sağ-sol çatışması, darbeler olmazdı. Kadınlar daha bir kadın erkekleri daha bir yiğit olurdu.
TC çooook daha çağdaş, ferah ve refah olurdu.
Oysa Kemalizm ya da Atatürkçülük oldukça naif ilkelerden oluşur.
Pozitif bilime önem ver, çağdaş ol, bilgiye, eğitime önem ver, hurafeleri kendine ilke ve siyasi çıkar malzemesi etme, edenleri benimseme.
Hepsi bu!
Şu bahsettiğim naif ilkeleri her türlü alanda gerekli görmek ve benimsememek için ya satılmış olmak gerekir ya da salak.
Arkadaş oturmuş çevresinde ve ülkesinde olan biten her türlü edepsizlik ve olumsuzluğu Atatürkçü olmak ile bağdaştırmış.
Bugün birileri Atatürk e ilah misali tapıyor ise bunun nedeni Atatürk ya da Atatürkçülük değil ki…bal gibi ümmetçiliktir. Şu yukarda bahsi geçirilen ve hakikaten sinir bozucu olan Atatürk ü ve Atatürkçülüğü her türlü yolunu bulmaya, avantacılığa, kıyakçılığa alet etme adına diline dolayarak iş bitirme hevesçiliğinin altında ümmetçilik ve tevhidçilik yatar.
“Allah biiiiir” diyenle bunlara benzer “Atatürk biiiir” diyenin yediği kap aynıdır yani.
Aklı başında, irfan sahibi, kaliteli bir kişiliğin şu yukarıda lanse edilmeye çalışılan cinsten bir Atatürkçülük sergilemesi mümkün müdür?
Haydin oradan…
Bir daha söylüyorum;
Az gelişmiş memleketin az gelişmiş zihniyetlerini boyamak için uydurulan şu zırvaların gereği IQ değil Euro dur.
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
“Ben düşüncelerimi yoruma ihtiyaç duyulmayacak kadar çok açık ve net bir şekilde ifade ettim. Siz de o şekilde cevap yazmışsınız. Neyi eleştirdiğimiz malum olduğuna göre üzerinde tartışmaya gerek de görmüyorum.
– Eksiklerden ve noksanlıklardan münezzeh bir Kemalizm ve Kemalist’ler mi demek istediniz? Yoksa ben mi yanlış anladım?”
En son yazdığınız cümle ile nerelere gelmek istediğinizin farkındayım. Gece trenlerine binmeyin, kaybolursunuz valla:) Kemalist felsefe, ontolojist bir felsefedir Şeref Bey. Yaratılış da bu düşünce sisteminin temelidir. 1924 te Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kurulması ve Kur’an-ı Kerim tercümeleri, yaratılışla ilgili bütün hurafe, rivayet ve putperestliği andıran kula kulluk müesseselerinin ortadan kaldırılması, fikren ve vicdanen özgürleşip, aracısız Allah’a ulaşma yolunun açılması, Kemalist felsefesinin güvencesidir.
Sizin de neyi eleştirdiğiniz ortadadır, gece trenlerine binmeyin kaybolursunuz demiştim ancak siz çoktan gece trenlerine binip kaybolmuşsunuz bile.
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
Mesela insanları üniversiteye alırken ÖSS yapmak bir ayırt etme yöntemidir. (Bilgi, yetenek, zeka ayırt etmesi)
Ama sınav yapmadan onları kişisel tercihlerinize göre almak bir ayrımcılıktır. (Hemşeri, arkadaş, dindaş vs)
Bu ikisinin aynı olduğunu düşünüyorsanız, haksızlığa neden dayanamadığınızı anlamış olurum.
Yakınlık kurmak ve tanışmak için ilk sorulan sorular şöyledir; nerelisin , kimlerdensin, diye bir başlangıç..
Birbirimizi tanıma yöntemlerimiz bile insanlık dışı aslında. Irkımıza, şehrimize,uyruğumuza yakınsa seveceğiz sanki, değilse uzak duracağız. Enteresan yani…
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
Cinsiyet ayrımcılığı
Zengin / fakir ayrımcılığı
Statü / kariyer ayrımcılığı
“Cinsiyet ayrımcılığı” şıkkını imleyip sayfaya girince, bu şıkkın diğer şıklar arasında geri kalmasını kendi adıma şık bulmadım… Bu şıkkın diğerlerinin önünde bulunacağını umuyordum… Çünkü tarihin en eski çağlarından; anaerkil dönem sonrası ataerkil dönemin başlangıcıyla birlikte, yeryüzünün en eski, en katmerli, acımasız ayrımcılığının cinsiyet ayrımcılığı olduğunu söyleyebilirim. Gerçi “statü-kariyer ayrımcılığı” ve bunun ardından gelişen “zengin-fakir” ayrımcılığı cinsiyet ayrımcılığının temelini oluşturur ve bu anlamda onlar daha öncedir ama “pozitif ayrımcılık” yaparak cinsiyet ayrımcılığının teşhirinin, ayırtına varılmasının sağlanması doğrultusunda, bu forumda “cinsiyet ayrımcılığının” diğerlerinden daha çok seçiliyor olması gerekirdi…
Engels’in “Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni” adlı eserinden el alarak; toplumların tarihinde “iş bölümü ve uzmanlaşmanın” statü ve kariyer ayrımcılığını doğurduğunu, statü ve kariyer ayrımcılığının kendisini siyasal olarak örgütleyerek devleti oluşturduğunu, örgütlenmiş devletin doğuşunda olmasa da, kendine yabancılaştığı sonraki süreçte, “zengin-fakir” ayrımcılığının sürdürülebilmesinde baskı unsuru haline geldiğini söylemek olasıdır. İş bölümü ve uzmanlaşma ile başlayan üretim araçları üzerindeki “özel mülkiyet” kavramının daha sonra kadını da “özel mülk” saymasıyla başlayan süreç kadınların vahşice sömürülmesine, ezilmesine neden olmuştur. O tarihlerden buyana en belirgin ayrımcılık cinsiyet ayrımcılığıdır. Bu yüzden günümüz insanının her türlü ayrımcılığın önünde kadınlardan yana pozitif ayrımcılık yapması gereği vardır…
Aslında hangi başlık altındaki tartışmaydı şu ana anımsamıyorum, ama anaerkil toplumlarda da cinsiyet ayrımcılığı yapılmış olabilir mi, kadınlar erkekleri ezmiş olabilir mi, anaerkil toplum özel mülkiyet bakımından masum görünmektedir. Bu konu forumun birinde araştırılmaya çalışılmış, bir çok tartışma gibi o da sonsuz usun derinliklerinde kayboldu. Ya xenix ya sonsuz açmıştı konuyu… Yani öyle bile olsa, olay yine cinsiyet ayrımcılığıdır ve en çok yapılanlar arasında “cinsiyet ayrımcılığının” imlenmesini gerektirirdi.
Cinsiyet ayrımcılığı toplumdaki en doğurgan ayrımcılıktır. Her türlü ayrımcılığın anasıdır. Sırtından sopa, karnından sıpanın eksik edilmediği ayrımcılıktır. Nazım’dan esinlenerek; soframızdaki yeri öküzümüzden sonra gelen ve hiç yaşamamış gibi ölen, oysaki anamız, avradımız, yarimiz, kızımız, nişanlımız, yavuklumuz, çocuğumuz diye de sevdiğimizi sandığımız, dağlara kaçırıp oynattığımız, uğruna hapisler yattığımız kadınlarımıza işkencenin bir diğer adıdır cinsiyet ayrımcılığı… Toplumdaki en kapsamlı ayrımcılık olmasına rağmen, üzeri en çok örtülen, görmezden gelinerek ötelenen bir sorunsaldır. Toplumlar için önerilen her türlü devrimin, ilk etapta hiçbir biçimde çözemeyeceği, ayrıca savaşılması gereken bir ayrımcılıktır. Toplumların yaşamında en son çözülecek çelişkilerden olan din kadar kapsamlıdır…
Bir düşünün bakalım; bir ananın çocuğunu sevdiği gibi sevseydik şu dünyayı, yanı başımızı, ardımızı önümüzü bir düşünün…
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
Bir önceki mesajımda teşekkür etmem sizi epey cesaretlendirmiş:) Haksızlığa neden dayanamadığımı ya da kısacası sizin beni anlamış olduğunuzu zannetmiyorum.Şuraya 2 cümle yazan herkesi anlamış oluyorsunuz öyle mi? Daha evvelki mesajlarımda konuyu biraz karıştırmak ( ki kasten yaptığım bir durumdu) istediğimi yazmamama rağmen, siz kendinizce bir laf sokuşturma çabası içine girmişsiniz:) Ben ise sizin bu tutumunuza gülüyorum:))) Kendinizi artık ilerlemiş ve zeki kabul edebilirsiniz:)))
“Mesela insanları üniversiteye alırken ÖSS yapmak bir ayırt etme yöntemidir. (Bilgi, yetenek, zeka ayırt etmesi)
Ama sınav yapmadan onları kişisel tercihlerinize göre almak bir ayrımcılıktır. (Hemşeri, arkadaş, dindaş vs)
Bu ikisinin aynı olduğunu düşünüyorsanız, haksızlığa neden dayanamadığınızı anlamış olurum.”
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
Hem ileridir,
Hem geridir,
Hem zekidir,
Hem değildir,
Hem aydındır,
Hem karanlıktır,
Hem her şeydir,
Hem hiç bir şeydir.
Yani
Garip bir adam,
Enteresan bir tiptir.
Ben çözemedim,
Sizde çözmek için uğraşmayın..::))))
Lütfen tatlı canınızı da sıkmayıınız.
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
HoLa Arkadaşıma bir sorum olacak:
-Yukarıdaki istatiski tablo üzerinde ilk satırda bulunan “kişilik zırhlı” ve “kişilik zırhsız” notlarının anlamı nedir?
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
Bu bir tez konusu Hüseyin Aktaş. James DeMeo PhD. adlı bir akademisyenin çalışması. Bizim akademisyenlerden de bununla ilgili bir çalışma yapılmış. Bu bilgileri kendiniz de incelemek istersiniz diye veriyorum.
…mesela şuradan ulaşabilirsiniz daha geniş bir anlatımı var.
“Armoured Personality” den çevrilmiş olan “kişilik zırhlı” bir kişinin dıştan (hatta bazen içten) gelen baskı ve tahakkümler nedenli kendi kendisini koruma gereği hissetmesi ve savunma halinde olması.
Reply link does not work in your browser because JavaScript is disabled.
Dert etmeyin ben de kasten yapıyorum. Sitemizde iki tane dayanıklılık testi var. Biri benim, biri de DEC CAL. İkimize de sabreden sabır testini geçmiş sayılıyor.
Aslında bir şık daha eklemeyi düşündüm ama bazıları ile alay etmemek için eklemedim. Şu olacaktı eğer ekleseydim.
xenix
Yok alınmadım tabi ki. Ondan insanlar bir işe (örneğin sekreterliğe) alınırken cinsiyetine göre değil de işi yapıp/yapmamasına göre alınıyor değil mi?
xenix
Güzel bir anket demek, tüm olasılıkları barındıran anket demektir. Ayrımcılık olmadığını düşünen insanları da düşünmek lazım.
elbette cinsiyet ayrımcılığı ilk sırayı alıyor 🙂 doğmadan kodlara işleniyor tane tane… zaten her biri ayrı bu cinsin doğal olarak ayrım olacak tabi:))) neye göre ayrımcılık mesela???
Din / Mezhep / tarikat ayrımcılığı
Etnik ayrımcıılık
Hısım / Akraba ayrımcılığı
Hemşehri ayrımcılığı
Cinsiyet ayrımcılığı
Eş / dost / arkadaş ayrımcılığı
Zengin / fakir ayrımcılığı
Statü / kariyer ayrımcılığı
Ayrımcılık yapılmıyor diye bir şık pek (şık) olmamış:))))
yani şık durmamış:) diğer şıklar zaten fiyasko… alınmadın umarım tamamen yazıya yönelik fikrim:)
ayrımcılıksızlık olan bir gezegen var mı acaba???
bak şimdi maskeler takılıyor düşüncelere az sonra dökülür inciler:))
Ama işte bu sizin görüşünüz. Mesela bir çok islam alimi, kadın-erkek ayrımcılığının islamda olmadığını, islamda kadına son derece eşit haklar verdiğini savunacaktır. (Bakın görün ilerleyen yorumlarda)
xenix
yok tabii öle değil… ondan derken ??? ben de zaten ondan bahsediyorum iştee. burada sekreterlik çok küçük bir ayrıntı:)
sırf kadın olduğu için neler yaşayan insanlar var mesela yada neyse…
ya benim beynimdekileri aktaramama sorunum var:)) o zaman sus yazma diyorum kendime ama onu da beceremiyorum:)))
yahu bilmez miyim ben kadına ne verildiğini islamda hehh:)) bu yüzden cinsiyetimi değiştirmek istedim kaç kez ama kardan adam olur senden adam olmaz dediler:P
şaka bir yana ayrımcılık benim yaşadığım dünyada yok. (deligezegeni) her insan takılıyoo öle kafasına göre delimi deli bittii:)
Öyle diyorsunuz da…geçenlerde bir yaşıma daha girdim:
Üst düzey yönetici hatun bir arkadaşım var…hatırı sayılır derecede tecrübesi, geçerli bir sektörde geçmişi…anlayacağınız bir kaç sayfalık öz geçmiş çıkacak ciddi bir kariyerden bahsediyorum.
Sen kalk şu görüntülü sohbet edilen, parayı bastırınca da orasını burasını göstererek para kazanılan sitelerden birinde model olarak baş vur…
…almışlar işe.
“Bu kadar eğlendiğimi hatırlamıyorum”
…diyor.
Buyurun buradan yakın…hala irdeliyorum.
tüm bu ayrımcılıklar aslında tek bir potada birleştirilebilir. hemşehriyseniz aynı etnik kökene ve aynı dine mensupsunuz demektir bu yüzden dost arkadaş olma yolunda devasa bir adım atmış olursunuz, akrabanız olmasa bile hısmınızdır artık ,hele ki cinsiyetler de aynıysa ruh ikizinizi bulmuş bile sayılabilirsiniz.
bu ülkede kişilik-benlik edinmenin en kolay yolu da şu yukarıda belirtilen etiketlerdir. bireyin kendine has özgül yapısıyla yaşamı sürecince inşa ettikleri asıl kimliği oluşturması gerekirken aksine bize ait olmayan herşey bizim kimliğimiz oluveriyor.
hola,
cici yaşınız kutlu olsun:))
o zaman ankete birde
eğlenceli – eğlencesiz iş başvuruları ayrımcılığı butonu eklemek mi lazım:)))
ve marmaramus,
benim delice bakış açım toplumdaki ayrımcılığı değiştirmiyor işte… azınlık durumundaki ayrımcılığa giriyor bu düşünce hatta yok gibi… kim bilir belki de gereksiz… salakça ya da ne bileyim işte
ben taktım bu zengin-fakir olayına arkadaş.
en basitinden stada maç izlemeye gitsen VIP de oturursun. fakirsen açık kale arkası. hatta onu bile zor bulursun.
bakın mesela islam inancına göre milli piyango bileti almak hele bundan çıkan parayı yemek büyük haram. o parayla yaptığın herşey yediğin her lokma haramın önde gideni. eeee. milyonlarca bileti kimler alıyor o zaman. çünkü reel hayatta “paran kadar konuşursun” kimse sana “kıldığın namaz kadar konuş” demez.
benim seçeneğim : hepbiri .
Türkiyemiz ayrımcılık üzerinde bina edilmiştir zaten ve üzerine basa basa vurgulanır:
din ayrımcılığı: muhterem müminler…
mezhep ayrımcılığı: yahu onun mezhebi geniş zaten…
tarikat ayrımcılığı: ben gavsım için ölürüm…
etnik ayrımcılık: gardaş türkümüz yarım kalmamalı…
akraba ayrımcılığı: yiğenim biz akrabayık…
hısım ayrımcılığı: olurmu canım hısım sayılırız…
hemşehri ayrımcılığı: ayıb ediyon topraam bu ihale senin…
cinsiyet ayrımcılığı: yakarım bu mahalleyi yakarımm…
eş ayrımcılığı: yahu kardeşim bahsettiğin benim karım…
dost ayrımcılığı: aa..kıyamam canım…
arkadaş ayrımcılığı: arkadaş dedim verdim…
zengin ayrımcılığı: aman efendim hoşgeldiniz…
fakir ayrımcılığı: geç şurda dur…
statü ayrımcılığı: sen benim kim olduğumu biliyormusun…
ayrımcılık yapılmıyor: işte bir tek bunun müşterisi yok. yada ben bilmiyorum.
Bir de şöyle bir anket açarmısın.
Diye…
Sevgili xenix konuyu çok yaratıcı ve faydalı bulmadığımı bilmeni isterim:) “En çok hangi tür “ayrımcılık” yapıyoruz?” yerine “Neden ayrımcılık yapıyoruz?” sorusunu konu edinmiş olsaydın daha gürültülü bir konu olurdu sanırım ve mesele çomak sokmaksa, bu anlamda daha faydalı olurdu:)
böyle güzel olmuş yazı düzeni ohhh rahat rahttt okudum. sağolasın veNa Amoris:)
ama verdiğiniz köpek örneğine katılamıycam:) hayvanlar ayrımcılık yapmaz zira onlarda hin düşünce olmaz diye düşünüyorum epey haşır neşirim de onlarla oradan biliyorum.
sizin verdiğiniz örnek olsa olsa içgüdüsel bir davranış olabilir.
bak bak nasılda ahkam kesiyor okuyanda veteriner fln sanacak:) ahh delişey ahh ben ne yapıcam senle heee???
Hmmm anlaşıldı; ayırmak, ayırt etmek ve ayrımcılık birbirine karışıyor…
Sanmıyorum Hola …
Tanımak ile ayrımcılık yapmayı karıştırmış olduğumu düşünmüyorum. Köpek örneğini verirken bile bile verdim. Her ne kadar az da olsa bilim tarafından hayvanlarda akıl olduğu iddia edilmekte ise de hayvanlar da insan gibi akıl ve irade yoktur, dolayısıyla da kendi tabiatına mutlak surette tabidir. Ne daha aşağı bir hayat formuna inerler ne de daha yükseğe çıkarlar. İnsanlar da ayrımcılık konusunda böyledirler. Herkes kendini nasıl bir değer sisteminde tanımlıyorsa o doğrultuda ayrımcılık yapar. Yani insan da bu konuda kendi tabiatının dışına çıkamaz. Ayrımcılık düşünerek yapılan bir eylem gibi olsa da akıl ve iradenin devre dışı olduğu, tabiatımız gereği yapılan bir durum olduğunu düşünüyorum ben. Bu yüzden tanımak, ayırt etmek ve ayrımcılık arasında bir fark yok. Biraz durumu karıştırıp sizleri uğraştırsam hiç fena olmaz :)))
Ayrımcılıkta ön yargı vardır…içinde ön yargı barındırması nedenli ayrımcılık hoş karşılanmaz. Eğer bir kişi/hayvan tanış ise daha önceden bilinen bir bilgiye refere edilir. Bu da ayrımcılık değil ayırmaktır…dost/düşman ayırması.
Salt tanış diye birini diğerlerinden özelliklerine bakmaksızın ayırıyor iseniz buna ayrımcılık denilebilir elbette ama köpek bunu yapmayacaktır.
Köpek örneğinde refere edilen bilgi kişinin kokusudur…(bilmem kaç milyon farklı kokuyu köpek hafızasına kaydetmekte) kokuyu kaydeder ve zararsız hanesinde tutar. Koklayamadığı için hırlar…çünkü hafızasında dost/düşman karşılığı yoktur.
Örnek vereyim: Yerden bir taş alın…yine bir çok taşın olduğu yere o taşı atın…köpek o taşı bulup getirecektir. O taşı diğer taşlardan ayırt edebilmesi elinizden bulaşan kokunuzdur.
Mesela hayatında köpek tarafından ısırılmamış birinin köpek korkusu ile ısırlmış birinin köpek korkusu farkı gibi…
…buna şunu da ekleyebiliriz: Köpekte “dişimi geçirirsem canı yanar” bilinci var mıdır acaba?
Oysa köpeğin eli yoktur…ağzıdır elleri.
Ağzıyla tutar, taşır.
Sert ya da canını yakacak şekilde uygularsanız sert tutar…yumuşak uygularsanız yumuşak tutar…
…siz onu ısırmak olarak algılarsınız. Hatta bazen yumuşak tutar ama siz elinizi aniden çekince eliniz sıyrılır ve siz “Aha ısırdı” dersiniz.
Ayrımcılık olması işin içine ön yargı girmesi lazım…
…kıyakçılık var bir de.
:)))))
Sayın Şeref Yücel
Kemalizm,evrensel olmayan, ama bildiğimiz, anladığımız, öğrendiğimiz ve gördüğümüz uygulamalarıyla, bütün diğer felsefe ve sistemlerin, sosyoekonomik önermelerin, bir değil, bir kaç adım önünde, kendisini halk kültürüyle donatmış, önüne padişahlık, krallık, hakanlık imkanları serilmişken, muhteşem bir insani tevazuyla hiçbir hırs ve megalomaniye kendini kaptırmamış, somut önerilerini ülkemiz için, soyut önerilerini de tüm insanlık için ortaya atmış, hayatının sonuna kadar da öyle yaşamış, bizden biri olan Mustafa Kemal Atatürk’ün Eklektizm adı verilen ve hiçbir sosyoekonomik sisteme benzemeyen sistemiyle, her yönüyle insani felsefesinin tamamen gerçeklerle örtüştürüldüğü fikirler bütününün adıdır.
Onlarca ayrı siyasi kurumlarda faaliyet gösterip, Asya pandaları gibi birleşemeyenlerin tek ortak yanı Atatürkçülüktür.”Atatürkçüyüm” demekten çekinmezler, ama görev süresi bitince yüce divanlarda hırsızlık, yolsuzlukla yargılanacak kadar bilgi ve belgeye dayalı suçlar işleyenler Atatürk’ün felsefesini Kemalist felsefeyi, anlamadan sadece isminden faydalanmaya çalışanlardır. Bu türden Atatürkçüleri ve böylesi bir Atatürkçülüğü azıcık aklı ve vicdanı olan herkes eleştirir, bunda sorun yok.
Çok istiyorsanız yukarıda bahsettiğim şekilde gerçek Kemalizmi ve Kemalistleri buyrun eleştirin bakalım, eleştirirken neyi ölçü alacağınızı merak ediyorum. Sakın haa, dini kullanarak, bol bol ağlayan , el etek öptüren sistemler ve emperyalizme odaklanmış ortak sistemlerle, emperyalizmin amaçlarına hizmet edenleri, Türkiye’ye hizmet etmek için Türklerle mücadele edenleri kriter alıp karşımıza çıkmazsınız umarım…
Konunun yeri burası değildi ama Şeref Yücel Beyin bu yazısı karşısında susmak istemedim:)
Tabiki en çok ayrımcılık, din/mezhep/tarikat ayrımcılığyla sınırlı değil ancak ayrımcılıkla ilgili en fazla mesaii yapanlar bu arkadaşlardır.
Dün CNN Türk’de yapılan tartışmayı izlediğimde birdaha gördüm ki Türkiye’de Şeref Yücel gibi biçarelerin istediği ‘herkes namaz kılsın, herkes İslama inansın ve tabi herkes camiye gitsin’ saplantısıdır. Bunu açık açık söyledi badem bıyıklı arab oğlanı. Şeref yücel de bu saplantılı sayrıl ruh halinin tipik bir örneği.
SAYIN: veNa AmoriS,
Tek anlamadığım şey şurası oldu:
“Çok istiyorsanız yukarıda bahsettiğim şekilde gerçek Kemalizmi ve Kemalistleri buyrun eleştirin bakalım, eleştirirken neyi ölçü alacağınızı merak ediyorum” demişsiniz.
Yazınızı bir bütün olarak ele aldığımızda bir sorun yok.
Ben sadece sizi bu kadar mükemmelliyetçi düşünceye sevkeden ölçüyü çok merak ettim.
Eksiklerden ve noksanlıklardan münezzeh bir Kemalizm ve Kemalist’ler mi demek istediniz? Yoksa ben mi yanlış anladım?
Şimdi bu arkadaşların durumu şu;
İmam taifesinin TC nin direksiyonuna geçtiği günden bu güne kadar geçen süre içerisinde;
a-Yaptıkları icraatlar
b-Yapacakları icraatlar
c-Yapamadıkları icraatlar
…itibarı çerçevesi içinde bunlara karşı duruş sergileyenler ne yapıyorlar?
Bayrak sallıyorlar
Cumhuriyet mitingi düzenliyorlar
Anıtkabir e gidiyorlar
Atatürk’ün kurduğu Türkiye diyorlar
Atatürkçülükten bahsediyorlar
Bağımsızlık sloganları atıyorlar
Bunun tercümesi nedir?
“Vatan haini” yakıştırması.
İmam bunları gördükçe deliriyor.
Çünkü bu hakikaten ağır, hatta berbat bir suçlama.
Bu suçlamalar karşısında başbakanınız ne dedi?
“Biz değiştik”
İmam başbakanın bu söylemini görünce hemen bir gerdan kırıp hafif bir kalça çalkalaması ile bunu geçiştirip ve ne yapıyor?
Vatan haini yakıştırması yapanlara şu yukarıdaki yazılan yazı içerisinde bahsedilen garubet ve benzeri safsatalar üretiyor.
Diğer bir deyişle diyor ki:
“Atatürk yerine imamın teki lider olsaydı, TC şimdi bölgenin lideri olurdu. Halk daha refah içinde olur, kişi başına düşen milli gelir 35.000 dolar olurdu. Yolsuzluk, hırsızlık, kıyakçılık, avantacılık, adam kayırma, kadrolaşma, sağ-sol çatışması, darbeler olmazdı. Kadınlar daha bir kadın erkekleri daha bir yiğit olurdu.
TC çooook daha çağdaş, ferah ve refah olurdu.
Oysa Kemalizm ya da Atatürkçülük oldukça naif ilkelerden oluşur.
Pozitif bilime önem ver, çağdaş ol, bilgiye, eğitime önem ver, hurafeleri kendine ilke ve siyasi çıkar malzemesi etme, edenleri benimseme.
Hepsi bu!
Şu bahsettiğim naif ilkeleri her türlü alanda gerekli görmek ve benimsememek için ya satılmış olmak gerekir ya da salak.
Arkadaş oturmuş çevresinde ve ülkesinde olan biten her türlü edepsizlik ve olumsuzluğu Atatürkçü olmak ile bağdaştırmış.
Bugün birileri Atatürk e ilah misali tapıyor ise bunun nedeni Atatürk ya da Atatürkçülük değil ki…bal gibi ümmetçiliktir. Şu yukarda bahsi geçirilen ve hakikaten sinir bozucu olan Atatürk ü ve Atatürkçülüğü her türlü yolunu bulmaya, avantacılığa, kıyakçılığa alet etme adına diline dolayarak iş bitirme hevesçiliğinin altında ümmetçilik ve tevhidçilik yatar.
“Allah biiiiir” diyenle bunlara benzer “Atatürk biiiir” diyenin yediği kap aynıdır yani.
Aklı başında, irfan sahibi, kaliteli bir kişiliğin şu yukarıda lanse edilmeye çalışılan cinsten bir Atatürkçülük sergilemesi mümkün müdür?
Haydin oradan…
Bir daha söylüyorum;
Az gelişmiş memleketin az gelişmiş zihniyetlerini boyamak için uydurulan şu zırvaların gereği IQ değil Euro dur.
TEBRİK EDERİM
DEC CAL:
Bir de şöyle bir anket açarmısın.
yapıyoruz.”
Sayın Şeref Yücel
En son yazdığınız cümle ile nerelere gelmek istediğinizin farkındayım. Gece trenlerine binmeyin, kaybolursunuz valla:) Kemalist felsefe, ontolojist bir felsefedir Şeref Bey. Yaratılış da bu düşünce sisteminin temelidir. 1924 te Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kurulması ve Kur’an-ı Kerim tercümeleri, yaratılışla ilgili bütün hurafe, rivayet ve putperestliği andıran kula kulluk müesseselerinin ortadan kaldırılması, fikren ve vicdanen özgürleşip, aracısız Allah’a ulaşma yolunun açılması, Kemalist felsefesinin güvencesidir.
Sizin de neyi eleştirdiğiniz ortadadır, gece trenlerine binmeyin kaybolursunuz demiştim ancak siz çoktan gece trenlerine binip kaybolmuşsunuz bile.
Konuyu eksenine döndürelim. Gerçi, Şeref Yücel’in Atatürkçü olmasında kim olursa olsun ayrımcılığı dikkat çekiciydi ama ona sonra değiniriz.
Sevgili vena, bence önce ayrımcılığın ne olduğunu konuşmalıyız sizinle.
Gördüğünüz gibi aynı şeyler değil. (Uğraşıp TDK dan anlamlarını getirdim sizin için)
xenix
Teşekkür ederim sevgili xenix ,uğraşmışsınız sahiden 🙂
Mesela insanları üniversiteye alırken ÖSS yapmak bir ayırt etme yöntemidir. (Bilgi, yetenek, zeka ayırt etmesi)
Ama sınav yapmadan onları kişisel tercihlerinize göre almak bir ayrımcılıktır. (Hemşeri, arkadaş, dindaş vs)
Bu ikisinin aynı olduğunu düşünüyorsanız, haksızlığa neden dayanamadığınızı anlamış olurum.
xenix
Yakınlık kurmak ve tanışmak için ilk sorulan sorular şöyledir; nerelisin , kimlerdensin, diye bir başlangıç..
Birbirimizi tanıma yöntemlerimiz bile insanlık dışı aslında. Irkımıza, şehrimize,uyruğumuza yakınsa seveceğiz sanki, değilse uzak duracağız. Enteresan yani…
Cinsiyet ayrımcılığı
Zengin / fakir ayrımcılığı
Statü / kariyer ayrımcılığı
“Cinsiyet ayrımcılığı” şıkkını imleyip sayfaya girince, bu şıkkın diğer şıklar arasında geri kalmasını kendi adıma şık bulmadım… Bu şıkkın diğerlerinin önünde bulunacağını umuyordum… Çünkü tarihin en eski çağlarından; anaerkil dönem sonrası ataerkil dönemin başlangıcıyla birlikte, yeryüzünün en eski, en katmerli, acımasız ayrımcılığının cinsiyet ayrımcılığı olduğunu söyleyebilirim. Gerçi “statü-kariyer ayrımcılığı” ve bunun ardından gelişen “zengin-fakir” ayrımcılığı cinsiyet ayrımcılığının temelini oluşturur ve bu anlamda onlar daha öncedir ama “pozitif ayrımcılık” yaparak cinsiyet ayrımcılığının teşhirinin, ayırtına varılmasının sağlanması doğrultusunda, bu forumda “cinsiyet ayrımcılığının” diğerlerinden daha çok seçiliyor olması gerekirdi…
Engels’in “Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni” adlı eserinden el alarak; toplumların tarihinde “iş bölümü ve uzmanlaşmanın” statü ve kariyer ayrımcılığını doğurduğunu, statü ve kariyer ayrımcılığının kendisini siyasal olarak örgütleyerek devleti oluşturduğunu, örgütlenmiş devletin doğuşunda olmasa da, kendine yabancılaştığı sonraki süreçte, “zengin-fakir” ayrımcılığının sürdürülebilmesinde baskı unsuru haline geldiğini söylemek olasıdır. İş bölümü ve uzmanlaşma ile başlayan üretim araçları üzerindeki “özel mülkiyet” kavramının daha sonra kadını da “özel mülk” saymasıyla başlayan süreç kadınların vahşice sömürülmesine, ezilmesine neden olmuştur. O tarihlerden buyana en belirgin ayrımcılık cinsiyet ayrımcılığıdır. Bu yüzden günümüz insanının her türlü ayrımcılığın önünde kadınlardan yana pozitif ayrımcılık yapması gereği vardır…
Aslında hangi başlık altındaki tartışmaydı şu ana anımsamıyorum, ama anaerkil toplumlarda da cinsiyet ayrımcılığı yapılmış olabilir mi, kadınlar erkekleri ezmiş olabilir mi, anaerkil toplum özel mülkiyet bakımından masum görünmektedir. Bu konu forumun birinde araştırılmaya çalışılmış, bir çok tartışma gibi o da sonsuz usun derinliklerinde kayboldu. Ya xenix ya sonsuz açmıştı konuyu… Yani öyle bile olsa, olay yine cinsiyet ayrımcılığıdır ve en çok yapılanlar arasında “cinsiyet ayrımcılığının” imlenmesini gerektirirdi.
Cinsiyet ayrımcılığı toplumdaki en doğurgan ayrımcılıktır. Her türlü ayrımcılığın anasıdır. Sırtından sopa, karnından sıpanın eksik edilmediği ayrımcılıktır. Nazım’dan esinlenerek; soframızdaki yeri öküzümüzden sonra gelen ve hiç yaşamamış gibi ölen, oysaki anamız, avradımız, yarimiz, kızımız, nişanlımız, yavuklumuz, çocuğumuz diye de sevdiğimizi sandığımız, dağlara kaçırıp oynattığımız, uğruna hapisler yattığımız kadınlarımıza işkencenin bir diğer adıdır cinsiyet ayrımcılığı… Toplumdaki en kapsamlı ayrımcılık olmasına rağmen, üzeri en çok örtülen, görmezden gelinerek ötelenen bir sorunsaldır. Toplumlar için önerilen her türlü devrimin, ilk etapta hiçbir biçimde çözemeyeceği, ayrıca savaşılması gereken bir ayrımcılıktır. Toplumların yaşamında en son çözülecek çelişkilerden olan din kadar kapsamlıdır…
Bir düşünün bakalım; bir ananın çocuğunu sevdiği gibi sevseydik şu dünyayı, yanı başımızı, ardımızı önümüzü bir düşünün…
Sevgili xenix
Bir önceki mesajımda teşekkür etmem sizi epey cesaretlendirmiş:) Haksızlığa neden dayanamadığımı ya da kısacası sizin beni anlamış olduğunuzu zannetmiyorum.Şuraya 2 cümle yazan herkesi anlamış oluyorsunuz öyle mi? Daha evvelki mesajlarımda konuyu biraz karıştırmak ( ki kasten yaptığım bir durumdu) istediğimi yazmamama rağmen, siz kendinizce bir laf sokuşturma çabası içine girmişsiniz:) Ben ise sizin bu tutumunuza gülüyorum:))) Kendinizi artık ilerlemiş ve zeki kabul edebilirsiniz:)))
Bu xenix böyledir.
Hem ileridir,
Hem geridir,
Hem zekidir,
Hem değildir,
Hem aydındır,
Hem karanlıktır,
Hem her şeydir,
Hem hiç bir şeydir.
Yani
Garip bir adam,
Enteresan bir tiptir.
Ben çözemedim,
Sizde çözmek için uğraşmayın..::))))
Lütfen tatlı canınızı da sıkmayıınız.
HoLa Arkadaşıma bir sorum olacak:
-Yukarıdaki istatiski tablo üzerinde ilk satırda bulunan “kişilik zırhlı” ve “kişilik zırhsız” notlarının anlamı nedir?
Bu bir tez konusu Hüseyin Aktaş. James DeMeo PhD. adlı bir akademisyenin çalışması. Bizim akademisyenlerden de bununla ilgili bir çalışma yapılmış. Bu bilgileri kendiniz de incelemek istersiniz diye veriyorum.
link to scribd.com
…mesela şuradan ulaşabilirsiniz daha geniş bir anlatımı var.
“Armoured Personality” den çevrilmiş olan “kişilik zırhlı” bir kişinin dıştan (hatta bazen içten) gelen baskı ve tahakkümler nedenli kendi kendisini koruma gereği hissetmesi ve savunma halinde olması.
Biraz da Mizah..:::))))
Safsata
Sofu
Sufi
…etimolojik sözlük orada duruyor.
Açar bakarsanız göreceksiniz ki KÖKÜ aynıdır.
Akademisyenin teolog olanı bizde bilim adamı gibi hareket etmez…
…dinci gibi hareket eder.
Yani Ruhban.
Bu durumdan azıcık utanıp sıkılsa açıp tarih okuyacaktır…
…antropoloji inceleyecektir.
Bunu yapmaz.
Kıyakçılık ve yaranma mekanizması akademi mekanizmasını alt eder.
Dolayısı ile olan biteni “masal-rivayet” kertesinde nakleder.
Tarih, antropoloji kanıtla, bulgu ile oluşturulur…
…safsata ile değil.
Ondandır ulema kendini sofu ile, sufi ile anlatır.
Safsata der kanıtları ile önüne koyarsın, bakakalır.
Daha önce de belirttiğim üzere bizim ulema taifesi binlerce yıllık insanoğlu tarihine göz ucu ile bakmaz, bakandan da hazzetmez.
Neden?
Çünkü 1400 ün öncesi bulguları 1400 e ışık tutar da ondan…
…o ışığı sevmez.
Bu ülkenin toprakları çok bin sene önceye deliller ile doludur…
…Hitit, Sümer, Lidya!
Ondandır delili getirdiğin zaman ulema dansöz olur.
El çırpar “sen oyna ulema sen oyna” dersen kötü olur…
…bön bön bakacaksın.
Dert etmeyin ben de kasten yapıyorum. Sitemizde iki tane dayanıklılık testi var. Biri benim, biri de DEC CAL. İkimize de sabreden sabır testini geçmiş sayılıyor.
xenix
xenixle deccal başarısız olursa gamaro geliyor tankıyla:)))
gamaro kılıcı tercih eder:)
Üstüste gelen şanssızlıklar oldu belki, ama ben bir kez daha hoşgeldin diyorum Veva Amoris’e, sitede daha fazla vakit geçirmesi dileğiyle.